Askerin bankası diye düşünmedik Türkiye’nin geleceğini görüp geldik

GEÇEN pazar günü Ferrari Takımı’ndan Felipe Massa’nın kazandığı Formula 1 yarışı öncesi İstanbul Park’ta Paddock Club’da Renault Takımı’nın salonuna girdim.

Oyak Holding Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, Oyakbank’ı 2.7 milyar dolara satın alacak Hollanda merkezli ING’nın Yönetim Kurulu Üyesi Eli Leenaars başta olmak üzere ING ekibiyle sohbet ediyordu.

Aslında yarışı Philip Morris’in de desteklediği Ferrari’ye ait salonda izleyecektim ama Eli Leenaars’la da saat 12.00’de buluşmak üzere randevulaşmıştık.

Salonda beni karşılayan ING’nin Kurumsal İletişim biriminden Nanne Bos’a, "ING, Formula 1’e ne kadar sponsorluk harcaması yapıyor?" diye sordum. Nanne Bos’tan, "100 milyon Euro" yanıtını aldım.

Eli Leenaars’la konuşmaya başladığımızda da bu konu açıldı. Leenaars, Formula 1’e sponsor olmalarının ING’nin dünyada bilinirliğine katkısını gördüklerini vurguladı.

Eli Leenaars, konuşmamız boyunca sıkça, "Biz Türkiye’ye kısa vadeli değil, uzun vadeli bakıyoruz" mesajının altını çizdi. ING yönetimi belli ki Oyakbank’ı satın almakla uzun vadede önemli kazanımlar sağlayacağına inanmıştı.

Türkiye’nin son 4-5 yılda enflasyonu indirmede gösterdiği başarı, aynı zamanda büyüme rekorları kırması, ING’yi de diğer yabancı banka ve finans devleri gibi ülkemize yöneltmişti.

Leenaars, dalgalanmalardan, iniş çıkışlardan tedirgin değil: "Dünyanın değişik noktalarında ING olarak varız. Dalgalanmalar ve iniş çıkışlar yaşadığımız oluyor. Türkiye de bu tür iniş çıkışlar yaşadı, yaşayabilir de. Önemli olan uzun vadede çıkış yönünün ağır basmasıdır. Biz de uzun vadeye bakıyoruz. Türkiye’de uzun vadede iyi iş yapacağımızı düşünüyoruz."

Leenaars
’a sordum: "Oyakbank’la görüşme masasına otururken, ’Karşımızda Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ve emeklilerinin ortak olduğu gruba ait banka var’ gibi bir noktaya takıldınız mı?"

Leenaars yanıtladı: "Biz ’Oyakbank, askerin bankası’ diye düşünmedik. Türk bankacılık sektöründeki bir bankayı satın alıp, buradaki büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi düşündük. Türkiye’nin geleceğinin parlak olduğunu düşünüyoruz."

Eli Leenaars’la konuşmamız, "Padock yürüyüşü başlıyor" anonsuyla kesildi. Bunun üzerine Coşkun Ulusoy’a yöneldim: "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) art arda iki başvuruyu reddetti. Sizin ING’ye satış konusunda böyle bir kuşkunuz var mı?"

Ulusoy, öyle bir olasılığı düşünmemiş bile: "Elbette takdir BDDK’nın ama karşımıza gelen de ING gibi bir dünya devi."

Oyakbank Genel Müdürü Hakan Eminsoy’u da ING’nin gelişi konusunda oldukça heyecanlı gördüm...

ING, Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmak istiyor, Oyak kanadı heyecanla bekliyor...

Ve bir 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı daha geride bırakıyoruz...

Tercüman’da Şakir Süter var, sen de gidebilirsin

1981 yılı sonları, Ulusal Basın Ajansı’na (UBA) ikinci kez geçtiğim günler... Gazetecilik Yüksek Okulu’ndan hocam Alaaddin Asna’yla bir toplantıda karşılaştık: "Vahap, seni büyük bir gazetenin istihbarat şefi bekliyor."

Alaaddin Asna
’nın sözünü ettiği gazete Tercüman, İstihbarat Şefi de Bekir Aydın’dı. Tercüman Gazetesi’nin efsane Genel Yayın Yönetmeni Güneri Cıvaoğlu, Güneş Gazetesi’ni çıkarmak üzere büyük bir ekiple ayrılmış, gazetede kadro boşlukları olmuştu. Sevgili Bekir Aydın beni çok sıcak karşıladı, işe hemen başlamam için kollarını sıvadı.

Ancak, benim açımdan soru işaretleri vardı... Bir kere Tercüman Gazetesi’yle görüşlerimiz asla uyuşmuyordu. Bu yüzden, okul dönemimdeki sol fraksiyonların bütün önde gelenlerine danıştım: "Tercüman Gazetesi’nde çalışırsam benim hakkımda ne düşünürsünüz?"

Onlara bu soruyu sorarken, UBA’nın o dönemki İstanbul Bölge Müdürü Süleyman Yağız vasıtasıyla gıyaben tanıdığım Şakir Süter’i örnek gösterdim: "Tercüman Gazetesi’nin Haber Müdürü Şakir Süter de solcuymuş."

Aldığım yanıt olumlu oldu: "Madem Şakir Süter gibi bir isim Tercüman’da Haber Müdürü, o zaman sen de gidebilirsin. Zaten sıradan bir muhabirsin, dert etme."

Tercüman Gazetesi’nde 2.5 yıl çalıştım. Kısa sürede rahmetli Kemal Ilıcak’tan Nazlı Ilıcak’a, o dönemin Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Öcal’dan Yazıişleri Müdürü Ünal Sakman’a, rahmetli Aydoğdu İlter’e kadar birçok büyüğümden, meslektaşımdan sıcak ilgi gördüm. Bekir Aydın, zaten desteğini esirgemedi.

Şakir Süter, benim için Tercüman’da her zaman sığınacak bir "güvenli liman" gibiydi...

Tercüman’dan ayrıldıktan sonra da her başım sıkıştığında ilk aradığım kişilerden biri Şakir Abi oldu... Derken Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) yönetiminde buluştuk...

Şakir Abi’yi kaybettik, ben alabora oldum... Mekanın cennet olsun Şakir Abi...
Yazarın Tüm Yazıları