2020'den 2021'e dış politika (4) Erdoğan, Biden’la beyaz sayfa açmak istiyor, ancak...

2018, rahip Andrew Brunson yılıydı Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde. İzmir’de delilleri bir hayli sorunlu bir iddianameyle hapse atılan ABD’li evanjelik rahibin tutukluluğu üzerinden yaşanan büyük bir gerilime sahne oldu iki ülke arasındaki ilişkiler. ABD Başkanı Donald Trump, Brunson tahliye edilmeyince Türkiye’yi cezalandırmak üzere ekonomik önlemlere başvurdu, bir dizi yaptırımı devreye soktu. Dolar patladı, Türk ekonomisi gerçekten sarsıldı.

Haberin Devamı

2019 yılında bu kez Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerinin Ankara’ya gelişiyle yerinden oynadı Türk-ABD ilişkileri. Trump yönetimi, tepki olarak Türkiye’yi F-35’lerin ortak üretim sürecinden çıkartma kararı aldı, ayrıca Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilecek ilk parti 6 F-35 savaş uçağına da el kondu.

2020 yılı ise ABD’nin S-400’lerin alımı nedeniyle Türkiye’yi resmen yaptırım rejimine koyduğu yıl olarak hatırlanacak. Başkan Trump, giderayak verdiği bu onayla, daha önce yaptırımları engelleme yönündeki kararlı tutumundan 180 derece dönerek herkesi şaşırttı.

Aslında buraya kadar olan üç paragraf Türk-ABD ilişkilerinin Başkan Trump dönemindeki genel seyrinde yaşanan başlıca krizlerin olabilecek en kısa özetidir. Tabii, bu dönem içinde Suriye’de ana omurgasını PKK’nın bu ülkedeki uzantısı olan YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) isimli örgüte ABD’nin verdiği destekte bir gerilemenin olmadığını da belirtmemiz gerekir.

Haberin Devamı

TRUMP-ERDOĞAN HATTININ İŞLEVİ

Ve sonunda ilişkilerin tarihindeki Trump parantezi de kapanıyor. Bu dönemde karar alma süreci önemli ölçüde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başkan Trump arasında şahsi düzeydeki yakın ilişkiye dayanan kanal üzerinden yürümekteydi. Bu kanal, rahip Brunson dosyası ya da F-35 yasağı gibi krizlerde sonuç getirmese de, birçok pürüzlü konuda yine de Türkiye’yi koruyan bir supap işlevi gördü. Ancak Son S-400 kararında Trump’ın koruma kalkanı birden çekilmiştir.

Trump döneminde liderler düzeyinde beliren bu yakınlık Türkiye-ABD ilişkisini baskısı altına almaya başlayan olumsuz bir gelişmenin yeterince fark edilmesini önledi. Bu da Türkiye’nin ABD Kongresi’nde adım adım bir yalnızlaşma sürecine girmesiydi. Özellikle İsrail ile ilişkilerin dibe vurmasının da bir sonucu olarak Türkiye’nin bir zamanlar Washington’daki en yakın müttefiki olan Yahudi lobisi de artık Türkiye’nin karşısına geçmiştir. S-400’lerin alımı, Kongre’de son kalan Türkiye destekçilerinin de geri çekilmeleriyle sonuçlandı.

2019 sonuna doğru ABD Kongresi’nde hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da “Ermeni soykırımı” iddialarını destekleyen karar tasarılarının hiçbir ciddi itirazla karşılaşmadan kabul edilmesi, ayrıca Temsilciler Meclisi’nden Barış Pınarı harekâtı nedeniyle ağır bir yaptırım kararının geçmesi, Kongre’de Türkiye ile ilgili rüzgârların artık hangi yönde estiğini gösteren çarpıcı örneklerdir.

Haberin Devamı

YENİ BİR İLİŞKİ FORMATI ŞEKİLLENECEK

Şimdi 20 Ocak tarihinde Joe Biden’ın Beyaz Saray’dan içeri adım atacak olmasıyla birlikte Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde yeni bir döneme gireceğiz.

Pek çok şey Trump yıllarından farklı olacak bu dönemde. Öncelikle yeni bir ilişki formatı ortaya çıkacaktır. Beyaz Saray ile ABD’deki ‘müesses nizam’ arasındaki ikiliğin ortadan kalktığı, kurumların karar alma mekanizmasındaki ağırlıklarının yeniden arttığı bir döneme tanıklık edeceğiz. Kuşkusuz, bu durum Türkiye ile ilişkilere de yansıyacaktır.

Zaten birbirlerini tanıyan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Biden arasında kurulacak olan diyaloğun bu ilişkide yine bir ağırlık ekseni oluşturması muhtemeldir, ancak bunun Trump dönemindeki yakınlık ölçüsünde olması beklenmemelidir.

Haberin Devamı

Biden yönetimi, Türkiye dosyasını ağır sorunlarla devralıyor Trump’tan. Listenin başında çok zor bir dosya olarak S-400’ler var. Bu meseleye bir çözüm bulunup bulunamayacağı ilişkilerin Biden döneminde geçeceği ilk sınav olacak, muhtemelen ilişkinin bundan sonra gireceği doğrultuyu da etkileyecektir.

RUSYA VE SURİYE’YE DİKKAT

Demokrat yönetimin Rusya politikasının nasıl şekilleneceği Türkiye’ye dönük sonuçları açısından önem taşıyor. ABD ile Avrupa ile arasındaki bağların onarılması sürecinde NATO’nun ve ABD’nin AB ile ilişkilerinin güçlendirilmesi yeni dönemin beklenen gelişmeleridir. AB’nin de önümüzdeki dönemde Türkiye ve Doğu Akdeniz ile ilgili meseleleri ABD ile koordine edecek olması, Türkiye’yi de şimdiden transatlantik diyaloğunun kritik gündem maddelerden biri haline getiriyor.

Haberin Devamı

Burada Ankara’nın özellikle yakından izleyeceği bir başlık ABD’nin Suriye politikasının nasıl bir yöne gireceği sorusudur. En azından ilk aşamada Suriye politikasında majör bir değişiklik olmayacağını ve ABD’nin Fırat’ın doğusunda SDG’ye desteğinin süreceğini tahmin edebiliriz.

Bu bağlamda yeni yönetimde izlenmesi gereken bir aktör Savunma Bakanı Lloyd Austin’dir. Austin, 2013-2016 yılları arasında ABD’nin Ortadoğu’dan da sorumlu Merkez Komutanlığı’nın (Central Command) başındaki orgeneral olarak Irak ve Suriye’deki askeri stratejiyi belirleyen en önemli aktörlerden biridir. Bu çerçevede 2015’te DEAŞ’a karşı PKK uzantısı YPG üzerinden SDG’nin kurulması siyasetinin başta gelen mimarları arasındadır.

Haberin Devamı

BIDEN NASIL BİR DENGE BULACAK?

 Yeni dönemde hesaba katılması gereken bir konu, kendisi de tam 36 yıl senatörlük yapan Biden’ın ABD Kongresi ile uyumlu bir çizgide hareket edecek olmasıdır. Bu da Biden’ın bilinen pragmatizmi içinde Türkiye politikasında belli esneklikler sergilemek istese bile, Kongre’deki olumsuz hava ışığında atacağı adımlarda iki kez düşünmesine yol açabilecektir. Kongre, yeni dönemde Türkiye için ciddi bir sorun olmaya aday görünüyor.

Her halükârda, Demokrat yönetim politikalarını belirlerken Türkiye’nin de bir faktör olarak denkleme girdiği, rol oynadığı çok geniş bir coğrafya üzerindeki kendi çıkarlarını öncelikle gözetecektir. Bu da yönetimi kaçınılmaz olarak Türkiye ile çalışmak durumuna sokacaktır.

Biden yönetiminin ABD’nin Türkiye’deki köklü çıkarları ile Türkiye cephesindeki S-400 gibi anlaşmazlık konuları arasında nasıl bir denge çizgisi bulacağı 2021’de Türkiye-ABD ilişkisinin en önemli sorularından biridir.

Ayrıca, Washington’dan gelen bütün duyumların işaret ettiği bir ihtimal, Trump yönetiminin aksine Demokrat yönetimin –kısmen Kongre faktörünün de etkisiyle- Türkiye’deki demokrasi, insan hakları, hukuk gibi konuları da ilişkilerin gündemine getirmesidir.

ERDOĞAN’DAN BIDEN’A SICAK UVERTÜRLER

Şimdi projektörleri Ankara’ya çevirelim. Ankara her ne kadar seçim döneminde Trump yönünde çok açık bir tercih göstermiş olsa da yeni realiteye süratli bir geçiş yapmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde birbiri ardına verdiği mesajlarla Başkan Biden ile yeni bir başlangıç yapma, kendi ifadesiyle “ABD ile münasebetlerde yeni bir sayfa açma” arzusunu ifade ediyor.

Erdoğan’ın geçen hafta partisinin grup konuşmasında “Hiç kimseye karşı önyargımız, husumetimiz, düşmanlığımız bulunmuyor. Bugüne dek bize bir adım gelene biz hep koşarak gittik” şeklindeki sözleri, bu arzusunun bir ifadesidir ve Biden’ın geçmişteki bazı problemli açıklamalarını bir tarafa koyduğunu göstermektedir.

Cumhurbaşkanı’nın asıl dikkat çekici ifadesi, “Çok yönlü siyasi, ekonomik ve askeri işbirliklerimizi Amerika ile köklü bağlarımızın alternatifi olarak görmüyoruz” şeklindeki sözleridir. Bu açıklamada Rusya’nın adı geçmiyor. Böyle de olsa, Erdoğan’ın sözlerini Türkiye’nin kuzey komşusuyla girdiği yakınlaşmanın ABD’ye bir alternatif olarak görülmemesi gerektiği yolunda Biden yönetimine gönderilen bir mesaj olarak değerlendirmeliyiz.

Cumhurbaşkanı’nın bu sözlerinde “köklü bağlar” vurgusu üzerinden ABD’ye atfedilen konum ve önem derecesi yeterince açıktır. Cumhurbaşkanı’nın Sözcüsü İbrahim Kalın’ın 9 Aralık’ta Washington D.C. merkezli düşünce kuruluşu German Marshall Fund’ın internet üzerinden düzenlediği bir panelde yaptığı konuşmada “Türkiye’nin bölgesel sorunları Rusya’dan çok ABD ve Batı ile çözmek istediğini, ancak Batı’dan bu yönde somut ve sürdürülebilir bir adım gelmediğini” belirtmesi, yeni dönem için ABD’ye verilen önceliği yansıtan bir başka kuvvetli beyandır.

Görüleceği gibi, ABD ile yapılacak ciddi pazarlık öncesinde Ankara’dan Washington’a gönderilen mesajlar çok sıcak. Bakalım bu mesajlara Biden nasıl bir karşılık verecek?

Yazarın Tüm Yazıları