Uğur Meleke

Uğur Meleke

umeleke@hurriyet.com.tr

Tam bir Rafa Silva maçıydı!

9 Aralık 2025
Süper Lig’de üst sınıfla orta sınıfı karşı karşıya getiren enteresan bir haftaydı bu.

Pahalı kadroları ve büyük yatırımlarıyla dört büyükler, ligin baş altı grubu diye tabir edebileceğimiz Samsun, Göztepe, Gaziantep ve Başakşehir’le oynadılar.

Nasıl bir ülkenin refah seviyesini zenginlerin malvarlıkları değil sıradan vatandaşın alım gücü belirliyorsa; bir ligin kalitesini de büyükler değil, orta sınıf tayin eder. Orta sınıf güçlüyse, temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, çocuklarına bakabiliyor, yılda bir-iki kere tatile gidebiliyorsa müreffehtir o ülke. Yoksa bir ülkenin beş yüz tane milyarderi olması değildir mesele. Bizim Süper Lig’de de durum biraz oraya doğru evriliyor sanki: Orta sınıf gün geçtikçe zayıflıyor. Üst grupla diğerleri arasında gelir ve kalite makası açılıyor. Orta sınıfa “işçisin sen işçi kal” diyen bir lig oluyoruz yavaş yavaş. Ortada bir “gelir piramidi” yok. Bir “gelir kum saati” söz konusu. Büyükler var. Orta sınıf yok. Diğerleri var sonra...

TEBRiKLER BURAK YILMAZ’A

Samsun-Galatasaray’î yenebilse zirvenin ritmini değiştirecekti. Göztepe Trabzon’u yense yarışın içine girecekti. Gaziantep Beşiktaş’ı yense, sıralamada rakibinin üstüne çıkabilecekti. Başakşehir de Fenerbahçe’yi öyle formsuz yakalamışken pekalâ arayabilirdi galibiyet

Hiçbiri olmadı... Orta sınıftan bu hafta yukarıya kimse göz kırpamadı.

Dün Dolmabahçe’de oynanan Beşiktaş-Gaziantep maçı bir tür Rus ruleti gibiydi aslında. Orta sahalar çok kolay geçildi, iki takım da organizasyondan çok uzak, dağınık görüntüler verdiler. Beşiktaş elbette daha fazla aradı, daha çok pozisyon buldu ama kaleci Zafer’e takıldı çoğunlukla. Orta sahaların çok kolay geçildiği, geçiş üstüne geçiş yakalanan bir gündü dün. Sahada olsa, tam bir Rafa Silva maçıydı bu bence.

Göreve geldiği günden itibaren takımını dönüştüren, Maxim’den maksimum verim alan, izlemesi büyük keyif veren Camara’yı, Bayo’yu her geçen gün geliştiren Burak Yılmaz’ı da tebrik etmek lazım çalışmalarından dolayı.

Yazının Devamını Oku

Hissiz, tutkusuz ve temposuz!

7 Aralık 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Fenerbahçe, 23 Kasım-24 Aralık arası bir ayda 8 maçlık bir fikstürün içinde. Bu 8 maçlık süreçte Ferencvaros, Galatasaray, Brann Bergen, Beşiktaş gibi sert fikstürler de var üstelik. O pencereden bakınca Tedesco’nun geniş kadrosundan faydalanma isteği ve dünkü 6 kişilik sert rotasyonu anlaşılabilir. Ancak böyle radikal rotasyonların bedeli de olabiliyor elbette.

1-) Fenerbahçe son bir ayda birçok maçta ilk golü kalesinde gördü ve müsabakalara temposuz başlamak gibi bir hastalık gelişti adeta. Rize ve Beşiktaş maçlarında 2-0’dan, Ferencvaros ve G.Saray önünde de 1-0’dan geri döndüler. Dün de Başakşehir önünde uzunca bir süre olağanüstü temposuzlardı. Arzu-iştah eksikliği vardı sahada. Maçların başında geriye düşüp sonra vitesi artırma işi bir hastalığa dönüşmüş gibiydi sanki.

2-) F.Bahçe’nin Tedesco dönemindeki çıkışında anahtar faktör bence orta üçlüydü. Alvarez-İsmail-Asensio ile çok yönlü ve dengeli bir merkez orta saha yakalamıştı Tedesco. Ve bu üçlü takımın kalbi olmuştu adeta. Dün hem İsmail’i kenarda oturtması, hem de Asensio’yu sağda başlatmasıyla orta üçlü çöktü. Alvarez-Fred-Talisca üçlüsü son derece fonksiyonsuzdular bir saat boyunca.

SHOMURODOV MÜTHiŞ TRANSFER

Fenerbahçe için ilk bir saatte her şey son derece durağan ve sıkıcı geçerken, Tedesco 3 yeni oyuncu dizdi çizgiye. Talisca çıktı, Nene sağ açığa geçti. Asensio orijinal yerine döndü. Tedesco’nun değişiklik seçimleri tartışılır ama en azından Asensio’nun merkeze dönüşü olumluydu o dakikada. Asensio ile Skriniar’ın korner işbirliğiyle golü de buldular. Ama o cılız saman alevi yetmedi galibiyete. Çünkü dün Fenerbahçe’de bir şeyler eksikti sanki. Tutku eksikti, his eksikti. Tempoyu hiç artıramadılar neredeyse.

Nuri Şahin’in takımının son dönemde bölüm bölüm iyi oyunları oluyordu ancak bunu bir devrenin üzerine çıkaramıyorlardı. Trabzon ve Gençlerbirliği ikinci devrelerinde, Kasımpaşa ilk yarısında iyilerdi mesela. Dün F.Bahçe önünde, Shomurodov’un liderliğinde daha bütüncül bir performansı vardı Başakşehir’in. Shomurodov’u Roma’dan sadece 2.7 milyon Euro satın alma opsiyonuyla kiralamak çok büyük iş gerçekten.

Yazının Devamını Oku

Osimhen: 3, Okan Buruk: 2!

6 Aralık 2025
Dün Seyrantepe'de oynanan müsabakayı iki ayrı perdede ele almak lazım.

İlk 45 dakikada sahada adeta tek bir takım vardı. O da Galatasaray’dı. Sarı kırmızılılar maça çok istekli, çok tutkulu başladılar. Her topu istediler, her pozisyona yüzde yüzle girdiler. Pres yaptılar, ikinci topları kazandılar. Zaten golü de Torreira-Sane kalitesiyle çok erken buldular.

Galatasaray 8’inci dakikada golü bulduktan sonra vites küçültmedi, maç 0-0’mışçasına istemeye ve aramaya devam etti. Milli takıma döndükten sonra vites artıran Sane’nin ilk yarı performansıyla soyunma odasına haklı bir 2-0’la gittiler. Hatta Sane biraz daha dikkatli olsa pekala 3 farka taşıyabilirdi takımını.

46’DA iKiNCi PERDE BAŞLADI

Samsunspor bu ülkenin en değerli takımlarından biri. Avrupa Konferans Ligi’nin lideri, tam 14 maçlık kaybetmeme serisiyle geldi Seyrantepe’ye. Bu serinin nedeni de zaten maç içinde ne olursa olsun pes etmemeleri. Vazgeçmemeleri... Dün de vazgeçmediler. Tabii şunu da not etmek gerek: 46’da yapılan iki hamleden Ntcham Samsun’u geliştirirken, Lemina/Arda değişimi geriletti Galatasaray’ı

Samsunspor iki hafta önce de Beşiktaş’a karşı 56’da 1-0 geriye düşmüş ama 56-66 arası siyah beyazlıları hücum presle adeta boğmuş, yarı alanına hapsetmişti. Dün de Galatasaray’ı ikinci devrenin başında ceza sahasına hapsetti kırmızı beyazlılar. 46 ile 56’ncı dakikalar arası Samsun topla %60’la oynadı, şutlarda 6-2, rakip ceza alanında topla oynamada 12-1 üstünlük kurdu. Bu dominant oyunun neticesi olarak da önce Musaba’nın, sonra Emre’nin golleri geldi zaten.

Okan Buruk, Saint-Gilloise önünde sakatlanan Jakobs’un yerine Arda’yı oyuna sokmuş, maçı vermişti. Fenerbahçe önünde bu kez İlkay’ın yerine Arda’yı soktu, 2 puan kaybetti. Dün de Lemina’nın yerine Arda’yı soktu ve neredeyse gidiyordu yine elinden maç. Ancak Osimhen öyle büyük bir yıldız ki, takımının çok ihtiyacı olan anda yine yoktan var etti golü.

Okan Buruk’un rotasyonunun dar olduğunun farkındayım ama 3 maç üst üste Arda Ünyay’ı oyuna sokup kâbus yaşamasını kamuoyuna bir açıklaması lazım sanki.

Yazının Devamını Oku

Maçın kaderi saat 19'da netleşmişti!

2 Aralık 2025
Bir futbol maçını açıklamak için bazen tek bir metafor yeterli olabiliyor...

En-Nesyri, tempolu futbola tepki olarak doğmuş bir santrfor! Tedesco’nun bu seviyede bir maça onunla başlaması hataydı, Fenerbahçe için müsabaka zaten bence 63’te Duran’ın girmesiyle start aldı

Leroy Sane’yi geçmişte maç seçmekle eleştirmiştim, ancak o cevabını dün sahada verdi, derbide ilk yarıda vitesi beşe taktı. Yüz topun 99’unu sola çekiyordu, bir tanesini sağa çekti, o da takımının liderliği korumasına yetti. Derbinin kaderini tayin eden iki adam, Sane ve Duran’ın ortak özellikleri tempo ve çeviklik.

Dünkü derbi akşam 20’de başlamış, 22’de bitmiş gibi gözüküyor ama aslında maçın kaderi saat 19’da belirlenmişti. İki teknik adamın müsabaka öncesi 10 formayı vereceği adamlar aşağı yukarı belliydi, ikisinin de birer pozisyonla ilgili belirsizliği söz konusuydu. Okan Buruk savunmada tercihini Lemina’dan yana kullandı, sağ bekte Davinson’u oynattı ve 75 dakika iyi netice aldı bu seçiminden. Kendi adına işler iyi giderken tabii 75’te neden Arda’yı sokup Lemina’yı orta sahaya kaydırdı, yanıtını bilmek zor.

Tedesco’nun ise takımının en önemli pozisyonunda, ileri uçta tercihi, havada iyi, yerde bir felaket olan En-Nesyri oldu. Nesyri 63 dakika boyunca hep bir adım gerideydi, hem yarım saniye yavaştı. Ve zaten bu durumu değiştirebilecek özellikleri de yok. Bu seviyede maçlar için artık ağır kalıyor Nesyri. Oysa son iki müsabakadaki görüntüsüyle Jhon Duran yüksek rekabete daha uygundu. Bence Tedesco’nun Nesyri’yi başlatması kadar, 46’da çıkarmaması ve 63’e kadar beklemesi de büyük bir başka hata idi.

FARE FARE DOĞURDU!

Son yıllarda Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinin temposu genelde beklenenden düşük oluyor ve maçtan sonra “dağ fare doğurdu” diyoruz sıkça... Ancak artık bu görüntüyü ben öyle kanıksadım ki, “fare fare doğurdu” diyorum artık bu duruma! Dün maçın temposu yine neredeyse hiç artmadı. Süper Lig’in simge maçında nabzın bir türlü yükselmemesi ülke futbolu adına üzücü.

Yazının Devamını Oku

Orkun'dan bir korner resitali!

1 Aralık 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Beşiktaş'ın Sergen Yalçın’la son iki ayda yaşadığı iki temel problem vardı: Birincisi, maç içindeki aşırı vites değişimleri. Örneğin önceki hafta Samsunspor karşısında yarım saat gayet iyi oynayıp skoru 1-0’a getiren takım, golden sonra adeta kontak kapadı. Kendi ceza alanına hapsoldu. Savunmadan gelişigüzel uzaklaştırmalar dışında hiçbir şey yapmadı. Sonunda da Cengiz’i hataya zorlayan Samsun presi beraberlik golünü getirdi zaten.

Beşiktaş benzer baskıları skor avantajı yakaladığı birçok maçta yemişti: Kocaeli, Galatasaray, Kasımpaşa ve Gençlerbirliği gibi... Tabii ki bir takımın üstün duruma geçtikten sonra zaman zaman koruma psikolojisine girmesi anlaşılabilir. Doğal da olabilir. Ama Beşiktaş vitesi 5’ten 1’e alıyor bir anda. Hatta boşa alıyor. Durduruyor oynamayı sanki. Kontağı kapatıp gol yemeyi bekliyor adeta!

O yüzden dün Karagümrük karşısında 1-0’dan sonra nasıl davranacaklarını merak ediyorduk hepimiz. Bu kez kontağı kapamadı siyah beyazlılar. İkinci yarıda bir penaltı buldu, kaçırdı, yine devam etti ve iki farkı yakaladı bu kez. Grbic’in tam 10 kurtarışı olmasa farka da gidebilirdi.

EURO’88’i HATIRLADIM

Beşiktaş'ın son dönemdeki ikinci temel sorunu da korner ya da frikiklerle de tempo artıramaması idi. Dün Karagümrük önünde bunu başardılar. İki maçlık cezadan dönen Orkun dün müthiş kullandı kornerleri. Benim hayatımda bilinçli izlediğim ilk Avrupa Şampiyonası, Almanya’da düzenlenen Euro’88’di. O turnuvada final oynayan Sovyetler Birliği de böyle atardı kornerleri. Tümünü kaleye şut gibi kullanırlardı ve büyük kaos yaratırlardı. Dün de Orkun’un her korneri tehlikeliydi: 5’te Cengiz, 8’de Jota bu kornerlerle pozisyona girdiler. 35’te Orkun direkt kaleye iyi bir korner kullandı. 40’taki köşe atışının devamında Jota golü geldi. 54’te yine bir kornerin devamında penaltı kazandı siyah beyazlılar. Beşiktaş sanki hafta içinde köşe atışlarına daha fazla kafa yormuş gibi hissettim ben.

Yazının Devamını Oku

Yiğit Efe Demir'in gala gecesi

28 Kasım 2025
Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi’nde iki dev Stuttgart ve Nice’i yenip, Zagreb, Plzen, Ferencvaros gibi takımlara puan kaybetmesi bir Türk sporsever olarak beni üzüyor doğrusu.

Dün ciddi kadro kısıtlarının olduğunun farkındayım ama puan kaybedilen 3 maça baktığımda ortak bazı gerekçeler de görüyorum ister istemez:

1- Zagreb'de tam olarak anlaşılamayan bir formasyon denemesi. Çağlar’ın bir süre sağ bek oynaması. Semedo’nun altı numarada denenmesi. Ve sonunda gelen 3-1’lik yenilgi.

2- Plzen'de Talisca-Nesyri lüksünün denenmesi. Szymanski’nin sağ açıkta başlaması. Son bölümde Asensio, Duran, Nene gibi aslar girdikçe oyun toparlandı ama 2 puan yitirildi yine orada.

3- Dün evet kadronun çok kısıtlı ve eksik olduğunun farkındayım ama yine de İstanbul’da Ferencvaros’a karşı puan kaybedilmesi acı verici. Nesyri-Talisca bir arada sahadayken yine net bir tempo problemi. Jhon Duran oyuna girdikten sonra hem takımın hareketlenmesi, hem de Talisca’nın faydasının artması. Ancak 30 dakikalık futbolun yine 3 puana yetmemesi.

DEĞİŞİKLİKLER SONRASI OYUN TAMAMEN DEĞİŞTİ

Dün aynen Plzen’de olduğu gibi, oyuncu değişiklikleri sonrası tamamen ritmi değişti Fenerbahçe’nin. 60’ta oyuna giren Nene maçın vitesini tek başına artırdı zaten.

El freni Nesyri’nin yerini alan Duran da tempo kattı. Son bölümde Edson stopere, Mert sağ beke, Semedo merkeze kaydılar. Ve üçüncü bölgede kalabalıklaştı Fenerbahçe. Bu tempo artışı 1-1’i getirdi ancak daha fazlasına yetmedi. Dün Fenerbahçe iç sahada kritik bir 2 puan kaybederken belki de gecenin en büyük kazanımı Yiğit Efe Demir’di. 2004 doğumlu genç stoper ilk kez ilk 11’de forma giydi. 75 dakika sahada kaldı.

Skriniar’ın partneri olarak sol stoper görevi yaptı. 1,94’lük boyunun da avantajıyla havada gayet etkiliydi. Maç boyunca Bamidele’nin temposuna yanıt vermeye çalıştı. Çoğunlukla da başardı. 59’da da takımını şahane bir kontratağa çıkardı ama maalesef Nesyri’ye takıldı! Eğer Nesyri azıcık kafasını kaldırsa ve topu aldığı Yiğit’in koşusunu görse genç oyuncu bir net pozisyona da girebilirdi.

Yazının Devamını Oku

Union'u 10 kişiyle yenemezsiniz!

26 Kasım 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Union Saint-Gilloise belki kıtanın büyüklerinden değil ama farklı bir kulüp. Oynaması da zor bir rakip. Brighton’ın yetiştirici-geliştirici mekanizmasını kuran internet dâhisi Tony Bloom’un diğer eseri Union Saint-Gilloise kulübü. Tony Bloom tamamen bilimsel metotlarla bu mütevazı takımı 40 küsur yıl sonra birinci lige çıkardı, ardından da şampiyonluğa taşıdı. Son 5 yılda Boniface, Deniz Undav, İvanovic gibi süperstar santrforlar sattılar. Daha bu sezon başında 5 büyük lige 5 oyuncu ihraç ettiler. Yerlerini de düşük bütçeli yıldız adaylarıyla doldurdular.

Dün sahaya çıkan 22 oyuncu içinde 7 tanesi 25 yaş altı idi. Hepsi Union forması giyiyordu! Çok genç bir takım vardı yani Galatasaray’ın karşısında. Ayrıca sahanın en uzun 4 futbolcusu da USG formalıydı. Duran toplarda 196’lık üç adam, Sykes, Burgess ve David’e karşı Galatasaray’ın en uzun adamının 187’lik Davinson olması tuhaf bir eşleşme problemi doğurdu.

Ancak Galatasaray’ın dün USG’ye karşı çok zorlanmasının esas nedeni rakipti demek de zor. Zira sarı kırmızılılar dün 3 başka sebeple kritik bir 3 puan kaybettiler:

1-) Osimhen bu sezon Şampiyonlar Ligi’nin yıldızlarından. İlk 4 maçta kazanılan 9 puanın da kahramanı. Onun hareketliliğinin, iştahının, caydırıcılığının, kalitesinin benzeri Avrupa’da yok denecek kadar azken, Galatasaray kulübesinde olmasını beklemek zaten hayalcilik! Dün İcardi, genç ve tutkulu USG savunması arasında yok oldu. 90 dakikada sadece 6 isabetli pası var... Dün zaman zaman 10 kişi oynadı adeta Galatasaray.

2-) Galatasaray dün ikinci devrenin başlarında yaşadığı 5 dakikalık kâbustan uyanamadı. 53’te Jakobs sakatlandı, kulübede neredeyse hiçbir senyör oyuncusu yoktu Okan Buruk’un... Arda’yı oyuna soktu, üçlü savunmaya döndü, üç dakika sonra da gol geldi. Golü bulduktan sonra USG takımının sakatlık sayısı, süresi ve maçın duraksama anları olağanüstü arttı zaten.

3-) Galatasaray orta sahasında Lemina, Kaan, Berkan yok. İlkay da sakatlık öncesi kondisyonunda değil. Bu seviyede merkezde eksik kalırsanız maçın kontrolünü elde tutmanız zor. Galatasaray’ın devre arasında merkez orta sahaya da takviye yapması gerekebilir.

Yazının Devamını Oku

Maçların kaderi 55'inci dakikada değişti!

24 Kasım 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Dün akşam saatlerinde Rize’de üç perdeli bir müsabaka izledik hep birlikte. İlk 15 dakikada çok güçlü bir oyun ortaya koyan Rize, iki de golle müthiş başladı maça. Sonra el Fenerbahçe’ye geçti, 15’le 45 arası sekiz farklı Fenerbahçeli 15 şut yolladılar Rize kalesine. Ancak tek devrede altı kurtarış yapan Fofana’ya takıldılar.

46’da başlayan üçüncü perde, galibiyeti misafir Fenerbahçe’ye getiren bölümdü. Fenerbahçe’nin ruhani lideri Asensio yine gerektiği anda devreye girdi, bu sezon ligin kilit adamlarından olacağını kanıtladı bir kez daha. İlk devrede Fenerbahçe’nin en büyük eksiği iki bekinin (Mert ve Levent’in) kısıtlı hücum katkısıydı. Tedesco’nun oraya 55’te yaptığı müdahaleyle kanat akışkanlığı arttı, 10 dakikada maçı kopardı Fenerbahçeliler.

Dün tabelada adı yazmasa da, Jhon Duran’ın da çok iyi oynadığını düşünüyorum ben.

BEŞiKTAŞ’IN ÇEKiLME HASTALIĞI SÜRÜYOR

Dün akşamüzeri bir başka güzel maç da Dolmabahçe’de oynandı. Süper Lig’in iki iyi ekibi Beşiktaş ve Samsunspor, sporseverlere aksiyon dolu bir 90 dakika izlettiler. Türkiye’yi Avrupa’da büyük bir başarıyla temsil eden Konferans Ligi lideri Samsunspor, son iki ayda şahane bir savunma takımına dönüştü. Ekim-Kasım’da toplam sadece 3 gol yediler, bunların ikisi zaten maç koptuktan sonra gelen değersiz sayılardı. İki aydır hiçbir maçta ilk golü kalelerinde görmemişlerdi, dün 55’inci dakikada Cengiz’in penaltısıyla bozuldu bu büyü.

Ancak Thomas Reis’in ekibinin en önemli özelliği, maç içinde birden fazla stratejiyi başarıyla sergilemeleri. Dün 55’te golü yedikten sonraki 10 dakikada topla yüzde 72 ile oynadılar. Güçlü bir hücum pres yaptılar, rakip yarı alanda tam 6 top kazandılar. Bunun ödülünü de 65’teki beraberlik golüyle aldılar.

Samsunspor’u İstanbul’dan hak ederek çıkardıkları 1 puan için kutlarken Sergen Yalçın’a da sanırım şu soruyu yöneltmek gerek: Beşiktaş neden skoru her bulduğunda bu kadar geriye çekiliyor? Neden vitesi 5’ten 1’e düşürüyor? Sergen Yalçın bu hastalığın farkında mı ya da bir çözüm çabası var mı?

Yazının Devamını Oku