Gastronomide görgüsüzlük

Kütle turizmi çağına hoş geldiniz:

Haberin Devamı

Bu çağın mönüsünde bol fast food, ucuz içecekler ve daha da kötüsü bolca selfie teşhirciliği var. Farklılığın kaybolmakta olduğu tarih dışı bir dönemde yaşamaya başladık. Bazıları post-modern diyor. Ben pespayelik diyorum. 


Gastronomide görgüsüzlük


İktisatçılar giderek globalleşen finans ve ekonomilerden bahsededursun bence yaşadığımız devirde en global hale gelen kitle kültürü... Ve  iyice pespayeleşmeye başladı. Bu genel trendin itici gücü Amerika. Amerika sadece topu ve tüfeği ile etkisini ve gücünü arttırmadı.Tüm dünyaya ihraç ettiği yaşam tarzı ve davranış biçimleri ile giderek dünyaya yayıldı. Nelerden mi bahsediyorum? Giyimden ve kuşamdan.  Yeme ve içmeden.  ‘Celebrity’ kültünden. Amerikan usulü sit-com yani hep birbirine benzeyen ve içi boş olan film ve TV dizilerinden. Hep aynı trendlerin peşinde koşmaktan. Diyalogların giderek klişelerden ibaret olmasından. Paranın gücünün giderek fetiş haline gelmesinden. Kitlesel turizmden. Zevklerimizin giderek benzeşmeye başlamasından. İlginç bir paradoks var ortada. Sözüm ona Amerika bireyselliği kutsayan ve komünizmden nefret eden bir ülke.

Haberin Devamı



Hepimiz üniformalıyız


Komünizmin felsefi anlamını bir kenara bırakalım. Stalin zamanında Rusya’nın komünizm anlayışı neydi? Bireyselliğin ortadan kalkması, yaşam biçimleri ve tüketimin üniforması yani tekdüze hale gelmesi.Amerika Soğuk Savaş’ı kazandı ama sanki kültürel anlamda komünizme teslim oldu. Oldu çünkü kapitalizmin gelişmesi ile çok güçlü ve yarı tekel durumunda şirketler ortaya çıktı ve onlar,  globalleşmenin ve neo-liberal politikaların da yardımı ile tüm dünyaya aynı tercih ve davranış biçimlerini dayattılar.Aklıma ilk gelen giyim kuşam.  Eskiden sadece polis ve ordu mensupları gibi özel güvenlik mensupları üniforma giyerdi. Şimdi artık hepimiz üniformalıyız. Yeni üniformanın adı jean. Hani Stalin bile herkesi tekdüze giydiremedi ama Amerikan kapitalizmi bunu başardı.

* * *

Sonra kitle değil bence kütle turizmi. Geçen sene 1 milyar 130 milyon insan turizm  amaçlı olarak ülkelerinin dışına  çıkmış.  Bu bir dünya rekoru. Belki ilginç olan dış turizmin amacının artık farklı  gelenek ve tarihsel kimlikleri keşfederek ufkumuzun genişlemesine ve kişisel donanımımıza yönelik olmaması. Tam tersine. International New York Times’da 12 Temmuz’da çıkan bir yazıda belirtildiği gibi dış turistler daha çok oburca ve kötü  yiyip, suaygırı gibi en kötü alkolleri içip kafayı bulacakları destinasyonları seçiyorlar. Her şey dahil sistemi bu yeni turizm anlayışının ayrılmaz parçası.Fast food ve ucuz biralardan daha da kötüsü ‘teşhircilik’. Dangalak turistler her fırsatta fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşmaktan etrafındaki güzellikleri fark edemiyorlar. Bakıyor ama görmüyorlar.

Haberin Devamı



İtalya’da turist faciası


Elbette ki ‘selfie’ denen olay bu teşhirciliğin en uç yansıması. Geçen haziranda Floransa’da Pio Fedi’nin heykeline tırmanan turistler selfie yaparken heykelin parmağını kırdı. Haziran ayında, Cremona’da iki turist aynı amaçla 18. Yüzyıldan kalma bir Herkül heykeline tırmandı ve heykel yerle bir oldu. Öyle gözüküyor ki kendi kendine âşık olmak anlamında “narsisizm” ve başkasına fiyaka atmaya yönelik teşhircilik belki sıradan çok insanın içinde hep vardı ama gelenek, mütevazı olmak  gibi farklı değerler ile dengeleniyordu. Şişenin içinden cin çıkartmak gibi sosyal medyayı icat eden Amerikan kapitalizmi bireylerin en bayağı taraflarına hitap etti  ve araştırmacı turist gruplarının yerini kütle turizmi aldı.Akıllı telefonlar da insanların aklını başından alıyor bazen. Lüks bir lokantanın asansöründe hüngür hüngür ağlayan iki kızla karşılaştım. Neden mi? Son model bilmem ne telefonu alamamışlar çünkü piyasada bitmiş. Arkadaşlarında yeni model varmış ve onlar hava attıkça bunlar kahrından patlıyormuş.Parayla güzellik hep olmuyor ama parasını alarak insanları çirkinleştirip birbirine benzetme de Amerikan icadı. Dövmelerden, bayanların koltuk altı tüylerini aldırmayıp boyatmasından bahsediyorum. Bir de “erkenden başlarsanız yüzler kırışmaz” yalanıyla artık 20’lerindeki genç kızların bile başladığı botoks ve dudak doldurma. Pek çoğumuzun vücudu 50’lik, 60’lık iken yüzler 9 yaşındaki Filipinli bir genç kız gibi oldu.

* * *

Haberin Devamı

Bireyselliğin ve farklılığın kaybolmakta olduğu tarih dışı bir dönemde yaşamaya başladık. Bazıları post-modern diyor. Ben pespayelik diyorum.Çağımızın hastalıklarından ve kültürel yozlaşmanın göstergelerinden biri de haz aldığımız süreçlerin  giderek metalaşması ve insani mutlu edeceğine stres kaynağı haline dönüşmesi.  Dünyanın ‘bir numara’ veya ‘ilk onunda’  bir lokantasında rezervasyon yaptıramayan çok insan strese giriyor ve rezervasyonu başaranlara karşı kıskançlık duyguları depreşiyor. Oralarda yemek yiyenler de fotoğraf çekmekten ve hava atmak için tweet veya Instagram atmaktan ne yediklerinin farkında olmuyorlar.



Marangoz şarabı iyi mi?

Haberin Devamı


Şarap konusunda da, sadece bizde değil tüm dünyada ama özellikle Çin ve Rusya’da, pahalı şarap iyi sanılıyor.  İnsanlar fiyakalı şişelerde, iddialı ama çoğu birbirinin benzeri ve benim ‘marangoz şarabı’ dediğim şarapları ‘iyi’ zannediyorlar. Merak ve araştırma ve hangi şarapla ne gibi yemeğin uygun olacağı sorusunun yerini aynı saat markası gibi ‘brand’ veya falanca uzmandan 95 üzeri puan almış şarapları (tadını beğenmesen bile) sırf prestij unsuru diye satın almak marifet sayılıyor.İşin en matrağı gülünecek halimizle övünüp hava atmak!

Yazarın Tüm Yazıları