Babamı parçalayan pilot

"Tam bir baba olurken kendi babamı yitirdim."

Haberin Devamı

Böyle başlamıyor ama böyle bitiyordu dün Independent'ta gözlerim dolu dolu okuduğum Fares Akram'ın hikâyesi.

Bugün Referans'ın yorum sayfasında tam metin çevirisi var. 

İsrail'e, Hamas'a ya da genel anlamda Ortadoğu'ya nasıl baktığınızın hiçbir önemi yok. Hangi ideolojik geçmişten geliyor olursanız olun. Okuduğunuz onlarca haberi bir kenara koyun, aynı zamanda bir gazeteci olan Fares Akram'ın kişisel gibi görünüp tüm kimliklerden arınan hüzünlü ve bir o kadar da anlamlı hikâyesini önce baştan-sona, sonra da sondan-başa iki kez okuyun.

Emin olun sizde de benzer bir etki yaratacak.

Günlerdir belki de mesleki deformasyondan olsa gerek karmaşık bir ruh haliyle izliyorum Gazze'den gelen katliam haberlerini.
2009'un bu ilk insanlık dramını televizyonlardan izleyen herkes gibi benim de içim acıyor. Ama nafile!
Mesleğim gereği elim varmasa da haberlere kayıtsız kalamıyorum.

Hemen her gün Hamas'ın intikam yemini kokan "Gazze'yi İsraillilere mezar edeceğiz" yollu açıklamalarını da okuyorum, Olmert'in hiçbir inandırıcılığı olmayan "Bu harekât kaçınılmazdı, kendi halkımızın güvenliği için meşru müdafaa yapıyoruz" yollu insanlıktan nasibini almamış politik açıklamalarını da.

Siz buna bir de bundan tam 10 yıl önce Amerika'da yüksek lisans tezimi "Amerika'nın Ortadoğu Dış Politikası" gibi gayet alengirli bir çerçeve ve İsrail-Filistin Sorunu üzerine yapmış olduğumu ekleyin, son 10 gündür izlediğim görüntüler karşısında neden karmaşık bir ruh hali yaşadığımı daha iyi anlarsınız.

Biliyorum Gazze'de yaşanan dram her şeyden önce insani.

Ama aynı zamanda siyasi ve ekonomik.

Bir o kadar tarihsel.

Bombalar patladığı sürece güncel.

İsrail'in bu saldırıyı yaklaşan seçimlerden dolayı iç siyasi sebeplerle yaptığını söylemek için çok da uzman olmaya gerek yok.

Fakat aynı şekilde Hamas'ın Abbas ile girdiği iç siyasi mücadeleden dolayı ateşkesin uzatılmasına yanaşmamasını da soğukkanlı analizlerimize eklememiz gerekiyor.

Beni de tam bu "soğukkanlı analiz" yapma ya da yapamama arzusu yaralıyor.

Patlayan bombalar, yollara dağılmış cesetler, hastane kuyrukları, açlık-sefalet birdenbire siyasi analizler için çerez konumuna düşüyor.

İnanın bu yüzden birkaç gündür haber izleyemez-okuyamaz oldum.

Taa ki Fares'in "Babamın yaşamı ve ölümü" başlıklı yazısını okuyana kadar.

"Babamı öldüren, şu adı geçen F-16 hava saldırılarından biriydi. Bina yerle bir edilmiş ve babamın bedeninden de geriye fazla bir şey kalmamıştı. Molozlar arasında babamı bulan amcam, acımasız bir dürüstlükle 'Geriye sadece bir küme et yığını kaldı' demişti."

Günlerdir beynimle gönlüm arasında yaşadığım keskin bölünmüşlük bir anda ortadan kalktı. Çünkü biz medya mensupları da tıpkı Fares'i amcası gibi "acımasız bir dürüstlükle" ceset sayıyorduk.

Oysa Fares'in yaşayarak yazdıkları karşısında ilk defa hem gözlerim doldu hem de beynim.

Gazze'de yaşanan insanlık dramı üzerine hamaset yapmak istiyorsanız, her gün ajanslardan geçen onlarca ölüm haberi yeter. Fares'in babasının ölüm haberi bir yanıyla onlardan bir tanesi.

"Babam Ekrem al-Ghoul bir militan değildi. Gazze'de doğmuş ve Mısır'da eğitim almış, Filistin Otoritesi adına çalışan bir avukat ve yargıçtı. Hamas bölgeyi ele geçirdikten sonra istifa etti ve tarım işlerine geri döndü. Babam Hamas'ın, İslam yasalarını uygulayarak Gazze'deki yasal sisteme yaptıklarından nefret ederdi ve şiddete bütünüyle karşıydı. İsrail'le bir anlaşma sağlanması ve Filistin için daha iyi bir gelecek için çok çaba sarf etti. Filistin Otoritesi Batı Şeria'da hâkimiyeti sağladığında, mahkemelerin kurulmasına yardımcı olmak üzere Ramallah'a taşındı."

Filistin-İsrail savaşının tarihi-kültürel-politik-bölgesel analizini yapmak istiyorsanız, dünyada üzerine en çok makale-kitap yazılmış konu ile karşı karşıyasınız, şimdiden uyarmış olayım. Ama inanın hiçbiri Fares'in babasının ölümü üzerine yazdıklarının yerini tutamaz.

Neden mi?

Cevap tüm dünyada İsrail'e karşı öfke ve nefret dalgaları kabarırken Fares'in şu son paragrafında:

"Büyük acım bir intikam duygusu taşımıyor. Ama büyük üzüntü içindeki bir oğul olarak gerçekte, İsraillilerin terörist olarak tanımladıklarıyla Gazze'yi işgal eden İsrailli pilotlar ve tank mürettebatını ayırt etmekte zorlanıyorum. Babamı parçalayan bir pilotla, küçük bir roket ateşleyen bir militan arasında ne fark var?

Buna bir yanıtım yok.

Öte yandan tam bir baba olurken, kendi babamı yitirdim."


Dedim ya intikam duygusu taşımayan Fares'in adeta doğacak çocuğuna yazıyor gibi kaleme aldığı "acı hikâyesi" böyle başlamıyor ama böylece bitiyor.

Yazarın Tüm Yazıları