Kalabalıklar

Bayramda memleketimden insan manzaraları...

Fazla değil...

Birkaç not aktaracağım. Gerisini siz tamamlarsınız.

*

Rakamı abartmıyorlarsa, Bodrum’a bu bayram 300 bin araba girmiş.

Nedir bu izdiham?

Her arabada 3 kişi olsa 1 milyon eder... Yani artı 1 milyon... Bu kadar insana fırınlar ekmek bile yetiştiremez.

Bodrum, turizmdeki en önemli kalelerimizden biridir, o güzelim beldeyi kendi ellerimizle yaşanmaz hale getirmeyelim.

......

Acaba diyorum, tatil yapmaya her zaman imkanı olanlar, bari bayramlarda feragat etseler de Bodrum’u normal akışına bıraksalar.

*

Beyoğlu, İstiklal Caddesi’ne kaç kişi sığabilir? Avare avare etrafa bakınarak yürüyen kaç kişi mesela?

Aklınızdan geçen rakamı 2’yle 3’le çarpın... O kadar büyük bir kalabalık vardı Bayram’da.

Yahu orada deniz yok, yeşillik yok, bu sıcakta ne arıyor insanlar Beyoğlu’nda?

Böyle bir eziyet görmedim. Cezalı gibiydiler.

Ter içinde dönüp bir tur daha attılar, hayret.

*

Çoktandır 1000 rakamının üstüne çıkmıyor günlük korona vak’aları.

Hepimiz birden çıldırıp kendimizi sokağa attığımız ve kuralları yok saydığımız günden beri 2 bin’li rakamlara çıksak bile şaşırmazdık.

......

Allah bizi koruyor ki, bu disiplinsizliğe rağmen 1000’in hâlâ altındayız...

Ha gayret, bir de 800’lere, 700’lere inersek, dünya tıp tarihine geçecek bir mucize yaratacağız... Demek ki maskesiz bir Türkiye ve sıfır mesafe, bize yarıyor azizim... Atışa devam.

Zaten Sağlık Bakanı da galiba bıktı, peşimizi bıraktı bizim...

Kusurumuza bakma hocam. 

Siyaset 

CHP, sağ’a mı kaydı?

Hayır.

Sağ’a kayması için önce

sol’da olmuş olması lazım...

Yok öyle bir şey.

CHP, sadece sağdaki siyasetçilere muhtaç oldu... Kendini kaybedince...

Hepsi bu. 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Öğretmenim

İçimdeki saygıyla karışık o korku, hiç eksilmemiş.

Bu sütunda yazdığım her yazıya

-önce- öğretmenim acaba beğenir mi diye bakıyorum.

Gramer hatalarından ödüm patlıyor. Noktalama işaretleri acaba yerinde mi, tamam mı?

Son dakika bir daha

gözden geçiriyorum.

Benim öğretmenim, bende bir Türkçe hatası görmemeli. Yıllık not ortalamam, hiç düşmemeli.

***

Geçenlerde bir dostum soruyordu:

Yazının Devamını Oku

Özetlersek

Aralık 2005’te kuvvetli bir AB rüzgarı yakalamıştık.

Sonraları o rüzgar ters esmeye başladı.

Neden?

Şu hükmü vermek kolay:

- Dış Politika’da Türkiye, yanlış adımlar attı.

E ne olur attıysa?

AB ülkeleri hiç yanlış yapmadı mı?

Diplomaside yanlış adımın karşılığı bu mudur?

***

Yazının Devamını Oku

Pazar notları

Yeni kısıtlamalar gelince, bir kısım gençliğin keyfi kaçtı.

Hiç kaçmasın.

Kapanın evde bir odaya, girin sosyal medyaya, bol bol sosyalleşin... Sizin için ne değişti ki? Bilakis, ufkunuz daha da açılacak.

Buldum

Millet İttifakı Abdullah Gül’e takılıp kalacağına, Bülent Arınç’ı aday göstersin.

O da olmazsa...

- Cindoruk’u aday göstersin.

O da olmazsa Ali Babacan var. Üstelik yüzü merhum

Menderes’i andırıyor.

Yazının Devamını Oku

Fail-i meçhul

Olacağı buydu.

Temizlik - maske - mesafe üçlüsüne aldırış etmeyen sorumsuz bir güruh, 83 milyon vatandaşın hayatıyla oynadı.

Ne oldu şimdi?

Yasaklar gelince...

- Özgürlüğümüz gitti.

- Çok titizlendiğimiz hayat biçimimiz gitti.

***

Sadece o mu?

-

Yazının Devamını Oku

İç huzur

Bizim siyasi partiler, kendi içlerinde ille bir huzursuzluk çıkarmaya mecburlar mı?

Gerçi CHP’nin eski huyudur ama yepyeni bir parti olan

İYİ Parti’ye ne oluyor?

Nedir paylaşılamayan?

........

Ümit Özdağ bâri vuruşarak çekildi.

Darısı “Muharrem İnce’nin başına” diyeceğim ama o, yıllardır vuruştuğu halde

bir türlü çekilemiyor.

- Bırak gitsin.

Yazının Devamını Oku

Şimdi de bu

Devlet Yatırımı nedir?

Neye göre devlet, neye göre hükümet? Yerel yönetimlerin müdahale hakkı var mıdır?

Varsa nereye kadardır?

***

Daha önceleri böyle bir tartışma yaşamadığımız için, Kanal İstanbul’u kategorize etmekte zorluk çekiyorum.

***

Ama birkaç örnekten

yola çıkıp, bâri tartışmaya

bir katkıda bulunayım.

Yazının Devamını Oku

Taslak maslak

Anayasa çalışması yapmak, ayıp değil...

 

Saklamak ayıp.

Gerçi yapmadık diyorlar ama arşive bakınca, yaptıkları pekâlâ anlaşılıyor.

Öyleyse saklamak niye?

Ortada Anayasayı, “cebren tebdil, tağyir ve ilga” gibi bir suç da yok ki.. Sadece bir çalışma var.

Öyleyse niçin saklıyorlar?

- Utandıkları için mi?

***

Yazının Devamını Oku

Daha kaç yıl?

Basiretsiz dünya, hiçbir problemi çözemiyor.

Karabağ, tam 30 yıldır sözde “3 büyük devlet”in eşref saatini bekledi durdu.

Keşmir, Allah’a emanet.

Kıbrıs? Zaten çocukluğumuzdan beri süregelen bir tefrika.

......

Daha durun.

Bunun Afganistan’ı var, Irak’ı Suriye’si var, Libya’sı var, varoğlu var.

Ege sahanlığı, yıllardır bildiğiniz gibi.

Doğu Akdeniz

Yazının Devamını Oku

Mesafe’ymiş...

Bir “mesafe” lafıdır gidiyor.

HDP’ye güya ayar veriyorlar.

Diyorlar ki ona;

- Terör örgütüyle arana mesafe koy.

Ne demek bu?

- Örgütle ilişkini kesme ama bari fazla yaklaşma.

Yani makul mesafede durursa, HDP’yi hoş görecekler.

***

Sıfır tolerans

Yazının Devamını Oku

Son karar

Şimdi düşünüyorum da Kemal Kılıçdaroğlu ne iyi etmiş diyorum.

15 Temmuz gecesi, Yeşilköy’de tankın üstüne çıkıp darbeye direnseydi, vay haline... Şimdi bir grup partili arkadaşı onun yargılanmasını isteyecekti.

........

O böyle bir tuzağa düşmedi, bravo... Tankları pas geçti, gitti, bir dostunun evinde, sütlü kahvesini içerek, televizyonun karşısına paşa paşa oturup darbenin akıbetini bekledi.

İşte... Akıllı adam budur.

Ben, demokratın böyle olanını severim...

Yakındır

Panşiyan’ı Allah ıslah etsin... Ermeni Halkı’nın gururuyla da oynadı.

Bu,

Yazının Devamını Oku

Hal ve gidiş

CHP, her şeye rağmen Muharrem İnce’yi ihraç etmiyor.

Muharrem İnce de her şeye rağmen CHP’den istifa etmiyor.

“Birbirlerine katlanıyorlar” diyeceğim ama hayır. Katlanmıyorlar ki.

Rakip gibiler.

Hatta rakipten öte hasım gibiler. Yâni husumet de var.

***

İnce, gittiği her yerde halka soruyormuş:

- Partide mi kalayım, yoksa ayrılayım mı?

Kal diyenler, git diyenler... Anladık ama onlar demek istiyorlar ki, bitsin bu patırtı.

Yazının Devamını Oku

Nezle gibi

Hatırlayın.

Aylardır, insanlar akşamları ekranların karşısına geçer, günlük korona tablosu’nu merakla beklerdi... Kaç vaka? Kaç vefat? Kaç test?

Şimdi kimsenin pek baktığı yok. Herkes kanıksadı.

Zaten ne maske kaldı, ne mesafe.

Hele bir de aşı ümidi doğdu ya, artık rehavet cesarete, hatta cinnete dönüştü.

Ve korona, bir nezle muamelesi görmeye başladı. Hepimize geçmiş olsun.

Aman ha, nezle bulaşıcıdır.

***

Bir yandan da yeni tedbirler alınıyor.

Yazının Devamını Oku

Yeri gelmişken

Bir devlet için en kötü damga:

Güvenilmez, yalancı ve gayriciddi oluşu.

O devlet, isterse artık ağzıyla kuş tutsun, isterse bütün gezegenlere hükmetsin... Yine de itibarsızdır.

Elbet ondan çekineni, korkanı vardır ama seveni yoktur... Dünyanın nefretini toplamıştır.

*

Buna ek, bir de terörist devlet modeli var.

İşgalci, sömürücü, katil, gaddar, tarih hırsızı, müze soyucu, haram yiyici, utanmaz, arlanmaz ve doymaz bir tür.

*

Çok şükür, Türkiyem kimsenin toprağında, denizinde, petrolünde, şusunda busunda asla gözü olmayan, sadece misak’ı milli’ye odaklanmış, dünyanın en dürüst devletidir. Yurt savunmasından başka, hiçbir emeli yok.

Yazının Devamını Oku

Ateşkes

Paşinyan: Bu anlaşma, Ermeni Halkı için çok acı verici dedi.

Nihayet farkına vardı.

Dünyadaki bütün Ermenilere büyük kötülük ettiğini de anladı mı acaba?

Paşinyan, kendi milletine ırkçı, işgalci, saldırgan ve savaş suçlusu diye damga vurulmasına sebep olmuştur.

*

Ermeni Halkı, işte bu acıya dayanamamış, sonunda gidip Meclis’i basmış ve Meclis Başkanı’nı epey tartaklamıştır.

Haklıdır.

Basiretsiz, çapsız üstelik kifayetsiz ve muhteris devlet adamlarının getirdiği felaketlere, hiçbir halk müstahak değildir.

*

Yazının Devamını Oku

Anarken...

Onun adı tartışılır mı?

İster Atatürk deyin, ister Mustafa Kemal deyin, ister Gazi Paşa deyin... Fark etmez.

Adı, andımızdır.

***

Televizyonla herhalde pek tanışmamıştı.

Cep telefonu kullanmamıştı.

İnternet nedir bilmezdi.

Hızlı trene hiç binmemiş, asma köprülerden hiç geçmemiş, 50 bin kişilik statlarda hiç maç seyretmemişti.

Ama koyduğu hedeflere bakar mısınız?

Yazının Devamını Oku

Son durum

Karabağ’dan güzel haberler geliyor.

- Şuşa kurtarıldı...

Çok önemli bir nokta bu.

- Şimdi sıra Laçin’de.

O da “azad edildiği” zaman (ki çok yakındır) Azerbaycan’ın “30 yıldır birikmiş milli enerjisi” zafere dönüşecek.

........

Sırf sahada değil, Azerbaycan, diplomaside de süreci çok iyi yönetti. Öyle ki, ABD - Fransa - Rusya üçlüsünü, minder dışı bıraktı. Bunu, çok akıllıca yaptı. Artık o üçlü, Azerbaycan’a gölge etmeyecektir sanırız... Başka ihsan istemez.

***

Amerika’dan gelen haberler ise,

Yazının Devamını Oku

Biraz ciddiyet

Trump’tan, Biden’dan sıkıldım.

Bugün içeriye dönelim.

Şimdi yeni bir dalga var. Duydunuz mu? Ona buna para teklif ediyorlarmış ki, birileri parti kursun diye... Kursun ki muhalif blok bölünsün diye.

Parayı kim verecek?

Parayı kim alacak?

Parti mi kuracak, parti mi vuracak?

Orası belli değil.

Çünkü isim yok, bilgi yok, bulgu yok... Eşkal bile yok.

Eh, böyle yalanların

Yazının Devamını Oku

Ne fark eder?

Joe Biden’dan niye korktunuz?

Bu Amerika, yıllardır bize zaten düşmanlık yapmıyor mu?

YPG’yi binlerce kamyon silahla donatmıyor mu?

Güneyimizde bir terör koridoru kurdurmak istemiyor mu? S-400’ler ve F-35’ler konusunda karşımıza dikilmiyor mu?

Yahu bu Amerika, bizi sürekli tehdit etmiyor mu? Sürekli yaptırım uygulamıyor mu?

***

Geriye ne kaldı ki?

Kafamıza çuval geçiren de yine Amerika değil mi?

E

Yazının Devamını Oku

Akılda kalan

Seçim gecesini yönetmek, bir hüner midir?

- Oylar atılmışken...

- Sandıklar kapanmışken...

- Sayım başlamışken...

Artık Trump veya Biden, hangi süreci yönetebilirdi ki?

Ve neyi değiştirebilirdi?

*

Seçim gecesi denince, aklıma hemen Muharrem İnce geliyor.

Çünkü:

Yazının Devamını Oku

Kim kazandı?

Birinden biri kazandı ama hangisidir biz bilmiyoruz. Sanki Amerikan Halkı biliyor mu?

Hay Allah.

Orada Yüksek Seçim Kurulu diye bir kesin karar mercii de yok.

Orada, Kılıçdaroğlu gibi racon kesecek bir filozof da yok.

Orada, kendisini tarafsız ve objektif olarak yutturan gazeteciler de yok.

Ayıklasınlar pirincin taşını.

Bize ne?

Ne halleri varsa görsünler.

*

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları