Nusret’i sevmeye başladım

Nusret’e son paylaşımından ötürü teşekkür ediyorum. Lütfen bundan sonra böyle devam etsin.


Sağım merkezinde yan yana dizilmiş, küçücük kafeslere sıkıştırılmış onlarca ineğin ortasındaki fotoğrafından sonra “Bunu da gördüm ya uzun süre et yemem, süt içmem” diyen o kadar çok kişi duydum ki. Vallahi içimin yağları eridi.
İnsanları hayvansal gıdalardan soğutmak için daha iyi bir yöntem olamaz.
Böyle pozlara devam Nusret.

Korona ve erkekler

Koronanın erkeklere daha fazla bulaştığı ve onlarda daha fazla hasara yol açtığı, daha ölümcül olduğu biliniyor.
Etrafımdaki erkekleri gördükçe buna hiç şaşırmıyorum.
Sanki korona diye bir şey yok, sanki onlar 2019’da yaşıyorlar!
Sorsan bahaneleri de hep hazır.
“Maske tak” diyorsun, “Arabada unuttum” diyor.
“Yanındakine fazla yaklaşma” diyorsun, “Farkında değilim bu kadar yakınıma geldiğinin” diyor.
“Asansörde birileri varsa bekle boş olduğunda binersin” diyorsun, bakmışsın milletin ortasına, kabinin içine atlamış bile.
“İnsanlarla kapalı ortamlarda toplantı yapma, bir araya gelme, en kötü açık havada buluş” diyorsun,
“Onlar benim arkadaşlarım, onlarda korona yok” diyor.
Yahu nereden biliyorsun kimin senden önce kiminle görüştüğünü, kimden ne kaptığını, ne kapmadığını?
Korona olanlar da birilerinin arkadaşı değil mi?
Arkadaş olunca koronadan muaf mı olunuyor!
Ben bu rahatlığa, bu vurdumduymazlığa gelemiyorum.
Çevremdeki pek çok kadın da eşlerinden, erkek arkadaşlarından, erkek kardeşlerinden ve babalarından aynı nedenlerle yakınıyor, aynı sancıları çekiyor.
Ey erkekler, kendinize acımıyorsanız bize acıyın, biraz daha özen, lütfen.

Evde Hav Türkiye

Mart ayından sonraki üç ayda karantinaya giren Türkiye’nin ilk salgın filmi geliyor.
Ve başrolde bir köpek var.
Nisan Uğur’un yazıp yönettiği “Evde Hav Türkiye” adlı kısa film, evlere kapanma sürecini Alex adlı köpeğin gözünden anlatıyor.
Henüz 12 yaşındayken çektiği “Zinko” adlı filmle Rotary Kısa Film Yarışması’nda ödül
alan 16 yaşındaki
Uğur, bu ikinci kısa filmiyle de hayli ilgi çekecek gibi.
Biz karantinada ne yaşadığımızı biliyoruz.
Bakalım evdeki can dostlarımız bu süreçte neler yaşadı, neler hissetti...
Merakla bekliyoruz.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

En mutlu yılımız 2015’miş

2020’nin ileride hiç de güzel hatırlanmayacak bir yıl olduğunu söylemeye gerek bile yok aslında.

Ama bu durum istatistiklerle de kanıtlanmış oldu.

Sık sosyal medya kullanımının depresyon ve mutsuzluk göstergesi olduğu biliniyor, bu yıl geçmiş tüm yıllardan çok daha fazla gömüldü insanlar sosyal medyalarına.

Bunu Hedonometre araştırmaları da destekledi.

“Hedonometre ne?” diyeceksiniz...

Twitter’da 10 yılı aşkın bir süredir insanların kullandıkları kelimeler incelenerek genel ruh hali, mutluluk ya da mutsuzluklar ölçülüyor.

Matematikçiler ve bilgisayar uzmanlarının çalıştığı bu ölçme sistemine “Hedonometre” deniliyor.

Amerika’da Twitter üzerinde Hedonometre ölçümleri yapılıp son 10 yıla bakıldığında, 2020’nin insanların en mutsuz olduğu yıl olduğu ortaya çıktı. (Yine aynı araştırmaya göre en mutlu yılımız 2015’miş.)

En mutsuz tweet’lerin atıldığı günlerden biri, Tom Hanks’in korona olduğunun ve NBA’in iptalinin açıklandığı 12 Mart.

Yazının Devamını Oku

Pako’ya ve Buddy’me selam söyle Bekir Abi

Sadece insanları değil, doğayı, denizi, ağacı, kediyi, köpeği, kuşu ve tüm hayvanları da seven, aynı değeri veren ve anlatan bir meslektaşımı, Atatürk sevdamı paylaştığım adamı, iyi, çok iyi bir insanı ve hayvan hakları konusunda yol arkadaşımı kaybetmiş olmanın büyük üzüntüsünü yaşıyorum.

Ne çok ağladım onun hayvanları konuşturan yazılarını okurken.
Ne çok cümlesiyle kalbime, yüreğime dokundu.
Ve tabii ne çok hayvanın, hayvanseverin hayatını değiştirdi güzel kalbi ve sağlam kalemiyle. 
Pako’ya Mektuplar’ı unutmak mümkün mü?
Pako’ya gönderilen mektuplar kitaplaştırılmış, ‘best seller’ olmuş, sonrasında da sadece Türkiye’de değil yedi Avrupa ülkesinde de yayınlanan 12 dizilik film haline gelmişti.
Efsaneleşmişti yani.
Bir süredir hastaydı Bekir Coşkun, evet çok erkendi ama gideceğini biliyordu, yazıyordu da. 

Yazının Devamını Oku

Kürklerde korona tespit edildi!

Vizon kürklerinizi giymeyi bir daha düşünün bence.

Vizonlarda koronaya rastlandı çünkü.
Evet, yanlış duymadınız. Amerika’da, Utah’ta kürk çiftliği çalışanlarından Covid-19 kapan 10 bin vizon öldü ve 9 çiftlik karantinaya alındı.
Koronadan ölen vizonların kürklerinin imha edildiğini ya da yakıldığını hiç sanmıyorum.
Koronalı kürkler üçüncü dünya ülkelerine doğru yola çıkmıştır bile.
Daha önce de Hollanda’daki vizon çiftliklerinde koronaya rastlanmıştı.
Ve insandan vizona, sonrasında da vizondan insana geçiş tespit edilmişti.
Korona insanlarda ve vizonlarda benzer semptomlar gösteriyor.

Yazının Devamını Oku

Ev kadınlığı yükselen trend oldu

Pandemi sonrası ev işi yapmak, evi toplamak, temizlemek, düzenlemek son derece moda ve havalı aktiviteler haline geldi.

Evle ilgili her şey ve ev kadınlığı artık bir sektör.
Maaşsız işçi konumundaki ev kadınlığına karşı bakış açısı ne oldu da böyle değişti diye sorabilirsiniz.
Bunda iki, hatta üç şey önemli rol oynuyor.
Birincisi; pandemi nedeniyle işsiz kalanların ve eve kapananların oranında kadınlar daha ağır basıyor.
Yani bir sürü işkadını, kimisi işsiz kaldığı için kimisi ise işyerinden ‘home office’ moduna geçtiği için ev işleriyle tanışmış oldu.
Hem de ne tanışma! Artık herkes birer aşçı, herkes birer ev hanımı...
Bu kadınların çoğu da ev işlerini sosyal medyada öyle farklı ve güzel paylaşımlarla sundular ki, ev kadınlığına bakış açısı birden değişti.

Yazının Devamını Oku

2020 rock’ın kralını da aldı

Bu 2020’den hayır gelmeyecek.

Şimdi de bizden müthiş bir yeteneği, olağanüstü bir gitar virtüözünü, rock’ın kralını aldı götürdü.
Gençlik yıllarımın vazgeçilmez rock grubu Van Halen’ın kurucularından Eddie Van Halen kansere yenildi.
Grubun hangi efsane şarkısının hissettirdiklerini sayayım ki Jump’ın verdiği olağanüstü enerji ve çılgın ruh halini mi, “Why Can’t This Be Love”ın, “When It’s Love”ın aşka dair söyledikleri mi...
Ya da Panama’daki gaza gelmelerimizi, çıldırmalarımızı mı. Eddie Van Halen’ın, gitarıyla, attığı sololarla, stiliyle gitaristler dünyasında yeri ayrıydı. Haberi aldığım gece Michael Jackson’ın “Beat It” şarkısına attığı gitar solosunu ve tüm Van Halen şarkılarındaki gitar sololarını oturup tekrar dinledim.
Ve dedim ki rock ölmez, rockçılar da...
Ben “Jump” ile zıplamaya devam edeceğim.

‘Nenem, Babam ve Ben’

Başarı hikayelerine hepimiz bayılıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Sezen Aksu’dan Pars’a hediye

Sezen Aksu, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde ne şahane bir şey yapmış, bayıldım.



Çocuklar hayvanları çok sever, hayvanlar da onları.
Ebru Şallı’nın oğlu Pars’ın mezarının başına iki kedi yuvası koydurmuş Sezen Aksu.
Ve oradaki görevlilerden kedilerin mama ve su kaplarını boş bırakmamalarını rica etmiş.
İnce ruhlu olmak böyle bir şey işte.
Dünyadan giden güzel bir ruh için burada masum ruhlara can vermek...

Yazının Devamını Oku

Kürke yasak geliyor

Yaşasın, Polonya’daki kürk hayvanı üretim çiftliklerinin de sonu göründü.

Her şey gizlice çekilen bir video ile başladı.

Bir aktivist tarafından 2 ay süreyle bir cep telefonu ve bir kamera kullanılarak çekilen korkunç görüntüler, Polonya’nın önde gelen haber sitelerinden Onet.pl’de yayınlanınca hükümet yaşanan ve yaşatılanlara daha fazla seyirci kalamadı.

Videoda vizonların birbirlerini yediği, açık yaralarının gözler önüne serildiği dayanılmaz   görüntüler var.

Bu videonun ortalığı ayağa kaldırmasının ardından yıllardır bekleyen yasanın önümüzdeki ay kabul edileceği duyuruldu.

Böylece Avusturya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Makedonya, Sırbistan, Slovenya ve İngiltere’den sonra Polonya da kürk üretim çiftliklerini tarihin kirli sayfalarına gömen ülkeler arasına girmiş olacak.

Sırada Fransa var.

Polonya’nın kürk üretim çiftliklerindeki hayvanların büyük çoğunluğunu vizonlar oluşturuyor.

Ülkedeki vizonların sayısı 6 milyon ve bu sayı toplamdaki kürk hayvanlarının yüzde 94’ü.

Yazının Devamını Oku

Transfobik podcast’e Spotify eleştirisi

Elon Musk ve Alex Jones ile o unutulmaz röportajları yapmış olan ünlü podcast sahibi Joe Rogan’ın 100 milyon dolar transfer ücretiyle Spotify’a geçmesi hayli konuşulmuştu.

11 yıllık bir geçmişi ve rekor izlenmeleriyle dünyanın en popüler podcast’i “The Joe Rogan Experience” Spotify’a geçtiği gün, Spotify’ın değeri 31 milyar dolardan 35 milyar dolara fırladı.
Bu transferle büyük kâr sağladılar yani.
1 Eylül itibarıyla 1500 bölümden oluşan bu seri Spotify’a açılmaya başladı.
Serinin tamamı yıl sonuna kadar tümüyle YouTube’dan kalkmış ve sadece Spotify’a özel hale gelmiş olacak.
Joe Rogan “Asla Spotify’ın çalışanı olmayacağım, aynı ekiple, aynı işleri yapmaya devam edeceğim” dese de Spotify tarafında kazan kaynamaya başladı bile.
Spotify çalışanları ırkçı, seksist ve transfobik buldukları Joe Rogan podcast’inin editoryal anlamda denetlenmesi ve gerektiğinde bazı bölümlerinin yayından çıkarılması, bazılarından önce ise izleyici için uyarılar konulması gerektiğini söylemeye başladı.
Bu taleplerin bir kısmı Spotify tarafından kabul edildi ve uygulanmaya başladı bile.

Yazının Devamını Oku

Efsanenin dönüşü

Sophia Loren, tam 10 yıl aradan sonra sinemaya geri döndü.

Oğlu Edoardo Ponti’nin yönettiği bir filmle.
Romain Gary’nin “The Life Before Us” adlı romanından uyarlanan filmin yayın tarihi 13 Kasım olarak duyuruldu.
Dünya ile aynı
anda Türkiye’de de yayında olacak filmde Madam Rosa’yı oynayacak olan
Sophia Loren
karakteri için “Sert, kırılgan ama hayatta kalan biri, birçok yönden bana kendi annemi hatırlatıyor” demiş.
Efsaneyi yeniden izleyebilecek olmak gerçekten heyecanlandırıyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemi gönüllüsüyüm

Benim işte o. Osman Müftüoğlu’nun geçen günkü yazısında bahsettiği “pandemi gönüllüsü” benim.

Uzak yakın, akraba, arkadaş, herkesi ama herkesi “Masken nerede?”, “Maske takmadan yaklaşma”, “Maskeni çenene değil, ağzını ve burnunu kapatacak şekilde tak”, “Tokalaşma, hatta yumruğunu bile dokundurma, kafa selamı yeter de artar bile”, “Sofrada otururken başkasının yemeğinin üzerine konuşma” gibi bir sürü ikaz cümlesiyle uyarmaktan normal konuşmayı unuttum.
Etrafımın benden bıktığı doğrudur.
Ama görmezden gelmeden, elinden maşayı bırakmadan, bıktırana, yaptırana, taktırana kadar pandemi gönüllüsü olarak görev başında olmaya devam edeceğim.
Karşılaştığım, karşılaşacağım, yolumun kesiştiği, kesişeceği herkese duyurulur.

Ünlü markaya ırkçılık suçlaması

“Star Wars”un siyahi oyuncularından John Boyega, marka elçisi olduğu ünlü parfüm ve mum markası Jo Malone’den istifa etti.
İstifasının nedenini markanın ırkçılık yapması olarak açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Koronayı geçirdim ben

Son aylarda en çok duyduğun cümle nedir derseniz, hiç tereddüt etmeden şunu söyleyebilirim: “Ben kesin korona oldum ve atlattım!”

Bunu demeyeni dövüyorlar sanki.Ben de kurdum aynı cümleyi kaç defa.
Kış aylarında öksürmüştüm, ateşim de çıkmıştı.
Arada ishal olmuştum. Sonra bir ara göğsüme öküz oturdu gibi hissettiğim zamanlar da olmuştu.
Halsizlik, geçenlerde kolumu zor kaldırıyordum.
Birinde olmasa diğerinde kesin korona olmuş, atlatmış ve bağışıklık kazanmıştım.
Bu tuhaf kendini kandırma durumu rahatsız etti bir süre sonra beni. Sağlamcıyımdır, emin olmak isterim her şeyden.
Madem oldum, gidip test yaptırayım da rahatlayayım iyice dedim.

Yazının Devamını Oku

Kültür sanata korona darbesi

Koronada son durum ve sonuçları hiç parlak değil.

Dünyanın pek çok ülkesinde tiyatrolar ve tiyatro salonlarında yapılan konserler, aynı festivaller ve gece hayatı gibi bir süreliğine rafa kalktı.
Bir süreliğine derken ne kadar zamandan bahsettiğimiz hakkında farklı söylemler var.
Ama en güvenilir olanlar, 2021’in ortaları ve hatta sonuna kadar yasaklar, tedbir ve önlemlerle yaşamamız gerektiğini söylüyor.
Amerika Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi’nin başındaki isim olan Dr. Anthony Fauci, tiyatro salonlarına maske takmadan, enfekte olma riski taşımadan maskesiz girebilmek için 1 yıl daha beklememiz gerektiğini söylüyor.
Aşı bu yılın sonunda ya da 2021’in başlarında bulunmuş olsa bile etkisi yüzde 75 ile sınırlı olacak ve tüm toplumun aşılanması 1 yılı bulacak.
Fauci’ye göre, bulaşma riskinin düşük olduğu yerlerdeki tiyatro salonları önümüzdeki yılın başlarında ancak yüzde 25 kapasite ve maske takma zorunluluğu ile açılabilecek.
Kültür sanat adına durum sadece Türkiye değil, tüm dünyada sıkıntılı yani.

“Gitmiştin baktığımda”

Yazının Devamını Oku

Korona mı grip mi?

Maske, hijyen ve sosyal mesafe sayesinde bu sene grip vakalarında ciddi anlamda azalma görüleceğe benziyor.

Yani korona ile savaşımızın kaybedenlerinden biri de, umarım ki grip olacak.
Ekim gibi başlayıp şubat sonuna kadar devam eden bu bol virüslü sezon, hem korona hem de gribe karşı ortak tedbirlerle geçecek.
Sadece Amerika’da gripten her yıl 810 bin kişinin hastanelik olduğu ve bunlardan 60 bininin öldüğü biliniyor.
“Korona gripten daha zararsız” diyenler için ise birkaç rakam vermek istiyorum.
Amerika’da 1 yıl boyunca 60 bin kişinin ölümüne yol açan gribe karşı son yarım yılda (ki daha bunun kışı var) koronadan ölen kişi sayısı 170 bini geçmiş bulunuyor.
Mart ve mayıs ayları arasında korona nedeniyle hastanelik olanlar ise 300 bini bulmuş durumda.
Üstelik koronalı rakamlar devletlerin karantina uygulamalarıyla minimuma indirilmiş rakamlar.

Yazının Devamını Oku

Bodrum özüne dönüyor

Siz bu yazıyı okurken ben Bodrum’da zeytin topluyor olacağım.

Yarın ise Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras ile birlikte yerel tohum ve AR-GE merkezinin açılışına katılarak, 7 bin yıllık karakılçık buğday tohumuyla, yani bir tarihle tanışacağım.
“Bodrum Özüne Dönüyor” projesinin temel taşlarından olan Ata Tohum ve AR-GE Merkezi, 5 dönüm arazi üzerine kurulu ve yüzölçümü açısından Türkiye’nin en büyüğü.
133 metrekare tohum depolama alanı, nem alıcı cihazlar ve klimalar ile sabit bir sıcaklıkta tohumların sağlıklı bir şekilde saklanması için tasarlanmış.
Ayrıca sıvı azot tankları sayesinde tohumlar yüzyıllar boyunca saklanarak, nesiller boyu üretimi destekleyebiliyor.
Toplanan tohumların içerideki 24 deneme parselinde test edildikten sonra tamamen doğal olarak çoğaltılması hedefleniyor.
Bu tohumlar çiftçilik ve üretim yapanlara bedelsiz olarak dağıtılacak.
Bu güzel haberi de çiftçilere buradan duyurmuş olayım.

Yazının Devamını Oku

Böyle bitmez ki!

Alaçatı sokaklarından bildiriyorum.

Durum tek kelime ile rezalet.
Dükkanlarda, yani kapalı alanların çoğunda satış elemanları dahil kimse maske takmıyor.
Polisi görünce çenelerindekiler maskeleri göstermelik olarak takıyorlar, o kadar.
6 aydır ilk kez alışveriş yapayım dedim, dükkanlara giresim gelmedi.
Girdiklerimden de kaçarak uzaklaştım.
Yolda ya da mekanlarda karşılaşan insanlar sanki korona yokmuş gibi tokalaşıyor, sarılıyor ve hatta öpüşüyorlar.
Ben 6 aydır aynı evde yaşadığım insanlardan uzak duruyorum, bunlar yolda gördükleriyle sosyalleşme derdinde.

Yazının Devamını Oku

Üstsüz güneşlenenlerde son durum

Türkiye’de yapmadım ama bir İtalya tatilimde üstsüz güneşlenmiş ve denize girmiştim.

Yıllar önceydi tabii, çok da keyifliydi. Bikini izi yok, askı izi yok, özgür, rahat.
Şimdi ne oldu da bu aklına geldi diyeceksiniz.
Bir haber okudum; Fransa’da jandarma, plajda üstsüz güneşlenen kadınları uyarmış ve bikinilerinin üstlerini giymelerini söylemiş.
Şok, şok, şok tabii. Fransa’da oluyor çünkü olay, özgürlüklerin ülkesinde!
Jandarmanın bu uyarıyı yapmasının nedeni, kadınların üstsüz güneşlenmesinden rahatsız olduğunu söyleyen ve şikayet eden bir aile.
Bu şikayet ve ardından jandarmadan gelen uyarı Fransa’da tepkilere yol açtı tabii. “Sokakta böyle dolaşsalar uyarınızı anlardık ama plajda üstsüz güneşlenmenin nesinden rahatsız olup uyarıda bulundunuz” diye o ailenin ve jandarmaların üzerine gelindi.
Bu olayın akabinde Fransa’da üstsüz güneşlenme istatistikleri de gündeme geldi. Sayılara bakılırsa Fransa’da üstsüz güneşlenme yıllar içinde popülerliğini iyice yitirmiş.

Yazının Devamını Oku

Masumun kanı, zenginin eğlencesi

Ülkemizde hâlâ avcılık adı altında vahşi doğada yaşayan hayvanlar para karşılığında devlet izniyle öldürülüyor.


Yıllardır veryansın ediyoruz, doğaya ve canlara kıymayın, satmayın bu hayvanları diyoruz ama her yıl o ihaleler açılıyor.
Masumun
canı, kanı,
zenginin eğlencesi oluyor.
Bu yıl Türkiye genelinde 798 yaban hayvanı için av izni çıktı. 
Doğada, güvende hissettikleri evlerinde aileleri ile yaşayan dağ keçileri, yaban domuzları, yaban koyunları, ceylanlar, kızıl geyikler ve karacalar öldürme izni için para veren zenginlerin silahlarından çıkan kurşunlarla yere yığılacak, can çekişecek, o güzel gözlerinden yaş akacak ve son nefeslerini verecekler.

Yazının Devamını Oku

Aile bağlarımız dezavantajımız oldu

Türkiye’yi sonbahar ve kışın gelmesiyle birlikte zor bir korona imtihanı bekliyor.


Diğer ülkelerden farkımız ve dezavantajımız aile yapımız.
Avrupa’da yaşlılar çocuklarından ayrı yaşarken, bizde kuvvetli olan aile bağları nedeniyle pek çok 65 yaş üstü bireyin çocukları ve torunlarıyla temasları yoğun.
Çoğu büyükanne ve büyükbaba çocuklarının evinde yaşıyor.
Ayrı evlerde olanlar bile sıkça çocuklarına gidip geliyorlar.
Yani bizde virüsün çocuk ve gençlere yayılması demek, risk grubundaki 65 yaş üstüne de geçmesi demek.
Artı değerimiz olan aile bağları ne yazık ki bu kez karşımıza bir dezavantaj olarak çıkmış durumda.

Yazının Devamını Oku

POPSAV paketini açıyoruz

POPSAV olarak geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda YouTube Türkiye işbirliğiyle YouTube #evdekal ve NetD kanallarında canlı yayınlanan 1. POPSAV Online Müzik Festivali’ni düzenlemiştik.

P&G ve Denizbank’ın sponsorluğunda ve 80 sanatçının katılımıyla gerçekleşen festivalden elde ettiğimiz geliri dağıtma zamanı geldi.
Covid-19 salgını nedeniyle iş ve gelir kaybına uğrayan sahne emekçilerinden gelen yoğun talep sonrası uzun bir eleme süreci yaşadığımızı söylemem gerek.
Müzisyen, dansçı ve sahne organizasyon işlerinde görev alan arkadaşlar arasından en zor durumda olan 500 kişiyi belirledik.
Eylül ayı ortasından itibaren yardımlar kendilerine gönderilmeye başlanacak.
Korona salgını böyle devam ederse müzik endüstrisinin daha çok desteğe ihtiyacı olacak gibi duruyor.
POPSAV olarak yeni yardım paketleri için projeler üretmeye devam ediyoruz.
Bunları da POPSAV sosyal medya hesaplarından paylaşıyor olacağız.

Yazının Devamını Oku