Tarifsiz zarar hesapları

Hudson Enstitüsü Ortadoğu uzmanı Michael Doran demiş ki:

Amerika’nın bir Erdoğan sorunu yok, Türkiye sorunu var!

Yani?

Kim gelirse gelsin bu sorun devam edecek gibi...

Nereye kadar?

ABD’nin isteklerini karşılayacak, uzaktan kumanda edilebilecek bir lider gelene kadar...

Kronik muhalif koro da gerçekleri bir görebilse...

*

Obama’nın DEAŞ ile mücadelesinde PKK ve YPG ile Suriye’de ittifak yapmasının teamülü bozduğunu söyleyen Doran:

YPG/PKK ile kurulan ilişkiler nedeniyle ABD-Türkiye ilişkileri büyük zarar gördü...

*

“Obama’nın, PKK’nın Suriye kolunu sahiplenmesi büyük bir siyasi skandaldır” diyen Doran şunları söylemiş:

ABD hükümetinin PKK’yı bir terör örgütü olarak tanımlaması değil. Washington, bu ilişkiyi gizlemek için YPG’yi Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak yeniden isimlendirdi.

*

İran’da PJAK...

Suriye’de SDG, YPG veya PYD...

Irak’ta peşmerge...

Kısacası, hepsini PKK çadırında buluşturan ve  ama hepsini aynı kapıya çıkaran ABD yüzyıllık müttefikini terör örgütüne tercih etmeye devam ediyor...

Çünkü, menfaati bunu gerektiriyor...

Büyük bir yanlışın içerisinde olduğunu anladığı gün çok şeye geç kalmış olacak...

Her şey sahadaki maddi çıkarlar değildir...

*

Amerika’nın sahadaki çıkarlarını koruyacak bir düzende istikrarlı, kendine güvenen ve gücü yansıtabilen ülkelerle birlikte çalışması gerektiğini vurgulayan Doran:

Türkiye bu kriterleri karşılayabilen çok az sayıdaki ülkenin başında yer alıyor...

*

ABD’nin, Türkiye ile birlikte verimli bir şekilde çalışması için terör örgütü PKK konusundaki duruşuna saygı duyması gerektiğini belirten Doran:

Amerika’nın bunu yapmakta başarısız olması, ABD-Türkiye ortaklığı için tarifsiz zarara yol açtı.

*

Rusya’nın kurduğu ve yıllarca kontrol ettiği, eylemler yaptırdığı PKK’nın Rus kadrolarının tasfiyesi ve elebaşı Apo’nun paketlenip Türkiye’ye teslim edilmesiyle, kendi kontrollerine aldıkları PKK’yı Ortadoğu’da çıkarlarına göre yöneten ABD, dünya tarihin en büyük siyasi  skandalına imza atıyordu...

Kronik muhalif koro ise ittifaklarını ABD’nin çıkarlarına göre şekillendiriyor...

Tarifsiz zararların hesapları içinde bir rakam olmak için çaba sarf edenler dipsiz kuyulara atılacaklarını unutuyor...

X

Firavun imanı

Hazreti Ömer buyurmuş ki:

Dağlara buğdaylar serpin ki “Müslüman ülkelerde kuşlar aç” demesinler...

Ya şimdi?

*

Dağlara ateş serpiyorlar...

Ormanlardaki ağaçlar yanıyor...

Kuşlar yanıyor...

Ve insanlar...

*

Yazının Devamını Oku

Üfleyiciler

Konfüçyüs  ‘Ağaca balta vurmuşlar sapı bendendir’ demiş ya...

Sanki bin yıllık hikâyemizi özetliyor...

*

İçimizde doğup büyüyen, yaşayan ve sonra da dağlara çıkan terör örgütü PKK’lıların ağaçları yakıp ateşe üfleyişlerini tarif ediyor...

Hatay ve Kahramanmaraş’taki ormanları ateşe vererek ağaçları yakan sapların yüreklerinin kuruduğuna bir kez daha şahit oluyoruz...

40 yıl boyunca dış güçlerin elinde bir balta gibi kullanılan örgüt akla gelmeyecek eylemlerini sürdürüyor...

Irk, dil ve mezhepsel ittifaklarını kurmayı, karıştırmayı ve savaşmayı da...

*

Kürt halkının haklarını savunuyor yalanlarıyla 40 yıldan beri Kürtlerin çocuklarını ateşe atıyor, ölüme gönderiyor...

Yazının Devamını Oku

Ağaçlar gibi...

Terör örgütü PKK ve Suriye’deki uzantıları Hatay’da ormanları yaktı...

Ağaçlar...

Hayvanlar...

Ve insanlarımız yandı...

Hataylı bir kadının çığlığı herkesin isyanını özetliyor:

Torunlarımızın geleceğini yaktılar!

*

“Kökünüz kurusun” diyoruz...

*

Yazının Devamını Oku

Kontrolsüz spekülasyonlar

Eskiden “fısıltı gazetesi” en etkili adres gösteriliyordu...

Adresleri de kahvehanelerdi...

Kahve bir araya gelebilmenin bahanesiydi...

Dünyanın en etkili gazetesiydi...

Ve spekülasyonların birçoğu, buralardaki fısıltılardan yayılıyordu...

Yıllar sonra yerini sosyal medya adreslerine bıraktı...

Aynı koro, fısıltılarına sosyal medyada devam ediyor...

*

Sosyal medyayı kullanan herkesi aklı başında insanlar sanıyoruz...

Yazının Devamını Oku

Tersine çevirebilmek

Sabahları uğruna kalkacağınız bir şeyler olmalı...

Lakin herkesin bir şeyleri çok farklı...

Kavuşmak, olmak, varmak, gitmek istediği...

Her sabah barış umutlarıyla kalkıyoruz ama olasılıktan gerçekliğe geçiş bir türlü gerçekleşmiyor...

Çünkü, herkesin farklı gizli bir gündemi var...

Barışarak değil, savaşarak kazanılan zaferlere son verilmedikçe barış bir hayal olarak kalacak...

*

Barışı sürekli dinamitleyenler var...

İçimizi karıştırıp savaş çıkarmak isteyenler var...

Yazının Devamını Oku

Sınırlayıcı düşünceler

Siyasetçi dostlarımızdan biri diyordu ki:

Az gelişmiş ülkelerin kendilerine sürekli kahraman arayışı bitmez...

*

Sosyal medyaya bakıyoruz da sayılarını bilemeyeceğimiz kadar kahramanlaştırılan, kutsallaştırılan kişilerin yalanlardan ibaret hikâyeleri pazarlanıyor...

Lüks araçlardan oluşan konvoylarla yollara düşenler kendilerine kuru kalabalık bulmakta zorlanmıyor...

Birkaç adamın yürüdüğü görüntülere duygusal bir türkü montajı ve sloganlardan oluşan sözlerle kolay kahraman olunuyor...

Ve bir daha anlıyoruz ki her yanımız bahar bahçe değil...

*

Kahramanlaştırılanların ne iş yaptıklarına bakıyoruz... Resmi bir işleri yok...

Yazının Devamını Oku

Ayrıcalıklı adalet

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’deki adalete sürekli müdahale ediyor ve siyasetin yargıya müdahale etmesini bekleyen açıklamalar yapıyor...

Türkiye’nin ise bugüne kadar Avrupa ülkesindeki yargılama sürecindeki hiçbir kişi ve kuruluş ile ilgili açıklama yaptığını hatırlamıyoruz.

Yargıya müdahaleyi şiddetle reddeden Avrupalılar, işlerine geldiği gibi davranma alışkanlıklarına her geçen bir yenisini daha ekliyor...

Bir yandan siyasi iradenin yargıya müdahalesinin kabul edilebilir olmadığını sürekli vurguluyor, diğer yandan işine gelen kişi ve kuruluşların yargılama sürecine siyasi iradenin müdahil olmasını ve bazı kişilerin serbest bırakılmasını istiyor...

*

Bu ülkenin yargı bağımsızlığı yok mu?

Bu kadar gürültüyü çıkartan AB, FETÖ’nün kaçak işinsanlarını, darbeci askerlerini, propagandistlerini sahiplenen kendi birliğinin ülkelerine, İngiltere ve ABD’ye bir şey demiyor...

Diyemiyor...

Aksine, hepsine sahip çıkıyor...

Yazının Devamını Oku

Kurşun dökülmüş duvarlar

Amerika’daki Rum Ortodoks Başpiskoposu Elpidophoros, din adamı olduğunu söylüyor ama yönlendirici, tahrik edici ve ikiyüzlü bir siyaset yapmaya devam ediyor...

Türkiye’deki Hıristiyan azınlıklar ve Ayasofya Müzesi’nin camiye dönüştürülmesinden endişeli olduğunu ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’ya söylüyor...

Elpidophoros, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki duruşuyla ilgili de bir hayli endişeli imiş...

*

Çifte standart duygusunun zirvelerinde geziniyor birileri...

Başpiskopos, Yunanistan’ın Atina, Rodos, Selanik ve Batı Trakya’daki camilerin bazılarının kiliseye, müzeye çevrilmesinden ve birçoğunun yıkılmasından hiç endişe etmiyor...

Ve Ege Denizi’ndeki tüm adalara askeri birliklerinin yerleştirilmesinden de...

*

ABD bir yandan bize müttefik olduğunu söylüyor...

Yazının Devamını Oku

Barbarlığın imparatorluğu

Yeni barbarlık çağının bizi beklediğini 2004 yılında yazan Business Week gazetesi, dünyanın farklı ülkelerindeki teröristlerin katliamlarını hatırlatıyor ama büyük resimdeki vahşeti değil, sadece İslam coğrafyasında yaşananları öne çıkarıyor...

Yüz yıldan beri İslam coğrafyasını eğitimsiz, okulsuz, kitapsız bırakan ve dünyaya açılan tüm pencerelerini kapatanların kim olduğunu yazmıyor...

Bu ülkelere sattıkları silahların kaç trilyon dolar olduğunu...

Ve kimlerin sattığını da...

*

Silahlarla büyüyen kaç neslin kara cahil bırakıldığını ve tüm farklılıkları gizlice silahlandırıp örgütleyip birbirleriyle savaştırdıklarını da hiç yazmıyor...

Ülkeleri karıştırıp, bölüp sonra da kendilerine göre yönetenlerin kim olduklarını da...

Din, mezhep, ırk farklılıklarının üzerinden çatıştırma stratejileriyle coğrafyayı ateş çemberine çevirirken, kendileri petrol, gaz, altın kaynaklarına nasıl çöktüklerinden de hiç bahsetmiyor...

*

Yazının Devamını Oku

Küresel gerçeklik

Dış politikaya, diplomasiye ihtiyacın kalmadığı günler yaşıyoruz...

Bir yerden bir yere savruluşlarımız ve başımızı kaldıramayışımız bu yüzden...

Soğuk Savaş’ın bitip yerini ekonomik savaşlara bırakmasıyla küresel güçlerin sürekli kaos çıkararak yeni pazar arayışları ve yarışları sona ermiyor...

Pazarı karıştıran ABD sürekli kaos çıkarıp, karıştırıp kendine yeni aktörler buluyor ve başkalarına kapalı kendine açık çarşılar kuruyor...

S.Arabistan, BAE, Yemen, Sudan, Irak, Afganistan, Libya, Mısır, Lübnan ve Suriye’deki gibi...

*

11 Eylül terör saldırısını gerekçe gösteren ABD’nin yeni yol haritası da iki kutuplu bir dünyanın farklı bir kapısını aralıyor ve emperyal istekleri sınırsızlaşıyor...

Afganistan ile başlayıp Irak ile devam eden yeni pazarlara çökme arayışı her geçen gün kapımıza doğru yaklaşıyor...

Doğu Akdeniz’deki yeni ittifakların kimlerin arasında kurulduğuna bakmamız yeterli ve bu gerçek bize her şeyi anlatıyor...

Yazının Devamını Oku

Kör seslenişler

AB liderleri yarın Türkiye ile ilgili toplanacaktı ama ertelendi...

Derin görüş farklılıklarının olduğu birlikte, aleyhimize bir kararın alınacağını ve tehlikenin çanlarının çalınacağını da tahmin etmiyoruz... Ve AB’nin liderler toplantısından Türkiye aleyhine yaptırımların çıkacağını körükleyenlere ve bekleyenlere de diyoruz ki umutlanmayın “Türkiye ile müzakerelere devam” çağrısı yapıp geçerler...

*

Stratfor’un kurucusu George Friedman’ın 2009 yılında “AB yıkıldı, çağırsa da gitmeyin” diyerek Türkiye’ye yeni stratejiler üretmişti...

2015 yılında yazdığı “Avrupa Krizi” kitabında da Avrupa için kapıda bekleyen olası savaşlardan söz etmişti...

Avrupa’nın yeniden şekillenmesinde Türkiye’nin nasıl bir rol oynayacağına dair öngörülerde bulunan Friedman katıldığı bir sempozyumda demişti ki:

 Askeri kapasitesi İngiltere hariç Avrupa’nın en iyisi... Almanları sadece bir öğlenden sonra, Fransızları da eğer ortaya çıkma cesaretini gösterirlerse bir saat içinde bitirebilirler...

*

Friedman

Yazının Devamını Oku

Mezar taşları

Dünyanın her yerindeki namuslu vatandaşların, namussuzlardan çektiği kadar başka kimseden çekmediğini biliyoruz...

Her türlü bela, kriz, oyun bu vatandaşların kaderi değildir...

*

Uyuşturucu baronlarına, kaçakçılara, vurgunculara, suç şebekelerinin eli kanlı katillerine, illegal yollardan geçinenlere, cezaevlerine sayısız defa girip çıkanlara, sabıka sicillerinin ansiklopediye dönüştüğü mafya örgütlerinin elebaşlarına gösterilen rağbet yüzünden, yeni kuşaklar oklarını kırıp dijital kalelerine çekilmiş...

*

“Babayım” diyerek dünya kamuoyunda şöhret kazananların işledikleri cinayetler ve kepazeliklerle kaç kişiyi babasız bıraktıklarını unutanların kahraman sayılmasından da bıkıp usandık...

Yeraltı dünyasının vahşi portrelerinin hayat hikâyelerinin filmlere, dizilere çekilmesinden ve romanlara yazılmasından da...

*

Sosyal medyanın tüm mecralarını öyle kullanıyorlar ki...

Yazının Devamını Oku

Uçurum eşiklerinde...

Birileri at etinden sucuk yapıyor.

Birileri zeytinyağına başka yağları karıştırıp satıyor.

Ve birileri de telefonla milyonlarca lira dolandırıyor...

Kurdukları şirketlerle trilyonlar çarpıyor...

*

Birileri ‘Hocayım’ diyerek kadınların çıplak bedenine dua yazdığını söylüyor...

Birileri ‘Şeyhim’ diye kendini ilan ediyor ve garabet şeylere imza atıyor...

Birileri ‘Şifacıyım’ diyerek bitkileri karıştırıp satıyor...

Para ve güç dağına giden yolda her şeyi normalleştirmenin ve mubah görmenin sorumsuzluğunu yaşıyoruz...

Yazının Devamını Oku

Gazap saatleri

‘Tarih tekerrürden ibarettir’ diyerek yaşanılanların sayısız tekrarlarını kabul edenler aynı filmin tekrarını seyretmekten bıkıp usanmayanlardır...

Niye tekrar ediyor?

“Ders alınmadığı için” diyenlere soruyoruz:

Dersi kimler alacak ya da verecek?

*

Popülizm teorisyenleri dünyanın gerçek gündemini günlük magazin ve polemiklerle gizlemeye çalışıyor...

Körleşen, topallaşan sistemlerin bozuk ya da kırık çarklarını gizliyor...

Dünyanın büyük kalabalıkları ise işsizliğin dağlarında geziniyor... Yani, ekmeksizliğin, mutsuzluğun, sahipsizliğin ve yalnızlığın...

*

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI