Borsaya para girişi sürüyor

ABD’de geçtiğimiz hafta içi Trump taraftarlarının ABD Kongresi’ni basması ve kan dökülmesi dahi piyasalardaki olumlu havayı bozmadı. Risk iştahı yüksek olan piyasalar yeni para kokusunu alınca olaylara duyarsız kaldı. Dış piyasalardaki bu durum iç piyasalarda var olan olumlu havaya katkı yaptı.

Piyasalarda para girişlerine bağlı iyimserlik devam ediyor. Gündem bu aşamada piyasalar üzerinde çok etkili değil. Son gelişmeler eski bir borsacı sözü olan ‘büyük para haklıdır’ sözünü doğrular nitelikte. ABD’de geçtiğimiz hafta içi Trump taraftarlarının ABD Kongresi’ni basması ve kan dökülmesi dahi piyasalardaki olumlu havayı bozmadı. ABD Kongresi basıldığı sırada ABD borsaları yüzde 1’in üzerinde primli görünümünü koruyordu. Bu gelişmede Georgia seçimlerini Demokratların kazanması ve Senato’da kontrolün Demokratlara geçmesi, dolayısıyla yeni teşvik paketi ile altyapı yatırımlarına yönelik beklentilerin payı önemliydi. Nitekim başkanlığı tescillenen Joe Biden’den trilyonlarca dolarlık destek paketi vaadi geldi.

İÇ PİYASAYA OLUMLU ETKİ

Risk iştahı yüksek olan piyasalar yeni para kokusunu alınca olaylara duyarsız kaldı. Ancak olaylar diğer eyalet ve şehirlere yaygınlık gösterse idi durum daha farklı olabilirdi. Trump’ın daha sonra yapıcı bir tavır izlemesi, itidal çağrıları ve sorunsuz bir devir teslim olacağını açıklaması olumlu havayı destekledi.

Bu olayın piyasayı ilgilendiren yönü, borsalardaki çıkış hareketinin gücünü ve bardağın dolu tarafını görme eğilimini göstermesi oldu. Dış piyasalardaki bu durum doğal olarak iç piyasalarda var olan olumlu havaya katkı yaptı. Ekonomi yönetimi ve para politikalarındaki değişiklikle iç piyasalarda kasım ayından bu yana devam eden bir iyimserlik var. Ayrıca para girişleriyle desteklenen bir görünüm hakim. Yabancı girişleri miktarı geçtiğimiz haftalara göre biraz azalsa da sürüyor.

Borsaya para girişi sürüyor

İYİMSERLİK SÜRÜYOR

Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre 31 Aralık haftasında hisse senetlerine 93.7 milyon dolar, tahvil bonoya (DİBS) 35.1 milyon dolar giriş gerçekleşti. 2020 yılının tamamında son aylardaki girişlere rağmen sıcak para çıkışlarının yaşandığı bir yıl oldu. Ancak yerli katkısı daha fazla. Yabancı girişlerine rağmen Borsa İstanbul’da yabancı payının yüzde 48.72 seviyesine gerilemesi bunu gösteriyor. Yatırım araçlarında son ayların şampiyonu tartışmasız hisse senedi. Dış borsalarda köpük ve balon uyarıları dillendirilmeye başlansa da iyimserlik yeni yılın ilk günlerinde de sürüyor. Olumlu havanın devamı yine para girişlerine bağlı olacak.

ENFLASYON MERKEZ FAİZİNİ ETKİLER Mİ?

Aralık enflasyonu beklentilerin biraz üzerinde geldi. Aralıkta yüzde 1.25, yıllıkta yüzde 14.60 oldu. Merkez Bankası (TCMB) gösterge faiz yüzde 17 olunca faiz artırımı olmayabilir veya 1 puanlık artış olabilir gibi tahminler yapılıyor. Ağırlıklı görüş, 21 Ocak’taki toplantıda TCMB faiz oranını değiştirmeyeceği yönünde. Sıkı para politikası sonuç verir, enflasyonda düşüş eğilimi görülürse reel faiz daha da artabilir. Dış dünyadaki faiz oranlarını dikkate alınca Türkiye’deki mevcut faiz yeterince yüksek. Birçok ülkede faiz enflasyonun altında (eksi faiz). Türkiye’ye göre çok daha düşükler. Bu yönden TL cazibesini koruyor. Faiz artışına bağlı olarak Türkiye’ye sıcak para girişleri artsa da yüksek faizin geçtiğimiz yazılarımızda vurguladığımız üzere reel ekonomi üzerinde olumsuz etkileri olasıdır. Ayrıca rekorlar tazeleyen borsa için bu aşamada değil belki ama önümüzdeki dönemler için sermaye piyasalarına alternatif olma özelliği de mevcut. Banka kredilerindeki gerileme devam ediyor. Bu gelişmede kredi faizlerindeki yükselişin payı var. Önümüzdeki hafta yine yoğun bir veri akışı olacak. İşsizlik, sanayi üretimi, ödemeler dengesi, konut satışları, bütçe gerçekleşmeleri. Açıklanacak verilerde çok önemli sapmalar olmadıktan sonra piyasalar üzerinde etki yapması zor. Geçen hafta açıklanan 2020 yılı Hazine nakit dengesi 181.8 milyar TL açık verirken dış ticaret dengesinde açık 49.9 milyar dolar olarak gerçekleşti. TCMB faiz kararı ve bir parça enflasyonu hariç tutarsak son dönemde açıklanan makroekonomik verilerle fiyatlamalarda çok etkili değil.

DÖVİZ MEVDUATINDA TABLO DEĞİŞMEDİ

Bankalardaki döviz mevduatında artış sürüyor. TCMB verilerine göre, 2020 yılının son haftasında bankalardaki yabancı mevduatı 800 milyon dolar artışla birlikte 235.6 milyar dolara yükseldi. Toplam mevduatın yüzde 55’ini oluşturuyor. Döviz kurlarının yükselmesi veya düşmesi, faiz oranlarının belirgin bir şekilde artması dövize yönelimi kırılmış değil. Döviz, gayrimenkul, altın bir bakıma yılların alışkanlığı veya geleneksel yatırım aracı olarak görülüyor. Borsada son dönemde oluşan ciddi primler ve yüksek faiz, yani alternatif getiriler bu eğilimi henüz değiştirmiş görülmüyor. Faiz biraz daha bu seviyelerde kalır ve döviz kurunda yükseliş beklentileri kırılırsa değişir mi? Bunu zaman gösterecek. Dış ticaret ve cari açık, dış borç ödemelerine karşılık döviz kurları için iç talepteki zayıflama önemli olacak. Sıcak para girişlerinin etkisi kısa süreli olur, kalıcı bir etki yaratması zor.

BİST REKORU SÜRDÜRÜYOR

Borsaya para girişi sürüyor

Borsa İstanbul’da çıkış trendi yeni zirve denemeleriyle sürüyor. İlk dirençler 1.550 ve 1.600 seviyelerinde. Bu seviyelerin üzerinde verilecek direnç ise 1.700 olarak görülüyor. İlk destek ise 1.500 seviyesinde. Bu seviyenin üzerinde tutunamaması durumunda sonraki destekler 1.474 ve 1.465 seviyelerinde. Çıkış hareketi sürmekle birlikte direnç seviyelerinde kâr satışları görülebilir.

DOLAR/TL'DE TEPKİ ALIMLARI ZAYIF

Borsaya para girişi sürüyor

Dolar/TL’de tepki alım denemelerine rağmen düşüş trendi devam ediyor. İlk destek 7.25 seviyesinde görülürken bu seviyenin üzerinde gelen tepki alım denemeleri henüz güç kazanmış değil. Sonraki destekler 7.10 ve 7.00 seviyelerinde bulunuyor. İlk dirençler ise 7.40 ve 7.50 seviyelerinde. Tepki çıkışının devamı açısından 7.50 seviyesinin geçilmesi önemli olacak. Destek noktalarında tepki alımları görülse de satış baskısı devam ediyor.

FAİZ YÜKSELİNCE ALTIN FİYATI DÜŞTÜ

Piyasada devam eden bol likidite ve düşük faiz ortamı uzun vade enflasyon beklentilerini yükseltmiş durumda. ABD’de yeni başkan Biden’ın gelmesiyle parasal genişleme ve likiditenin daha da artacağı beklentisi hakim. Artan enflasyon beklentilerine paralel olarak ABD uzun dönemli tahvil faiz oranları yükselmeye devam ediyor. Bu durum altın fiyatlarına düşüş olarak yansımaya başladı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1’in üzerine çıkınca altın fiyatında (ons/dolar) sert düşüş gözlendi ve 1.900 seviyesinin üzerinden 1.850’nin altına çekildi. Buna paralel olarak iç piyasalarda gram/TL fiyatı da geriledi. Parasal genişleme, düşük faiz, salgın hastalığa bağlı vaka sayılarındaki artış, aşı uygulamalarındaki yavaşlama, kısıtlayıcı tedbirler ve mutasyon konuları daha geniş ölçekte altın fiyatını destekliyor. Bunların arasında enflasyon ve faiz önemli bir paya sahip. Gerçi enflasyondaki artış beklentileri altın fiyatlarını yükseltecek bir faktör. Ancak faiz de yükselince altın fiyatı üzerindeki enflasyon etkisi zayıfladı. Küresel ekonomi salgının olumsuz etkilerine bağlı olarak üretim kaybı ve daha düşük büyüme ile karşı karşıya. İkinci çeyrekteki sert küçülme henüz telafi edilmiş değil.

Borsaya para girişi sürüyor

Diğer yandan kuraklık ve gıda fiyatlarında yükseliş eğilimi var. Arz kısılırken düşük faiz ve bollaşan para ile talep destekleniyor gibi bir görünüm hakim. Bu durum varlık fiyatlarını yükseltecek beklentisini öne çıkarmış durumda. Parasal genişlemeye bağlı olarak doğacak sorunlar ve sterilizasyon konusu bugünün meselesi olarak görülmüyor olabilir. Ancak olası etkileri uzun dönem faiz oranı ve altın üzerinde kendini göstermeye ve fiyatlanmaya başladı.

Borsaya para girişi sürüyor

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Piyasalara teşvik desteği

ABD’de Donald Trump geçen ay 908 milyar dolarlık teşvik paketi açıklarken, 20 Ocak’ta ABD Başkanlığı görevini devralmaya hazırlanan Joe Biden’dan 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi geldi. Bu büyüklükteki bir mali teşvike rağmen ABD borsaları düşüş gösterdi. Ancak yeni başkanın daha koltuğuna oturmadan yeni teşvik paketleriyle işe başlaması piyasalar açısından olumlu yönde değerlendirilebilir.

Kasım ayından bu yana borsalarda devam eden çıkış hareketi kâr satışlarıyla karşılaştı. Yaklaşık 2.5 ayı bulan çıkış hareketinin ardından gelen satışlar teknik düzeltme olarak görülebilir. Çıkış trendleri korunuyor. Piyasa bozucu bir haber bu aşamada görülmüyor. Ancak yeni beklenti ve gündem eksikliği yanında geçen haftaki yazımızda bazı yabancı yatırım bankalarının borsalar ile ilgili uyarılarından bahsetmiştik. Hatırlanırsa Amerika’nın önemli yatırım bankalarından Bank of America’nın borsalar için ‘köpük’ yönünde uyarıları vardı. Diğer yandan borsalarda bu uzunluktaki çıkış trendlerinde yükseklik korkusu ve kâr realizasyon isteğini olağan görmek gerekir.

PİYASALAR İÇİN OLUMLU

Piyasalar bir süredir ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in açıklayacağı mali yardım paketini bekliyordu. 20 Ocak’ta görevi devralacak olan Biden perşembe günü 1.9 trilyon dolarlık paketi açıkladı. Cumhuriyetçilerin geçen ay verdiği 908 milyar dolarlık paketin iki katından fazla. Bir trilyon dolardan fazlası doğrudan vatandaşlara ödenecek çeklere gidecek. 400 milyar doları koronavirüs ile ilgili mücadeleye ayrılmış durumda. Bu büyüklükteki bir mali teşvike rağmen ABD borsaları düşüş gösterdi. Buna durumu beklentilerin realize olmasına ve teşviklerin yasalaşması konusunda bir engelle karşılaşabilir mi endişelerine bağlamak gerekir. Ancak yeni başkanın ayağının tozuyla veya daha koltuğuna oturmadan yeni teşvik paketleriyle işe başlaması piyasalar açısından olumlu yönde değerlendirilebilir. Ayrıca ABD Merkez Bankası Başkanı Powell’in tahvil alımlarının azaltılmasının zamanı değil, enflasyonda sorun görmedikçe faizleri yükseltmeyeceğiz, enflasyonda bir süre yüzde 2’nin üzerine izin vermemiz gerek. ABD ekonomisi iyi durumda” açıklamaları kayda değer.

TAKİP EDİLECEK

Gerek Biden’in tavrı gerekse Powell’in açıklamaları borsaları rekor seviyelere taşıyan düşük faiz, bol likidite ortamının korunacağını gösteriyor. Geçen hafta ABD Kongresi’nde Trump taraftarlarının Kongre’yi basması ve kan dökülmesi sonrası yeni başkan Joe Biden’in 20 Ocak Çarşamba günü sorunsuz görevine başlaması konusu piyasalar tarafından ayrıca takip edilecek. Biden’in göreve başlamasıyla yakından izlenecek bir diğer gelişme Türkiye-ABD ilişkilerinin seyri olacak. Borsalarda iyimserlik ve çıkış trendleri korunsa da daha temkinli bir görünüm ile yorgunluk emareleri öne çıkmaya başladı.

MERKEZ'İN FAİZ KARARI BEKLENİYOR

21 Ocak’taki toplantıda faiz beklentileri konusunda küçük sayılabilecek farklar söz konusu. Genel beklenti faiz arttırımı olmayacağı yönünde. Ancak 1 puanlık artış bekleyenler de var. Faiz beklemeyenler, şimdiye kadar yapılan artırımların sonuçları görülmek istenebilir derken yabancı kaynaklı bazı çevreler reel faizin 3 puanı aşması için bir puanlık artışın gelebileceği yönünde. Ama faiz sabit kalsa veya küçük bir arttırım olsa da faiz arttırım sürecinin en azından bir süreliğine sonuna yaklaşıldığı görülüyor. Faiz kararı için yine döviz kurları ve enflasyon temel parametreler olacak. TCMB toplantısı ve faiz kararında çok belirgin sapmalar olmadıkça piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı kalabilir. Düşük faizin nimetlerini yaşayan iç piyasalar bir süre yüksek faiz ile yaşamak durumunda. Düşük faizin sermaye piyasalarında olduğu kadar reel ekonomi üzerinde de etkisi hissedildi. Bunun en belirgin örneği konut satışlarında görüldü. Yaklaşık 1.5 milyon konut satışıyla birlikte 2020 yılında tüm zamanların satış rekoru kırıldı. Geçtiğimiz yaz yaşanan düşük faizli konut kredileri etkisini gösterirken Türkiye ekonomisinin 3.çeyrek büyümesi 6.7 olmuştu. Her nimetin bir külfeti hesabı bu sürecin sonuçlarını enflasyon ve cari açıkta yükseliş olarak gördük. Enflasyon yüzde 14’ü geçerken cari açık yıllıkta 38 milyar dolara yükseldi. Şimdi yüksek faiz ve parasal sıkılaştırma politikaları ile talep ve kur baskılanmaya çalışılıyor. Bu yolla cari açık ve enflasyonda düşüş hedeflenmiş durumda.

DIŞ PİYASALAR DAHA YAKINDAN İZLENİYOR

Yazının Devamını Oku

2020 borsanın yılı oldu

Parasal genişleme ve bol likidite ile birlikte düşük faiz 2020’de tasarruf sahiplerini borsaya yöneltti. Yatırımcı sayısı 1.9 milyona ulaşırken, Borsa İstanbul’da yüzde 30’a yakın getiri elde edildi. 2021 için yatırım akışının ne yönde olacağını bekleyip göreceğiz ancak 2020 tam bir borsa yılı oldu diyebiliriz.

Borsalar 2020 yılını yeni zirveler ve rekorlarla kapattı. 2020 tam bir borsa yılı oldu. Darısı 2021’in başına diyelim. Borsa İstanbul’da yüzde 30’a yakın bir getiri görülse de birçok hissede kazançlar bu oranın çok üzerinde. Doğru hisselerde olanlar çok ciddi getiriler elde etti. Hisse seçiminin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Ancak temel verileri güçlü, borsanın lokomotifi konumundaki hisselerden çok daha sığ işlem hacmine sahip ve temel açıdan daha zayıf hisselerde yüksek primlerin görülmesi dikkat çekti. Borsadaki ezberler ve alışık olunan gelenek geçtiğimiz yıl biraz değişti. Özellikle Kartonsan’ın yüksek oranlı bedelsiz sermaye arttırımına gitmesi ilgiyi bedelsiz potansiyeli yüksek hisselere yöneltti. Bu ilgi karşılığını da prim olarak aldı. Diğer dikkat çeken taraf küçük yatırımcının katılımı oldu. Geçen yıl 700 bin artan yatırımcı sayısı 1.9 milyona ulaştı. Bu sebeple Borsa İstanbul yeni rekorlar denerken yabancı yatırımcı takas saklama oranı hala yüzde 50’nin altında seyrediyor. (Yüzde 49) Parasal genişleme ve bol likidite ile birlikte düşük faiz tasarruf sahiplerini borsaya yönelten ana etkenler.

CAZİP GÖRÜNÜYOR

Yine parasal genişlemenin sonucu diyebileceğimiz gelişmelerden biri bankalardaki döviz mevduatlarındaki artış. Bankalardaki döviz mevduatı, 25 Aralık haftasında bir önceki haftaya göre 700 milyon dolar artarak 234.8 milyar dolara yükseldi. İkili para sistemi görünümüne karşılık 2021 yılında ‘ters dolarizasyon’ beklendiği ekonomi yönetimince sıkça vurgulansa da henüz bu yönde bir emare görülmüyor. Dış dünyada devam eden düşük faize karşılık Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son aylarda TL’ye cazibe kazandırmak için ardı ardına faiz arttırımına gitmesine rağmen dövize yönelim sürüyor. Ancak güven sağlanırsa mevcut faiz oranı oldukça cazip görünüyor.

İLGİ DEVAM EDİYOR

Faiz oranları, fiili ve beklenen enflasyonun da oldukça üzerinde iyi bir reel getiri sunuyor. Döviz kurları ve talep, yüksek faiz ile baskı altında kalırsa enflasyonda önümüzdeki aylarda düşüş görülebilir. Tasarruf sahipleri henüz TL’nin cazibesine kapılıp dönüş yönünde harekete geçmiş değil. Bu gelişmede pandemi şartlarının reel ekonomi üzerindeki etkileriyle birlikte belirsizlikleri dikkate almak gerekir. Yatırımcıların borsa ve döviz ilgisi bu aşamada devam ediyor. Yüksek getiri peşinde koşan, yatırım araçları arasında akışkan sermayenin ilgisinin 2021 yılında hangi yöne evrileceğini yaşayıp göreceğiz. Artık faiz oranları yüksek ve parasal sıkılaştırma sürecek. Bu durumu tasarruf sahiplerinin dikkate alması çok muhtemel bir gelişme olacaktır. Bu açıdan kazançların korunması güdüsüne bağlı olarak, defansif portföy alternatif olabilir.

AŞI VE TEŞVİK İYİMSERLİĞİ

ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda devam eden iyimserliğin son dönemdeki kaynakları olarak aşı uygulamasının başlaması ve ABD’deki 900 milyar dolarlık teşvik paketine ilişkin gelişmeler görülüyor. Henüz uygulamaya geçmedi ama hatırlanırsa AB Liderler Zirvesi’nden 1.8 trilyon Euro’luk mali yardım paketi konusunda anlaşma çıkmıştı. Fed Başkanı Powell’ın geçtiğimiz aylarda “Faizler 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak” açıklaması piyasalar için hala önemli bir referans. Düşük faiz ve bol likidite ortamı korunacak. 20 Ocak tarihinde ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden göreve başlayacak. Piyasalar yeni başkanın mevcut para politikalarında bir değişim olmayacağı beklentisi içinde. Mevcut şartlar çok fazla hareket alanı da tanımıyor. Borsalardaki çıkış trendleri gücünü korumakla birlikte yükseklik korkusuna dair emareler pek görülmüyor. Kâr satışları henüz sıklık göstermiş değil ve gelen satışlar derinlik kazanmadan destek seviyelerinin üzerinde alımlarla karşılaşıyor. Ancak rekorlar kıran borsaların bu seviyelere ciddi bir kâr satışı ve düzeltme yapmadan geldiğini de dikkate almakta yarar var. Borsalar sürekli yükselmez sözünü de dip not olarak hatırlatmış olalım.

HAFTA ENFLASYON VERİSİYLE BAŞLAYACAK

Yazının Devamını Oku

Piyasalar yılı mutlu kapatıyor

Yılın son haftasına piyasalar mutlu giriyor. Salgın hastalığa ve reel ekonomilerdeki sıkıntılara rağmen para ve özellikle sermaye piyasaları kazançlı bir yılı geride bırakıyor. Son dönemde piyasa dostu kararlar gerek iç gerekse dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler aldı. Dış bakışı gösteren parametrelerden biri olan Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS) oranı düşmeye devam ediyor.

2020 yılının son haftasına piyasalar mutlu giriyor. Salgın hastalığa ve reel ekonomilerdeki sıkıntılara rağmen para ve özellikle sermaye piyasaları kazançlı bir yılı geride bırakıyor. Geçen haftanın en önemli gündemi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararıydı. TCMB, piyasa beklentilerini karşıladı ve faiz oranını 2 puan arttırarak yüzde 17 seviyesine yükseltti. Son dönemde piyasa dostu kararlar gerek iç gerekse dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Dış bakışı gösteren önemli parametrelerden biri olan Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS) oranı düşmeye devam ediyor. Geçen hafta 320 seviyelerini gördü. Hatırlanırsa kasım ayına kadar 500 seviyesinin üzerindeydi. Bu görünüm Türkiye’ye yönelik algının daha iyi bir seviyeye geldiğini gösteriyor. Bu görünüm Türkiye para ve sermaye piyasalarına ilgiyi artırmakla birlikte Türkiye’nin borçlanma maliyetlerine olumlu etkileri olabilir. Ancak bu algının önümüzdeki dönemde korunması önemli olacak.

POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ

Merkez Bankası (TCMB) son dönemdeki faiz kararları ve diğer uygulamalarıyla ciddi bir politika değişikliğine gittiğini gösterdi. Faiz artışı ve parasal sıkılaştırma politikasıyla önceliğin enflasyon olduğunu deklare etmiş oldu. Yüksek faiz ile döviz kurları ve talebin baskılanmasıyla enflasyonun düşürülmesi hedefleniyor. Sonraki aşamada beklenen gerileyen enflasyon ile faiz indirimlerinin gelmesi tabi ki. Buna karşılık yüksek faiz ile birlikte ekonomideki büyümenin zayıflaması gibi bir durum ile karşılaşılması muhtemeldir. Ayrıca yüksek faizin yavaşlayan ekonomiyle birlikte borç ödeme kapasitesinin zayıflatılması gibi olası sonuçlarını da hesaba katmak gerekecek. Diğer yandan yavaşlayan ekonomi son aylarda artış eğilimindeki cari açığı aşağıya çekebilir. Cari açıktaki gerileme döviz kurları üzerindeki düşüş yönlü baskıyı artırabilir.

PARASAL SIKILAŞTIRMAYA DEVAM

Yüksek faiz ile TL’nin cazibesi artacak, yerli yabancı yatırımcıların TL’ye dönüşünün önü açılacak. Bunlar uygulanan para politikasından beklenenler arasında. Sonuçlarını bekleyip göreceğiz. Ancak sadece faiz ile sonuç alınması zor. Bu politikanın başka tedbir ve reformlarla desteklenmesi gerekecek. Para politikaları kısa dönemli olmakla birlikte temel ekonomi ve maliye politikaları için yardımcı düzenlemelerdir. TCMB’nin geçen haftaki toplantısı sonrası yayınlanan Para Politikası Kurulu (PPK) duyuru metninde, “sıkı para politikasının enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret edene kadar sürdürüleceği” mesajı ileriye yönelik projeksiyon açısından kayda değer. Şahin duruş sürecek gibi görülüyor. Hastalığa göre reçete bir bakıma. Piyasa ile uyumlu bir şekilde çözüm bulunmaya çalışılıyor. Güven, şeffaflık, öngörülebilirlik ve merkez bankasının araç bağımsızlığının önemi özümsenmiş görülüyor. Dileriz devam eder. Uygulanmaya başlanan politikaların amacına ulaşması iç ekonomik dengeler kadar dış konjonktüre de bağlı olacak. Bu aşamada dış piyasalarda düşük faiz ve bol likiditeye bağlı iyimserlik devam ediyor. Dış finansman ihtiyacındaki Türkiye için dış dünyadaki bu görünüm ayrıca önemli. Reel ekonomiler dalgalı bir seyir yaşarken para ve sermaye piyasalarının iyimserliği ne kadar sürdürülebilecek? Bunu 2021 yılında yaşayıp göreceğiz.

YABANCI GİRİŞLERİ YENİDEN İVME KAZANDI

Kasım ayından bu yana devam eden para girişleri son birkaç hafta ivme kaybetmişti. Ancak 18 Aralık haftasında tekrar güçlendi. Piyasa ile uyumlu politikanın sonuçları da diyebiliriz. Hisse senetlerine 244 milyon dolar, tahvil bonoya (DİBS) 1.661 milyon dolar olmak üzere toplamda haftalık giriş 1.9 milyar dolara ulaştı. Bu rakam son 3-4 yılın en yüksek sıcak para girişlerinden biri. Aynı hafta bu gelişmenin yansımaları diyebileceğiz bir durum TCMB brüt rezervleri 2.7 milyar dolarlık artışla 91.8 milyar dolara ulaşmış durumda. Ancak yüksek faize rağmen bankalardaki döviz mevduatı artmaya devam ediyor. Bankalardaki döviz mevduatı haftalık bazda 2.5 milyar dolar artarak 234.1 milyar dolar oldu. Yüksek faiz ve döviz kurlarındaki düşüş yerli yatırımcı kararlarını henüz değiştirmemiş görülüyor. Döviz kurlarındaki düşüşün daha kalıcı hale gelmesi için döviz mevduatında yükselişin yerini gerilemeye bırakması en azından yükselişin durması gerekecek. Bu noktadaki görünüm dışarıdan döviz girişi var ama iç talep yani yerli yatırımcı alıma devam ediyor yönünde.

ALTIN 1.900 DOLARIN ÜZERİNDE KALAMADI

Yazının Devamını Oku

Borsalarda ‘yıl sonu rallisi’

Aşı haberleri, yeni teşvik paketleri, bol likidite ve düşük faizle birlikte borsalardaki çıkış yıl sonu rallisine döndü. ABD ve Almanya borsalarında yeni rekorlar görüldü. İçeride de döviz kurlarında yaşanan düşüş, Borsa İstanbul’daki çıkışa katkı yaptı.

Piyasalarda iyimserlik devam ediyor. Düşük faiz ve bol likiditeye aşı haberleriyle birlikte yeni teşvik paketlerine yönelik beklentiler de eklenince iç ve dış borsalardaki çıkış yıl sonu rallisine döndü. Ayrıca Borsa İstanbul’daki çıkış hareketine döviz kurlarındaki düşüş katkı yaptı.

Dış piyasalarda salgın hastalığa karşı aşılamanın başlamasının ardından gerek ABD gerekse Avrupa’daki teşvik ve yardım paketlerine yönelik beklentilerin kuvvetlenmesiyle risk iştahı artması ABD ve Almanya borsalarında yeni rekorları beraberinde getirdi. Olumsuz haberler bu aşamada pek gündemde yok.

PİYASA DUYARSIZ KALDI

Zaten bu yönde bir haber gelse de bardağın dolu tarafını görme eğilimi hakim. Bu çerçevede ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına iç piyasalar çok duyarsız kaldı. Ekonomik toparlanmadaki ivme kaybı, ABD-Çin arasındaki tansiyonun biraz yükselmesi, Almanya başta olmak üzere salgın hastalıkla ilgili kapanma haberleri piyasaları rahatsız etmedi. Reel ekonominin ve ticaretin zayıfladığı bir dönemde finans piyasaları iyi bir getiri imkanı veriyor. Bu ortam korunuyor. Piyasa bozucu bir gelişme olmazsa bir süre daha mevcut görünümün korunması muhtemeldir. Ancak olumlu fiyatlamanın belli ölçüde yapılmış olması nedeniyle kâr satışları ve teknik düzeltme olasılığını da dikkatte tutmakta yarar var.

BORSAYA YERLİ KATKISI ARTIYOR

Kasım ayında Borsa İstanbul’a başlayan yabancı ilgisi hız keserken yabancı takas saklama oranı tekrar gerilemeye başladı. Bu durum yabancı çıkışından değil daha çok tekrar yerli yatırımcının ağırlığını artmasında kaynaklanıyor olabilir. Yabancı yatırımcıların payı bu ay içinde yüzde 51 seviyesini gördükten sonra tekrar 50 seviyesinin altına çekildi. Oysa 11 Aralık haftasında Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcıların hisse senetlerinde 41 milyon dolarlık alımı söz konusu. Diğer yandan TCMB verilerine göre bankalardaki döviz mevduatı aynı hafta 300 milyon dolar artarak 231.5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Faiz yükselişleri henüz döviz yatırımcısının kararlarını etkilememiş görülüyor. O zaman döviz kurlarındaki düşüşü son aylarda giriş yapan ve 10 milyar doların üzerinde olduğu söylenen yabancı girişleriyle ilgili olabilir.

ALTINDA TEPKİ YÜKSELİŞİ SÜRÜYOR

Altın fiyatlarında (ons/dolar) kâr satışlarının ardından tepki yükselişi görülüyor. Geniş ölçekte düşük faiz, bol likiditenin yanında ABD dolarındaki zayıflama, ABD ve Avrupa kaynaklı mali yardım paketlerinin parasal genişlemeyi sürdüreceği beklentileri altın fiyatlarını destekliyor. ABD-Çin gerginliği ve ABD teşvik paketi konusunda henüz anlaşma sağlanamamış olması biraz ivme kaybına neden olsa da tepki yükselişi gücünü koruyor. Geçtiğimiz günlerde aşı haberlerine bağlı olarak artan risk iştahı ve güvenli liman ihtiyacındaki zayıflama kâr satışlarıyla birleşince önemli bir geri çekilme yaşanmıştı. Tepki çıkışının devamı açısından ons fiyatının 1.900 dolar seviyesinin üzerinde tutunması önemli olacak.

Yazının Devamını Oku

Son dakika... Piyasalara ‘teşvik’ desteği sürüyor

ABD 980 milyar dolar teşvik paketi için hazırlanırken, Avrupa Liderler Zirvesi’nden 1.8 trilyon Euro’luk kurtarma paketi konusunda anlaşma kararı çıktı. Japonya’da açıklanan teşvik paketi ise 700 milyar doları aştı. Teşvik ve yardım paketleri reel ekonomiler için açıklanırken, para ve sermaye piyasalarına da olumlu etkileri oldu.

İyimserlik sürmekle birlikte piyasalarda son dönemde aşı haberlerinin yerini teşvik ve yardım paketleri aldı. Teşvik paketleri her ne kadar reel ekonomiler için alınsa da para ve sermaye piyasalarına da yaradı. Düşük faizi dikkate alarak söyleyecek olursak ciddi bir alternatif olmadığı için borsalar ilgi odağı olmaya devam ediyor. ABD’nin 980 milyar dolarlık teşvik paketi hazırlığının ardından Avrupa Liderler Zirvesi’nde 1.8 trilyon Euro tutarındaki kurtarma paketi konusunda anlaşmaya varıldı. Ayrıca ‘Acil Varlık Alım Programı’ (PEPP) 500 milyar Euro arttırıldı ve 2022 Mart sonuna uzatıldı. Japonya’dan da 700 milyar doları aşan teşvik paketi açıklaması geldi. Ardı ardına gelen teşvik paketi piyasalar için daha bol para demek. Faiz düşük olunca paranın gideceği adres olarak ilk akla borsa ve altın gibi yatırım araçları geliyor.

KATKI YAPIYOR

Avrupa Merkez Bankası’nın harekete geçmesinde son dönemde Euro’daki değerlenmenin biraz payı vardır diye bir tahminde bulunursak pek yanılmış olmayız. Daha önce değerli Euro’dan rahatsızlık dillendirilmişti. Teşvik paketlerinde temel gerekçe elbette salgın hastalığın ekonomiler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak. Fakat birbiri ardına mali yardımlarla parasal genişlemenin devam etmesi yeni bir gündem ve beklenti olmamasına karşılık para ve sermaye piyasalarına katkı yapmaya devam ediyor. Reel ekonomiler ayakta kalmaya çalışırken borsaların zirvelerde geziniyor olmasının gerekçesi bu gelişme.

ORTAMDAN MEMNUN

IMF geçtiğimiz aylarda finans piyasaları ile reel ekonomi arasındaki kopukluktan bahsetmişti. Bu aşamada sermaye piyasaları mevcut ortamdan memnun. Rekor kıran borsalar ile ciddi primler kazanılmış durumda. Olağan dışı bir gündem oluşmazsa bir süre daha bu görünüm korunacak gibi. Ancak yükseklik korkusuna bağlı olarak kâr satışları ve teknik düzeltmelerin görülmesi olağandır.

BORSADA HİSSE SEÇİMİ ÖNEMLİ

Devam eden çıkış trendinde banka hisseleri lokomotif oldu. Bankacılıkla birlikte ‘aşı bulundu’ haberleriyle havayolu şirketleri ve ardından holding hisseleri hareketlendi. Yabancı girişleriyle birlikte borsa olağan seyrine geri döndü desek yanılmış olmayız. Bilindiği üzere yabancı yatırımcıların etkin olduğu hisseler işlem derinliği olan banka ve holding hisseleri başta olmak üzere demir çelik ve havayolu şirketleri. Mart ayından bu yana devam eden çıkışta son bir kaç ayı hariç tutarsak yerli yatırımcıların etkin olduğu hisseler öne çıkmıştı. Hatta o zaman için borsadaki yükselişi yerli çıkışı diye adlandırmıştık.

DOĞRU ZAMANDA

Yazının Devamını Oku

Ekonomilerin performansı aşıya bağlı

2020 yılında salgın hastalıkla küçülen ekonomilerin 2021 performansı daha çok salgın hastalığın seyri ve geliştirilen aşının başarısına bağlı olacak. Mevcut gelişmeleri belli ölçüde fiyatlayan borsada devam eden çıkışın yıl sonu rallisine dönüşümü için yeni beklenti, gündem veya para girişlerinin devamı gerekecek.

Piyasalarda olumlu hava devam ediyor. Aşı haberleri ve yeni teşvik paket beklentileri risk iştahını artırınca borsalar ciddi primler yaptı, yeni zirveler oluştu. Beklenti ve gündem ile birlikte borsaları bu seviyeye taşıyan temel etken düşük faiz ve bol likidite. Bollaşan para kendine yer aradı, ‘su akar yatağını bulur’ hesabı borsalara aktı. Pandemi nedeniyle reel ekonomiler ayakta kalmaya çalışırken borsalarda rekorlar tazelendi. 2020 borsalar için özel bir dönem oldu. Bu yıla kadar geçerli olan borsaları büyüyen ekonomiler, kârlı, canlı şirketler taşır sözü işlerlik kazanmadı. Bunu hisse bazlı hareketlerde de çok bariz görebiliyoruz. Temel verileri zayıf bir çok hisse mali açıdan güçlü hisselerden daha fazla prim yaptı. Bilançosu ve temel verilerine göre hisse alanlar daha sığ, spekülatif ve mali açıdan zayıf hisseler kadar prim yapmadı. “Büyük para haklıdır. Fiyatı yükselmeyen bütün hisseler kötüdür” gibi eski borsacı sözleri bu dönem için geçerlilik kazanmış görülüyor.

SALGIN ETKİSİ

Ancak doğrusu ve esas olanı yine temel veriler ve bilançolardır. Bu dönem yukarıda dediğimiz gibi bir bakıma şahsına münhasır, özel bir dönem. Bazen kriz yıllarında da borsalar prim yapmıştır. Ancak krizlerle düşen borsalar, ekonomilerde gelecek dönem büyüme beklentileriyle toparlanmıştı. 2020 yılında salgın hastalıkla küçülen ekonomilerin 2021 yılında aşı ile birlikte toparlanacağı beklentileri yanında belirsizlikler de var. Gelecek yıl ekonomilerin performansı daha çok salgın hastalığın seyri ve geliştirilen aşının başarısına bağlı olacak. Bu yılın tamamlanmasına kısa bir süre kaldı. Mevcut gelişmeleri belli ölçüde fiyatlayan borsada devam eden çıkışın yıl sonu rallisine dönüşümü için yeni beklenti ve gündem veya para girişlerinin devamı gerekecek.

ÇIKIŞ TRENDİNDE İVME KAYBI

Borsalardaki çıkış trendleri sürüyor. Ancak çıkış hareketleri tarihi zirveler test edilmesi nedeniyle önemli primleri de barındırıyor. Bu açıdan kâr satışları biraz sıklık kazanırken ivme kaybını da beraberinde getiriyor. Son günlerde borsa endekslerinde bir bakıma ‘patinaj’ görünümü öne çıkmaya başladı. Piyasa bozucu bir gündem şimdilik görülmüyor. Ancak aşı, teşvik paketleri, gelecek yıl ekonomilerde büyüme beklentileri belli ölçüde fiyatlandı. Piyasaları taşıyacak yeni gündem ve beklentilerle desteklenirse çıkış hareketi yeniden güç kazanabilir.

YARDIM PAKETİ ÖNEMLİ

ABD’de yeni yönetimin teşvik paketinde miktar olarak daha cömert davranması yanında Avrupa Merkez Bankası’nın da yeni yardım ve teşvik paketini devreye alması önemli olacak. Başkan Lagarde’ın hatırlanırsa geçtiğimiz günlerde bu yönde bir açıklaması olmuştu. ABD’nin yeni başkanı Joe Biden, İki partinin koronavirüs yardım tasarısını birlikte geçirmesi gerektiğini, ABD Senatosundaki ılımlılar tarafından önerilen 908 milyar dolarlık teşvikin başlangıç olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Faiz oranlarının daha düşecek yeri yok, merkez bankası bilançoları büyümesini sürdürmekle birlikte çok küçük adımlarla yürüyor. Bu açıdan teşvik ve mali yardım paketlerinin gelmesi borsaların seyri açısından önemli olacak.

ENFLASYONUN ETKİSİ NASIL OLUR?

Yazının Devamını Oku

Yabancı girişleri sürüyor

13 ve 20 Kasım haftalarında tahvil bono ve hisse senetlerine yaklaşık 1.5 milyar dolarlık yabancı girişi oldu. Borsa İstanbul’da da yaşanan yükselişle birlikte yabancı payı yüzde 51 seviyesine ulaştı. Borsa’daki yabancı payı mart ayında yerli yatırımcının yükselirken, yüzde 50’nin altına gerilemişti.

PİYASALARDA iyimserlik yabancı yatırımcıların katılımıyla sürüyor. Borsa İstanbul’a Mart ayından bu yana beş yüz bini aşkın yerli yatırımcı girişi olmuştu. Yabancı payının yüzde 50’nin altına çekildiği o tarihlerde borsanın yaptığı çıkışa yerli çıkışı diye adlandırılmıştı. Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirim kararı ve piyasa dostu açıklamaların normalleşme adımları olarak uygulamaya geçmesi yabancı yatırımcıların ilgisi çekti. 13 ve 20 Kasım haftalarında iki haftalık tahvil bono ve hisse senetlerine yaklaşık 1.5 milyar dolarlık yabancı girişi görüldü. Borsa İstanbul’da yaşanan çıkış ile birlikte tekrar yüzde 51 oranında yabancı payına ulaşılırken döviz kurları ve tahvil bono faiz oranlarında düşüş gözlendi. Bir bakıma eski borsacıların “büyük para haklıdır” sözü doğrulandı. Ayrıca geçen hafta Katar ile Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payı dahil olmak üzere toplamda 10 ticari anlaşma yapıldı. Başka ülkelerin katılımıyla devamının gelmesi piyasalar açısında önemli. Önceliğin doğrudan yatırım ve daha yararlı olanının sıfır yatırım olduğu vurgusunu yapmak yerinde olacak. Son iki haftada gördüğümüz portföy yatırımları diğer anlatımla sıcak para. Yüksek faiz ve dolar bazında oldukça ucuz kalan Borsa İstanbul’da fırsat görüp geldi. Sıcak para kısa vade, doğrudan yatırım uzun vadeli ve daha kalıcı. TCMB’nin rezervlerindeki aşınmanın devam ettiği ve piyasaların yabancı girişine ihtiyacı olduğu bir dönemde gelmesi yararlı oldu. Özellikle TCMB’nin rezerv biriktirme politikasında katkı sağlaması açısından ayrıca önemli.

AŞI VE NORMALLEŞME
Diğer yandan dış piyasalarda koronavirüse karşı aşı bulunmasıyla yaşanan olumlu hava bu duruma yardımcı oldu. İç ekonomik gündemdeki son gelişmeler dış konjonktürün zayıf olduğu bir döneme denk gelmiş olsaydı aynı piyasa performansına ulaşılır mıydı, tahmin etmek zor. İç ve dış gelişmeler birbirini tamamladı bir bakıma. İyi de oldu. Geçen haftaki yazımızda vurgu yaptığımız üzere son dönemdeki olumlu haberler ne ölçüde fiyatlandı sorusunun cevabı önümüzdeki günlerde önem kazanacak gibi görünüyor. Ayrıca yabancı yatırımcı girişleri sürecek mi konusu bir diğer kriter olacak. Dışarıda aşı, içeride normalleşme hamleleri ve TCMB operasyonları dışında henüz yeni bir gündem oluşmuş değil. Sayılan gelişmelerin bu aşamada belli ölçüde fiyatlandığını söylemek mümkün. Yeni katılımlar ve para girişleri olursa gerek borsa gerekse döviz ve faiz tarafında mevcut trendler devam eder. Piyasalarda olumlu hava korunuyor. Ancak düzeltme ve kâr satış olasılıklarını dikkate almakta yarar var.

Normalleşmeye devam
EKONOMİ yönetimi tarafından son dönemde normalleşme adımları olarak değerlendirilen operasyonlar olumlu algıya neden oldu. Geçen hafta da TCMB tarafından zorunluk karşılık oranlarının yükseltilmesi ve kredi artışıyla ilişkilendirilmesi uygulanmasının kaldırılması yerinde bulundu. Piyasadan 12.3 milyar TL ve 5.7 milyar dolar çekilecek olması parasal sıkılaştırma politikasına destek olurken bankaları daha fazla kredi vermeye yönelten uygulamanın kalkmasıyla baskı azalmış oldu. Faizlerin yükselmesiyle kredi artışlarında bir ivme kaybı olması muhtemeldi. Piyasa ile uyumlu uygulamalara olumlu tepkiler geliyor. Ayrıca TCMB’nin rezerv biriktirme çalışmalarına katkı yapacak bir uygulama olacak. TCMB rezervlerinde zorunlu karşılıkların payı malum. Diğer taraftan, borsa yatırımcısı için yükselen faiz oranlarının alternatif piyasa olması açısında önümüzdeki günlerde önemli bir adres olarak görülmesi olasılığı. 12 civarındaki mevcut enflasyonu dikkate aldığımızda yüzde 13-15 mevduat faizi reel getiri de sağlamış durumda.

YAN ETKİLERİ VAR
Enflasyonun altında faiz yani eksi faiz günleri geride kaldı. Yükselen faiz oranlarının bir diğer etkisinin ekonomik toparlanmayı yavaşlatması olasılığı. Kredi derecelendirme kurumu Fitch’ten gelen “Faiz artışı bankalar için iyi olacak. Faiz oranlarının kısa vadeli büyümeyi baskılayacağını düşünüyoruz” açıklamaları bu açıdan kayda değer. Ekonomide alınan kararların doğal olarak yan etkileri var. İlaç gibi sanki. İhtiyaçlar, zorunluluklar ve tercih meselesi bir bakıma. “Bugünün sorunları dünün çözümlerinden kaynaklanır” sözüne bu noktada atıfta bulunmak gerekecek. Yükselen kur ve TL’ye cazibe kazandırmak, enflasyonu kontrol altına almak için parasal sıkılaştırma ve faiz artışı doğru bir karardı. Ancak bu çözümler farklı yansımaları da beraberinde getiriyor.

Büyüme ve enflasyon bekleniyor

Yazının Devamını Oku

Borsalarda bahar havası

Merkez Bankası’nın faiz arttırımı yapması, yabancı yatırımcıların tahvil bonoda ve hisse senetlerinde 13 Kasım haftasında 908 milyon dolar alım gerçekleştirmesi iyimserliği artırdı. Bu rakam haftalık bazda 2017 yılından bu yana en yüksek alım tutarı olmasıyla dikkat çekiyor. Dış bakışı gösteren Türkiye’nin risk pirim de uzun süre 500’lü seviyelerin üzerinde seyrettikten sonra geçen hafta 370’li seviyeleri gördü.

İç ve dış piyasalarda olumlu hava devam ediyor. İçeride ekonomi yönetimindeki değişimin ardından Merkez Bankası’nın (TCMB) piyasa beklentilerine uygun olarak faiz artırımı yapması, yabancı yatırımcıların 13 Kasım haftasında hisse senetlerinde 614 milyon dolar, tahvil bonoda (DİBS) 294 milyon dolar olmak üzere toplamda 908 milyon dolar alım gerçekleştirmesi iyimserliği artırdı. Bu rakam haftalık bazda 2017 yılından bu yana en yüksek alım tutarı. Ekonomi cephesindeki son gelişmeler gerek iç gerekse dış finans çevrelerinde olumlu yankı buldu. Yabancı yatırım banka raporlarına yansıyan bu görünüme ünlü yatırımcı Mark Mobius “Türk piyasalarına güven artacak” diye katkı yaptı.

OLUMLU ALGI

Dış bakışı gösteren Türkiye’nin CDS oranı (risk pirim) uzun süre 500’lü seviyelerin üzerinde seyrettikten sonra geçen hafta 370’li seviyeleri gördü. Dış piyasalarda ‘aşı’ haberleri sonrası başlayan iyimserlik içeriye pozitif katkı yapan bir başka gelişme oldu. ABD başkanlık seçimlerinin sorunsuz geçilmesi, piyasaların Joe Biden yönetimine kredi tanıması, COVID19’a karşı Pfizer-BioNTech ve Moderna’nın geliştirdiği aşılar dış piyasalarda olumlu algıya neden oldu. Önümüzdeki haftalarda Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) onay alınırsa yasal süreç tamamlanmış olacak. Ardı ardına gelen iyi haberleri piyasalar fiyatlamaya devam ediyor.

Şimdi soru, sayılan gelişmeler piyasaları daha ne kadar taşıyacak? Borsa İstanbul’un ve döviz kurlarının geldiği seviyelere bakılırsa belli ölçüde fiyatlanmanın yapıldığı görülüyor. Ancak bu aşamada Borsa İstanbul’daki çıkış hareketinin gücünü koruduğunu da ilave etmek gerekecek. Dolar/TL kurunun sert geri çekilme sonrası 7.50 TL seviyesinin üzerinde zayıf da tepki alımlarıyla karşılaşması, Borsa İstanbul’u bu seviyelere taşıyan banka hisselerinde cuma günü biraz kâr satışı gelmesi kayda değer gelişmeler. Borsa İstanbul’da çıkışın devamı için yeni para girişleri lazım. Döviz kurlarındaki düşüş için de yabancı girişleri veya 225 milyar dolara ve toplam mevduatta yüzde 56 paya ulaşan bankalardaki döviz mevduatının çözülmesi gibi gelişmeleri görmek gerekecek. Piyasalarda iyimserlik sürmekle birlikte kâr satışı ve düzeltme olasılığını da dikkate almak gerekecek.

MERKEZ BANKASI BEKLENTİLERİ KARŞILADI

Merkez Bankası’nın perşembe günkü toplantısı piyasalar tarafından merakla bekleniyordu. Son aylarda toplantı sonrası sıkça gördüğümüz sürprizler bu defa olmadı. Ekonomi yönetimindeki değişimler sonrası verilen ‘piyasa dostu’ açıklamalar uygulamaya yansıdı. TCMB gösterge faiz oranının 4.75 puan artırarak yüzde 15 seviyesine çekti. Ayrıca sadeleştirmeye giderek fonlamaların haftalık repo (gösterge faiz) üzerinden yapılacağını açıkladı. Belirsizlik kalkarken daha öngörülebilir politikalar öne çıktı. Bilindiği üzere piyasalar belirsizliği sevmez. Ayrıca enflasyonun (TÜFE) yüzde 11.89 olduğunu veya yılın muhtemelen yüzde yaklaşık 12.00 gibi bir enflasyon ile tamamlanacağı dikkate alınırsa 3 puan civarında bir reel getiri sağlanmış olacak. Bu açıdan enflasyonda olağandışı yükselişler olmazsa faiz oranının bir süre bu seviyelerde kalması olasıdır. Yeni artışlar zor görülmekle birlikte TCMB’nin toplantı sonrası yaptığı duyuruda geçen parasal sıkılaştırma uygulanacağı açıklaması sonrası faiz indirimi de bir süre için söz konusu değil gibi. Diğer yandan TCMB’nin gösterge faiz oranını yukarı çekmekle yeni bir yük getirmiş olamayacak. Zaten bir süredir ‘örtülü faiz artırımı’ yoluyla TCMB piyasaları 14.75-14.80 faiz oranlarıyla fonluyordu. Gösterge faiz yani haftalık repo faizinden fonlama yapmıyordu. Bu açıdan gösterge faizin yüzde 15 seviyesine çekilmesiyle uygulamada 0.20-0.25 puanlık bir faiz artırımı gerçekleşmiş oldu. Kredi ve mevduat faiz oranlarında çok fazla bir yükselişe neden olmayacak.

DIŞ BORSALAR DA ZİRVELERDE

ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda son zirve seviyelerini tekrar yakaladı. Küresel ekonomi üçüncü çeyreklerde büyüme gösterse de salgın hastalıktaki rekor vaka artışları ve kısıtlayıcı tedbirlerin alınması nedeniyle önümüzdeki dönemde yavaşlama beklentisi hakim. Her ne kadar aşı bulundu haberleri olumlu beklentilere neden olsa da uygulaması zaman alacağı için kış ayları zor geçecek gibi görünüyor. Rahatlama için daha çok bahar ayları ve sonrası işaret ediliyor. Buna rağmen teşvik ve yardım paketleriyle düşük faiz, bol likiditenin etkisiyle borsalar bahar havası yaşadılar. Küresel ekonomiye ait göstergeler ise pandemi öncesinin altında. Borsalar kadar altın fiyatları da yakından izleniyor. Aşı haberleriyle ciddi güç kaybeden altın fiyatı vaka sayılarındaki artış, dış piyasalarda ABD dolarının zayıflaması ve ABD teşvik paketi beklentileriyle tepki alımlarıyla karşılaştı. Toparlanmadan söz etmek için ons fiyatının 1.900 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Aşağıda 1.850 destek noktası olarak önem kazanmış durumda. İç piyasalardaki gram/TL altın fiyatı ise dolar/TL kurundaki düşüşün de eklenmesiyle çift yönlü baskı altında. Yön tayini için 450-475 bandı izlenebilir.

Yazının Devamını Oku

Piyasalar aşıyı satın alıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın piyasa dostu olarak değerlendirilen açıklamaları ve koronavirüse karşı etkili bir aşının bulunduğunun bildirilmesi piyasaları olumlu etkiledi. Borsalarda tüm zamanların rekoru kırılırken, döviz kurlarında da geri çekilme yaşandı.

Geçen hafta gerek Borsa İstanbul’da gerekse ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda oldukça iyimser bir hava hakimdi. Borsa İstanbul’da tüm zamanların kapanış ve işlem hacmi rekoru kırıldı. Dış gündemde ABD başkanlık seçiminin sorunsuz geçilmesi ve Joe Biden yönetiminin parasal genişlemeye devam edeceği beklentileriyle ABD’li ilaç şirketi Pfizer’ın geliştirdiği koronavirüs aşısının virüse karşı yüzde 90’dan fazla etkili olduğunun açıklanması risk iştahını ve iyimserliği arttırdı. Borsalarda havayolları şirketleri öncülüğündeki çıkış ivme kazandı. İçeride ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın piyasa dostu olarak değerlendirilen açıklamaları Borsa İstanbul’a rekor getirirken döviz kurlarında sert satış görüldü. Gösterge tahvil faiz oranı ise yüzde 15 seviyesinden yüzde 14 seviyesinin altına geriledi.

İYİMSERLİKLE KARŞILANDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi ve hukukta reform, yerli yabancı yatırımcıya güven, şeffaflık ve öngörülebilirlik, yeni Merkez Bankası Başkanının yanında olunacağı, faizlerin en azından enflasyon seviyesinde tutulma mecburiyeti, gerekirse acı reçete vurguları piyasalarda iyimserlikle karşılandı. Bu gelişmeler dış dünyada da karşılık buldu ve uzun süredir 500 seviyelerinin üzerinde seyreden Türkiye’nin 5 yıllık CDS oranı (risk primi) 400 seviyesinin altını gördü. Gerek iç piyasalar gerekse dış piyasalar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına ciddi bir kredi tanıdı. Bu gelişmede dış piyasalardaki olumlu havayı da hesaba katmak gerekir.

SADELEŞTİRME BEKLENTİSİ

Şimdi piyasalar 19 Kasım’daki yeni başkan ile yapılacak ilk toplantıyı bekiyor. Bir bakıma yapılan açıklamaların ilk test noktası olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın açıklamaları sonrası toplantıdan önemli bir faiz arttırımı beklentisi kuvvetlendi. Beklentiler en az 3 puan ve üzeri bir arttırım yapılacağı yönünde. Bazı yabancı yatırım bankaları ise 5 puanlık faiz arttırımı bekliyor. Faizde sadeleştirme de beklentiler arasında. Kararlar piyasa ile uyumlu olursa iyimserliğin devamı konusundaki beklentiler korunur. Dış piyasalardaki mevcut havanın da devamı önemli olacak tabi ki.

VAKA SAYILARINDA ARTIŞ DEVAM EDİYOR

Ardı ardına gelen olumlu haberler ile piyasalarda bayram havası eserken aşı çalışmalarında bir umut doğsa da salgın hastalıkla ilgili vaka sayılarında rekor artışlar söz konusu. Bununla birikte ülke ekonomilerinde kapanma ve kısıtlayıcı tedbirler sürüyor. Koronavirüs aşısını bulan firmanın CEO’su Türk profesör Uğur Şahin, ile Özlem Türeci’nin sayesinde gelecek yıl ortalarında insanlığın normal hayata dönebileceğini söyleyerek bu kışın zor olacağını ve rahatlamanın mart ayında olacağını söyledi. Kış aylarının zor geçeceğine dair benzer ifadeler Merkel ve bazı yabancı liderler tarafından da dillendiriliyor. Avrupa Merkez Bankası başkanı Lagarde’ın “İkinci virüs dalgasının ilkinden hafif olacağı öngörülse de ekonomi için daha az tehlike oluşturamaz” açıklaması bu açıdan önemli. “Dişime gelen işime gelir, işte ekseriyetin düsturu” diyen bir düşünürümüze atıfta bulunacak olursak piyasalar bardağın dolu tarafını görmeye devam ediyor. Ekonomide kapanma ve kısıtlayıcı tedbirlerin dozunu çok daha fazla artırma gibi yeni kararlar gelmedikçe piyasaların vaka artışlarına duyarsızlığı sürebilir. Ancak bu yöndeki gelişmeleri yakından izlemekte yarar var.

ALTINDA TEPKİ ALIMLARI GÖRÜLÜYOR

Yazının Devamını Oku

Borsalar kayıplarını geri alıyor

Koronavirüste ikinci dalga endişesiyle birlikte borsalarda kayıp yaşansa da, sonrasında borsalar kayıplarını geri aldı. Bunda ABD seçimlerinin nispeten sorunsuz geçmesinin de katkısı var. Seçimin ardından ise mevcut politikaların devamı ve ABD teşvik paketinin yasalaşması beklentisi iyimserliği arttırdı.

Piyasalarda seçim haftası geride kaldı. ABD başkanlık seçimi ilk gündem olarak görülürken, borsalar pandemide ikinci dalga tedirginliğine bağlı kayıplarının önemli bir kısmını geri aldı. Sonuçları kadar ABD başkanlık seçimi gibi önemli bir gündemin nispeten sorunsuz geçilmesi ilk aşamada olumlu fiyatlamaya konu olan gelişmeydi. Demokrat aday Joe Biden’in ipi göğüslemesiyle seçim sonrası, mevcut politikaların devamı ve parasal genişleme ile düşük faiz ortamının korunacağı ayrıca ABD teşvik paketinin yasalaşacağı beklentisinin artması iyimserliği destekledi. Pandemide ikinci dalga, rekor vaka artışları, ülke ekonomilerinde tekrar kapanmaların başlaması gibi hususları dikkate alırsak kim başkan olursa olsun aslında çok fazla seçeneği de yok. Bir bakıma borsalarda ‘fiyat önden gider, olaylar sonra gelir’ sözü hatırlandı.

DOLAR DEĞER KAYBETTİ

ABD hükümeti, para harcamaya devam edecek varsayımı, seçim sürecinin uzaması ve belirsizlik olasılığı ABD dolarına değer kaybettirdi. Ayrıca seçimi Biden’ın kazanması ancak Senato’da Cumhuriyetçiler’in çoğunluğu koruma olasılığı dolar üzerinde baskıya neden olan bir başka gelişme olarak görüldü. ABD dolarının Euro ve Japon yeni başta olmak üzere altı para birimine karşı değerini gösteren Dolar Endeksi 94 seviyesinden 92 seviyelerine kadar geri çekildi. Buna karşılık Euro değer kazandı ve 1.16 seviyesinden 1.18 seviyesinin üzerine çıktı. Ayrıca faiz oranının değişmediği perşembe günkü ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell, toplantı sonrası yaptığı açıklamalarda “Artan vakaları endişe verici olduğunu, olağanüstü belirsizlikle birlikte daha fazla mali desteğe ihtiyaç olduğunu ve gerekli görüldüğünde varlık alım programının değiştirilebileceğini” söylemesi olumlu algıya neden oldu. Bir bakıma piyasalar duyacağını duydu veya bu konuşmadan alacağını aldı. Parasal destek ve genişleme artabilir diye değerlendirildi. Zaten faiz de 2022’ye kadar sıfıra yakın kalacak.

SEÇİMDE MAHKEME SÜRECİ

ABD dolarının zayıflaması Türkiye’nin de yer aldığı gelişen ülke para birimlerine değer kazandırdı. Brezilya Reali, Hindistan Rupisi, Rus Rublesi, G.Afrika Randı dolara karşı değer kazandı. TL ise bu görünüme uyum sağlamakta zorlandı ve değer kaybı devam etti. Piyasalar tedirgin olduğu bir gündemi umulandan daha kolay tamamladı. Ancak çok fazla ihtimal verilememekle birlikte seçimde mahkeme süreci, itirazlar veya protesto gösterileriyle belirsizlik hasıl olursa bu defa farklı fiyatlamalar gündeme gelebilir. Piyasalardaki pandemi tahribatı seçim sonuçlarıyla ile sarılmaya çalışıldı ama bir süre sonra pandemi başta olmak üzere tekrar eski gündeme dönülecek. Bu defa daha temkinli bir piyasa görmemiz muhtemeldir.

Merkez Bankası’nda başkan değişikliğinin piyasalara yansımalarını ise gelecek hafta görebileceğiz.

BORSAYI YERLİ YATIRIMCI TAŞIYOR

Son aylarda iç piyasaların yakından izlediği verilerden biri yurtdışı yerleşiklerin haftalık menkul kıymet istatistikleri, diğer anlatımla ‘sıcak para’ hareketleri. 30 Ekim haftasında yabancılar 69 milyon dolarlık DİBS (tahvil bono) ve 116 milyon dolarlık hisse senedi satışı gerçekleştirdi. Yabancıların hisse senedi stoku 2009 yılından bu yana ilk defa 20 milyar dolar seviyesini altına geldi. Döviz kurlarındaki yükselişe rağmen yabancı satışlarının devam ediyor olması dikkat çekici. Borsa İstanbul’daki yabancı takası yüzde 50’ye doğru bir atak yapmıştı ancak geçen hafta tekrar yüzde 49 seviyelerine çekildi. Borsa İstanbul’u yerli yatırımcı taşımaya devam ediyor. Düşük faiz ve parasal genişleme katkısını yaptı. Ancak mevduat, kredi, gösterge tahvil, TCMB, fonlama faiz oranları yükselmeye başladı. Alternatif piyasa olmasına rağmen bu aşamada Borsa İstanbul üzerinde etkisi hissedilmedi. Ayrıca yine 30 Ekim haftasında bankalardaki döviz mevduatı bir önceki haftaya göre 400 milyon dolar artarak 221 milyar doları geçti. Beklenen çözülme henüz gerçekleşmiş değil.

Yazının Devamını Oku

Piyasalar ABD seçimini olumlu karşıladı

Borsalar ABD seçimini ciddi bir düzeltme ve geri çekilme ile destek bölgelerinde karşıladılar. Seçimlerden önce konuşulan olayların yaşanmamış olmasıyla birlikte en net tepki borsalardan geldi ve yükselişe geçtiler. Yeni başkanın uygulayacağı politikaların fiyatlaması olayın sonraki aşamaları olacak.

ABD seçim sonuçlarına bakıldığında Joe Biden büyük bir olasılıkla ipi göğüsleyecek gibi görünüyor. 2016 yılındaki seçimde anketlerde Clinton önde olmasına rağmen sandıktan Trump çıkmıştı. Bu açıdan seçim öncesi Trump bir sürpriz yapar mı sorusu çok soruldu. 3 Kasım seçim öncesi anketlerde Biden önde görülüyordu ama bir sürpriz olasılığı da hep gündemde tutuluyordu. Hatta sayımın başladığı ilk gün, Trump seçilecek beklentisi daha da artmıştı. Ancak öyle olmadı.

BEKLENEN OLMADI

Bir diğer beklenti seçimin çok çalkantılı ve çekişmeli geçeceği, mahkeme ve gösterilerle birlikte belirsiz bir sürecin olacağı şeklindeydi. Sokak hareketleri dahi bekleyenler az değildi. Çok kayda değer olaylar bu aşamada görülmedi. Seçim ve sonrası, beklentilerin aksine sakin geçti. Sonucun net olması bunda etkili oldu. Trump, mahkemeye başvuracaklarını ve itiraz edeceklerini söylese de sonucun net olması belirsizliği azalttı veya ortadan kaldırdı. Piyasalar ABD başkanlık seçim süreci gibi önemli gündemin deyim yerinde ise ‘sorunsuz’ geride kalmasını olumlu yönde fiyatlamaya başladı. Trump, seçimi alsa dahi benzer bir piyasa tepkisi görebilirdik desek yanlış olmaz. Yeni başkanın uygulayacağı politikaların fiyatlaması olayın sonraki aşamaları olacak.

Yaşanan pandemi süreci nedeniyle kim başkan olursa olsun zaten temel bir ekonomi politikası değişikliği beklenmiyordu. Parasal genişleme ve düşük faiz uygulamasının devamı Temsilciler Meclisi’nde bekleyen teşvik paketinin yasalaşması beklenen gelişmeler arasında. Pandemide ikinci dalga ve vaka sayılarında görülen rekor artışlar, Fransa, İngiletere, Almanya, Yunanistan gibi ülkelerdeki kapanma kararları bunu zorunlu kılıyor. Aslında yeni başkanın zor şartlar nedeniyle ekonomik politikalarında çok fazla hareket alanı en azından kısa dönem için bulunmuyor. Şöyle bir endişe az da olsa var. Biden’ın ABD Başkanı seçilse de Senato’da cumhuriyetçilerin çoğunluk olması durumunda bir süredir tartışma konusu olan teşvik paketinin tutarının düşebileceği veya başkanın gücünü zayıflatabileceği gibi bir olasılık şimdiden dillendirilmeye başladı. Ancak bu aşamada bu olasılıklar fiyatlama konusu değil gibi görünüyor.

BORSALAR YÜKSELİŞTE

Kapanmalar birlikte ekonomilerdeki toparlanma önümüzdeki dönemde muhtemelen zayıflayacak. Piyasalar seçim belirsizliğiyle birlikte bu gelişmeyi seçim öncesi fiyatlamış, borsalar zirvelerinden yüzde 10-15 oranında uzaklaşmıştı. Dow Jones Endeksi (ABD) 28.500 seviyesinden 26.500 seviyesine, Dax Endeksi (Almanya) 13.000 seviyesinden 11.500 seviyesine gerilemişti. Borsalar ABD seçimini ciddi bir düzeltme ve geri çekilme ile destek bölgelerinde karşıladılar. Bu açıdan seçimin sakin geçmesi ve tartışmasız sayılabilecek bir sonuç çıkınca da en net tepkiyi borsalar verdi ve tekrar yükselişe geçtiler.

Seçim fiyatlaması bir kaç gün daha borsalarda etkisini gösterebilir. Sonrasında tekrar seçim öncesi eski gündeme dönülecek. Bu durumda tekrar pandemi, vaka sayılarındaki artış ve ekonomilerdeki kapanma haberleri ilk konu başlıkları olarak karşımıza çıkabilir. 3 Kasım’dan önce gördüğümüz gibi söz konusu gündeme piyasaların tepkisi malum. Son bir dipnot, seçim sonuçları ile ilgili belirsizilik durumu ortaya çıkarsa piyasalarda bu defa farklı fiyatlamalar olabilir. 

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda ‘pandemi’ tedirginliği

Dünyada artan koronavirüs vakaları, aşı çalışmalarının henüz sonuçlanmaması gibi sebeplerle borsalarda, altın ve petrol fiyatlarında düşüş yaşandı. Almanya ve Fransa gibi ülkelerde koronavirüse karşı arttırılan tedbirler nedeniyle de ülke ekonomilerinin yeniden kapanabileceği endişesi piyasaları tedirgin etti.

Mart ayından bu yana piyasaların değişmeyen gündemi salgın hastalık. Aşı çalışmalarında umutların ertelenmesi ve artan vaka sayılarıyla pandemi (salgın hastalık) tekrar piyasaları tedirgin etti. Son günlerde bu gelişme fiyatlamaya başladı. Borsalarda, altın ve petrol fiyatlarında düşüş görülürken ekonomik toparlanmaya işaret eden verilerin etkileri çok sınırlı kaldı. Borsa İstanbul’da üçüncü çeyrek bilanço açıklamaları devam ediyor. Ancak olumlu gelen bilançolara rağmen hisse fiyatları üzerindeki etkileri genel havadaki görünüm nedeniyle çok zayıf. ABD üçüncü çeyrekte yıllık yüzde 33 ile rekor büyürken ABD Borsaları düşüşte. Mevcut durumda düzelme var ama salgın hastalıkta vaka sayılarının yeni rekorlar tazelemesi nedeniyle beklentiler kötüleşti. Almanya’da tedbirler üst düzeye çıkarılırken Fransa’da sokağa çıkma yasağı geldi. Türkiye’de de vaka sayılarında artış yaşanıyor. Dünyada hal böyle olunca ülke ekonomilerinde tekrar ‘kapanma riski’ piyasaları tedirgin etti.




ÇALKANTILI SEÇİM

Diğer yandan bazı kesimlere göre çalkantılı geçmesi beklenen “3 Kasım ABD Başkanlık Seçimi” var. Joe Biden’in anketlere göre önde görülüyor. Bir önceki seçimde gördüğümüz üzere seçim sürprizleri olabiliyor. Bu açıdan Trump’ın kazanma olasılığını da dikkate almakta yarar var. İç piyasaların Biden kazanırsa mevcut algıya göre tepkisi olumsuz olacak gibi. Yine de seçim sonuçlarını görmek ve ona göre pozisyon almak yerinde olacak. Dışarısı durulmadan iç piyasaların denge bulması zor. Temkinli görünüm ve dalgalı seyrin bir süre daha devamı olası görülüyor.

YENİ TEŞVİKLER YOLDA

Piyasaların beklediği ve tartışmalarını çok yakından izlediği ABD 1.8 trilyon dolarlık teşvik paketi seçim sonrasına kaldı. Erteleme olumsuz algıya neden olurken bu defa Avrupa Merkez Bankası’ndan aralık ayı için yeni bir teşvik sinyali geldi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde, geçen perşembe günkü toplantı sonrasında yaptığı açıklamalarda ekonominin beklenenden daha hızlı ivme kaybettiğini, aralık toplantısı için tüm araçların gözden geçirileceğini söyledi. Eğer vaka sayılarında artış ve ekonomilerin kapanma riski devam ederse büyük olasılıkla yeni teşvikler gelecektir. Onca desteğin ardından ülke ekonomilerinin hala merkez bankaları ve hükümetlerin teşviklerine ihtiyaç duyması pandeminin verdiği tahribatın büyüklüğünü gösteriyor. Şartlar bir süre daha Keynesyen politikaları gerektiriyor. Başka bir çözüm henüz bulunmuş değil.

Yazının Devamını Oku

ABD seçimi öncesi piyasalar temkinli

ABD seçimlerine kısa bir süre kaldı. 3 Kasım’da yapılacak seçimler öncesinde borsalar, altın, ABD Doları başta olmak üzere yatırım araçlarında dalgalı bir görünüm olası görülüyor. Demokrat aday Joe Biden anketlerde önde görülüyor ancak beklenti çalkantılı bir seçim olabileceği yönünde. Bu durum piyasaları biraz temkinli olmaya itiyor.

İç ve dış gündem yoğun. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararı, ABD’de devam eden teşvik paketine yönelik tartışmalar, 3 Kasım ABD seçimleri, koronavirüs kaynaklı gelişmeler, artan vaka sayılarına bağlı olarak kısıtlayıcı tedbirlerin konulmaya başlaması, jeopolitik gelişmeler ve makroekonomik veriler öne çıkan konu başlıkları. Pozisyon ayarlamaları açısından 3 Kasım ABD seçimi öncesi piyasalarda fiyatlama için son hafta denebilir. Bu nedenle borsalar, altın, ABD doları başta olmak üzere yatırım araçlarında dalgalı bir görünüm olası görülüyor.

KORONA TEDİRGİNLİĞİ

Bu durum iç piyasalara da yansıma gösterebilir. Demokrat aday Joe Biden anketlerde önde görülüyor ancak beklenti çalkantılı bir seçim olabileceği yönünde. Bu durum piyasaları biraz temkinli olmaya itiyor. Bilemiyoruz belki de çok sakin bir seçim süreci yaşanır. İç piyasaların seçimlerde bir oyu olsa muhtemelen Trump’tan yana kullanır. Daha önceki açıklamaları nedeniyle Biden’e bakış soğuk. Bir diğer değişmez gündem konusu koronavirüs ve artan vaka sayıları. Bu duruma bağlı olarak ülkeler bazında artan kısıtlayıcı tedbirler söz konusu. Her ne kadar ülkelerden “ekonomiler kapanmayacak” açıklamaları gelse de artan vaka sayıları ve kısıtlayıcı tedbirlerin geliyor olması bir tedirginlik yaratıyor. Bu konuda piyasa özellikle ABD kaynaklı ekonomiler kapanmayacak açıklamalarından güç alarak pandemi nedeniyle olumsuz bir fiyatlama yapmıyor. Şimdilik böyle ama 3 Kasım seçimi sonrası aynı tonda ve vurguda bu açıklamalar tekrarlanır mı bilemeyiz.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre İstanbul başta olmak üzere vaka sayılarının arttığı görülüyor. Borsa İstanbul’da son dönemde sağlık gıda, perakende sektörlerine yönelik seçici hareketlenmeler pandemi fiyatlamalarının yeniden yapılmaya başladığının göstergesi gibi. Yatırımcılar olası bir dalgaya karşı biraz gardını almaya başlamış görülüyor. Gerçi açıklanmaya başlanan üçüncü çeyrek bilanço beklentilerinin etkilerini de hesaba katmak gerekir. Bir de malum uzadıkça uzayan ABD teşvik paketi konusu var. Seçime yetişir mi yetişmez mi, içeriği ve tutarı konusunda devam eden tartışmalar süredursun henüz anlaşma sağlanmış değil. Seçim öncesi anlaşma çıkarsa seçime rağmen piyasalar olumlu tepki verir. Seçim müjdesi olarak gelir mi bir tahminde bulunmak zor ama siyaset seçim öncesi müjdeleri sever diyelim, bekleyip görelim.

MERKEZ BANKASI SÜRPRİZLERİ SEVDİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 22 Ekim toplantısında yine bir sürprize imza attı. Hatırlanırsa eylül ayındaki toplantıda piyasa faizde değişimi beklemezken gösterge faiz oranını 2 puan artırarak sürpriz yapmış, bu durum “normalleşme” adımları olarak kabul edilip olumlu algılanmıştı. Ardından döviz alımında vergi indirimleri, swap faiz oranlarında düşüş gelmiş ve bu gelişme borsalarda yukarı yönlü hareket, döviz kurlarında gevşeme görülmüştü. Geçen haftaki toplantıda piyasaların büyük kısmı yine yanılmış oldu. TCMB piyasa beklentilerinin aksine gösterge faizde artırıma gitmedi. Buna karşılık geç likidite penceresi ve gecelik borç verme faiz oranları arasındaki farkı 300 baz puana güncelledi (önceki 150). Bu değişiklikle birlikte geç likidite borç verme faizi yüzde 14.75’e yükseldi. Karar sonrası faiz artırımı beklentisiyle gevşeyen döviz kurlarında tepki alımları gelirken Borsa İstanbul’da ise kar satışları görüldü. Piyasalar kararın nedenlerini ve olası sonuçlarını tartıştı, anlamaya çalıştı. Gösterge faiz değişmemekle birlikte fonlama faizi, geç likidite penceresi faizi ve piyasa gösterge faiz oranları yükseldi. Bu açıdan parasal sıkılaştırma bu yönü ile devam ediyor.

AVRUPA VE JAPONYA

Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda “politika faizinin sabit tutulmasıyla birlikte, likidite yönetimindeki esnekliğin arttırılmasına ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar likidite tedbirlerinin sürdürülmesine karar vermiştir” vurgusu önemli. Pandemide vaka sayılarındaki artış veya ABD seçim sonuçlarına ilişkin bir esneklik veya rezerv olarak gösterge faizde değişikliğe gidilmemiş olabilir mi? Bunu şartlar oluştuğu zaman test etme imkanımız olacak. Ancak piyasalar açısından belirsizlik arzu edilmeyen bir durum olarak görülürken ileriye yönelik pozisyon ve politika belirleme açısından “şeffaflık ve öngörülebilirlik” oldukça önemli. Önümüzdeki hafta Avrupa ve Japonya merkez bankaları toplantıları ve faiz kararları var. Faiz değişikliği beklenmiyor. Ancak toplantı sonrası yapılan para politikası ve ekonomik görünme ilişkin açıklamalar daha yakından izleniyor.

Yazının Devamını Oku

Teşvik paketi destek veriyor

ABD’de 1.8 trilyon dolar olması beklenen teşvik paketi ile ilgili güzel haberi ABD Başkanı Donald Trump paylaştı. Daha önceki açıklamalarında teşvik paketini seçim sonrasına ertelediğini söyleyen Trump, “Teşvik paketine seçim öncesi ulaşma şansımız var” dedi. Bu açıklama ile piyasalardaki gerginlik azalırken, borsalara yeniden alım görüldü.

Piyasalarda yoğun gündem ile birlikte dalgalı seyir görülürken olumlu havayı koruma çabası sürüyor. Gündem zorlaşmasına rağmen düşük faiz ve bol likiditenin desteğinde iyimserlik korunuyor. Salgın hastalığın ülke ekonomileri üzerindeki olumsuz yansımaları hükümet ve merkez bankaları desteğiyle azaltılmaya çalışılıyor. ABD’de bir süredir gündemde olan ve tutarı 1.8 trilyon dolar veya biraz üzerinde olması beklenen teşvik paketine ilişkin tartışmalar sürüyor. Tartışmaların odağında yine Trump var. Hastaneden taburcu olduktan sonra teşvik paketini seçim sonrasına erteledim demişti. Son olarak da “Teşvik paketi önerisini 1.8 trilyon doların üstüne çıkarabiliriz. Teşvik paketine seçimden önce ulaşma şansımız var” dedi. Bu açıklama piyasalardaki gerginliği azalttı ve borsalara yeniden alım getirdi. Salgın hastalıkta artan vaka sayıları ve kapanma tedbirlerinin gelmesi piyasalarda ikinci dalga ve yeniden kapanma olasılığını artırınca piyasalar gerilmişti.

MEVCUT DURUMU KORUNUYOR

Dünya çapında koronavirüs vakaları 39 milyon kişiye ulaşırken Avrupa’da vaka artışları yükselmeye devam ediyor. ABD’de ise günlük vaka sayısı 50 bin ile son bir ayın en yüksek noktasında. Gelişmeler sonrasında Almanya Federal Meclis Üyesi Maas’ın “Sınırları kapatma hatasını tekrarlamayacağız” derken ABD Başkanı Trump’ın “Artık herhangi bir karantina önlemine başvurmayacağız” yönündeki açıklamaları piyasalar açısından kayda değer. Zaten artan vaka sayılarına karşılık piyasaların çok olumsuz fiyatlama yapmamasının nedeni tam kapanma olasılığını düşük görmesi. Diğer yandan durdurulan bazı aşı çalışmaları nedeniyle umutlar 2021 mart nisan sonrasına ertelenmiş gibi görülüyor. Dış gündemin ve piyasaların diğer önemli konusu çalkantılı geçmesi beklenen 3 Kasım ABD başkanlık seçimi. Destek ve teşviklere bağlı olarak ekonomik aktivite ve piyasalar mevcut konumunu korumaya devam ediyor.

MERKEZ'İN FAİZ KARARI BEKLENİYOR

22 Ekim Perşembe günkü Merkez Bankası (TCMB) toplantısında piyasaların beklentisi yeni bir faiz artırımı gelebileceği yönünde. Daha çok 1-2 puanlık artış olasılığından söz ediliyor. Ama yine de TCMB’nin kararını görmek gerekecek. Kararlar bazen veya son aylarda çoğu zaman piyasa beklentileriyle uyuşmayabiliyor. Hatırlanırsa son toplantıda beklentilerin üzerinde faiz arttırımı gelmiş ve piyasalar normalleşme adımları olarak değerlendirip olumlu tepki vermişti. TL’ye cazibe kazandırıp döviz kurları üzerinde baskı yapabilmesi açısından bu yöndeki bir karara olumlu bakılabilir. Diğer yandan döviz kurlarındaki artışın yanı sıra faiz artışının ekonomik aktivite üzerinde soğutucu yönde etkileri muhtemeldir. Geçtiğimiz hafta açıklanan konut verilerinde bunun emareleri görüldü. Konut satışları düşerken ipotekli konut satışları da geriledi. Temmuzda 229 bin olan satışlar ağustosta 170 bine, eylülde 136 bin seviyesine geriledi. İpotekli satışlar ise ağustosta 76 bin iken eylülde 35 bine geriledi. Parasal genişleme veya ucuz ve bol para kısılınca bu sonucu olağan karşılamak gerekir. 3.4-3.5 trilyon TL tutarlarındaki bankalardaki toplam mevduat ve kredi büyümelerinin de ivme kaybı olasıdır.

BİR TEŞVİK PAKETİ DE TÜRKİYE'DEN

ABD teşvik paketinin dışında yerli teşvik paketi hazırlığı da gündeme geldi. En dikkat çekeni kurumlar vergisinde 5 puana kadar indirim, ihracat, istihdam ve turizm gibi alanlarında teşvikler getirirken dikkat çeken bir konu başlığı da Haziran 2021 tarihine kadar “vergi incelemesi olmaksızın varlık barışı” imkanı getirilmesi. Bu yeni kaynak sağlama açısından işlerlik kazanırsa çok önemli olabilir. Özellikle yerli sermaye çıkışlarının geri dönüşü ciddi katkı yapar. Ancak geçtiğimiz yıllarda birkaç defa denemesine rağmen bekleneni vermemişti. İçinde bulunduğumuz özel dönem nedeniyle bu düzenlemenin sonuç vermesi çok önemli olacak. Geçen hafta yazımızda yer verdiğimiz TCMB verilerine göre 2 Ekim haftasında gerçekleşen 610 milyon dolarlık sıcak para girişinin devamı gelmedi. 9 Ekim haftasında yaklaşık 440 milyon dolarlık yabancı çıkışı görüldü. Tahvil bonoda 349 milyon dolar, hisse senetlerinde 91 milyon dolarlık satış söz konusu. 2 Ekim haftasındaki girişler TCMB’nin faiz artırımının ardından başlayan normalleşme adımlarının olumlu yansımaları olarak görülmüştü. Piyasalar önemli görülen bu yöndeki gelişmeleri yakından izlemeye devam edecek. Bankalardaki döviz mevduatı ise bir önceki haftaya göre 400 milyon dolar artışla birlikte tekrar 218.2 milyar dolara yükseldi. Kur yüksek, faiz yüksek, çözülme olasılığı artıyor. Ama henüz bu yönde bir gerçekleşme görülmüş değil.

PANDEMİNİN VERİLERE YANSIMALARI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Yabancı alıma geçti

Türkiye’de atılan normalleşme adımları sonuçlarını vermeye başladı. 2 Ekim haftasında yabancı yatırımcı 131 milyon dolarlık hisse senedi, tahvil ve bonoda da 479 milyon dolarlık alım yaptı. Yapılan toplam 610 milyon dolarlık yabancı alımı, 2018’den bu yana ilk defa haftalık bazda en yüksek seviye anlamına geliyor.

MERKEZ Bankası’nın (TCMB) faiz artırımı ile başlayan ve sonrasında mevduat faiz gelirleri ve döviz alımlarındaki vergi indirimleriyle süren ve piyasaların ‘normalleşme’ diye adlandırdığı hamlelerin etkileri devam ediyor. 2018 yılından bu yana ilk defa haftalık bazda portföy yatırımlarında en yüksek yabancı alımı 2 Ekim haftasında gerçekleşti. Hisse senetlerinde 131 milyon dolar, tahvil bonoda (DİBS) ise 479 milyon dolar, toplamda 610 milyon dolarlık alım görüldü. Ancak faiz artırımının ardından tahvil bonodaki alımlar kısmen başlamıştı. 25 Eylül haftasında hisse senetlerinde 101 milyon dolar satış görülürken tahvil bonoda 115 milyon dolar alım gerçekleşmiş, geçen haftaki yazımızda faiz artırımının etkisi ve yabancıların pozisyon değişiminin ilk sinyalleri olarak değerlendirmiştik.

DEVAM GELMELİ

Piyasa ve yabancı sermaye ile uyum önemli. Ayrıca dış finansman ihtiyacının fazla olduğu bu dönemde daha da önemli. Uzun sayılabilecek bir zaman diliminde çıkışlarını gördüğümüz yabancı sermayenin yeniden girişlerini görmek sevindirici. Ancak devamının gelmesi lazım. Şimdiye kadarki çıkışların yanında son iki haftadaki girişler çok küçük bir miktar olarak görülebilir. Diğer yandan geçen hafta hazine dış piyasalarda 2.5 milyar dolar borçlanma gerçekleştirdi. Henüz Türkiye’ye çok ciddi yansımalarını görmezsek de dışarıdaki düşük faiz ve bol likidite önemli bir avantaj. Düşük faiz ve parasal genişleme politikaları daha uzun bir süre devam edecek.

FIRSAT SUNUYOR

Şartlar daha müsait hale gelirse eğer konjonktürdeki bu durumun etkilerini görmemiz olasıdır. Aslında Türk piyasaları için döviz kurlarındaki yükseliş, yüksek faiz ve Borsa İstanbul’un dış borsalara göre daha primsiz oluşu gibi şartlar yabancı girişleri açısından önemli bir fırsat sunuyor bir bakıma. Ama bu durumdan henüz çok yararlanmadığımız görülüyor. Yüksek seyrini koruyan Türkiye’nin CDS oranlarının gerilemesi ve jeopolitik gelişmelerin daha stabil hale gelmesi bu çerçevede önemli olacak.

22 EKİM MERKEZ BANKASI TOPLANTISI BEKLENİYOR

EYLÜL enflasyonunun beklentilerin biraz altında kalmasına rağmen piyasalarda 22 Ekim’deki toplantıda TCMB’den faiz artırım beklentisi dillendirilen bir konu. TCMB’nin örtülü faiz artırımının ardından son toplantıda gösterge faizini yükseltmesi önemli bir politika değişikliğine işaret ediyor. Ayrıca Merkez Bankası’nın cuma günü swap işlemlerinde kullanılan Türk Lirası faizini yüzde 10.25’ten yüzde 11.75’e yükseltmesini bu politikanın devamı olarak görmek gerekir. Geçtiğimiz günlerde yapılan faiz artırımın yabancı yatırımcı ve piyasalar üzerindeki etkileri görülünce TL’yi daha cazip kılma adına faiz artırım olasılığı da artmış görülüyor. Paranın fiyatı faizdir. Faiz artırımı döviz kurlarındaki yükselişe ket vurmak için alınan bir karar. Zira döviz satarak kurlardaki yükselişi durdurmak pek mümkün olmadı. Ayrıca merkez bankası rezervlerinde aşınmaya neden oldu. Dış dünyada düşük faiz ortamı varken faiz artırmak tabi ki arzu edilen bir durum değil. Ayrıca daha yüksek faizin ekonomik toparlanma üzerindeki olumsuz ve yavaşlatıcı bir etkisinin olup olmayacağı ayrı bir tartışma konusu. Bu noktada tercihler öne çıkıyor. Bu dönem TCMB’nin tercihi de belli.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda Trump salgını

ABD Başkanı Donald Trump bu kez sağlıyla gündemde. COVID-19 testi pozitif çıkan Trump’ın cuma gecesi hastaneye kaldırılması tedirginliği arttırdı. Bu gelişmenin fiyatlaması son sağlık durumu ile birlikte pazartesi günü piyasaların açılmasıyla olacak. Piyasalar şimdi günlük olarak Trump’ın sağlık seyrini izlemeye başlayacak.

Koronavirüs testinin pozitif çıkmasıyla birlikte ABD Başkanı Trump piyasaların gündeminde bir kez daha öne çıktı. Hatırlanırsa Trump söylem ve politikalarıyla birçok defa gündemi belirlemişti. Bu defa sağlık konusunda hem siyaset hem de piyasaların dikkatini çekti. 3 Kasım’daki ABD Başkanlık seçimi yaklaşırken ve piyasalar salgın hastalık baskısı altındayken gelen bu haber kısa süreli bir şoka neden oldu. Daha sonra Beyaz Saray kaynaklı “paniğe gerek yok, belirtiler hafif” açıklamaların gelmesi ortamı nispeten sakinleştirdi. Fakat cuma gecesi Trump’ın hastaneye kaldırıldığı haberi bu yöndeki tedirginliği tekrar artırdı. Bu gelişmenin fiyatlaması son sağlık durumu ile birlikte pazartesi günü piyasaların açılmasıyla olacak. Piyasalar şimdi günlük olarak Trump’ın sağlık seyrini izlemeye başlayacak.

AZERBAYCAN-ERMENİSTAN ETKİSİ

Hem ABD hem de dünya siyaseti ve piyasalar için ABD başkanlık seçiminin önemi malum. Ancak şu görüldü ki salgın hastalık çok ciddi. Bir süredir artan vaka sayıları, önleyici tedbirler ve ülke ekonomilerinde kısmi kapanma haberleri piyasalar üzerinde dozu azalıp artmakla birlikte endişeye neden oluyordu. Şimdi ABD Başkanı Trump’a da bulaştı veya ulaştı. Bu açıdan Trump’ın sağlığı kadar salgın hastalıkla ilgili haber akışı artık daha yakından takip edilecek. Bir süredir denemeleri devam eden aşı çalışmalarında henüz yeni bir gelişme yok. Aşı kullanımı için tahminler daha çok gelecek yılın mart ayı gibi telaffuz ediliyor. Bu açıdan bir süre daha salgın hastalığın etkisinde kalacak. Ayrıca ekonomik veriler, AB zirvesi, Doğu Akdeniz ve Azerbaycan Ermenistan savaşı diğer önemli gündem konuları. AB liderler zirvesinden Türkiye için beklenenden daha yumuşak mesajların çıkması önemli görülürken Azerbaycan-Ermenistan savaşının piyasalar üzerindeki etkileri çok hissedilmedi.

DIŞ PİYASALAR DALGALI

Trump’ın sağlığı ile ilgi haberler dış piyasalarda kısa süreli dalgalanmaya neden oldu. ABD borsaları başta olmak üzere dış borsalar düşüş sonrası toparlanırken altın tepki yükselişinin ardından zayıflamaya başladı. Trump’ın haberinden en fazla petrol fiyatları etkilendi. Ekonomik toparlanmada ivme kaybı, vaka sayılarının artışı ve ekonomilerin kapanma endişeleriyle bir süredir gerileyen petrol fiyatı Trump haberiyle düşüşünü sürdürdü. Brent petrol 40 doların altına geriledi. Güvenli liman ihtiyacına bağlı olarak ABD doları ise güç kazanmaya devam ediyor. Bu altın fiyatlarını baskılayan bir durum. Altın fiyatını bu seviyelere taşıyan koşulların önemli ölçüde varlığını sürdürmesi altındaki gerilemeyi kâr satışı ve teknik düzeltme olarak görülmesine neden oluyor. Gerek borsa gerekse altın fiyatlarında son dalgalanmalara rağmen çıkış trendleri korunuyor.

NORMALLEŞME ADIMLARI OLUMLU ALGILANDI

Merkez Bankası’nın politika faizini 2 puan artırarak yüzde 10.25’e çekmesine iç piyasalar olumlu tepki verdi. Faiz artırımı, swap limitlerinin esnetilmesi, bankaların aktif rasyosu düzenlemesi, banka mevduat faizi ve döviz alımlarında vergi indirimleri ‘normalleşme’ adımları olarak algılandı ve iç piyasalara olumlu yansıdı. Faiz artırımı ve bankaların kredi limitlerini düşüren aktif rasyosu parasal sıkılaştırma çerçevesinde düşünülebilir. Bunun ilk etkileri döviz kurlarında düşüş oldu, kurlar tekrar toparlandı. Döviz kurlarındaki yükselişin sadece faiz tarafı değil cari açık, rezervler, dış borç ödemeleri, sermaye çıkışları, yerli ve yabancı talebi gibi başka konu başlıkları var. Eksi faiz bu etkenlerden biriydi. Ancak faiz yükselişi önemli. Zaten TCMB bazı hamleler ile örtülü faiz artımını sağlamıştı. Bu durum mevduat ve kredi faizine yükseliş olarak etki etmişti. TCMB verilerine göre 25 Eylül haftasında sıcak para giriş çıkışlarına bakıldığında hisse senetlerine 101 milyon dolarlık satış, tahvil bono tarafında 115 milyon dolarlık alım görülüyor. Bir pozisyon değişimi sinyali olarak almak için erken ama bu görünümde bir parça faiz artışlarının payı olduğunu söylemek mümkün.

YARIN ENFLASYON AÇIKLANACAK

Yazının Devamını Oku

Merkez’in hamlesi rahatlattı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) perşembe günü sürpriz bir kararla politika faiz oranını 2 puan artırarak yüzde 10.25 seviyesine yükseltti. Karar piyasalarda olumlu tepki gördü. Borsa İstanbul’da tepki alımları görülürken, döviz kurlarında düşüş yaşandı.

Piyasaların gündeminde son günlerde Merkez Bankası kararları öne çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) perşembe günü piyasa beklentilerinin aksine sürpriz bir kararla politika faiz oranını 2 puan artırarak yüzde 10.25 seviyesine yükseltti. Bu karar olumlu karşılanırken Borsa İstanbul’da banka hisseleri öncülüğünde sert tepki alımları görüldü, döviz kurlarında ise kâr satışlarına bağlı düşüş gerçekleşti. Dolar/TL kuru 7.50 seviyelerine kadar çekildi. Ancak piyasalar üzerindeki etkiler kısa süreli oldu.

ÖZKAYNAK ORANI DEĞİŞTİ

TCMB’nin kararının yanı sıra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK), bankaların, swap limitlerini yasal özkaynaklara oranını yüzde 1’den yüzde 10’a çıkarması ‘normalleşme’ adımları olarak değerlendirildi. TCMB, toplantı sonrasında yayınlanan duyurusunda “güçlü kredi ivmesiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanma ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler neticesinde enflasyon öngörülenden daha yüksek bir seyir izlemiştir” vurgusu kayda değer.

Bilindiği üzere bir süredir her ne kadar örtülü faiz artırımı ile piyasa, mevduat ve kredi faiz oranlarında yükseliş görülse de gösterge faizin yüzde 8.25 seviyesinde kalması acaba şartlar elverdiğinde tekrar faiz indirimi mi gelecek kuşkusu uyandırıyordu. Enflasyon ile TCMB gösterge faiz arasındaki makas açılmış ve eksi faiz durumu söz konusuydu. Gerçi haftalık repo yani gösterge faiz bir süredir işlevsiz bir pencere idi. TCMB fonlamaları faizin daha yüksek olduğu gecelik borç verme (O/N) ve Geç Likidite Penceresi (GLP) üzerinden yapıyordu. Muhtemelen yine öyle devam edecek. O faizler de yüzde 11.75-13.25 seviyelerine yükseldi. Zira yüzde 10.25 olan gösterge faiz hala yüzde 11.77 olan enflasyonun altında. Ayrıca döviz kurlarındaki yükselişe cevap vermek ve bir hamle yapmak gerekliydi. TCMB döviz satışlarıyla kurlardaki yükselişe ket vurmak teşebbüsü pek sonuç vermedi. Ayrıca döviz rezervlerinde aşınmaya neden oldu. Bu nedenle parasal sıkılaştırma ve faiz silahını çekmek bir bakıma elzem bir durum halini almıştı denebilir. Bu açıdan doğru hamle. Ama yeterli olup olmayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

FAİZ KARARI YETERLİ OLACAK MI?

TCMB’nin faiz artırımın piyasalar ve ekonomik veriler üzerinde beklenen etkiyi yapması için diğer etkenlerin de yardım etmesi gerekecek. Sermaye girişlerinin görülmesi, dövize talebin durması, 218 milyar dolara ulaşan banka döviz mevduatlarında çözülme, cari açığın azalması, dış piyasalarda ABD dolarındaki değerlenmenin durması gibi bazı gelişmelerin de yardımı gerekecek. Faiz artırım kararına diğer koşullar yardımcı olmazsa yeterli sonuç alınması zorlaşabilir. Bilindiği üzere salgın hastalık nedeniyle ülkeler, zayıflayan ekonomik aktiviteye ivme kazandırmak için faiz düşürüp piyasaya bolca nakit vererek parasal genişleme politikaları uyguladılar. TCMB de doğal olarak benzer uygulama içine girdi. Ekonomi üzerinde olumlu sonuç da verdi. Bu yılın üçüncü çeyreğinde yılın ilk yarısına göre ciddi bir büyüme bekleniyor. Şimdi ise şartların zorlamasıyla birlikte faiz artırıp parasal sıkılaştırma tedbirlerini devreye sokuldu. Bu hamlenin ekonomideki toparlanma eğilimine olumsuz bir etkisi olacak mı? Bunu önümüzdeki günlerde test etme imkânımız olacak.

ALTIN ZAYIFLADI, YENİ GÜVENLİ LİMAN DOLAR

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda FED etkisi

Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi Borsa İstanbul’da pek fazla hissedilmedi. Düşük faiz ve bol likiditeyle borsalar önemli primler elde etmişti. Şimdi ise yeni gündem ve beklenti arayışı var. Öte yandan Fed Başkanı Powell’ın toparlanma ve para poltikalarının belirsizliğinden söz etmesi kafaları karıştırdı. Powell’ın daha fazla mali teşvik gerek açıklaması da dikkat çekiciydi.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ediyor. ABD Borsaları başta olmak üzere dış borsalarda kâr satışları görülürken, Borsa İstanbul da dışarıya bağlı olarak zayıf. Bu zayıf görünümde döviz kurlarındaki hareketlenmenin de payı olabilir. Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu düşürmesinin etkisi Borsa İstanbul’da hissedilmedi. Düşük faiz ve bol likiditenin beslediği olumlu hava geçtiğimiz aylarda borsalara önemli primler yaptırmıştı. Ancak yeni gündem ve beklenti olmayınca çıkış hareketleri yerini kâr satışlarına bıraktı. Borsa endekslerinde patinaj görünümü hakim. Çıkarken direnç noktalarından geri dönüyor. Ayrıca piyasaları taşıyan ekonomik toparlanmada son verilerden de anlaşılacağı üzere bir ivme kaybı söz konusu.

DALGALANMA OLDU

Bununla birlikte artan vaka sayıları ve ekonomilerde kısmi kısıtlama tedbirleri var. Aşı çalışmalarında umut verici açıklamalar gelmeye devam ediyor. Ama piyasalar söylemden çok somut gelişmeler görmek istiyor. Son olarak da ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı sonrası yapılan açıklamalar biraz kafa karıştırdı. Fed beklendiği üzere faiz değişimine gitmedi ama toplantı sonrası Fed Başkanı Powell’in yaptığı basın toplantısında ekonomik toparlanmanın ve para politikalarının belirsizliğinden söz etmesi dalgalanmaya neden oldu. Bununla birlikte Fed Başkanı Powell’ın, “Enflasyon yüzde 2’ye ulaşana kadar ve bunun üzerinde ılımlı seyredene kadar faizler değişmeyecek” vurgusu önemliydi. Fed, 2023 yılına kadar faiz oranlarında değişiklik beklemezken 2020 ABD daralma tahminini yüzde 6.5’tan yüzde 3.7’ye düşürdü. Powell’ın açıklamalarında daha fazla mali teşvik gerektiği, işsizliğin yüksek seyrettiği vurgusu diğer kayda değer noktalar.

TEMKİNLİ GÖRÜNÜM

İç gündemde ise Doğu Akdeniz kaynaklı gelişmeler ilk sıralarda. Doğu Akdeniz’de tansiyon biraz düştü ancak AB ile Türkiye ilişkileri tekrar öne çıktı. Bu yöndeki gelişmeler bu aşamada yaptırımdan çok diyalog tarafına evrilmeye meyilli görülüyor. 24 Eylül’de Merkez Bankası (TCMB) toplantısı var. Merkez Bankası toplantısından genelde gösterge faiz oranında bir değişim beklenmiyor. Arttırım bekleyen az sayıda görüş var ama faiz kararından çok toplantı sonrası yapılacak açıklamalar izlenecek. Dünyada son merkez bankaları toplantılarında yeni faiz indirimleri pek gelmiyor. Dış merkez bankaları için konuşacak olunursa faizin düşecek aşağı yönlü pek bir marjı da kalmadı. Sıfır veya sıfıra yakın. Negatif faiz bir ara tartışılmıştı ama şimdi pek dillendiren yok gibi. Ayrıca enflasyonda yükseliş beklenirken faiz indiriminin devamı da zor. ‘Para politikalarında bir değişim olur mu?’ toplantılar daha çok bu yönde izleniyor. Zorlaşan gündem ve olumlu fiyatlamaya konu olacak beklenti eksikliği nedeniyle piyasalarda olumlu hava yerini temkinli görünüme bırakmış durumda.

ABD DOLARI DIŞARIDA ZAYIF

ABD ekonomik verilerinin son dönemde beklentilerin biraz altında kalması ve Avrupa Merkez Bankası’nın son toplantısında değerli Euro konusunda herhangi bir hamle yapmayacağı anlaşılınca ABD Doları zayıf kalmaya devam ediyor. Fed’den de uzun süre yeni bir faiz artırım hamlesi gelmeyeceği zaten belli. Dolardaki zayıflama altın fiyatlarına tepki alımı olarak yansıdı. Ancak altın fiyatındaki yükseliş de fazla güç kazanamadı. ABD kısaa ve uzun dönem tahvil faiz oranları da dibe yakın bir noktada yatay seyrediyor. Dış borsalarda ise yorgunluk çok bariz bir şekilde kendini gösteriyor. Son günlerde kâr satışları ve oldukça dalgalı seyir görülmesine rağmen çıkış trendleri bu aşamada korunuyor. Ancak önümüzdeki günlerde güç kazanamaz ise çıkış destek seviyelerini korumaları zorlaşabilir. Özetle dışarıda iç piyasalara destek anlamında bu aşamada pek bir şey görülmüyor. İç piyasalar bir süre kendi başının çaresine bakacak veya kendi yağı ile kavrulacak desek yeridir.

YABANCI SATIŞLARINDA İVME KAYBI

Yazının Devamını Oku

Piyasalar yön arayışında

Düşük faiz ve bol likidite borsaların can simidi oldu. Destek seviyeleri üzerinde tutunma çabasında olan borsalar, gündem ve beklenti eksikliğinden dolayı yön arayışına girdi. Yaşanan kâr satışlarına rağmen borsalardaki trendlerin de korunduğunu söylemeliyiz.

Borsalarda kâr satışları ve destek seviyelerinin üzerinde tutunma çabası görülüyor. Borsa İstanbul son günlerde ABD başta olmak üzere dış borsalara daha uyumlu görülüyor. Döviz kurlarında ise kâr satışları görüldü. Piyasaları taşıyacak yeni bir gündem ve beklenti olmayınca kararsızlık ve yön arayışı öne çıkmaya başladı. Diğer yandan borsaların can simidi gibi görülen düşük faiz ve bol likidite ortamı borsaları desteklemeye devam ediyor. Çıkamayan borsa düşer mi? Yoksa düşemeyen borsa çıkar mı? Bu ikilem bir süre daha gündemi meşgul edecek olsa da görünüm kâr satışlarına rağmen borsalardaki trendlerinin korunduğu yönünde. Borsadan çıkan yatırımcı nereye gidecek sorusu da var tabi ki. Döviz ve altına yönelim devam etse de her iki yatırım aracında da belli bir prim var. Gündem zorlaşır güvenli liman ihtiyacı öne çıkarsa durumu ayrıca değerlendirmek yerinde olacak.

ZAMANLA GÖRECEĞİZ

Bu noktada gerek mevduat gerekse tahvil bono faiz oranlarındaki yükselişi dikkate almak gerekecek. Faiz ciddi bir pozisyon değişimi için çok yüksek değil ancak faiz artışı devam ederse hem borsa hem de döviz yatırımcısı için alternatif haline gelir mi bunu zamanla göreceğiz. Çünkü enflasyon ve faiz karşılaştırmasını yaptığımızda faizin bu aşamada reel getiri yönünden çok ciddi bir alternatif olmadığı görülüyor. Bankalardaki döviz mevduatı 4 Eylül haftasında 217.4 milyar dolar seviyesinde. Bir önceki haftaya göre 400 milyon dolarlık bir çözülme var. Ancak toplam mevduatın yüzde 53’ü döviz cinsinden mevduat. Piyasaların yönü konusunda yatırım araçları arasında akışkanlık ve pozisyon değişimi etkili olacak. Öte yandan Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu B1’den B2’ye düşürme ve görünümü negatif olarak teyit etmesi kararının piyasalar üzerindeki etkileri sınırlı kalabilir. Bu aşamada mevcut pozisyonlar ve trendler önemli ölçüde korunuyor.

AVRUPA CEPHESİNDE DEĞİŞİKLİK YOK

Piyasalar perşembe günü yapılan Avrupa Merkez Bankası toplantısını bekledi. Avrupa Merkez Bankası toplantısında ne faiz değişti ne de para politikası. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda, ekonomik toparlanmanın güçlü olduğu vurgusu yapılırken toparlanmanın devamı konusundaki belirsizlikler ile parasal teşviklere hala ihtiyaç olduğu görüşlerine yer verildi. Ayrıca değerli Euro, zayıf talep ve enerji fiyatlarının enflasyon üzerinde baskı oluşturduğu, Euro’daki yükselişin değerlendirildiği ve kur hedeflerinin olmadığı vurgulandı. Faiz ve politika değişikliği olmayınca piyasalar üzerindeki etkileri de çok zayıf kaldı. Bu durumdan Euro değerli kalmaya devam edecek sonucu çıkarılabilir. Zaten Euro/dolar paritesi biraz gevşemişti. Açıklama sonrası tekrar 1.18 seviyesinin üzerine yükseldi. Değerli Euro, zayıf dolar, Euro Bölgesi ekonomileri için olumsuz, ABD için olumlu algılanacak bir durum. Bu ne kadar daha korunacak bunu kestirmek zor ama politika değişikliği için bir sonraki toplantı beklenecek gibi görünüyor.

ALTIN SOLUKLANIYOR

Sert yükselişin ardından altın fiyatları biraz dinlenme ve soluklanma moduna geçmiş görünüyor. Ancak çıkış trendi korunuyor. Gelen satışlar bu aşamada kâr satışı ve düzeltme boyutunda. Son Avrupa Merkez Bankası toplantısının ardından politika değişimi ve dolar ile Euro’nun değerinde fazlaca bir dalgalanma olmayınca altın da sakin seyrini korudu. Pandemide artan vaka sayıları, aşı çalışmalarında henüz güven sağlayıcı noktaya ulaşılamaması veya bunun zaman alacak olması, dozu artıp azalmakla birlikte ABD-Çin gerginliğinin gündemdeki yerini koruması, Brexit konusu ‘güvenli liman’ ihtiyacını destekleyen gelişmeler. Ayrıca kasım ayındaki ABD başkanlık seçimleri, düşük faiz ve bol likidite ortamının sürecek olmasını dikkate aldığımızda, altındaki gerilemeyi düzeltme veya dinlenme süreci olarak görmek yerinde olacak. Ancak ons dolar fiyatının 1.900 seviyesinin altına gelme durumu söz konusu olursa ayrıca değerlendirmek gerekecek.

TRUMP NOKTAYI KOYDU

Yazının Devamını Oku