GeriRauf TAMER Dilin kemiği
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dilin kemiği

Yarın tam 1 yıl oluyor.

Belediye seçimleri yapılalı, tam 1 yıl.

Bir o günkü havayı hatırlayın, bir de şimdiki sessizliğe bakın.

-Siyaset, beklemede.

Kılıçdaroğlu’nun ara sıra hükümete verdiği muhtıralar dışında, pek hareket yok.

*

Zaten ne olabilirdi ki?

İnsan sağlığı üzerinden siyaset yapmak, yakışık almaz ki... Tıpkı şehitler üzerinden siyaset yapmak gibi...

Evet, bir taraftan da Mehmetçik, sınır ötesi görevde.

Yani, muhalefetin eli kolu bağlı... Gidin Esad’la konuşun’dan gayrı bir laf edemiyor.

 Ne desin?

“-YPG bize mi saldıracak?”

*

Yine de kapılardan birini aralamayı ilk defa Abdüllatif Şener denedi.

Dedi ki:

-Bu koronavirüs, 6 ay böyle giderse, dünyada buna hiçbir hükümet dayanamaz.

Yoo, Türkiye’yi kastetmedi.

Amerika’yı, İngiltere’yi, İspanya’yı, İtalya’yı falan kastetti.

Türkiye hariç...

Ne yapsın?

O da bu kadarını söyleyebildi.

Ne desin?

-Pek yakında iktidara geliyoruz mu desin?

Türkçesi kıvraktır.

Arif olan anlar.

*

Şuraya gelmek istiyorum.

Kör olası bu virüs, bizden de epey can aldı ama siyaset üslubumuza bir balans ayarı getiriyor galiba... En azından hepimizi bir nezaket çizgisine çekiyor.

......

Virüs, elbet defolup gidecek. Ama bu üslup kalacak inşallah.

Yani bundan böyle kimse çıkıp da dolar 10 lira diye bağırmayacak.

Kimse çıkıp da yeni doğanlar bizden, ölenler onlardan diye milleti kategorize etmeyecek.

Ne dersiniz?

Çok mu iyimserim?

X

Sonrası kolay

Bir küçük telefon fihristi oluşturacak kadar çatı aday ismi geldi geçti.

Ölçü nedir?

Nasıl bir aday?

Aranılan ilk vasıf, sağdan oy alabilecek biri’ydi.

Düşünün, Ekmeleddin Bey kimin aklına gelirdi?..

O bile geldi.

Ama yetmedi.

***

Daha sonra AK Parti’den de oy alabilecek “bir hasım” üzerinde duruldu.

Yazının Devamını Oku

Biraz yavaş

Cumhur ve Millet...

Her iki ittifakta da erken öten horozlar var. Yüzde 60’a kadar “kafadan” sallıyorlar.

Aklıma ne geldi:

Adamın biri bakkala koşmuş, nefes nefese... Bir 500 liralık banknot uzatıp şunu boz demiş.

Bakkal gayet sakin, almış 500’lüğü, çekmecesinden iki tane 250 liralık banknot çıkarıp vermiş adama.

Alman’a dair

Yıldönümü...

Mayıs.

Farz edin ki 1945’teyiz.

Yazının Devamını Oku

Daha neler

Bazı anketlere göre, AK Parti oyları, yüzde 30’un altında.

Çok bile.

Niye 20’nin altında değil?

Yahu “bittik, battık, mahvolduk” diye günde

24 saat boşuna mı bağırdık?

Biz seni yüzde 10’un altında ararken, sen hâlâ 20’lerde mi geziyorsun?

Sen torpilli misin?

# Bunlar da var

Hem koyu muhalif...

Yazının Devamını Oku

Sisteme dair

Bir taraftan sandık her şey değildir diye bağırıp da, diğer taraftan sürekli erken seçim istemek biraz tuhaf geliyor ama yine de üzerinde düşünmek lazım.

Bir ülkeyi kimin yöneteceğini elbet sandık tayin eder. Ama nasıl yöneteceğini kurallar söyler. Yasalar söyler. Bazen teamüller bile söyler... Zaten hepsine birden sistem diyoruz. Ama sistem orada dururken, üstüne bir başka sistem yamamak, çok ülkenin

başına çok dertler açmıştır.

***

Bizde CHP sağa kaymıyor. Karıştırmayın. Başka bir yolu seçmiştir. Sağcıları partiye dolduruyor.

O da bir yol.

Sağa kaymak, zahmetli iş. Türlü handikapları var. Halbuki parti içinde sağ bir platform oluşturmak, yabancı futbolcu transferi gibidir. Baktın ki faydası yok, biletini keser yollarsın.

Yeni bir rüzgar

Batı’nın palyaçosu Yunanistan’a kötü bir haberimiz var:

Yazının Devamını Oku

Eller yukarı

İmamoğlu ‘haklı olarak’ soruyor:

- İnsanlar elleri arkada yürüseler saygısızlık mı?

Hayır, değil. Lakin... Benim de aklıma şunu sormak geliyor:

- Belediye Başkanı türbede tek başına mı yürür? Sağında solunda, önünde arkasında, hiçbir refakatçi olmaz mı?

Ve devamla:

- Başkan’ın fotoğrafı sırf arkadan mı çekilir? Yani, sırf ellerinin arkada olduğunu göstermek için... Öyle mi?

Bir deli saçması da benden gelsin istedim. Başka sorum yok:

- Eller yukarı. 

Kaynak

Yazının Devamını Oku

Sen de yap

MHP’nin anayasa çalışmasını, Devlet Bahçeli heyecanla ilan etti ama muhalefet buz gibi karşıladı, buz...

Onca zahmet, onca emek, hiçbir şey ifade etmiyor mu?

Bir eline sağlık da mı denmez? Beğen veya beğenme, bu mudur insana değer? Emeğe saygı?

............

En tuhafı da, bu anayasayı gündemi değiştirmek için ortaya atılmış bir malzeme

olarak aşağıladılar.

Bu çok ayıp.

Türkiye’de gündemi değiştirmek için, malzemeye ihtiyaç mı var? Kılıçdaroğlu tek başına zaten malzeme değil mi?

(Not: Bir anayasa da sen yap görelim. Yapamıyorsan HDP’ye sipariş ver.)

Yazının Devamını Oku

İmkansız

On kere, yüz kere, bin kere sordular:

- Aday mısınız?

Kılıçdaroğlu da her seferinde münasip bir lisanla konuyu kapattı. Şimdi son olarak klişe bir cümle hazırlamış, kim sorsa aynı cevabı veriyor: (Mealen)

- İttifak’tan böyle bir karar çıkarsa kaçamayız.

***

Çıkmaz çıkmaz.

Öyle bir karar çıkmaz.

Çıkmaması için de zaten bütün şartlar şimdiden hazır... Esasen öbür liderler de istemezler Kılıçdaroğlu’nun çatı adaylığını... Peşinen mağlubiyeti niye kabul etsinler.

Geriye hangi ihtimal kalıyor:

Yazının Devamını Oku

Terör ve Şube

Ayrıntıyı Akşam Gazetesi’nde okudum.

Bazı senatörler, bazı kalantor YPG ve PKK yandaşlarını ABD’ye getirmek için özel vize önermişler... Böyle enteresan öneriler hep senatörlerden geliyor.

PKK desen, Washington’a çoktan kapağı attı. Artık onun da aleni bir lobisi var. (Türkiye’dekiler gibi gizli kapaklı değil.)

*

Buna çok memnun oldum.

Demek ki terör, okyanus ötesi bir kariyer sahibi oluyor.

Dolayısıyla da legalize oluyor.

Öyleyse?

Meksika Sınırı’nda inşallah

Yazının Devamını Oku

Fark’a dikkat

24 Nisan’ın üzerinden 8 gün geçti, soykırım masalı hâlâ gündemdeki yerini “coşkuyla” koruyor. Yanlış okumadınız coşkuyla dedim.

Dünyadaki Ermenileri toplasan, Ermenistan nüfusu dahil, hepsi topu topu 5 milyon Ermeni eder.

5 milyon nedir ki?

Dünya üzerinde yüz milyonlarca Türk var.

Demek ki mesele, sayısal ağırlık değil.

Değil.

***

Peki, mesele siyasal ağırlık mı?

Bence o da değil.

Yazının Devamını Oku

17 günlük kamp

Her yıl, 3 günlük Ramazan Bayramı’nı allem edip kallem edip 9 günlük tatile çıkarmayı becerirdik.

Bu yıl 9’u ikiye katlayıp, tatili 17 güne çıkardık.

Kurban Bayramı’na Allah Kerim.

*

Aman, otoyollara dikkat diyorduk yıllarca... Trafik Canavarı’na dikkat.

Ne değişti?

Şimdi tehlikenin sadece cinsi değişti. Aman koronavirüs’e dikkat diyoruz, o kadar.

Yani nereden baksanız, işin özü kurallara riayet.

*

Yazının Devamını Oku

Neye benziyor?

Kısıtlamalar, Ramazan Bayramı’nı da içine aldığı için sevinen laikçiler var. (Laik demedim, laikçi dedim.)

Ama aynı laikçiler, gönüllerince tatil yapamayacakları için çok üzgünler. Salgın da neymiş!

...........

Yobaz’ın sağcısı solcusu olur mu? Nitekim Ramazan Bayramı’na kasten yasak getirildiğini düşünen dinciler de var.

(Dindar demedim, dinci dedim.)

***

İşte bizim kutuplaşmalarımız her konuda böyle. Erdoğan karşıtları Joe Biden’ı şimdi nasıl alkışlıyorlarsa, Erdoğan’ı destekleyenler de Biden’a öyle ateş püskürüyorlar. Soykırım iddialarının önüne arkasına, belgesine bulgusuna bakan yok.

***

Sırf bu iktidara duyduğu nefret yüzünden

Yazının Devamını Oku

Birikmiş notlar

Koronavirüste günlük vaka sayısı, nasıl 5’er bin 5’er bin artarak uçtuysa, şimdi de 5’er bin 5’er bin azalarak yelkenleri suya indiriyor.

Yakalamışken, bu çizgiyi bırakmayalım.

Unutmayın... Bir bayram feda edersek, on bayram kazanırız. Aksi halde hepsini kaybetmek de var (Allah korusun).

Van ve Muş

Diyarbakır Anneleri’nden gayrı Şırnak, Muş ve Van Anneleri de Evlat Nöbeti’nde büyük mesafe aldılar.

Kimi 600 gün, kimi 100 gün, kimi 70 gün, 80 gün...

Takvim yapraklarını niye sayıyoruz?

Annelerin Zaferi’ne kaç gün kaldı diye.

Gözden kaçmasın

Yazının Devamını Oku

Nasıl bir nefret...

İçlerinde ne varsa kustular.

Bütün bu nefret cephesini, Başkan Biden temsil etti.

Anlaşılmayacak tarafı yok. Gelmiş geçmiş başkanlardan birinin Tanrı Başkan olarak mutlaka tarihe geçmesi lazımdı.

İşte öyle birini buldular.

*

Buldukları zat, zaten dünden hazırdı.

Soykırım’dan öte bakın ne dedi:

- Aman tekrarı olmasın.

Ne demek?

Yazının Devamını Oku

Hangi hakla?

Şu 24 Nisan’larda, soykırım masalı için “racon kesme hakkı”nı ABD’ye kim vermiş?

Zavallı dünya... Her yıl, ağzı iki karıfl açık olarak Beyaz Saray’dan gelecek sesi bekler durur.

Nedir? Soykırım.

- Dedi mi demedi mi?

Ay çok heyecanlıyım, diyecek mi, demeyecek mi?

***

Zannedersiniz ki Beyaz Saray’da dünya tarihçilerinden oluşan bir komite var.

Zannedersiniz ki Beyaz Saray’da dünya hukukçularından oluşan saygın bir adalet divanı var.

Yazının Devamını Oku

‘Talip ve öneri...’

Kendi anlatıyor.

İmamoğlu, hiçbir makama talip olmamış, hep ona makam önermişler.

İşte mesela İlçe Başkanlığı, İlçe Belediye Başkanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi... Ona hep bu tür önerilerle gelmişler.

Eh, ne yapsın?

O da ısrarlara dayanamayıp hep kabul etmiş...

Herhalde öyle ki, şu anda İBB Başkanı olarak 16 milyon kişiyle her sabah kucaklaşmaktadır.

***

Peki ama bu sefer Cumhurbaşkanlığı söz konusu.

Hayır...

Yazının Devamını Oku

Büyük gün

23 Nisan günü, 27 Mayıs’ı konuşmak...

Allah Allah...

23 Nisan günü, Menderes’in sonu’nu konuşmak.

Bu da mı olacaktı?

......

23 Nisan günü 104 Emekli Amiral’in bildirisini mi konuşacaktık, yazacaktık?

Başımıza gelmeyen bir bu mu kalmıştı?

*

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları