Adına da pek havalı bir isim takmışlardır: Aşçı tabağı.
İsme bakınca insan, şefin özel seçkisiyle hazırlanmış, uyumun ve lezzetin zirve yaptığı bir tabak bekliyor.
Ne gezer...
Önünüze gelen şey, adeta mutfakta o gün pişen her yemeğin son durağıdır.
Fasulyenin suyu pilava karışmıştır.
İzmir köfte, türlüyle komşu olmuştur.
Ispanak, et yemeğine yaslanmıştır.
Ancak son yıllarda elde edilen başarılar sayesinde artık yalnızca futbol konuşulmuyor.
Kadın voleybolundaki tarihi zaferler, erkek basketbolunun uluslararası başarıları ve farklı branşlarda yetişen sporcular, toplumun spora bakışını da değiştirmeye başladı.
Bugün milyonlarca insan, futbolun dışında kalan birçok spor dalını da büyük bir ilgiyle takip ediyor.
Bunlardan ikisi ise son dönemde dikkat çekici bir yükseliş içinde.
Biri, Eurosport ekranlarında yayınlanan snooker.
Diğeri ise TRT Spor ekranlarında izleyiciyle buluşan geleneksel yağlı güreş müsabakaları.
Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı bırakacağını açıklayan sevgili Ender Yorgancılar, sivil toplumculuk bayrağını her zaman elini taşın altına koyarak ve tam bir konsantrasyonla dalgalandırdı.
Bu çetin ve fedakârlık isteyen 17 yılın hepimizin gözleri önünde ne denli yorucu bir süreç olduğunu söylemeye herhalde gerek yok.
İşte bu yüzden, arkasında güçlü bir iz bırakarak aldığı soluklanma kararı, ailesi başta olmak üzere tüm sevenleri için son derece sevindirici bir gelişmedir.
Ancak ruhundaki sivil toplum aşkı öyle kolay sönmeyecek olacak ki, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki görevlerine devam edeceğini de peşinden ekliyor.
Ülkeye ve sanayiye kattığı değerler adına toplum olarak kendisine derin bir teşekkür borçluyuz.
Ender Bey hiç şüphesiz bu kentin genetiğini, sorunlarını ve çözüm yollarını en iyi bilen aktörlerin başında geliyor.
AK Parti İzmir milletvekillerinin projeyi tekrar gündeme taşıması, kentin iş dünyası temsilcilerinin Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u ziyaretiyle birlikte bu tartışmaya yeni bir ivme kazandırdı.
Hatırlanacağı üzere söz konusu proje AK Parti iktidarı döneminde ilk kez 2021 yılında kamuoyunun önüne gelmişti.
İlk aşamada İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Çeşme Belediyesi’nin bir itiraz geliştirmediği süreç, zamanla çevresel hassasiyetlerin öne çıkmasıyla farklı bir mecraya sürüklendi.
Öyle ki, başlangıçta temkinli bir mesafede duran yerel yönetimler dahi sonradan projeden vazgeçilmesi gerektiği yönünde bir pozisyona savruldu.
Elbette doğayı korumak önemlidir.
Hatta bu konuda hassas olmak bugün artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Uçakların daha hızlı gitmesi, arabaların daha konforlu ve daha az masraflı hale gelmesi gibi akla gelen ya da gelmeyen pek çok konuda teknolojinin sunduğu imkânlardan faydalanıyor ve bundan memnuniyet duyuyoruz.
Ancak teknoloji sınır tanımıyor.
En hassas olduğumuz alanlara, yani yaratıcılığın tamamen insana ait olduğunu düşündüğümüz noktalara da nüfuz etmeye başlıyor.
Özellikle sanatçılar teknolojinin kendi alanlarına müdahil olmasından ciddi şekilde rahatsızlık duyuyor.
Sanat denildiğinde pek çok farklı dal akla geliyor.
Örneğin, bir heykeltıraşın yaptığı eserin üç boyutlu teknolojiler yardımıyla üretilmesi ona sanatçı kimliği kazandırmaz.
Ancak aynı teknolojinin insan elinden çıkandan çok daha kusursuz sonuçlar ortaya koyabildiği de inkâr edilemez bir gerçek.
Elbette bu durum insanların hoşuna gitti.
Kimi memleketine giderek ailesi ve dostlarıyla hasret giderdi.
Kimi de bu fırsatı değerlendirip kısa bir tatile çıktı.
Mayıs ayında yapılan bu tatil, ne tam yaz ne de kış mevsimine denk geldi.
Buna rağmen özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında birçok kişi denize girdi ve güzel havanın tadını çıkardı.
Ancak uzun tatillerin sadece dinlenme tarafı yok.
Bir de işin ekonomik boyutu var.
Tatil boyunca birçok iş yeri ya kapalı kaldı ya da düşük tempoda çalıştı.
Sadece iyi oldukları için değil, kalbinize dokundukları için unutulmaz olurlar. İşte Mauro Icardi de Galatasaraylılar için tam olarak böyle bir hikâyenin kahramanı oldu. Hep söylenir, ‘zirvede bırakmak gerekir’ diye... ‘Tadında bırakmak, en güzel yerde veda edebilmek büyük meziyettir’ derler. Ama mesele Icardi olunca insan aklıyla değil, kalbiyle düşünüyor. Çünkü bazı futbolcular sadece gol atmaz. Bazıları bir tribünün ruhuna karışır. Bir şehrin hafızasına yerleşir. Bir camianın kalbinde kendisine sonsuz bir yer açar. Icardi, Galatasaray için tam olarak bunu yaptı. Bugün Galatasaray’ın yeni yıldızları olabilir. Yeni kahramanlar çıkabilir. Ama son şampiyonluk gecesinde yaşananlar bize şunu bir kez daha gösterdi: Bazı sevgilerin zamanı geçmiyor. ‘Aşkın Olayım’ statta çalmaya başladığında on binlerce insan aynı anda aynı duygunun içine girdi. O an sadece bir futbolcu alkışlanmıyordu. Bir aidiyet, bir bağlılık, bir hatıra alkışlanıyordu. İnsanlar gözleri dolarak şarkıyı söylerken aslında biraz da kendi hayatlarına dokunan bir hikâyeyi hissediyordu. Çünkü Icardi sahada yalnızca iyi futbol oynamadı. Sevmeyi gösterdi. Tutkuyu gösterdi. Sahiplendiği formaya nasıl bağlanılması gerektiğini gösterdi. Çocuklarına olan sevgisiyle, yaşadığı aşkla, tribünlerle kurduğu sıcak bağla herkese samimi geldi. Belki de bu yüzden insanlar onda sadece bir yıldız futbolcu görmedi. Kendilerinden bir parça gördü. Aradan yıllar geçecek. Yeni şampiyonluklar yaşanacak. Yeni golcüler gelecek. Ama Galatasaray tribünlerinde Icardi’nin adı geçtiğinde insanların yüzünde hep aynı tebessüm oluşacak. Çünkü bazı futbolcular başarılarıyla değil, hissettirdikleriyle ölümsüz olur. Hayatın her alanında aslında en zor şey tam zamanında durabilmektir. İnsan bazen en sevildiği anda gitmeyi beceremez. Biraz daha kalmak ister. Bir alkış daha duymak ister. Ama gerçek efsaneler, hafızalarda eksilmeden kalabilenlerdir. Bugün Dries Mertens hâlâ büyük bir sevgiyle anılıyorsa, bunun nedeni biraz da doğru zamanda o hikâyenin tamamlanmış olmasıdır. Fakat Icardi’nin hikâyesi başka. Onun Galatasaray ile kurduğu bağ, sıradan bir futbolcu-taraftar ilişkisinin çok ötesine geçti. O artık bu kulübün tarihine yalnızca attığı gollerle değil, bıraktığı duyguyla yazıldı. Karizmasıyla, tutkularıyla, çılgınlıklarıyla, sahadaki liderliğiyle ve hayatın içinden gelen sıcaklığıyla milyonların hafızasında silinmeyecek bir yere dönüştü. Muhtemelen yollar tamamen ayrılacak. Muhtemelen o forma sırtında olmayacak. Ama bazı insanlar giderken bile geride kalmayı başarır. Icardi, Galatasaray için işte tam da öyle biri oldu. Ve Galatasaraylılar onu hiçbir zaman unutmayacak.
Nisan ayı boyunca, Mayıs ayında mahkemeden kesin bir karar çıkacağı konuşuldu.
Hatta bu kararla Kemal Kılıçdaroğlu ve eski parti yönetiminin yeniden göreve geleceği iddia edildi.
Ancak bu beklenti gerçekleşmedi.
Aslında bu tür bir kararın çıkması için sadece hukuki değil, siyasi bir ihtiyaç da olması gerekir.
Yani iktidarın bu durumdan bir fayda sağlaması gerekir.
Peki böyle bir fayda var mı?
Bunun cevabı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugünkü durumunda gizli.
Eğer CHP çok güçlü bir performans gösterseydi durum farklı olabilirdi.