GeriMehmet SOYSAL Kaybolmuş dengeler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kaybolmuş dengeler

Lübnanlı roman yazarı Amin Maalouf, dünyada çok fazla kişinin bir geleceğinin olmadığını düşünmeye başladığını söylüyor...

Eskiden sadece Doğu ülkelerinin halkları kötü yönetildiğinden dolayı Batı’ya kaçıyordu.

Batı’dan Doğu’ya kaçan daha yok gibi...

Son yıllarda dünyanın her yerinde yaşayan insanlar kötü yönetimlerden, yoksulluklardan, savaşlardan, işsizlikten, terörden ve umutsuzluktan kaçıyor.

Afrika ülkelerinin halkları gibi...

Neden?

*

İnsan geleceğinden umutsuz hale getirilmişse ve ekmeğe muhtaç ise oradan kaçıp kurtulmayı tercih ediyor.

Öyle bir çağın eşiğindeyiz ki...

ABD’de bile kötü yönetime, işsizliğe ve ırk ayrımcılığına isyan edenler daha mutlu olabileceği eyaletlere ya da Kanada’ya kaçıyor...

Maalouf’un “Şimdi dünyanın neresi olursa olsun eğer kötü, adil olmayan bir yönetim varsa halk oradan göç ederek canını kurtarmaya çalışıyor” sözündeki gerçeklik gibi...

Ve Suriye, Libya, Irak, Afganistan ve Mısır örneğinde yaşananlar...

Ya da bir zamanlar Doğu Berlin’deki gibi dünyanın her yerinde sayısız dramatik kaçış hikâyeleri yazılıyor...

*

“Dünyanın şu an çok kötü yönetildiğini görüyorum” diyen Maalouf, gerçek bir düzenin olmadığını, sadece vahşi doğa kurallarına tabi bir durumun olduğunu belirterek diyor ki:

“Pandemi nedeniyle vermiş olduğumuz bu aranın bir şeyleri değiştireceğine ikna olmuş durumdayım. Hangi yönde bir değişim olacağını söylemek çok zor çünkü halen bu durumun ortasındayız.”

*

Sahip olmak yetmiyor, yetinmiyor kimse.

Mutlaka yönetmeli...

Yönetmek kaç asırlık bir hastalıktır, bilinmiyor.

Emirlik, amirlik duygusu ruhun bedeni terk etmesinden sonra insanı terk ediyor...

Cansız bedeni en son terk eden emirlik duygusu imiş...

*

Anlıyoruz ki, emir alan daima emir verene ya açıktan ya da gizliden düşmandır.

Sever gibi gözükür ama sevmez...

Dünya tarihine baktığımızda sayısız örneklerini görürüz.

İnsanoğlu gücü sever ama gücün ve güçlünün daima gizli veya açık düşmanıdır.

İnsanı yaşatamayan, mutlu edemeyen sistemlerin kaçış yolları aranıyor.

*

Allah dünyayı bir denge içerisinde yaratmıştır.

Dünya belki de en mutsuz günlerini soğuk savaş yıllarında, kimilerine göre ise en mutlu günlerini yaşamış...

Çünkü bir denge vardı.

ABD’ye karşı Rusya veya Çin dengesi.

ABD veya diğerleri tek başına ayakta kalmış olsaydı...

Vay dünyanın haline...

Kim bilir neler yapacaklardı!

Hepsinin çırpınma nedeni dünyayı ele geçirip yönetmek...

Başka da bir dertleri yok.

Kaybolmuş dengelerin yeniden dünyayı hizaya getireceği günler yakın gibi...

X

Siber yalanlar

Siber saldırıların, kripto para adreslerinin ne büyük tehlike olduğunu günlerden beri yazıyoruz...

NATO ve G7 Zirvesi’nde alınacak kararlara bakıyoruz ve bu konuda ne gibi önleyici kararlar aldıklarını da merak ediyoruz...

Sonuç bildirgelerinde somut bir karar aldıklarını da görmedik, duymadık...

*

Ve Brüksel’de düzenlenen NATO Liderler Zirvesi sona erdi...

30 üye devletin siyasi ve askeri ittifakta bir araya geldiği NATO Zirvesi’nde 2030 Stratejisi’nin kabul edildiği açıklandı...

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ittifakta yeni bir sayfa açtıklarını, güvenlik için kilit konularda geniş kapsamlı kararlar aldıklarını belirterek konuyu Çin’e getiriyor ve diyordu ki:

Bugün Liderler, iddialı NATO 2030 gündemimizi ittifakın bugünün ve yarının zorluk ve tehditleriyle yüzleşebilmesini sağlamak için kabul etti...

*

Yazının Devamını Oku

Siber savaşlar

Bilgiyi istediği gibi yönlendirip değişimini sağlayan, doğruluk kavramını her geçen gün biraz daha aşındıran savaşlara doğru ilerliyoruz...

Olası saldırıların nereden geleceğini bilmek de zorlaşıyor.

Yasal kurumlar olayı çözene kadar da Basra yıkılmış oluyor.

Özel bilgi operasyonlarına karşı her devlet, kurum ve kişiler tehlike altında.

Bilgiyi istedikleri gibi sabote eden siber terör gruplarını ve istihbarat servislerini ise yasal kurumlarla takip etmek ve yakalamak gittikçe zorlaşıyor...

*

Netflix’te yayınlanan ‘StartUp’ dizisini izlediğimizde Miami’de kara para aklamak isteyenlerin uyuşturucu satışıyla kazandıkları parayı aklayabilmek için kripto paradan nasıl yararlandıklarını görüyoruz...

Kripto paralara hayali yöntemler ve dijital oyunlarla nasıl yön verildiğini ve uluslararası terör gruplarının bu gibi platformları nasıl kullandıklarını da...

Sosyal medya platformlarındaki kişisel verilerin yasal olmayan oluşumlara nasıl aktarıldığını da anlamış oluyoruz...

Yazının Devamını Oku

Emojiyle yıkılan düzen

Bir değer üretmeden elindeki bir şeyin değerlenmesini bekleyen büyük kalabalıkların yani tufeylilerin yeni adresi kripto para şirketleri...

Tufeyli nedir?

Başkalarının sırtından geçinen kişi ve dalkavuk demek...

Gelişmiş ülkelerden ABD, AB, İngiltere gibi ülkelerde faiz oranları sıfıra yakın olduğundan milyarlarca dolar, Euro veya sterline sahip olanlar paradan para kazanmanın kırk bin yolunu arıyor...

Çin, Hindistan, Rusya ve Uzakdoğu, Ortadoğu, Orta Asya ve Balkan ülkelerindeki karapara sahipleri de dahil...

Uyuşturucu baronlarının ve kartellerinin en büyük sığınağı ve kontrolsüz para transferlerinin yapıldığı dijital adreslerin kripto paralarının oturdukları yerden değerlenmesini bekleyen tufeyliler de ellerindeki tüm varlıklarını bu paralara yatırıyor...

Bir sabah kalktığında köşeyi dönmek isteyenler çoğu zaman köşeyi dönüp çıkmaz sokağa girerken çarpılabiliyor da...

*

Dijital adreslerde kripto para oyunlarıyla yapılan trilyonlarca dolar yolsuzluğun sonucunda parayı kimlerin kazandığını ve kimlerin kaybettiğini henüz bilen yok...

Yazının Devamını Oku

Siber şebekeler

Yarınları bilgisayarların başında kodlayanların dünyayı hiç tanışmadığı felaketlere sürüklediğini geçen günkü yazımızda belirtmiştim...

Milyarlarca doların kripto paralara nasıl yatırıldığını ve bu soyguna kimsenin bir şey diyemediğini de...

Yasal düzenleme neden yapılmıyor?

Siber dolandırıcılıklara ağır cezalar niye getirilmiyor?

*

Vatandaş bankada yeni bir hesap açtıracağı veya kredi kartı alacağı zaman neyi var neyi yoksa hepsini belgelemek zorunda.

Herkes varlığı ya da teminatı kadar kredi alabiliyorsa, milyarlarca dolar dijital adreslere nasıl aktarılıyor, bu paraları kim teslim alıyor ve bir saniyede uçup dünyanın en ücra ülkelerindeki dijital adreslere nasıl gönderiliyor?

Bu durumu kimse niye engelleyemiyor?

Geleneksel bankacılığın ve para piyasalarının temeline dijital dinamitleri koyanlara karşı ciddi anlamda neden dur denilemiyor?

Yazının Devamını Oku

Yarınları kodlayanlar

Geleneksel medyadan sonra geleneksel bankacılığı da yok etmeye çalışan dijital aktörler finans piyasalarını terörize etmeyedevam ediyor...

Kripto paraya kim ihtiyaç duyuyor?

Bu kadar değer yükselişinin kaynağı nereden geliyor?

Kimsenin bilgisi yok...

Hayali zenginlik peşinde koşan karapara sahipleri yüzünü görmediği, yerini yurdunu bilmedikleri dijital adreslere para aktarıyor...

*

Siber suçlarla mücadele yöntemlerinde devletler ve hukuk her zamanki gibi çok geriden geliyor...

Paranın kimde ve nerede olduğunu bilen yok...

İnsanların elindeki gerçeği yani parayı alıp yalanı satan bu tarz oluşumlar devletlerin güçlü merkez bankalarını sarsıyor...

Yazının Devamını Oku

Delilsiz iddialar

Geçen yazımızda demiştik ya Özal ve diğer siyasi liderler hakkında sayısız iddia ileri sürülmüştü...

Özal için yazılmayan iddia kalmamıştı...

Bankalarda milyarlarca dolar parası var denilmişti...

Halk da inandırılmıştı...

Özal öldükten sonra herkes sustu ve iktidara gelen Demirel ile ilgili başladılar yazıp çizmeye ve konuşmaya...

*

Özal hakkında hazırlanan bir belgeselde koruma müdürü Musa Öztürk diyordu ki:

* Bankalardan çıkan toplam para sadece 90 bin dolardı...

Evet, hepsi bu kadardı...

Yazının Devamını Oku

Düşünce kıyılarında

Prof. İlber Ortaylı özetlemiş: Yüksek sesle düşünmek çok ayıp bir şeydir.

İnsan düşünürken yüksek sesle düşünmez. Evinde düşünür, yakın arkadaşların ile tartışırsın.

Türk cemiyeti yüksek sesle düşünen dengesiz, eğitimsiz bir toplum haline dönüştü.

Bu da demokrasi değil.

*

Ne acıdır ki iki yüz yıldan beri bu durumdayız...

Düşünen adamları da kaybediyoruz...

Sorumsuzluk çağındayız diyoruz ama umursayan da yok...

Dünyanın birçok yerinde büyük kalabalıklar bir saniye düşünmeden, gerçekleri öğrenmeden sorumsuzca sosyal medya adreslerinde yazıp, çiziyor.

Yazının Devamını Oku

Düşünce

Dünyada sayılı düşünce kuruluşları var...

Bunların en önemlileri ise ABD’de.

1.872 resmi düşünce kuruluşu bulunuyor.

ABD’den sonra 512 düşünce kuruluşuyla ikinci sırayı da Çin alıyor...

Ya diğerleri?

İngiltere         444

Hindistan       293

Almanya        225

Fransa

Yazının Devamını Oku

Gerçeğin ara yüzü

Dünyanın çivisi çıkmış bir kere...

Şeytanlar dahi tatile çıkmış...

Çünkü, şeytanların bile aklına gelmeyen ne kadar rezillik varsa yaşanıyor...

Dünyanın en sayılı medya adresi New York Times dahi yayın stratejisini objektiflik üzerinden atmış...

İkiyüzlü bir yayıncılık anlayışını benimsemiş...

ABD’nin dünyaya yön veren tüm üniversiteleri ve bilim adamları, medyadaki yazıp çizenlerin hepsi Filistin konusunda sessiz kalırken modeller konuşuyor...

Vardığımız yer burası...

*

ABD’yi zehirli bir sarmaşık gibi saran Yahudi lobisi sinemadan, tiyatroya, medya ve iş dünyasına kadar her yere hâkim...

Yazının Devamını Oku

Büyük kuklalar

Yıllardan beri söyleniyor:

- İsrail, ABD’yi bile dinlemiyor!

*

İsrail katliamlarına sessiz kalmanın rezil gerekçelerinden biri...

Hiç kimsenin de inanmayacağı...

ABD’ye rağmen İsrail’in bir kurşun dahi atamayacağını sağır sultan dahi biliyor...

Kimse kimseyi kandırmasın...

İsrail, ABD’nin coğrafyadaki tetikçisidir...

Ve sürekli Amerika’ya alan açmaktadır...

Yazının Devamını Oku

Sorumsuzluk çağı

Dünya sanki büyük bir savaşın kıyısında bekliyor.

Bir yanda virüs ve zorlanan şartların getirdiği yokluk ve fukaralık...

Diğer yanda İsrail’in kural tanımayışı...

Ve Filistin’de katliamlarına devam edişi...

ABD Başkanı Biden ise daha çok katliam yapılmasını istiyor gibi İsrail’e 735 milyon dolarlık silah satış anlaşmasına onay veriyor...

Ya Avusturya?

Başbakanlık binasına İsrail bayrağını asıyor...

Sorumsuzluk çağının zirvelerinde dolaşıyorlar!

*

Yazının Devamını Oku

Körleşme

Filistin’de İsrail’in yaptığı katliamı yazıyoruz... Birileri de sosyal medya adreslerinde Filistin’in geçmişte yaptığı hataları, günahları ve ihanetleri yazıyor.

Ve bize gönderiyor...

*

Diyorlar ki:

Filistin sol örgütlere, PKK ve Asala’ya kapılarını açmış...

Filistin Osmanlı’ya ihanet etmiş ve İngilizlerle birlikte olmuş...

Filistin Kıbrıs Savaşı’nda Türkiye’ye karşı durmuş...

Filistin Ermeni soykırımını tanımış...

Filistin sözde Ermeni soykırımı için hatıra pulu bastırmış...

Yazının Devamını Oku

Yahu...

Nâzım “Dünya adaletsiz çocuk” diyor ya... Belki de, dünyanın hiç adaleti olmadı...

Hazreti Ömer’den bugüne dek...

*

Dünyayı hesaplaşma tarlasına çevirenler hiç utanmıyor, pişman olmuyor ve pis alışkanlıklarından vazgeçmiyor...

Herkes bir gün gideceği ve karşılaşacağı yeri unutmuş...

Ve hesap vereceğini de...

Unutarak yaşayanlara bir gün hatırlatılacak her şey...

Yalansız, dolansız, riyasız, eksiksiz ve reklamsız...

*

Yazının Devamını Oku

İtidalli cinayetler

İşgal altındaki Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilere zorunlu göç tehdidi nedeniyle zor günler yaşanıyor...

Mescid-i Aksa’daki saldırılarına devam eden İsrail polisi kutsal kentteki gerilimi artırıyor ve katliamlarına bir yenisini daha ekliyor...

İsrail sürekli şiddete başvuruyor...

Ve kanayan yaraları kaşıyor...

Kimse bir şey yapamıyor...

Diyemiyor değil...

Herkes bir şey diyor ama bir şey yapamıyor...

“Lafla peynir gemisi yürümüyor” diyoruz ama laftan başka da bir şey yapamıyoruz...

Dünya sessizleşiyor...

Yazının Devamını Oku

Başımız belada mı?

Çin virüsten sonra dünyanın başına yeni bir çorap daha mı örüyor?

Bu defa da uzaya gönderdiği roket tutunamayıp aşağı düşüyor...

Riskli ülkeler arasında Türkiye de varmış.

Eskilerin deyimiyle “Başımıza taş yağacak” sözü de gerçek oluyor.

Ve başımıza gökyüzünden roket düşüyor...

*

Çin ise haberleri yalanlıyor.

“Batı’nın uydurması” diyor...

Paniğe gerek olmadığını açıklıyor.

Yazının Devamını Oku

Acılar masal olmuyorsa...

Pandemi yüzünden zor günler yaşanıyor...

Özellikle fakir, gelişmeyen ve nüfusun aşırı yoğun olduğu ülkelerde...

Hindistan ve Çin gibi...

Aş yokluğu yerini aşı yokluğuna bırakıyor...

İnsanlar açlık ile aşı arasında gidip geliyor...

*

Hindistan ve diğer yoksul ülkelerde yaşananları ajansların dünyaya geçtiği haberlerden öğreniyoruz...

Hindistan’da vaka sayısı 21 milyon 64 bin 862’ye, can kaybı ise 230 bin 10’a ulaşmış.

Ülkede günlük vaka sayısının 400 binin üzerinde olduğunu, günlük can kaybının ise 3 bine yaklaştığını bildiren uzmanlar, derin bir çaresizlik ve yoksulluğun yaşandığına dikkat çekiyor.

Yazının Devamını Oku

Sefersiz saldırılar

ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım açıklamasına tepki açıklamalarından başka bilimsel olarak verilmiş bir ciddi karşılık yok...

Örneğin yüz tarihçi bir araya gelip bir mektup yazmadı...

Ve 250 üniversite rektörü ve yönetimi de bir araya gelip bildiri yayınlamadı...

Emekli büyükelçiler ve emekli general ya da amiraller de...

Avrasya İncelemeleri Merkezi Başkanı emekli büyükelçi Ömer Engin Lütem Ermeni sorunu ile ilgili kapsamlı bir çalışma yapmış...

*

Soykırım yaptığı iddia edilen Osmanlı Devleti’nde 29 paşa, 22 bakan, 33 milletvekili, 7 büyükelçi ve 11 başkonsolosun çalıştığını vurgulayan emekli büyükelçi Ömer Engin Lütem 1912 ve 1913 yıllarında yani Balkan Savaşları sırasında dışişleri bakanının Gabriel Naroduncıyan adlı bir Ermeni vatandaşının olduğuna dikkat çekiyor...

Agop Kazakyan’ın maliye bakanı, Ohannes Sakız Paşa’nın ise hazine-i hassa bakanı olduğuna da...

Kim biliyor bu gerçekleri?

Yazının Devamını Oku

İfadenin ikiyüzlü hürriyeti

2. Dünya Savaşı’nda Yahudilere yapılan soykırımı reddettiğini açıkladığında bir kaşık suda boğulmaya çalışılan Fransız düşünür Roger Garaudy, 14 yaşında Protestan, sonra Katolik ve 69 yaşında ise Müslüman olduğunu söylemişti.

Fransız direniş hareketine katılınca Cezayir’deki kamplara sürülen Garaudy savaş sonrasında Fransız Komünist Partisi’ne girmiş ve senatör seçilmişti...

Aykırı çıkışlarıyla dünyanın dikkatini çekmeyi başaran Garaudy, 1970 yılında SSCB’nin Çekoslovakya’yı işgalini eleştirdiğinden dolayı Komünist Parti’den uzaklaştırılmıştı.

1982 yılında ise Müslüman olduğunu açıklayan Garaudy, 1996 yılında soykırımı reddettiğine dair yazdığı ‘İsrail: Terör ve Mitler’ kitabıyla kendisine bağlanmış olan bir fitili de ateşlemişti... 

*

İfade hürriyetinin öncülüğünü yapan Fransız mahkemeleri Garaudy’i cezalandırmış ve kitabın basımını yasaklamıştı.

Soykırım diyenleri dünyanın her yerinde el üstünde tutan anlayış reddedenleri ise taşa tutuyor...

İfadesine bile tahammül yok.

Nasıl bir ifade hürriyeti ise...

Yazının Devamını Oku

Karşılıklı çatışmalar

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden’ın ‘Ermeni soykırımı’ açıklamasının sürpriz olmaması gerektiğini belirtiyor ve diyor ki:

Kendisi uzun zamandır 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlıyor ve bu açıklaması da bekleniyordu...

Yani özür dilenmediği gibi normal bir şeymiş gibi karşılamamızı bekliyor...

Diplomasiyi de komediye çevirdiler...

*

Aykırı çıkışlarıyla gündeme gelen içimizdeki tuhaf koro hâlâ ABD’ye bir şey diyemiyor.

Daha doğrusu demek istemiyorlar...

İnsan haklarından dem vuranlar söz konusu Türkiye olunca meydanlara, sokaklara çıkıyorlar ama ABD olduğunda evlerinde oturmayı tercih ediyorlar...

Prof.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları