Yuh olsun sana Levent Kırca

YUH olsun sana Levent Kırca...Sonuna kadar yuh olsun.

“Sanatçılar Girişimi”nin Bostancı Gösteri Merkezi’nde düzenlediği hükümet karşıtı toplantıda yaptığın konuşmada...

Kemal Kılıçdaroğlu’nun toplantıyı biraz erken terk etmiş olmasını gerekçe göstererek...

Şöyle demişsin:

“Bu geceye geliyorsan bekleyeceksin. İşi varmış gidiyormuş. Benim de işim var, belki bir karı buldum gidip onu dü....m.”

Bunu söylediğin, söyleyebildiğin için yuh olsun sana.

* * *

Yuh olsun sana Levent Kırca...

Bin bir emekle organize edilen bir toplantıyı mundar ettiğin için yuh olsun.

“Muhalif sanatçılar” denilen sanatçıları utandırdığın için yuh olsun.

İçindeki magandayı durduramadığın için yuh olsun.

Edepsiz olmak ile muhalif olmak arasında bir fark görmediğin için yuh olsun.

Dünya beyefendisi Ataol Behramoğlu’nun başkanlığını yaptığı “Sanatçılar Girişimi”nin adına leke sürdüğün için yuh olsun.

Kendilerini “Atatürkçü” olarak nitelendiren kadınları yerin dibine soktuğun için yuh olsun.

Beş bin kişinin katıldığı bir toplantıyı kocaman bir fiyaskoya dönüştürdüğün için yuh olsun.

* * *

Bir sözüm de “Levent Kırca gibilerinden muhalif sanatçı falan olmaz” diye yazdığım için bana tepki gösterenlere var.

Onlara sesleniyorum:

Levent Kırca gibi tutarlı bir bildirisi olmayan, ideolojik altyapıdan yoksun, ezber sloganlar atan bomboş bir adama bu kadar kolay “muhalif sanatçı” payesi verirseniz, olacağı budur.

Bir adamdan “muhalif sanatçı” çıkmayacağını anlamanız için...

O adamın ille de içinde “karı” falan geçen ahlaksızca cümleler kurması mı gerekiyor?

Menemen’e dair

“RESMİ ideoloji” bize 80 yıldır şunu anlattı:

Bir grup irticacı Menemen’de Cumhuriyet devrimlerine karşı ayaklanıp Kubilay’ı şehit etti... Bu nedenle irticacılara göz açtırılamaz.”

* * *

“Menemen” hep bir anahtar sözcük oldu:

Laikliğin doğru dürüst tanımının yapılmamasının...

İnanç özgürlüğünün önünün açılmamasının...

Başörtüsüne geçit verilmemesinin...

Anahtar sözcüğü...

* * *

“Resmi ideoloji” mağlup oldu, o ideolojiyi savunanlar muhalefete geçtiler.

Fakat “Menemen” yine gündemlerinde... Bu kez “muhalefet ideolojisi”nin bayrağı haline getirmiş durumdalar.

Bunlar Menemen’de ayaklananların uzantıları” falan diyorlar. Menemen’i bu kez de

AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmanın anahtar sözcüğü haline getirmek istiyorlar.

* * *

Oysa “Menemen” hakkında “resmi ideoloji”nin anlattığı hikâyeden başka hikâyeler de anlatılıyor:

Mesela Menemen’in bir provokasyon olduğu söyleniyor.

Mesela Menemen’de olup bitenlerin o dönem tüm ülkeyi zapturapt altına almanın gerekçesi haline getirildiği söyleniyor.

Mesela Menemen’le hiç ilgisi olmadığı halde asılanlardan söz ediliyor.

Mesela Menemen’de yaşanan olayın özgürlüklerin önünü tıkamak için kullanıldığı öne sürülüyor. Muhalif konumdaki insanların bu itirazların hiçbirine kulak vermemeleri, resmi ideolojinin anlattığı hikâyeyi hiçbir sorgudan geçirmeden kabul etmeleri ne hazin!

* * *

Sonuç şudur: Memleketimizde bir grup insan, “Tek Parti” dönemiyle ilgili en küçük bir özeleştiriye bile yanaşmamakta ısrarlı... Bu durumda Başbakan Erdoğan’a “Sen neden hep Tek Parti dönemini diline doluyorsun ki?” diye itiraz etmenin haklı bir temeli kalmıyor.

O CHP’li de görevden alınsın

AK Parti, sosyal âlemde CHP Milletvekili Şafak Pavey’e kabul edilemez bir biçimde saldırıda bulunduğu için taşra teşkilatlarından birinde görev yapan bir yöneticisini görevden almıştır.

Takdir ediyoruz.

* * *

Şimdi sıra CHP’de...

CHP’nin bir taşra yöneticisi de yine sosyal âlemde “kamuda başörtüsü özgürlüğü” için eylem yapan bir gruba kabul edilemez bir biçimde ağır saldırıda bulunmuştur.

AK Parti’nin yaptığını CHP de yapmalıdır.

Ve o taşra yöneticisini görevden almalıdır.

Öğrenci eylemleri neden ürkütüyor

TÜRK sağının hafızasında şöyle bir denklem vardır:

Önce üniversiteler hareketlenir./Ardından da darbe gelir.”

* * *

Türk sağı, böyle bir hafızaya sahip olmakta pek de haksız sayılmaz. Şöyle bir bakalım:

27 Mayıs’ta Menderes’i yıkan darbe öğrenci olayları üzerinden gelmedi mi?

12 Mart’ta Demirel’e verilen muhtırada üniversitelerin kaynamasının rolü büyük değil miydi?

12 Eylül’ün en önemli gerekçelerinden biri, “üniversitelerin anarşi yuvası haline gelmesi” değil miydi?

28 Şubat’ta öncü kuvvetin görevini YÖK yapmadı mı?

Olayın özeti şudur: Üniversite olayları artı ordu eşittir darbe...

* * *

İşte bu “hafıza” nedeniyle...

Bugün AK Parti hükümeti...

Üniversitelerde meydana gelen en küçük, en barışçı gösteriye bile çok sert müdahale ediyor.

ODTÜ’ye iki bini aşkın polisle giriyor.

Üniversitelerde meydana gelen protestolardan ürküyor.

* * *

Bir de şöyle bir şey var:

Bugün ülkeyi yönetenlerin “üstat” belledikleri Necip Fazıl, 27 Mayıs darbesine maruz kalan Menderes’i, öğrenci olayları karşısında pasif kaldığı iddiasıyla eleştirmiştir.

Şunu yazmıştır Necip Fazıl:

“Bir buçuk ölü yerine 150 ölü verdirilseydi ortada bir hükümet bulunduğu anlaşılır ve hiçbir şey olmazdı”. (Benim Gözümde Menderes–Necip Fazıl–Sayfa: 428)

Yani?

Gerekirse 150 ölüye mal olsun, gözlerini açtırmayacaksın, yoksa kellen gider” diyor Necip Fazıl.

Hükümetin “öğrenciye göz açtırmama” politikasında bu öğüdün de payı olsa gerek...

* * *

Fakat gerçek şu ki:

“Önce öğrenci olayları/ardından darbe
” denklemi, artık geçmişte kaldı.

Bugün ne ortada “öğrenci olayları” eliyle kışkırtılacak bir ordu var, ne de bugünün öğrencileri darbeye zemin hazırlama eğiliminde...

Kısacası hükümetin aşırı hassasiyetini ve göz açtırmama politikasını en azından mazur gösterecek bir tablo yok.

İşte bu nedenle...

Üniversitelerdeki protestolara karşı hükümetin gösterdiği aşırı tepkiyi “artan otoriter eğilimler” ile izah ediyoruz.

Şamil Yiğit falan

MHP Genel Merkezi’nde bir konferans verdim.

Şamil bir yandan, Yiğit bir yandan atarlandıkça atarlanıyorlar.

Neymiş efendim, MHP gibi “çok önemli” bir parti, benim gibi birini nasıl konuştururmuş?

Yakışmamış, hiç yakışmamış vs...

* * *

MHP gibi “önemli” bir parti, benim gibi “önemsiz” birini nasıl konuşturdu, bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var.

O da şudur:

MHP Genel Merkezi’ndeki iki buçuk saatlik söyleşide en büyük alkış ve kahkaha...

“İşinizi kaybetmekten korkmuyor musunuz” şeklindeki soruya verdiğim “Kaybedersem kaybederim... Ne yani? Bu saatten sonra Şamil Tayyar gibi mi olacağım?” cevabı karşısında yükseldi.

Bu saatten sonra Jöleli gibi mi olacağım” deseydim, salonun hali nice olurdu, düşünmek bile istemiyorum.

X

Ekrem İmamoğlu’na Kanal İstanbul incelemesi hakkında kitabın ortasından

Meral Akşener açıkladı:

 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında... Kanal İstanbul’a karşı çıktı diye soruşturma açılmış.



*

Olayın aslına faslına baktığımızda ise...

Yazının Devamını Oku

Yeni gündem: Reform

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde sürekli şu üç şeyin altını çiziyor:

 

BİR: Hukukta reform... İKİ: Demokraside reform... ÜÇ: Ekonomide reform...

*

Üç alanda yapılacak reformlar, yeni dönemin en önemli tartışma konusu...

*

- İnandırıcı bulmayabilirsiniz.

- Gecikmiş bir yöneliş olarak nitelendirebilirsiniz.

- İçinin nasıl doldurulacağını sorgulayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Hukukta reform olursa ne olur?

Umut devreye girer.

- Yüzler güler.

- Karamsarlığın yerini iyimserlik alır.

- Daha iyiye doğru yelken açılır.

- Tutuklayarak cezalandırma son bulur.

- Tutuklama istisna olur.

- Yabancı yatırımcıya güven verilir.

- Yabancı yatırımcıdan daha önemlisi: Vatandaşa güven verilir.

- Yatırımın önü açılır.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Benim için Cumhuriyet

Demokrasiyle taçlandırıldığında tadından yenmez olandır CUMHURİYET.

Bir yoksulun, devletin en tepesine yönetici olabilmesidir CUMHURİYET.

*

Kastların, sınıfların, eşitsizliklerin çöp sepetine basket yapılmasıdır CUMHURİYET.

Babadan oğula geçen imtiyazlara nanik çekmektir CUMHURİYET.

*

Kandan, soydan, soptan geçen ayrıcalıkları yerlere çalmaktır CUMHURİYET.

*

Yazının Devamını Oku

Alo! Ben Meral Akşener! Bizim Buğra FETÖ’cü mü?

İYİ Partili Ümit Özdağ’ın Tarafsız Bölge’de yaptığı açıklamalara göre...

Olay şöyle cereyan etmiş:

Ümit Özdağ, Meral Akşener’e demiş ki: “Buğra Kavuncu FETÖ’cüdür.”

*

Meral Akşener, Ümit Özdağ’a şu karşılığı vermiş:

“Konuyu araştıracağım.”

*

Bir süre sonra...

Meral Akşener, Ümit Özdağ’a şöyle demiş:

Yazının Devamını Oku

Oh be! 40 gün sonra korona aşısı geliyor

Nihayet! Sonunda! Yaşasın! Yuppi! Heyyo!

 

Kurtuluyoruz koronadan!

40 güne kadar aşı geliyor aşı!

*

Osman Müftüoğlu Hoca’nın Sağlık Bakanı’na dayandırarak bugün Hürriyet’e yazdığı bu bilgi, tarihi bir bilgidir.

*

İlk kez tarih verilmiştir. İlk kez kesin konuşulmuştur. İlk kez altı çizilmiştir. İlk kez “Bu iş bitti” denmiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki?

Ünlü ilahiyatçı Nihat Hatipoğlu, sokakta gezerken dört genç kızın bira içtiğini görmüş ve hayretler içinde kalmış.

Bunu da ifade etmiş.

*

Ortalık toz duman!

Vay efendim, nasıl olurmuş da Nihat Hatipoğlu, bira içen genç kızları gördüğünde hayretler içinde kalırmış.



Yazının Devamını Oku

Hak geldi batıl zail oldu

Bu cümle, Kuran-ı Kerim’den bir ayettir.

Ayetin tamamı şöyledir:

*

“De ki... Hak geldi, batıl yıkılıp gitti... Zaten batıl, yıkılmaya mahkûmdur.” (İsra–81)

*


Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ’a karşı İYİ Parti ne yapmalı

Ümit Özdağ ismi, İYİ Parti açısından sıradan bir isim değildir.

Kimdir Ümit Özdağ?

İYİ Parti’nin iki kurucusundan biridir.

İYİ Parti’de genel başkan yardımcılığı yapmıştır.

İYİ Parti’nin var oluşunun temel dayanaklarından biridir.

İYİ Parti’nin milletvekilidir.

İşte tam da bu nedenle...

İYİ Parti

Yazının Devamını Oku