Bu toprakların fantastik edebiyatı

“Pir-i Lezzet” adlı romanı 17 dile çevrilen, çağdaş söylencelerin kalemi Saygın Ersin’in yıllardır beklenen “Yedi Kartal Efsanesi” serisinin ilk iki romanı “Zülfikar’ın Hükmü” ve “Erbain Fırtınası” geçtiğimiz günlerde yayınlandı.

Korona günlerinin en güzel haberlerinden oldu bu kitaplar, güçlü bir yazarın kaleminden bu toprakların fantastik edebiyatını okuyacağız.

Bu toprakların fantastik edebiyatı

Anadolu fantastik edebiyatını, bu toprakların gizemlerini kaleme alan İzmirli yazar Saygın Ersin, “Yedi Kartal Efsanesi”nde olağanüstü bir dünya yaratıyor. Okuru Anadolu efsanelerinden yola çıkarak maceraya, aşka, gizeme davet ediyor.

Bu toprakların fantastik edebiyatı

Lokman Hekim’in diyar diyar gezerek meleklerin sanatıyla doğmuş yedi çocuğu bulup yetiştirdiği ve Lokman Hekim Ocağı’nı kurduğu, ince işlenmiş, her sayfasında yeni maceralar fısıldayan Ersin, bu dönemde sıkı çalışıyormuş, serinin devam kitabı “Ateş ve Bedel”i de çok beklemeden okuyacağız belli ki. Fantastik edebiyat söz konusu olduğunda, “Bizde niye yok?” diye soran tüm okurlara Ersin’in büyülü dünyasıyla tanışmalarını öneriyorum.

Arşivlik kitap

Mülteci krizi ile ilgili bir çocuk kitabı çıkacak bu ay.
Bu kadar yakıcı bir konunun, ödüllü, usta bir yazar tarafından işlenmesi ve Türkçe okurlarıyla buluşturulması çok önemli.
Onjali Q. Raúf, herkesi dünyanın her yerindeki kadın ve kızlar için daha eşitlikçi ve daha adaletli bir dünya yaratmak için işbirliği yapmaya teşvik etme amaçlı bir örgüt olan “Making Her Story”nin kurucusu. Fransa’daki Calais ve Dunkirk’te yaşayan mülteci ailelere acil yardım paketleri götürmeye kendini adayan bu genç kadın,
Suriyeli anne ve bebeğinden esinlenerek kaleme aldığı ilk çocuk romanı “The Boy at the Back of the Class”, geçen sene yayınlamıştı.
En prestijli çocuk kitabı ödüllerinden olan Waterstones Çocuk Ödülü alan kitap şimdi Doğan Egmont tarafından “Arka Sıradaki Çocuk” ismiyle Türkçe yayınlanmaya hazırlanıyor.
Kitabında Ahmet adlı dokuz yaşındaki Suriyeli bir mülteci çocuğun hikayesini anlatan Raúf, rahatsızlığı sebebiyle yatakta üç ay geçirmiş ve bu sırada Reyhan isminde bir çocuk dünyaya getiren Zainab adlı Suriyeli kadını aklından çıkaramamış. İyileşir iyileşmez de onlardan esinlenerek kurguladığı hikâyeyi kâğıda dökmüş.

KİM NE OKUYOR?

· Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Mahmut Cevher, Andrew Collins imzalı “Göbekli Tepe ve Tanrıların Doğuşu”nu okuyor.
· Yapımcı Elif Dağdeviren, Erhan Altunay’dan “Masalcı”yı okuyor.
· Doğan Kitap Telif Hakları editörü Tanıl Yaşar, Nilgün Öneş’ten “Ağlamak Yok!” adlı kitabı okuyor.
· Ünlü gezgin Ayhan Sicimoğlu, “Tarihte Türkiye Haritaları” adlı kitabı okuyor.
· İletişimci Belga Alınak, yazar Clarissa P. Estes’in “Kurtlarla Koşan Kadınlar” adlı kitabını okuyor.

Karantina günlerinde ne yapıyorlar?

Fikret Aydemir

Belçika’da kitapçılar açık kaldı

Brüksel hükümeti, Bilim Kurulu görüşleri doğrultusunda koronavirüs ile mücadele önlemlerini 14 Mart’ta açıkladı.
Bütün işyerleri kapatılırken, temel gıda ve eczanelerin yanı sıra kitapçıların açık kalmasını kararlaştırıldı. Karantina günlerinde sanırım kitapçıların açık olduğu tek ülke Belçika oldu. “İnsanlar evlerinden çıkamıyorlarsa kitap okusunlar” denildi sanki. Bir yazar olarak “İyi ki Brüksel’de yaşıyorum” dedim bir kez daha.
Karantina günlerinde, uzun bir süredir hep ertelediğim kütüphanemi yeniden düzenleme ve elden geçirme fırsatı buldum. Farklı haber kanallarına bağlanıp Belçika’daki ve Avrupa Birliği ülkelerindeki gelişmeleri aktardım. Bol bol okudum, yazdım. Bir “dönem romanı” olan yeni kitabımı yazmak için de zaman buldum bu karantina günlerinde.

Naim Dilmener

2000’lerin müziğini yazıyorum

Bir süre önce Ayrıntı’nın 90’ların ortalarında yayınladığı “Kara Ayrıntı” dizisini yeniden okumaya başladım.
Şu korona zamanlarında yapılacak en iyi şeyin polisiye okumak olduğunu düşündüm. Şu an serinin 4. kitabı “Guernica’da Ağaç Var mı?”yı (Juan Antonio de Blas) okumaktayım. Siyasi bir polisiye bu. Bu işin piri Montalban’dır ama de Blas da hiç fena değil.
Pop tarihi kitabım “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş”, 2000’lerin başı ile sona eriyordu.
Yazmakta olduğum “Bak Bir Varmış İki Yokmuş”, ilkinin kaldığı yerden devam ediyor ve günümüze kadar geliyor. Ağır ilerliyor ne yazık ki. Son 20 yıl öyle bir niteliksizlik var ki müziğimizde, beni koşar adım yazmaktan alıkoyuyor. Ama başladım bir kere ve bir biçimde bitecektir.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ara Güler, seni unutmadık

Küçükçekmece Belediyesi, iki yıl önce aramızdan ayrılan usta fotoğrafçı Ara Güler’in ölüm yıl dönümünü fotoğraflardan oluşan bir sergi ve yine dostlarının anılarından oluşan bir kitapla anıyor.

Ara Güler, kültür tarihimizin en özel isimlerinden, dünya çapında tanınan bir isim. İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russell, Alfred Hitchcock, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Maria Callas, Fikret Mualla, Picasso gibi birçok ünlü kişiyle röportajlar yapmış ve fotoğraflarını çekmiş bir sanatçı.
Dahası hayatının son günlerine kadar fotoğraf çekmiş, enerjisi ve hayat sevgisiyle ilham vermiştir.
Küçükçekmece Belediyesi’nin usta için özel olarak düzenlediği serginin adıysa, Melih Berk Objektifinden/Güle Güle Ara Güler.
Yakın dostlarından Melih Berk, Güler’i son yıllarında pek çok ortamda fotoğrafladı. İlk kez sergilenecek Berk fotoğraflarında ustanın özel anlarına tanıklık edeceğiz.
Bu sergi Küçükçekmece’deki Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda 17 Kasım’a kadar görülebilecek.

KİM NE OKUYOR?

· Sanatçı Nur Sürer, Reha Çamuroğlu’ndan “Cemil Reloaded” adlı kitabı okuyor.

Yazının Devamını Oku

Biraz deniz, biraz dalga ama hep edebiyat

Yaklaşık beş ay önce Suadiye-Bostancı arası bir eve taşındım. Bu yakada daha mutlu olduğumu söyleyebilirim.

Evimin bu yakada olması, beni adalara ve dostlarıma daha fazla yaklaştırdı. Geçenlerde dostum İnci Özman’la Burgaz Ada’ya gittik. Bu adayı sevmem için tonlarca sebep var zaten.
Türk hikâyeciliğinin en önemli yazarlarından Sait Faik Abasıyanık’ın izini, edebiyata sığınmanın mevsimi sonbaharda Burgaz Adası’nda sürmek çok keyifliydi. İnci de ben de Abasıyanık’ın öykülerinde daha çok hayat buluyoruz.
Küçük sakin bir ada Burgaz, balıkçı tekneleri de bana Sait Faik’in çok sevdiğim bir öyküsünü hatırlatıyor: Stelyanos Hrisopulos Gemisi.
Hikayemizin baş karakteri Trifon’a yapılan kötülüğü unutamıyorum. Ada vapurunda, İnci’yle bu öyküyü tekrar okuduk.
Kendimize ve edebiyata bir kez daha yaklaştık.

Fatih Türkmenoğlu bilinmeyen diyarlara götürüyor

Fatih Türkmenoğlu, yeni bir çocuk kitabı yazıyor. Kimsenin bilmediği ülkeler hakkında eğlenceli bilgileri, gerçek olayları kapsayacak bir kitap olacakmış. Resimler ve illüstrasyonlar da göz dolduruyor. Marshall Adaları, Gambiya, Tuvalu, Barbados gibi uzak ve gündemde olmayan ülkeler hakkında kitap hazırlamak zevkli olsa gerek.

Yazının Devamını Oku

Safranbolu’yu keşfetmenin tam zamanı

Geçen hafta Safranbolu’daydım. Safranbolu Belediyesi tarafından organize edilen 21. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali, 25-27 Eylül tarihleri arasında pandemiye rağmen gerçekleştirildi. Üç gün boyunca yeniden ve başka bir gözle izlediğim Safranbolu, UNESCO kenti ve dünyada tümüyle korunabilmiş 20 şehirden biri.

Hem yeşil, hem deniz mesafesine uzak değil, kayak merkezine de 45 dakika. Büyük bir şans bu. Film seti olabilecek bir plato gibi... Festivale dönersek... Aralıksız devam etme özelliği ile Türkiye’de ilk ve tek belgesel film festivali olma niteliğine sahip. Evleri, eski çarşısı, kanyonlarıyla ve birçok güzelliğiyle birlikte burayı keşfetmek şahaneydi.
Tarihi Çarşı Bölgesi’nden ibaret değil Safranbolu. Yörük Köyü, Hacılar Obası Köyü gibi yapı planı, korunması, kültürüyle eşsiz yerler var. Safranbolu’ya selam olsun...

Salgın günlerinin çalışkan yazarı Altay Öktem

Altay Öktem, eylül ayında iki kitapla çıkageldi. Kitaplardan biri, 9-11 yaş arasındaki çocuklar için yazdığı “Gölgeler Diyarı”. Bu kitap, macerayı seven çocukların yoğun ilgiyle karşıladığı, “Çalılar Diyarı” ve “Kral Kılıçbalığı”nın yer aldığı “Sihriâlem Geçitleri” adlı serinin üçüncü kitabı. Gerçekle hayalin arasındaki sır perdesi yeniden aralanıyor, bu kez sevimli kahramanlarımız gölgelerin yaşadığı karnaval gibi bir diyarda, Kagenokuni’de buluyorlar kendilerini.
“Hava kararıp da bütün ışıklar söndüğünde gölgeler nereye kayboluyor?” diye merak eden çocuklara, “Hiçbir yere kaybolmuyorlar, toplanıp Gölgeler Diyarı’na gidiyorlar” diyebiliriz artık. Aforizmalar ise sözün büyüsüne, anlamın derinliğine inananlar için hazırlanmış bir cep kitabı niteliğinde. Altay Öktem ve kimisi sosyal medyada çokça dolaşan, kimisi henüz keşfedilmemiş olan ama her biri bir hayat dersi niteliğindeki cümleleri bir araya getirmiş.
Şöyle diyor: “Gündelik hayatın tekdüzeliğinden kurtulmak için yalnızca iki seçeneğimiz var: ya âşık olacağız ya da delireceğiz.”

Canan Tan’dan güldüren öyküler

Canan Tan, içinde bulunduğumuz bu kara günlerde okurunun yüzünü yeni mizah öyküleriyle güldürüyor. Canan Tan, Doğan Kitap tarafından yayımlanan “Anneannem İnternette” ismini verdiği yeni kitabıyla iyi bir mizahçı ve de iyi bir gözlemci olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Yazının Devamını Oku

Adana Film Festivali kitapları Rıza Kıraç imzalı

Adana Film Festivali’nin ödül töreni bu yıl pandemiden dolayı İstanbul’da Süleyman Seba Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Festivalin “onur ödülleri” tiyatroya ve sinemamıza katkısından dolayı “Yer Demir Gök Bakır”, “Sis”, “Piyano Piyano Bacaksız” gibi filmlerde rol alan Rutkay Aziz’le birlikte “Bereketli Topraklar Üzerinde”, “Uçurtmayı Vurmasınlar”, “en iyi yabancı film Oscar”ını alan “Umuda Yolculuk”ta oynayan Nur Sürer’e verildi.
Rıza Kıraç, “onur ödülü” alan Aziz ve Sürer’in renkli hayatlarını kitap haline getirdi.
Aziz’in ailesiyle ilişkilerini, Ankara Sanat Tiyatrosu yıllarını, sinemaya başlama serüvenini ayrıntılı bir şekilde anlatan Kıraç, “Asi Bir Oyuncunun Hikayesi” adlı kitapta ise Sürer’in gençlik yıllarını, fotomodellikten sinemaya geçme hikayesiyle birlikte politik ve mücadeleci kimliğini de anlatmış.

“Derinlikler” geliyor

Çınar Yayınları’ndan sevgili dostum Burcu Aktaş güzel bir haber verdi geçtiğimiz günlerde. Rivers Solomon, son yılların en çok ses getiren fantastik kurgu yazarlarından. Köle ticareti yapılan yıllarda gemilerden denize atılan Afrikalı kadınlardan doğan talihsiz nesiller, okyanusun derinliklerinde yeni, büyülü bir hayat kurar. Tarihte yaşanan gerçeklerden hareketle yazılan romanı özellikler Ursula K. Le Guin sevenler mutlaka sevecek.
“Sana tek bir hikâyeden fazlasını anlatacağım. Bütün hikâyeleri anlatacağım sana. Mutlu olanları da mutsuz olanları da.”
“Derinlikler” adlı kitabı heyecanla bekliyorum.

Tara Kitap’ta neler oluyor?

Yazının Devamını Oku

Balkanlar’da edebiyat ve yayıncılık buluşması

Tüm dünyada fuarların, festivallerin ertelenip iptal edildiği, fiziki buluşmaların yerini sanal buluşmalara bıraktığı bugünlerde Makedonya’nın Üsküp kentinde Yunus Emre Enstitüsü desteğiyle “Pro-za Balkan” ismiyle önemli bir festival yapıldı.

Balkan dünyasından Muharrem Bazdulj, Kalina Maleska, Maja Solar gibi önemli yazarları ve Milen Milev, Jasmina Radojicic gibi önde gelen yayıncıları buluşturan festivalin Türkiye’den konuğu ise yayıncı Nazlı Berivan Ak oldu.
Üç gün süren festival okumalar, paneller ve yayıncıların pandemi döneminde edebiyatta yeni arayışları tartıştıkları sunumlarla tamamlandı, geriye ise güçlü cümleler kaldı.
Dilerim bu buluşma Balkan dilleri ve Türkçe arasında karşılıklı daha çok etkileşimi ve edebiyat alışverişini getirir.

KİM NE OKUYOR?

◊ Gazeteci Mansur Forutan, Batuhan Kıran’dan “Cadde Çocuğu” kitabını okuyor.
◊ Turizmci Zeynep Nili Bozatlı, Malcolm Gladwell’den “Outliers”ı okuyor.
◊ Yazar Ömür Kurt, Tülin Kozikoğlu’nun kaleme aldığı ve Hüseyin Sönmezay’ın resimlediği “Dönme Dolap”ı okuyor.

Yazının Devamını Oku

Alanyalı ressam Seher Mollaosmanoğlu

Seher Mollaosmanoğlu Alanya’da yaşayan ve sanatını icra eden bir ressam.

Çoğu sanatçının merkezde olmaya çalıştığı, yaşadığı kenti terk ettiği bir ortamda Mollaosmanoğlu inatla şehrine ve sanatına sahip çıkıyor. Ressamın özellikle Atatürk resimleri dikkat çekici. Seher Mollaosmanoğlu’nu ziyaret etmek çok keyifli oldu. Renkler ve çizgilerle doğayı ve insanı anlatmaya çalışan büyülü ressamları korumaya almamız gerekiyor... Yolu açık olsun!

Unutulmaz filmleri hatırlayalım

Bugünlerde eski filmleri tekrar izliyorum, sinemamızın özel filmlerinin tekrar tadını çıkarıyorum. İlk üçüm şöyle:

Polizei (1988): Şerif Gören filmi. Berlin’le ilgili epik bir film, tabii ki Kemal Sunal’la. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından hemen önce çekildiği için de güzel bir Berlin ve duvar panoraması sunar izleyenlere. Her defasında Berlin’e olan ilişkim, bu filmle tekrar yenilenir.

Ah Nerede (1975): Başrollerde, Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu var. Bir Orhan Aksoy filmidir. Gerçek tutku ve sevmenin komik halleri var bu filmde. Müziğiyle, oyunculuklarıyla bir dönemin en güzel filmlerindendir. Filmin şarkısını da Füsun Önal söylerdi. Ben de bu kadarını hatırlıyorum, “Nerde unuttum kalbimi acaba, ah nerede vah nerede”. Unutmadan filmin yapımcısı da rahmetli Ertem Eğilmez’di.

Vurun Kahpeye (1973): Halide Edip Adıvar’ın “Vurun Kahpeye” adlı eseri, filmiyle de göz doldurur. Filmin yapımcısı rahmetli Hürrem Erman yönetmeniyse Halit Refiğ’dir. İstanbul’dan Anadolu’ya giden, milli mücadeleye destek veren bir kadının müthiş trajik, müthiş etkileyici hikayesi. Başrollerini Hale Soygazi ve Tugay Toksöz’ün paylaştığı Türk filmidir. Restorasyonlu olarak YouTube’dan izleyebilirsiniz.

Turkuvaz Kitap’ta neler oluyor?

Gülenay Börekçi (Genel yayın yönetmeni)

Yazının Devamını Oku

Beethoven’a dair her şey

Bu yıl pandemi gündeme yerleşti ve her şeyi gölgede bıraktı. Oysa Beethoven’ın 250. doğum yılı kutlanacaktı tüm dünyada.

Etkinlikler iptal edildi.
Neyse ki Prof. Dr. Fırat Kutluk unutmamış ve özenli ve titiz bir çalışmayla “Beethoven” kitabı yazmış.
Daha doğrusu TRT 3’teki programlarını dinleyen yayıncısı h2o Kitap’ın teşvikiyle bu zorlu işe girişmiş. Zorlu diyorum çünkü Beethoven efsane bir kişilik, her efsanede olduğu gibi biyografileri hurafe, yalan yanlış hatıralar, yakıştırmalarla dolu. Bu bilgi kirliliğini temizlemek zor.
Sonuçta karşımızda sade, temiz bir Beethoven anlatısı var. Sadece yaşamı değil elbette ele alınan bu kitapta...
Nesnel koşullar, dönem atmosferi, Beethoven’a kadar klasik müziğin evrimindeki köşe taşları anlatılıyor.
“9. Senfoni” için ayrı bir bölüm oluşturulmuş, üstelik bu eseri defalarca seslendiren şef İbrahim Yazıcı ile yapılan söyleşi ile eserin orkestra şefi tarafından nasıl göründüğü paylaşılmış okurla.
Bu güzel kitap Bach ve Wagner hakkında da benzer bir çalışmaya esin olur umudunu taşıyorum.

Dan Brown’dan “Hayvanlar Senfonisi”

Yazının Devamını Oku

Beethoven’a dair her şey

Bu yıl pandemi gündeme yerleşti ve her şeyi gölgede bıraktı. Oysa Beethoven’ın 250. doğum yılı kutlanacaktı tüm dünyada.

Etkinlikler iptal edildi.
Neyse ki Prof. Dr. Fırat Kutluk unutmamış ve özenli ve titiz bir çalışmayla “Beethoven” kitabı yazmış.
Daha doğrusu TRT 3’teki programlarını dinleyen yayıncısı h2o Kitap’ın teşvikiyle bu zorlu işe girişmiş. Zorlu diyorum çünkü Beethoven efsane bir kişilik, her efsanede olduğu gibi biyografileri hurafe, yalan yanlış hatıralar, yakıştırmalarla dolu. Bu bilgi kirliliğini temizlemek zor.
Sonuçta karşımızda sade, temiz bir Beethoven anlatısı var. Sadece yaşamı değil elbette ele alınan bu kitapta...
Nesnel koşullar, dönem atmosferi, Beethoven’a kadar klasik müziğin evrimindeki köşe taşları anlatılıyor.
“9. Senfoni” için ayrı bir bölüm oluşturulmuş, üstelik bu eseri defalarca seslendiren şef İbrahim Yazıcı ile yapılan söyleşi ile eserin orkestra şefi tarafından nasıl göründüğü paylaşılmış okurla.
Bu güzel kitap Bach ve Wagner hakkında da benzer bir çalışmaya esin olur umudunu taşıyorum.

Dan Brown’dan “Hayvanlar Senfonisi”

Yazının Devamını Oku

Kader mi, hile mi, sihir mi?

April yayıncılıktan çıkacak yeni romanın önce kapağını görüp sonra tanıtımını okuyunca listeme aldım.

Pokerin hayat oyununa, sihrin geleceğe hükmettiği, sürprizleriyle müthiş bir hikaye: “Blöf”.
Başrolündeki Natalie, 27 yaşında bir sihirbaz. İskambil kartlarının yanı sıra kariyerini sabote etme konusunda uzman.
Sihirbazlık dünyasının zirvesindeyken kendi elleriyle hayatını alt üst etmiş.
Biraz para kazanma umuduyla çıktığı yolda karşısına büyüleyici bir kadın çıkacak.
Üstelik kadının ona müthiş bir teklifi var. Natalie’nin kaderini kökten değiştirebilecek bir teklif.
Tek yapması gereken milyon dolarlık bir sihrin gerçekleşmesine yardım etmek. Megan Abbott’a göre, “Michael Kardos’un en az yarattığı karakterleri kadar kıvrak ve kurnaz romanı ‘Blöf’, ustaca kaleme alınmış bir el çabukluğu hikayesi.
Sihrin dünyasına giriyorsunuz, hazır olun!” Romanın kapağı Murat Yılmaz’a, çevirisi Esra Even’e ait.

Avda Trajedi!

Yazının Devamını Oku

Mitolojiyle iç içe geçmiş sarsıcı bir kadın romanı

Geçenlerde yazar Özlem Ertan’la Ara Kafe’de buluştuk, kendisinden müjdeli bir haber aldım. Gerek “Âşık Kadınlar Denizhanesi” ve “Benim Güzel Ölülerim” romanlarıyla gerekse çeşitli derlemeler ile dergilerde yayımlanan gotik öyküleriyle hatırı sayılır bir okur kitlesi kazanan Özlem Ertan’ın üçüncü romanı “Dolunay Ayini”, ekim ayı içinde edebiyatseverlerle buluşacak. Aynı zamanda gazeteci ve arkeolog olan Özlem Ertan, bu yeni kitabında İstanbul’un pagan tarihiyle iç içe geçmiş sarsıcı bir kadın öyküsü anlatıyor.

“Dolunay Ayini” İstanbul temalı gizem, gerilim, fantazya, korku, polisiye, bilimkurgu türlerindeki eserlerle yayıncılık dünyasına yeni bir soluk getirmeye hazırlanan Dark İstanbul Yayınevi tarafından yayımlanacak.

Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi

Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi, Atatürk’ün 1902 yılından ölümüne kadar geçen 36 yıllık süreçte kronolojik olarak 100 fotoğrafının hikâyesini anlatıyor. Kitap ayrıca Atatürk’ün fotoğraflarını çeken 18 fotoğrafçının kimler olduğunu, hangi fotoğrafları hangi şartlarda nasıl çektiklerini de anlatıyor. “Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi”, hem Atatürk’ün hem o anın hem de objektifin arkasındaki gözlerin kişisel öykülerini ve biyografilerini sunuyor. Kitabın üç yazarı var: Dr. Tuna Yılmaz, gazeteci Tayfun Gönüllü ve araştırmacı yazar Burçak Evren. Proje danışmanı ise Cengiz Kahraman. İBB Kültür Daire Başkanlığı, 10 Kasım tarihinde bir dizi sergi ve etkinlik yapacak.

Geçmiş olsun sağlık olsun dostlar

Geçenlerde sevgili dostum Atilla Dorsay, Bursa’daki bir özel hastanede kalp ameliyatı oldu. Göğüs ağrıları ile hastaneye başvuran ve koroner arter hastalığı belirlenen Atilla Dorsay, koroner by-pass ameliyatı yapılarak altı damarı değiştirildi. Ameliyattan sonra kendisini geçmiş olsun için aradım, sesi çok iyi geliyordu. Ne ilginç tesadüftür ki Uğur Vardan da Bursa’da başka bir hastane anjiyo olmuş. Hakikaten Bursa şehri şifalıdır, sağlıklıdır. Umarım her iki sinema yazarı dostuma da iyi gelmiştir, Bursa.

İthaki Yayınları’nda neler oluyor?

Alican Saygı Ortanca (İthaki Yayınları Yayın Yönetmeni)

Anna Burns’ün 2018 Man Booker Ödülü sahibi “Sütçü” kitabını yayımladık. Donald Ray Pollock’tan “Düş Yakamdan Şeytan”, Viktor Pelevin’den “Kurtadamın Kutsal Kitabı”, Thomas Pynchon’dan “Gizli Kusur” ve Cormac McCarthy’den “Tanrı’nın Bir Kulu” yayıma hazırlık aşamasında. Kült çizgi roman serisi Vaiz’in son cildini de yayımlayıp seriyi tamamladık. Bu sene “Sandman” serisini de tamamlayacağız.

Yazının Devamını Oku

Destekli kişisel yayıncılık

Geçenlerde Cağaoğlu’ndaki Cinius Yayınlarına uğradım. Cinius Yayınları “destekli kişisel yayıncılık” adlı sistemi, Türkiye’de başlatan yayınevlerinden birisi. Zeynep Aytekin, bu yayınevinin oluşumunda önemli bir isim.


Destekli kişisel yayıncılık yazarın yayınevi konumunda olduğu, kendi kitabı için bütün kararları verebildiği bir sistem.
Yazarlara hayallerini gerçekleştirme yolunda şans veriyor, klasik sistemdeki bekleme sürelerini ortadan kaldırıyor.
Yayınlanan kitabın satışında da yazar kâr ortağı olabiliyor.
Zeynep Aytekin, Cinius Yayınları’nın farkını şöyle ifade ediyor: “Cinius Yayınları olarak bu piyasada marka değerimiz gerçekten çok yüksek. Rakiplerimiz bizi yakından takip ediyor. Serbest piyasada herkes bu işi yapabilir ama biz işimizin dürüstlükle ve bağlılıkla yapılması gerektiğini savunuyoruz. Bizi farklılaştıran en önemli konu da bence işimize verdiğimiz önem ve etik anlayışımız.”

Aşka ve kıskançlığa dair

Yazar ve editör Kevser Aycan Aşkım Saroğlu’nun Doğan Novus’tan çıkan, aşk, kıskançlık ve mistik öğeler taşıyan, zehirli bir aşk hikayesi sloganıyla tanınan romanı “Kötülükçü”, “Malicious A Poisonous Love Story” adıyla İngilizceye çevrildi.

Yazının Devamını Oku

Ses getirecek bir kitap

Corriere della Sera, onun için “Türk derin devletini deşifre eden gazeteci” diye yazdı.


Daha önce Kirli Kramponlar, Özel Harp Dairesi ve JİTEM isimli kitaplarıyla araştırmacı gazeteciliğini kanıtlayan Ecevit Kılıç, yaklaşık 10 yıl sonra yeni bir kitapla geliyor.
Önümüzdeki günlerde raflarda yerini alacak kitabın ismi ise Yeni Derin Devlet...
Kitap, bir dönemin perde arkasını ve bilinmeyenlerini sarsıcı bilgilerle aktarıyor.
O nedenle hayli yankı uyandıracak ve yeni yeni tartışmaları başlatacak gibi görünüyor. Kitabın içeriğini bir gecede okudum.
Çünkü çok farklı bir tarzda yazılmış. En fazla 3-4 kelimeden oluşan çok kısa cümleler ve yine kısa kısa paragraflar var.
Tam bir belgesel inceleme tadında. Bu yılın en çok ses getirecek araştırma kitabı olmaya aday şimdiden.

Bir kez daha: Inception

Yazının Devamını Oku

“Heybeliada Cinayetleri” yeniden okurlarıyla buluşuyor

Önay Yılmaz’ın 2011 yılında yayınlanan “Heybeliada Cinayetleri” adlı romanı, 9 yıl aradan sonra yeni baskısıyla tekrar okuyucularla buluşuyor.

A7 Kitap tarafından yeni kapak tasarımıyla yakında piyasaya çıkacak olan kitap, baskısı bulunamadığı için henüz okuma fırsatı bulamayan polisiye tutkunları tarafından büyük bir merakla bekleniyor.

Kapağını genç tasarımcı Galip Aksular’ın yaptığı “Heybeliada Cinayetleri”, polisiye türünde bir eser.

Kitap, Heybeliada’da mehtaplı gecelerde cinayetler işleyen bir seri katili konu alıyor.

Kitap, Heybeliada’nın gergin, korku dolu ve kan kokan sokaklarında okuyucuları yeniden gerilim dolu bir yolculuğa çıkarmaya hazırlanıyor.

Yeni tasarımı ve mizanpajıyla A7 Kitap ekibi tarafından yayına hazırlanan “Heybeliada Cinayetleri”, raflara tekrar kavuşabilmek için gün sayıyor.

Kapak resmi babası imzalı

Bilenler bilir...

Zamanında birçok ünlü resim sanatçısına, klasik edebiyat eserlerinin kapak tasarımları için siparişler verilmiş, böylece sanatçılar kendi tarzlarıyla okurlara yeni bir bakış açısı sunmuştu.

Yazının Devamını Oku

Cibran’ın mistik dünyasına davetliyiz

Orta Doğu spiritüalizmi alanında ünlü yazar Neil Douglas-Klotz, Halil Cibran’dan seçtiği eserleri “Bilgelik, Yaşam, Sevgi ve Sırlar” başlıkları altında topladı.


Klotz’un editörlüğünde hazırlanmış bu seçkiler, Mona Kitap tarafından Ayhan Semih Koç çevirisiyle dört kitaplık bir seri olarak yayımlanacak.
Cibran’ın derin bir Orta Doğu spiritüalizmini ifade eden şiirleri, tıpkı Mesnevi gibi kitleler üstünde zamansız bir etkiye sahip.
Cibran’ın mistik dünyasını keşfetmek için bu kitapları ben de sabırsızlıkla bekliyorum.

Derin Virüs!

“Hayal edelim” diyor “Derin Virüs” adlı romanın yazarı İlker Özünlü, “İki binli yılların herhangi bir senesi olsun. Sene iki bin... Toplumsal çalkantılarla altüst olmuş, hırpalanmış, yaralı, parçalı bir dünya. Yaşamı yok etmeye programlanmış gizemli bir derin virüs var, onun arkasındaysa daha da gizemli bir Derin Virüs Anonim Şirketi...” Özünlü’nün “Derin Virüs” adlı altıncı romanı h2o kitap etiketiyle okurlarla buluşuyor.

Can yakıcı bir konu: Sığınmacılar

Dünyanın çeşitli köşelerinde çalışan 26 Alman muhabirinin temasa geçebildikleri sığınmacılarla yaptıkları röportajlardan oluşan “Sığınmacı Devrimi”, Kenya’dan Avustralya’ya, İsrail’den Etiyopya’ya kadar geniş bir coğrafyada mülteci kamplarında bekletilen, yerleştikleri veya sığındıkları ülkeye uyum sağlamaya çalışan, kaçışları sırasında yakınlarını kaybetmiş veya sakatlanmış insanların iç burkan öykülerini bir araya getiriyor.

Yazının Devamını Oku

Adalete ve vicdana dair epik bir roman

Jodi Picoult’nun romanlarını severim. Zorlu konuları ve empatinin başrolünde olduğu romanlar yazar, her kurguda okuru şaşırtmayı başarır. 30 milyondan fazla okuru olan, sayısız dile çevrilen ödüllü yazar Picoult’nun Yapboz adlı romanı geçtiğimiz günlerde yayınlandı.


Yazar bir kez daha elini korkak alıştırmıyor, önemli sorular soruyor:
“Gazete sayfalarında, ekranlarda her gün tanık olduğumuz suçlar, bir gün en sevdiklerimize karşı işlense ne yaparız? Kurallara uymak adaleti garanti eder mi?”
Sevgimiz ve cesaret edebildiklerimiz üzerine şoke eden bir roman olan Yapboz, yazarın sadık okurları için güzel bir sürpriz, yeni tanışacaklar için ideal bir başlangıç romanı.

Aris’in Yolculuğu

Doğan Egmont kalpleri ısıtan bir kitap yayınladı geçtiğimiz günlerde: Aris’in Yolculuğu.
Kitabın devamı da bir seri olarak yayımlanacak. Kitabın yazarı Acerakis’in Twitter’da 20 bin civarı takipçisi var ve kendisi down sendromlu çocuklara gönüllü destek veren “Upsendrom” girişiminin kurucusu.

Yazının Devamını Oku

Bu kitapta Ahmet Hakan’ın kedisi Sekter var

Atatürk Kültür Merkezi’nin sahnede doğan kedisi Rigoletto, Ayasofya’nın kedisi Gli, Özdemir Asaf’ın kedisi Josephine ve diğerleri...

“Pisi Kolojik Öyküler” oyuncu Ayşen İnci’nin, anlatıcıları kedi olan, onların gözünden farklı yaşamlara tanık olduğumuz öykülerinden oluşuyor. Kitabın kahramanlarından biri de Ahmet Hakan’ın kedisi Sekter. Onun nasıl bir kedisever olduğu herkesin malumu. Sekter “Sahip olduğum en değerli şey” diye bahsediyor Ahmet Hakan’dan.

“Bilirsiniz ki bir kedinin sahibi olamazsınız, o sizin sahibiniz olur” demeyi de ihmâl etmiyor. Ahmet Hakan’ın kedisi olmak onu entelektüel ama kibirli bir kedi yapmış. Onu seyrederken ve dinlerken öğrenmiş olduğu, “polemik, ifşa, ihlâl” gibi kelimeleri pek sık kullanıyor.

Kendini başta Şero, Külliye’nin kedisi, Melih Gökçek’in kedisi olmak üzere tüm kedilerden üstün görüyor. Gökçek’le Ahmet’in dostluklarının derecesini çözememiş ama onunla yazışırken eğlendiği de gözünden kaçmamış. İyi bir gözlemci yani! Keyifli bir kitapla karşı karşıyayız. Bu yıl içinde yayımlanacak bu kitabı heyecanla beklemeye başladım.

KİM NE OKUYOR?

◊ Oyuncu Halil Ergün, Panait Istrati’nin “Arkadaş”ını okuyor.
◊ Gazeteci Serdar Turgut, Jiddu Krishnamurti’nin “Farkındalığın Işığı” adlı kitabını okuyor.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’u bu kitaplarla gezin

İstanbul’un her bir köşesinde saklanan hikâyeleri, yüzlerce yıllık tarihiyle eski İstanbul’u ve şehrin kültür hayatında iz bırakan özel tatları, İnkılâp Kitabevi’nin gezi kitaplarıyla tekrar keşfetmeye başladım.

Listem şöyle, İstanbul sevdalılarına da her birini tavsiye ediyorum:
◊ Mustafa Seven’den “İnstanbul-Instagram’da İstanbul Fotoğrafları”
◊ Ayşegül Kaya’dan “İstanbul Bitmeden-Tarihi Yarımada Gezi Rehberi”
◊ Meri Çevik Simyonidis’den “İstanbul’um Tadım, Tuzum, Hayatım”

Kitaplar kapaklarıyla konuşur

Galip Aksular, tiyatro afişleri, albüm ve kitap kapakları ile reklam ve kurumsal firma tasarımları konusunda karşımıza çıkan isimlerden. Geçtiğimiz günlerde tasarım ipuçlarını sordum ona. Aksular, kitap kapaklarını bakın nasıl hazırlıyor: “İlk olarak kitabın konusu ve içeriğiyle ilgili yazıyı okuyorum. Daha sonrasında yazarla konuşarak bir dünya yaratıyorum. Böylece hem kitabın konusunu iyi yansıtabiliyorsunuz hem de o kitaba hayat veriyorsunuz. Kitap sınırı olmayan bir dünya ve bu dünyada ne kadar iyi anlatırsanız rafta dururken kişinin ilgisini çekip incelemek ister. A7 Kitap’ın tüm yazarlarının kitap tasarımlarını, birkaç farklı yayınevlerinden yazarın kitap kapaklarını yapmışımdır. Bu da benim için ayrı bir mutluluk.”

Kim ne okuyor?

Gazeteci Cengiz Er, Mustafa Şahin’in “Gömleği Yalnız” adlı öykü kitabını okuyor.

Yazının Devamını Oku

Heyecan verici haberler

Geçen gün gazeteci Ayşegül Ekinci ile birlikteydik. Ayşegül başarılı işlere, projelere imza atmış bir haberci.


Afganistan, Pakistan gibi çoğu gazetecinin gitmeye cesaret edemeyeceği sıcak haberin olduğun bölgelerde aylarca kalmış, ödüllü bir savaş muhabiri.
Ekinci, çok ses getirecek bir konuyu farklı bir dilde kaleme aldı. İki kardeşin hayata ve ölüme dair çarpıcı yolculuğu!
“Her yaşanmışlığın bir hikayesi hatta birden fazla hikayesi vardır ama bu aynı zamanda bir gidiş, bir ayrılış hikayesi” dediği kitabında, birbirine bağlı sıra dışı iki kardeşten birinin hastalanıp komaya girmesiyle başlayan yolculuğu ve bu yolculuk etrafında yazarın hayatı sorgulamasını anlatıyor.
Ayşegül’ün Londra merkezli bir kliniği var. Kitabı, doktor olan ağabeyinin hastalanması üzerinden kurgulamış.
Bu kitap, daha doğrusu iki kitaba böldüğü konu hayata tutunmanın varoluşa ait boyutlarını tasavvuf, ezoterik öğretiler, dinler üzerinden sorguluyor.
İlk kitabın devamı niteliğindeki ikinci kitap ise büyük sürprizlerle dolu. Bakalım Ayşegül’ün kitapları hangi yayınevinden çıkacak?

“Şili’de Alaturka”

Yazının Devamını Oku

Rol modeller ne kadar önemli

Geçenlerde ekonomi gazetecisi arkadaşım Şenay Büyükköşdere ile karşılaştım.


İki yıldır üzerinde çalıştığı kitabını nihayet tamamlamış.
Hepimizin çok iyi tanıdığı Türkiye’nin önemli markalarını yaratan altı iş insanının, çocukluktan günümüze girişimcilik öykülerinin anlatıldığı kitap, kendi işini kurmak isteyen girişimci adayları için yol haritası niteliğinde.
Kitapta bir taraftan bu markaların kuruluş öyküleri anlatılırken, bir yandan da “İş kurarken sermaye olmazsa olmaz mı”, “Rol modelleri ne kadar önemli” gibi sorulara yanıt aranıyor.
Kitapta kimler mi var? Vestel’in sahibi Ahmet Nazif Zorlu, sportmen işadamı Saadettin Saran, Koton markasının yaratıcısı Gülden Yılmaz ilk aklıma gelenler... Bakalım kitap hangi yayınevinden çıkacak...

KİM NE OKUYOR?
∆ Oyuncu Can Gürzap, yazar Bülent Akkurt’un “Salyangoz ve Tiyatro” kitabını okuyor.

Yazının Devamını Oku

Belirsizlikle barışmak için bir fırsat

Zamanın ruhunu yakalayan yazarları da yayıncıları da yakından izliyorum. Büyükada Yayıncılık önemli bir kitabı tam da doğru dönemde okurla buluşturdu...


Prof. Dr. Mehmet Z. Sungur imzalı “Belirsizlikle Barışmak Kaygı ve Endişeyi Yönetmek, Korona Günlükleri” kitabı.
Kitabın sunuşu duygulara tercüman:
Bir virüs gelir, bol planlı ve yetiştiremeyeceğimizden endişe ettiğimiz işlerle dolu yaşamlarımızda, bize zamanla yarışmanın anlamsızlığını öğreterek yaşamı yavaşlatır, hatta durdurur.
Bir virüs gelir ve hiçbir şeyin tek kişilik olmadığını, yaptığımız ve yapmadıklarımızla yalnızca kendi yaşamlarımızı değil, başkalarının yaşamlarına da dokunduğumuzu sağlar. Bir virüs gelir ve belirsizliğin insan yaşamının kaçınılmazlarından birisi olduğu gerçeğiyle bizleri yüzleştirir ve belirsizlikle daha barışık yaşayabilmenin gerekliliğini öğretir.
Koronavirüs, bizlere hayatlarımızı gözden geçirip insan acılarında anlam bulabilme ve yaşamın yalnızca iyiyi değil tüm duyguları hissedebilmekle ilgili olduğunu fark etme ve yeni yaşam öyküleri oluşturabilme fırsatı verir.

Pandemi günlerinde iyiliğe sığınmak

“Sakin, mütevekkil ve munis bir inanmışlığın insan yüreğini genişlettiği bir yaşayış ve düşünüş tarzı bu mübarek topraklarda, ne zaman kayıp gidecek olsak elimizden tutuyor” diyor Kemal Sayar. Ünlü psikiyatrın Sadettin Ökten’le yaptığı uzun soluklu röportaj serisi yeni kitapla devam ediyor.

Yazının Devamını Oku