• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Son YouTube videoları kadar renkli değil ama daha önemli

    İki milyon kişinin YouTube’da yayınlanan üç video yayınını hayretler içinde izlediği gün, bir başka insan o videolar kadar renkli olmayan, ama onlardan çok daha önemli bir şeyi söyledi.

    Z kuşağının hatta Y kuşağının da bilemeyeceği tek bir cümleydi bu:

    “Devri sabık yaratmayacağız...”

    Partisinin bir üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu Yüce Divan’a göndereceğiz” derken Kılıçdaroğlu’nun bütün Türkiye’ye verdiği o mesajı gençlerin de kolayca anlayabileceği bir Türkçe ile yazayım:

    “İntikamcılık yapmayacağız...”

    Ne gazetelerde, ne dijital medyada pek üzerinde duran olmadı.

    Oysa söylediği söz o kadar önemli, yapıcı ve güven vericiydi ki...

    Her gazetecinin iştahını kabartan o videoları bir kenara bırakıp bugünkü yazılarımın manşetine alacağım.

    *

    Kılıçdaroğlu’nun bu cümlesi beni 21 yıl öncesine götürdü.

    15 Haziran 2000 günüydü...

    Genel yayın yönetmenliği koltuğunda 10’uncu yılımdı.

    O sabah odama girdiğimde masamın üzerinde bir mektup buldum.

    Gazeteci büyüğümüz Mithat Perin yazmıştı.

    Mithat Perin 1950’li, 60’lı yılların çok önemli gazetecilerinden biriydi.

    Rahmetli Adnan Menderes’e ve Demokrat Parti’ye yakın bir gazeteciydi.

    27 Mayıs darbesinden sonra Yassıada’da hapis yatanlardandı.

    *

    Bu mektubu yazdığı günlerde hastaydı. Artık gözleri iyi görmüyordu.

    Yazdıkları sanki ağabey bir meslektaşımın vasiyetnamesi gibi gelmişti bana.

    Mektubun konusu ‘Devri sabık yaratmak’ kavramıydı.

    O günlerde Türkiye yine bugünkü gibi bir durumdaydı.

    Siyasette intikam duygularının, kan davalarının acısını çok çekmiş, kendisi de intikam duyguları ile dolu olabilecek bir insan bu dünyadan ayrılırken hepimize şunu diyordu:

    “Siyasette intikamdan, kan davasından uzak durun...”

    *

    İşte tecrübeli bir gazeteci, kıdemli bir siyasi mahkûm ve görmüş geçirmiş bir siyasetçi olarak Perin’in hasta yatağından yazdığı mektup.

    Ey bu ülkenin makul insanları...

    Kılıçdaroğlu’nun sözlerini bir de bu mektubun ışığında okuyun...

    21 YIL ÖNCE MASAMDA BULDUĞUM O MEKTUPTA ŞUNLAR YAZILIYDI

    “Değerli meslektaşım, 

    Hastalığım Türkiye iç politikasını izlememe şimdilik engel olmuyor.

    Geçmişe yönelik kıyaslamalar yapıyor, bunlardan kendime göre sonuçlar çıkarıyor ve değerlendirmeler yapıyorum.

    *

    ‘Devri sabık yaratmak’  
    ne demektir? 

    Demokrat Parti 1950’de iktidar olunca, başbakanlığa ve parti genel başkanlığına getirilen Adnan Menderes, çok sonra öğrendiğimize göre, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın muhalefetine rağmen, ‘Devri sabık yaratmayacağız’ prensibini ve iradesini ortaya koydu.

    Bu ne demektir?. Yani Demokrat Parti iktidarı, 1950’ye kadar olan dönemin iktidarlarından, Halk Partisi yönetici ve sorumlularından hesap sormayacak, enkaz aldık edebiyatı ile o devri aşağılamayacak, iç politikada hatta 1946 seçimlerinin bile hesabını soramayacaktı.

    *

    İç politikada kan davası gütmenin bizi çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmaktan hep geri bıraktığını görüyoruz.

    20 yılda, üç askeri darbe, iki askeri isyan bizi en azından 50 yıl geride bıraktı.

    Bu süreç içinde Meclis’in çalışmalarına baktığımız zaman sayısız soruşturma komisyonları, sayısız yolsuzluk, hırsızlık iddiaları, sayısız güvenoylamaları...

    Sonuç hep bir siyasi kan davası.

    *

    Rahmetli Adnan Menderes’in ‘Devri sabık yaratmayacağız’ iradesinin, bugünkü liderlere hatırlatılmasının, siyasette iç barışın sağlanmasında önemli bir anahtar olabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle sana bu mektubu yazıyorum.

    Mithat Perin”

    CUMHURİYET’E GÖNDERİLEN BU MESAJ ŞAHSİ Mİ... YOKSA

    Hafta sonu art arda gelen iki ‘güzel hareket’ var ki...

    İflah olmaz iyimserliğim yine depreşti.

    İlk olay aslında sıradan ve nezaket gereği gibi de görülebilecek bir şey...

    Bir paragraflık mesaj....

    Ama öyle bir yere öyle biri tarafından gönderilmişti ki...

    İster istemez Bir dakika” dedim ve düşündüm...

    Olay şu...

    Cumhuriyet gazetesi geçen hafta kuruluşunun 97’nci yılını kutladı.

    Okurlardan, siyasi parti liderlerinden, sanatçılardan gelen çok sayıda kutlama mesajı vardı.

    Ama aralarında biri vardı ki çok dikkatimi çekti.

    Yazan Naci Bostancı’ydı...

    Mesajını aynen aktarıyordum...

    *

    “Haber ve görüşlerine karşı eleştirel bir gözle baktığım, ancak demokratik bir toplum için varlığını, farklılığını önemli gördüğüm Cumhuriyet gazetesinin 97’nci yaşını kutlarım...”

    İlk bakışta ne var bunda diyebilirsiniz...

    Şu var...

    Naci Bostancı AKP Grup Başkanvekili...

    Ve mesajının o unvanını da yazarak göndermiş.

    Yani kurumsal bir mesaj bu...

    Epeydir iktidar yanlısı partiden muhalif bir medyayla gitmiş böyle bir mesaj görmedik.

    Demokratik bir ülkede yaşayan her siyasetçiden beklenen bir anlayışa sahip bir mesaj bu.

     

    İyimser yanım kendi kendine sordu.

    Acaba bu AKP’de, medya ve özgürlükler konusunda yeni bir anlayışın işareti mi?

    Türkiye basın özgürlüğü konusunda bu mesaja hâkim olan anlayış birliğine gelirse, çok önemli bir mesafeyi almış olacak.

    *

    Hafta sonunda bana umut veren tek işaret bu değildi.

    Bir de CHP kanadından gelen bir işaret daha var.

    KÜÇÜKÇEKMECE, KÜÇÜK BİR EXLİBRİS VE BÜYÜK BİR JEST

    GEÇEN hafta Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’den bir albüm aldım.

    İstiklal Marşı’nın yazılışının 100’üncü yılı dolayısıyla yapılmış bir projenin parçası. Belediye, 100 sanatçıdan İstiklal Marşı’nın 100’üncü yılını anlatan 100 Exlibris” çizimi istemiş.

    *

    Exlibris, kitapların iç kapaklarına veya ilk sayfalarında bir yere konan, o kitabın kime ait olduğunu gösteren bir çizim.

    Türkiye’nin önde gelen sanatçıları yaratıcı ve güzel Exlibris örnekleri hazırlamışlar. Buraya kadar sadece güzel bir proje olarak sevdim.

    Ancak Belediye Başkanı bir şey daha yapmış.

    *

    Albümün girişinde “Yadıgar-i Misak-ı Milli” başlıklı İstiklal Marşı 10’uncu kıtasından oluşan hatıra kartpostalı var.

    Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’nın bütün kahraman komutanlarının fotoğrafları ile donatılmış.

    Albümün geri kalan kısmında ise benim çok hoşuma giden bir şey yapılmış.




    PARTİLİ BİR BAŞKAN İSTİKLAL MARŞI EXLİBRİS’LERİNİ KİME İTHAF EDER

    BELEDİYE başkanı, bu Exlibris’lerin her birini Türkiye’de hayatta bulunan bir kişiye ithaf etmiş.

    Sizce CHP’li bir başkan bunları kime ithaf eder...

    Sizi merakta bırakmayayım...


    Alper Güldü’nün Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun için çizdiği Exlibris

    Birinci sırada, büyük sanatçı Devrim Erbil’in çizdiği Exlibris’i Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ithaf etmiş...

    Onun arkasında TBMM Başkanı Mustafa Şentop var.

    Uğur Çalışkan’ın çizdiği Exlibris CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na ithaf edilmiş.

    İyi Parti Başkanı Meral Akşener, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de...

    Tabii HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da...

    Onun ardından Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu geliyor.


    Ece Uğur’un Çanakkale Belediye Başkanı için çizdiği Exlibris

    Bu arada Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da listede...

    Bir de parti ayrımı yapılmaksızın Türkiye’nin 81 şehrinin belediye başkanlarına ithaf yapılmış.


    Kerem İşçanoğlu’nun Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş için çizdiği Exlibris

    CHP’li başkan hiç ayırım yapmamış...

    İstiklal Marşı hepimizin, bu milletin duygusuyla, her birine bu projede bir yer vermiş.

    Güzel hareketti bu...

    Çok güzel hareket...

    Başkanı kutluyorum ve bu bizi bir araya getirici tutumu için teşekkür ediyorum.




    CEMAL SÜREYA HAYRANLARI, ONU HANGİ DİZELERİ İLE HATIRLARDINIZ

    KÜÇÜKÇEKMECE Belediye Başkanı’nın gönderdiği ikinci kitap ise “Cemal Süreya’yı Anmak” isimli albümdü.

    Belediyenin Cemal Süreya çizimleri ve 40 sanatçının onun dizeleriyle kurduğu ilişkiyi anlatan eserlerini sergilemiş.

    Kitap o serginin bir tür kataloğu...

    Bir Cemal Süreya hayranı olarak albüme onun hangi dizeleri alınmış diye baktım.

    İşte o dizelerden bazıları.

    ‘SEVİŞMEK’ FİİLİ OLMAZSA O HARİKA DİZE ANLAŞILIR MI

    ALBÜMÜN kapağındaki dize şu:

    “Hayat kısa kuşlar uçuyor...”

    Öteki sayfalardaki bazı dizeler de şunlar:

    “Bütün kara parçalarında... Afrika dahil...” (Tabii şiirin ilk bölümündeki bu dizenin başındaki “sevişmek” fiili de eklenseydi daha iyi olurdu. En azından bana bu haliyle eksik geldi.)

    Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?”

    “Düğmemi kim diktiyse onunla evlendim abi.”

    “Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek.”

    “Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun...”

    “Sizin hiç babanız öldü mü...”

    KATKIDA BULUNANLAR
    Sayfa Editörü: Firuzan Demir
    Düzeltmen: Metin Usta
    Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    Sevdiğiniz bir meyve karakteriniz hakkında size neler söyler?
    Konforlu bir uyku için yatak seçiminde dikkat edilmesi gerekenler
    Çengelköy’de mahalle kültürünü yaşatan yepyeni bir proje
    Ve o an geldi! Dünyayı kasıp kavuran lezzet İstanbul’da!
    Kitaplığınız her an yanınızda: 4 adımda sesli kitap dünyasını keşfedin!

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Karbonhidrat şişmanlatır mı?
    2. Beyin dostu besinlerin gücüne inanın!
    3. K Vitamini nedir, ne işe yarar?
    4. Detoks yapmanıza ve kilo vermenize yardımcı besin: Salatalık
    5. "Mindful eating" davranışı
    6. Ramazan ayında beslenme
    7. Uykunun günlük yaşantımızdaki önemi
    8. Güçlü bir antioksidan! İşte turpgillerin faydaları ve yan etkileri
    9. Diyetteyken değişmesi gereken bazı fikirler
    10. Diyet motivasyonunu artırmak için 6 etkili öneri