GeriNuran ÇAKMAKÇI Eğitim, 7 Yaşından Önce Başlıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eğitim, 7 Yaşından Önce Başlıyor

Bütün gün direksiyon sallıyor. Varı yoğu çocukları. Kimden eğitimle ilgili ne duyarsa koşuyor. Kızlarına İngilizce öğretmek için kursun kapısını çalıyor, iyi bir dershane için sınavdan sınava koşturuyor...

Bütün gün direksiyon sallıyor. Varı yoğu çocukları. Kimden eğitimle ilgili ne duyarsa koşuyor. Kızlarına İngilizce öğretmek için kursun kapısını çalıyor, iyi bir dershane için sınavdan sınava koşturuyor. Çocukları için arkadaşlarından kitap topluyor.

Kendi okumamış, çocuklarını okutmaya çalışıyor, onların diplomalarını hevesle bekliyor.

Geçtiğimiz günlerde ağlamaklı yanıma geldi:

“Benim iki kızım var. İkisi de birbirinden beter. Sadece birinin zayıfı 8. Ellerine kitap, defter aldığını görmedim. Ne olur yardım edin”

Çaresiz, üzgün ve kızgın. Umut bağladığı kızları okumak istemiyor, babalarını ve büyük olasılıkla annelerini hayal kırıklığına uğratacaklar.

Babanın bütün planları alt üst olmuş durumda. Sık sık özeleştiri yapıyor, “Acaba onları ihmal mi ettim?” diye yüksek sesle kendisine soruyor. Onlara okulu, okumayı sevdiremediği için suçluluk duyuyor.

Kızlarına sunduğu imkanları tek tek sıralıyor. Biraz sakinleştirip, eşini çağırıyorum. Aradan uzun bir süre geçiyor, eşi kapımı çalıyor.

O da çocuklarından sürekli şikayet ediyor. Biraz sakinleştirdikten sonra soruyorum:

“Çocuklarınızla son zamanlarda ne paylaştınız? Onlara sürekli ödev hatırlatmaları ve çalışmalarını söylemeleri dışında ne yaptınız?”

Anne şaşırdı, biraz hafiften de sinirlendi.

Aslında sözünü ettiğim bu aile gibi birçok kişi çevremde çocuklarından sürekli yakınıyor, eleştiriyor.

Yakın bulduklarıma, samimi olduklarıma hep aynı soruyu soruyorum.

“Çocuklarınızla gerçekten ders dışında ne kadar vakit geçirip, sohbet ettiniz?”

Bazen farkında olmadan çocukları ihmal ediyoruz

Birçoğu bütün gün birlikte olduğundan, bazıları aynı evde yaşadıklarından söz edip, bütün bunları beraber geçirdiği zamana saymaya çalıştı.

Bazıları ne demek istediğimi gayet iyi anladı.

Evet, çocuklarımızla birlikte yaşıyoruz belki, ama gerçekten onları dinliyor muyuz? Sorunları bu safhaya gelinceye kadar anlıyor muyuz? Ya da onları okuldan soğutan, eğitimden, araştırmadan bu kadar nefret ettiren nedenleri irdeliyor muyuz?

Bence hayır.

Bazen günlük koşturmada, yakınlarımızın, kardeşlerimizin, eşlerimizin sorunlarıyla uğraşmaktan çocukların yaşadıklarını göz ardı ediyoruz.

Sorun kriz olarak karşımıza çıkınca da dizlerimize vuruyoruz.

Biraz önce verdiğim örnekteki gibi hayal kırıklığı yaşıyor, mutsuz oluyor, kendimizi yalnız hissediyor, umutsuzluğa kapılıyoruz.

Eğitimin okulla 7 yaşından itibaren değil, çok küçük yaşlarda başladığını, koşulsuz sevginin eğitimin vazgeçilmez bir parçası olduğunu öğrenebilsek belki sorunların üstesinden daha kolay geliriz. Ne dersiniz?

False