GeriSerap Duygulu Pandemi sürecine hayvan dostlarımızı dahil etmek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pandemi sürecine hayvan dostlarımızı dahil etmek

Pandemi sürecine hayvan dostlarımızı dahil etmek
Abone Olgoogle-news

Birçok anne baba, çocuklarının hayvanlara olan ilgisini bilir, hatta çocuklar izin alabilseler sokakta gördükleri her tür hayvanı eve almayı isterler. Genellikle anne babalar ve çocukları arasında bu yönde bir talep çekişmesi yaşanır. Özellikle anne de çalışıyorsa evde bir canlının sorumluluğunu alamayacağını düşünen ebeveynler çocuklarının bu isteklerini genellikle geri çevirirler.

İşte ben de bu annelerden biriydim. Şu anda 16 yaşında olan kızım yaklaşık 10 yıldır neredeyse her gün bir kedi sahiplenmek için beni tam anlamıyla yedi bitirdi, ben de onun bu taleplerini karalılıkla geri çevirdim. Bu cümlem hayvanları sevmediğim şeklinde bir yargıya varılmasına sebep olmasın, aksine evde kuş, su kaplumbağası, hamster, akvaryum balıkları olmak üzere pek çok hayvana ev sahipliği yapmış bir anneyim. Kedi ya da köpek sahiplenmeyi reddetmemin sebebi, bu hayvanların hareketli ve gezinen hayvanlar olması nedeniyle evde yalnız kalamayacaklarına, onların sorumluluğunu taşıyamayacağıma yönelik kaygılarımdı. Sabah kapıyı kapatıp akşam eve dönen bir aile olarak tüm gün onları evde yalnız bırakmak kabul edebileceğim bir şey değildi. Kendime göre oldukça da haklıydım.

Ta ki bu pandemi sürecine kadar. Kızımın, hatta tüm hayvansever dostlarımın bütün ısrarlarını ve ikna çabalarını kararlılıkla savuşturabilmiş bir insan olarak, evimin hemen yanında bulunan ve sık sık gittiğim kuaförümde üzerinde pireler uçuşan, zayıf, yavru bir sokak kedisiyle yakınlık kurunca bütün direnişlerim son buldu. O yavru kediyi görmek ve sevmek için bir hafta boyunca günde üç kez kuaföre gitmeye başlayınca bu yavrucuğa aslında evde de bakabileceğimizi fark ettim. Kediciği hemen yanı başımızdaki veterinere götürdüm, aşılarını ve ilaçlarını yaptırıp evimize aldık. O gün kızımın yaşadığı şok inanılmazdı. Kızım şaşkınlıktan ve mutluluktan iki gün boyunca tepki dahi veremedi. 7 Eylül 2020 bizim Simba’mızla yeni bir hayata başladığımız ve bana göre hayatımızın da değiştiği gündür.

Kızım neredeyse her gün kediyle olan ilişkim konusunda ‘anne, en çok karşı çıkan sendin, şu an en çok seven sensin’ diyor. Kedimize yemek hazırladığımda hele hele gecenin saat 2’sinde kalkıp tavuk haşladığımda ‘annemden beklenmedik hareketler’ diyerek benimle çok eğleniyor. Bunda da çok haklı. ‘Mümkün değil, bakamayız, ben bu sorumluluğu alamam’ dediğim günlerden, ‘yaş maması bitmesin, kumu temiz olsun, tezgahta, yerde bir şey bırakmayalım, camları açık unutmayalım’ söylemlerine geçtik hep beraber. Eve gelen, ilk önce ‘Simba nerede?’ diye soruyor. Evin bütün enerjisi değişti, herkes bir şefkat böceği durumunda. Tatlı tatlı kedi kiminle uyuyacak, kediyi kim kucağına alacak çekişmeleri yaşanıyor. Sahiplendiğimizde zaten hasta olan miniğimizi 5 hafta boyunca neredeyse her gün veterinere götürdük, ateş düşürücü iğneler oldu, vitamin takviyeleriyle iyileştirdik. Onun hastalığı hepimize dert oldu, biz iyileşsin diye onun gözünün içine bakarken, o minnetle, sevgiyle bize sarıldı. Evdeki varlığı hepimizi değiştirdi. Biz artık 5 kişilik bir aileyiz.

Sevgili Simba’mızı nasıl sahiplendiğimizi uzun uzun anlatmamın sebebi, tam da bu salgın sürecinde sıradanlaşan, birbirimizden uzaklaştığımız zamanlarda o rutin hayatlarımızı başka canların varlığıyla renklendirmenin size, evininize, çocuklarınıza ve hayatınıza katacağı enerjiyi anlatabilmek içindi. Özellikle çocukların, sorumluluğuyla, bakımıyla, temizliğiyle ilgileneceği bir canlı çocukların hayatında pek çok olumlu etki yaratacak. Paylaşmayı, karşılıksız sevgiyi, vermeyi, emek harcamayı, sürdürülebilir sorumlulukları öğrenmelerini sağlayacak. Basit birkaç kurala dikkat etmenizin dışında evde hiçbir zorluk ve sorun yaratmadan sizinle hayatı paylaşan başka canlara yuva olmak sizi de değiştirecek. Salgınla beraber daralan hayatlarınıza yeni bir soluk, farklı bir enerji getirecek. Bana hep söylenen bir sözle bitirmek istiyorum yazımı: ‘Evde bir kediyle yaşamadan bilemezsin ne demek olduğunu.’

Evet, evde yaşamadan anlaşılacak, bilinebilecek bir şey değilmiş bu sevgi. Lütfen kendinizden ve çocuklarınızdan bu güzel duyguyu esirgemeyin. Çocuklarınızın çocukluk anılarında böyle güzel dostluklara yer açın. Doğada pek çok canla birlikte yaşıyorsak ve doğa ortak yaşam alanımızsa o zaman evinizde, yüreğinizde ve duygularınızda onlara da yer açabilirsiniz.

Sevgiyle, hep artan sevgilerle…

False