Şifa veren ellerden kalem tutan ellere

Küçük bir grup kadın hekim, sosyal medyada eğitime destek için bir araya geldi. Burs amaçlı bu hareket çığ gibi büyüdü. 31 Aralık 2018’de vakfa dönüştü. Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı, kısa adıyla KAHEV’in 1000 resmi üyesi ve 21 bin 400 gönüllüsü var. Vakıf üyelerinin tamamı ise kadın.

KÖŞEM hukuk köşesi. Hukuk, hak ve adalet kavramı üzerine kurulu. Eğitim ise insan olmaktan kaynaklı en temel haklardan biri. Yaşam hakkından sonra belki de en önemlisi. Çünkü eğitimli kişi kendi hukukunu da temel haklarını da koruyabilen kişidir aynı zamanda. O yüzden bu hafta okurlarımın izniyle yeni bir eğitime destek hareketini yazmak istedim. Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı, kısa adıyla KAHEV’i. KAHEV, maddi imkânsızlıklar yüzünden eğitimlerine devam etmekte zorlanan öğrencilere burs vermek için kuruldu. Sloganları da şöyle: “Şifa veren ellerden kalem tutan ellere”

Şifa veren ellerden kalem tutan ellere

BURS HAREKETİ OLARAK ÇIKTI

KAHEV’in Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burcu Akdağ Özkök, vakıf olma öykülerini bakın nasıl anlattı:

“Biz önce Facebook’ta etrafımızda gördüğümüz eğitim ihtiyacı olan öğrencilere destek vermek için kadın hekimler olarak gruplar kurduk. Bu istekler o kadar çok arttı ki yetişemez olduk. Hepimizin çocukları var, bir şeyler yapmak istedik. Aynı imkânları başka çocuklara da sağlamak için organize olduk. Ülkemizi ancak eğitimle daha da ileriye taşıyabiliriz.

Bizler doktoruz ve devlet yükümlülük hizmeti adı altında ya da kendi memleketlerimizde isteğimizle yurdun dört bir yanında mesleğimizi icra ediyoruz. Ne yazık ki Doğu ve Güneydoğu bölgeleri daha fazla olmak üzere ülkemizde bazı bölgelerde özellikle kız çocuklarının eğitimi çok önemsenmiyor. Coğrafyalar kaderimiz olmamalı. Bir kız çocuğu neden 14 yaşında gelin olsun? Kendi çocuklarımıza verdiğimiz imkânları o çocuklara da vermeliyiz diye harekete geçtik. Eğitimli insan hukukunu da sağlığını da koruyabilir.

APOLİTİK BİR VAKIFIZ

31 Aralık 2018’de vakfımızı kurduk. Vakfın kuruluşu için gerekli malvarlığını aramızda 100’er lira toplayarak sağladık. Biz apolitik bir vakıfız. Tek amacımız eğitime destek. Yönetim olarak kendimizi de bağladık. Vakfın başka hiçbir amaçla faaliyet göstermeyeceğini, hiçbir yönetim kurulu üyesinin tek kuruş almayacağını kayda geçirdik.

Şifa veren ellerden kalem tutan ellere

REFERANSLA BURS SİSTEMİ

Üyelerimizin referansı ile burs veriyoruz. Çünkü bazen belgeler yanıltıcı olabiliyor. Biz üyelerimizin referansı ile gerekli araştırmayı yaparak, Türkiye’nin her yerinden, her yaştan, ilkokuldan üniversiteye kadar öğrencilere burs veriyoruz.

Okul, üniversite, bölüm ayrımı yapmıyoruz. Bu yönüyle diğer vakıflardan ayrıyız. Şu anda 569 öğrencimize burs veriyoruz. Kız-erkek oranı yüzde 60’a yüzde 40 gibi.

Aylık 250 bin lira olan burs ödemelerini şu anda sadece üyelerimizden karşılıyoruz. KAHEV’in şu anda 21 bin 400 gönüllüsü ve bin resmi üyesi var. Adından da anlaşıldığı gibi üyelerimizin tümü kadın. Önümüzdeki yıllarda belki erkek üye almayı düşünebiliriz.

DESTEK BEKLİYORUZ

Vakıf olduktan sonra geçen bir yıllık kısa sürede 40 kütüphane, 2 robotik laboratuvarı ve 1 STEM laboratuvarı kurduk. Kurduğumuz kütüphanelere de şiddet gören, şehit edilen meslektaşlarımızın adını vererek, bir farkındalıkta yaratmak istiyoruz. Hedefimiz maddi imkânsızlıklar yüzünden eğitimlerine devam etmekte zorlanan öğrencilere burs vermeye devam etmek, kütüphanesiz okul kalmamasını sağlamak, üniversite kurmak. Bu amaçla çalışmalarımızda devletimizden, sanatçılardan ve duyarlı vatandaşlarımızdan destek bekliyoruz.”

Ülkemizin geleceği, çocuklarımızın eğitimi için iyi ki bu güzel kalpli insanlar var.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

2021 yazına uzuyor

Koronavirüs salgınındaki riskli tırmanış sürerken, TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda geçen hafta kabul edilen düzenlemeye hükümlülerin cezaevi izinlerinin uzatılması da girdi. Kısa sürede yasalaşması beklenen yeni salgın izni düzenlemesi, 31 Temmuz 2021’e kadar yürürlükte kalacak. Cezasının infazını salgın izninde tamamlayan hükümlüler bir daha cezaevine dönmeyecek.

Hükümlüler ve yakınları yeni düzenlemeyi merak ediyor. Önce, Ö.D.’nin okurlarımın sorularını özetleyen e-postası:

“Cezaevinden denetimli serbestlikle çıktım. Salgın izinleri uzatılırsa infazdan sayılacak mı? 21 Nisan 2021’de infazım doluyor. Sonrasında denetim sürem bitecek mi? Adli sicil kaydımdan cezam silinebilir mi?”

ARALIKTA BİTECEKTİ

Yaklaşık 70 bin mahkûmu kapsayan salgın izinleri 5275 sayılı kanunun Geçici 9/5. maddesi uyarınca 30 Eylül 2020’den itibaren iki ay süreyle uzatılmıştı. Salgın izni aralık itibarıyla sona erecekti. Ancak salgının seyri, hükümeti cezaevlerine dönük de önlem almaya yöneltti. Torba düzenlemeyle cezaevlerindeki salgın iznini uzatan düzenleme yapıldı. Bakın şöyle:

Salgın sebebiyle açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda olup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlülerin, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlüler ve denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlülerin izinli sayılmalarına ilişkin süre 31 Ocak 2021 tarihine uzatıldı.

31 TEMMUZ 2021’E KADAR UZATMA YOLU

Koronavirüs salgının devamı ve gerekli görülmesi halinde bu süre, Sağlık Bakanlığı’nın önerisi üzerine Adalet Bakanlığı’nca her defasında 2 ayı geçmemek üzere 3 kez uzatılabilecek. Böylece, Adalet Bakanlığı’na salgının sürmesi durumunda izin süresini en fazla 31 Temmuz 2021’e kadar uzatılma yolu açılacak.

Yazının Devamını Oku

Maske ve eldiven ‘evsel atık’ mı?

Deniz, göl, orman, park, sokak... Tüm çevreye saçılan maske ve eldivenler ‘evsel’ mi yoksa ‘tıbbi atık’ mı? Yetkililere sordum.

Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) gelişigüzel yere atılan ve hastalık bulaştırma riski taşıyan maske ve eldivenlerin çevreyi koruyacak şekilde toplanması ve bertaraf edilmesi için yasal-idari tedbir alınması için başvurmuştum. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden başvuruma yanıt geldi:

Maske ve eldivenler ‘evsel atık’mış.

Hastane atıkları gibi ‘tıbbi atık’ olarak değerlendirilmelerine ve bertaraf edilmelerine gerek yokmuş.

‘Bilgi’ için gönderilen bu yazıyı özetliyorum:

MEDYA VE WEB’DEN BİLİNÇLENDİRİYORUZ

“Halk sağlığının korunması amacıyla Bakanlığımız pandemi süresi boyunca çalışmalarını titizlikle yürütmektedir. Alınması gereken tedbirler ve uygulamalar konusunda Bilimsel Kurulu’muzun tavsiyeleri doğrultusunda faaliyetler gerçekleştirilmektedir. Bilimsel Kurul yayınlanan bilimsel çalışmaları da yakından takip etmekte ve güncel bilgiler ışığında hemen hemen her sektöre ve halkımıza yönelik tavsiyeleri güncellemekte, Bakanlığımız bu tavsiyeler doğrultusunda broşür, rehber, afiş vb araçlar ile vatandaşlarımıza yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarını gerek medya kanallarında gerekse Bakanlığımız web sayfasındaki yayınları ile sürdürmektedir.

MASKE VE ELDİVEN ‘TIBBİ ATIK’ DEĞİL

Yazının Devamını Oku

Baba velayeti alabilir mi?

Boşanma sürecindeki erkek okurlarım, çocukların velayetinin hangi tarafa ve nasıl verildiğini soruyorlar. Yargıtay içtihatları ışığında anne bakımına muhtaç 0-3 yaşındaki çok küçük çocukların velayeti genellikle anneye, istisna durumlarda babaya veriliyor. Mahkeme velayetin kime verileceğini belirlerken, çocuğun üstün yararını kriter olarak alıyor. Velayet değişikliği için dava açılması ise mümkün.

Önce okurum N.T. adlı babanın sorusu:

“Eşim bana boşanma davası açtı. Üç yaşında kızım bir yaşında oğlum var. Mahkeme 15 günde bir görüş verdi. Üç yaşındaki kızım bana çok düşkün, annesini istemiyor, ağlıyor. 15 gün bana yetmiyor, çocuklara bakmıyorlar. Üstü başı pis, yüzü yaralı görüyorum. Allah kimseyi evlatlarından ayırmasın. Velayeti ben nasıl geri alabilirim?”

N.T. gibi boşanma sürecindeki erkek okurlarım, çocukların velayetini mahkemenin hangi tarafa nasıl verdiğini, babanın velayeti geri alıp alamayacağını soruyorlar. Medeni Kanun hükümleri ve Yargıtay uygulaması ışığında yanıtım şöyle:

MAHKEME VELAYET KARARINI NASIL VERİR?

Boşanma davası sürecinde aile mahkemesi hâkimi çocuğun üstün yararını kriter olarak alarak, velayeti hangi tarafa vereceğini belirliyor. Velayetin anneye mi babaya mı verileceği konusunda hâkimin geniş bir takdir hakkı var. Hâkim takdir hakkını, çocuğun üstün yararı ile birlikte ihtiyaçlarını, yaşını dikkate alarak, tarafların ruhsal, fiziksel, sosyal, ahlaki ve kültürel yönden standartlarını bir bütün olarak değerlendirerek kullanıyor.

UZMAN RAPORU ÖNEMLİ

Uygulamada, bu hususların tespiti için mahkeme pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarını görevlendiriyor. Görevlendirilen uzmanlar, taraflar ve müşterek çocuk ile görüşerek rapor hazırlıyor. Ancak hazırlanan bu rapor, hâkim açısından bağlayıcı olmuyor. Sadece yol gösterici nitelik taşıyor.

Yazının Devamını Oku

Eşe muska yapmak boşanma nedeni mi?

Okurum O.G., 1.5 yıldır ayrı olduğu eşinin kendisine muska ile büyü yaptığını ve bunun boşanma nedeni olup olmayacağını soruyor. Yargıtay, eşe büyü yapmayı ‘kusur’ kabul ediyor. ‘Haksız’ ve ‘güven sarsıcı’ hareket olarak nitelendirerek, boşanma nedeni sayıyor.

Önce okurum O.G.’nin sorusu:

“Eşimle yaklaşık 1.5 yıldır ayrıyız. Bana büyü yaptı. Evimde, annem ve benim adımın yazdığı Arapça yazılı muska buldum. Sorduğumda ‘Bizim mutluluğumuz için’ dedi. Bir bardak suya benim ismim yazılı kâğıdı attı, mürekkep silinince ‘İçeceksin’ dedi. Mutluluğumuz içinmiş, ben de içtim ve çok mutsuz günler yaşadım. Büyü yapmak boşanma nedeni mi?

KARIM İZNİM OLMADAN ÇALIŞABİLİR Mİ?

Eşim benim evimde kalırken çalışmıyordu. Annesinin evinde üç ay önce çalışmaya başlamış. Annesine ve abisine ‘Eşimi çalıştırmayın’ demiştim. Sonuçta halen nikâhlı karım ve istemediğim halde çalışıyor. Anlaşmalı boşanmaya da dava açmaya da yanaşmıyorlar. Ne yapmalıyım, yardımcı olur musunuz?”

BÜYÜ GÜVEN SARSICI HAREKET

Okurum O.G.’nin sorusunu Yargıtay kararları ışığında yanıtlamak istiyorum. Yargıtay, eşe büyü yapmayı “kusur” kabul ediyor. “Haksız” ve “güven sarsıcı” hareket olarak nitelendirerek, boşanma nedeni sayıyor. Yargıtay, somut olaya özgü olarak bazı dosyalarda, büyü yaptıran eşi bazen “tam kusurlu”, bazen “kusurlu”, bazen de “eşit kusurlu” kabul ediyor. O örnek kararlar özetle şöyle:

BÜYÜ YAPAN KADIN TAM KUSURLU

Yazının Devamını Oku

Salgın izni infazdan düşecek mi?

Koronavirüs nedeniyle binlerce hükümlü cezaevinden izinli olarak çıkarıldı. Bu geçen süre cezadan düşecek. Peki adli para cezası karşılığı kamuya yararlı bir işte çalıştırılma yaptırımına hükmedilenlerin evde izinli geçirdikleri süre de infazdan sayılacak mı? Onun da yanıtı “Evet”.

Bu hafta köşemi hükümlüler ve yakınlarından gelen sorulara ayırdım. En çok sordukları soru şu: Salgının seyri yavaşlamadı ve sürüyor. Cezaevlerinde koronavirüs izinleri bir kez daha uzatılacak mı?

Okurum H.A. bu konudaki beklentiyi ve e-posta kutumu dolduran soruları şöyle özetliyor: “Üçüncü kez izin uzatması yapılacak mı? İnşallah olur. Sabırsızlıkla beklemekteyiz.”

ÜÇÜNCÜ KEZ UZATMA MÜMKÜN

Koronavirüs nedeniyle yaklaşık 60 bin hükümlüye 31 Temmuz’dan itibaren iki ay süreyle ikinci kez verilen izin eylül sonunda bitecek. Salgının seyrine göre Sağlık Bakanlığı’nın önerisi ile Adalet Bakanlığı’nca salgın izni üçüncü ve son kez önümüzdeki ekim ve kasım aylarını kapsayacak şekilde iki ay daha uzatılabilecek. Yeni infaz düzenlemesinin geçici maddesiyle getirilen salgın izni 1 Aralık’ta sona erecek.

1 ARALIK’TA DÖNECEKLER

Salgında olağanüstü bir durum yaşanmaması, hükümetin gerekli görüp, farklı ve yeni bir düzenleme yapmaması halinde hükümlüler kalan cezalarını çekmek üzere 1 Aralık’ta cezaevlerine geri dönecekler. Aynı yasa kapsamında salgın izninde geçirilen süreler infazdan düşürülüyor. Cezasının infazını, evde salgın izinde tamamlayan hükümlüler cezaevine bir daha girmeyecekler. Ancak bakiye cezası kalan hükümlüler 1 Aralık’ta geri dönecekler. Bakiye cezalarını koronavirüs tedbirleri sıkı şekilde uygulanan cezaevlerinde çekecekler.

GÖRÜNTÜLÜ ARAMA İÇİN SÖZLEŞME TAMAM

Yazının Devamını Oku

Düğün takısı kimin hakkı?

Yargıtay, “Düğünde kadına takılan her türlü ekonomik değeri olan şey kadına ait” içtihadını değiştirdi mi? Artık düğünde kadına takılan kadına, erkeğe takılan erkeğe mi verilecek? Takı torbası, sandığına koyulan takı nasıl paylaşılacak?Son emsal kararı ışığında, düğünde erkeğe takılan ‘kadına özgü olmayan’ takılar artık erkeğe verilebilecek. Ata, cumhuriyet altını, yarım, çeyrek, gram altın gibi ziynet eşyaları kolye, gerdanlık, bilezik, küpe gibi ‘kadına özgü’ sayılamayacağı için erkeğe kalabilecek. Para da bu kapsamda.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (YHGK) düğün takılarıyla ilgili erkekleri ilgilendiren kritik emsal kararından (YHGK, 04.03.2020, E. 2017/3-1040, K. 2020/240) sonra okurlarımdan birçok soru geldi.

Boşanmada takılarının paylaşımına ilişkin kriterleri belirleyen bu emsal karara göre, düğünde erkeğe takılan ve “kadına özgü” olmayan takılar artık erkeğe verilebilecek. Bu yeni paylaşımın nasıl olacağına ilişkin gelen soruları özetleyen erkek okurum S.T.’nin örnek sorusu şöyle:

ANNEANNE BİLEZİĞİ ERKEĞE TAKILIRSA

“Eşimle üç yıl önce evlendik. Boşanıyoruz. Bana takılan gram, çeyrek, yarım, tam altınlar hatta annemin taktığı anneannemin hatırası birisi elmas, üçü 22 ayar altın dört bilezik var. Eşime de kolye, küpe, bilezikler takıldı. Bunun yanı sıra takı sandığına atılan para, çeyrek, gram, yarım, tam altınlar var. Yargıtay’ın kararları ışığında düğün takılarının paylaşımı mahkemede nasıl olur? Annemin bana taktığı aile yadigarı bilezikleri geri alabilir miyim?”

7 MADDEDE YENİ TAKI PAYLAŞIMI

S.T. ve diğer okurlarımın sorularına yanıt Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan’dan. YHGK’nın kararını inceleyen Gençcan, kendi görüşlerini kapsadığını vurgulayarak, yeni uygulamayı sosyal medya hesabından bakın şöyle anlattı:

1) Kadına takılan her türlü ekonomik değeri olan şey yine kadına aittir.

Yazının Devamını Oku

Cepte taahhüt mağduru olmayın

GSM şirketiyle cep telefonu faturanızın düşmesi için 12-24 aylık indirimli taahhüt kampanyasına imza attıysanız dikkat! “Taahhüt sürem doldu, ben ayrılıyorum” dediğinizde sürpriz faturalarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu şekilde kampanyaya katılıp süresi dolduktan sonra ayrıldıkları halde fatura çıkarılan okurlarımdan şikâyet yağıyor. Bu okurlarıma yargıdan iyi haber geldi. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, bir GSM şirketinin 24 aylık taahhüt süresi dolmadan ayrıldığını iddia ederek icra takibi başlattığı bir yazılım-donanım şirketine açtığı yaklaşık 4 bin liralık davayı reddetti.

GSM şirketiyle cep telefonu faturanızın düşmesi için 12-24 aylık indirimli taahhüt kampanyasına imza attıysanız dikkat! Bu belgeleri çok iyi saklayın. Kesinlikle de atmayın. Çünkü “Taahhüt sürem doldu, ben ayrılıyorum” dediğinizde sürpriz faturalarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Mahkemelik bile olabilirsiniz. Bu şekilde kampanyaya katılıp süresi dolduktan sonra ayrıldıkları halde fatura çıkarılan okurlarımdan şikâyet yağıyor.

TİCARET MAHKEMESİNDEN İYİ HABER

Bu okurlarıma yargıdan iyi haber geldi. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, (24 Haziran 2020 günlü 2016/1205 Esas ve 2020/214 karar) bir GSM şirketinin 24 aylık taahhüt süresi dolmadan ayrıldığını iddia ederek icra takibi başlattığı bir yazılım-donanım şirketine açtığı yaklaşık 4 bin liralık davayı reddetti. Mahkeme, Adli Tıp incelemesiyle sözleşme tarihinde tahrifat yapıldığını, sahte paraf atıldığını ortaya çıkardı ve GSM şirketinin davası haksız olduğu gerekçesiyle geri çevrildi.

CEP TELEFONU KULLANICILARI DİKKAT!

Ankara Barosu avukatı Ebru Erdinç, GSM şirketleriyle benzer sorun yaşayan müvekkili şirket gibi icraya verilen ve hukuken ne yapabileceklerini soran okurlarıma yanıt verdi. Erdinç, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Pandeminin de etkisiyle cep telefonu operatör hizmetleri ve internet hizmetleri günlük hayatın can damarı haline geldi. Yoğun rekabet içerisindeki GSM operatörleri de abonelerini indirimli taahhüt kampanyaları ile 12 ila 24 aylık sürelerle adeta kendilerine mahkûm ediyorlar. Bu taahhüt süresi dolmadan hizmet sağlayıcıdan ayrılmak isteyen aboneleri ise sözleşmelerindeki tek yanlı hükümlere dayanarak bu defa uyguladıkları indirim bedellerini geri almak suretiyle cezalandırıyorlar.

SÜREYE DİKKAT

Telefon kullanıcılarını bekleyen çok daha büyük başka bir tehlike var. “Taahhüt sürem doldu, ben ayrılıyorum” dediğimizde, hizmet sağlayıcısı ‘taahhüt süremizin aslında hesapladığımız gibi olmadığını’ iddia ederek, kötü sürprizler yapabiliyor. Yüklü faturalar çıkarabiliyor. İşte bu nedenle imzaladığımız her evrakın bir suretini saklamak çok önemli.

Yazının Devamını Oku

Komşularla uyuşmazlıkta arabulucuya gidin

Komşunuzla yaşadığınız her türlü hukuki sorunun mahkemesiz, pratik, hızlı ve kolay bir başka çözüm yolu var. Gönüllü (ihtiyari) olarak arabulucuya gitmek ve kendi çözümünüzü bulmak. Arabulucuda komşunuzla yapacağınız anlaşma belgesi tıpkı mahkeme ilamı gibi uygulanıp sonuç doğuruyor.

Her hafta halı çırpan, yüksek sesle müzik dinleyen, çöp atan komşularından şikâyetçi olan okurlarımdan onlarca elektronik posta alıyorum. Çoğu Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) kaynaklı bu sorunlarına mahkemeye gitmeden daha kolay çözüm arıyorlar. Nasıl bir yol izleyebileceklerini soruyorlar.

Komşunuzla yaşadığınız her türlü hukuki sorunun mahkemesiz pratik, hızlı ve kolay bir başka çözüm yolu var. Gönüllü (ihtiyari) olarak arabulucuya gitmek ve kendi çözümünüzü bulmak. Arabulucuda, komşunuzla yapacağınız anlaşma belgesi tıpkı mahkeme ilamı gibi uygulanıp sonuç doğuruyor. 

TAM İHTİYACA UYGUN ÇÖZÜM

Eski Arabuluculuk Daire Başkanı, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü Hakan Öztatar, komşu uyuşmazlıkları başta hukuki sorunlarla ilgili her alanda arabulucuya gidilebileceğini, çok farklı ve tam ihtiyaca uygun çözümler bulunabileceğini, bu kararların da mahkeme ilamı gibi uygulanabileceğini aktardı.

YÜZ YÜZE BAKAN İNSANLAR İÇİN

Öztatar, arabuluculuğun komşular gibi her gün yüz yüze bakan insanlar arasındaki sorunları çözümleyebilecek en önemli alternatif çözüm yöntemi olduğunun da altını kalın kalın çiziyor. Öztatar, komşu uyuşmazlığında arabuluculuğu ABD örneği üzerinden şöyle anlattı:

TÜRKİYE’DE GECİKTİ

“Arabuluculuk Türkiye’de ilk defa uygulanan bir sistem değil. Hatta Türkiye’ye çok gecikmiş gelen ülkelerden birisi. Dünyada 160 ülkede uygulanan bir sistem. İlk uygulayan ülkede ABD. 1970 yılında aile arabuluculuğu ile başlamış. Süreçte 1980’lerde İngiltere, 1990’larda Fransa, İtalya 2000’li yıllar ve bütün Avrupa ülkelerine ve bizden bir yıl önce Yunanistan’a gelmiş. Bizim için milat 14 Kasım 2013 tarihi. Bu tarih 1 no’lu arabulucunun sicile kayıt olup faaliyete geçtiği tarih.

Yazının Devamını Oku

Özel okulda telafi eğitimi verilmezse ücret iadesi nasıl olur?

28 Temmuz’da yürürlüğe giren son düzenlemeye göre tüketici hakem heyetlerinin görev sınırlarında kalan, 2020 yılı için değeri 10 bin 390 TL’ye kadar olan özel okul ücret uyuşmazlığı il ve ilçe hakem heyetlerinde çözümlenecek. Bu rakamın üzerindeki ücret anlaşmazlıklarının çözümü için önce arabulucuya gidilecek. Arabulucu ücret uyuşmazlığını çözemezse tüketici mahkemesinde dava açılabilecek.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un, 31 Ağustos’ta “uzaktan eğitim” modeliyle 2020-2021 eğitim ve öğretim sezonunun başlayacağı ve 21 Eylül’de “kademeli yüz yüze eğitime” geçileceği açıklaması, özel okullarda telafi eğitimi ve ücret iadesi tartışmasını yeniden alevlendirdi. Özel okulda çocuğu olan okurlarım, “Koronavirüs nedeniyle eğitim verilemeyen dönemin ücretinin iadesi gerekmez mi?” diye soruyorlar. Nasıl bir hukuki yol izlemeleri gerektiğini öğrenmek istiyorlar.

TELAFİ YAPILMAZSA ÜCRET İADE EDİLMELİ

Kendisi de özel okulda çocuğu eğitim gören bir veli olan Ankara Barosu avukatı Serkan Ağar’a göre okullar açılıp telafi eğitimi de verilmezse ücret iadesi yapılmalı. Ağar, izlenmesi gereken yolu şöyle anlattı: “Örgün eğitim okul çatısı altında yapılır. Ev çatısı altında örgün eğitimin telafisi olmaz. Pandemi yüzünden 21 Eylül’den sonra da okulların açılıp açılmayacağı belirsiz. Eğer okullar açılmazsa ve örgün, yani yüz yüze eğitim verilemeyen döneme ilişkin olarak telafi de mümkün olmazsa ücret iadesi yapılmalı.

ÖNCE OKULLA GÖRÜŞÜN

Ücret iadesi için önce okulla görüşün. Sonuç alamazsanız ikametinizin bulunduğu ilçe veya il hakem heyetine başvurun. Yasal sınırı aşan tutarlar için ‘zorunlu arabulucuya’ başvurmak şart. Arabulucu da çözüm bulamazsa tüketici mahkemesine ‘kısmi ifa imkânsızlığı’ sebebiyle ücretin iadesi talepli dava açın.

HAKEM HEYETİ ÇÖZER

Ücret iadesi yapılması gereken dönem 16 Mart/19 Haziran 2020 dönemini kapsıyor. Dolayısıyla 2019/2020 eğitim-öğretim yılının ücretinin tümünün iadesi söz konusu değil. Özel okul ücretlerini dikkate aldığımızda ihtilafın tüketici hakem heyetlerinde çözümleneceği kanaatindeyim.

Yazının Devamını Oku

Maskeyi yere atanı Ombudsman’a şikayet edin

Okurlarımın “Maske takana ceza var, yere atana niye yok” şeklindeki haklı şikâyetlerini en kısa yoldan idareye duyurup çözmek için bilin bakalım ne yaptım? Kamu Denetçiliği Kurumu’na (Ombudsmanlık) başvurdum. Polise, zabıtaya şikâyetleri sonuçsuz kalan tüm duyarlı okurlarımı da KDK’ya başvuru yaparak hak aramaya çağırıyorum.

Denizler, sahiller, ormanlar, caddeler, sokaklar, parklar, site ve apartman bahçeleri bile maske ve tek kullanımlık eldivenlerle dolu. Birinci dalga sahillere inip salgın Ankara başta büyük kentlerde patlamışken, bu şekilde sorumsuz davranmak en başta kişisel sağlığınızı tehdit ediyor.

Maske takmanın zorunlu olduğu yerler başta, o maskeyi arabasından iner inmez sokağa, parkta banka oturunca yere, balkondan site bahçesine fırlatanlara benim ve okurlarımın bir sorusu var.

Maskeyi çevrenize saçmak, takmamak kadar tehlikeli değil mi?

Bu atıkları zor bir mesai ile toplayan belediye görevlilerine virüs bulaştırma ve salgının daha fazla yayılma ihtimalini hiç mi düşünmüyorsunuz?

Polis denetleme sırasında maske takmayanlara 900 TL ceza yazdığı gibi atana da 900 TL ceza yazmadığı için mi çöp yerine çevreye atıyorsunuz?

Her gün binin üzerinde insanımız tüm uyarılara rağmen hastalığa yakalanıp 15-20 insanımız hayatını kaybederken, sağlık personeli canlarını hiçe sayıp yaz sıcağında salgınla boğuşurken, tek kelimeyle bu sorumsuzluk neden?

MASKE KİRLİLİĞİNİN CEZASI YOK MU?

Yazının Devamını Oku

Akıtan çatının tamir masrafını kim öder?

Çatı katında oturuyorsunuz, kiremitler kırıldı, salonunuza su akıyor. Masrafı kim ödeyecek? Çatıya ya da terasa mağazanızın reklam panosu mu koymak istiyorsunuz? Tüm komşularınızın izni ve bir karar gerekir mi? İşte cevapları...

Okurum T A.’nın çatı tamiriyle ilgili sorusu özetle şöyle: “Çatı katı sahibiyim. Çatıda oluşan tamir masrafı tüm apartman sakinleri tarafından mı ödenmeli? Yoksa sadece bana mı ait? Bildiğim, tüm apartmanı ilgilendiren bir gider ama diğer sakinleri tamir masrafını ödeme konusunda nasıl ikna edeceğim? Yasal prosedür nedir?” Bir başka okurum K.S. ise terasa çatının bir bölümünün çöktüğünü, kırık kiremitler yüzünden yağmur yağınca evini adeta su bastığını, komşularının apartmana da zarar veren bu ‘acil’ tamirata yanaşmadığını ve ne yapabileceğini soruyor.

MEVZUATA GÖRE ÇATI ‘ORTAK YER’

Okurlarımdan gelen benzer çok sayıda soruyu Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (KMK) açık hükümleri kapsamında yanıtlamak istiyorum. KMK’nın ‘ortak yerler’ başlıklı 4/C bendine göre “çatılar, bacalar, genel dam terasları, yağmur olukları, yangın emniyet merdivenleri” kat maliklerinin ortak kullanım alanları arasında yer alıyor. Kanun, ‘ortak yerler’e ilişkin giderlerden tüm kat maliklerini sorumlu tutuyor.

YÖNETİCİYE BAŞVURUN

KMK’nın 19. maddesine göre ise kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ana gayrimenkulün ortak yerlerinde ‘inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boya’ yaptıramazlar. Bu kapsamda okurum T.A. çatı tamiri için öncelikle komşularının rızasını almalı. Yöneticiye başvurarak, kat malikleri kurulunda çatı tamiri için toplantı yapılıp karar alınmasını ve bu karar ışığında tamiratın yapılmasını isteyin. Çünkü “ana gayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı için gereken tedbirlerin alınması” zaten kanuna göre yöneticinin görevi.

KMK’nın 20. maddesine göre de çatı ortak yerlerden olduğu için tamir giderine komşularınız arsa payı oranında katılmak zorundalar. Komşularınızdan biri çatı tamir parasını ödemezse, yöneticiniz ya da siz bu parayı yargı yoluyla ve üstelik faiziyle tahsil edebilirsiniz.

ACİL ONARIM GEREKİYORSA

Yazının Devamını Oku

Komşunuz gürültücü terziyse

Üst katınızda 7/24 çalışan bir terzi varsa ne yapabilirsiniz? 2020 yılı için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, konutlarda gürültü kirliliği para cezasını 1192 liradan, 1461 liraya çıkardı. Atölye ve işyeri gürültü kirliliği para cezası ise 12 bin 25 liradan 2020 yılında 14 bin 740 liraya yükseltildi. Haberiniz olsun...

Gürültü kirliliği, nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme, ulaşım olanakları ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte her gün büyüyen bir çevre sorunu. İşyerine dönüşen apartmanlarda üst/alt kat komşunun işyeri olması daha büyük sorun yaratabiliyor. Terzinin alt katında oturan okurum E.K.’nın sorusu bu sorunu net olarak özetliyor. Önce E.K.’nın sorusu:

7/24 ÇALIŞAN TERZİ

“Apartman girişinde iki dükkân var. Biri terzi, diğeri berber. Benim sorunum terzi ile. Bu terzi 7/24, sabah 09.00 akşam 23.00 çalışıyor. Ben terzinin bir alt katında oturuyorum. Kullandığı makine çok büyük. Az ses çıkaran bir diğer makine ile koro halinde bir gürültü kirliliği yaratıyorlar.

EVİN İÇİNDE MATKAP ÇALIŞIYOR

Zannedersiniz ki evin içinde matkap çalışıyor. 153’e şikâyet ettim. Gelip uyardılar. Bir-iki gün akşam erken iş bıraktılar. Ama şimdi eski sistemde çalışmaya devam ediyorlar. Cumartesi yok, pazar yok. Her gün bu çekilmez gürültüye devam. Ne yapmalıyım?”

RAHATSIZ ETMEMEK YASAL YÜKÜMLÜLÜK

E.K.’nın sorusunu yanıtlarken öncelikle Kat Mülkiyeti Kanunu’na (KMK) vurgu yapmak istiyorum. KMK’nın 18. maddesine göre apartmanda huzur bozan ve “çekilmez hal” alan gürültü yapmak yasak. “Komşuyu rahatsız etmemek” ise “genel kural” ve yasal bir yükümlülük. Modern yaşam kuralları içinde artık o apartmandaki bir anlamda “komşunuz” olan terzi de KMK’ya ve yönetim planındaki diğer kurallara harfiyen uymakla yükümlü.

Yazının Devamını Oku

Erken rezervasyona koronavirüs iadesi

“Salgın nedeniyle kendimin ve ailemin sağlığını tehlikeye atmak istemiyorum. Tatil param kesintisiz ve derhal iade edilsin” diyen vatandaşın icra takibi haklı bulundu. Malatya İcra Dairesi, faiz ve masraflarla birlikte tur şirketinin 12 bin 410 lira yerine 14 bin 473 TL bedeli geri ödemesine karar verdi.

Salgın nedeniyle tatile gitmekten vazgeçip para iadesi için hukuken ne yapabileceklerini soran okurlarıma iyi bir haberim var. Salgın nedeniyle tur şirketi ile imzaladığınız sözleşmeden dönebilir ve tur bedelini icra takibiyle kesintisiz alabilirsiniz. Bu yönde örnek karar Malatya İcra Dairesi’nden çıktı. Bakın şöyle:

ŞİRKET TUR PARASINI GERİ ÖDEMEDİ

Malatya’da bir vatandaş, 19 Şubat’ta satın aldığı turdan salgın nedeniyle vazgeçtiğini söyledi ve ödediği 12 bin 410 liranın iadesini istedi. Ancak şirket kabul etmedi. Bunun üzerine vatandaş önce 18 Haziran’da Malatya 3. Noteri’nden ihtarname çekti. İhtarnameye rağmen para ödenmeyince avukatı kanalıyla icra takibine geçti.

FAİZİYLE GERİ ALDI

Malatya İcra Dairesi, “Salgın var. Kendimin ve ailemin sağlığını tehlikeye atmak istemiyorum. Tatil param iade edilsin” diyen vatandaşı haklı buldu. Daire, faizi ve masraflarıyla birlikte şirketin 14 bin 473 TL’yi geri ödemesine karar verdi. Tur parası 13 Temmuz’da haciz yoluyla ödendi. Karar, salgın nedeniyle tatilden vazgeçen tüm tüketiciler yönünden lehe örnek niteliği taşıyor.

AVUKATLA KONUŞTUMİŞTE O SORULARA YANITLAR

Salgın gerekçesiyle müvekkili adına icra takibiyle tur parasını kesintisiz geri alan ve bu yolu açan avukat Fırat Bilici ile konuştum. Okurlarımın sorularına yanıt olacak şekilde şu değerlendirmeleri yaptı:

ÖNÜMÜZDEKİ YIL TATİL TEKLİF EDİLİYOR

Yazının Devamını Oku

Pandemi sürecinde kira rehberi

Pandemi döneminde konut kira artışına ilişkin hükmün askıya alınması mümkün mü? Uyarlama davasında sadece indirim mi söz konusu olur? Fırıncı, “Salgın var, yokluğa düştüm” diye kira ödemekten kaçınabilir mi? Yanıtları Ankara Barosu avukatlarından Uğur Uzun ve Görkem Alyanak’tan.

KİRA ARTIŞI ASKIYA ALINABİLİR Mİ?

Pandemi döneminde konut kira artışına ilişkin hükmün askıya alınması ve kira ödenmemesi mümkün mü?

Hayır mümkün olmaz kanımızca. Salgın sürecinde kiranın ödenmemesi, yıl veya dönem sonunda kirada artış yapılamayacağı konusunda mevzuatımızda bir hüküm bulunmuyor. Salgın nedeniyle kira borcu da silinmemektedir.  Pandemi sadece tahliye ve fesih sebebi olmayacaktır. Kira dönemi bu salgın sürecinde sona ermiş ve yasal olarak zam yapılma zamanı gelmişse kiracı artışı kabul etmeyebilir ve “uyarlama davası” açabilir.  Bunun için şu yol izlenebilir. Kiracı  salgın nedeniyle zor duruma düştüyse önce anlaşma yoluna (dostane yol) gidilir.

Anlaşma sağlanmazsa, ev sahibine yani kiralayana “ihtar” çekilmeli daha sonra “uyarlama davası” açılmalıdır.

Kira sözleşmesini askıya almak isteyen, Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre salgının mücbir sebep olduğu gerekçesiyle kira uyarlama davası açabilir. Kirayı hiç ödemeyecek durumda iseler, tazminatsız fesih yoluna başvurulabilir. Böyle bir durumda tazminat ödemeden kiraladıkları evi boşaltabilirler.

 Uyarlama davalarında sadece indirim mi söz konusu olur. Sözleşmelerin askıya alınması mümkün mü?

Uyarlama davalarında hem sözleşmelerin askıya alınması hem de uyarlama talep edilebilir. Uyarlama davasını her iki tarafta açabilmekte olup borcun ötelenmesi, bölünmesi, bedelin düşürülmesi gibi nedenlerle açılabilir. Sözleşmenin askıya alınması ile birlikte uyarlamanın talep edilebileceğini belirtmek isteriz. Somut olaya ilişkin olarak uyarlama talep edilebilmesi için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı iyice araştırılıp tespit edilmesi gerekir.

Yazının Devamını Oku

1+1 alıp 4+1 aidatı ödemeyin

Ev alırken de kiralarken de yönetim planına dikkat. Çünkü yönetim planları apartmanların anayasalarıdır. Yönetim planında bütün maliklerin aynı aidatı ödeyeceği öngörülmüşse, 1 artı 1 evinize 4 artı 1 dairelerle aynı aidatı ödemek zorunda kalabilirsiniz.

SİTEDE 1+1 dairede oturmalarına rağmen yönetim planı hükümleri yüzünden 4+1’lerle aynı aidatı ödemekten yakınan ve ne yapabileceklerini soran çok sayıda okurum var. Bu sorularınızı Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı ve avukat Ali Güvenç Kiraz’a ilettim. Kiraz, ev alırken de kiralarken de yönetim planlarının mutlaka okunup incelenmesi uyarısında bulunarak şu yanıtı verdi:

YÖNETİM PLANINI İYİ OKUYUN

“Site ve benzeri yerlerden daire satın alacak veya kiralayacak olan vatandaşlarımız gayrimenkulün yönetim planını mutlaka detaylı okusunlar. Çünkü yönetim planları apartmanların anayasalarıdır. Özellikle tapu memuru size ‘Okudum’ diye imza attırıyor. Yönetim planlarını okumalıyız, okumak zorundayız. Siz 1+1 daire aldınız. Aynı sitede 3+1 ve 4+1 daireler var. Yönetim planınında bazen ‘aynı aidat’ öngörülür, bazen de ‘arsa payına göre’ der. ‘Tüm daireler için aynı aidat ödeneceği’ yönetim planında yazılıysa ödemek zorunda kalırsınız. Dava açsanız da sonuç alamazsınız. Bu durumda çözüm ancak yönetim planının değiştirilmesiyle mümkündür. Bunun için genel kurulda tüm kat maliklerinin yüzde 80’inin onay vermesi lazımdır. Bunu sağlamanız ise çok güçtür. Çünkü kimse daha yüksek aidat ödemek istemez.

KÖPEK BESLEYENLER DİKKAT

Yönetim planlarında aidat dışında hayvan beslemek gibi konular da düzenlenir. Örneğin köpeğiniz var. Yeni bir eve kiracı olarak taşındınız. Yönetim planını incelemediniz. Yönetim planında ‘Hayvan beslenemez’ yazıyorsa, besleyemezsiniz. Rahatsız olduğunu söyleyen komşularınızdan birinin ihtarı üzerine kira akdiniz feshedilir, köpeğinizle birlikte daireden tahliye edilirsiniz.” 

ASANSÖR HUKUKU

Yazının Devamını Oku

Evlilik kurtarma sözleşmesi yapılabilir mi?

Okurum E.A., evliliğini kurtarmak için noterde sözleşme yapıp yapamayacağını soruyor. 1 milyon 800 bin TL’lik evini karısına devredip alkole yeniden başlaması halinde tek kuruş talep etmeden boşanmayı kabul etmesini istiyor. Türk hukukuna göre bu mümkün mü?

Okurum E.A.’nın ilginç sorusu şöyle: “11 yıllık evliyim ve bir çocuğumuz var. Eşim yabancı ve yıllardır alkol problemi var. Önceki eşimden de bir çocuk sahibiyim ve nafaka ödemekteyim. Yurtdışında alkol tedavisi gördü ve son iki senedir içmiyordu ancak yeniden içmeye başladı. Herhangi bir malı mülkü yok. Alkole başlamasını kendisini güvensiz hissetmesine bağlıyor. Ama ben biliyorum ki alkol onun için hastalık.

EVLİLİĞİMİ KURTARMAK İÇİN 

Evliliğimi kurtarma adına geri dönülemez bir mülk paylaşımı yapacağım ama alkol yüzünden boşanma gerçekleşir ise de daha fazla yükümlülük altına girmek istemiyorum. Yardımınızı isteyeceğim konu şu:

EVİ GERİ ALACAĞIM

Yaklaşık değeri 1 milyon 800 bin TL’lik bir evi onun üzerine yapmayı düşünüyorum. Tek şartım alkol kullanmaması. Alkol kullandığı takdirde, vermiş olduğum evi geri alacağım. Sadece alkole bağlı boşanma olursa, kendisinin boşanmaya bağlı haklarından vazgeçtiğini kabul etmesini de isteyeceğim. Bu şekilde bir noter huzurunda imzalanacak karşılıklı taahhütname kapsamında anlaşma geçerli olur mu? Geçerli ise alkol içip içmediğini fotoğraf ya da video ile ispat etmek benim için yeterli midir?”

AVUKAT: MÜMKÜN DEĞİL

E.A.’nın sorusunu aile hukuku alanında uzman olan emekli Yargıtay üyesi Ankara Barosu avukatlarından Mustafa Ateş şöyle yanıtladı: “Bu şekilde bir anlaşma yapmanız mümkün değil. Böyle bir sözleşme hiçbir şekilde geçerli olmaz. Yapsanız da hukuken geçerli olmaz. Bu sebeple noterde yapılmasının da sonuca bir etkisi yoktur. Örneğin kadına evi verdik. Ama dedik ki, ‘Alkole bağlı boşanmaya sebep olursan boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası isteyemezsin.’

TAZMİNAT İSTEYEMEZ

Yazının Devamını Oku

Ev alırken dikkat!

Ev almadan önce mutlaka tapu kaydı ve imar durumunu inceleyin. Satış sözleşmesi için notere gitmeye, çok basit harçları ödemeye üşenmeyin. Tapuya bakmadan ipotekli hacizli ev alırsanız, evi kaybetme tehlikesi var. İmar durumuna bakmadan ev alırsanız, kaçak/yıkılacak bir taşınmaza para ödediğiniz gibi kendinizi sanık olarak da bulabilirsiniz. Tamamlanmış ve iskânı alınmış ev satın almak altın kural.

KREDİ faizlerindeki rekor düşüş ve cazip ödeme koşulları, vatandaşları ev almaya ya da evini değiştirmeye yöneltti. İnşaat projelerine de eski evlere de talep arttı. Birçok okurum, yeni başlamış inşaat projelerinden ya da eski ev alırken nerelere dikkat edilmesi gerektiğini soruyor.

Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı avukat Ali Güvenç Kiraz’a okurlarımın bu konudaki sorularını yönelttim. Uyarıları şöyle:

BİTMİŞ VE İSKÂNI ALINMIŞ EV SATIN ALIN

“Ev almak isteyen vatandaşlarımıza en önemli uyarım; bitmiş, iskânı alınmış taşınmazı tercih etmeleridir. Çünkü iskânı alınmış taşınmazın niteliği belirlenmiştir. Kaçağı, imara aykırılığı olmayan taşınmaz demektir.

SÖZLEŞMEYİ NOTERDE YAPIN

Vatandaşlar daha ekonomik olacağı düşüncesi ile inşaat halindeyken, tamamlanmamış ev de satın alıyor. Tüketici Kanunu’na göre bu ön ödemeli konut satışıdır. Bu evleri satın alırken ise mutlaka sözleşmenizi noterden yapın. Adi yazılı sözleşme yapmayın. Tapuya şerh ettirin. Çok basit bir harcı ödemekten kaçınarak zorda kalmayın.

TAPUYA BAKIN 

Yazının Devamını Oku

Salgın nedeniyle kira itirazı (2) Döviz kurunun sabitlenmesi istenebilir

Koronavirüs salgını nedeniyle mahkemeye başvurup kiraya itiraz edilebileceğini anlatan geçen haftaki yazımdan sonra, dövizle ev ve işyeri kiralayan birçok okurum, döviz kurunun sabitlenmesini de isteyip isteyemeyeceklerini soruyorlar. Bu davayı açarken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda da bilgi istiyorlar.

Bu sorularınızı vergi ve kira davaları konusunda uzman avukat Serkan Ağar’a ilettim. Avukat Ağar’a göre, bulunduğunuz yer sulh hukuk mahkemesine başvurarak ödediğiniz kira bedeline ilişkin döviz kurunun sabitlenmesini talep edebilirsiniz. Ağar’ın bu davayı açarken yapılması gerekenlere ilişkin uyarıları da şöyle:

İHTİRAZİ KAYIT KOYUN

“Koranavirüsün ‘mücbir sebep’ gösterilerek, Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre sulh hukuk mahkemesine başvurarak uyarlama davası açmak mümkündür. Kira sözleşmesinin uyarlanması yoluna başvurulabilmesi için en önemli kriterlerden birisi, kira bedeli ödenirken mutlaka ihtirazi kayıt konulmasıdır. Bir başka ifadeyle, kira bedeli ödenirken, ‘uyarlama hakkı saklı kalmak kaydıyla’, ‘ihtirazi kayıtla’, ‘uyarlama davası açma hakkım saklı kalarak’ gibi ifadelerin kullanılması gerekir.

Mahkemeye başvurulabilmesi için de mevcut kira bedeli ya ödenmemeli ya da ödenecekse mutlaka ihtirazi kayıt (uyarlama davası açma hakkım saklı kalarak gibi) yazılmalıdır.

HANGİ SEÇENEKLER VAR?

Kira bedelinin uyarlanması davasında mücbir sebep (salgın hastalık) devam ettiği sürece;

Kira bedelinin hiç ödenmemesi,

Kira bedelinin indirilmesi,

Yazının Devamını Oku

Salgın nedeniyle kira itirazı

Koronavirüs nedeniyle ücretsiz izne çıkarılan, maaş alamayan birçok okurum, “Ev kirasına ve kira artışına itiraz edebilir miyiz?” diye soruyor. Bu durumdaki okurlarım Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre salgının ‘mücbir’ sebep olduğu gerekçesiyle kira uyarlama davası açabilirler. Kirayı hiç ödemeyecek duruma düştülerse, tazminatsız fesih yoluna başvurabilirler.

Önce okurum G.Y.’nin örnek sorusu:

“Batıkent’te 80 dairelik bir sitede oturuyorum. Düzenli kira ödeyen ve her yıl zam yapan bir kiracıyım. Pandemi nedeniyle ücretsiz izne çıkartıldım. Tam da kontrat dönemine denk geldi. Ev sahibim M.Y., tüm sitenin maliki ve varlıklı biri. Geçen yıl demirbaş olan elektrik saatindeki 60 liralık arızayı kimin karşılayacağı konusunda bile tartışmıştık. Tartışma sırasında bana ayda 200 bin lira vergi verdiğini söylemişti. Rutin kira zammı istiyor. Salgın nedeniyle zam yapmazsam olur mu? Bu tür mülk sahiplerine ilişkin Maliye Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın bir yaptırımı yok mu? Yasalar kimden yana?”

SALGIN KİRA BORCUNU SİLMEZ

Bazı okurlarım da salgın nedeniyle kira ödememe hakları olup olmadığını ve mevcut kirada indirim isteyip istemeyeceklerini soruyorlar. Salgın sürecinde kiranın ödenmemesi, yıl veya dönem sonunda kirada artış yapılamayacağı konusunda mevzuatımızda bir hüküm yok. Salgın nedeniyle kira borcu da silinmiyor.

KORONAVİRÜS MÜCBİR SEBEP Mİ?

Kiracılarla, ev sahiplerini karşı karşıya getiren bu konuda, pandeminin (küresel salgın) “mücbir” sebep olup olmadığı kritik önem kazanıyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kararlarında “mücbir” sebep bakın şu şekilde tanımlanıyor:

“Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır.”

İNDİRİM VE TAZMİNATSIZ FESİH HAKKI

Yazının Devamını Oku

Anaokulunda ücret iadesi nasıl istenir?

Uzaktan eğitime geçen anaokullarında kayıtlı küçükler için ücret iadesi istenebilir mi? Kriterleri neler? Ne zaman, nereye başvurmak gerekir? Bu haftaki yazımda.

Önce velilerin bu sorularını özetleyen okurum S.T.’nin yazdıkları:

“Oğlum üç yaşında ve bir anaokulunda kaydı bulunuyor. 13 Mart’tan itibaren okula anaokuluna gitmiyor. Mart ayı ücretini tam olarak ödedik. Nisanda uzaktan eğitim yapacaklarını söylediler, yaklaşık 22 gün boyunca bir yayın açtılar. Oğlum dahil üç çocuk katıldı. Sınıf mevcudu 11 idi. Nisan, mayıs ve haziran için okul bizden tam ödeme istiyor. Bunun üzerine mayısta oğlumu online etkinliklere dahil etmiyorum. Bu durumda nasıl bir yol izlemeliyiz?”

KRİTER: EKSİK VEYA VERİLMEYEN HİZMET

Tüketici hukuku konusunda uzman avukat Buğcan Çankaya, okurum S.T. ve benzer tüm okurlarımın sorularını yanıtlayacak şekilde şu değerlendirmeleri yaptı:

“Koronavirüs sebebiyle eğitim yöntemlerinin değişmesi ve farklılaşması nedeniyle, birçok öğrenci velisi benzer sorunlara çözüm arayışı içerisinde. Eğitim sistemini uzaktan eğitim yöntemine geçiren kurumlara ödenen ücretlerde, ücretin karşılığı olan hizmetlerin, daha önce fiziken alınan hizmetlerle kıyaslanarak, eksik veya verilemeyen bir hizmetin varlığı kriter olarak aranmaktadır.

KORONAVİRÜS MÜCBİR SEBEPTİR

Borçlar Kanunu kapsamında salgın hastalık nedeniyle mücbir sebep ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, iki tarafa da borç yükleyen eğitim sözleşmesinin kesintiye uğraması nedeniyle, taraflar taahhüt ettikleri borç ve yükümlülüklerden kurtulmaktadır. Okulöncesi eğitim kurumu, eğitim ve yan hizmetleri verme borcundan, öğrenci velisi ise eğitim ve yan hizmetler karşılığı bedeli ödemekten kurtulmaktadır. Taraflar birbirlerini yükümlülüklerin yerine getirilmesi yönünde zorlayamazlar. Ancak salgın akabinde bazı okulöncesi eğitim kurumları, uzaktan eğitim yoluyla eğitime devam edeceklerini bildirmekle birlikte, eğitim ücretlerini ise salgın öncesindeki haliyle velilerden talep etmektedir.

Yazının Devamını Oku