Nedim Şener

Terör örgütü PKK’ya ‘hareket’ diyen CHP adayı

1 Mart 2024
Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde politik olarak PKK/HDP çizgisine çekilen Cumhuriyet Halk Partisi’nin Özgür Özel döneminde kadroları PKK/DEM tarafından belirlenir hale geldi.

Özgür Özel, işbirliğinin açık ve şeffaf olacağını söyledikten sonra, medyadaki kendisi ve sözcüleri ortaya çıkan rahatsız edici tabloyu perdelemek için elinden geleni yapıyor. CHP ve PKK/DEM yöneticilerinin göstermelik rekabete dayalı sözde tartışmaları gerçeği gizleyemiyor. Artık mızrak çuvala sığmıyor. İstanbul’un Esenyurt, Mersin’in Akdeniz ve Toroslar ilçelerinde ortaya çıkan tablo CHP’nin nasıl tehlikeli bir yola girdiğini de gösteriyor.

KANDİL’İN MESAJI İLE CHP ADAYI ÇEKİLDİ

Başak Demirtaş’ın şantaj aracı olarak ortaya sürülmesinden sonra PKK terör örgütü yöneticisi Mustafa Karasu’nun 7 Şubat günü yaptığı ittifak açıklaması PKK/DEM ile CHP arasındaki Kandil uzlaşmasının yolunu açtı. Demirtaş aday olmayacağını açıkladı. 10 gün sonra da CHP Esenyurt’ta aday gösterdiği Ali Gökmen’i geri çekerek yerine 2015’te PKK/HDP’nin Van milletvekili aday adayı Ahmet Özer’i aday gösterdi.

PKK/DEM’İN ESENYURT MİTİNGİ

Esenyurt’ta aday çıkarmayan PKK/DEM, bu ilçedeki seçime verdiği önemi geçen hafta sonu yaptığı mitingle gösterdi. PKK/DEM’liler terör örgütü elebaşı Öcalan’ın posterleri ve PKK terör örgütünün sloganları eşliğinde yaptıkları mitingle sözde CHP’nin adayına desteklerini göstermiş oldular. CHP’nin adayı Ahmet Özer’in fikirleri ve tutumu da PKK/DEM’lilerden farklı değil. “Özerklik, Anayasa’dan Türk kelimesi ve TC Vatandaşlığı tanımının çıkartılması, PKK’lı teröristleri de kapsayan genel af, Kürtçenin resmi dil olması” gibi görüşleriyle Atatürk’ün kurduğu CHP’den çok PKK/DEM’li bir siyasetçi profiline sahip.

VATAN HAİNLERİ İÇİN UYDURUK TARİH

Önümde 2013’te yazdığı “

Yazının Devamını Oku

Yunanlıların önünde ‘Ayasofya’nın ibadete açılmasına ihtiyaç yok’ diyen İstanbul Şehr-i Emini İmamoğlu 3.5 yıldır Ayasofya’ya neden adım atmıyor

28 Şubat 2024
Yunanlıların önünde ‘Ayasofya’nın ibadete açılmasına ihtiyaç yok’ diyen İstanbul Şehr-i Emini İmamoğlu

Devletin valisine “Vali itlik yapmıştır bunu aynen iletin”, YSK üyelerine “Ahmak”, soru soran vatandaşa “Senin beynin tutulmuş”, kendisini eleştiren pazarcıya “Sen terbiyesiz birisin, ahlaksız birisin” diyen, her strese girdiğinde hakaret ve küfre sarılan İBB Başkanı İmamoğlu dün bir konuşmasında yine bu kişilik özelliğini ortaya dökmüş.

İki soru sormuştum; birincisi İstanbul gibi bir şehrin başkanı ‘İstanbul Şehr-i Emini’ sayılan İmamoğlu 86 yıl sonra 2020 yılında ibadete açılan Ayasofya Camii’ne 3.5 yıldır neden ziyarete gitmiyor?

İkincisi, Kadir Topbaş döneminden beri İstanbul’daki Selatin camilerinin temizlik ve güvenlik hizmetleri İBB tarafından veriliyor. Bunun tek istisnası Ayasofya Camii. Peki Ayasofya Camii’ne bu hizmet neden İBB tarafından verilmiyor da Fatih Belediyesi tarafından veriliyor?

Makamına yakışır medeni bir üslupla sebeplerini açıklayacağına ettiği hakaretlerle kendisini de tarif etmiş. Sirkeci-Kazlıçeşme hattı tren seferlerinin başlamasıyla ilgili törene “Ulaştırma Bakanı davet etti” yalanı ortaya çıkınca bunu perdelemek için hakarete sarılmış. “Saraçhane bülbülleri” diye adlandırılan fonlanan internet siteleri ve binlerce mesajı aynı anda atabilen organize BOT hesaplar, sosyal medya hesapları ile “Renklendirilmiş” FETÖ’cüler hep bir ağızdan hakaret eden İmamoğlu’nu savunmaya geçti.

DAVETİYE YALANI PATLAYINCA

Ulaştırma Bakanı’nın kendisini Sirkeci-Kazlıçeşme tren seferlerinin başlaması törenine davet ettiğini ilan eden İmamoğlu, gerçeği söylemediği ortaya çıkınca saldırganlaştı.

Fatih Belediyesi’nin isme özel olmayan biçimde e-posta üzerinden yolladığı protokol mesajını paylaşıp kendisini haklı çıkarmaya çalıştı. Nitekim iki belediye özel kalem personeli davetiyenin isme özel olmadığı konusunda yazışmış, İBB Özel Kalemi de “

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel hakkında FETÖ dosyası ne oldu?

26 Şubat 2024
CHP’nin Balıkesir’in Karesi ilçesinde belediye başkan adayı olarak gösterdiği Serpil Akgül’ün adaylıktan çekilmesi sonrası yeni belediye başkan adayı 2 Şubat 2024’te Adalet ve Kalkınma Partisi’nden istifa eden Mesut Akbıyık oldu.

İşin ilginç yanı, Akbıyık’ın 2017 yılında şimdiki CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Bülent Tezcan gibi de isimler hakkında “FETÖ” ile iltisakları olduğu iddiasıyla Balıkesir Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı. Sözcü’den Saygı Öztürk’e, “Özür dileyeceğim” açıklaması yaparken “Özgür Özel hakkındaki dosya ne oldu?” sorusu akıllarda kaldı.

Özgür Özel’in FETÖ’cülerle ilişkisi olduğu iddiası şimdi Kırgızistan’da olan eski örgüt üyesi Enis Uludemir’in 31 Mart 2016’da kendiliğinden gittiği Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’na “Tanık” sıfatıyla verdiği ifade ortaya çıkmıştı.

Ama bundan önce Özgür Özel, 12 Kasım 2015 günü Manisa’da yapılan FETÖ operasyonunda gözaltına alınanları ziyaret ettikten sonra Emniyet’in kapısında şunları söylemişti:

“Kamuoyunda çeşitli isimlerle anılan, FETÖ terör örgütü diye yetkililerin ifade ettikleri Manisa’daki bir inanç grubuna, bir cemaate, kendilerine ‘Hizmet Hareketi’ olarak ifade eden kişilere yapılmış operasyondan sonra bugün Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında olanları ziyaret ediyoruz, dört tanesiyle görüştüm yukarıda...”

İlk anda Özgür Özel’in insani duygularla yaptığı bir ziyaret gibi görünse de, bu, FETÖ’cülerin organize ettiği bir çalışmanın sonucuydu. Belgesi de Adliye, MİT ve Emniyet’teki ByLock yazışmalarında.

BYLOCK’TA ÖZGÜR ÖZEL

FETÖ’nün Manisa yapılanmasına yönelik operasyon günü olan 12 Kasım 2015’te FETÖ’nün “Gazete Mesulü” Murat Şimşek ile ED-Eğitim danışmanı Seyit Ahmet Akçalı arasında, Manisa’daki FETÖ operasyonu sonrasında Özgür Özel’in yaptığı çalışmalar şöyle anlatılmış:

“- Abi bugün daha çok Özgür Özel’le çalışıldı.

Yazının Devamını Oku

PKK/DEM işbirliği ve CHP’nin girdiği çıkmaz yol

23 Şubat 2024
PKK terör örgütü, HDP ile ittifak üzerinden politikalarını belirlediği CHP’nin, DEM üzerinden ne tür adaylar çıkarması gerektiğini belirleyecek noktaya geldi.

Böylece, siyasi olarak HDP/DEM üzerinden meşruiyet elde edemediği taleplerini de CHP üzerinden uygulamaya sokacağa benziyor.

CHP’in bu hale gelmesi, 2010 yılında FETÖ’nün Deniz Baykal’a kurduğu kaset kumpasından sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olmasıyla başladı.

2011 seçimlerinde Bolu Milletvekili seçilen Tanju Özcan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi PKK/HDP çizgisine çekme amacını şöyle anlatmıştı; “2012 yılında genç milletvekilleri yemeği vardı. Kılıçdaroğlu da bu yemeklerin bazılarına katılıyordu ve sürekli şu kelimeyi kullanıyordu ‘Yeni CHP’. Tokat milletvekilimiz ‘Yeni CHP’den ne anlamalıyız?’ diye sordu. Kılıçdaroğlu, ‘Sayın Baykal bu partiyi, merkezle MHP arasına konumlandırmaya çalıştı. Ben oradan alıp merkezle HDP’nin eski adı olan BDP ile arasında bir çizgiye konumlandırmaya çalışıyorum’ dedi.”

FETÖ KUMPASI İLE GELDİ

Kılıçdaroğlu politika değişikliğinin işaretlerini genel başkan olur olmaz verdi; 2011’de Hakkari’de “Yerel yönetimler özerlik şartını olduğu gibi kabul edeceğiz. Anadilde öğrenim konusunda da mücadelemizi hep birlikte yapacağız” açıklaması yaptı. CHP’de Atatürkçü ve ulusalcı bilinen isimleri uzaklaştırdı, Atatürk’e hakaret eden, bölücülere yakın, liberal isimleri partide etkili yerlere getirdi. Kılıçdaroğlu, 2014 yılındaki kurultayda da CHP iktidarında yerel yönetim özerklik şartını mutlaka getirecekleri sözünü verdi.

Kılıçdaroğlu 13 yılın sonunda; PKK/HDP ile ortak hareket eden, Irak ve Suriye’de teröre karşı çıkartılan tezkereye ‘hayır’ oyu veren, özerklikten yana, PKK’ya yardım yataklık eden belediyelere kayyum atanmasına, PKK’nın siyasi şubesi ve suç ortağı HDP’nin kapatılmasına karşı, PKK ilişkili KHK’lıların iadesini isteyen, PKK sözcüsü Demirtaş’ı savunan bir kıvama gelmişti. İşin ilginci CHP seçmeni de bunları içine sindirecek noktaya getirildi.

2018 ANAYASA PLANI

Kılıçdaroğlu,

Yazının Devamını Oku

Kendi kazdığı kuyuya düşen FETÖ’cüye ‘Yusuf’ değil HAİN denir

21 Şubat 2024
Özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra Fetullahçı Terör Örgütü elebaşı Gülen, örgüt üyelerine kaçmaları yönünde mesaj gönderip telkinde bulunurken “Hicret” benzetmesi yapardı. Elbette hepsi kaçamadı, FETÖ elebaşı onları da avutacak bir benzetme uydurdu.

Kaçamayan, yakalanan FETÖ mensuplarının konulduğu cezaevleri için “Hazreti Yusuf Medresesi” benzetmesi yapan Gülen, cezaevine giren FETÖ mensuplarını da “Hazreti Yusuf” diye avuttu.

Milli İstihbarat Teşkilatı, 2016 yılı ağustos ayında FETÖ yönetiminin örgüt üyelerine şu dört maddelik talimatı yolladığını tespit etmişti: “Yurtdışına çıkan hizmet ehli olanlar, aileleri ve çocuklarını da yanlarına alsın. Eşleri ve çocukları da en yakın zamanda yurtdışına taşınsın. Yurtdışında ‘Hizmet diasporası’ çatısı altında birleşin, hizmet hareketini bulunduğunuz ülkeden yürütün. Türkiye’deki ailenizi de yanınıza alın, firar ve kaçma kelimelerini kullanmayın, yerine, bunun yerine zulüm ve baskılar nedeniyle ‘hicret ettik’ deyin. Hizmetinizi bulunduğunuz ülkelerde devam ettirin.”

10 YILDA 20 BİNİ KAÇTI

17/25 Aralık 2013’ten başlayarak “örgüt yöneticileri”, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra da “örgüt üyeleri” ağırlıklı olmak üzere 10 yıl içinde 20 bin FETÖ mensubu yurtdışına kaçtı. Haklarında mahkeme ve savcılıklar tarafından arama kararı bulunan firari 28 bin FETÖ mensubundan 20 bine yakını karadan Gürcistan, Suriye ve ağırlıklı olarak Yunanistan üzerinden firar etti. Denizden de Ege’deki Yunan adaları üzerinden örgütün Avrupa’daki merkezlerine kaçtılar. Bu süreçte Yunanistan FETÖ’cülerin geçiş noktası oldu. Öyle ki 15 Temmuz darbe girişimine fiilen katılan ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait helikopterle topraklarına iniş yapan darbeci FETÖ mensuplarını bile iade etmedi. Atina’da bunun için ofis de kuran FETÖ mensupları, Yunan polisine yakalandıklarında üzerlerinde “I am Gülenist” yazılı notlar sayesinde giriş izni aldı.

1.236 FETÖ’CÜ SINIRDA YAKALANDI

Türk Silahlı Kuvvetleri 2019’da 138, 2020’de 84, 2021’de 246, 2022’de 547, 2023’te 422, 2024 yılı başından bugüne kadar da 21 FETÖ mensubunu yakalamayı başardı. Darbe girişimi sonrası Yunanistan’a kaçmaya çalışan FETÖ mensuplarından sayıları çok az da olsa; son aylarda Yunanistan üzerinden Türkiye’ye girerken yakalanıyor. Örgüt elebaşının talimatı ile ailesinin canını tehlikeye atan FETÖ’cülerden, sayıları az da olsa bazılarının Türkiye’ye girerken yakalanması herkesi şaşırttı.

Herkes “FETÖ neyi planlıyor?” sorusuna cevap arıyor. İşte tam bu sırada Türkiye’de bazı gelişmeler; Anayasa Mahkemesi’ndeki kararlar, Danıştay’ın FETÖ irtibat ve iltisakı olan hâkim ve savcıları görevlerine iade etmesi, mahkemeler tarafından verilen beraat kararları, FETÖ’den ihraç edilenlerden binlercesinin görevlerine iade edilmesi örgüt üyelerini umutlandırdı.

Yazının Devamını Oku

Yargıda tehlike FETÖ’den de büyük

19 Şubat 2024
Ergenekon, Balyoz, 7 Şubat, 17/25 Aralık, MİT TIR’ları, Selam Tevhid yargı kumpaslarını unutursanız ölürsünüz...

BUGÜN köşemde Danıştay 5. Daire’nin görevine iade ettiği 387 FETÖ’cü hâkim ve savcı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun başlattığı yeni incelemeyi yazarak yargıda FETÖ tehlikesinin boyutlarından söz edecektim.

Ancak Sözcü’den İsmail Saymaz’ın “Üst düzey Danıştay üyesi: Baskı ve tehdit altındayız” başlıklı yazısı, yargıdaki tehlikenin FETÖ’nün çok üzerinde olduğunu gösterdi.

O Danıştay üyesi her kimse -ki benim bir tahminim var- verilen kararların içeriğinden, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun temyiz dilekçelerindeki itiraz konularından ya habersiz ya da bilerek yalan söylüyor.

İHRAÇ GEREKÇELERİ 

Çünkü Danıştay 5.Daire’nin görevi iade kararı verdiği kişiler arasında ByLock yazışmalarında adı geçen, ankesörlü hatlarla haberleşen mahrem imamlarla irtibatı olan, FETÖ derneğine bağışta bulunan, itirafçı ifadelerinde ismi geçen, hakkında FETÖ üyeliğinden işlem yapılan kişilerle yoğun ilişkisi olan, emniyet raporlarında örgüt ile ilişkisi yer alan hâkim ve savcılar var. HSK, Danıştay 5.Daire’nin gözardı ettiği bu bilgi ve delillere temyiz dilekçesinde yer vererek Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda itiraz etti. Konunun basında gündeme gelmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Danıştay’ın aldığı bu karara da sessiz kalmamız mümkün değil. Bu tür kararlar bizi ciddi manada rahatsız ediyor. Biz de bu işin üzerine üzerine gidiyoruz, gideceğiz, takipçisi olacağız” açıklamasından sonra Hâkimler ve Savcılar Kurulu devreye girerek göreve iade edilen 387 kişinin dosyasının yeniden inceleneceğini açıkladı.

HSK TEMYİZLERİNİ GÖRMEMİŞ

 İsmail Saymaz’a konuşan “Danıştay üyesi”,  yargı camiasının FETÖ’cü olduğunu bildiği isimlerin göreve iade edilip kürsüye çıktığı, kamuoyunda ciddi şüphe ve tartışmanın olduğu bir konuda “Evet şüphe varsa inceleme yeniden yapılsın. Tek bir FETÖ mensubunun 387 kişi arasına karışıp yargıda yer almaması için inceleme yapılması yerinde olur” diyeceğine, Danıştay 5.Daire’nin verdiği kararları şöyle savunuyor:

“İptal kararı verilen (meslekten ihraç) kararlar incelendiğinde dosyalarda somut verilere dayanmadan meslekten çıkarma işlemlerinin tesis ettiği görülmüştür. Yargılama aşamasında başta HSK olmak üzere belirli kurum ve kuruluşlara irtibat ve iltisaka yönelik somut verilerin bulunup bulunmadığı sorulmuştur. Davacılarla ilgili bir bilgi ve belge sunulmaması sonucunda bu kişilerin beraat etmiş olmaları veya haklarında takipsizlik kararı verildiği görülerek iptal kararları verilmiştir.” O Danıştay hâkimi, 414 hâkim ve savcının somut veriye dayanmadan ihraç edildiğini söyleyebilecek kadar kendinden geçmiş.

Yazının Devamını Oku

FETÖ’nün son kalesi: Yargı

16 Şubat 2024
MİLLİ İstihbarat Teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü hatta Jandarma’nın yani güvenlik kurumları tüm çabalarına rağmen Fetullahçı Terör Örgütü devletin içinden tam anlamıyla temizlenmezken bu alanda en büyük çekişme yargıda yaşanıyor.

Yargı içinde FETÖ temizliği tam olarak yapılmamışken diğer yandan bazı tartışmalı beraat ve takipsizlik kararları ile Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın verdiği kararlarla FETÖ iltisaklı kişiler görevlerine iade ediliyor. Darbe davaları dahil FETÖ konusundaki mücadelenin en zor yürüdüğü alan yargı olarak karşımıza çıkıyor.

Son olarak Danıştay 5. Dairesi’nin verdiği tartışmalı göreve iade kararları yanında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda iade için bekleyen dosyalar büyük bir tartışma doğurdu.

Anayasa Mahkemesi’nden FETÖ’cülere yönelik çıkan ihlal kararları yanında, Danıştay 5.Dairesi ve İDDK’dan, FETÖ iltisaklı hâkim ve savcıların göreve iadeleri her kesimin tepkisini çekiyor.

4 BİN 6 İHRAÇ

Konuyla ilgili olarak Danıştay’dan yapılan açıklamada, 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal sonrası 2017 yılında yapılan düzenleme ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekten çıkartılan hâkim ve savcılara Danıştay’a başvuru hakkı getirildiği belirtildi.

KHK ile ihraç edilen 4 bin 6 hâkim ve savcının mükerrer başvurularla 2017’den itibaren ihraç kararlarının iptali istemiyle ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da dava açılmaya başlandığı ve Danıştay Beşinci Dairesinde 5 bin 112 dosya bulunduğu bildirildi.

435 GÖREVE İADE

Bu kapsamda, Danıştay Beşinci Dairesince 3 bin 799’u davanın reddine, 435’i ise işlemin iptaline dair karar verildi. Bu kararlara karşı HSK tarafından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz başvurusunda bulunuldu. 2019’dan bu yana Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna 4 bin 234 temyiz başvurusu yapıldı.

Yazının Devamını Oku

FETÖ elebaşının tay’ları; Yargıda FETÖ, Hakyol, Hakyolcu kılığında FETÖ

14 Şubat 2024
Kaç defa yazdım kaç defa söyledim bilmiyorum; Her FETÖ’cü bir piyondur ama yargıdaki bir FETÖ’cü satrançta vezire çıkan piyondur.

Satrançta vezirin her yöne ve sınırsız hareket ettiğini bilenler, FETÖ’nün mankurtlaşmış yargıdaki mensubunun nasıl bir tehlike olduğunu anlamıştır.

FETÖ elebaşının en başından itibaren “devletin kılcal damarlarına sızın” talimatı verdiği yerlerden birisi de yargı olmuştur.

FETÖ yargı içinde öylesine örgütlendi ki; 15 Temmuz itibarıyla hâkim ve savcıların yaklaşık üçte biri yani 4 bini FETÖ mensubu idi.

FETÖ içinde 30 yıl yer alan ve 15 Temmuz sonrası ihraç edilen örgüt üyesi yargı mensuplarının yargılandığı davada tanık olarak ifade veren Nesip Yılmaz, Gülen’den bizzat duyduğu talimatı şöyle anlatmıştı: “Örgüt liderinin yanında bulunduğumuzda devlet içinde yargı, emniyet, askeriye ve mülkiyenin önemli olduğunu belirtirdi. Bunlar önce hususi hizmet, sonraları mahrem yapı olarak isimlendirildi. Örgüt lideriyle bir görüşmemizde, 3 tay var; Yargıtay, Danıştay, Sayıştay. Ya oraları tamamen ele geçireceğiz, bizim olacak ya da bunlardan kurtulmamız lazım dedi. Bunu bizzat duydum.”

15 Temmuz sonrası 3 bin 966 hâkim ve savcı OHAL kapsamında ihraç edildi. Buna karşın yargı içinde 800 dolayında FETÖ iltisak ve irtibatlı ismin bulunduğu ve haklarında incelemelerin devam ettiği yetkililer tarafından açıklanmıştı.

Asıl ilginç ayrıntı ise FETÖ’cü olarak bilinen isimlerin başta Hakyol grubu olmak üzere farklı kimliklere büründüğü itirafçı ifadelerine de yansıdı.

YARGIDA RENKLENDİRME

Bunların arasında yargıda FETÖ ile mücadele için oluşturulan gruplara sızdırılan savcı

Yazının Devamını Oku