100. Yılında Cumhuriyet

BU coğrafyada devlet erkini elinde tutanlar, kendi doğrularını topluma benimsetmeyi doğal hak görürler.

Özellikle ulus-devlet yapılanmaları ideolojik olarak “homojen” bir toplum yapısını hedefler.
Cumhuriyet, bu anlamıyla toplum tasavvurunu kendi doğruları üzerinden hayata geçirmeye çalışmıştır.
Bilindiği üzere bu model “laiklik” esası üzerinden kurgulanmış bir yapıydı.
Çok partili hayata geçişle birlikte, yenilenen iktidarlar Devletin dini kurallarla olan mesafesini azalttı.
Ancak yaşanarak görülmüştür ki, yönetimlerin toplumları biçimlendirme çabası kalıcı bir sonuç doğurmuyor.
Türkiye, bu anlamıyla toplumsal çeşitliliğini hep korumuştur.
Ancak bu renklilik bir çatışma sebebi değildir.
Cumhuriyet; sert bir yönetim, bir devrimdi.
Devir değişince tepkisel uygulamalar kaçınılmazdı.
Şimdi artık suların durulma zamanı.
Türkiye her türden kutuplaşmayı aşabilmek için 90 milyona yaklaşan nüfusu ile bir toplumsal mutabakat oluşturabilecek fikri kıvama yaklaşmıştır.
Diyebilirsiniz ki, şu anda böyle bir siyasi fotoğraf yok...
Gecenin en koyu anı, şafağa geçişin başlangıç noktasıdır.
Bu ülke 1920’lerde mucize bir devlet oluşturdu.
Amaçladığı “muasır medeniyet” seviyesine ulaşabilmesi için 1930’ları, 1950’leri, 1980’leri, 2002’leri, 2016’ları yaşamak durumundaydı.
Uçlara savurmadan makule ulaşabilmek mümkün olamazdı.
Cumhuriyet’in 100. Yılı, tarihsel olgunluğa dönüşünün başlangıcı olacaktır.
Denizler yeterince dalgalanmıştır.
Özgür, dingin, mutlu insanların demokratik ülkesi olmayı hak ediyoruz.

-----

Kendimizi abartmayalım

EVREN, doğa, dünya... Özetle kozmik denge “insan” denen varlıktan hiçbir şey istemez.
Ötesinde, tenezzülünün kapsamında bile değildir.
Mesafesi, diğer canlılardan farklı değildir.
Açık ve görünür tek bir komutu vardır.
“Doğarsın, ürersin, ölürsün.”
Nesiller itibariyle de evrimsel değişiklikler geçirirsin.
İlave bir misyonun yoktur.
Hele “karıştırmaya haddin hiç yoktur.”
Bir karambol mutasyon sonucu oluşmuş “insan aklı” bu dengeye fütursuzca müdahale ediyor, uyumu bozuyor, gezegenin sonunu hazırlıyor.
Meseleye böyle bakıldığında dünyevi ve uhrevi her türden bilgi, birikim, inanç ve değer anlamını yitiriyor.

-----

Mesut Özil

MESUT Özil, Fenerbahçe’ye geldi.
Dünyanın en önemli futbolcularından biridir Mesut...
Ancak bir takımın hafızasının içine işleyebilmek için kendini Türkiye’de de kanıtlamak zorunda.
Falcao dünya starıydı.
Ama Galatasaraylılar nezdinde hiçbir izi yok...
İlla uluslararası başarıları olması gerekmiyor.
Alex’le Fenerbahçe, Avrupa’da sıfır çekti.
Ama aynı Alex’in heykeli dikildi.
Metin Oktay ya da Lefter ülkenin futbol tanrısı konumundadırlar.
Şimdi gözler Mesut Özil’de...
Bir büyük yürüyüşün başlangıcında.
Uzun zaman sonra Fenerbahçelilerin sevinçlerinin sebebi, kalplerinin sahibi olabilecek mi?
Bir Galatasaraylı olarak gıptayla ve keyifle izleyeceğiz.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI