İnatçılık şart!

Müzikle ilgili bir panel, workshop, sohbet olunca kaçırmayan takımındanım. Haliyle İstanbul Caz Fetivali kapsamında YouTube’dan canlı yayınlanan Vitrin Panelleri’nin ilki “Çevrimiçinde Deplasmandayım Müzik İçin Dijital Gelir Modelleri”ni de izledim. Öncelikle panel kadrosu çok iyi kurulmuştu.

Modaretörlüğü The Orchard Başkan Yardımcısı Metin Uzelli üstlenirken MSG Başkan Yardımcısı ve müzisyen Harun Tekin, bağımsız müzisyen Nilipek, Sony Müzik Türkiye Genel Müdürü Özden Bora ve StageArt Kurucu Direktörü Rıza Okcu dijital gelir modelleri kadar müzikte başarı için de neler gerektiğini kendi perspektiflerinden anlattı. Müzikle ilgilenen ya da profesyonel olarak ilgilenmeyi düşünenler kesinlikle bu panelin kaydını bulup izlemeli.

Metin Uzelli, katılımcılara muhteşem birkaç soru yöneltti.

Bunlardan biri “Fenomenler şarkıcı olurken şarkıcılar fenomen olmalılar mı” oldu. Özden Bora bu soruyu şöyle yanıtladı:

“Fenomenler şarkıcı olmak istedi, müzisyenler de YouTube’da aktif olmak istedi. Sanatçılardan birçoğu başarısız oldu. YouTuberların şarkı söyleyebileceklerine de inanıyorum, yapmaları gerektiğine de... Aksi, insan haklarına saygısızlık olur.”

Panelde tabii ki ünlü kişilerin sosyal medya kullanımının en iyi pazarlama yöntemlerinden biri olduğunun da üstünde duruldu.

Dijital dinleme platformlarının playlist editörlerinden şikayetlerin ayyuka çıktığı şu günlerde bir başka güzel soru da “Şarkınız çok dinlenen listelere girmediğinde başarılı olamaz mısınız”dı.

Harun Tekin, şu cevabı verdi:

“Şansın olmadığı bir başarı hikayesi hiç görmedim müzik endüstrisinde. ‘Playlistte yokum, tanınmıyorum’ diye bir şey yok. Olup da tanınmayan onlarca kişi var.”

Çalışmanın ve vazgeçmemenin önemine dikkat çekildi. Bu konuda en iyi öneri ise Nilipek’ten geldi: “Üretimde tutarlılık, süreçte inatçılık gerekli.”

Panel sonrası ben de fenomenlerin şarkı söylemesinde hiçbir sakınca olmadığını düşündüm. Çok dinlenilmelerinde de hatta konser vermelerinde de... Bu dinleyicinin takdiridir, sevenlerinin coşkusudur.

Ünlü isimlerin fenomenliği ise zamanla şekillenen bir durum. Tüm sosyal mecralarını kullanmak kişinin kimliğini biraz daha samimi hale getirebilir. Zeynep Bastık, en belirgin örnek...

Şarkı listelerine gelince... Listelere giremeyen ama yine aynı fenomen ya da takipçili dostlarının paylaşım bombardımanıyla tanınan çok isim var. Tabii şarkı da iyi olmalı...

Bir kere dinleyip geçilmeyecek türden olunca şarkı listeleri zaten size karşı koyamıyor. İyi şarkı ve liste birleşmesinde Evdeki Saat’in, “Uzunlar” şarkısını örnek verebiliriz.

Şarkı, Mücbir Sebepler yayınında çalınınca bir anda alternatif müzik listelerinde en üst sıralara yükseldi.

Sızlanmak yerine artık çalışmak, tanıtmak için planlar kurmak zamanı.

Her şeyi yaptınız ve olmuyorsa da vazgeçmeyin. Aynı Nilipek’in dediği gibi, “inatçılık” şart.

Farklı olan kazandı

Aydın memleketimdir, fırsat oldukça giderim. Bu kez 23. Kuşadası Altın Güvercin Beste Yarışması için Aydın’ın yolunu tuttum. Açıkçası köklü bir geleneğe sahip bu beste yarışması dahil hiçbir müzik yarışması “müziğini kendin yap döneminde” bana çok da anlamlı gelmiyordu.
Bu yıl yarışmaya katılan 80 küsur besteden seçilen 10 finalistin de genel hatlarıyla benzer tınılara sahip olması iyice düşündürücüydü.
Yarışma, ilk kez 1986 yılında düzenleniyor. İlk kazananı Fatih Erkoç, yıllar içinde ise Harun Kolçak, Aşkın Nur Yengi, Cem Karaca, Asya, Eda-Metin Özülkü, İzel-Çelik-Ercan, Bora Ayanoğlu, Suavi, Burak Uçkun, Mert Erken, Tayfun Duygulu, Işın Karaca, Ferhat Göçer, Burak Uçkun, Caner Yemez, Cem Doğangil, Alper Kömürcü, Hale Özbaş, Nilgün Yavaşoğlu, Nermin Kurban ve Neslihan Demirtaş gibi önemli isimleri Türk müzik dünyasına kazandırmasıyla tanınıyor. Yani kimler geldi, kimler geçti bu yarışmadan.
Deniz Özçelik, farklı havası ve teatral yorumuyla “Kokun Şehir Değiştirdiğinde” isimli bestesiyle “En Başarılı Yorumcu Ödülü” ve birinciliğin sahibi oldu. Bestenin bir nakaratı yoktu. Ama dinleyiciler de jüri de beğendi, çünkü farklıydı.
İstanbul’da da sahne alan Özçelik’in adını daha çok duyacaksınız gibi görünüyor, benden söylemesi.

Bütünlüklü set

Yiğit Önyılmaz’ın solo techno projesi Rewend’in 5 şarkılık EP’si “Golden Jack” parti yapılamayan şu günlerde evde dans etmek isteyenler için birebir. EP’de yer alan 5 şarkı da bütünlüklü bir DJ setin parçası. Arka arkaya dinleyince hiçbiri sırıtmıyor.

Halay rap

Zen-G’nin “Delale” şarkısı arabesk rap’ten sonra yeni bir tür daha ortaya çıkarıyor. Tam kulüplük bir sound’a sahip olan şarkı, Doğu-Batı kültürünü birleştirmekle kalmıyor, el ele halay bile çektiriyor.

Dans dans dans

Salman Tin ve Bilge Kağan Etil ikilisinin projesi KÖFN, 4 şarkılık EP’si “Dans”ı geçtiğimiz hafta yayınladı. Elektronik dans müziği şarkılarıyla Türk popuna göz kırpan ikilinin “El” ve “Tenine Alıştım Ben”i dile hemen dolanıyor.

Ne dinledim

∆ KÖFN- Tenine Alıştım Ben
∆ Kahadirbartal-Babaya Selam Damara Devam
∆ Cenk Erdoğan-Ova
∆ Erkan Oğur, Turgut Alp Bekoğlu-Beş Taş
∆ Pera-Melek
∆ Canozan-Aşk
∆ Eskiz-Rüyaların Ortasında
∆ Zen-G-Delale
∆ Matamoralia-My Dirty Mind
∆ Rewend-Golden Jack
∆ Martino-Mo

Kıpır kıpır

Müzisyen Erkan Erzurumlu, ilk single çalışması “Kalbin Nereli”yle ilk solo işine de imza attı. Şarkının sözleri Tuğçe Ören’e, müziği kendisine ait. Başarılı bu çıkış şarkısına ben de kayıtsız kalamadım...
“Kalbin Nereli” eli yüzü düzgün, neşeli, yazı ucundan yakalayan bir şarkı. Oğuzhan Koç, Zeynep Bastık seviyorsanız Erzurumlu’yu da kesin seversiniz.

Beklentim yüksek

Martino’nun “11:23” adını taşıyan albümü geçen cuma çıktı. İlk albümünü yayınlayan Martino’nun prodüktörlüğünü ise VeYasin üstlendi. 4 nesil müzisyen bir aileden gelen ve akademik anlamda da müzik eğitimi alan Martino’dan beklentim çok çok yüksekti. İlk single’larda bana göre yavaş bir çıkış yapsa da albümde “Mo”, “Biri Bana Anlatsın” ve “Kurtar” gibi üç başarılı şarkı var. Dinlemeye değer.

 

X

Devir böyle

Sosyal medya bir haftadır Aleyna Tilki ile çalkalanıyor.

Tilki, sanıldığı gibi dünya yıldızı oldu mu? Şarkı Dua Lipa’nın çöpe attığı işlerden mi? Türkiye’den mi çıktı, yurtdışından mı? Sorularla bu köşeyi doldurabilirdim.

Yorumlarla da öyle...

Şarkıdan başlayalım.

Aleyna Tilki “Retrograde” ile şanslı bir açılış yaptı.

Malum, Dua Lipa, Diplo, King Henry, Sarah Hudson, Clarence Coffee Jr., Jr. Blender’ın yazdığı şarkıdaki isimler bile sağlam bir başlangıç imkanı verdi. Şarkı tabii ki Aleyna’nın ekibi tarafından bulundu. İyi bir vokal yapması için İngilizcesine çalıştı.

Aleyna Tilki, gerçekten dünyada duyuldu mu?

Evet, duyuldu ve dünya çapında çalma listelerine girdi.

Gerçekten Warner Global’in tüm pazarlama ekibinin emeğini gördük.

Yazının Devamını Oku

Aleyna’ya destek çok zor değil

Yazılarımı yazarken, bazen dinleyici şapkasını bir kenara bırakır ve “koruyucu” şapkamı takarım. Müzisyen ve şarkıcılarla her geçen gün daha da empati kurmaya başladığımı fark ettim. Hatta yer yer bir ‘anne’ gibi davrandığımı düşünüyorum.

Aleyna Tilki için beslediğim hisler de tam olarak böyle. Aleyna, yarın yayınlanacak “Retrograde” isimli İngilizce single’ı için kalem oynatılmayıp saçı, başı, dizisi konuşulunca, “Attığım tek adım bile her yerde haber olurken bugün, dünyada çıkacak olan şarkımı asla desteklemediniz” dedi.

Bu hisleri beni, üzdü.

Çok değil 2016’da Emrah Karaduman’la hazırladığı “Cevapsız Çınlama” çıktığında “Kim bu arabesk okuyan kızcağız” deyip biraz geri durmuş, şarkı her yerde çalındığından zamanla durumu kabullenmiştim. Sonrasında bazı şarkılarını çok sevdim, bazılarını ise hiç beğenmedim. Sağ olsun (!) sayesinde arabesk vokalle pop söyleyen isimler arttıysa da yeteneği konusunda hiç tereddüt etmedim.

Warner Music Group’tan çıkaracağı “Retrograde” şarkısını da önceden dinledim. Eli yüzü düzgün bir pop şarkısı.

Sesi yer yer Miley Cyrus’u yer yer Dua Lipa’yı andırıyor. Lipa’yı andırmasının bir nedeni de vokal koçu olarak Lorna Blackwood ile çalışması. Evet Blackwood, Dua Lipa’nın da vokal koçu. Şarkıyı yazanlar kısmında ise Dua Lipa, Diplo, King Henry, Sarah Hudson, Clarence Coffee Jr., Jr. Blender yer alıyor. Bu ekip, Dua Lipa’nın son albüm dahil birçok işinde çalışmış.

“Retrograda”ın ismine bakmadan dinlediğinizde bir Aleyna Tilki şarkısı olduğunu anlamazsınız...

Çünkü yabancı müziğin genel tornasından iyice bir geçmiş. Bir pop şarkısından beklentilerinizi de gayet yerine getiriyor.

Türkiye’de sevilmeyebilir de çok sevilebilir de... Tek bildiğim Aleyna Tilki, en başından beri dünya çapında ünlü olmak istiyordu. 4 yıl önce daha 16 yaşındayken şarkıcı, “Dünyada ülkemi temsil etmek istiyorum” dediğinde biraz ciddiye alınmamış olabilir.

Yazının Devamını Oku

Dinleyiciyle nerede buluşacağınızı bilemezsiniz

Müzik sektörü en sakin dönemini yaşıyor. Bir dijital platomdaki konuşmalar arasında gezinirken dikkat çekici bir tartışmaya denk geldim.

TikTok’un dijital müzik platformlarında dinlemelere pek yansımadığından fakat görünürlük açısından büyük önem taşımasından bahsediliyordu. Sektörün önde gelen isimleri bağımsız müzisyenlere TikTok’ta görünür olmaya dair şu önerilerde bulundu hatta TikTok’un bağımsız müzisyenler için radyo olabileceği konuşuldu:
◊ TikTok dinlemelerinizin hızlanması için muhteşem bir araç.
Ama sadece bir araç.
◊ Doğru dinleyiciye ulaşmanız lazım. Bunun da deneme yanılma yolundan başka çaresi yok.
◊ Sosyal medyaya önem verdiğiniz kadar geleneksel yöntemleri de kullanmalısınız.
Dinleyicinizle nerede buluşacağınızı bilemezsiniz. 100 kişinin dinlediği bir programdan 100 kişiyi kazanabileceğiniz gibi, 9 bin kişinin takip ettiği hesabınızda 5 kişiyi yakalayamayabilirsiniz.
Tek bir platforma bel bağlamamanız gerekir.

Yazının Devamını Oku

Bahaneleri bir kenara bırakın

Yeni hobimiz olan bir sosyal medya platformunda oda oda gezmeye devam...

Aplikasyonun müzik konuşulan odalarında öyle sorular geliyor ki şaşkınlığımı saklayamıyorum.

“Sektörün içinde var olmaya çalışıp da nasıl bilmezsiniz” diye düşünüyorum. 

Bir şarkıyı cover’layacağım. Telifini nasıl öğrenebilirim?

Meslek birliklerini arayın ve o şarkının telif hakkını elinde bulunduran biri varsa yani anonim değilse öğrenirsiniz.

Büyük şirketler bana dönüş yapmıyor.

Büyük şirketler ne zaman döndü ki şimdi, hemen dönmesini bekliyorsunuz? Şarkınızın dağıtımı için anlaşın. Artık “kendin yap” dönemindeyiz ve bu süreç daha da kolay işliyor. Basınla ilişkiler ve pazarlama hizmeti için de büyük şirketlerin kapısını boşa arşınlamayın. A&R’ın sizi keşfetmesi, prodüksiyon hizmetinizi karşılaması ve pazarlama planlaması çok küçük bir ihtimal. Ama eğer bunlarla karşılaştıysanız elbet de kendinizi iyi hissedin. Fakat başarmak dediğimiz şey hiçbir zaman kolay olmadı, öyle değil mi...

Ana akım medyada neden yer almıyoruz?

Ben de şöyle sorayım: “Görünür olmak için ne yapıyorsunuz?” E-posta ile yeni şarkısını anlatan basın bültenini göndermekten aciz müzisyenler var. Her çıkanı dinlemek büyük bir mesai gerektiriyor.

Yazının Devamını Oku

Müzisyenler neden heyecanlanmalı

Geleceğin büyük sosyal medya platformu olarak gösterilen Clubhouse, Türkiye’de bir haftada büyük bir büyüme yaşadı.

Sesli sohbet odaları aracılığıyla iletişim imkanı sunan bir sosyal ağ platformuna birçok ünlü isim ve müzik sektörü yetkilileri akın etti.

Gerçek zamanlı bu konuşmalarda çeşitli konu başlıklarıyla oda açabiliyor ve takipçilerinizi bu odalarda bir araya getirebiliyorsunuz. Yani bir çeşit canlı podcast, radyo programı ya da konferans dinler gibi...

İlk izlenim olarak bir kakofoniye düşmüş olduğunu düşündürtse de içinde sabırla gezindiğiniz birkaç saat içinde yerli veya yabancı ilgi alanınıza uygun konuşmaları dinleyebiliyor hatta moderatör olabiliyorsunuz.

Sanatçı, müzisyen, teknisyen, edisyon ya da dijital dinleme platformu bilgisi olanların girdiği sektör odaları insanda Amerikalıların FOMO (Fear of Missing Out) yani “bir şeyleri kaçırıyor muyum” hissi uyandırıyor. Çünkü sizin olduğunuz odada da başka odalarda da kimin girip çıkacağı asla belli olmuyor. Sanatçılar için bu platformun heyecan verici kısımları da var:

Kendinizi ve işinizi görünür kılabilir, e-mail atarak ulaşamadığınız bu kişilere şarkılarınızı canlı yayında dinletebilirsiniz.

Fikirlerinizi dile getirebilir, sorunlarınıza çözüm arayabilir ve bunlar için de doğru insanlarla bir araya gelebilirsiniz.

İş planınız için sorularınızı muhataplarıyla konuşabilir, ortak yollar bulabilir hatta yeni fikirlerle karşılaşabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Müzikte astroloji dalgası

Bu ara neye elinizi atsanız astrolojiye çarpıyorsunuz.

Bu hafta Aslan burcunda dolunay ile merkür retrosu var. (Detaylı bilgi için hemen alt köşeye alalım sizi) Teknolojik aletlerimizle mesafemizi koruyoruz hatta yanlış anlaşılmalardan kaçınmak için konuşmuyoruz!
Birbiri ardına astroloji ve müzikle ilgili haberler de gelmeye başlayınca, “Bu iyi bir konu olabilir” dedim. Ezelden beri böyle haberler okuyoruz fakat hiç bu yılki kadar üst üste astrolojinin müziğe etkisini duymamıştık.
10 yıl önce Yonca Lodi’nin yıldız haritasına göre albümünün çıkış tarihini belirlediği haberleri çıkmıştı. Linet de şarkı çıkışlarını astroloğuna danışıp belirliyordu. Hatta iki yıl önce “Bilir misin” albümünün çıkış tarihini “en etkili gün”ü belirleyerek seçmişti. Aleyna Tilki’nin de şarkı çıkış tarihlerini astroloğu Efe Erten’le belirlediği basına yansımıştı. Aralık ayında ise Gülben Ergen’in “Seni Kırmışlar” albümü çıkmıştı. Ergen de çıkış tarihini astroloğuyla yaptığı toplantıya göre belirlemişti.
“Bu yıl burcumu neler bekliyor” diye bakarken Beyza Doğuç’tan astrolojiyle ilgili bir albüm geldi.
YouTube’u da etkin olarak kullanan Doğuç, sevenlerinin istekleriyle burçlara yazdığı şarkıları “Burçların Şarkıları” adıyla yayınladı. Gayet de güncel ve duygusal işlerdi...
Geçen hafta ise Köksal Ekinci’nin “Spica’nın Sesi” albümünün tanıtımı geldi. Bültende kendini “astromüzik öncüsü” olarak niteleyen Ekinci, albümünü ise “Albümü Güneş’in Kova burcuna geçişiyle birlikte müzikseverlere sunmak harika bir eşleşme oldu.
Ne de olsa Kova burcu düşüncelerin, bilgilerin ve teknolojinin insanlığın faydası merkezinde geliştirilmesini ve özgürce ifade edilmesini, paylaşılmasını ifade eder. Yıldızların seslerini notalara nakış gibi işleyip şarkımla, sözümle ve sesimle müzikseverlere iletiyorum” dedi. Yüksek konsantrasyonla anlamaya çalışsam da evrenle iletişime geçişini astrolojiye bağladığı bir düşünce düzeyi gördüm, “tamam” dedim başladım bu pop albümünü dinlemeye.

Yazının Devamını Oku

Yine yan yana gelmek

Her yıl Anadolu’nun dört bir yanında yapılan Milyonfest bu kez “online” olarak düzenlendi.

Geçen yılı pas geçen, bu yıl ise “Artık online etkinlik yapalım” diyen ekip, İstanbul Zeytinburnu’ndaki Fişekhane’de hazırlanan sahnede 4 gün boyunca SosyoApp aracılığıyla müzikseverlerle buluştu.
MFÖ, Sertab Erener, Duman, Athena, Pentagram, Ceza’nın da aralarında olduğu 15 isim dört gün boyunca sahnedeydi. Kimileri akustik performanslar sergiledi, kimileriyse önünde seyirci varmışçasına elektrikli diye tabir ettiğimiz konserler verdi. Tabii ki yer yer teknik aksaklıklar yaşandı, “o da nazar boncuğudur” deyip pek üstünde durmadım. En nihayetinde müzik adına bir hamle yapıldı, değil mi...
Bu yıl ilk kez de bir online festival deneyimlemiş olduk.
Konserler şöyle fiyatlandırıldı: Günlük 10 TL, kombine 40 TL...
Performansların en iyi tarafı ise Anadolu’nun dört bir yanında yapılan Milyonfest’lerde çalışanların bu etkinlikte de yer almasıydı.
Her grup kendi sahne arkası ekibiyle çalıştı. Bu etkinlik serisi sanatçı ekiplerinin ödenekle buluşması için güzel bir yöntem oldu.
Sahne tozunu özleyen ekipler, eskisi gibi kulislerde fakat bu kez sosyal mesafeli bir şekilde hasret giderdi.

Yazının Devamını Oku

Önümüzü göremesek de... 2021 öngörüleri!

Müzik sektöründe yaprak kımıldamıyor, pandemi bitmedikçe hareket de gelmeyecek gibi... Durum böyleyken yeni neslin ve dünyadaki müzik gündeminin 2021 öngörülerini sizler için derledim...

- Müzik mekanları yeni dünyaya uyum sağlayacak. Fon alamayan mekanların yüzde 50’si 2022’ye kadar kapanacak. Bununla birlikte kapananların yerlerine yeni mekanların açılması da olası.

- TikTok’un pandemi nedeniyle yükselen cazibesi 2021’de düşüşe geçecek. 13-24 yaşa hitap eden platformun kararsızlıklarıyla meşhur kullanıcı profilinin yeni bir platform keşfedip oraya kayması ihtimaller dahilinde.

- Facebook 2020’de gösterdiği büyümeyi gençlerle bu yıl da devam ettirecek.

- Podcast altın döneminde. Son olarak Amerika’da Amazon Music, 300 milyon doları bir podcast şirketine verdi. Bu, müzikten para kazanmayan dijital müzik dinleme platformlarının yeni para basma şeklinin ilanı oldu. Elinde USB mikrofonu olan herkes, kendi şovunun kaptanı.

Yazının Devamını Oku

İçerik yağmuru

Yeni yıla içerik yağmuruyla girdik. Yeni açılan dijital platformlarında müzik adına birçok işle karşılaştık. MFÖ belgesel serisi, Teoman söyleşisi, K-Pop konseri, hatta bir iki de film... Malum müzik gündemi zayıfken, yeni yılın ilk haftasını o platformdan bu platforma savrularak geçirdim. Sizin için de takip edilesi birkaç içeriği bu yazıda toparladım.

Ele Güne Karşı

MFÖ’nün 50. yılına özel belgesel serisi Gain üzerinden sunuldu. “Ele Güne Karşı” adını taşıyan seride grubun hiçbir yerde yayınlanmayan görüntüleri ve samimi açıklamaları var.

Henüz tüm bölümleri yayınlanmadığı için aradığınız “bir kerede hepsini izleyeyim, bitsin” hissiyatını alamıyorsunuz fakat içten bir sohbetin içinde buluyorsunuz kendinizi. Sezen Aksu ve MFÖ’nün turne görüntülerine kapılıp gidiyorsunuz.

Özellikle ikinci bölümün sonunda Özkan Uğur’la birlikte hislenmeyen bizden değildir...

Teoman

Teoman, yeni yıla özel “Hayal Meyal” şarkısını ilk kez Gain’de söyledi. Ünlü rock’çıyla, ardından 2 bölümlük bir söyleşi gerçekleştirildi.

Teoman, söyleşideki dürüstlüğüyle de bir müzisyenin beyin kıvrımlarından neler geçtiğini anlamamızı sağladı.

“Ticari olmayan, olgunluk albümüm” dediği yeni çalışmasını nisan ayında yayınlayabileceğini açıkladı.

Yazının Devamını Oku

2020 Z RAPORU

Enteresan bir yılı geride bırakmaya hazırlanıyoruz.

Alışkanlıklarımızın değiştiği, evlere kapandığımız, etkinliklerden uzak kaldığımız, hayatımızı yeniden düşünmeye iten günlerden geçtiğimiz yılı... Müziğin odadan dışarı çıkmadığı (ya da nadiren çıktığı), dinleme alışkanlıklarımızın değiştiği, geçmiş güzel günlere özlem duyulan, yastık altı şarkıların dışarı çıktığı bir yıl.

Biz odadan çıkmadık ama müzik dünyası da kabuk değiştirmeye zorlandı.

Dijital hayatımızın her anında büyük yer kaplamıyormuş gibi bir de üstüne online etkinlikler eklendi. Yalnız değildik, yalnız hissetmemeliydik.

Bu yüzden dışarıda gibi hissedelim diye sanatçılar salonlarımıza konuk olup sahnelerden eve geçiş yaptı.

Yılın görece en iyi yerli isimlerine geçmeden önce “2020’de neler oldu?” hızlıca göz atalım.

◊ Akustik müzik yükselişe geçti. Elde edilecek tek gelir, telif olunca birçok sanatçı var olan parçalarının akustik versiyonlarını çaldı, söyledi. Online akustik konserler yaptı. Açıkçası üretim konusunda en parlak dönem diyemeyiz. Yaşanılan kaygılar müzik üretimine de yansıdı. Eski parçalar cilalanıp önümüze gelirken, yeniler kendine yer bulmakta oldukça zorlandı.

◊ Müzik sektörü tam bir darboğaza girdi. Ana akım isimlerden bağımsız sanatçılara herkes maddi zorluklarla uğraştı. Birçoğu enstrümanını/ekipmanını sattı, sektör olarak değişime ve dönüşüme zorlanıldı. Sektör değiştirenler bile oldu. 2021’de sahneler açıldığında birçok kişinin artık bu sektöre hizmet etmediğini göreceğiz.

◊ Bu süreç kimilerini de küstürdü. Yeni bir şarkı çıkarmak, beste yapıp söz yazmak için gereken enerji bitti. Karamsar bakmayalım desek de olumlu tek bir yan da bulamadım.

Yazının Devamını Oku

Bu ‘hit’ler kimin dayatması

Şarkı listeleri konusundaki belirsizlik devam ederken ay başında gelen “yılın en çok dinlenen müzikleri” listeleri de tartışmaları alevlendirdi.

Listelerde bulunan bazı isimler hakkında “ben bu ismi dinlemedim ki, kendi verilerimde nasıl zirvede çıktı” diyenler oldu. Hatta bazı müzik siteleri vasıtasıyla hesaplarındaki bilgileri çapraz sorgulayıp (Lastfm üzerinden yapılıyor. Buraya müzik platformlarınızı bağlayıp verilerinizi görebiliyorsunuz.)

“Dijital dinlenme verilerime göre en çok dinlenilen ilk beşimde yok bu isim” diyenleri de gördüm.

Ama bugünkü sorum başka. En çok dinlenen ve hit olarak konuştuğumuz şarkılar gerçekten “hit” mi? Yoksa yeni çıkanlar listelerini yapanların takdiri mi? Sahi biz kimin zevkini dinliyoruz?

Dönüp radyolara baktığımızda en çok çalınan isimler ve onların hitleri, dijital müzik listelerindeki ilk 100’e girenlerden farklı.

Radyolarda en çok istenen ve çalınan şarkılar dinleyicilerin istasyonda kaldıkları süresiyle de ilintili.

Dolayısıyla radyoda çok dinlenen bir ismin dijital müzik platformlarının ülke listelerinde yer almasını bekliyorsunuz.

Sadece pop özelinde bakacak olsak bile birçok şarkı ilk 100’e bile giremiyor. Hem de telifmetre (radyo datalarını tutuyor) verilerine göre üst sıralarda olmasına rağmen...

Bir de şu açıdan bakalım, kaçımız kendisine önerilen şarkılar ve ilgilendiği isimler dışında keşifler peşinde? Tamam bazılarımız...

Yazının Devamını Oku

Bir küçük adım

Salgın döneminde maddi yardım sağlamak için “Müzik Susmasın” projesi ortaya çıktı. Bu proje kapsamında 1000 TL değerindeki yardımı alacak sanatçıların, pandemi dönemini anlatan videolar çekilmesi istendi. Fakat sosyal medya üzerinden sanatçılar tutarın azlığından, prosedürün çokluğundan dem vurdu.

Tutarın azlığı konusunda hemfikiriz. 1000 TL aylık giderleri yanında devede kulak olabilir. 3 kere tekrarlanabileceği gerçeği 9 aydır iş yapamayan sektör çalışanlarını tabii ki tatmin etmeyecektir.

Ama başlangıca değil bu aşamada olası sonuca bakmak gerekir.

“Masa başında yazıyor, oh ne rahat” diyecek olanlar varsa, sizin arkadaşlarınızın birçoğu benim de tanıdığım.

Maddi sıkıntılarına, gelecek kaygılarına, markete giderken istedikleri borçlara en az sizler kadar şahidim. Online satış sitelerinden enstrümanlarını birer birer satışlarını gördüm, isyanlarına çoklukla ben de kulak verdim.

Kabus gibi bir dönemden geçiyorlar. Birçok müzisyen ve sahne çalışanı kayıt altında değil ama maddi desteğe ihtiyacı var. Hem onları sisteme kaydetmek hem de yardım ve sonrasında gelmesi muhtemel devlet desteklerinden faydalanmalarını sağlamak için bir yerden başlanılması şart. Yanılıyorsam düzeltin, siz değil miydiniz “Devlet bir el atsın” diyen...

Kültür ve Turizm Bakanlığı Yunus Emre Enstitüsü, pandemi sürecinde mevzuatı değiştirmeden yardım yapamayacağı için “Müzik Susmasın” projesini başlattı. MSG ise kendi projesini bakanlığa sundu: Müzik Birleştirir

Çağrıya göre, haftalık veya günlük yevmiye ücretiyle çalışan, herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlar başta olmak üzere, işini kaybeden veya işleri durma noktasına gelen ses ve enstrüman sanatçılarıyla sektör çalışanlarının projeye katkıları karşılığında ödeme yapılacak.

Aynı zamanda üretilen eserlerin geleceğe aktarılması için dijital bir arşiv oluşturulması sağlanacak.

Yazının Devamını Oku

Mekanda online’ız

Pandemiyle online konser dünyası kuruldu, online konser dünyası da kendi ekonomisini yarattı...

Geçen haftalarda mekanların da kendi organizasyonlarını hazırladığından bahsetmiştim. İlk hamle Jolly Joker’den geldi.
Mekan, gelecek hafta JoJo isimli online konser ve etkinlikler platformunu tanıtacak.
Amaçları gerçek sahne performansı deneyimine yakın çekimler yaparak, arkadaş grubunuzla ayrı odalarda izleyebileceğiniz size özel ortam yaratarak müziği evinize getirmek.
İlk etkinlik Cem Adrian’ın 18 Aralık’ta Jolly Joker Vadistanbul’da sahnesindeki canlı yayını olacak.
Sırasıyla Yaşar, Ziynet Sali ve Buray da bu platformda çevrim içi konser verecek.
Öte yandan Zorlu PSM, Salon İKSV gibi mekanların yanına bu hafta RX de ekleniyor.
Birçok DJ’i müzikseverlerle buluşturan yeni mekan, YouTube kanalı üzerinden yayın yapmaya hazırlanıyor.İlk yayın 12 Aralık’ta.

Yazının Devamını Oku

Ben insan değil miyim

Başlık, akıllara önce İbrahim Tatlıses’i getiriyor değil mi? Ancak size bu isimle yayınlanan bir belgesel serisinin ilk bölümünden bahsetmeye geldim. Hoş bu köşeyi okuyanların birçoğu bu bölümü de izledi, eminim.

Sadece Türkiye’de değil dünyada çöken bir sektör haline gelen müziğin ülkemizdeki yansımalarını konu alan “Türkiye’de Müzisyen Olmak”, ilk bölümüyle dikkat çekti. Sonki3dört adlı YouTube kanalında yayınlanan; Alper Erdinç, Mert Gider ve Gizem Ertürk tarafından hazırlanan 6 bölümlük mini belgesel serisinin “Ben İnsan Değil Miyim?” başlıklı ilk yayını pek çok mecrada paylaşıldı.


Bireysel serzenişler bir çığlık halini aldı ve yükselen bu ses, belgesel serisinde düzgün bir şekilde toparlandı.
Belgeselde usta müzisyenler, yeni isimler, menajerler gibi müzik sektörünün elementlerini oluşturan birçok kişi var. Serinin ilk bölümünde Burhan Şeşen’den (MÜYORBİR Başkanı, Grup Gündoğarken) Cahit Berkay’a (Moğollar), Ahmet Güvenç’ten (Kurtalan Ekspres) Taner Öngür’e (Moğollar), Kerem Kabadayı’dan (Mor ve Ötesi) Cenk Erdoğan’a, Balık Ayhan’dan (Romanlar ve Müzisyenler Derneği Eş Başkanı) Melek Mosso’ya, Can Ozan’dan Madrigal’e 20’ye yakın isim yer alıyor.
İlk bölüm bitince akılda kalan ise Açelya Alan’ın şu sözleri oluyor: “Aslında insanlar müziğin hayatlarında ne kadar büyük bir yer kapladığının farkında değiller.
Eğer müzik tamamen susarsa o zaman anlayacaklar...”

Yazının Devamını Oku

İngiltere’den Türkiye’ye problem hep aynı

Gün geçmiyor dünyada da telif ücretleri ve dijital dinleme platformu ücretlendirmeleri yerden yere vurulmasın. Geçtiğimiz günlerde Birleşik Krallık Parlamentosu’ndaki Dijital, Kültür, Medya ve Spor Komitesi’nin düzenlediği “Dijital Müzik Dinleme Ekonomisi” başlıklı toplantıda Radiohead’den Ed O’Brien, Elbow’dan Guy Garvey, Nadine Shah ve Gomez grubuyla Broken Records hareketinin de başında olan Tom Gray dijital olarak bir araya geldi. İki oturumda yapılan toplantının amacı, Spotify, Apple Music, Amazon Music ve Google Play gibi büyük müzik dinleme platformların telif politikalarını tartışmaktı.

Garvey, “Müzisyenler kiralarını ödeyemezlerse yarının müziği konusunda endişelenmeliyiz” açıklamasını yaptı.

O’Brien ise müzik gelirine bel bağlayan genç müzisyenlerin büyük bir mücadele vereceklerinden bahsetti. Nadine Shah da “Birçok müzisyen büyük plak şirketlerini ve platformları kaybetmemek için konuşamıyor” dedi.

Tom Gray ise “Konuşurlarsa çalma listelerine alınmayacaklarından endişeleniyorlar” diyerek Shah’ı destekledi.
Toplantı sırasında komisyondaki milletvekilleri uzun vadede bu platformların politikalarının müzik yelpazesiyle müzisyen sayısını sınırlandırıp sınırlandırmayacağını da masaya yatırdı.

Yazının Devamını Oku

Hibrit etkinlik dönemi

Geçen hafta Almanya’da kapalı mekanlardaki konserlere dair yapılan araştırmayı yazmıştım. Bu hafta ise yasaklardan hemen önce İstanbul'da kapalı mekan konserlerini yerinde görmek için soluğu 2 farklı konserde aldım.

Zorlu PSM içinde yer alan iki ayrı sahnede iki konseri oturmalı düzende izledim.

Saatleri yüzünden ikisi arasında mekik dokudum. Öncelikle konser alanına girme prosedürlerinden bahsedeyim. Yasaklardan önce sıkı kurallarla tedbiri elden bırakmayan yerlerin olduğunu bilmelisiniz...

Zorlu PSM’deki herhangi bir etkinlik için biletinizi online olarak alıyorsunuz. Kapıda HES kodunuzu göstermeniz gerek, ateş ölçümünüz yapılıyor ve eski maskelerinizi çöpe atıp mekanın verdiği yeni maskeleri takıyorsunuz.

Alanda sıklıkla hijyen uyarıları, maskesini çıkarma teşebbüsünde bulunacakların alandan çıkarılacaklarına dair anons da yapılıyor. Sık dokunulan yerler kırmızı kareler içine alınmış ve dezenfektan kullanmanız öneriliyor.

Emin olun, toplu taşımada ya da umumi tuvalet kullanımında çok daha fazla tehlikeyle karşılaşıyor olabiliriz. Performans merkezinde, temiz hava sağlayan özel bir teknolojiye sahip havalandırma sistemlerinin olduğunun bilgisi de veriliyor.

İlk olarak Turkcell Sahnesi’nde izleyeceğim Adamlar konserine geçiyorum. Pandemi sırasında hep akustik konserlere denk geldiğimden Adamlar’ın yüksek enerjisi keyiflenmeme neden oluyor. Pandemiden önceki standart konserlerin aynısı karşımda yani LED ekranlarıyla, ışığıyla, sesiyle tam bir canlı performans deneyimi...

Grubun sahne aldığı salon yüksek kapasiteli ancak pandemi kuralları nedeniyle sadece 820 izleyici alabiliyor. Tabii ki konserlerin eski tadı yok ama Adamlar’ın performansı eski günleri asla aratmıyor. Ne yazık ki ekibin alıştığı coşkuyu görmediğine de eminim... Onlar ise bu durumu dert etmeyip bildikleri en iyi şey olan müziği yapıyor.

İkinci yarıda Lalalar konserine geçiyorum. Zorlu PSM’nin görece daha küçük sahnesi Turkcell Platinum’da yerimi alıyorum. Konser başlayalı bir saat olmuş ve atmosfer bambaşka... Adamlar’da oturarak konser izlemek kolaydı ama Lalalar’da pek öyle olmuyor.

Yazının Devamını Oku

Teoride konser yapılır peki ya pratikte

Dünyanın en büyük etkinlik markası Live Nation, müzik organizasyonlarının 2021 yazında tam kapasiteli olarak geri dönebileceğini öngördüklerini açıkladı. Geçtiğimiz hafta da Almanya’da yapılan araştırma sonucunda kapalı alandaki bir konserde, kurallara uyulduğu takdirde Covid-19 bulaşma riskinin düşük olduğu söylendi...

Almanya’da Halle-Wittenberg Martin Luther Üniversitesi’nin Klinik Bulaşıcı Hastalıklar bölümünün başkanı Dr. Stefan Moritz’in başkanlığındaki araştırma grubu, geçen ağustos ayında Leipzig’de gerçekleşen bir konser organizasyonunda sosyal mesafe konusunda gözlemler yaptı.
Bu sayede kapalı mekanlarda koronavirüs önlemlerine ilişkin yeni sonuçlara ulaştıklarını açıkladılar ve bunları internette yayınlandılar.
Bin 400 gönüllü katılımcının yer aldığı Restart-19 isimli araştırmada, hijyen konusunda çeşitli önlemlerin alındığı kapalı mekan konserinde virüsün yayılma riskinin “düşük veya çok düşük” olduğu gözlemlendi.
Popçu Tim Bendzko’nun aynı gün içinde düzenlenen üç konserine katılan bin 400 kişi, Covid-19 testine tabi tutuldu. Önce ateşleri ölçüldü, üstlerine konumlarını tespit eden dijital bir iz sürücü giydirildi, maskeleri ve el dezenfektanları hazır edildi. Etkinlik alanında 10 saat geçirmeleri istenen grup, sosyal mesafe ve aldıkları önlemlerin derecesi konusunda üç çeşit senaryo sergiledi. Deneyin sonucunda ise virüsün bu şartlar altında insandan insana geçme riskinin az olduğu saptandı. Araştırma grubundan Dr. Michael Gekle, The Times’a “Bu önlemler alındığı müddetçe konser düzenlememek için hiçbir sebep bulamayız. Enfeksiyon riski düşük” açıklamasında bulundu.
Tabii ki havalandırma sisteminin kalitesi de bu riski düşüren faktörlerden biriydi.
Sosyal mesafe kuralına uyan, maskelerini çıkarmayan, dezenfektanlarına sıkı sıkıya bağlı bin 400 kişinin eforu gösterdi ki aynı özene sahip izleyicilerin herhangi bir kültürel etkinliğe katılmasında hiçbir sorun bulunmamakta. Ama teoride...
Bu araştırma gösteriyor ki güven önce kişiye duyulacak, hijyen kurallarına uyulacak ve kapalı mekanların havalandırma sistemlerini güncellemesi gerekecek. Ancak bu şekilde sanat faaliyetleri devam edilebilir. Bu da insanların ruh durumuna etki ettiği için de büyük önem taşımakta.

Yazının Devamını Oku

Hit fabrikası: TikTok

TikTok çıktı, listelerde dinlenme oranları büyük ölçüde etkilendi. Bu da bazı platformların diğerlerini nasıl desteklediğini ayan beyan gösterdi.

Hatırlarsınız, geçen ay TikTok’taki Amerikalı “Dogg Face” adlı kullanıcı kaykay kayıp kızılcık suyu içerken Fleetwood Mac’in 1977’de yayınladığı “Dreams” şarkısını söylemeye başlıyordu.
Bu 20 saniyelik video, TikTok’ta zirveye oturup viral oldu.

Video, 1 milyar kullanıcısı bulunan platformda 20 milyon görüntülenme aldı ve Twitter’da paylaşım rekoru kırdı. Şarkı 43 sene sonra listelere yeniden girdi.

Sadece Amerika’daki online müzik dinleme servisleri üzerinden 8 milyon kez dinlendi.

Hatta grubun kurucularından Mick Fleetwood, TikTok hesabı açarak kendisi de aynı videodan çekti ve Dogg Face’e “Sana borçluyuz” dedi.

TikTok sadece viral videoların izlendiği bir alan gibi dursa da aslında “musical.ly” çatısı altında hizmet verdiği için tabanını müzik oluşturuyor.

Büyük müzik yapım şirketleri başlarda pek oralı olmadı fakat TikTok, hit makinesi haline geldi.

2020’nin başında Matthew Wilder’ın 80’ler hiti “Break My Stride”, TikTok sayesinde Apple Music’te en iyi 100 listesine Spotify’da ise viral 50’ye girdi. 88 yılında yayınlanan L’Trimm’in “Cars with The Boom”u yine aynı şekilde geri dönüş yaptı.

Yazının Devamını Oku

Sahneye ses verdiler

Müzik sektörü, pandeminin başından beri yani 8 aydır kontak kapatmış durumda. Yaz aylarında bir süre açık hava etkinliklerine izin verildi ama vaka sayılarının artışıyla bu izinler de kaldırıldı. Tiyatro çalışanları birleşerek açık hava iznini hemen haftasına geri alırken bilin bakalım işini yapamayan hangi sektör kaldı?

Bu süreçte tek bir canlı müzik sesi duymamış gibi girdim Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nun kapısından. 

Hayat damarlarımdan biri canlı konserler olunca sahne emekçilerinin bu dönem içinde yaşadıkları sıkıntıları sıklıkla dile getirdim ve getirdik. Yazılan çizilen onca şeye rağmen yapılabilen tek şey bu yardım konseri oldu.

Ahbap Derneği, pandemi sürecinde ücretsiz izne ayrılan, işini kaybeden ve ekonomik sıkıntılar yaşayan müzik ve sahne emekçilerine destek olmak için önceki gece “Sahneye Ses Ver” adlı etkinliğe imza attı.

Gergedan Yapım organizasyonuyla Ebru Cündübeyoğlu ve Hakan Yılmaz’ın sunumuyla gerçekleşen etkinlik MyOpenStage’den de online olarak izlenebildi. (Online izlemede yer yer sıkıntılar yaşandığını gördüm, bu da nazar boncuğu olsun.)

Ahbap Genel Başkanı olan Haluk Levent’in yer aldığı gecenin kadrosunda Ceyda Pirali, Cem Adrian, Ceylan Ertem, Dengin Ceyhan, Emircan İğrek, Fırat Tanış, Hayko Cepkin, Kaan Sekban, Nihat Sırdar, Sunay Akın, Sumru Yavrucuk, Oğuz Aksaç, Zeynep Bastık vardı.

Haluk Levent’in sahnede verdiği bilgiye göre 18 bin 612 biletli geceyi takip etti. İçinde sponsorlar tarafından alınan biletler de vardı. Levent, sahne emekçilerinden yüzlerce başvuru geldiğini ancak yardım için aranılan belgelere sahip olan tam 190 kişinin, kişi başı düşen yaklaşık 4 bin TL’lik yardım ücretini cuma gününe kadar alacağını dile getirdi ve ekledi:

“Bu yardım sorunu çözmez ama yapımcılara, derneklere ve meslek birliklerine örnek oluruz, belki bir adım atarlar. Twitter’dan yazmakla olmuyor, eylem yapmak gerekiyor.”

Ebru Cündübeyoğlu ve Hakan Yılmaz geceyi, şarkı söyleyerek açtı.

Yazının Devamını Oku

Altyapıdan yetişen K-Pop yıldızları

Blackpink’in “Light Up in the Sky” isimli belgeseli geçtiğimiz cuma yayınlandı. Belgesel, K-Pop tutkunları için çok önemli olmasının yanı sıra “Neden K-Pop bu kadar geniş bir kitleye hitap ediyor?”u görmenizi sağlıyor. Güney Kore’nin pop konusunda bir fabrikaya dönüşmesine de şahit oluyorsunuz...

Dünyada fırtınalar estiren Blackpink grubunun 90’ların sonunda doğan 4 üyesi, Güney Kore’nin en önemli eğlence şirketlerinden biri olan YG Entertainment’ın seçmelerine 14-16 yaşlarında katılıyor.
Jennie, Lisa, Rose ve Jisoo’nun 2016 yılında kurdukları grubun öncesini ve dünya turnesini yakından gördüğümüz belgeselde öne çıkan bölüm ise stajyer oldukları dönem.
Okullarından hatta ailelerinden ayrılan grup üyelerinin en az stajyerlik süresiyse 4 yıl. 4 kız da adeta askeri bir disiplinde yetiştiriliyorlar. YG Entertainment’ın akademi binasında yatılı kalıyorlar ve şan, yabancı dil, dans, müzik aleti çalmak gibi dersler alıyorlar. Her hafta bazı başarısız sınıf arkadaşları ise aralarından ayrılıyor.
Kendini mükemmel bir sanatçı olmaya adayan adaylar, büyük bir mücadele içinde yapımcıların beğenisini kazanmaya çalışıyor. Hatta grup üyelerinden bazıları “Eğitimler öncesi bir okul hayatım olduğu ve stajer sürecine geç başladığım için şanslıyım. Normal insanlar gibi anılarım oldu” diyebilecek kadar sıkı bir kamp sürecinden geçiyor. Hatta haftalarca eğitim aldıkları binanın dışına bile çıkamıyorlar. Seyirciye ise belgeselde bunun küçük bir bölümü aksettiriliyor.
K-Pop’u diğer popüler müzik türlerinden ayıran en önemli detay da sanatçılarının yaşadığı bu süreç. K-Pop’çular çok fazla emek veriyor, kan, ter ve gözyaşı döküyor; en iyisi olmak için dans ve vokal çalışmaları yıllarca sürüyor.
Belgeseli tamamladığınızda K-Pop’çuların trikotaj atölyesi gibi çalıştığını, en iyi grubu kurmanın önemini ve bir futbol kulübü gibi altyapıdan nasıl yetiştiğini görüyorsunuz. K-Pop’çular, kendi dillerinde söyledikleri pop şarkılarıyla dünyada milyonlarca genci kendilerine hayran bırakıyor. Özellikle “Pop müzik ölüyor” diyenlerin yanıldıklarını görmesi açısından izlemesi gereken bir belgesel...

Geze geze Anadolu

Mabel Matiz’in yeni şarkısı “Toy” geçtiğimiz cuma dinleyicilerle buluştu ama ne buluşmak... Mabel Matiz, söz, müzik, düzenleme ve klibiyle amiyane tabirle anahtar teslim iş yapıyor. DJ Artz’la işbirliğiyle Anadolu müziğine elektronik eklentisi katan şarkıcı, Kayaköy ve Patara’da çekilen şarkının klibiyle de dikkat çekiyor.

Yazının Devamını Oku