Fatih Sultan Mehmed Han operada

Gioachino Rossini “Maometto II veya Maometto secondo” adlı operasında, Eğriboz valisi Erisso’nun kızı Anna ile Fatih’in kendi kimliğini gizleyerek başladığı bir aşk hikâyesini ele alıyor. Tabii farazidir. Ankara 1990’lardaki ilk temsilinden sonra şimdi İstanbul’daki Devlet Operası’nın yeni atılımları içerisinde yer edecek bir olay başlattı. Özgün, dünyaya hitap eden bir performans ve sahneleme söz konusu.

Haberin Devamı

Fatih Sultan Mehmed Han Türklerin büyük mareşallerinden. Türk tarihinde büyük komutanlar ve fatihler var. Ama bunların içinde en özgün bir deha; 15. asırda Batı ve Doğu dillerinden Arapça, Farsça, Eski Yunanca ve İtalyancayı rahatça kullanan, okuyan, yazabilen bir kişilik şarkta ve garpta yoktu.

Batı’nın Rönesans aydınları eğer ilahiyatla meşgulse bazen İbranca bilirlerdi. Eski Yunanca henüz öğrenilme safhasındaydı. Her aydın kişi bilmezdi. Büyük ölçüde yerel milli dillerden bir ikisi ve Latincenin klasik kaynaklarla düzeltilmişi, zenginleşmişi, yani “Latina Vulgata” denen Orta Çağ Latincesini terk ederek daha rafine bir Latince öğrenmek özellikti. Pico della Mirandolo gibi bir Floransa aydını ve Reuchelin gibi reformist de çok renkli Doğu-Batı külliyatına sahip değildi.

Haberin Devamı

Fatih bu dilleri bilirdi (Yunanca, İtalyanca, Farsça, Arapça). Minyatürcü bir cemiyette Batı resmini tanıyan, bu alanda eksik kalsa bile bir eğitimi olan, matematik ve astronomide bilgi sahibi biriydi. Orta Asya Rönesansı’nı Türkiye’ye taşımaya gayret ediyordu. 21 yaşında İstanbul’u fethetti. Bu önemli bir tarihî olaydı. Fethin en göze batan tarafı Batılıların geliştirdiği ateşli silahları bile kullanamadıkları bir dünyada ateşli silahları etkinlikle ve yoğunlukla kullanan, top döktüren bu anlamda 15. asır için modern sayılan bir ordunun komutanıydı.

Türkler Asya’nın içlerinden geldiler. 13. asırda denizcilikle tanıştılar ama artık Kuzey Ege adalarını fetheden, Yunanistan kıyılarında Eğriboz’un (Évvoia veya Venediklilerin Negroponte’si) 1470 yılında fethinde bir deniz seferi komutanı da oldu. Bu konuda Türkiye’nin henüz hamleler yapması gerekiyordu. Parlak başlangıç onundur. Bizim millet Fatih Sultan Mehmed’in birçok meziyetine dikkat bile etmemiştir. Hele o tarihlerde ne askerlerimiz ne de vakanüvislerimiz bu özelliklerinden bahsetmez.

Fatih Sultan Mehmed Han operada

FARAZİ BİR AŞK HİKÂYESİ

Haberin Devamı

İtalya ise hep Doğu Akdeniz’deki ikbalini sarsan kuvveti merak etti. Gioachino Rossini bu merakını saygı derecesinde ifade etmiştir. Fetih sırasında bir efsaneyi “Maometto II veya Maometto secondo” adlı operasında ele aldı. Eğriboz valisi Erisso’nun kızı Anna ile Fatih’in kendi kimliğini gizleyerek başladığı bir aşk hikâyesini ele alıyor. Tabii farazidir. Karşımızda Türk senyörlerinin aşk ve âlicenaplık bileşimi içinde bir tarifi daha söz konusu. Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operasından ve benzer eserlerden, Beyazid ve Timur ile Muhteşem Süleyman Batı operasının meşgul olduğu tarihî portrelerdi.

Rossini’nin “Maometto II veya Maometto secondo” adlı bu eseri ilk önce Napoli’de San Carlo tiyatrosunda temsil edildi. Bir iki temsilden sonra 20. yüzyılda tekrardan prömiyeri yapıldı. Ankara 1990’lardaki ilk temsilinden sonra (ki libretto Türkçeydi) şimdi İstanbul’daki Devlet Operası’nın yeni atılımları içerisinde yer edecek bir olay başlattı. Rossini Türk sahnelerinde İtalyanca teganni ediliyor. Orkestra şefi Alessandro de Marchi, rejisör Renato Bonajuto, dekor Zeki Sarayoğlu, kostüm tasarımı Gizem Betil. Kostüm ve dekor son derecece orijinal. Dünyanın her yerinde bu temsile ayrı bir özgünlük ve mucit bir görünüm verilir. Nil Berkan’ın koreografisi orijinal. İki dünyanın dans zevkinin ortasını bulmuş. II. Mehmed rolünde Burak Bilgili, Anna’da Gülbin Günay, Vali Erisso rolünde Mert Süngü, Condulmiero rolünde Berk Dalkılıç var. Bir yorum değişikliği, Esen Demirci genç kahraman asker Calbo’yu teganni ediyor. Rossini bu rolü kontralto veya mezzosoprano için yazdı. II. Mehmed rolünde dönüşümlü olarak Volkan Kuran (genç ve yetenekli bir bas) olacak...

Haberin Devamı

Fatih Sultan Mehmed Han operadaMert Süngü - Gülbin Günay

1990’daki Türkiye prömiyerinden sonra yine özgün, dünyaya hitap eden bir performans ve sahneleme söz konusu. 1990’da da II. Mehmed’i Suat Arkın teganni etmişti. Belli ki Türk operası İtalyan operasının her safhasına hâkim olacak durumda. Mert Süngü’nün Türkiye operası sahnesine çıkışı ümit ederiz dışarıya giden sanatçı göçünün bir ölçüde avdeti olur.

Türk operası kim ne derse desin Atatürk’ün eseridir. Osmanlı ülkesi opera ve operetleri tanıyordu. Hatta padişahlarımız içinde zevkle dinleyenler vardı; mesela II. Abdülhamid. Tabii ki Sultan Abdülaziz, Sultan V. Murad ve Halife Abdülmecid Batı müziğinin Türkiye’deki öncülerindendir. Ama operayı kurmak onu Türkiye’de bir sanat olarak benimsetmek, asıl önemlisi eğitimini konservatuarda verdirtmek Kemalist Türkiye’nin işidir. Dönülmez ve vazgeçilmez bir şekilde Türkiye operayı benimsemeye başladı.

Haberin Devamı

Devlet Operası’nın genel müdürü Tan Sağtürk bu sezon “la Traviata”nın sahneye konacağını söyledi. Yakın gelecekte sahnelenecek opera ve bale eserlerinin Fatih Sultan Mehmed operası gibi dünya ölçülerinde icra edileceği anlaşılıyor. Bale yeniden canlandı, “Giselle” sahneye kondu.

Fatih Sultan Mehmed Han operada

Yazarın Tüm Yazıları