Uğur Meleke

Uğur Meleke

umeleke@hurriyet.com.tr

22 dakikada bir gol!

21 Aralık 2025
Fenerbahçe, 11 Aralık Perşembe saat 23’le, dün saat 18 arası iki buçuk maç top oynadı, 10 gol attı, kalesini de kapadı bu süreçte. Yani ortalama her 22 dakikada bir rakip fileleri havalandırdı sarı lacivertliler.

Bu başarılı 225 dakikanın 90’ını Bergen’de, 90’ını Kadıköy’de, 45’ini de Atatürk Olimpiyat Stadı’nda geçirdi Fenerbahçeliler. Tedesco, bu 10 günde ideal 11’ini zorunluluklar dışında değiştirmedi. Bergen’de ilk 11 oynayan 8 futbolcu dün Olimpiyat’ta da sahadalardı. Eksik olan üç adamın biri şu an sakat, ikisi de Afrika Kupası’nda zaten. Yani iki buçuk maçlık bu başarılı süreçte baş faktör olarak tepeye “kadro istikrarı” yazabiliriz.

Fenerbahçe’ye Avrupa’da tur güvencesi sağlayan, ligde de zirve ortağı yapan bu takvimde diğer başrolleri iki Brezilyalı yıldız oynadı. Fred de Talisca da sezona çok iyi başlamamışlar, fiziksel olarak çeşitli sorunlar yaşamışlardı. Ancak bir gönül kazanma ustası olarak dikkat çeken Tedesco bu iki starla da belli ki bağ kurmuş. Dün ilk devrede sahanın patronu Fred’di, rakip yarı alanda 21/22 pas isabeti, 6/7 uzun topla oynadı. İki golün de üretiminde rolü vardı. Talisca da 2 ay önceki hareketsiz görünümden uzak. Canlı ve dinamik. Bunun ödülünü de son 3 maçta 6 golle aldı zaten.

DOMENiCO TEDESCO’NUN ESERi

Süper Lig’de Fenerbahçe’nin ilk devreyi namağlup kapaması, Avrupa Ligi’nde de Şubat’ı neredeyse garantilemesinde tabii ki Domenico Tedesco’nun çok büyük rolü var. Zehirli Ali Koç-Mourinho atmosferinden sonra Tedesco’nun yarattığı pozitif hava zaten değiştirdi her şeyi. Hiçbir maçın sonucunun sahada alınmadığı iddiasındaki eski yönetim ve eski teknik adamdan sonra sadece yeşil zemine odaklanan, hakemlerle veya rakiplerle ilgili lüzumsuz konuşmayan, sadece futbolcularını geliştiren Tedesco’nun başarısıdır bu tablo. Ben şahsen Tedesco göreve geldiğinde bu kaotik ortamın altından kalkamayacağını düşünüyordum, çok yanıldım. Tabii ki Koç-Ilıcalı mazeret timinin değişmesi önemli bir faktör Tedesco’nun nefes almasında. Alman teknik adam, sportmenliği ve çalışkanlığıyla gerçekten çok saygın bir profil.

Yazının Devamını Oku

Sergen Yalçın vitesi!

15 Aralık 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Bu sezonun ilk yarısında 6 derbi oynandı, bunların dördünde çok erken kırmızı kartlara şahit olduk: Okay Fenerbahçe önünde 20’de, Davinson Beşiktaş karşısında 34’te, Orkun Fenerbahçe maçında 26’da, dün Trabzon’da da Bilal Toure 37’de atıldı. Tüm bu derbilerde bir takım 1 saatin üzerinde 10 kişi oynamak zorunda kaldı. Haliyle de bu sezon neredeyse hiçbir derbiyi bütüncül bir şekilde analiz edemedik. Hep iki parçaya böldük maçları.

Dünkü derbiyi de iki ayrı 45 dakika ve iki perde olarak ele almak durumundayız. Orta sahaların yürüyerek geçildiği, savunmaların parçalandığı, iki takımın da önemli fırsatlar yakaladığı ilk 45 dakikanın anahtar detayı bence hava topları idi. Dün ilk devrede Beşiktaş havada yüzde 75’lik ezici bir üstünlük kurdu ev sahibi ekibe karşı. Sebebi de aslında basitti: Sergen Yalçın ilk 11’deki 4 uzun sayısını Emirhan ve Abraham’ı ekleyerek 6’ya çıkardı. Dün Beşiktaş’ın birinci ve üçüncü gollerinde hem Bilal’in hem de Abraham’ın hava toplarını aldığını, Trabzon’da göklerde kurdukları üstünlükle 3-1’i bulduklarını görüyoruz.

SALAH OYNUYOR, RAFA iSTEMiYOR

Tabii ki dün 36’da Bilal Toure’nin gördüğü kırmızı kart sonrası farklı bir maç başladı Trabzon’da. Bordo mavililer son 1 saatte topa neredeyse tamamen sahip oldular, Tekke de peş peşe değişikliklerle baskının dozajını artırdı. Beşiktaş da bu sezon belki beşinci defa ikinci devrede Sergen Yalçın vitesine geçti, kontağı neredeyse kapattı tamamen! Bordo mavililerde Zubkov ikinci yarı sazı eline aldı ancak 3-3’ten fazlasına yetmedi onun çabası.

Dünkü derbi sonrası son bir parantezi de maçı evinden izleyen (hatta belki de izlemeyen) Rafa Silva’ya açmak isterim. Rafa, Beşiktaş’ın sözleşmeli futbolcusu. Aynen kulübünü ve teknik ekibi açıkça suçlayan, muhtemelen devre arasında Arabistan’ın yolunu tutacak Salah gibi. Arne Slot çok eksiğinin olduğu Brighton maçında Salah’ı kulübeye koydu, sonra da oyuna sokup faydalandı. Beşiktaş da Rafa’dan bir 10 dakika da olsa faydalanamaz mı? Maaş ödediğiniz bir futbolcunun “oynamak istemiyorum” deme hakkı olabilir mi? İkna edilemez mi? Bu duruma anlam veremiyorum doğrusu.

Yazının Devamını Oku

Galatasaray'ın transfere ihtiyacı var!

10 Aralık 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi’ndeki 36 takım içinde en zor kuralardan birini çektiğine daha önce de değinmiştim. Söz konusu 36 takımın rakiplerinin UEFA katsayı ortalaması alındığında en kolay kurayı Atalanta (66,9) ve Sporting Lizbon (67,6) çektiler. En zor kurayı çeken iki takımsa PSV (78,3) ve Galatasaray (78).

Örneğin Napoli’nin, Kairat’ın ya da Bayern Münih’in beş büyük lig dışından beşer rakipleri var. Barcelona’nın yine 5 büyük lig dışı 4 takımla (Brugge, Olympiakos, Slavia Prag ve Kopenhag’la) oynadığını görüyoruz. Galatasaray’ınsa 8 rakibinin yalnızca üçü, büyük beş ligin dışından.

Tabii ki Galatasaray’ın dördüncü torbadan Kopenhag, Kairat, Pafos, Qarabag gibi takımlar varken Monaco’yu çekmesi de talihsizliklerden biriydi. Evet, Fransız ekibinin mevcut form grafiği inişli çıkışlı. Ancak 350 milyon euroluk kadrolarında Akliouche, Minamino, Zakaria, Golovin gibi önemli yıldızları var. On gün önce PSG’yi yendiler, Şampiyonlar Ligi’nde de Manchester City ve Tottenham’la berabere kaldılar.

TEK DEVRELiK OYUN

Dün o Monaco’ya karşı Galatasaray iyi bir ilk yarı oynadı. Geriden pasla başarıyla çıkıldı, özellikle Sallai-Sane ikilisi ciddi bir üstünlük kurdular sağ koridorda. Dün ilk devrenin en iyisi olan Sane gole iki kez yaklaştı ama olmadı bir türlü.

Sarı-kırmızılıların dün Monaco’daki ilk 45 dakikalık performansı Ajax ve Bodo Glimt maçlarındaki gibiydi, ancak ne olduysa devre arasında oldu. Fransız temsilcisi ikinci yarıya tutkulu bir hücum presle başladı, sarı-kırmızılıları defalarca hataya zorladı. 68’de gelen gole kadar zaten biri penaltı olmak üzere, dört tane net fırsat kaçırmıştı Monacolular. Özellikle Minamino sol kanadı felç etti, ayağına aldığı her topla kaleye indi. Galatasaray’ın ikinci 45’teki performansıyla mağlubiyet kaçınılmaz oldu zaten.

Galatasaray eğer kalan iki maçta 1-2 puan daha alıp ilk 24’e kalabilirse, turnuvada devam edebilmek için muhakkak takviyeye ihtiyacı var. Bazı oyuncuların sık sakatlık problemleri yaşadığı göz önüne alınırsa markette merkez orta saha, sağ bek ve stoper bakabilir Galatasaray.

Yazının Devamını Oku

Tam bir Rafa Silva maçıydı!

9 Aralık 2025
Süper Lig’de üst sınıfla orta sınıfı karşı karşıya getiren enteresan bir haftaydı bu.

Pahalı kadroları ve büyük yatırımlarıyla dört büyükler, ligin baş altı grubu diye tabir edebileceğimiz Samsun, Göztepe, Gaziantep ve Başakşehir’le oynadılar.

Nasıl bir ülkenin refah seviyesini zenginlerin malvarlıkları değil sıradan vatandaşın alım gücü belirliyorsa; bir ligin kalitesini de büyükler değil, orta sınıf tayin eder. Orta sınıf güçlüyse, temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, çocuklarına bakabiliyor, yılda bir-iki kere tatile gidebiliyorsa müreffehtir o ülke. Yoksa bir ülkenin beş yüz tane milyarderi olması değildir mesele. Bizim Süper Lig’de de durum biraz oraya doğru evriliyor sanki: Orta sınıf gün geçtikçe zayıflıyor. Üst grupla diğerleri arasında gelir ve kalite makası açılıyor. Orta sınıfa “işçisin sen işçi kal” diyen bir lig oluyoruz yavaş yavaş. Ortada bir “gelir piramidi” yok. Bir “gelir kum saati” söz konusu. Büyükler var. Orta sınıf yok. Diğerleri var sonra...

TEBRiKLER BURAK YILMAZ’A

Samsun-Galatasaray’î yenebilse zirvenin ritmini değiştirecekti. Göztepe Trabzon’u yense yarışın içine girecekti. Gaziantep Beşiktaş’ı yense, sıralamada rakibinin üstüne çıkabilecekti. Başakşehir de Fenerbahçe’yi öyle formsuz yakalamışken pekalâ arayabilirdi galibiyet

Hiçbiri olmadı... Orta sınıftan bu hafta yukarıya kimse göz kırpamadı.

Dün Dolmabahçe’de oynanan Beşiktaş-Gaziantep maçı bir tür Rus ruleti gibiydi aslında. Orta sahalar çok kolay geçildi, iki takım da organizasyondan çok uzak, dağınık görüntüler verdiler. Beşiktaş elbette daha fazla aradı, daha çok pozisyon buldu ama kaleci Zafer’e takıldı çoğunlukla. Orta sahaların çok kolay geçildiği, geçiş üstüne geçiş yakalanan bir gündü dün. Sahada olsa, tam bir Rafa Silva maçıydı bu bence.

Göreve geldiği günden itibaren takımını dönüştüren, Maxim’den maksimum verim alan, izlemesi büyük keyif veren Camara’yı, Bayo’yu her geçen gün geliştiren Burak Yılmaz’ı da tebrik etmek lazım çalışmalarından dolayı.

Yazının Devamını Oku

Hissiz, tutkusuz ve temposuz!

7 Aralık 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Fenerbahçe, 23 Kasım-24 Aralık arası bir ayda 8 maçlık bir fikstürün içinde. Bu 8 maçlık süreçte Ferencvaros, Galatasaray, Brann Bergen, Beşiktaş gibi sert fikstürler de var üstelik. O pencereden bakınca Tedesco’nun geniş kadrosundan faydalanma isteği ve dünkü 6 kişilik sert rotasyonu anlaşılabilir. Ancak böyle radikal rotasyonların bedeli de olabiliyor elbette.

1-) Fenerbahçe son bir ayda birçok maçta ilk golü kalesinde gördü ve müsabakalara temposuz başlamak gibi bir hastalık gelişti adeta. Rize ve Beşiktaş maçlarında 2-0’dan, Ferencvaros ve G.Saray önünde de 1-0’dan geri döndüler. Dün de Başakşehir önünde uzunca bir süre olağanüstü temposuzlardı. Arzu-iştah eksikliği vardı sahada. Maçların başında geriye düşüp sonra vitesi artırma işi bir hastalığa dönüşmüş gibiydi sanki.

2-) F.Bahçe’nin Tedesco dönemindeki çıkışında anahtar faktör bence orta üçlüydü. Alvarez-İsmail-Asensio ile çok yönlü ve dengeli bir merkez orta saha yakalamıştı Tedesco. Ve bu üçlü takımın kalbi olmuştu adeta. Dün hem İsmail’i kenarda oturtması, hem de Asensio’yu sağda başlatmasıyla orta üçlü çöktü. Alvarez-Fred-Talisca üçlüsü son derece fonksiyonsuzdular bir saat boyunca.

SHOMURODOV MÜTHiŞ TRANSFER

Fenerbahçe için ilk bir saatte her şey son derece durağan ve sıkıcı geçerken, Tedesco 3 yeni oyuncu dizdi çizgiye. Talisca çıktı, Nene sağ açığa geçti. Asensio orijinal yerine döndü. Tedesco’nun değişiklik seçimleri tartışılır ama en azından Asensio’nun merkeze dönüşü olumluydu o dakikada. Asensio ile Skriniar’ın korner işbirliğiyle golü de buldular. Ama o cılız saman alevi yetmedi galibiyete. Çünkü dün Fenerbahçe’de bir şeyler eksikti sanki. Tutku eksikti, his eksikti. Tempoyu hiç artıramadılar neredeyse.

Nuri Şahin’in takımının son dönemde bölüm bölüm iyi oyunları oluyordu ancak bunu bir devrenin üzerine çıkaramıyorlardı. Trabzon ve Gençlerbirliği ikinci devrelerinde, Kasımpaşa ilk yarısında iyilerdi mesela. Dün F.Bahçe önünde, Shomurodov’un liderliğinde daha bütüncül bir performansı vardı Başakşehir’in. Shomurodov’u Roma’dan sadece 2.7 milyon Euro satın alma opsiyonuyla kiralamak çok büyük iş gerçekten.

Yazının Devamını Oku

Osimhen: 3, Okan Buruk: 2!

6 Aralık 2025
Dün Seyrantepe'de oynanan müsabakayı iki ayrı perdede ele almak lazım.

İlk 45 dakikada sahada adeta tek bir takım vardı. O da Galatasaray’dı. Sarı kırmızılılar maça çok istekli, çok tutkulu başladılar. Her topu istediler, her pozisyona yüzde yüzle girdiler. Pres yaptılar, ikinci topları kazandılar. Zaten golü de Torreira-Sane kalitesiyle çok erken buldular.

Galatasaray 8’inci dakikada golü bulduktan sonra vites küçültmedi, maç 0-0’mışçasına istemeye ve aramaya devam etti. Milli takıma döndükten sonra vites artıran Sane’nin ilk yarı performansıyla soyunma odasına haklı bir 2-0’la gittiler. Hatta Sane biraz daha dikkatli olsa pekala 3 farka taşıyabilirdi takımını.

46’DA iKiNCi PERDE BAŞLADI

Samsunspor bu ülkenin en değerli takımlarından biri. Avrupa Konferans Ligi’nin lideri, tam 14 maçlık kaybetmeme serisiyle geldi Seyrantepe’ye. Bu serinin nedeni de zaten maç içinde ne olursa olsun pes etmemeleri. Vazgeçmemeleri... Dün de vazgeçmediler. Tabii şunu da not etmek gerek: 46’da yapılan iki hamleden Ntcham Samsun’u geliştirirken, Lemina/Arda değişimi geriletti Galatasaray’ı

Samsunspor iki hafta önce de Beşiktaş’a karşı 56’da 1-0 geriye düşmüş ama 56-66 arası siyah beyazlıları hücum presle adeta boğmuş, yarı alanına hapsetmişti. Dün de Galatasaray’ı ikinci devrenin başında ceza sahasına hapsetti kırmızı beyazlılar. 46 ile 56’ncı dakikalar arası Samsun topla %60’la oynadı, şutlarda 6-2, rakip ceza alanında topla oynamada 12-1 üstünlük kurdu. Bu dominant oyunun neticesi olarak da önce Musaba’nın, sonra Emre’nin golleri geldi zaten.

Okan Buruk, Saint-Gilloise önünde sakatlanan Jakobs’un yerine Arda’yı oyuna sokmuş, maçı vermişti. Fenerbahçe önünde bu kez İlkay’ın yerine Arda’yı soktu, 2 puan kaybetti. Dün de Lemina’nın yerine Arda’yı soktu ve neredeyse gidiyordu yine elinden maç. Ancak Osimhen öyle büyük bir yıldız ki, takımının çok ihtiyacı olan anda yine yoktan var etti golü.

Okan Buruk’un rotasyonunun dar olduğunun farkındayım ama 3 maç üst üste Arda Ünyay’ı oyuna sokup kâbus yaşamasını kamuoyuna bir açıklaması lazım sanki.

Yazının Devamını Oku

Maçın kaderi saat 19'da netleşmişti!

2 Aralık 2025
Bir futbol maçını açıklamak için bazen tek bir metafor yeterli olabiliyor...

En-Nesyri, tempolu futbola tepki olarak doğmuş bir santrfor! Tedesco’nun bu seviyede bir maça onunla başlaması hataydı, Fenerbahçe için müsabaka zaten bence 63’te Duran’ın girmesiyle start aldı

Leroy Sane’yi geçmişte maç seçmekle eleştirmiştim, ancak o cevabını dün sahada verdi, derbide ilk yarıda vitesi beşe taktı. Yüz topun 99’unu sola çekiyordu, bir tanesini sağa çekti, o da takımının liderliği korumasına yetti. Derbinin kaderini tayin eden iki adam, Sane ve Duran’ın ortak özellikleri tempo ve çeviklik.

Dünkü derbi akşam 20’de başlamış, 22’de bitmiş gibi gözüküyor ama aslında maçın kaderi saat 19’da belirlenmişti. İki teknik adamın müsabaka öncesi 10 formayı vereceği adamlar aşağı yukarı belliydi, ikisinin de birer pozisyonla ilgili belirsizliği söz konusuydu. Okan Buruk savunmada tercihini Lemina’dan yana kullandı, sağ bekte Davinson’u oynattı ve 75 dakika iyi netice aldı bu seçiminden. Kendi adına işler iyi giderken tabii 75’te neden Arda’yı sokup Lemina’yı orta sahaya kaydırdı, yanıtını bilmek zor.

Tedesco’nun ise takımının en önemli pozisyonunda, ileri uçta tercihi, havada iyi, yerde bir felaket olan En-Nesyri oldu. Nesyri 63 dakika boyunca hep bir adım gerideydi, hem yarım saniye yavaştı. Ve zaten bu durumu değiştirebilecek özellikleri de yok. Bu seviyede maçlar için artık ağır kalıyor Nesyri. Oysa son iki müsabakadaki görüntüsüyle Jhon Duran yüksek rekabete daha uygundu. Bence Tedesco’nun Nesyri’yi başlatması kadar, 46’da çıkarmaması ve 63’e kadar beklemesi de büyük bir başka hata idi.

FARE FARE DOĞURDU!

Son yıllarda Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinin temposu genelde beklenenden düşük oluyor ve maçtan sonra “dağ fare doğurdu” diyoruz sıkça... Ancak artık bu görüntüyü ben öyle kanıksadım ki, “fare fare doğurdu” diyorum artık bu duruma! Dün maçın temposu yine neredeyse hiç artmadı. Süper Lig’in simge maçında nabzın bir türlü yükselmemesi ülke futbolu adına üzücü.

Yazının Devamını Oku

Orkun'dan bir korner resitali!

1 Aralık 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Beşiktaş'ın Sergen Yalçın’la son iki ayda yaşadığı iki temel problem vardı: Birincisi, maç içindeki aşırı vites değişimleri. Örneğin önceki hafta Samsunspor karşısında yarım saat gayet iyi oynayıp skoru 1-0’a getiren takım, golden sonra adeta kontak kapadı. Kendi ceza alanına hapsoldu. Savunmadan gelişigüzel uzaklaştırmalar dışında hiçbir şey yapmadı. Sonunda da Cengiz’i hataya zorlayan Samsun presi beraberlik golünü getirdi zaten.

Beşiktaş benzer baskıları skor avantajı yakaladığı birçok maçta yemişti: Kocaeli, Galatasaray, Kasımpaşa ve Gençlerbirliği gibi... Tabii ki bir takımın üstün duruma geçtikten sonra zaman zaman koruma psikolojisine girmesi anlaşılabilir. Doğal da olabilir. Ama Beşiktaş vitesi 5’ten 1’e alıyor bir anda. Hatta boşa alıyor. Durduruyor oynamayı sanki. Kontağı kapatıp gol yemeyi bekliyor adeta!

O yüzden dün Karagümrük karşısında 1-0’dan sonra nasıl davranacaklarını merak ediyorduk hepimiz. Bu kez kontağı kapamadı siyah beyazlılar. İkinci yarıda bir penaltı buldu, kaçırdı, yine devam etti ve iki farkı yakaladı bu kez. Grbic’in tam 10 kurtarışı olmasa farka da gidebilirdi.

EURO’88’i HATIRLADIM

Beşiktaş'ın son dönemdeki ikinci temel sorunu da korner ya da frikiklerle de tempo artıramaması idi. Dün Karagümrük önünde bunu başardılar. İki maçlık cezadan dönen Orkun dün müthiş kullandı kornerleri. Benim hayatımda bilinçli izlediğim ilk Avrupa Şampiyonası, Almanya’da düzenlenen Euro’88’di. O turnuvada final oynayan Sovyetler Birliği de böyle atardı kornerleri. Tümünü kaleye şut gibi kullanırlardı ve büyük kaos yaratırlardı. Dün de Orkun’un her korneri tehlikeliydi: 5’te Cengiz, 8’de Jota bu kornerlerle pozisyona girdiler. 35’te Orkun direkt kaleye iyi bir korner kullandı. 40’taki köşe atışının devamında Jota golü geldi. 54’te yine bir kornerin devamında penaltı kazandı siyah beyazlılar. Beşiktaş sanki hafta içinde köşe atışlarına daha fazla kafa yormuş gibi hissettim ben.

Yazının Devamını Oku