GeriUğur CEBECİ Sağlık pasaportu olmadan rahat yok
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sağlık pasaportu olmadan rahat yok

Hem koronavirüs test sonuçlarının hem de aşıların yer alacağı güvenilir, onaylanmış sağlık pasaportları olmadan havayolu yolculuğu giderek daha da zorlaşacak. Ama bütün sağlık bilgilerini içeren bir sağlık pasaportu veriler doğru korunabildiği sürece hayatımızı ve elbette yolculuğumuzu büyük ölçüde rahatlatacak.

Aylardır tartışılıyor ‘sağlık pasaportu’ ya da ‘aşı pasaportu’. Aşı pasaportu konusunda şiddetli itirazlar var. Ayırımcılık yapılacağı söyleniyor. Haklı bir yanı var mıdır bilmiyorum. Uzun uzun düşününce evet. Bir ayırımcılık oluyor. Ama sağlık pasaportu olursa, elbette içinde aşılamalarla ilgili tarihlerde yer alacak. Havayolu yolculuğundaki düşüş sürüyor. 2019’a göre yolcu düşüşü birkaç ay öncesi yüzde 61 idi. Şimdilerde bu rakam yüzde 65.9’a yükseldi. Yani uçuşlar artsa bile yolcu sayısı düşüyor. Uçakların doluluk oranları düşüyor. Bu hiç hoş bir durum değil. Havayolları arasında yeni iflasları gündeme getiriyor.

Sağlık pasaportu olmadan rahat yok

TESTLER UZUN SÜRÜYOR

Koronavirüs testlerinin sonuçlarını almak uzun sürüyor. Güvenirlilik azalıyor. Yani uçağa binmeden önce bir test yapılsa ve sonucu 1-2 dakikada çıksa her şey daha hızlı ilerleyecek. Ama şu an yaygın durum bu değil. Sağlık pasaportları ile ilgili geniş bir araştırma yapan Daniel Martinez Garbuno şöyle diyor: “Sağlık pasaportları, seyahat eden halk arasında güveni yeniden kazanmanın bir yolu olarak seyahat endüstrisinin en son gelişmesidir. Muhtemelen sağlık pasaportları, salgın sona erdikten sonra bile seyahat deneyimimizin kalıcı bir parçası olacak. Seyahat endüstrisi, hava bağlantısını yeniden sağlamak için sağlık pasaportlarının kullanılmasını teşvik etmek zorunda. Koronavirüs krizi nedeniyle, birkaç havayolu ve kuruluş farklı sağlık pasaportlarını deniyor. Yakın zamanda, British Airways ve American Airlines Verifly sağlık pasaportunu başlattı. Bu arada, Uluslararası Hava Yolculuğu Birliği (IATA), IATA Seyahat Geçişini tanıtıyor. Aslında, hepsi gezginler için ‘dijital pasaportlardır’. Yolcuların seyahat planlarını varış noktalarının koronavirüs sağlık gereksinimleri ile eşleştirmelerine izin verir ve bu uçuş hareketini hızlandırır.”

MOBİL UYGULAMA

Tek bir sağlık pasaportu olabileceği gibi hepsinin amacı aynı olan farklı mekanizmalar yapılabileceğini belirten uzmanlar istenirse her havayolu şirketinin ayrı bir sistem geliştirebileceğini belirtiyorlar. Ancak sağlık pasaportlarındaki test sonuçları, aşılar ve yolcunun tüm sağlık sorunları dijital bir ortamda havalimanı girişlerinde okunabilir. Bu da geçişleri hızlandırır. IATA Havaalanı Yolcu ve Güvenlik Ürünleri Başkanı Alan Murry-Hayden: “Havayollarının kendi uygulamalarına yerleştirebilecekleri bir mobil uygulama ile bu sorun çözülebilir. Yolcuların dijital kimlik oluşturmalarına ve ardından test sonuçlarınıs veya aşıları doğrulanabilir bir şekilde telefonlarına almalarına olanak tanır. Herkes ona güvenebilir; daha sonra aşı veya test sonuçlarının yolculuğunuz için yeterli olup olmadığını kontrol edebileceğiniz bir modülden yararlanılır. Havalimanlarındaki modüllere yapılacak okutma hep doğrulamayı sağlar hemde bilgi havayolu şirketine anında ulaşır” diyor.

ENDİŞE BİLGİLERİN PAYLAŞILMASI

Seyahat edenlerin temel endişelerinden biri mahremiyetleri. Hükümetler ve havayolları gibi bu kadar çok tarafla paylaşılan veriler nasıl korunacak? IATA’nın Travel Pass merkezi bir veri tabanı kullanmaz. Havayolu derneğine göre, yolculara saygı duymak ve verilerinin kontrolünü onlara vermek gerekiyor. Dünya çapındaki havayolları, birçok veri hırsızlığı olayından sonra müşteri verilerini depolamaktan uzaklaşmak istiyor. Örneğin, geçen yıl EasyJet, 9 milyon müşterinin verilerini bilgisayar korsanlarına kaptırdı. Günümüzün dijitalleşen dünyasında bu büyük bir sorun. Yine de, Qatar Airways’in Yer Hizmetleri kıdemli başkan yardımcısı Brad Moore’un dediği gibi, müşterilerin daha rahat bir deneyime ihtiyacı var. Moore “Onların deneyimini kolaylaştırmak için ne kadar çok sistem yaratırsak, onların seyahat etme ve daha sık seyahat etme olasılıkları o kadar artar” ifadelerini kullanıyor.

20 HAVAYOLU DEVREDE

Murry-Hayden, şu ana kadar IATA’nın önümüzdeki bir veya iki ay boyunca Travel Pass ile denemeler için yaklaşık 20 havayolunu entegre etme sürecinde olduğunu söyledi. Şu anda Qatar Airways, Emirates ve Etihad gibi havayollarının mart ayında bir deneme yapacak. Ayrıca Copa Airlines, Amerika’da IATA’nın Seyahat Kartını başlatıyor. Ek olarak, bu yeni teknolojinin tadına varmak için fazladan 40 havayolu IATA’ya ulaştı. Yine de, bazı taşıyıcılar kendi yollarına gidiyor. Meksika’daki Viva Aerobus, geçtiğimiz günlerde bu konuda IATA ile işbirliği yapmayacağını doğruladı. American Airlines gibi bazı taşıyıcılar kendi sağlık pasaportu girişimlerini başlatıyor. British Airways ve American Airlines tarafından kullanılan Verifly Health Passport zaten kullanımda. İngilizler bunu 4 Şubat’ta Londra ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki uçuşlarda kullanmaya başladı, Alaska Havayolları da buna katılacak. Kayıtlara göre, dünya çapında on bir havayolu şu anda bir çeşit sağlık pasaportu kullanıyor. Ama Avrupalı havayolları arasında isteksizlik dikkati çekiyor.

Sağlık pasaportu olmadan rahat yok

TÜRKİYE SAĞLIK PASAPORTUNU YARATABİLİR

Koronavirüs salgını ile birlikte Sağlık Bakanlığı ciddi uygulamalar gerçekleştirdi. HES (Hayat Eve Sığar) ardından e-nabız ciddi bir biçimde başarılı oldu. Bende aşı için e-nabız ‘ı kullandım ve kısa sürede randevumu aldım. Havayolu yolculuğumuzun rahatlaması için hem aşıları, hem testleri hem de diğer sağlık sorunlarını içeren bir sağlık pasaportu yaratmanın tam zamanı. Türkçe-İngilizce uygulamalı, barkod gibi modern yapılanması olan bir sağlık pasaportu Dünya Sağlık Örgütü’nün de düzenleme sırasında onayı alınarak geliştirilebilir. Önce belki iç hat uçuşlarında sonra kabul ettirilerek tüm yurt dışı uçuşlarda geçerli hale getirilebilir.

BAŞKA FAYDALARI DA OLABİLİR

Uçaklardaki yolcu listelerinde kişilerin karşılarında sağlık pasaportu numaraları ve bilginin ulaşılabileceği merkezler olursa bu uçuş sırasında herhangi bir nedenle hastalanan yolcu içinde çok yararlı olacak. Örneğin uçuş sırasında kalp krizi geçiren yolcuya ait bütün bilgiler hızla uçağın Divert yani rotasından çıkıp ineceği yerdeki hastaneye bildirilecek. Hastane uçaktan gelen yolcuya müdahale edene kadar yolcunun geçmişindeki bütün sağlık sorunlarını, testlerini, ameliyatlarına görebilecek. Böyle bu sistem uçuş da ağır hastalanan yolcuların kurtarılmasında ciddi bir imkan olacak. Elbette ülkelerin bu tür verileri paylaşmaları konusunda fikir birliği gerekiyor. En önemlisi verilerin korunması. Korunamasa çok ciddi sıkıntılarında doğabileceği de biliniyor.

X

İlk 'Beyaz Balina' emekli oldu

Airbus’ın fabrikalar ile tedarikçiler arasında dev uçak parçalarını taşıyan uçağının adı Beyaz Balina. İlk yapılan uçak yıllarca yüzlerce uçağın parçasını taşıdı. Ama artık yoruldu ve emekliye ayrıldı. Şişkin gövdeli uçak hacimli parçaları taşımak için zaman zaman Ankara’da TAI tesislerine de geldi. Şimdi o BelugaST emekli, bir kenara itilmedi tabii. Ama ne yapılacağı henüz bilinmiyor.

Fransa’nın Toulouse kentinde Airbus fabrikalarının apronunda ilk gördüğümde şaşkınlık içinde kalmıştım. Zeplin gibi şişme bir uçak bir kenarda duruyordu. Ağzı açılmış içinden devasa uçak parçaları indiriliyordu. Şaşkınlığımı size anlatamam. Sonra yanına gittim. Ben gittikçe o büyüdü. Dokunabildiğimde sadece birkaç metrelik alanı görebiliyordum. Başımın üzerinde bir apartman gibi yükseliyordu. Tırmanıp içine girdim. Koca bir boşluk. Hiçbir kargo uçağının içi bu kadar heybetli değildi. Sanırım 1996 yılıydı. Beyaz Balina (Beluga ST)-(Super Transporter- Süper taşıyıcı) ilk uçuşunu aslında 13 Eylül 1994 yılında yapmıştı. Büyük ebatlı, hacimli bir kargo taşımacılığı için yapılmıştı. Avrupa’nın farklı noktalarından Airbus’ın üretim merkezleri arasında mekik dokuyordu.



A300-600’DEN GELİŞTİRİLDİ

Airbus tasarımcıları, mühendisleri başarı ile uçan A300-600 uçağını şişirmişlerdi. Bir balon gibi şişmişti. Heybeti Zeplin’e yaklaşmıştı. A300-600ST, doğrudan Airbus A300-600R’den türetilen Airbus Industrie uçak ailesinin bir üyesi olmuştu. 25 Ekim 1995’te DGAC’den sertifikasını aldı. Olağanüstü özellikleri ile ağır ve hacimli kargo yüklerini taşımayı mümkün kılan Airbus Super Transporter (süper taşıyıcı), 47 tonluk kargo kapasitesi ile mevcut herhangi bir uçağa göre en geniş yük bölmesine sahip. Maksimum kalkış ağırlığında menzili 1.667 km ve 47 ton yük taşıyabiliyor. 40 ton yük ile menzili 2.779 km’ye çıkıyor. 26 ton yük ile menzili 4.632 km’ye kadar artıyor. Ağırlıktan çok hacimli uçak parçalarını taşıması için yapılan ilk uçak yıllarca Airbus merkezleri ve tedarikçileri arasında mekik dokudu. Yoruldu ve özel bir törenle emekliye ayrıldı. Ama diğer imal edilen BelugaST uçakları uçmaya devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Birbirimizi görmeden uçacağız

Pandeminin etkisiyle havayolu yolcuları çok daha fazla sıkıntılı olmaya başladı. Kimsenin, yanındaki yolcuya tahammülü yok. Kabin tasarımcıları da bunun farkında. Şirketler her yolcuya bir özel alan oluşturabilmek için sınırları zorluyor. Yeni koltuklar ciddi bir rekabet oluşturabilir.

KORONAVİRÜS salgının getirdiği korku uçak koltuklarının yeniden tasarlanmasını da zorunlu yapıyor. Tasarım şirketleri yolcuların birbirinin yüzlerini görmeden uçmaya razı olduklarını ileri sürerek çalışmalar yapıyorlar. Öksürme-aksırma, yemek yeme gibi durumlarda yolcuların birbirlerinin yüzüne bakmamak için yaptıkları davranışlar uçak içi tasarımcılarının ana hareket noktası oldu. Business sınıfı koltukların oluşturulmasında çok büyük sorun görünmüyor. Genellikle iş seyahati yapanların zaten uçak yolculuklarında koltuklarını kendi süitleri olarak hissetmeleri ve çevreden enterne bir bicimde uçmak istemeleri biliniyor. Son yıllarda B787 ya da Airbus 350 uçaklarının Business sınıflarındaki koltuk tasarımları hep böyle yapıldı. Türk Hava Yolları’nın hem B787 hem de A350 uçaklarındaki Business koltukları başta klostrofobik gibi görünse de pandemi döneminde yolcuların beğenisini kazandı.

EKONOMİDE İŞ ZOR

Yeni kabin tasarımlarının yolcu güvenini kazanmada önemli bir faktör olacağı fikri, ekonomi sınıfı koltuklar içinde yeni tasarımları öne çıkarmaya başladı. Bu konuda ciddi bir rekabet oluşabilir. Tasarımcılar yaptıkları çalışmaları şimdilik gizli tutuyorlar. Ekonomi koltuklarını diyagonal olarak kabinde yerleştirmek oldukça zor. Yapılsa bile koltuk sayısında ciddi bir azaltma gerektiriyor. Tasarımcılar bir koltuktaki yolcuyu yanındakinden izole edebilmek için en fazla baş koyma yerlerinin yanlarını yarım daire şeklinde açarak-genişleterek yolcuların birbirini görmemesi fikrinden yola çıkarak çalışıyorlar. Ancak yan yana 4-5 koltuk diziliminde bu iş için çok sınırlı bir imkan var. Daha geniş koruma yanakları oluşturmak zor. Yapılsa bile acil bir durumda uçaktan tahliyeyi zorlaştırması gündemde. Yine de tasarımın sınırları yok.

Yazının Devamını Oku

PCR test fiyatları yolcuları zorluyor

Bir ülkeye gidiş ve dönüşte yapılan PCR testleri bazen uçak bilet fiyatlarını katlıyor. Dört kişilik bir ailenin yurtdışına gidip gelmesinde verecekleri test parası 500-1000 doları buluyor. Seyahat şirketleri bu yüzden ne yapacaklarını bilemiyorlar. Yolcular neredeyse bilet fiyatlarından önce test ücretlerinin hesabını istiyor.

PCR testleri birçok ülkede sağlık kuruşları için ciddi bir gelir kapısı haline geldi. Ayrıca en fazla 72 saat önce yapılması gereken testler uçak yolculuklarını allak bullak etti. Havalimanlarındaki test kuyrukları çileye döndü. Eyaletlere göre değişmekle birlikte Amerika’da bir test için 200 dolar isteniyor. Bu rakam Dubai’de 100 dolar, Avrupa’nın birçok yerinde 70 Euro, Maldivler’de 200 dolardan aşağı düşmüyor. Bizde 250 TL ile en makul fiyat uygulanıyor. Ama sonucu çok hızlı ve VIP sınıfı isteğiniz olursa 400 TL’ye çıkıyor.



BİN DOLARI BULUYOR

Ucuz bilet bulduk diye sevinen ve yakın bir ülkeye gitme fırsatı bulan 4 kişilik bir ailenin gidiş ve dönüşte verecekleri test parası 500-1000 doları bile buluyor. İngiltere’de yapılan 4 kişilik bir ailenin ucuz biletle Kanarya Adalarına gidip gelmeleri için ödedikleri bilet fiyatı ortalama 1600 sterlin. Ama tatil uçuşu için ödemeleri gereken toplam test ücreti 1400 sterlin civarında.

DAYANILIR GİBİ DEĞİL

Yazının Devamını Oku

Boeing 737 MAX ile uçtum

Birbiri ardına ölümlü kazalar yapmış bir uçağın benzerlerine binerken elbette insanlar tedirgin olurlar. Ama uçağın başına gelenler Boeing’i bana göre daha da güçlendirdi. Dikkatleri çok daha fazla yoğunlaştı. 737 MAX’in adının değiştirilmesi de düşünüldü. Ama sonra vazgeçildi. Tek koridorlu uçakların pandemide şanslarının parladığı bir dönemde MAX’lerin devreye girebilmeleri belki de bir şans oldu.

YOLCULARDAN bazıları hangi uçağa bindiklerini biliyordu. Ama çoğu, daha iki yıl önce ölümle biten kazalara yol açan bir uçağa, Boeing 737 MAX‘e bindiklerinin farkında değildi. Bir panik havası yoktu. Yolcuların çoğunda endişeli bir bakış da yoktu. Bense Boeing 737 MAX-8 uçağının bütün hikayesini biliyordum. Başından büyük sorunlar geçmiş uçakların daha sonraki yıllar çok güvenilir hale getirildiğini de biliyordum. Üstelik bu uçak dünyada en hızlı satış yapmış bir uçaktı. İlk uçuşa tedirgin olmadan gittim. Haftalardır THY Basın Müşaviri Yahya Üstün’ün başının etini yedim, ilk uçuş için. Uçak için izin çıkınca yapılan ilk uçuşa katıldım. İstanbul Havalimanından Ankara Esenboğa’ya ve sonra tekrar İstanbul’a çok mutlu bir uçuş yaptık. Türk Hava Yolları’nın elinde toplam 24 adet 737 MAX uçağı var. 12’si İstanbul’da diğerleri ise hazır olarak Boeing Seattle fabrikası apronunda bekliyor.

KALKIŞ ÖNCESİ

Uçağımız TC-LCA havalimanına gittiğimde hazırdı. Uslanmış, yazılım sancıları bitmiş, orada öylece duruyor, yolcularını bekliyordu. Yepyeniydi. İlk geldiği gün gibi tertemiz korunmuştu. İlk uçuşu THY Genel Müdürü Bilal Ekşi ile yaptık. TK 2138 olarak gerçekleştirilen İlk uçuşun ekibi Mesul Kaptan Pilot İlyas Çağlar Koçer, ikinci pilot Çağdaş Efe Balın, kabin ekibi Necim San Baran, Melda Öztekin, Osman İbili, Neslihan Özay’dı. Yanımda THY Basın’dan Selim Türk vardı ve bütün fotoğrafları titizlikle çekti. Kaptanımız ayrıca Boeing 737 tip şefiydi. Yani sistemin bayrağını taşıyordu. Heyecanla kalkışı bekledim. Uzun bir koşudan sonra uçak teker kesti. Mükemmel bir tırmanışla İstanbul Havalimanı’ndan yükselmeye başladık. Uçağın tırmanışı hızlı ve çok güzel bir açı ile gerçekleşti. 8 bin metrenin üzerine çıktık. Saatteki hızımız kısa sürede 800 kilometreyi aştı. Ankara yönüne dönüp, düz bir rota izledik. Bir butona basıp hidrolik olarak yükselen masamı açtım. Hala eğim olduğu için masa bana doğru kayıyordu. Genel Müdür Bilal Ekşi’ye masanın neden durmadığını sordum. Dedi ki, ‘Tam göbek noktasına gelince otomatik duruyor. Gülüştük.

GÜZEL UÇUŞ

Hava sakindi. Kalkıştaki sis aşağıda kalmıştı. Bulutların üzerindeki güneş içimizi aydınlattı. Saat 10.09’da kalkmıştık. Uçakta 84 yolcu vardı. Tam da planlanan saatte Ankara Esenboğa Havalimanı altımıza serildi. Yine güzel bir alçalma ile pist başına indik. Kaptanlarımız zamanında reverse açtı ve zorlamadan uçağımızı durdu. Yolcular mutluydu. 737 MAX uçağı Türk hava sahasında yurtdışında yaşanan kazaların ardından ilk yolculu uçuşta harika bir performans sergilemişti. Sanki o 346 kişinin hayatını kaybettiği iki uçuşun uçağı değildi. Bence şimdi dünyanın en güvenilir uçaklarından biri olmuştu. Ben uçtum, siz de uçun. Gökyüzünün yeniden doğan zarif çelik kuşu sizi güvenle taşıyacaktır.

SÜREKLİ TEST EDİLDİ

Yazının Devamını Oku

10 bin uçak hâlâ yerde

Birçok havayolu her gün yeni uçuşlarla ilgili açıklama yapıyor. Ama bu arada başka uçuşları da iptal etmek zorunda kalıyorlar. Tek koridorlu uçaklar daha fazla uçarken geniş gövdeli uzun menzilli uçakların çoğu yerde. Şu anda dünya çapında 10 binden fazla uçak yerde.

Havayolu şirketleri ne yapacaklarını bilemez halde. Tam uçuşa başlıyorlar, bakıyorsunuz değil bir hafta sonra ertesi gün o uçuş yasaklanıyor. Şu anda dünya çapında 10 binden fazla uçak yerde. Uçmuyorlar. Ama bakımları yapılıyor. Zaman zaman değiştirilerek uçuruluyor. 2019 yılında uçan uçakların ancak yüzde 61’i uçuşlarını yapıyor. Bu oran sık sık düşüyor ama artmıyor. Belki yaz aylarında biraz daha artış olabileceği düşünülüyor ama daha uzun süre yerde kalan uçak sayısı azalacağa benzemiyor. Şirketler yerde kalan uçaklarını daha fazla yerde tutup bir bozulma olmaması ve uçuşa elverişlilikleri kaybetmemek için de avuç dolusu bakım parası harcıyorlar.



ZOR DURUMDALAR

Şu sıralarda dünyada toplam uçan uçak sayısı günlük oynamalar göz ardı edilirse toplam 21 bin civarında. Yapılan son araştırmalara göre Kuzey Amerika Merkezli Havayolu şirketlerinin 2 bin 937 uçağı yerde park pozisyonunda bekliyor. Avrupada 3 bin 500’den fazla uçak yerde ve bunların büyük bölümü geniş gövdeli, çift koridorlu, uzun menzilli uçaklar. Güney Amerika’da yerde duran uçak sayısı 650, Ortadoğu ve Afrikada ise bu sayı bin 100 civarında. Asya-Pasifik Bölgesinde ise 2 binden fazla uçak uçmuyor. Geniş gövdeli uzun menzilli uçakların yerde kalmasından sonra uçuşları yoğunlaşan dar gövdeli uçakların lideri ise Airbus’un 320 ailesi uçakları oldu. Filosunda ağırlıklı olarak geniş gövdeli uçaklar bulunan havayolu şirketleri ise gerçekten çok zor durumda. Bu tür havayolları, özellikle Asya-Pasifik ülkelerindeki şirketlerin hala filolarının yarısından fazla yerde.

İÇ HATTIN FAYDALARI

Yazının Devamını Oku

Yükselen taleple bilet fiyatları da artacak

Özellikle temmuz ayına doğru yolculuklarda ciddi artışlar bekleniyor. Pandeminin büyük baskısı altında ezilen havayolu şirketleri de fiyatlarını arttırmanın peşine düştü. Daha şimdiden Amerika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde uçak bilet fiyatlarında yüzde 7’lik bir artış gözleniyor. Elbette yolcu arttıkça önce bilet fiyatları, ardından otel fiyatları yükselmeye başladı.

Önümüzdeki aylarda pandemi istenilen derecede yavaşlamasa da havayolu yolculuğunda ciddi artışlar yaşanacak. Hele de ülkelerin aşılama sayılarında hızlı bir yükseliş olursa daha fazla kişi seyahat için harekete geçecek. İşin doğasında var. Uçuş isteği arttıkça fiyatlarda artacak. Şimdiden temmuz ayı için birçok havayolu şirketi önceden ilan ettiği düşük fiyatlardan vazgeçiyor. Uçaklardaki ucuz biletle alınabilecek koltuk sayısı azaltılıyor. Seyahat ücretleri artıyor. Ve artmaya devam edecek. Uçakları, oteller, oto kiralama gibi birçok şirket izleyecek.



ŞİRKETLER DİRENECEK

Bastırılmış seyahat kısıtlamaları daha önceden tatil programı yapmayanları bile harekete geçiriyor. Aylardır zamanın büyük kısmını evlerinde geçirenler, uçak yolculuğu yapmayanlar şimdiden rezervasyon için harekete geçtiler. Pandemi boyunca en güvenilir yolculuğun havayolu yolculuğu olması ve bunun dünyada iyi anlatılması da sistemin hızlı harekete geçme şansı bulmasını sağladı. Öyle 29.99 dolarlık biletleri bence unutun. İlan edilse bile kısa sürede bu fiyattan satışların bittiği duyuruları ile karşılaşacaksınız. Havayolları, havalimanları, seyahat acentaları gibi kuruluşlar milyarlarca liralık zararın altından kalkmak, yeniden iflasla burun buruna gelmemek için fiyat artışlarında direnecekler.

ERKEN Mİ ALINMALI?

Yazının Devamını Oku

Başkanın sigortası

Geçen hafta THY’nin yeniden yönetim ve icra kurulu başkanı seçilen İlker Aycı, 2018’de kargonun yıldız olacağından bahsediyordu. Geçmişte sigortacı olan başkan İlker Aycı, pandemi sürecinde kargo ile şirketin bir tür sigortasını yapmış oldu aslında. Kasadaki nakiti de harcamayarak zor zamanların sigortası için tuttu.

İlk kez yıllar önce İstanbul-San Francisco uçuşunda tanıdım İlker Aycı’yı. Hiperaktif bir insandı. Kendi kendime ‘tamam’ dedim, şirketteki pusuların üzerinden kolayca atlar. Sonra sigorta tecrübesini öğrendim. O zaman da sistemin sigortasını elinde tutacağına inandım. Sonraki zamanlar iyi dost olduk. Fırsat buldukça sohbetler yaptık.



Geçen sürede başına gelmedik kalmadı. Önce Atatürk Havalimanı bombalandı. Olaydan 5-6 saat sonra THY yeniden operasyonlarına başladı. Ardından daha neler neler. Ülkenin içini acıtan olaylar zincirleme yaşandı. Hele bir de İstanbul Havalimanı’na asrın taşınması. Kamuoyunda çuvallayacaklar denildi ancak bir başarı hikâyesi ortaya çıktı. Son nokta pandemi oldu ve havacılık olduğu gibi yere indi.

EN İYİ ANLAŞMA

İlker Aycı, geçen cuma THY’nin yeniden Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı seçildi. 2018 yılında kargonun yıldızlaşacağından bahsediyordu. Eski sigortacı, kargo ile şirketin bir tür sigortasını yaptı. Kasasındaki nakiti harcamadı. Zor zamanların sigortası için tuttu. Devasa ve bağlayıcı yeni uçak alım anlaşmaları yapılmıştı. Kavga etmeden, kırıp dökmeden fabrikalarla anlaştı. Hatta Boeing’le uçuşları yasaklanan 737 MAX’ler konusunda kullanıcı olarak en iyi anlaşmayı yaptı.

Yazının Devamını Oku

Aşı pasaportunu kaptırmayalım

Geçtiğimiz günlerde koronavirüse karşı yapılan aşının ikinci dozunu yaptırdım. Daha aşı odasından yeni çıkmıştım ki, e-Nabız uygulamasına aşı kartım Türkçe ve İngilizce barkodlu olarak geldi. Bence bu dünyadaki en sağlam devlet kontrollü aşı pasaportu olarak kabul edilmeli. Yetkililerin IATA ve Avrupa Birliği nezdinde bu aşı pasaportunu kabul ettirmek için elinden geleni yapması gerekiyor.

Avrupa ülkeleri Çin aşısını aşı pasaportu sınıfına almamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Aşıyı itip kakarken, kullandıkları aşıların birinde ciddi sorunlar da çıktı. Gerçi 5-6 milyon uygulamada bir görülen kan pıhtılaşması gibi sorunların önemsenmeyeceği Dünya Sağlık Örgütü’nce vurgulanıyor. Ama belli ki tartışmalar sürecek. Önemli gelişme, ayırımcılık iddialarına rağmen aşı pasaportu giderek önem kazanıyor. Sanırım belli bir süre içinde iki doz aşı yaptırmış ve üzerinden 14 gün geçmiş kişiler bu pasaportlarla çok daha rahat havayolu yolculukları yapacaklar.



HARİKA ORGANİZASYON

Türkiye hem aşılamada, hem de uygulama öncesi ve sonrasında harika organizasyonlar yaptı. Birebir tanığı oldum. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bana göre bu müthiş organizasyonu ile dünyada işi en ciddi götüren lider kişi. Geçtiğimiz günlerde ikinci doz aşıyı Acıbadem International Hastanesi’nde yaptırdım. Aşı odasından çıktığımda, daha 1 dakika geçmeden e-Nabız uygulamama aşı kartım Türkçe ve İngilizce ve barkod’lu olarak geldi. Bence bu dünyadaki en sağlam, devlet kontrollü aşı pasaportu kimliği olarak kabul edilmeli. Şimdi bakanlık IATA seviyesinde, Avrupa Birliği nezdinde Türk aşı pasaportunu kabul ettirmek için elinden geleni yapmalı. Milyonlarca doz aşı yapıldı ve sonuçları artık bilimsel makalelerin yer aldığı dergilerde olmalı.

AYRIMCILIK BAŞLAYACAK

Yazının Devamını Oku

Tatilcilerin hedefi temmuz ayı

Tatil erken başlamayacak. Yani yurtdışı uçuşlar için ülkelerin bir açılıp bir kapanması tatilcileri de tedirgin etti. Hedefin ağırlıklı olarak temmuz ayı olduğunu görüyoruz. Tabii ki ne olursa olsun asla 2019 sayılarına yaklaşamayacak bir havayolu yolcu hareketi olacak. Turizmde yine yıldız Türkiye üzerinde.

Havacılık dünyasının ünlü turizm ve araştırma şirketi Skyscanner, temmuz ayında tatilcilerin yüzde 66’sının bir haftadan daha uzun bir süre evlerinden uzaklaşmak istediğini ortaya koydu. Yapılan rezervasyonlar izlenerek elde edilen sonuçlara göre bu yaz tatil için bastırılmış talebin en önemli öncelik olduğu ortaya çıktı. En uzun tatil için planlanan ülkelerin ilk sırasında ise Türkiye geliyor. Türkiye’ye seyahatlerin çoğu temmuz ayı için düzenleniyor ve rezervasyon başına ortalama 2.9 yolcu olarak göze çarpıyor. Çoğu rezervasyonun aileler ve gruplar için olduğu gözüküyor. Bir haftadan uzun seyahatler için yapılan rezervasyonların yüzde 76’sı Türkiye’ye. Türkiye, uzun yolculuklarda ilk sırada yer alıyor. Fiyatlar da 2020’ye göre yüzde 27, 2019’a göre yüzde 31 daha düşük.



İSPANYA GÖZDELERDEN

İspanya, tatilciler için kapıların açılış duyurusunun ardından bu yana İngiliz turistlerin en çok rezervason yaptığı destinasyonu. En popüler gidiş tarihi ise ağustos. Seyahatlerin çoğu bir hafta veya daha kısa süre ile planlanıyor. İspanya’daki en çok ziyaret edilen yerler ise Malaga, Palma ve İbiza adaları olacak. Fiyatlar şu anda yaz aylarında 2020’ye göre yüzde 25’e kadar ve 2019 yazına göre yüzde 11’e kadar daha düşük. Bir başka 2021 yaz sıcak noktası ise Yunanistan. Yunanistan’a yapılan rezervasyonların çoğu, ağustos ayında başlayan geziler için. Ortalama fiyatlar 2020 yazına göre yüzde 30 ve 2019’a göre yüzde 11 daha düşük. İtalya’ya 2021 yaz tatili için en popüler zaman temmuz ayı olarak görünüyor. Rezervasyon başına ortalama 2.2 yolcu çiftlerin veya iki arkadaşın bir İtalyan kaçamağı aradığını gösteriyor. Portekiz, gezginler arasında popülaritesini korurken, ailelerin en sevdiği temmuz ayında tatilin en popüler olduğunu kanıtladı. Bu seyahatlerin neredeyse yarısı için bir hafta veya daha kısa süreli rezervasyonlar yapıldı. Portekiz, 2020 yazından yüzde 34 daha ucuz ve 2019’dan yüzde 23 daha düşük fiyatlarla iyi imkân sunuyor.

MEVSİMSELLİK ETKİLİ

Yazının Devamını Oku

Havayolları 2021’i negatif geçirecek

Havayollarının zararları giderek büyüyor. 2021 çok da iyi geçmeyecek. Geride kalan koca bir yılın zararı belki birkaç yıl daha çıkmayacak. İflas eden şirketlerin sayısı da giderek kabarıyor. Bayrak taşıyıcı havayolu şirketlerinin tek umudu devlet destekleri. Ya da çok uzun vadeli krediler. Ama hiçbiri toparlanmayı yeterince hızlandıramayacak.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), havayolu endüstrisinin 2021 boyunca nakit negatif kalmasının beklendiğini gösteren bir analiz yayınladı. Havayollarının 2022’ye kadar nakitte pozitif olması beklenmiyor. 2021’de havayollarının toplam nakit kaybı için tahminler, önceden tahmin edilen 48 milyar dolardan 75 milyar dolara ve sonra yapılan projeksiyonlarla 95 milyar dolara yükseldi. IATA analizinin satır başları şöyle:



İŞTE SENARYOLAR

2021 için zayıf başlangıç: 2021’in ilk yarısının beklenenden daha kötü olacağı açık. Bunun nedeni, hükümetlerin yeni COVID-19 varyantlarına yanıt olarak seyahat kısıtlamalarını sıkılaştırması. Yaz için (temmuz-ağustos) ileri rezervasyonlar şu anda Şubat 2019’daki seviyelerin yüzde 78 altında kalıyor.

İyimser senaryo:

Yazının Devamını Oku

Olan bizim pilotlara oldu

Eski Nissan CEO’su Carlos Ghosn’un, Osaka’dan kaçırılması için kiralanan uçağın kaptanlarının hiçbir şeyden haberleri yoktu. Duruşmalarda bunu defalarca söylediler. İşi organize eden ticaret müdürü de pilotların haberi olmadığını vurguladı. Buna rağmen pilotlar göçmen kaçakçılığından 4 yıl 2’şer ay hapis ve 31 bin 40 lira para cezasına çarptırıldı. Cezalar kesinleşirse pilotlar hiçbir zaman uçamayacak.

Havacılık dünyası ilginç bir davaya tanıklık etti. Hakkında yolsuzluk suçlaması nedeniyle Nissan’ın eski CEO’su Carlos Ghosn Tokyo’daki evinde göz hapsinde tutuluyordu. Bunun için yargılandığı mahkemeye de 18 milyon dolar gibi bir kefalet ücreti yatırılmıştı. CEO bu davanın bitmeyeceğini ve sonunda mahkum olacağını düşünerek Japonya’dan kaçmaya karar verdi. Amerikalı eski özel kuvvetler görevlisini Michael Taylor ve George Antone Zayek’i kaçırma operasyonu için tuttu. Artık onlar mafya tipi işler yapıyorlardı. Bu yaygın bir durumdu.

2 KİŞİ BİNDİ, 3 KİŞİ İNDİ

İşi organize ettiler ve iki Amerikalı MNG grubundan kiralanan TC-TSR tescilli ultra uzun menzilli Global Express XRS uçağına Dubai’den binip Osaka’ya uçtular. Geç saatlerde aynı yolcular benzeri kargolarla tekrar uçağa geldiler. Uçakta iki yolcu vardı. Yanlarındaki müzik ekipmanları olan koca kutu Osaka Kansai Havalimanı handling (yer hizmetleri) şirketi ekiplerince bütün güvenliklerden geçirilerek uçağa yüklendi. Uçak İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık apronuna indiğinde pilotlar ofise çağırıldı ve karanlık bir bölgeye park ettirilen uçaktan inen iki özel kuvvetlerden ayrılmış kişi hemen pasaporta gidip işlemlerini yaptırıp Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’nden ayrıldılar. Uçakta pilotlar ve kabin ekibi yoktu. Uçağa Ticaret Müdürü Okan Kösemen gelip CEO Carlos’u alıp bir başka MNG işletmesindeki TC-RZA yani Reza Zarrab’ın eski uçağına bindirilerek Beyrut’a götürdü. İki kişinin getirildiği uçaktan üç kişi inmişti. Sadece CEO alınıp ikinci uçağa geçirildi. Öyle yapılmasının nedeni, uçağın Osaka-Beyrut uçuşu için uçuş planı doldurması Japon Sivil Havacılığı’nın dikkatini çekebilirdi. Bu yüzden aktarma yapıldı. Savcıda bunu böyle belirtmiş.

TİCARET MÜDÜRÜ YÖNETTİ

Operasyonun uçuş kısmını MNG’nin işine son verdiği Ticaret Müdürü Okan Kösemen yönetti. İddiaya göre o da eşi ve çocuğunu kaçırma tehdidinde bulunan Amerikalıların baskısı ile yapmıştı. Elbette ücretini aldığı da iddia edildi. Ama duruşmalarda hesaplarında rastlanan paraların şirketinin ikramiye olarak verdiği paralar olduğunu söyledi. Toplam 6 ay süren tutuklu yargılamalar sonucu MNG eski Ticaret Müdürü Okan Kösemen, kaptan pilot Noyan Pasin ve ikinci pilot Bahri Kutlu Sömek göçmen kaçakçılığından 4 yıl 2’şer ay hapis ve 31 bin 40 lira para cezasına çarptırıldılar. Elbette istinaf yolu açık. Diğer uçağın ekibi yani kaçağı doğrudan Beyrut’a götüren ekibin tamamı beraat etti. Duruşmalar bittiği için yazıyorum. Gerçi henüz kesin sonuca gidilmedi ama gelinen nokta havacılık hukuku için çok ilginç sorularla dolu.


Yazının Devamını Oku

Dünyayı küçültecek uçak

Hâlâ 10 saatten fazla bir uçuşla İstanbul’dan New York’a gidiliyor. Ama ‘Overture’ dünyadaki bu uzun uçuşlara son verecek. Elbette hemen değil. 2029’da yolcu taşımaya başlayacak olan yeni sessiz süpersonik uçak sınırlı sayıda yolcu taşıyacak. Uçak, diğerlerine göre 2 kat daha hızlı yol alacak. 10 saatlik İstanbul-Newyork uçuşu yaklaşık 5 saate düşecek.

Dünyanın en hızlı uçağı gelecek yıl tezgâha konacak. Şirketi ile birlikte tam adı: Boom Overture Supersonic Transport Airliner. Yolcu kapasitesi 65 ile 88 arasında değişiyor. Kalem gibi bir uçak, 60 metreden biraz daha fazla uzunluğa sahip. 7 bin 868 km öteye uçabiliyor. Saatteki hızı 2.2 Mach. Yani 2 bin 695 km. Şu anda uçtuğumuz bütün ticari havayolu uçaklarının süratinin iki katından da fazla. Örneğin 7 saatlik uçuşla gidilen Singapur-Dubai uçuşu 4 saate düşecek. İstanbul-New York uçuşu da 10 saat yerine yaklaşık 5 saat gibi olacak. Overture, süpersonik uçuşta kalıcı yeni bir çağın ilk yolcu uçağı olacak. Daha hızlı, daha verimli ve sürdürülebilir teknolojiyle Concorde’un mirasını geliştirecek.

ÇOK YÜKSEKTEN UÇACAK

Yeni nesil süpersonik yolcu uçağı 60 bin feet yüksekten uçacak. Yani seyir yüksekliği 20 bin metrenin üzerine çıkacak. Oysa yolcu uçaklarının çoğu 10-11 bin metre ya da biraz üzerinde uçarlar. Bazı özel jetler yani business jetler çok daha yükseğe çıkar. Ama hiç birinin uçuş tavanı 20 bin metre değildir. Bu uçakla tepeye çıktığınızda pencereden bakınca Stratosferik görünümler ortaya çıkar. Tavan yüksekliğinde seyir halindeyken yukarıdaki uzayın karanlığını ve aşağıdaki dünyanın eğriliği görülür. Yani dünya portakallaşır.

Geniş pencereleri olan uçağın içi bir hayli gün ışığı da alıyor. Koridorun iki tarafında pencere önlerinde business koltuk olan Booom Overture, özel eğlence sistemlerinin en gelişmişleri ile donatılacak. Uçağın dış yüzeyine konacak çoklu kamera sistemi ile aşağı ya da yukarı bakış seçilerek seyir doyumsuz hale gelecek. 2 pilot ve 5-6 kabin memuru standart uçuşlar için yeterli ekip sayısı olarak açıklandı.



Yazının Devamını Oku

Uzaklara gitmek bu yaz hayal gibi

Yaz aylarında hayat normale döner diye güzel hayaller kuruyoruz. Aşılar her sorunu çözer gibi geliyor ancak durum öyle değil gibi. Belki bir ilaç çıkar ve hızla imal edilirse dünyayı huzura kavuşturabilir. Havacılık sektörü de koronavirüs gölgesi altında bir ileri bir geri gidiyor. Bugün uçuşa açılan ülkeler yarın kapanıyor. Yurtiçi uçuşlarda belki sorun olmayabilir ama uzaklara gitmek bu yaz hayal olacak gibi duruyor.

MAALESEF pek de hoş bir cümle değil ancak bu senenin gerçeği, ‘Bu yazı unutun’. Belki iç hat uçuşlarında ciddi bir sorunla karlılaşılmayabilir ancak uzaklara gitmek bu yaz da hayal olacak. Havayolu şirketleri uçuş programlarını tamamen hayali olarak yapıyorlar. Kesin olarak uçuşa kapalı olan ülkeler için bilet satışları yapılmıyor ama testler şart koşulan birçok ülke için uçuş garantisi verilmeden iyi niyetli satışlar yapılıyor. Ağırlıklı olarak Amerikalı bilim insanlarının sık aralıklarla yaptıkları global uçuş projeksiyonlarında yapılan açıklamalar her seferinde, ‘Aşıya rağmen’ gibi sözcüklerle başlıyor. Kimi uçağa çift maske ile binmenin daha garanti olduğunu söylüyor, kimi ise çift maskenin havaya doyumunu çok düşüreceği için sakıncalı buluyor.

ÜLKELER GÜVENMİYOR

Hem bir ülkeye giderken hem de dönüşte PCR testi isteniyor. Test yaptırmış olsanız bile bazı ülkelere girişinizden itibaren değişik gün sayılarında karantina şartı koyuluyor. Avrupa ülkeleri koydukları kuralları her gün ağırlaştırıyorlar. Oturma izni olanların bile Avrupa’ya uçuşları çeşitli kurallarla zorlaştırılıyor. İnsanlar yurtdışına gittiklerine gideceklerine pişman oluyorlar. Eve dönmek de gerçek bir eziyet haline dönüşebiliyor. Bunun sebebi ise ülkelerin birbirlerine güvenmemesi.

İÇ HAT CAZİP HALDE

Yurtdışında yaşanması muhtemel bu zorluklar sebebiyle iç hat uçuşları yolcular için hala çok cazip. Tatil için şimdiden milyonlarca insan kendi ülkelerinde programlar yapıyorlar. Bu konuda ise en şanslı ülkelerden bir tanesi Türkiye. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde gidecek çok yer var. Gerçi gittiğimiz yerlerde sosyal mesafeyi, hatta hijyen şartlarını hiçe sayıp maskeler fora durumuna da giriyoruz. Havalimanlarında ise sıkı tedbirlere rağmen uçaktan inen yolcular pasaport açıklarında bir anda sosyal mesafeyi sıfıra indiriyorlar ve bulaşıcılığın etkisini de tavana çıkarıyorlar.

SAHTE TEST SONUÇLARI SORUN YARATIYOR

HAVAYOLLARININ durumu giderek zorlaşıyor. Uçuşlarda yolcular maskelerini ekiplerin müdahalesi korkusu ile çıkartmasalar da ülkelere girişlerde istenen test sonuçlarına dahi kuşkulu bakılıyor. Bunun sebebi ise sahte test sonuçları. Sahtekârların hazırladığı sahte test sonucu belgelerinin havada uçuşması sebebiyle gidilen ülkelerdeki kontrollerden geçişler giderek zorlaşıyor. Ülke girişlerinde her belgeyi titizlikle incelemek de ciddi zaman aldığı için pek mümkün değil. Sonuç olarak, başka ülkelere, uzak diyarlara uçmayı bu yaz unutacağız gibi görünüyor. Programlarınızı buna göre yapın. Birkaç ucuz bilete kanıp şimdiden yapacağınız yaz programları tatillerinizi iki kat daha fazla rezil edebilir.

Yazının Devamını Oku

Havayolları geleceği satıyor

Koronavirüs salgını yavaşlamak yerine bölge bölge gücünü arttırıyor. Bulaşıcılık beklenenden farklılıklar gösteriyor. Havayolu şirketleri önlerini hâlâ göremiyorlar. Değişik pazarlama modelleri üretmeye çalışıyorlar. Tek amaçları doğal olarak kasalarına nakit para koyabilmek. Uçakların kiraları, personel giderleri başta olmak üzere çok değişik ödemelerde zorlanıyorlar. Bu yüzden ileriye dönük bilet satışlarını hızlandırıyorlar.

Durum hiç iç açıcı değil. Salgın şeklini, biçimini değiştirerek artıyor, yaygınlaşıyor. Her hafta bir ülkenin kapılarını kapattıkları haberleri geliyor. Salgının beklenmedik yaşlarda da görüldüğü ihbarları çoğalıyor. Ülkelerin sağlık bilim otoriteleri kararlarında sürekli değişiklikler yapmak zorunda kalıyorlar. Kısıtlamalar artıyor, toplumsal tepkilerde çoğalıyor.

Havayolu şirketleri uzun süredir içinde kıvrandıkları durumdan çıkmayı hedefleyemiyorlar. Geçici tedbirlerle yollarına devam ediyorlar. Kimi zaman uçulan hatlar iptal ediliyor, kimi zaman uçaklar yüzde 30-40 gibi maliyetleri kurtarmayan yolcu dolulukları ile uçuyorlar. Havayollarının toplam zararı 118 milyar doları çoktan aştı. Yolcu kaybı bir türlü durmuyor. Nakit zorunluluğu artıyor. Bu yüzden birçok havayolu şirketi, bu yazı geçtik, gelecek sonbaharı, kışı kurtarmak için kampanyalarla uzun vadeli bilet satışlarına başladılar. 2022 yazını bile kampanyalara katan şirketler var. Bilet fiyatlarını sadece Business sınıfında yükselten şirketler ekonomi sınıfında ise indirimler yapıyorlar.



KÂRLI GÖRÜNÜYOR

Bu durum geleceğin yolcuları için de fırsatlar yaratıyor. Tabii çok uzun vadeli seyahat planlamaları yapanlar için kârlı görünüyor. 1 Euro’dan başlayıp 29.90 gibi fiyatlara satılan uçak biletlerinin sayıları da arttırılıyor. Genellikle kampanyalarda dış hat uçuşlarından nakit sağlamak hedefleniyor. Çünkü birçok ülkede iç hat uçuşlarında sabit tutulan bilet fiyatları ile giderek artan bir hareketlilik sağlandı. Dış hatlarda her gün ortaya çıkan yeni kurallar, koronavirüs testlerinin karşılıklı arttırılması gibi nedenler yolcuyu ürkütüyor. Uzaklara gitme planlarından hızla vazgeçiliyor. Bu durum uçak tiplerini de etkilemeye başladı. Geniş gövdeli, çift koridorlu, uzun menzilli uçaklara olan ilgili de azalıyor.

Yazının Devamını Oku

Gökyüzünü SAJF kurtaracak

Pandemi nedeniyle uçak seferleri hâlâ çok az. Hiç uçulmadığı günler bile oldu. Gökyüzü belki de gerçekten bir nefes aldı. Oksijenine doydu. Ama 2019 yılına baktığımızda milyonlarca uçak seferi ile karbon emisyonu neredeyse tepeler yaratıyordu. Yukarısı kirleniyor. Geçici çözüm SAJF. Bir tür atık karışımı. Horul horul yakılan jet yakıtı kerosen içine katılıyor.

Elektrikli otomobiller yeryüzünün kirliliğinin çehresini değiştirecek. Hele büyük kentlerde egzoz dumanı ve çıkan kurşun hepimizin yaşamına giriyor. Metaller vücudumuza saplanıyor. Ama şimdi çok ağır olsa da elektrikli otomobiller yeryüzündeki büyüyen felaketi değiştirecekler. Avrupa ve Amerika da elektrikli otomobil kullanımı katlanarak artıyor.



EN AZ 7-8 YILI VAR

Bizde henüz çok ağır. Şarj istasyonları dahil sistemin birçok eksiği var. İnsanlar hala dizel otomobiller alıyorlar. Bizdeki değişimin nereden baksanız 7-8 yılı var. Tümüyle değil tabii. Elektrikli uçaklar gökyüzüne de çıktı. Ama sayıları az. Menzilleri düşük. Hala pil sanayii ya da bataryalar yeterince uzun enerji vermiyorlar.

BU İŞİN ÇÖZÜMÜ NE?

Yazının Devamını Oku

Terminallerin güçlü kadınları

Türkiye’nin önemli havalimanlarının yönetimi kadınlara emanet. İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes ve Bodrum-Milas havalimanları TAV Genel Havacılık tarafından yönetiliyor. Genel Havacılık’ın başında ise Berrin Yer bulunuyor. Ankara Esenboğa ve Milas-Bodrum havalimanları da kadınlara emanet. Ankara’nın başında Nuray Demirer, Bodrum’da ise İclal Kayaoğlu var.

Pandemi nedeniyle uzak düşsek de, telefonda çok hoş sohbetler yaparız Sani Şener’le. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Şener büyük çalışan ordusunda her zaman kadın yöneticilere gözünü kırpmadan büyük sorumluluklar vermiştir. Diyor ki, “TAV’da her zaman doğru koltuklara doğru insanları oturttuk. Nüfusun yüzde 50’si kadın. Bu yüzde 50’den yararlanmayan hiçbir ülkenin veya şirketin başarıya ulaşabileceğine inanmıyorum.”



PARA AKIŞININ BAŞINDA

Geçen hafta konuşurken şirketin bütün para akışının başına 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde mezun olmuş, Burcu Geriş’i getirdiğini anlattı. London Business School ve Columbia Business School’dan MBA derecesi alan Geriş henüz 2005 yılında şirkete katılmış. TAV Havalimanları Holding bünyesine 2005 yılında katılan Geriş, şirketin Proje ve Yapılandırılmış Finansman Bölümü’nün başında yer almış. 2012 yılında şirketin CFO’su ve Başkan yardımcısı olmuş. 2015 yılında Dünya Ekonomik Forumu tarafından Genç Küresel Lider unvanına ve 2013 yılında Women’s Forum tarafından Rising Talent unvanına lâyık görülmüş. Thomson Extel’in Avrupa Yatırımcı İlişkileri Anketinde 2015 ve 2018 yıllarında Türkiye’nin En İyi CFO’su seçilmiş. Daha uzun bir başarı hikâyesi var.

Yazının Devamını Oku

250 milyon dolarlık aşı kargo pazarı

Daha aşılar gün yüzüne çıkmadan hava kargo şirketleri çalışmaya başladılar. Taşıma şekilleri, soğuk zincirdeki özel değerler hepsi gözden geçirildi. Yol gösterici, büyük havacılık otoritesi IATA başlangıçta yanlış hesaplarla pazarın büyüklüğünü çok daha fazla gösterdi. Ama sonunda pazarın yıllık büyüklüğü aşılar devreye girince ortaya çıktı: 250 milyon dolar.

Dünyanın en önemli Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) salgın ile birlikte muhtemel aşıların nasıl taşınacağını ve işin hacmini belirlemeye çalıştı. Yeni nesil aşıların beklenenden çok daha fazla soğukta taşınmaları gerektiği ortaya çıkınca bu iş için en az 8 bin adet jumbo uçak kargoluk bir taşıma gerekeceği ilan edildi. Her uçağın 100 ton kargo alacağı hesaplandığında 80 bin tonluk kıymetli kargo hesap edildi. Ancak bu gerçeği yansıtmadı.

50 BİN TON

Bugün dünyada 80’den fazla, faz 3 çalışması başlamış koronavirüs aşısı var. Bunlardan kabul görenlerin sayılı 4-5’i geçmiyor. Ama şimdilik. Böyle bakıldığında, imal hızı da hesaplandığında yıllık 50 bin tonluk bir aşı kargosu ortaya çıktı. Bu da ortalama kilosu 4-5 dolardan 250 milyon dolarlık bir pazar oluşturdu.

YARIŞA GİRDİLER

Havayolu kargo şirketleri bu taşımadan pay alabilmek için elbette bir yarış içine girdiler. Aşı taşımanın başlangıçta soğuk zincir şartlarını çok zorlayacağı sanıldı. Özellikle Pfizer-Biontech aşısının -70 derecede saklanması ortaya çıkınca soğuk konteynerlerin beslenmesi ciddi sorun yarattı. Ama Pfizer bu arada Cool Box (Soğuk Kutu) oluşturdu ve aşıların çok daha sağlıklı ve kolay taşınmasını sağladı. Geleneksel üretimdeki aşılar, örneğin Çin aşıları için böyle bir sorun çıkmadı. Soğuk zincir aralığı çok düşüktü. Böylece nakli daha kolay oldu. Birçok havayolu kargo uçakları yerine zaten pandemi nedeniyle yerde bekleyen yolcu uçaklarını da kullandılar.


Yazının Devamını Oku

Havacılar aşıda öncelik istiyor

Sağlık personelleri gibi havacılık işkolunda çalışanlar da öncelikle aşı olmak istiyorlar. Her gün dünyanın bir yerine uçan pilotlar, kabin ekipleri dışında da operasyonlara bizzat katılan havacılar aşılanmanın gecikmesi halinde yaptıkları işin daha da ürkütücü olacağını düşünüyorlar.

Salgının en şiddetli olduğu ülkelere uçtular. Herkesten daha fazla virüsten etkilenme ihtimalleri oldu. Ve bu durum sürüyor. Operasyonlara bizzat katılan havacılık personelleri öncelikle aşılanmak istiyorlar…Bütün dünyadan bu istek yükseliyor. Kargoda yüklemeden sorumlu Loadmaster’lar, teknisyenler, havalimanı çalışanları, ikram şirketlerinin kamyonlarını kullananlar, yer hizmetleri personelleri ve hava trafik görevlilerine kadar on binlerce belki de yüzbinlerce personel sürekli virüsle teğet geçerek ya da geçmeyerek yaşıyorlar.



RİSKİN GÖBEĞİ

Sonuna kadar haklılar. Üstelik havalimanları, COVID-19 ile mücadelede küresel aşı ve ekipman dağıtım zincirinin kilit merkezleri. Operasyonel havalimanı personeli, büyük miktarlarda aşıların hızlı ve güvenli bir şekilde teslim edilmesini kolaylaştırmak için çok sayıda paydaşla etkileşimde bulunuyorlar. Örneğin THY uçakları Pekin’den şu sıralar aşıları taşıyorlar. Çin’in başkentinde korona yeniden hortladı. Üstelik yüklemenin yapıldığı Pekin Gümrüğü bir ara geçici olarak kapatıldı. Oraya uçan ekipler gerçek bir riskin göbeğine düştüler.

ZARAR ZATEN ÇOK BÜYÜK

Yazının Devamını Oku

İkramda yeni dünya devi DO&CO

DO&CO havayolu ikramı pazarında Avrupa’dan sonra şimdi de Amerika kıtasında üst kalite marka olarak liderliğini ilan etti. Bin 380 uçaklık filosu ve büyük geliri ile bilinen Amerikan Delta Havayolları büyük anlaşmaya dijital platformda imza attı. Kıran kırana rekabetin yaşandığı ABD pazarında ikramdan aslan payını kapmak kolay değildi. Diğer oyuncular şaşkınlıklarını hâlâ üzerlerinden atamadılar. DO&CO’nun güçlü silahı yine ‘taze yemek’ bütün yolları açmıştı.

Pandemi öncesiydi. Karşı şirketin adını vermeyeceğim. Gizlilik terbiyesine ters düşer. Ama dünyanın en büyük havayolu ikram şirketinin lider kadrosu şirket satışı için Attila Doğudan ile pazarlığa oturdular. Bazen iki t, bazen iki l, yazılışını ben hâlâ çözemedim. Neyse ciddi tartışmalar yaşandı. Elbette pazarlıkta fiyat öndeydi. Ama DO&CO ana şart olarak ‘taze yemek’ üretimini şart koştu. Sonuçta dev şirketi satın alsa da şirketin dev müşterisi oyunun kurallarını belirliyordu. Karşı taraf ‘donmuş’ yiyeceklerden yanaydı. İmalatını hangi ülkede daha ucuzsa oraya göre organize etmişti. Vazgeçmiyordu. Bu yüzdende şirketi satsalar bile kendi havayolları için komik fiyatlar veriyorlardı. Doğudan ‘taze yemek’ten taviz vermedi. Masadan kalktı. Kendi büyümesini şirket alarak değil, dev müşterilere ulaşarak yapmak üzere planlarını hazırladı.  


HİSSELER YÜKSELDİ

2019 yılında şirket ciddi bir atılım yaparak British Airways ve İspanyol İberia Havayolları’nın ikram hizmetleri ihalesini 10 yıllığına kazandı. DO&CO’nun Avrupa’daki büyük atılımından sonra sıra Amerika kıtasındaki büyümeye gelmişti. Amerikan Delta Havayolları, 1.380 uçağıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde dört merkezden yoğun operasyon yapıyor. Delta’nın pandemi öncesi Detroit kalkışları günde 400 sefere ulaşıyordu. Ve bütün operasyon DO&CO’ya teslim edildiğinde şirketin hisseleri hızla tırmandı. Salgın nedeniyle havayolları dahil, ikram pazarında da büyük maddi kayıplar yaşanırken Attila Doğudan tam başarıya imza atmış oldu.

UÇAN ŞEFLER

Turkish DO&CO markası ile yıllardır Türk Hava Yolları’na (THY) ikram veren şirket, şöhretinin bir bölümünü de THY hizmetine borçluydu. Geçtiğimiz yıl, 15 yıllık bir anlaşma ile THY ile uzun yola devam kararı verildi. Dünyada ilk kez uçakta özellikle Business sınıfında ‘Uçan Şef’ uygulaması da başlatıldı. Kabinde büyük rahatlık ve önemli bir fark yaratan bu uygulama pandemi sonrası yine devam edecek. Uçan Şefler (Flying Chef) hazırladıkları tabaklar ve yemekleri doğru sürelerde ısıtarak yolcu memnuniyetini de doruğa çıkardılar. Şimdi Amerika kıtasındaki DO&CO büyümesi sürecek. Diğer havayolu ikmal şirketlerinden çok farklı bir kulvardaki koşu sürecek. Her şartta yolcuya yüksek hijyen, taze yemek sunarak pazarın gözbebeği haline gelen Attila Doğudan büyüme ile asla çizgisinden taviz vermeyecek. Her şeyin para olmadığını sık sık vurgulayan DO&CO patronu, Viyana’da bir zamanların efsane restoranı, babasının yarattığı Kervansaray’ın yazılı olmayan kuralları ile başarıya koşusunu sürdürecek.

Yazının Devamını Oku