Resimden fotoğrafa tutkulu geçiş

1dk okuma

Sevgili okurlar... Sizlere bu hafta “resim ile fotoğraf arasındaki o sıcak ilişkiyi”, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun olduktan sonra fotoğrafçılık tutkusunun peşinden giden bir isimle anlatacağım.

Haberin Devamı



Çektiği fotoğraf kareleriyle adeta birer tablo yaratan o usta isim, İlhan Eroğlu’ndan başkası değil. İlhan Eroğlu, bu işin sırrını, “Renk bilgisi ve kompozisyona hakim olunca, geriye yalnızca fotoğraf makinesini öğrenmek kaldı. Makinenin teknik kısmında boğulmayı çok da doğru bulmuyorum. Makinenin çalışma disiplininden çok, o makine ile ürettiğiniz iş benim açımdan daha değerli. Çektiğim fotoğrafları düzenlerken resim bilgimi kullandım ve kendi renk paletimi oluşturdum” cümlesiyle özetliyor.
Skyroad Dergisi’nin geçen hafta düzenlediği fotoğraf yarışmasında birlikte jüri koltuğunda oturduğum İlhan Eroğlu’yla hem fotoğraf tutkusunun nasıl başladığını hem de bu tutkunun onu nasıl bir yolculuğa çıkardığını konuştuk.



DEFTERLERİME RESİM YAPARAK GEÇTİ

“Çocukluğumda tutkum resim yapmaktı. Ortaokul ve lise hayatım, Matematik ve Türkçe defterlerime resim yaparak geçti. Üniversite tercihimi de böyle yaptım, dolayısıyla Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezunuyum. Mezun olduktan sonra tekstil işi ile uğraşmaya başladım. Kumaşlar için çok sık yurt dışına çıkıyordum. Bu dönemdeki hobim, model araba koleksiyonu yapmaktı. Evimde kurduğum küçük bir stüdyoda bu arabaların fotoğraflarını çekiyordum. Yakın arkadaşım Seçkin Yılmaz da çok sık yurt dışı gezilerine çıkıyor ve fotoğraf makinesini boynundan çıkarmıyordu. Onun izinde ben de 2010’da sahip olduğum makineyi Avrupa seyahatlerime götürmeye başladım. Fotoğrafta ilerledikçe, fotoğraf gezileri de hayatımda ağırlığını daha da hissettirdi. İlerleyen yıllarda bu gezilerim sadece fotoğraf amaçlı oldu. O kadar çok geziyordum ki dört günde beş ülke gezdiğim, ayını gün bir ülkede gün doğumu, başka bir ülkede gün batımı çektiğim oldu. Artık en büyük tutkum fotoğraf çekmekti. İnternette, sabahlara kadar gezilecek rotaları araştırırdım. Hangi gün hangi otelde kalacağım bile belli değildi. Araba kiralar yola çıkardım.



HÜRRİYET SEYAHAT KIRILMA NOKTAM

Resim bilgim ve eğitimimle fotoğrafta kısa sürede ilerledim. Renk bilgisi ve kompozisyona hakim olunca, geriye yalnızca fotoğraf makinesini öğrenmek kaldı. Fotoğraf makinesini çok iyi bilen fotoğrafçılar var. Sony’nin dünya elçisiyim ama makinenin teknik kısmında boğulmayı çok da doğru bulmuyorum. Makinenin çalışma disiplininden çok, o makine ile ürettiğiniz iş benim açımdan daha değerli. Çektiğim fotoğrafları düzenlerken resim bilgimi kullandım ve kendi renk paletimi oluşturdum. 2012’de Instagram’ın açılmasıyla fotoğraflarımı burada değerlendirmeye başladım. Benim için kırılma noktası ise Hürriyet Gazetesi’nin Seyahat eki oldu. Bana ait bir fotoğraf Seyahat ekinde kapak fotoğrafı olunca, çok insan beni takip etmeye başladı. Sonrasında Saffet Emre Tonguç’la tanıştım. Böylece fotoğraf, üst üste gelen gelişmelerle hayatımın odağı oldu. 2016’da Sony’nin Türkiye elçisi sonrasında ise dünya elçisi oldum. Ben henüz Türkiye’de Türk medyası tarafından tam anlamıyla keşfedilmemişken, dünyadaki birçok dergiye fotoğraf veriyordum. Hatta her ay bir-iki yabancı prestijli dergide fotoğrafım yayınlandı. İyi bir arşivim var ve bu sayede daha çok tanındım. Bugüne kadar kimseye ‘Benimle çalışır mısınız?’ demedim.



KARAR AŞAMASINDA FOTOĞRAFI SEÇTİM

Bu gelişmeler sonrası bir arkadaşımın ısrarı ile fotoğraf turları yapmaya başladım. Hatta ilk turumuz Endonezya oldu. 12 ila 16 kişi ile fotoğraf turu düzenliyorduk. Seçkin Yılmaz, beraber bir tur yapmayı teklif etti. Benim için asıl fotoğraf turlarının başlaması da böyle oldu. Tam anlamıyla kendi turumuzu kurduk. Müthiş ilgi gördük. Onun turizm deneyimi ile benim fotoğrafçılık bilgim birleşince, Türkiye’den yurt dışına butik bir tur haline geldik. Önceleri yılda iki-üç yurt dışı turu yapıyorduk, sonra dört-beş tura çıktı. Böyle olunca da haliyle kendi asıl işim aksadı. İki ortaklı tekstil firmam vardı ve turlar yüzünden bir karar aşamasına gelince, hobi olarak yaptığım fotoğrafı işim olarak seçtim. Çünkü tekstil işinde mutlu olsam da turlar hem eğlenceli hem de geri dönüşleri muhteşemdi. Bugün kişiye özel turdan grup seyahatlere kadar yılda 15-20 tur yapıyoruz. Kaç ülkeye gittiğimi saymadım ama 50’den fazla ülkeye gittim. Benim için sayıdan çok gittiğim ülkeyi tanımak önemli. Fransa, İtalya, İsviçre, Almanya, Patagonya, Endonezya, Fareo Adaları, Avusturya, Slovenya, Çekya, Norveç başta olmak üzere onlarca ülkeyi avucumun içi gibi biliyor, o ülkeyi ve o kültürünü yaşıyorum. Roma’ya gidince İtalya’ya gittim demiyorum. İtalya’nın en ücra köşesini bile bilirim. Birçok ülkeye o kadar çok gittim ki o ülkede bir kasabada yaşayan bile bana lokasyon soruyor. Bu da beni mutlu ediyor.”



İLHAN EROĞLU

* 1978’de İzmir’de dünyaya geldi ve halen İzmir’de yaşıyor.
* Dünyaca ünlü Sony fotoğraf makinelerinin ‘Global Marka Elçisi.’
* Fotoğrafları; National Geographic, Digital SLR Photography, Practical Photography, Digital Photo, Hürriyet, Alem, Bakka Bülten, Magma, SkyLife, Onedio, 500px gibi birçok ulusal ve uluslararası gazete, dergi, internet sitesi ve seyahat blogunda yayınlandı.
* Birçok mecrada ‘Yılın Fotoğrafı’ ve ‘Ayın Fotoğrafı’ dereceleri aldı.
* Merkezi New York’ta bulunan dünyanın en büyük ve en saygın fotoğraf ve ev elektroniği şirketlerinden Adorama’nın hazırladığı ‘Through The Lens’ isimli belgeselin bir bölümüne konuk oldu.
* Birçok ulusal ve uluslararası marka ile fotoğraf çalışmaları yürütmeye devam ediyor.