Uğur Meleke

Uğur Meleke

umeleke@hurriyet.com.tr

Bir Tedesco başyapıtı!

11 Ocak 2026
Uğur Meleke'nin kaleminde...

Dün 25. dakikada, yani Guendouzi golü gelmeden hemen önce istatistiklere bakıyordum. İlk 25 dakikada Sane sadece bir kez (o da kendi yarı alanında etkisiz bir anda) topla buluşmuştu. Yunus da 3 kez topla buluşmuş ve ikisini kaybetmişti. Yani koca 25 dakikada, Yunus ve Sane toplam 2 pas yapmışlardı isabetli. Bu tablonun bence 3 temel sebebi var:

1-) Tedesco’nun takımı fiziksel olarak Galatasaray’dan çok daha hazırdı dün. Sarı-kırmızılıların ikinci-üçüncü bölge bağlantısını tamamen kesti İtalyan Hoca.

2-) Rüzgârlı havada geriden daha gerçekçi çıkan taraf Fenerbahçe’ydi. Ederson’un 60-70 metrelik isabetli pasları çok fark yarattı.

3-) Tedesco geldiği günden beri çok âdil yönetiyor kadrosunu. Dün de bir başyapıt sergiledi Galatasaray karşısında. Eğer Mourinho hâlâ görevde olsaydı, büyük bir ihtimalle İsmail’in, Levent’in veya Talisca’nın seviyeleri bu olmayacaktı.

GUENDOUZi HERKESTEN HAZIRDI

Dün Olimpiyat Stadı’nda iki oyuncu yıldızlaştı özellikle. Birincisi, takımın ruhani lideri Asensio. Diğeri de yeni transfer Guendouzi.

Özellikle 5 büyük ligden transfer yapıyorsanız, çok basit bir kriter isabet şansınızı çok artırıyor: Oynayan futbolcu almak. Mesela Mertens’in yaşı büyüktü ama Napoli’deki son üç sezonunda 42, 38 ve 37 maç oynamıştı. Benzer şekilde Dzeko, Inter’deki son iki sezonunda 52 ve 49 müsabaka oynamı

Matteo Guendouzi de 2023-24’te Lazio’da 50 maça çıkmış. Geçen sezon 52 müsabaka oynamış. Bu yıl da ilk devrede tamamı 90 dakika olmak üzere 17 maçı var. Daha geçtiğimiz pazar Napoli, çarşamba da Fiorentina karşısında 90 dakika sahada kalmış. Serie A, şu anda UEFA ülkeler sıralamasında İspanya’nın üzerinde ikinci sırada. Yani resmi olarak kıtanın en iyi ikinci liginden, Avrupa kupaları yarışı yapan bir takımdan, düzenli 90 dakika oynayan, son bir haftada da iki maça çıkmış bir futbolcu alıyorsunuz. Serie A’dan oynayarak gelen Guendouzi, bence dün sahadaki herkesten iyi seviyedeydi fiziksel olarak.

Yazının Devamını Oku

Süper Kupa Temmuz'da oynanmalı!

6 Ocak 2026
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Ben Türkiye Kupası’nı da Süper Kupa’yı da faydalı bulan sporseverlerdenim. Süper Kupa’nın bu genişletilmiş formatını da sevdim doğrusu. Ancak federasyona ve yayıncı ATV’ye iki küçük önerim var:

1-) Normalde bu kupaya lig şampiyonu, lig ikincisi, kupa galibi ve finalisti katılacaklardı. Geçen sezon her iki kupayı da Galatasaray kazandığı için lig üçüncüsü Samsunspor da dahil oldu tabloya. Bence gelecek sezon katılım kriterleri değişmeli: Avrupa’da Türkiye’yi temsil hakkı kazanan ilk 4 takımın Süper Kupa’da yer almaları daha mantıklı. Yani Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi katılım biletlerini alanlar olmalı Süper Kupa’da. İlk önerim bu.

2-) İkinci önerim de, Süper Kupa’nın zamanlamasıyla ilgili. Biz bir ön elemeler ülkesiyiz. Avrupa kupalarına erken start veren ve buna da genelde hazırlıksız yakalanan bir ulusuz maalesef. Gelin, Süper Kupa 2026’yı Temmuz ortasına (Avrupa’da Türk takımları ön elemelere başlamadan bir hafta önceye) koyalım. Avrupa’daki temsilcilerimize de o kritik uluslararası sınavlar öncesi şahane bir hazırlık fırsatı olacaktır bu.

GALATASARAY ÇOK RAHAT

Bu formatta oynanan ilk Süper Kupa’nın ilk yarı finalinde şampiyon Galatasaray çok da zorlanmadan kazandı Gaziantep’te. Fatih Tekke’nin iki sol beki birden eksik olunca Ozan’a verdi o görevi. Ozan Tufan kendisinden kısa mesafede iki kat çabuk Sane ile eşleşti dün. Maçın kader eşleşmesi bu oldu, Galatasaray ilk üç golü de o koridordan üretti zaten. Sağ açık Sane, birinci ve üçüncü gollerde direkt rol oynadı. İkinci sayıda da yine sağ çizgide Sallai-Yunus işbirliği söz konusu idi. Galatasaray o çizgiyi otobana çevirip, erken çekti karşılaşmanın fişini.

Dün Gaziantep’te Sane’nin yanı sıra Barış Alper ve Yunus da çok etkililerdi. Evet, iki takımın da orta sahasında eksiklikler söz konusuydu ama Trabzon Oulai’sizliği kesinlikle tolere edemedi. Bordo mavililerin merkezi çok geçirgendi. Galatasaray da Torreira’sız ilk bir saatte açıklar verdi ama maçın herhangi bir anında kaybedecekmiş hissi yaşatmadı sarı kırmızılılar.

YARI OTOMATiK OFSAYT SiSTEMi DEVRE DIŞI MI KALDI?

FIFA kokartı takan Cihan Aydın, bu maçta iyi bir yönetim sergiledi. Tabii bunda futbolcuların tutumu önemli bir etkendi. Gösterdiği sarı kartlar doğruydu ama atladığı 2 tane net sarı kart oldu. Trabzonspor’un iptal edilen golünde kontrolün gecikmesi yaşandı. Sanırım Yarı Otomatik Ofsayt Sistemi devre dışı kaldı. O yüzden ilk gelen görüntü manueldi, yani eski sistemle belirlendi. Burada topa temas anı ve futbolcuların kaleye yakın bölgelerini belirleyen, VAR hakemi olduğu için uzun sürmüş olabilir. Tabii sonradan yarı otomatik sistem ile belirlenen görüntü geldiğinde kafalarda soru işareti oluştu; “Neden ilk görüntü manuel çizim, ikincisi yarı otomatik” diye... Sanırım teknik bir arızadan kaynaklandı.

Yazının Devamını Oku

Cerny böyle istedi!

24 Aralık 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Bu sütunun yakın takipçileri bilirler, yerel kupaların önemine inanan bir sporseverim. Büyük takımlar için kadro genişliği yaratma, baş altı için kupa kazanıp Avrupa bileti alma, alt sınıf için de devlerle karşılaşma fırsatı içeren çok katmanlı bir faydalar bütünüdür yerel kupa.

Japonya Kupası’nda ilk turdan lise takımları bile başlar turnuvaya. Amaç, yurt sathındaki her genç futbolcuya bir gün en üst seviyede maça çıkma fırsatı vermektir. Hayal kurdurmaktır. Yine son dönemde İngiltere’de Crystal Palace, Newcastle, Leicester, Swansea, Wigan, Portsmouth, Birmingham gibi birçok orta sınıf takım kupa kazanmış ve Avrupa bileti almışlardır. Ben de böyle bir kupa hayal ediyorum doğrusu. Fethiye’nin, Beyoğlu’nun, Iğdır’ın gruplarda olmaları beni mutlu ediyor. Keşke senenin sonunda da çok daha farklı şampiyonlar çıksa Türkiye Kupası’ndan.

BEKLER ALARM VERiYOR

Tam da kupanın anlam ve önemine uygun, alternatif oyuncuların fırsat yakaladığı, hocaların fazla şans bulamayan öğrencilerine forma verdiği bir derbi izledik Kadıköy’de. Bir yarım takım kadar oyuncusu eksik olan Tedesco, elindeki tüm imkanları kullanarak, sahaya sürebileceği en iyi 11’le çıktı derbiye. Düşüncemi romantik bulabilirsiniz ama Yiğit Efe’nin de ilk 11’de başlamasını beklerdim dün. Dünkü eksik takımın en iyisi yine Asensio idi ama ne Kerem, ne Oğuz, ne Szymanski’den destek alabildi İspanyol virtüöz. Fenerbahçe’nin devre arasında bir santrforun yanı sıra rekabeti artıracak bir de kanat hücumcusuna ihtiyacı olduğu net.

Beşiktaş’ta da yine bir olağan şüpheli, ligin ilk yarısının yıldızı Cerny idi en hareketli isim. Zaten maçın kaderini de iki golüyle Çek süperstar tayin etti. Jurasek bulduğu şansları kötü kullanmaya devam ediyor, Sergen Yalçın’ın transferini bizzat istediği Gökhan’da da gerileme sürüyor. Siyah beyazlıların kadrosunun Yalçın’ın iddia ettiği kadar kötü olduğunu düşünmüyorum, özellikle ön tarafı bence kaliteli. Ancak takviye imkanı olacaksa ilk hamlenin iki bek pozisyonuna yapılması beklenebilir.

Yazının Devamını Oku

Uzaktan şut için 82'ye kadar bekledi!

22 Aralık 2025
Süper Lig’de güç dengesizliğini, gelir uçurumunu, orta sınıfın yok oluşunu iliklerimize kadar hissettiğimiz bir haftaydı yine. Cuma gecesi Antalyaspor’un Kocaeli’ndeki görüntüsü feciydi. Önceki gün Eyüp, dün de Karagümrük ve Kasımpaşa takımlarının ne kadar zayıf olduklarını gözlemledik hep birlikte.

Kasımpaşa son 10 sezonda Süper Lig’in izlemesi eğlenceli takımlarını yaratmıştı birkaç kez. Daha geçtiğimiz sezon savunmadan attığı uzun toplarla Yasin’i, merkezde golcü üçlü Gökhan-Aytaç-Hajradinovic’i, forvette de Da Costa’sı olan tehditkar bir takımdı. Hajradinovic uzun süreli bir sakatlık geçirdi. Ben Ouanes Afrika Kupası’nda. Diğerleri de dağıldılar çeşitli kulüplere

Şu anda izlediğimiz Kasımpaşa, orta sahası renksiz, ofansif umutlarını sadece koşucu Gueye-Diabate-Fall üçlüsüne bağlamış tek yönlü bir takım. Dün gördüğüm kadarıyla bir diğer planları da, Galatasaray oyun kurarken topun Kazımcan’a gelmesini beklemek ve ona baskı yapmak üzerineydi.

75 topla oynamış, tamamı 18’in içinden olmak üzere 13 şut denemiş, rakip ceza alanında 25 kez topla buluşmuştu. Buna karşılık Kasımpaşa’nın rakip ceza alanında topla oynama sayısı 1’di (yazıyla bir!). Tek şutları da 1’inci dakikada Gueye’nin taca doğru yolladığı toptu. Adeta tek bir takım vardı sahada. Böyle bir maçın tek soru işareti de şu oluyor haliyle: Galatasaray nasıl bu kadar uzun süre skoru artıramadı? Kasımpaşa 5-4-1 ile savunmada da kalabalık olmasına rağmen, rakiplerine uzak kalan bir görüntü çizdi halbuki Seyrantepe’de.

SALLAi-YUNUS-SANE ÜÇGENi

Lider Galatasaray’ın oyunu tamamen üçüncü bölgeye yığdığı ancak skoru artırmak için ekstra çabalamak zorunda kaldığı günde Barış driplingleriyle dikkat çeken isimdi yine. Galatasaray’da sol kanadı Barış sırtlarken, sağda Sallai-Yunus-Sane üçlüsü zaman zaman asimetri yarattılar ve böyle birkaç da pozisyon buldular.

Böyle sıkışan bir oyunda Galatasaray’ın uzaktan daha fazla şut denemesi beklenebilirdi ki İlkay, Yunus gibi önemli silahları da var bu konuda. Dün 82’de Sara kilidi çözene kadar tek eksiği buydu bence sarı kırmızılıların.

Yazının Devamını Oku

22 dakikada bir gol!

21 Aralık 2025
Fenerbahçe, 11 Aralık Perşembe saat 23’le, dün saat 18 arası iki buçuk maç top oynadı, 10 gol attı, kalesini de kapadı bu süreçte. Yani ortalama her 22 dakikada bir rakip fileleri havalandırdı sarı lacivertliler.

Bu başarılı 225 dakikanın 90’ını Bergen’de, 90’ını Kadıköy’de, 45’ini de Atatürk Olimpiyat Stadı’nda geçirdi Fenerbahçeliler. Tedesco, bu 10 günde ideal 11’ini zorunluluklar dışında değiştirmedi. Bergen’de ilk 11 oynayan 8 futbolcu dün Olimpiyat’ta da sahadalardı. Eksik olan üç adamın biri şu an sakat, ikisi de Afrika Kupası’nda zaten. Yani iki buçuk maçlık bu başarılı süreçte baş faktör olarak tepeye “kadro istikrarı” yazabiliriz.

Fenerbahçe’ye Avrupa’da tur güvencesi sağlayan, ligde de zirve ortağı yapan bu takvimde diğer başrolleri iki Brezilyalı yıldız oynadı. Fred de Talisca da sezona çok iyi başlamamışlar, fiziksel olarak çeşitli sorunlar yaşamışlardı. Ancak bir gönül kazanma ustası olarak dikkat çeken Tedesco bu iki starla da belli ki bağ kurmuş. Dün ilk devrede sahanın patronu Fred’di, rakip yarı alanda 21/22 pas isabeti, 6/7 uzun topla oynadı. İki golün de üretiminde rolü vardı. Talisca da 2 ay önceki hareketsiz görünümden uzak. Canlı ve dinamik. Bunun ödülünü de son 3 maçta 6 golle aldı zaten.

DOMENiCO TEDESCO’NUN ESERi

Süper Lig’de Fenerbahçe’nin ilk devreyi namağlup kapaması, Avrupa Ligi’nde de Şubat’ı neredeyse garantilemesinde tabii ki Domenico Tedesco’nun çok büyük rolü var. Zehirli Ali Koç-Mourinho atmosferinden sonra Tedesco’nun yarattığı pozitif hava zaten değiştirdi her şeyi. Hiçbir maçın sonucunun sahada alınmadığı iddiasındaki eski yönetim ve eski teknik adamdan sonra sadece yeşil zemine odaklanan, hakemlerle veya rakiplerle ilgili lüzumsuz konuşmayan, sadece futbolcularını geliştiren Tedesco’nun başarısıdır bu tablo. Ben şahsen Tedesco göreve geldiğinde bu kaotik ortamın altından kalkamayacağını düşünüyordum, çok yanıldım. Tabii ki Koç-Ilıcalı mazeret timinin değişmesi önemli bir faktör Tedesco’nun nefes almasında. Alman teknik adam, sportmenliği ve çalışkanlığıyla gerçekten çok saygın bir profil.

Yazının Devamını Oku

Sergen Yalçın vitesi!

15 Aralık 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Bu sezonun ilk yarısında 6 derbi oynandı, bunların dördünde çok erken kırmızı kartlara şahit olduk: Okay Fenerbahçe önünde 20’de, Davinson Beşiktaş karşısında 34’te, Orkun Fenerbahçe maçında 26’da, dün Trabzon’da da Bilal Toure 37’de atıldı. Tüm bu derbilerde bir takım 1 saatin üzerinde 10 kişi oynamak zorunda kaldı. Haliyle de bu sezon neredeyse hiçbir derbiyi bütüncül bir şekilde analiz edemedik. Hep iki parçaya böldük maçları.

Dünkü derbiyi de iki ayrı 45 dakika ve iki perde olarak ele almak durumundayız. Orta sahaların yürüyerek geçildiği, savunmaların parçalandığı, iki takımın da önemli fırsatlar yakaladığı ilk 45 dakikanın anahtar detayı bence hava topları idi. Dün ilk devrede Beşiktaş havada yüzde 75’lik ezici bir üstünlük kurdu ev sahibi ekibe karşı. Sebebi de aslında basitti: Sergen Yalçın ilk 11’deki 4 uzun sayısını Emirhan ve Abraham’ı ekleyerek 6’ya çıkardı. Dün Beşiktaş’ın birinci ve üçüncü gollerinde hem Bilal’in hem de Abraham’ın hava toplarını aldığını, Trabzon’da göklerde kurdukları üstünlükle 3-1’i bulduklarını görüyoruz.

SALAH OYNUYOR, RAFA iSTEMiYOR

Tabii ki dün 36’da Bilal Toure’nin gördüğü kırmızı kart sonrası farklı bir maç başladı Trabzon’da. Bordo mavililer son 1 saatte topa neredeyse tamamen sahip oldular, Tekke de peş peşe değişikliklerle baskının dozajını artırdı. Beşiktaş da bu sezon belki beşinci defa ikinci devrede Sergen Yalçın vitesine geçti, kontağı neredeyse kapattı tamamen! Bordo mavililerde Zubkov ikinci yarı sazı eline aldı ancak 3-3’ten fazlasına yetmedi onun çabası.

Dünkü derbi sonrası son bir parantezi de maçı evinden izleyen (hatta belki de izlemeyen) Rafa Silva’ya açmak isterim. Rafa, Beşiktaş’ın sözleşmeli futbolcusu. Aynen kulübünü ve teknik ekibi açıkça suçlayan, muhtemelen devre arasında Arabistan’ın yolunu tutacak Salah gibi. Arne Slot çok eksiğinin olduğu Brighton maçında Salah’ı kulübeye koydu, sonra da oyuna sokup faydalandı. Beşiktaş da Rafa’dan bir 10 dakika da olsa faydalanamaz mı? Maaş ödediğiniz bir futbolcunun “oynamak istemiyorum” deme hakkı olabilir mi? İkna edilemez mi? Bu duruma anlam veremiyorum doğrusu.

Yazının Devamını Oku

Galatasaray'ın transfere ihtiyacı var!

10 Aralık 2025
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi’ndeki 36 takım içinde en zor kuralardan birini çektiğine daha önce de değinmiştim. Söz konusu 36 takımın rakiplerinin UEFA katsayı ortalaması alındığında en kolay kurayı Atalanta (66,9) ve Sporting Lizbon (67,6) çektiler. En zor kurayı çeken iki takımsa PSV (78,3) ve Galatasaray (78).

Örneğin Napoli’nin, Kairat’ın ya da Bayern Münih’in beş büyük lig dışından beşer rakipleri var. Barcelona’nın yine 5 büyük lig dışı 4 takımla (Brugge, Olympiakos, Slavia Prag ve Kopenhag’la) oynadığını görüyoruz. Galatasaray’ınsa 8 rakibinin yalnızca üçü, büyük beş ligin dışından.

Tabii ki Galatasaray’ın dördüncü torbadan Kopenhag, Kairat, Pafos, Qarabag gibi takımlar varken Monaco’yu çekmesi de talihsizliklerden biriydi. Evet, Fransız ekibinin mevcut form grafiği inişli çıkışlı. Ancak 350 milyon euroluk kadrolarında Akliouche, Minamino, Zakaria, Golovin gibi önemli yıldızları var. On gün önce PSG’yi yendiler, Şampiyonlar Ligi’nde de Manchester City ve Tottenham’la berabere kaldılar.

TEK DEVRELiK OYUN

Dün o Monaco’ya karşı Galatasaray iyi bir ilk yarı oynadı. Geriden pasla başarıyla çıkıldı, özellikle Sallai-Sane ikilisi ciddi bir üstünlük kurdular sağ koridorda. Dün ilk devrenin en iyisi olan Sane gole iki kez yaklaştı ama olmadı bir türlü.

Sarı-kırmızılıların dün Monaco’daki ilk 45 dakikalık performansı Ajax ve Bodo Glimt maçlarındaki gibiydi, ancak ne olduysa devre arasında oldu. Fransız temsilcisi ikinci yarıya tutkulu bir hücum presle başladı, sarı-kırmızılıları defalarca hataya zorladı. 68’de gelen gole kadar zaten biri penaltı olmak üzere, dört tane net fırsat kaçırmıştı Monacolular. Özellikle Minamino sol kanadı felç etti, ayağına aldığı her topla kaleye indi. Galatasaray’ın ikinci 45’teki performansıyla mağlubiyet kaçınılmaz oldu zaten.

Galatasaray eğer kalan iki maçta 1-2 puan daha alıp ilk 24’e kalabilirse, turnuvada devam edebilmek için muhakkak takviyeye ihtiyacı var. Bazı oyuncuların sık sakatlık problemleri yaşadığı göz önüne alınırsa markette merkez orta saha, sağ bek ve stoper bakabilir Galatasaray.

Yazının Devamını Oku

Tam bir Rafa Silva maçıydı!

9 Aralık 2025
Süper Lig’de üst sınıfla orta sınıfı karşı karşıya getiren enteresan bir haftaydı bu.

Pahalı kadroları ve büyük yatırımlarıyla dört büyükler, ligin baş altı grubu diye tabir edebileceğimiz Samsun, Göztepe, Gaziantep ve Başakşehir’le oynadılar.

Nasıl bir ülkenin refah seviyesini zenginlerin malvarlıkları değil sıradan vatandaşın alım gücü belirliyorsa; bir ligin kalitesini de büyükler değil, orta sınıf tayin eder. Orta sınıf güçlüyse, temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, çocuklarına bakabiliyor, yılda bir-iki kere tatile gidebiliyorsa müreffehtir o ülke. Yoksa bir ülkenin beş yüz tane milyarderi olması değildir mesele. Bizim Süper Lig’de de durum biraz oraya doğru evriliyor sanki: Orta sınıf gün geçtikçe zayıflıyor. Üst grupla diğerleri arasında gelir ve kalite makası açılıyor. Orta sınıfa “işçisin sen işçi kal” diyen bir lig oluyoruz yavaş yavaş. Ortada bir “gelir piramidi” yok. Bir “gelir kum saati” söz konusu. Büyükler var. Orta sınıf yok. Diğerleri var sonra...

TEBRiKLER BURAK YILMAZ’A

Samsun-Galatasaray’î yenebilse zirvenin ritmini değiştirecekti. Göztepe Trabzon’u yense yarışın içine girecekti. Gaziantep Beşiktaş’ı yense, sıralamada rakibinin üstüne çıkabilecekti. Başakşehir de Fenerbahçe’yi öyle formsuz yakalamışken pekalâ arayabilirdi galibiyet

Hiçbiri olmadı... Orta sınıftan bu hafta yukarıya kimse göz kırpamadı.

Dün Dolmabahçe’de oynanan Beşiktaş-Gaziantep maçı bir tür Rus ruleti gibiydi aslında. Orta sahalar çok kolay geçildi, iki takım da organizasyondan çok uzak, dağınık görüntüler verdiler. Beşiktaş elbette daha fazla aradı, daha çok pozisyon buldu ama kaleci Zafer’e takıldı çoğunlukla. Orta sahaların çok kolay geçildiği, geçiş üstüne geçiş yakalanan bir gündü dün. Sahada olsa, tam bir Rafa Silva maçıydı bu bence.

Göreve geldiği günden itibaren takımını dönüştüren, Maxim’den maksimum verim alan, izlemesi büyük keyif veren Camara’yı, Bayo’yu her geçen gün geliştiren Burak Yılmaz’ı da tebrik etmek lazım çalışmalarından dolayı.

Yazının Devamını Oku