"Uğur Çelikkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Çelikkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Çelikkol

İznik, turizme umutla bakıyor

Hava sıcak mevsim temmuz, Bursa’da nemle boğuşmak yerine İznik Gölü’nün esintisini hayal ettim ve yola çıkmaya karar verdim.

İznik, turizme umutla bakıyor
İznik’e giderken kuzey yolunu kullanmak için Orhangazi’ye kadar devam ederek oradan göl yoluna saptım, güney yolundan da Bursa’ya dönüş yaparım diye düşündüm, böylece gölün tüm çevresini gezmiş olurum. İznik’e ulaşmak için kullanacağınız her iki yol da doğa açısından güzel. Özellikle güney yolu benim favorim. Yol boyu size eşlik eden zeytin ağaçları meyve bahçeleri inanılmaz.. Kuzey yolu daha düz olduğu için ağır vasıta araçlar tarafından da tercih ediliyor, zira onlar için bu yol Mekece -Orhangazi arası bir kestirme yol, bu yüzden biraz kalabalık. Sıcak suların yol kenarına aktığı Keramet Köyü’nü geçerken yol boyu taze domates, biber, erik, şeftali satan köylüler görüyorum, o kadar bol ki.. Birinde duruyorum. Bursa’da marketlerde gördüğünüz fiyatların tam yarısı... Üstelik istemediğiniz kadar... Biraz alışveriş yapıyorum, dolduruyor adam gram hesabına bakmadan, ikramda bulunuyor. ‘Bursa Ovası eskiden böyle bir şeydi işte’ diyorum kendi kendime... Her geçen gün betonlaşıyor... Boyalıca’yı geçip Elbeyli’ye doğru uzanırken bir zeytin Ormanı eşlik ediyor bana...

SURDA RESTORASYON SÜRÜYOR

İznik, turizme umutla bakıyor
Kente İstanbul Kapı’dan giriş yapıyorum. Geçmişte Roma dönemi İznik tiyatrosundan getirilen taşlarla güçlendirilen İstanbul kapıyı diğerlerinden ayıran hoş detay, iki tiyatro maskı barındırması. İstanbul Kapı’nın restorasyon çalışmaları devam ediyor. 4 bin 970 metre ile Türkiye’nin en uzun ayakta kalmış surlarından olan, 12 tali kapısı ve 114 kulesi bulunan İznik surlarında bölüm bölüm restorasyon devam ediyor. Lefke kapı yakın geçmişte temizlenmiş, orijinal yer seviyesi ve yolları temizlenerek ortaya çıkarılmıştı.
Sıra İstanbul kapıda, çalışmalar kapsamında, farklı dönemlere ait yollar tespit edilip ortaya çıkarılıyor, güncel röleve çizimleri ile restorasyon projesi revizyonu, çıkan bulgulara göre yapılarak devam ediyor fakat biraz zamana ihtiyaç var.
Selam vermek için İstanbul Kapı’nın hemen yanında atölyesi olan Adil Can ustaya uğruyorum. Usta, eşi Nursan Hanım’la birlikte salgın süreci nedeniyle yavaşlayan dönem sonrası hızlı bir çalışma temposuna girmiş. Atölyesi İznik’in farklı dönemlerine ait çinilerle dolmuş, taşmış meraklısını bekliyor. Bu günlerde İznik’e gelen ziyaretçi sayısının az olduğunu belirtiyor, ‘tek tük gelenlerle idare ediyoruz’ diyor. İznik’te yapılan restorasyonların daha özenli olması gerektiğine dikkat çekerek çalışmaların daha kısa sürede bitirilmesi gerektiğini vurguluyor.

NİLÜFER HATUN İMARETİNDEN İZNİK MÜZESİNE

İznik, turizme umutla bakıyor
Adil Usta’ya veda edip restorasyon nedeniyle 8 yıldır kapalı olan İznik Arkeoloji Müzesi’ne geçiyorum. Müzede çalışmalar tamamlandı ve yıllar sonra İslam Eserleri Müzesi adı ile açıldı, üzülerek ifade etmeliyim ki turizm açısından bu kadar uzun süren bir restorasyon eksi puan. İznik’te son dönemde turizm açısından kente katkı sağlayacak düzenlemeler yapılıyor. Beni bugün kente getiren nedenlerden biri İznik’teki bu çalışmaları ve müzenin son halini görmek.

İznik’te şehrin doğusunda Lefke Kapısı yakınında yer alan Nilüfer Hatun Medresesi, İznik’in sembollerinden Çandarlı Hayrettin Paşa’nın yaptırdığı minaresi muhteşem çinilerle süslü Yeşil Cami ile karşılıklı konumlanmış, ziyaretçilerini bekliyor. Kapı üzerindeki kitâbesine göre 790 (1388) yılında I. Murad tarafından annesi Nilüfer Hatun için yaptırılmış. Bazı kaynaklarda yanlışlıkla hamam, kilise, aşevi şeklinde nitelendirilen yapı, erken Osmanlı mimarisi içinde sıkça görülen ve zâviyeli / tabhâneli cami diye adlandırılan binalar grubunda yer alır ve Bursa bölgesinde sıkça karşılaştığımız erken Osmanlı dönemi mimari yapılarının önemli özelliklerinden ters T planı ile dikkat çeker.

ARKEOLOJİ YENİŞEHİR KAPI’YA

Müzenin yeni adından, içeriğinde sergilenen eşyaların özenle seçildiği ve azaltıldığı göze çarpıyor. Müze içinde Osmanlı ve Selçuklu dönemi İznik işi çok sayıda çini vitrinlerde yerini alırken, yine Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait günlük yaşama ait etnografik eserler bulunuyor. Müze dışında geniş bir Osmanlı mezar taşları sergi alanı oluşturulmuş. İznik tarihi için çok önemli olan Roma ve Bizans dönemine ait eserlerin akıbetini merak edenler için; Yakın dönemde kazılarda ortaya çıkarılmış muhteşem çatı biçimli kapaklı Dokimeion üretimi sütunlu ve insan kabartmalı mermer lahitler (MS 2.yy sonu-3.yy başı) müzenin arka bahçesinde geçici olarak sergileniyor. Temmuz başında açılışa gelen Kültür ve Turizm Bakanı Sn.Mehmet Nuri Ersoy’un ‘da açıkladığı üzere müze envanterinde bulunan 15 bine yakın arkeolojik eser ilçenin güneyinde tarihi Yenişehir Kapı mevkiinde bulunan vakıflara ait araziye yapılacak yeni müze binasında sergilenecek.
Sayın Bakan, İznik Arkeoloji Müzesinin proje çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu, en kısa sürede temellerini atacaklarını ve 1 yıl içerisinde de yapılacak inşaat sürecinin ardından gelecek yıl eylül ayında İznik Arkeoloji Müzesinin açılacağını müjdeledi..

Yeni yapılacak olan arkeoloji müzesinde Yunan, Roma, Bizans eserleri sergilenecek. Bu eserler; sütun başlıkları, lahitler, kabartmalar, ambonlar, steller, yazıtlar, çörtenler, altın, bronz, gümüş sikkeler ve yine altın süs eşyalarından oluşuyor. Merakla bekliyoruz.

BAZI YAPILAR GÖZ TIRMALIYOR

Müzeden çıkıp kent içinde yürüyüşüme devam ediyorum, özgün mimarisinden çok fazla şey kalmayan İznik’te son dönemde yeni yapılan evlerin kentin tarihi kimliğine uygun yapılması çok önemli ! Turistlerin gözünü tırmalayabilecek çok bina var... Sokaklarda bazı evleri ve binaları süsleyen begonviller İznik’e güzellik katmış. 2. Murat hamamının bahçesinde gördüğüm çiçeklerin tüm kente yayılmasını dilerim, nasıl fotoğraflayacağımı şaşırdım.
İznik’in güzel havası, göl esintisi aslında hem burada güzel çiçeklerin büyümesine, hem de güzel meyvelerin yetişmesine olanak tanıyor. “İznik’te yaşayanlar bunun kıymetini bilmeli” diye düşünürken eski çini fırınları kazı alanının çaprazında, önünde durduğum renkli dükkan vitrininde İznik çinilerine dalıyorum. Burası Otantik Çini, İlknur Güneşdağ Hanım’ın dükkanı.. İznik’te farklı ürünler yaratan, yaşadığı kentin kıymetini bilen biri. Ben hiç boş durduğunu görmedim. Yine bir şeyler çiziyor.. Beni görünce içeriye davet ediyor, hemen kahve pişiyor ve sohbet başlıyor. İlknur hanım İstanbul’dan İznik’e yerleşmiş ve ailece çini sanatı ile uğraşıyorlar.
“İznik’te yaşıyor olmanın değerini biliyoruz, burada yaşadığımız için çok memnunuz” diyor, ve ekliyor “Salgın sürecinde yaşadığımız kısıtlamalarda İznik’te yaşama kararımızın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gördük.” Kahvelerimizi yudumlarken turizmin ve dünyanın eski özgür hareketliliğine nasıl kavuşacağını, İznik turizmini tartışıyoruz biraz. ‘Akşam güneşi keyfini göl kenarında yaşamalıyım’ diyerek müsaade istiyorum.

GÖLÜN İÇİNDE BAZİLİKA

Göl kenarı Büyükşehir Belediyesi tarafından kilometrelerce uzunlukta bir yürüyüş yolu ve park düzenlemeleri ile güzelleştirildi. Özellikle akşamüzeri, gün batımı eşliğinde yürüyüş yapmak için ideal. Üstelik son yıllarda çok konuşulan suyun içindeki Bazilika buluntusu da bu yürüyüş yolu üzerinde görülebilir..
İznik Gölü’nün kıyıdan yaklaşık 20 metre açığında tespit edilen, 2015 yılında hava araştırmaları sırasında tesadüfen bulunan ve 2015’in en önemli keşifleri arasında gösterilen 1500 yıllık bazilikanın sualtı arkeoloji müzesine dönüştürülmesi için çalışmalar sürüyor. Sualtı ekipleri, Aziz Neophytos adına inşa edilen ve sular altına gömülen bazilikayı turizme kazandırmayı amaçlıyor.

İZNİK’TE DE BİR AYASOFYA VAR

Bu yazımda sizi İznik’in tarih bilgisi ile sıkmak veya gezilecek yerleri sıralamak istemedim. Size sadece yanı başımızdaki İznik’i hatırlatmak istedim. M.Ö.316’da Makedonya Kralı Büyük İskender’in kumandanlarından Antigonos ve Lysimakhos arasındaki savaş sonrası, zafer kazanan Lysimakhos’un güzel eşi Nikaia’nın adını vererek kurduğu İznik’te tarihsel süreçte yaşananlar bu sayfaya sığmaz. Hıristiyanlığın ilk amentüsü, 325 yılında İznik’te toplanan ilk konsülde belirlenmiştir. 787 yılında, Hristiyanlıkla ilgili önemli kararların alındığı, ikona kırıcıların tartışıldığı 7. Konsül’ün toplandığı Ayasofya Kilisesi, 1331’de Orhan Gazi’nin İznik’i fethetmesiyle camiye çevrildi. Daha sonra müze olarak hizmet verilmeye başlanan Ayasofya, Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü kararıyla 2007 yılında restorasyon kapsamına alındı. Tarihi yapı, 6 Kasım 2011 tarihinde Kurban Bayramı’nın 1. günü minaresinden sabah ezanı okunup, bayram namazı kılınmasıyla tekrar cami olarak kullanılmaya başlanmıştı.

Bursa il sınırları içinde yer alan , dünyada eşine ender rastlanan ve bütünüyle açık hava müzesi olan İznik, M.Ö 316 yılından bu yana tanıklık ettiği tarihiyle görülmesi ama içinde yaşayan insanlar tarafından da kıymetinin bilinmesi, yaşatılması gereken yerlerin başında geliyor. Bu kent Roma kültürü ile yoğrulmuş, Selçuklu kenti unvanını almış, 1331’de Orhan Bey sayesinde Osmanlı sınırlarına dahil edilmiş bir kent...

ÇANDARLI AİLESİNİ HATIRLAMALI

Bana sorarsanız İznik dediğiniz zaman Çandarlı ailesini de hatırlamak, Osmanlı devletinin ilk yıllarında devlete katkılarını ve sonrasında Fatih Sultan Mehmet ile ters düşen Çandarlı Halil Paşa’ya kadar yaşananları anlatmak gerekir.. Davud-u Kayseri, Ebul Fadıl Musa, Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi ünlü tasavvuflar İznik’te yaşadılar, eserler verdiler. Osmanlı döneminin ilk cami, medresesi ve imareti İznik’te inşa edildi.
Roma döneminden başlayarak İznik bir sanat merkezi olmuş, dünyaca ünlü çini ve seramikler burada üretilmiştir. İznik, Hellenistik çağdan kalma ızgara planlı kent yerleşimi, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapıları ile tarihi kent dokusunu günümüzde de korumaya çalışmakta ve Turizme umutla bakmaya devam etmektedir.

DÖNÜŞ YOLU KAHVELERİ

İznik, turizme umutla bakıyor
Bursa’ya dönüş yolunda güney yolunu kullananlar için küçük bir hatırlatma, hava kararmadıysa eğer Göllüce’de Cavit Bey tarafından işletilen köy kahvesinde veya Müşküle Köyü sahilinde Gürol Bey’in işlettiği kahvehanede çay molası verebilirsiniz.

X