Çok yakında sinemalarda

Zeynep Bostancı’nın çekip montajladığı ve YouTube hesabından paylaştığı ‘94 saniyede yaşadığım şehir’ videosu, sosyal medyada kentlinin beğenisini topladı.

Çok yakında sinemalarda

Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da Twitter hesabından paylaştığı videoya, ‘Ankara’nın tanıtım filmi gibi olmuş’ benzetmesi yapıldı. İşte Zeynep’in kamerasından Ankara’ya gelen yorumlar:

Çok yakında sinemalarda

@Gökyüzü Sanki Ankara diye bir film çıkacakmış da bu da fragmanı gibi olmuş.
@Leroy CAN Ankara’da yaşıyorum, videodan sonra şehir hoşuma gitti resmen.
@Ece KAYA Üniversite için İstanbul’a taşınıyorum. Ankara’dan ayrılacağım için zaten içim buruktu bu videoyu izledikten sonra daha bir kötü oldum.
@Sevde Köse Ankara’nın tanıtım filmi gibi olmuş, beğendim.
@tugce yıldırım Yaşadığım şehri böyle izlemek güzeldi.
@Dobby O kadar güzel ki... Umarım bir gün Ankara’ya taşınabilirim.

Çok yakında sinemalarda
Kentin ünlü kedisi Ankara Khaleesi’si de videoyu Twitter hesabından paylaştı. @06khaleesi, paylaşıma, “Bu videonun sahibi bana ulaşabilir mi? Ankara Kalesi’ni çekmiş, Ankara Khaleesi’sini çekmemiş” notunu düştü.

Çok yakında sinemalarda

TANITIM AMAÇLI KULLANILMALI

@AblukA Neden gri şehirden kopamayacağımın kanıtı gibi olmuş.
@Berfin İleride iyi bir yönetmen olabileceğinin kanıtıdır bu film.
@nykss Çok güzel bence. Cidden belgesel başlangıcı ya da bitişi gibi olmuş, emeğine sağlık.
@Eymen Duman Ankara’ya bakış açım değişti mükemmel olmuş.
@Aslı Kılınç Ah be Ankara’m...
@Aleyyum Sondaki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sesi o kadar duygulandırdı ki beni anlatamam.
@EBRU Buradan yetkililere duyurulur kesinlikle bu video kullanılmalı tanıtım amaçlı.
@Merve Nur Yalın Özlendin be Ankara. Şu uzaktan eğitim bitse de okuluma dönsem.
@Ophelia Amore ‘Ankara’ çok yakında sinemalarda.

Çok yakında sinemalarda
ANKARA KARELERİ

İnternet deryası, çok sayıda amatör ve profesyonel fotoğrafçıya ev sahipliği yapıyor. Bu haftadan itibaren, sosyal medyada yer alan Ankara karelerini Tık Sokağı’nda da misafir edeceğiz. İlk konuğumuz Erol Yılmaz’ın paylaşımları arasında, Ankara Kalesi’nden Hamamönü’ne, günlük yaşamdan bayram kutlamalarına pek çok ayrıntı yer alıyor. @erolyilmazfotograf’ı Instagram hesabından takip edebilir, siz de Tık Sokağı’na misafir olmak isterseniz hbaspinar@hurriyet.com.tr mail adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Çok yakında sinemalarda

KISA KISA SOSYAL MEDYA

@baharistann_ Ankara, bi ayazın meşhurdu, o da yalan oldu aslanım.
@twiitankara Ankaralılar bir tepe veya yüksek bir yer bulsun hemen evlerinin olduğu yeri bulmaya çalışır. Bu Ankara’da yazılı olmayan bir kuraldır.
@celilaydin61 Ankara’yı sadece Ankaralılar kötüleyebilir. Başkalarına anlatırken Ankara metropoldür.
@ankaramesken Düşünsenize yarın sabah uyanıyoruz korona bitmiş, maskeleri çıkartmışız, Kızılay eski haline dönmüş, dışarıda lapa lapa kar yağıyor, arkadaşlarınla Tunalı’dan Kızılay’a bir uçtan bir uca yürüyorsunuz.
@Cokgezenpapuc Ayazıyla meşhur Ankara’yı korona ne hale getirdi.
@Kevsernur06 Ankara Şentepe’de oturuyorum bir tane dayı camdan çıktı ve dedi ki ‘Seni yenicem korona.’ Bu kadar ümidim olsa yeterdi.
@selma08598152 Ankara’da ocak ayında Antalya havası var.
@aysenurpekcn Yakın arkadaşla görüntülü konuşurken Ankara havası açıp oynamak... Terapi budur.


Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bırakalım sadece denizimiz olmasın

Ankara’nın soğuk kışları yavaş yavaş hatıralarımızda kalmaya başladı.

Kaldırımların buzunun aylarca çözülmediği, bir yerlerde mahsur kaldığımız, dolmuşların çıkmadığı Dikmen yokuşlarında yuvarlandığımız günleri birer birer gençlik anılarımızın durduğu sandığa kaldırdık. Bu kış şehrimizde kar, perhiz yemeğine atılan tuz kadar göründü. Yağmurlar terk-i diyar eyledi. Kentin meşhur ayazından da bir süredir haber alınamıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün, Ankara’da 1927-2019 yılları arası ocak ayı istatistikleri şöyle:
-Ortalama sıcaklık 0.1 derece.
-Ortalama en yüksek sıcaklık 4.1 derece.
-Ortalama en düşük sıcaklık -3.2 derece
-Ortalama yağışlı gün sayısı 12.3
Aynı yıllar arasında görülen en düşük sıcaklık -24.9 dereceyle 5 Ocak 1942’ye ait. Bu satırları yazdığım yılın ilk pazar günü ise 10 dereceyle sokağa çıkma yasağına veryansın ettiriyor.

Yazının Devamını Oku

Al gözüm seyreyle

İyi temennilerle başladığımız 2020, bizi koronavirüs başta olmak üzere irili ufaklı dertlerle sınadı.

‘Evde kal’dığımız bu uzun süreçte ‘Al gözüm seyreyle’ dedik ve hayatı internet deryasında, alargadan izledik. Her zamankinden fazla takip ettiğimiz sosyal medyanın gündemini, bu yıl da sayfalarımıza taşıdık. Maskeli dolmuştan Amsterdam’daki 06 plakalı arabaya, Freddie Mercury’nin mikrofonundan Ankara’nın ‘Dalgacı Mahmut’una, kum fırtınasından çevrim içi sınav aynasına yıl boyu Tık Sokağı’nda yer alan envaiçeşit garipliği sizin için derledim. 2020’nin ilk gününde sayfalarımızda yer alan temennim pek işe yaramadı. Bir kez daha herkese neşeli, zahmetsiz, güzel bir yıl dilerim.



YORGUN VE GURURLU

Yılın ilk ayına, Ankara’da yaşanan ve kentliyi korkutan depremlerin ardından Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem damga vurdu. 5 yaşındaki Azize Çelik’i enkazdan çıkaran Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Amiri Ömer İpek, Twitter hesabından, “Şükürler olsun halimize yorgunuz ama gururluyuz” dedi. Sosyal medyada ise yürekleri ısıtan bir dayanışma vardı.

Yazının Devamını Oku

Ayna ayna söyle bana

Geçtiğimiz hafta sosyal medyaya, Bilkent Üniversitesi’nin, çevrim içi yapılacak final sınavlarında kopya çekilmesini önlemek amacıyla 11 bin öğrencisinin evine ayna göndermesi damga vurdu. Duyduklarına inanamayan pek çok sosyal medya kullanıcısı bu bilginin doğruluğunu sorguladı.

Öğrencilerden @jjustselay, “Bilkent ayna kutu açılımı videosu” notuyla, çektiği görüntüleri, aynası kırık çıkanlarsa üzüntüsünü paylaştı. Konu sosyal medyada tartışılırken, üniversite bu kez de öğrencilerin sınavda kopya çekmediklerine emin olmak için el yazısıyla bir ‘onur yemini’ kaleme alıp göndermelerini istedi. İşte yorumlar:
@oykuileri Öğrencileri finallerde kopya çekmesin diye ayna gönderen okul gibi okul be, var mı senin gibisi Bilkent.
@seymiyavvv Bilkent Üniversitesi kuzenime final sınavlarında kullansın diye bi ayna göndermiş şok geciriyoruz.
@Blanket_flowers Bilkent’in ayna olayını şaka sanmıştım. Bayağı 11 bin kişiye ayna göndermişler. 10 kamera, 2 drone, bir ayna ile sınava girecekler.
@tropikananas Canım okulum makyaj yapayım diye ayna göndermiş.
@ipekindahaus Bilkent Üniversitesi kopya çekmesinler diye öğrencilerine ayna göndermiş. Bu şey galiba; aynaya bak ve ben böyle bir insan mıyım? diye kendini sorgula. Felsefede yeni bir çığır.
@merveakyldiz Bilkent’in sıradaki hamlesi kopya çekenin anası babası ölsün.

Yazının Devamını Oku

Twitter’da 56 saat

Koronavirüsle mücadeleye yönelik alınan önlemler kapsamında, cuma akşamından itibaren tüm Türkiye 56 saat boyunca evdeydi. Bu sürede ise en çok Twitter hareketlendi. Kentli, tadını çıkaramadığı güzel havaya veryansın etti. İşte o tweet’ler:

@uklulknh Ankara’da hava günlük güneşlik. #SOKAĞACIKMAYASAĞI var diye mi böylesin hain? Yasak yokken fırtına çıkmadığı kalıyor.
@ufuksarikaya_4 Yasak var diye bu kadar güzelsin dimi Ankara? Başka açıklaması olamaz, yoksa şu an kasırga, yağmur, çamur yağması lazımdı.
@5xkare Ankara’da aralık ayında bir hafta sonunda böyle güzel bir havaya denk geliyorsun ama çıkamıyorsun.
@kesmesekerii Bundan 10 sene öncesine kadar Ankara’da bu zamanlar kar yağar, okullar bile tatil olurdu. Şimdi ne kar yağıyor ne yağmur, hava da sokağa çıkma yasağının olduğu bugün aksine öyle güzel ki Ankara’da. Yine gelir o güzel günler inşallah, hayırlısı.
@bilgeytzz Devletimizin verdiği market hakkını kullanmak üzere sokağa çıktım. Ankara’da son ayların en mükemmel havası var ve sokaklar aşırı güzel.
@nurluamanursuz1 Ne zaman sokağa çıkma yasağı olsa Ankara’da hava çok güzel oluyor kadere bak.
@emelfd Ankara’da hava o kadar güzel ki... Kulaklığı takıp ne güzel yürünürdü ama yasak.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyada AŞTİ duygusallığı

Ankara’da yaşayan, burada okumuş, kentte kısa da olsa zaman geçirmiş hemen herkes oturmuştur o banklarda.



Belki çalışmak için şehirden göçerken, yeni bir hayat için Ankara’ya gelirken, üniversiteye başlarken, mezun olup kentteki son anlarını yaşarken, hiç unutulmayacak bir tatile giderken yahut bir sevdadan kaçarken... Soğuktur. ‘Hadisene’ deyip duran bir tez canlı gibidir. Uzun süre oturamazsınız. Sanki eğimiyle sizi harekete geçmeye iter... AŞTİ’nin demir banklarından söz ediyorum. Geçtiğimiz hafta sosyal medyada bir ‘AŞTİ duygusallığı’ hakimdi. Büyükşehir Belediyesi, AŞTİ’deki bankın ağzından, Tık Sokağı’na yaraşır bir açıklama yaptı. @ankarabbld Twitter hesabından yapılan açıklamada, AŞTİ’nin ve bankların yenileneceği belirtildi. Kentlinin eski dostu demir bankların duygusal paylaşımı özetle şöyleydi:
“Beni hatırladınız mı? Ben buz gibi Ankara ayazında soğuğu içine çekip sizi tir tir titreten ama vazgeçemediğiniz o demir bankım. Kimi zaman uyumak isteyenlere sıcak bir yatak kimi zaman da dinlenmek isteyenlere rahat bir koltuk oldum. Ne kavuşmalar gördüm. Hasretle yol gözleyenler, özlemler, vuslatlar... Ben nerede miyim? Her Ankaralı zaten bilir, AŞTİ’deyim! AŞTİ’nin demirbaşıyım ben. Herkes yolcu, ben hancıyım. Ah o kalabalıklar yok mu? Kimi asker ocağına gider havaya 3 kere atılır 2 kere tutulur; kimi yavrusuna kimi de sevdasına sarılır... Uğurlamalar genelde hüzünlüdür. Geliş sevinçlerinin ise gözünü seveyim. Fakat ben ve arkadaşlarım artık yorulduk, eskidik. Bizim şöyle baştan aşağı güzel bir yenilenmeye ihtiyacımız var.”

EMEĞİN VAR BENDE

Paylaşıma çok sayıda yorum geldi. Kimi “Bir gece sende sabahladım. Hakkını helal et” dedi, kimiyse banklardan birini anı olarak almak istedi. İşte o yorumlar:

Yazının Devamını Oku

Hayaller ve hakikatler

Epey yorulduk artık. Maskesiz sokağa çıkabileceğimiz günlerin hayalini kuruyor, eski rutinlerimizi, kimi zaman sıkıcı bulduğumuz hayatımızı mumla arıyoruz.



İki cümlesinden biri ‘Korona bitince’yle başlayan kentlinin bu ruh hali, sosyal medyaya da yansıyor. Kimi koronavirüs tehlikesi geçtiğinde düğün salonu tutup yakınlarıyla Ankara havası oynayacağını söylüyor, kimiyse Başkent’te hâlâ COVID-19 olmayanlara plaket verilmesi önerisinde bulunuyor. İşte, canına tak eden kentlinin gözünden koronavirüs tweet’leri:
@Elodorakis Corona Ankara oyun havalarına girmeye başladı mı? Çünkü gün gelecek ve ‘Nerden geliyon coronalı’ diye şarkılar söylenecek.
@unicornemie Korona, gençliğimi ve Ankara’yı benden aldın.
@_GATA37 Koronavirüs bitsin ilk işim düğün salonu tutup eş dost herkesi çağırıp Ankara havası oynayacağım.
@asudeekeskin Ankara’da şu an herkes burnunu çekiyor ve korona mı oldum diye bütün gün düşünüyor.

Yazının Devamını Oku

Ankara ayazında maskeli balo

Ankara’nın meşhur ayazı yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı ve bu yıl malum sebeplerle kışı maskelerimizle karşılıyoruz.



Şehir yaşamında, pandemiyle birlikte insanlar üçe ayrılır oldu: -Maske takmayanlar. -Maske takıp burnunu açıkta bırakanlar. -Maske takmayanlara ve burnunu açıkta bırakanlara bugüne kadar piyasada kalmayı başaran mucizevi bir ürün olan plastik sivrisinek tokatlayıcıyla vurmak isteyenler. Vaziyet böyleyken, Ankaralılar için maskenin bir faydası daha ortaya çıktı; ayaza karşı koruma özelliği. Dilerim bu fayda, maskenin doğru kullanımını arttırır. Öte yandan soğuk havada maske takmakta zorlananlar da var. Hem maske hem gözlük takmak zorunda kalan bir kentliyse, bunun Ankara ayazında imkânsız olduğunu söylüyor. İşte soğukla ve koronavirüsle mücadele eden Ankaralıların tespitleri:



ÇOK İYİ İKİLİ OLDULAR

@dmrlenda

Yazının Devamını Oku

Zıtlar mecmuası

Geçtiğimiz hafta, Rahmi M. Koç Müzesi’ne gittim ve ‘Ankara Manzarası’ tablosunu görme fırsatı buldum.

 
Fotoğraf, ‘Pirinçhan, Ahi Elvan Camii ve Arslanhane aynı karede’ notuyla paylaşılmış.

Hollanda Rijksmuseum’dan ödünç alınan, 18’inci yüzyıla ait tablo, yaklaşık iki yıldır müzede misafir. Önceleri ‘Halep Manzarası’ olarak bilinen eserin, Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından yapılan çalışmalar sonucunda Ankara’ya ait olduğu tescillenmiş. Kentin kültür ve ticaret hayatıyla ilgili görsel bir belge niteliğindeki tabloyu gördükten sonraysa, @ankaramanzarasi Instagram hesabını yeniden inceledim. Hesapta, kentin tarihi ve kültürel hafızası, Ankara Manzarası tablosu ile belgeselinin detayları, şehre dair paylaşımlar ve Ankara Sözlüğü gönderileri yer alıyor.
Muhammed Murat Arslan’ın kaleme aldığı; zıtlar mecmuası, su perileri, entekke, sof, hemhüm, sergah, belde-i mamure gibi Ankara’ya dair pek çok detayın bulunduğu sözlük ilgimi çekti. Bunun üzerine konuştuğum @muhmuratarslan, şu bilgileri verdi:
“Hem tarihi hem güncel paylaşımlar yapıyoruz. Hikâyemiz belgesel yapım süreci ile başladı. Belgeselle aynı isimdeki sosyal medya hesaplarını açtık. Ankara Sözlüğü ise yeni bir girişim. Kent belleğine ait unsurları kısa tanımlarla popüler platformlarda paylaşıyoruz. Beklentimizin üstünde ilgi gördü. 100 adet kelime veya kelime öbeği hedefliyoruz. Hatta bir kitapçık olarak bastırmayı planlıyoruz bunları.”

Yazının Devamını Oku

Eski Ankara esnafının izinde

Yıllar önce, çocukluğumun geçtiği Cebeci’ye gidip, çocuk gözlerimle bildiğim semte bu kez genç gözlerimle baktığım o günü hatırlıyorum.



Köprünün ayağındaki iki dükkân yerli yerindeydi. Kırtasiyeye uğrayıp, sadece anı olsun diye hiç ihtiyacım olmayan bir şeyler aldım, sohbet ettim. Binanın yıkılıp yenileneceğini, kırtasiyenin de kapanacağını öğrendiğimde üzülmüştüm. 90’ların başında, okul ihtiyaçları genellikle bu kırtasiyeden karşılanır, Cebeci Köprüsü’nden geçilip Soysal Sokak’taki İltekin İlkokulu’na ulaşılırdı pürtelaş. Bazen de kırtasiyenin tam karşısındaki yufkacıdan alınan yufkayla, davul fırında börek yapılırdı... Bizim ‘Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı” diyen bir atasözümüz bile var. Eski dükkânların, işletmelerin de çoğunluğun gözünde bir önemi yok haliyle. Oysa, çocukluğunda simit aldığın fırından çocuğunun da simit almasının bir değeri yok mu? Ya da o fırının kendine has, değişmeyen bir lezzetinin keyfine torununla birlikte varmanın... Var elbet.



DİLERİM HEP YAŞASINLAR

Instagram hesabından takip edebileceğiniz

Yazının Devamını Oku

Veganize işler

Şubat ayında, sokakları vegan çorbası ve çabasıyla ısıtan bir oluşumdan bahsetmiştim size.



Kuğulu Park’ta vegan çorba dağıtan @vegan_sanat, ‘Yaşamdan yana ol. Vegan ol’ çağrısında bulunuyor, ‘Vegan Soru Bank’ ve ‘Vegan Merdiven’ olarak isimlendirdikleri etkinliklerle, kimi zaman bir bankta, kimi zamansa yol üstünde bir merdivende veganlığı anlatıyordu. Onur Sunal ve Alper Uzuncan’dan oluşan @vegan_sanat, son olarak ‘Veganize İşler’ Youtube kanalında da arzıendam etmeye başladı. Bilgilendirici pek çok içeriğin yer aldığı kanalda ilk göze çarpan yemek tarifleri. Bu tarifler, vegan olmanın sıkıcı beslenmek anlamına gelmediğinin en güzel kanıtı. Kanalda, pastadan baklavaya, tel kadayıftan mantıya, yoğurttan kaymaklı ekmek kadayıfına çok sayıda lezzetin vegan reçeteleri yer alıyor. Veganize İşler kanalı, vegan olma hikâyelerine de ev sahipliği yapıyor. Neden ve nasıl vegan olduğunu anlatan isimler, izleyiciye ilham veriyor. Öte yandan, veganlar kahvaltıda ne yer, tatilde ne yapar, vegan yoğurt nasıl mayalanır, veganlar kalsiyumu ve B12 vitaminini nereden alır gibi sorular da, ‘Veganize İşler’in videolarında cevap buluyor.

BASİT, UCUZ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR

“Biz etik veganız” diyen Onur ve Alper’le kısa bir görüşme yaptım. Mesajları şöyle: “Şiddetsiz ve saygılı iletişim biçimlerini kullanıyoruz. Sokakta veganlık anlatırken gerçekleşen diyalogları paylaşmak istiyorduk. Bu amaçla yola çıkıp, kanalımızı vegan etkinlik adına akla gelebilecek her türlü etkinliği yayınlamak için kurduk. Asıl amacımız vegan anlatımının tabana ulaşması, veganlığın basit, ucuz ve sürdürülebilir olduğunu göstermek ve tüm toplumun vegan olmasına katkıda bulunmak.”

Yazının Devamını Oku

Hayat kısa kentli yürüyor

Bazen sosyal medyada yer alan birkaç cümle, kentlinin gözündeki ve gönlündeki Ankara’yı olabilecek en iyi şekilde anlatıyor.

@birumutkara, geçtiğimiz günlerde yaptığı paylaşımda, “Ankara’ya hasret gezdiğim bir gün daha. Öyle susuyorum bazen şehre. En Ankara’da olduğumu hissettiren yer Selanik’in Sakarya’da olan kısmı. Hele Ziya Gökalp’ten o köşeyi dönmek. Çiçekçisi dönercisi lostrası” dedi ve “Acaba kimlere neresi en çok Ankara geliyor, Ankara’da hissettiriyor” diye sordu. Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama şehirler arasında hasretlerin en büyüğü genellikle Ankara’ya duyuluyor. Paylaşıma gelen yorumlarda da özlem göze çarpıyor:

RÜZGÂRI ESTİ SANKİ

@sonfecigudubet En Ankara’da hissettiğim yer Karanfil Yüksel kesişimindeki Limon Bazaar önü. Burası sanki Ankara’yı ilk gördüğüm yer. Seni çok özledim güzel Ankara.
@hocaagnim Ahh ben de, bazen ben de çok özlüyorum.
@denizamuk Ankara’ya o kadar hasret kaldım ki...
@zehraacetnn 7. Cadde’den 3. Cadde’ye amaçsız bir şekilde yürümek, canım akşam akşam bunu çekti. Ankara bir insan olsan sana aşık olurdum.

Yazının Devamını Oku

Çizer gözünden Ankara

Amatör bir çizer olarak, sosyal medyada takip etmekten en çok keyif aldığım kişiler sanatçılar. Bu sebeple film ya da dizi izleyemiyorum. Yapabildiğim ancak dinlemek. Dinlerken sayısız çizerin işleri arasına dalıp gidiyor, baktıkça mutlu oluyor, ilham alıyor, bazen de ‘Bunu ben neden düşünemedim’ deyip kıskanıyorum.

Bu hafta size takip ettiğim bazı çizerlerden bahsetmek istiyorum. İlki @arch.antares. Bir tabure, bir çanta dolusu kalem ve bir çizim defteriyle Botanik Park’ı atölyeye dönüştürmüş ve Atakule’yi resimlemiş. Bu kare bana, Clarissa Pinkola Estes’in ‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ kitabındaki şu cümleyi anımsattı: “Benim için yalnızlık daha çok kendimle birlikte her yere taşıdığım ve ihtiyaç duyduğumda etrafıma açtığım katlanmış bir orman gibidir.”



ANKARALI OLMAK FARKLIDIR
@polibunny ise sevilen, özlenen mekânları çizerek her hafta takipçileriyle buluşturuyor. Son olarak Atakule’yi resimleyen sanatçı, kentin meşhur ‘Buraya bakarlar’ tabelasını da unutmamış ve paylaşıma şu notu düşmüş:
“İlk Ankara gönderisiyle karşınızdayım! (sonunda) İstanbul’da İstanbullu olmakla Ankara’da Ankaralı olmak farklıdır. İstanbul’daki İstanbullu’nun şehirdeki turistik ve tarihi mekânlara gitme alışkanlığı yoktur, ancak bir misafirini gezdirmeye gider. Ancak Ankaralı benimsemiştir buraları. Atakule’nin tepesinin dönüp dönmediğini kontrol etmek için sık sık çıkar en yukarı. Oradan gördüğü manzara karşısında unutur bu uğraşın sebebini. Kulenin ayaklarındaki Botanik Parkı’na girer, yaz kış nefistir ağaçlar, kuşlar, sincaplar.

Yazının Devamını Oku

Bermuda üçgeni

Şehir yaşamında en çok rahatsızlık duyduğum konu, olur olmaz her şeyin, paylaşma, dönüştürme gibi olasılıklar hiç düşünülmeden, dosdoğru çöpe atılması.



‘How I Met Your Mother’ dizisini izleyenler hatırlayacaktır, kahramanlarımız ne zaman bir eşyadan kurtulmak isteseler, apartmanın önündeki ‘Bermuda Üçgeni’ diye adlandırdıkları noktaya bırakırlar ve arkalarını döndükleri anda eşyanın çoktan yok olduğunu fark ederler. Kentli de bir çeşit ‘Bermuda Üçgeni’ne inanıyor olmalı ki, her gün dolaptan sandalyeye, koltuktan yatağa, eski kıyafetten televizyona, aklımıza gelebilecek ve hiç ummayacağımız her şeyle çöp kenarlarında karşılaşıyoruz. Çankaya Belediyesi Temizlik İşleri Şantiyesi’nde, çöpe atılan binlerce kitapla bir kütüphane bile kuruldu. Geçtiğimiz günlerde yukarıda bahsettiklerimi özetleyen bir fotoğraf paylaşan @cankayabelediye, şu uyarıda bulundu:
“Sevgili Çankayalılar, evinizde istemediğiniz eşyalarınız çöp kamyonlarımıza sığamayacak kadar büyük. Onları çöpe atmak yerine Büyükşehir Belediyesi’nin belirlediği hafriyat döküm alanlarına götürmeniz gerekmektedir. Unutmayın ki cezai işlem en son uygulanacak yoldur.” Paylaşıma çok sayıda tepki geldi. İşte yorumlardan bazıları:

OLGUNLAŞMAMIŞ KENT BİLİNCİ

@_oguzmehmet Hem görüntü hem de karşılık bulduğu dil, henüz olgunlaşmamış bir kent bilincini işaret ediyor. Şimdilik, farklı bir başkent hayali ile yetineceğiz demek...

Yazının Devamını Oku

Hoş geldin yün yorgan

Ankara’da cuma akşamı başımızı yastığa koyduk ve sabah uyandığımızda, gece biz uyurken odamıza dolan sonbaharla karşılaştık.

Hatmi çiçekleri çoktan boynunu bükmüş, şıpıdıkların içineyse çorap giyme ihtiyacı hasıl olmuştu. Bugünlerde geleceğini biliyorduk aslında ama yaşamın hayhuyu arasında düşünmeye fırsatımız olmamıştı. Geleceğini unuttuğumuz güzel konuğumuzu, evden çıkarken üstümüze aldığımız hırkayla karşıladık.
Twitter hesabından paylaştığı fotoğrafa, “Ankara’da sonbahar, akşam vakti evde hazır yemek olmayınca, Ankara simidinin yanında yapılan çayın içinizi ısıtan şefkati demektir” notunu düşen ve “Ankara’da sonbahar ne demektir” diye soran @lavarlaa, Duygu Seyman’ın ‘Sonbaharda Ankara’da Olmak Üzerine’ başlıklı yazısını da takipçilerinin beğenisine sundu.



AKŞAM ÇORABI MEVSİMİ

Paylaşımın ardından, @beydca Dönem başında yeniden bir araya gelinen ev arkadaşlarıyla Papazın Bağı’nda Uno oynamak” derken, @basakbasaky’nin yorumu “Yıllar sonra diyeceğim ki: iyi ki gençliğimi Ankara’daki yaşamışım” oldu. @CEMoKA006, “Ankara’da sonbahar hayal kırıklıklarının bütünleme sınavıdır” dedi. @serenciyas ise Ankara’nın sonbaharını şöyle tanımladı:

Yazının Devamını Oku

Daha neler göreceğiz

Özellikle belli bir yaşın üstündekilerin sıklıkla kullandığı bir cümledir, ‘Daha neler göreceğiz bakalım.’

Belli bir görmüş geçirmişlik seviyesine sahip olmayı ve söylerken uzaklara bakıp kafayı hafifçe iki yana sallamayı gerektirir. Geldiğimiz noktadaysa bu cümle artık hepimizin. Örneğin oğlum, pandemi deneyimi yaşıyorken bir de kum fırtınasına şahit olarak henüz iki yaşında olmasına rağmen bu cümleyi kurmaya hak kazandı. Artık bacak kadar boyuyla uzaklara dalıp ‘Daha neler göreceğiz bakalım’ diyebilir...
Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da yaşanan kum fırtınası bilmediğimiz bir şeydi, hepimizi korkuttu. Kentliye, özellikle de fırtınada çadırları yıkılan mevsimlik tarım işçilerine ve yaralanan altı kişiye geçmiş olsun. Yaşananların sosyal medyaya yansımasıysa her zamanki gibiydi. Kimi 2020’yi günah keçisi ilan etti, kimi bilim kurgu filmi benzetmesi yaptı, kimiyse ‘Bunu da mı görecektik’ dedi. Bazısı da böyle bir durumda espri yapabilenlere tepki gösterdi. İşte yorumlar:



2020’DE SIRADAN BİR GÜN

@lavarlaa Sevgili 2020, biraz sakinleşmesek mi?

Yazının Devamını Oku

İyi ki doğdun Ankaralı

Punk rock grubu The Clash’in gitaristi ve vokalisti Joe Strummer’ın 21 Ağustos’taki doğum günü, bu yıl da sosyal medyada tweet’lerle kutlandı.


Müzisyenin adı, kentin, "Joe Strummer was born in Ankara. (Joe Strummer Ankara’da doğdu) yazan duvarlarında yaşıyor.

Ankaralı müzisyen @beduk, Twitter hesabından, “Hemşehrim Joe Strummer 1952 yılında bugün Ankara’da doğdu” dedi. İşte, sosyal medya sakinlerinin, 1952’de Ankara’da doğan müzisyen için yaptığı paylaşımlardan bazıları:

@MetalTillDeathh, 68 yıl önce bugün: Clash grubunun solisti Joe Strummer, Ankara’da dünyaya geldi.
@canfailun Yıllardır nasıl bilmediğim konusunda biraz şaşırdığım ve epey utandığım bir bilgiye rastladım. The Clash’in solisti ve gitaristi rahmetli Joe Strummer abimiz Ankara doğumluymuş.

ANISINA HELVA DAĞITILMIŞTI

@MeteAtature 21 Ağustos Joe Strummer’ın doğum günü. 2002’de kaybettiğimiz Joe bugün yaşasa 68 yaşını kutluyor olacaktı. Babası 1952’de büyükelçilik görevlisiyken Ankara’da dünyaya gelmiş. 2002’de öldüğünde Ankara’da bazı sevdiğim insanlar tarafından anısına helva dağıtılmıştı.

Yazının Devamını Oku

Tunalı Hilmi numara 105

Yaşantımızdan bir Kavaklıdere Sineması geçti... Akün’ün, Kızılırmak’ın ve daha nicesinin mensubu olduğu yol üstü sinema salonları ailesinin, 2007 yılında aramızdan ayrılan üyesi...

Ve geçtiğimiz günlerde, Twitter hesabından sinemanın önünde çektiği bir fotoğrafı paylaşan film yapımcısı Enver Arcak, içimizi ısıtan bir şey söyledi: “Bir gün açacağım seni!” Emektarın ne çok seveni varmış. İşte paylaşıma gelen yorumlardan bazıları:
@gilhami ‘Bir gün’ü çok beklemesek. Siz zaten biliyorsunuzdur, ancak fikir olarak; daha çok klasik/ kült ve dönemin iyi filmlerini gösteren bir sinema olabilir, izleyicisi hazır. Ankaralı seyirciler de işin ucundan tutmalı elbette.
@Twltter26445690 Haydi inşallah. Her pazar günü saat 17.00’de #KavaklıdereSineması‘nda olmak istiyorum yine.. Ardından #Kebap49’da kıymalı iyi giderdi...
@ankaracimbizi O gün frigolalar cımbızcıdan.

TABELASI İÇİMİ ISITIYOR

@efesermin Kurtlarla Dans filmini hem de dünyada vizyona girdiği hafta Kavaklıdere Sineması’nda izlemiştim.

Yazının Devamını Oku

Böyle havada istifa ettim evkaftaki memuriyetimden

Sıcak hava, her yaz olduğu gibi bu sene de sosyal medya kullanıcılarının yaratıcılığını arttırdı.



Kimi “Şu an Ankara’da olmamama rağmen ne kadar sıcak olduğunu hissedebiliyorum” derken, kimiyse “Ankara, evkaftaki memuriyetten istifa edecek kadar sıcak” tespitinde bulundu. İşte sıcaktan bunalan kentlinin dumanı üstünde tweet’leri:
@belinaykaradaag Ankara bebeğim sen bizi öldürecek misin bu ne sıcak.
@mebincocugu Keçiören ve Dikmen’in esmediği bir Ankara’da kimse serinlemeyi beklemesin.
@nilramona Ah Ankara.. Ayazın ayrı yazın ayrı dert be.
@gedikoglueyup Muhakkak Ankara’dan daha sıcak yerler vardır diyerek serinliyorum.

Yazının Devamını Oku

Ankaralıyım hatırlıyorum

Son zamanlarda sosyal medyada sık sık karşılaştığım bir soru var: ‘En Ankaralı özelliğiniz ne?’ Yanıtlar birbirinden ilginç...

Kimi çocukken Ankaralı Turgut’la çektirdiği fotoğrafı, kimi de 06.06’da doğmasını öne sürmüş. Oyun havasıysa ilk sırada yer alıyor. İşte kent sakinlerinin ‘En Ankaralı’ özellikleri:

@kederlitafsan Benim kavgaya mevzu demek.
@vasfimizyok Ben hangi kaldırım taşının kırık olduğunu, altından su çıkacağını tahmin edip ona göre basıyorum.
@sumsirella Ben tez yazarken bile oyun havası dinliyorum.
@eyllarslannn Ben deniz görünce heyecanlanıyorum.
@mrstatavay Ben evde durduk yere ey çekebiliyorum.
@yuruyenstres Ben durduk yere oyun havası açıp oynamaya başlıyorum.

Yazının Devamını Oku