GeriSavaş ÖZBEY Horlayan misafiri bir daha eve sokmam
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Horlayan misafiri bir daha eve sokmam

Seda Sayan’ı yıllardır “sabahtan akşama” kadar seyrediyoruz. Kavgasını da neşesini de, şarkılarını da danslarını da, estetiğini de nişanını da ekrandan canlı canlı izledik. O yüzden ikilemli sorularda onun biraz özel dünyasını eşelemeye, beyaz camın öbür tarafındaki gündelik halini anlamaya çalıştım. O taraf da “şenlik” çıktı. Bir kere ilişkilerde tam bir Oğlak. “Biriktiririm biriktiririm, bir anda o aşkı tanınmayacak hale getirebilirim” diyor; “Affetmem, bitti’ dediğimde artık unutmayı seçerim!” Biz diğer Oğlaklara da “Yürrü be abla, arkandayız” diye alkışlamak düşüyor.

Horlayan misafiri bir daha eve sokmam

◊ Hangisi daha gurur verici: Bir siyasi liderin “Bu halkın Seda Sayan’ı neden sevdiğini anladığımız gün, seçimi kazanacağız” demesi mi, üst üste en güvenilen yüz seçilmeniz mi?
- Üst üste en güvenilir isim seçilmem. Ağır bir yük aslında. Güvenilir erkek değil, güvenilir kadın değil, sanatçı değil, siyasetçi değil... En güvenilir yüz. Hem gurur verici hem iyi bir ego yani...
◊ Hayatınız film olsa nerede başlardı: Kadırga’da mı, assolist olarak ilk sahneye çıktığınız Stardust Kulübü’nde mi?
- Kesinlikle Kadırga’da. Çünkü ben Eyüpsultan’da doğdum ama çocukluğumun ve genç kızlığımın büyük bölümü Kadırga’da geçti.
◊ Altı kaynana sahibi oldunuz, gelin-kaynanaların yarıştığı bir programı sunuyorsunuz, şimdi oğlunuz Oğulcan’ın da bir ilişkisi var. Kaynana olmak mı, gelin olmak mı?
- Artık kaynana olmak. Ama benden çok iyi bir kaynana olur, ona inanıyorum.
◊ “Sabahların Sultanı” lakabınız da var, geç saatte yayınlanan programlarda da bulundunuz. Sabah seyircisi mi, gece seyircisi mi?
- Gündüz seyircisinin başka bir tadı var. Bayağı çocuk büyüttüm ben! 27 yılımı verdim. O yüzden her zaman gündüz kuşağı.
◊ Geçmişe baktığınızda hangi polemiğinizi lüzumsuz buluyorsunuz: Erol Köse mi, Kamer Genç mi?
- En gereksizi Kamer’le olan. Neden mi? E rahmetli oldu çünkü. Allah rahmet eylesin, adamcağızdan bir helallik almayı isterdim.
◊ İş ve özel hayatınızda... Mantık mı, içgüdü mü?
- Tamamen mantık kadınıyım. Hep mantığıma güvendim hep de kazançlı çıktım. Böyle geldi, böyle de gidecek.
◊ Bir şeyi gece planlamak mı, sabah planlamak mı?
- Sabah insanıyım. Sabah programlarında başarılı olmamın nedeni de budur.
◊ Hatır için çiğ tavuk... Yenir mi, yenmez mi?
- Yemem. “Hatır da bir yere kadar” diyenlerdenim.
◊ Konuşurken düşünmek mi, önce düşünüp sonra konuşmak mı?
- Artık oraya geldim. Önce düşünür, sonra konuşurum.
◊ Sofrada hangisine tahammül daha zordur: Obura mı, gevezeye mi?
- Herhalde gevezeye tahammül edemem. Ama ben gevezeyim, bana nasıl tahammül ediyorlar?
◊ Estetiğiniz çok konuşuldu: Fransız askısı mı, Fransız balkon mu?
- Bu güzel soruymuş! (Gülüyor) Fransız askısı. Çünkü yüzünüze neşter değmeden 5 sene geri gidiyorsunuz.

ÖZEL MESELELER...

Fakir ve güzel doğmak avantajlı
Çünkü ben öyleyim...

◊ Hangisi daha kötü: Kimseye âşık olamamak mı, her aşkın kötü bitmesi mi?
- Âşık olamamak daha kötü. Aşk, sevmek, sevilmek, sevmeyi sevmek ya da biri tarafından sevilmeyi arzu etmek... Güzel şeyler ya bunlar.
◊ Hangisi daha avantajlı: Zengin ve çirkin doğmak mı, fakir ve güzel doğmak mı?
- Tabii ki fakir ve güzel doğmak. Çünkü ben öyleyim. Fakir doğdum. Ama birkaç sene üst üste vergi rekortmeni de oldum.
◊ Eski bir hatıranın yâdına hangisi daha güzel eşlik eder: Sezen mi, Ajda mı?
- Sezen. Slow’ları çok dokunaklı, herkesin kendinden bir şeyler bulduğu şarkılar.

Horlayan misafiri bir daha eve sokmam

◊ Beyaz yalan ne zaman hoş görülebilir? Sevdiğiniz zaman mı, sevildiğiniz zaman mı?
- Seviyorsam, beyaz yalanları hoş görebilirim.
◊ Hangisi daha ağır? İhaneti bilip de susmak mı, habersiz yaşamak mı?
- İhaneti bilip de susmak çok ağır. Ben susamam. Yüzüne vurmam lazım...
◊ Hangisini seçersiniz: Tek başına ağlamak mı, birinin omzunda ağlamak mı?
- Tek başıma ağlamak. Ben ağlamıyorum zannediyor insanlar. Eskiden sabah programlarında ağlıyordum. Şimdi hiç ağlamıyorum artık.
◊ Affetmek mi,
unutmak mı?
- Dostluk, arkadaşlık manasında affedebilirim. İkili ilişkide hayır. Oğlak burcu olduğum için ilişki sırasında o toleransları zaten tanıyorum. Ama “Bitti” dediğimde artık unutmayı seçerim.

SEKSİ ŞEYLER...

Marilyn gibi çarpık basmaya başlıyorum

◊ Aşkın karşıtı: Nefret mi, kayıtsızlık mı?
- Kayıtsızlık. En azından ben öyleyimdir. Biriktiririm biriktiririm, bir anda o aşkı tanınmayacak hale getirebilirim.
◊ Sırt dekoltenize mi daha çok güvenirsiniz, bacak dekoltenize mi?
- Sırt dekolteme. Bacak dekoltesiyle sahnede dikkat etmek zorundayım, çünkü şarkı söylerken kendimi kaybedip çarpık basmaya başlıyorum. Gerçi Marilyn Monroe da çarpık basarmış, çok seksiymiş ama bana yakıştığını sanmıyorum.
◊ Hangisiyle kanka olurdunuz: Marilyn Monroe mu, Brigitte Bardot mu?
- Brigitte’le... Gelmiş geçmiş en güzel kadın.

Horlayan misafiri bir daha eve sokmam

◊ Erkek olsanız 30 yaş öncesi Seda’ya mı, 30 yaş sonrası Seda’ya mı yürürdünüz?
- 30 yaş sonrası Seda’ya. Daha önce kafası tam oturmamış, aklı beş karış havada, kendini arayan biriydim. 30 yaş sonrası çok daha güzel.

GÜNDELİK HALLER...

Horlayan misafiri
bir daha eve sokmam

◊ İstanbul’un... Anadolu Yakası mı, Avrupa Yakası mı?
- Avrupa çünkü ben ve bütün sülalem bu yakada konuşlanıyoruz. Öbür tarafa bir türlü adapte olamıyoruz.
◊ Asla hatırlamadığınız biri size çok samimi davranıyor... Yekten hatırlamadığınızı mı söylersiniz, dolambaçlı sorularla kim olduğunu mu anlamaya çalışırsınız?
- Bazen geliyor başıma. Böyle boş boş bakıyorum. Samimi davranıyorsa demek bir yerden tanışıyoruz. Hiç çaktırmadan enteresan sorularla hatırlamaya çalışıyorum.
◊ Mangala misafir gittiğiniz yerde köfteleri beğenmediniz. Tabakta bırakmak mı, çaktırmadan köpeğe vermek mi?
- Yanımda yöremde bir canlı varsa besleyebilirim ama tabakta bırakırım genelde.
◊ Evinize yatılı misafir geldi, horlamasından uyunmuyor. Uyandırır mısınız uykusuz mu kalırsınız?
- Eve gelen misafir horluyorsa uykusuz kalırım ama bir daha da eve sokmam.

HİÇ DÜŞÜNMEDEN HIZLI HIZLI...

◊ İkisini de bilmiyorsunuz. Hangisini öğrenmek isterdiniz: Tavla mı, satranç mı?
- Satranç.
◊ Biraz yoldan çıkmak istediniz: Mantı mı, iskender mi?
- Mantı.
◊ Yeşilçam’dan... Türkan Şoray mı, Filiz Akın mı?
- İkisi de...
◊ Tarık Akan mı, Kadir İnanır mı?
- Ay ikisi de!

Horlayan misafiri bir daha eve sokmam

◊ Tarih mi, coğrafya mı?
- Tarih.
◊ Deniz mi havuz mu?
- Deniz.

X

“Serenay’a albüm teklif ettim, kabul etmedi alçak!”

Hakaret anlamında değil bu “alçak”... Hani bazen çok değer verdiklerimizi, hatta çocukları bile kötü sözlerle severiz ya, “Seni çirkin” diye... Öyle bir lafı onun. İlber Ortaylı, Perran Kutman gibi aksiliğin çok yakıştığı nadir insanlardan. Şimdi okuyacaksınız, bana da çok “alçak” dedi röportaj boyunca. Müziğin her alanında var: Besteci, söz yazarı, bas gitarcı, prodüktör... Sezen Aksu’nun yıllar boyu has adamı. En son Demet Evgar, Gonca Vuslateri, Bülent Şakrak, Bergüzar Korel ve Gökçe Bahadır’a albüm projeleriyle gündeme geldi. Yakından tanıdığım için “siz” demek yapmacık geldi, müsaadenizle “sen” diye girişiyorum müzisyen Aykut Gürel’e.

- Genelde disiplini zordur ama bendeki beklenti oldu. Rahmetlilerin ikisi de öğretmendi. Kıyamet senaryosu gibi.

◊ Yıldız Teknik mezunusun. Sence müzikte mi mühendislik var, mühendislikte mi müzik?

- Resmen mezun değilim ki... Gidip diplomamı bile almadım. Ama müzikte mühendislik olduğu kesin. Ve tartışmaya kapalı bir konu bu.

◊ 29 Nisan... Boğa burcu olmanın nesi daha komik: İnatçılık mı, konfor düşkünlüğü mü?

- İnatçılığı elbette, yalan çünkü...

◊ Söz yazmak mı, beste yapmak mı?

- Elbette beste yapmak. Sorgulayanı az olur (Gülüyor).

◊ Sahne önü mü sahne arkası mı?

Yazının Devamını Oku

Pandemi günlüğü: Topu topu 3 gün bırakın da bir bayram edelim

Bayramda güzel düşünüp, güzel şeyler konuşmak lazım. Tedbirler 1’e 5 veriyor. Önlemlerle eşzamanlı olarak aşılama oranı da yükselirse bu yaz itibarıyla korona daha az gündemimizde olacak.

Kimsede sıkacak diş kalmadı. Bir aç bir kapan, esnaf perişan.
Tiyatrocular, müzisyenler, sinemacılar kan ağlıyor.
Eve kapanmaktan halkın psikolojisi bozuldu, yılların evlilikleri çatırdıyor.
Diğer yanda otellerde partiler, tatil beldelerinin girişlerinde trafik görüntüleri...
Evet... Sinir bozuyor.
Ama... Moral bozmasın.
Bayramda güzel düşünüp, güzel şeyler konuşmak lazım. Bunlar istisna.

Yazının Devamını Oku

“Şeyma çağı”nda evlat yetiştirmek

Şeyma Subaşı’nın hayatını gördükten sonra, hangi ebeveyn çocuğunu 6 sene tıp okumaya, TUS gibi sınavlara, üstüne bilmem kaç sene ihtisas yapmaya, sonra da hasta yakınlarından dayak yemeye ikna edebilir ki?

Mısırlı milyarder sevgilisi Meedo (Mohammed Alsaloussi), Şeyma Subaşı’ya Anneler Günü’nde lüks bir cip hediye etti.

Meedo, Şeyma’yı o kadar seviyor ki Bali tatilinde bir adadan diğerine geçerken özel jet bulamayınca, normal yolcu uçağı kapattı sevgilisi ve kerimesi Melisa için.

Şeyma da sağ olsun, çok hazmetmiş bir insan olduğu için bu tür dertlerini halkla paylaşmaktan hiç gocunmuyor.

Kendimden biliyorum, bu özel jet bulamama meselesi gerçekten çok büyük sıkıntı. Zaman zaman benim de başıma geliyor.

Neyse konuyu dağıtmayalım. Ailelerle tanışıldı, çiftin yakın zamanda evlenmesi bekleniyor.

Acun Ilıcalı’dan sonra ondan daha da zengin Meedo’yu nasıl kaptı, 6 ayda nasıl evliliğe ikna etti, tam bir “başarı” hikâyesi.

Çift evlenecek ama...

Daha şimdiden Şeyma Subaşı’nın

Yazının Devamını Oku

Ozan Dolunay: Aşkın acısı yokluğuna yeğdir

Oyunculuk kariyerine “küçük tatlı bir yalancı” olarak başladı, sonra “Yüksek Sosyete”, “Zalim İstanbul” gibi dizilerde başrol olarak devam etti. Ozan Dolunay yeni nesil dizi oyuncularının sinemaya en yakıştırılan yüzlerinden. “Oyunculuk, hayatın cilvesi mi?” diye sorunca “Emek ve fedakârlıklarla kendime kattığım bir kazanım” diye çıkışıyor. Ama iş Beşiktaş’a gelince ödülünden geçiyor da takımından geçemiyor: “Çok Sevdik Be Abi!”

◊ 2 Mayıs, Boğa burcu... Nesi daha zor: İnat mı, takıntı mı?
- İnatçı olduğumu söyleyemem ama az da olsa takıntılı olduğum konular var. (Gülüyor)
◊ Sahne mi, ekran mı?
- Sahnede olmak başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Ekranda görsellik ön plandayken sahne tamamen duygulara hitap ediyor. Özgür ve yargılanmadığınız bir alan. Dolayısıyla kesinlikle tiyatro sahnesi.
◊ Kariyerinizde hangisi daha önemli bir dönemeç: “Tatlı Küçük Yalancılar” dizisi mi, “Killology” oyunu mu?
- “Tatlı Küçük Yalancılar” mesleğe giriş yaptığım dizi. “Killology” ise hem mesleki hem de ruhsal anlamda beni çok geliştiren, ilk tiyatro oyunum. İkisi de benim için çok önemli. Ama birini seçmem gerekirse “Killology” derim.

Yazının Devamını Oku

Merve Dizdar’ın önlüğü

Oyuncu Merve Dizdar, ilkokula başladığı günden önlüklü bir fotoğrafını paylaştı. Önlük o kadar büyük ki, okula bugün başlasa ancak olur üzerine. Altına da şunu yazmış: “Seneye de giyersin dediler, 5 sene bu önlükle geçti.” Oh be... Biri de çıkıp küçükken zengin olmadıklarından bahsetti.

Sosyal medyaya baksanız herkes atadan-babadan zengin, herkes paşa torunu, kimse yokluk, yoksulluk görmemiş.
Sanki fakir olmak hastalıkmış, utanılacak, saklanacak bir şeymiş gibi bir hava da yerleşti topluma üstüne üstlük.
Bırakın fakirliği, tutumluluk bile mahkûm edildi, herkes har vurup harman savurmak zorundaymış, ne kadar çok saçılıp dökülürse o kadar mutebermiş gibi paylaşım yapmak zorundayız.
Oyuncu Merve Dizdar ilkokula başladığı günden önlüklü bir fotoğrafını paylaştı.



Şimdikiler bilmez. Bizim dönemimizde fakirin de zenginin de çocuğu eşit hissetsin diye öğrencilere önlük giydirilirdi.

Yazının Devamını Oku

Yanlış zaman, yanlış insan

Pandemide işsiz kalan müzisyenlere dikkat çekmek için başlatılan “Hepimiz İçin Ses Ver Türkiye” akımına Yıldız Tilbe de katıldı, şarkı söyleyip topu Tarkan’a attı. Tarkan önce sessiz kaldı, sonra daveti reddederek Tilbe’yi milyonların önüne attı. Yıllar önce Tarkan’a verdiği şarkıdaki gibi: Yanlış zaman, yanlış insan...

◊ YILDIZ HAKLI ÇÜNKÜ:
Sanatçı duyarlılığı gösteriyor. Sektördeki sorunların, intiharların duyulması için elini taşın altına koydu. Tarkan’dan da benzer bir duyarlılık bekledi.

◊ TARKAN HAKLI ÇÜNKÜ:
“Amacını anlamadım” diyor. Biz şarkı söyleyip kendi aramızda top çevirince ne olacak yani demeye getiriyor. Kuru tantananın kime, ne faydası var?

◊ YILDIZ HAKLI ÇÜNKÜ:

Yazının Devamını Oku

Oynayan kaşlar, gülüp üzülebilen bir surat

Burcu Biricik’i bu kadar “biricik” kılan ne? Bence güzel görüneceğim diye diğer oyuncular gibi estetik yaptırmaması. Rolünün gereğini, bakışlarını mimiklerini suratına yansıtabilmesi. Tıpkı özlediğimiz Yeşilçam oyuncularındaki gibi.

Kanal D’nin efsaneleşen dizisi “Camdaki Kız”da “Nalan” karakteri...

Aslında bir fanusun içinde yaşıyor, hayatı bilmiyor, annesinin kendisine gösterdiği hayatı camdan izliyor.

Diziyi ve karakteri bu kadar fenomen yapansa bence başrol oyuncusu Burcu Biricik.

Dijitalde yayınlanan dizisi “Fatma” da onun sayesinde bu kadar ses getirdi.

Burcu Biricik zaten güzel.

Ekranda gördüğünüzde zaplamak falan mümkün değil, takılıp kalıyorsunuz.

Ama onun ötesinde oyunculuğuyla da döktürüyor.

Yazının Devamını Oku

Arnavutköy’de enkaz neden daha büyük?

Gezdiğim yerler arasında Ortaköy, Asmalımescit gibi, insanların yeme-içme için dışarıdan geldikleri bölgelerin daha kötü etkilendiğini, içinde zaten kendi ahalisi yaşayan Cihangir, Moda gibi semtlerin daha az kayıp verdiğini gözlemlemiştim.

Hürriyet Cumartesi’deki köşemde bir süredir “pandemide semt turları” yapıyorum.
Hem o semtin kent hayatının dününe, bugününe biraz bakıyoruz hem de karantinada aldığı hasarı tespit etmeye çalışıyoruz fotoğrafçı arkadaşlarımla.
Beni en şaşırtan semtlerden biri Arnavutköy olmuştu.
Çünkü bugüne kadar gezdiğim yerler arasında Ortaköy, Asmalımescit gibi, insanların yeme-içme için dışarıdan geldikleri bölgelerin daha kötü etkilendiğini, içinde zaten kendi ahalisi yaşayan Cihangir, Moda gibi semtlerin daha az kayıp verdiğini gözlemlemiştim.
Arnavutköy ne birine ne öbürüne uyuyordu.
Yerleşik sakinleri olmasına rağmen çok dükkân kapanmıştı, hasar çok fazlaydı.
Arnavutköylü bir okurum gözlemini yazmış.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin “fışkiye” fantezisi

Ülkenin en takip edilen çifti Hande Erçel ile Kerem Bürsin’in Maldivler’de çimleri sulayan fıskiyelerin altında ıslanma pozları rekorlar kırdı.

Hande Erçel’in “Sevincimiz fıskiyeleri patlatıyor... Mükemmel” notuyla paylaştığı fotoğrafa 2.7 milyon beğeni yağmış.

Kerem Bürsin’e 100 bin yorum yapılmış.

100 bin kişi işi gücü bırakmış, bu kareye tıkır tıkır bir şeyler yazmış.  

Meğer bünyede bir “ıslanma” fantezisi varmış da akacak mecra ararmış.

Yaklaşık şöyle bir şey:

“Çimlerde ikisi de mayolu ve yalınayaktı...

Islak çimenlerin üzerinde koşuyorlardı...

Kerem havada ayaklarını birbirine vuruyordu...”

Yazının Devamını Oku

Meryem Uzerli’nin taht oyunları

DNA dizilimine göre Meryem Uzerli yüzde 6-8 oranında Rusmuş.

Halbuki babası Türk, annesi Alman’dı. Yeterince karışık değil mi?
Aslında dizilimi geçen sene yaptırmış ama biz şimdi öğrendik.
Açıklamayı yaptığı yer Rusya’nın başkenti. Moskova Film Festivali’nde gösterilen “Kovan” için orada.
“Muhteşem Yüzyıl”daki “Hürrem” rolüyle bu ülkede zaten sempatisi yüksekti. Güzel bir hamleyle tribünlere iyice oynadı.
Bakalım bu zekice PR adımları Rus pazarını kendisine açacak mı?

AÇIKLAMA KARNESİ

◊ Yerindelik: 10

Yazının Devamını Oku

Doğuma saatler kala röportaj: Erkek olacağını öğrenince bu fikre alışmam gerekti ama şimdi Tamamım!

Hamile olduğunu bilmiyordum. Röportaj için aradım, doğuma 12 saat kalmasına rağmen “olur” dedi. Müzisyen Aylin Aslım, “Dreamer” gibi ABD listelerinde 1 numaraya oturan şarkılar, albümler, konserlerden sonra Kaş’a yerleşti. Evlenip hayatının yeni bir dönemine geçti. Hamilelik için “kaza kurşunu” diyor. Şimdi oğul sahibi bir lohusa, ikisi de gayet sağlıklı. Allah analı-babalı büyütsün...

Geçen yıl yaşamını yitiren müzik yazarı Çağlan Tekil ile yakın arkadaş olan Aylin Aslım, 23 Nisan’da dünyaya gelen oğluna Orman Umut Çağlan adını verdi.

◊ Öğrenciliğinizin hangi dönemi daha şamatalıydı: BAAL mi, BOUN mu?
- Açıkçası ben kendimi daha Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’ndeyken müzik ve edebiyat çalışmalarıyla buldum. Boğaziçi Üniversitesi yılları çift vardiya çalışmak, geçim derdi ve ilk albüm sürünmeleri ile geçtiği için, sanırım BAAL daha eğlenceliydi.
◊ 90’larda tam olarak ne yaşadık biz: Pop rönesansı mı, tüp patlaması mı?
- Şimdi bakınca kesinlikle popun rönesansı derim. Hatta 80’ler sonu ile. Sebebi, hâlâ yerleri dolmayan ve bence dolamayacak olan Onno Tunç, Melih Kibar, Çiğdem Talu, Aysel Gürel gibi dehâlar.
◊ Kaş’a yerleştiniz: Kaçış mı, varış mı?
- Kaş bence ne olursa olsun bir yerlerden, bir şeylerden kaçış. Varış olabilir mi? 5 senenin sonunda hâlâ emin değilim bundan. Anlayana kadar da acelem yok.

Yazının Devamını Oku

Böyle kaçamak mı olur

Hande Erçel ve Kerem Bürsin’in Maldivler tatilinin kaçamak falan olmadığı kesin. Hande Erçel’in ablası da ailesiyle orada. Üç olasılık var: Ya reklam anlaşması, ya beleş tatil ya da Kerem o kadar damat oldu ki ailece tatillere gidiliyor.

Aralarında ilişkiyi hep muallakta bırakıyorlar. Ama bir yandan da sürekli kuşkuları artıracak mizansenler yapıyorlar.
Hande Erçel ve Kerem Bürsin’in Maldivler tatili de bu yüzden ilgi görüyor.
Oradan paylaştıkları her karede aynı temcit pilavının altı tekrar yakılıyor. Soru şu: Acaba Türkiye’nin en ünlü ikilisi tatil kaçamağı mı yapıyor?
Aralarında gerçekten bir ilişki var mı yoksa bizi mi trollüyorlar, bilmiyorum.
Ama çıktıkları bu son Maldivler seferinin kaçamak falan olmadığı kesin.
Hande Erçel’in ablası da ailesiyle orada. Ablalı/yeğenli kaçamak mı olur?
Üç olasılık var...

Yazının Devamını Oku

Hasarın boyutu şaşırtıcı

200 metrelik mesafede kapanmış 20 mekân... Arnavutköy’ün pandemide bu kadar hasar almış olması şaşırtıcı. Çünkü içinde aynı zamanda kendi ahalisi yaşayan Moda, Cihangir gibi yerler nispeten kendini koruyabildi.


Onca garson, şef, barmen kim bilir nerelere dağılmış durumda. Bir daha nasıl toparlanıp ayağa kalkar, orası muamma.

Cihangir’in kedileri varsa Arnavutköy’ün de köpekleri var. Arnavutköy vapur iskelesinin baktığı Ömer Yılmaz Güven Parkı’nda sokak köpeklerine tavuk döner veren hayvanseverle karşılaşıyoruz. Küçük meydandaki Fıstık Kebap açık. Dönerleri köpeklere vermeden önce orada ısıttırıyorlar.

İnsanı mutlu eden bu şefkatten sonra ilk şok: Semtin en popüler mekânlarından Any kapalı. Sadece Any mi? Çaprazındaki Alexandra kokteyl bar, karşısında Haleti Ruhiye, onun yanındaki Jain, komşusu Xunta Kafe, Angelo Grande, yine karşı sırada Yalı Balıkçısı ve Zıpkın, Hakan, Barboon, Mira balıkçıları, karşısında Angelo, aynı sokaktaki F’roses çiçek-kafe, Levendiz meyhanesi, az ilerideki Arnavutköy Balıkçısı, Level Kulüp, nutellalı profiterol yapan Linz Cakery, Krepen krepçisi: Kapalı, kapalı, kapalı.

Yazının Devamını Oku

Kendi düşen ağlamaz

Kripto para borsası Thodex’in kurucusu Faruk Fatih Özer’in bütün yatırımları söğüşleyip...


2 milyar dolarla yurtdışına kaçtığı iddiası hanelere ateş gibi düştü.
Kimi bütün birikimini, kimi çoluk çocuğunun rızkını, kimi de eşinin dostunun parasını yatırdı bu işe.
Sebep: Kazanma hırsı. Tıpkı Tosuncuk’ta, çok daha eskiden Banker Kastelli’de olduğu gibi.
“1 koyup 10 alayım, tek seferde köşeyi döneyim” düşüncesi.
Mağdur olanlar için üzülmemek elde değil tabii. Ama kahrımdan da ölemeyeceğim.
Çünkü bu bir çeşit kumar. Kumarda kazanmak kadar kaybetmek de var.

Yazının Devamını Oku

Maldivler’e bir-iki...

Öykü Karayel’in “Bir Başkadır”daki meşhur 24 numaralı otobüsü Maldiv’den geçer mi bilmiyoruz ama böyle bir hat olsa akbil basacaklara gelin: Serenay Sarıkaya, Aleyna Tilki, Ceren Hindistan ve şimdi de Kerem Bürsin ile Hande Erçel...

Hindistan’ı bildiniz. Hemen altında Sri Lanka var, hani gözyaşı şeklinde olan. Oradan da 750 kilometre güneybatıya uçarsanız, alın size Maldivler.

1200 adadan oluşuyor.

Öyle bakir ki 100 tanesinde hiç insan yaşamıyor.

Cennet parçası...

Tek mesele... Küresel ısınmadan buzullar erimeye devam ederse, 100 sene içinde hepsinin sular altında kalacak olması...

Hiç gitmedim.

Bir gün imkân olursa çok merak ediyorum.

Ama sağ olsun ünlülerimizin paylaşımları sayesinde gidip görmüş, o bembeyaz kumlarda yürümüş, masmavi plajlarda yüzmüş kadar oluyoruz.

Yazının Devamını Oku