"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Türkiye COVID-19’la mücadelesinde dünya sıralamasında nerede duruyor?

Türkiye’nin koronavirüs COVID-19 karşısında izlediği stratejide aldığı sonuçlar dünyada bu salgına karşı yürütülmekte olan mücadele içinde nerede duruyor?

Kayda geçen vaka ve ölüm sayıları, test yapma kapasitesi gibi ölçütleri esas aldığımızda Türkiye’yi küresel sıralamada nasıl bir yere oturtabiliriz? Türkiye’nin bütün bu başlıklardaki performansı onu hangi ülkelere yakın bir kümede konumlandırıyor?

Kuşkusuz, bu sorulara yanıt ararken tabloyu daha gerçekçi bir şekilde okuyabilmemiz için yalnızca toplam sayılar üzerinden karşılaştırmalar yapmak yeterli olmayacaktır. Konuyu aynı zamanda nüfus faktörünü de dikkate alarak, daha doğrusu nüfus faktörünü eşitleyen bir bakışla değerlendirmeliyiz. Fotoğrafa ancak o zaman çok boyutlu bakabiliriz. 

TOPLAM TEST SAYISINDA İLK 10’DA, ANCAK...

Değerlendirmeye önce test sayısıyla başlayalım. Ülkelerin test kapasiteleri  COVID-19 vakalarının ortaya çıkartılması bakımından hayati bir önem taşıyor. Kabul edelim ki, kriz patlak verdiğinde Türkiye’nin kapasitesi biraz gecikmeli bir şekilde devreye girebildi. Ancak Türkiye nisan ayının ortasına doğru kapasitesini ciddi bir şekilde güçlendirerek test sayısında dünyadaki ilk 10 içine girdi ve yedinciliğe kadar çıktı. Gelgelelim Hindistan’ın arkadan gelip öne geçmesi sonucu Türkiye sekizinciliğe düşmüş bulunuyor.

Önceki akşam itibarıyla Türkiye’de toplam test sayısı 1 milyon 675 bin sayısına ulaşmıştı. Türkiye’yi test sayısında bir buçuk milyonun üstüne çıkan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) izliyor. Türkiye ile BAE sıralamada sıkça yer değiştiriyorlar.

Ancak bir bu kadar önemli olan, toplam test sayısının yanı sıra yapılan testlerin nüfus içinde ne ölçüde yayıldığıdır. Bunu da ülkeleri her bir milyon kişiye yapılan test sayıları üzerinden kıyaslayarak ölçebiliriz. Burada Türkiye’nin ‘genel tarama’ yerine ‘filyasyon’ stratejisini tercih etmesi, yani testlerde hedefe dönük seçici bir şekilde davranması sonucu her bir milyon kişiye düşen test sayısında Türkiye sıralamada biraz aşağılara iniyor. Türkiye’de bir milyon kişiye 19 bin 892 test düşüyor.

Testlerin nüfus içindeki yaygınlığında İzlanda ve BAE gibi ülkeler en üst sıralarda yer alıyorlar. BAE’de bu sayı 160 bin eşiğine gelmiş bulunuyor.

Çok sayıda küçük nüfuslu devletin sıralamaya girmesi nedeniyle bu kategoride sağlıklı bir fotoğraf çekebilmek güç. Türkiye, burada İsveç (20 bin 799), Fransa (21 bin 288), Şili (20 bin 799) gibi ülkelerle aynı küme içinde görünüyor. Türkiye’nin bu başlıkta Avrupa ülkelerinin önemli bir bölümünün gerisine düştüğünü söyleyebilmek mümkün.

VAKA TOPLAMINDA DÜNYADA DOKUZUNCUYUZ

Ülkelerin vaka toplamlarının sıralamasına baktığımızda, Türkiye önceki günkü 151 bin 615 tanıyla dünyada dokuzuncu geliyor. Türkiye’nin üstündeki sıralama yukarıdan aşağıya doğru şöyle: ABD (1 milyon 571 bin), Rusya (308 bin), İspanya (278 bin), Brezilya (271 bin), Birleşik Krallık (248 bin), İtalya (226 bin), Fransa (180 bin), Almanya (177 bin)... Bundan sonra gelen Türkiye’yi 124 bin vakayla İran izliyor.

İlginçtir ki, Türkiye tam bir ay önce 20 Nisan tarihindeki sıralamada yedinciydi. O dönemde ne Rusya ne de Brezilya ilk 10 içindeydi. Bu iki ülke geriden gelerek ilk beşe girince, Türkiye dokuzunculuğa düştü.

Buna karşılık, bir milyon kişiye düşen vaka sayısı ölçütünden baktığımızda, Türkiye’nin durumu olumlu anlamda farklı bir yere geliyor. Önceki gün itibarıyla Türkiye’de her bir milyon kişi içinde yaklaşık 1.800 kişiye COVID-19 teşhisi konmuştu. San Marino, Vatikan gibi sıralamaya giren ancak nüfusları anlamlı olmayan 15 kadar devleti tasnif dışı tuttuğumuzda Türkiye 29’unculuğa iniyor.

Bu kategoride Türkiye’nin hangi ülkelerle yakın konumda olduğuna da bakalım. Türkiye, burada İsrail (1.928), Danimarka (1.920) ve Avusturya (1.817), Ermenistan (1.798), Suudi Arabistan (1.722) gibi ülkelerle yakın bir kümeye giriyor.

TOPLAM ÖLÜM VAKALARINDA DÜNYADA 14’ÜNCÜ

Şimdi insan kayıpları kategorisinde Türkiye’nin durumuna göz atalım. Salt toplam ölü sayısı üzerinden bakıldığında, Türkiye önceki günkü 4 bin 199 sayısıyla dünyada koronavirüs kaynaklı en çok ölüm hadisesinin yaşandığı 14’üncü ülke çıkıyor.

Dünyadaki toplam ölüm vakaları sıralamasında Türkiye’nin üstündeki 13 ülke önceki gün itibarıyla şöyle dizilmişti: ABD (93 bin 542), Birleşik Krallık (35 bin 341), İtalya (32 bin 169), Fransa (28 bin 22), İspanya (27 bin 778), Brezilya (17 bin 983), Belçika (9 bin 150), Almanya (8 bin 193), İran (7 bin 119), Kanada (5 bin 912), Hollanda (5 bin 715), Meksika (5 bin 666) Çin Halk Cumhuriyeti (4 bin 634).

Çin’in ardından gelen Türkiye’yi 15’inci sırada İsveç (3 bin 743), onu da Hindistan (3 bin 303) ve Rusya (2 bin 972) izliyor.

AMA NÜFUSA ORANLANDIĞINDA DURUM DEĞİŞİYOR

Benzer şekilde bir milyonluk kümeler içinde insan kayıplarına baktığımızda, Türkiye’nin sıralamadaki yeri teşhis konan yeni vakalarda yaşandığı gibi yine aşağılara doğru iniyor. Bu listede Türkiye’nin üstünde çıkan ancak nüfusu anlamlı olmayan 10 kadar küçük devleti hariç tuttuğumuzda, Türkiye 27’nci geliyor.

Türkiye’de her bir milyon kişiye 50 ölüm olayı düşüyor. Bu hesaplamada Türkiye’ye yakın bir durumda olan diğer ülkeleri şöyle sıralayabiliriz: Finlandiya (54), Makedonya (53), Slovenya (51), Macaristan (49), Estonya (48), Meksika (44), Norveç (43)...

Keza vakaların içindeki ölüm oranına bakıldığında Türkiye’nin oranı önceki gün itibarıyla yüzde 2.8’ydi. Bu başlıkta Türkiye’ye yakın olan ülkeler arasında Hindistan (yüzde 3.1), Peru (2.9), Ukrayna (2.9) ve Güney Kore (2.4) sayılabilir.

Fikir verebilmesi açısından Batı Avrupa ülkelerindeki vaka/ölüm orana baktığımızda da şöyle bir sıralamayı karşımızda buluyoruz: Belçika (yüzde 16.3), Fransa (15.5), İtalya (14.2), Birleşik Krallık (14.2), İspanya (12), Hollanda (12.9), İsveç (12.2), Almanya (4.5)...

Sonuçta, testlerin yaygınlığı hariç başlıca ölçütlere bakıldığında, COVID-19’la mücadelede Türkiye’nin Batı Avrupa ülkelerinin büyük bir bölümünden daha emniyetli ve daha az sıkıntılı bir zeminde yol aldığını söylemek mümkündür. Konuyu değerlendirmeye devam edeceğiz. 

Not: Bu yazı için worldmeters ve Johns Hopkins Üniversitesi veri tabanlarından yararlandım.

X