"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Merdiven mi, asansör mü?

Çok eskiden bir yoga dersi sonrası güzel bir şey öğrenmiştim. Bedenine, son bir saat yapabildiklerin için teşekkür etmeyi...

Sonra bunu sabah yürüyüşleri sonrası yapmaya başladım. Yürüyüş sonrası, gözlerimi kapatıp, bedenime bana bunu yaşattığı için teşekkür ediyorum. Hatta anneme de öğrettim, çok hoşuna gitti, o da yapıyor.
Hayatta her şeyin; beden, ruh, akıl ve başka ne varsa, geçici taşıyıcısı olduğunu unutmamak lazım. Bize verilen tüm beceriler, sadece “şimdilik” bizimle.
Geçen hafta Londra’da Tate Müzesi’nde, bebek arabasıyla asansör beklerken şu yazıyla karşılaştım: Merdivenleri çıkabilmenin tadını çıkartın ve asansörü yaşlılarla, ihtiyacı olanlara bırakın.
Tadını çıkartın... Ne güzel söylemişler. Merdiven çıkmanın tadını çıkartmak, kutlamak gereken bir şey olduğunu hatırlayanımız var mı? Çoğu zaman bizim için külfet, yorgunluk, zaman kaybı değil mi?
Böyle düşününce içimden koşarak merdivenleri çıkmak geldi ve o günden beri, nerede olursam olayım aklıma bu laf geliyor ve hemen merdivenlere sapıyorum.
İnsan sahip olduklarına körleşiyor ne yazık ki... Becerilerine, güzelliklerine, sevdiklerine körleşiyor. Görmez oluyor onları. Uzaklara dalıp gitmeyi ya da bir dikiz aynasından geçmişe bakmayı yeğliyor çoğu zaman.
Bunun en büyük sebebi, her türlü varlığını sonsuz zannetmesi.
Bazen aklıma delice şeyler geliyor. Mesela sokaktan öylesine birini çevirsek ve “öleceksin!” desek, kimse “e tabii canım” demeyecek. Herkes ölmeyecekmiş gibi şikayetçi. Kimsenin merdivenleri çıkabilmenin tadını çıkarttığı da yok.
Hepimiz henüz ulaşmadığımız o tepelerin peşindeyiz. Başarının, paranın, güzelliğin, zevklerin ve sarhoşlukların...
İyi hoş, peşinde olalım tabii. Ama biz bir oltanın peşindeki balık değiliz sadece. Aynı zamanda sınırlı bir hayat büyüsünün parçası, kendi masalımızın kahramanıyız. Biz şu an tamamız aslında. Niye eksikmişiz gibi yaşayalım? Niye merdiven çıkabiliyorken, asansör bekleyelim?
Hayat felsefemiz “sahip olduğumuz şeylerin tadını çıkartmak” olsun. Sağlık olsun, sevdiğimiz olsun, evimiz olsun fark etmez. Burada önemli olan fiil. Tadını çıkartmak. Hayatı bir kutlama gibi yaşamak.
Yoksa, asansörleri bekler gibi, hayali yarınları bekleriz. Buradaki fiil ne? Beklemek.
Beklemek mi istiyoruz yoksa yaşamak mı?
Yaşamayı seçenler ne duruyorsunuz, etraf merdiven dolu!

X