• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • E ama Erdoğan haksız mı birader?

    Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdığı en önemli kazanımlardan biridir Türk kadının seçme ve seçilme hakkına kavuşması...

    Taaa 87 yıl önce verilmiş bu hak.

    Üstelik Avrupa’nın birçok ülkesinde henüz bu hak tanınmamışken.

    *

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 87 yıl önce tanınan bu hakla ilgili olarak yayınladığı mesajda şöyle demiş:

    *

    “Her ne kadar kadınlarımız, seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında elde etmişlerse de, haklarını özgürce kullanmaya AK Parti ile başlamışlardır.”

    *

    Bu cümleden yola çıkarak...

    Alay edenler var, öfkeli şeyler yazanlar var, çileden çıkanlar var, gerçeğe aykırı bir beyanla karşılaşmış gibi şaşıranlar var.

    *

    Böyle yapanlar, Erdoğan’ın ne demek istediğini anlamıyorlar.

    Anlamıyorlar, çünkü...

    Akıllarına asla ve kata başörtüsü yasağı gelmiyor, gelemiyor.

    *

    Empati yoksunluğundan mıdır?

    Yoksa kendi başına gelmeyen sorunu sorun olarak kabul etmeme bencilliğinden midir?

    Bilemiyorum.

    *

    Oysa Erdoğan, mesajında hem ne demek istediğine açıklık getiriyor hem de Atatürk’ün hakkını vurgulu biçimde teslim ediyor.

    *

    Söylediği şu:

    *

    Gazi Mustafa Kemal’in ortaya koyduğu vizyonun, maalesef ondan sonra gelen vesayetçi zihniyet tarafından devam ettirilmediğini görüyoruz. Ekonomiden eğitime kadar her alanda Gazi’nin emanetine ihanet edenler, kadınlarla ilgili atılan adımları da sabote ettiler.”

    *

    E haksız mı birader?

    *

    - Tüm kadınlara tanınan seçilme hakkını, başörtülü kadınlara tanımadığınız yalan mı?

    - Seçilen bir kadına hayatı zindan ettiğiniz yalan mı?

    - “Dışarı! Dışarı!” diye tempo tuttuğunuz yalan mı?

    BİR ZARF REKLAMI


    HÜRRİYET’in sayfaları arasında gezinirken bir ilana rastladım dün.



    “Asildoğan Zarf” isimli zarf imalatçısı bir firma vermiş ilanı.

    *

    İlanda 7 Aralık gününün “Dünya Mektup Yazma Günü” olduğu belirtiliyor ve herkes “canım annem, canım babam, canım kardeşim” falan diye mektup yazmaya davet ediliyordu.

    *

    Bu zarif zarf ilanındaki slogan ise şuydu:

    *

    “Zarf, mesafeleri kısaltır”.

    *

    İyi ama...

    Günümüzde mesafe mi kaldı ki kısalsın.

    *

    Keşke onun yerine...

    “Kupkuru bir bilgisayar tıkırtısıyla yazılmış e-posta, elle yazılmış mektubun yerini tutmaz” sloganı tercih edilseydi.

    *

    Bu uzun geldiyse... “Zarflı kuşlar gönderin birbirinize” sloganı benimsenseydi.

    SEMİH SAYGINER

    YILLAR, yıllar önce...

    Bilardoya başlamıştım bir heves.



    Bilardo salonlarından hiç çıkmaz, bir iki galibiyet aldığımda da acayip motive olurdum.

    *

    Derken bir gün...

    Semih Saygıner’in şiir gibi bilardo oynayışını izledim.

    Adam döktürüyordu resmen.

    Onun oynadığı bilardoysa benim oynadığım neydi?

    *

    Yani acı gerçeği hemen fark ediverdim:

    *

    Hevesliydim ama o kadar da kabiliyetim yoktu. Daha doğrusu hevesim, esaslı bir gerekçeye sahip değildi.

    Biraz daha ısrar edersem kifayetsiz muhteris kategorisine girebilirdim kolaylıkla.

    *

    “Aman Tanrım” diyerek derhal bıraktım bilardoyu.

    Bir daha da bilardo masasının kıyısından köşesinden bile geçmedim.

    *

    Bana bilardoyu bıraktırmış adamdır Semih Saygıner.

    Dün bir kez daha dünya şampiyonu olduğunu öğrenince...

    Karşısında önümü bir kez daha ilikledim.

    Tebrikler Şampiyon!

    CHP’DE DAVA ŞUURU DİYE BİR ŞEY PEK YOK


    NEDİR dava şuuru?

    *

    Şudur:

    *

    Kişisel hırslardan arınabilmektir. Kişisel beklentileri bir yana bırakabilmektir. Yoldaşlarla çıkarsız dayanışmaktır. Yoldaşlar arasında hizipleşmeye gitmemektir. Partilileri kardeşler bilmektir. Dedikodulardan uzak durmaktır. El birliğiyle zafer için çabalamaktır. Hesapsız, kitapsız zafere kilitlenmektir.

    *

    Bakıyoruz CHP’ye!




    Bunların hiçbiri yok.

    Herkes hesapçı.

    Herkes grupçu.

    Herkes kendini düşünüyor.

    Herkes kişisel ikbalinin peşinde.

    *

    İşte bakın.

    En yakın örnek:

    *

    Mersin mitingine Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş’ı davet etmemişler.

    Niye?

    Yüzde 99 Kılıçdaroğlu’dan fazla alkış almasınlar diye...

    *

    Çünkü Kılıçdaroğlu’dan fazla alkış alırlarsa...

    Kılıçdaroğlu’nun adaylığına moral darbesi indirmiş olurlar.

    *

    İşte bunlar hep hesap kitap...

    *

    Eğer partide dava şuurunun dirhemi olsa...

    Bunlar akla bile gelmezdi.

    KÜÇÜK TAVSİYELER




    - Muharrem İnce zeybek oynamaya ara vermeli.

    - Cübbeli Ahmet, remikse müsait komik vaazlara yeniden başlamalı.

    - Mustafa Sarıgül azıcık da ciddiyeti denemeli.

    - Ali Babacan “bende teknokrat kumaşı var” diyerek liderlikten çekilmeli.

    - Meral Akşener, AK Partililerden “muhteremler” diye söz etmeye devam etmeli.

    - Numan Kurtulmuş daha çok konuşmalı.

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    Sınırları Aşmak İçin Güvenilir Yöntemler Şirketinizi E-İhracat İle Uluslararası Pazarlara Açın!
    2022'de Marmara Denizi'ni neler bekliyor? İşte merak edilen her şey!
    Marmaris tatilinizi güzelleştirecek 5 detay!
    Hayalinizdeki termal tatili gerçeğe dönüştürmenin 4 yolu
    Yarı yıl tatilinde çocuğunuzla birlikte katılabileceğiniz online atölyeler

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Süt kutusundan kumbara, dondurma çubuğundan kitap ayracı
    2. ‘Kardeşleri büyük-küçük diye etiketlemeyelim’
    3. Duyguları noktalarla anlatın, hayatınız kolaylaşsın
    4. ‘Sarılmanın kendi içinde bir şifası var'
    5. Hayallerinin peşinden koşan gençlere büyük destek
    6. Ona sormadan ve izin almadan oyuncağını atmayın
    7. Ona “Büyüyünce ne olacaksın” diye sormayın
    8. Televizyon açıkken ders çalışmasın
    9. Bırakın, istediği oyuncakla oynasın...
    10. Onun hakkında konuşurken dikkatli olun