GeriHikmet Demirkol Bilmiyor İçim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bilmiyor İçim

Bir ay önce bir sabah Kalben ile bir kahvaltı yaptık. Pandemi döneminde çok kez mesajlaşsak da, insan gerçekten de yan yana gelmek, arada bir ekran olmadan konuşmak istiyor. Bu buluşma o anlamda bana çok iyi geldi. Hatta konuşmaktan yemek yemeyi unuttuk diyebilirim. Son 1.5 yıl nasıl geçti hızlandırılmış bir özetle birbirimize anlattıktan sonra Kalben üzerinde çalıştığı şarkılarından bahsetti ve bir ikisini bana o gün dinletti.

‘Bilmiyor İçim’i o sabah dinlediğim incilerden biriydi. Şarkı geçtiğimiz hafta tüm dijital platformlarda yerini aldı. Sözü ve bestesi Kalben’e ait bu ılık yaz şarkısının düzenlemesi Umut Çetin’e ait. Şarkının bir iç yüzleşme anından ortaya çıktığını belirten Kalben şarkının düzenlemesinde de, kayıt sürecinde de her şeyin su gibi aktığını söylüyor. ‘Bilmiyor İçim’in bence bu su gibi akma hali şarkının tamamına da sirayet etmiş, o sakinlik tonu dinlerken havayı ılık bir hale getiriyor, dinleyeni dinlendiriyor.

Şarkıdaki elektrik ve akustik gitar Özgür Çıtır’a, davul ve perküsyon Berkay Küçükbaşlar’a, synth, akustik gitar ve o nefis bas kayıtları ise Umut Çetin imzasıyla bize ulaşıyor. Bu birbirinden başarılı isimlerin oluşturduğu künye ile ortaya çıkan ‘Bilmiyor İçim’in nefis klibinin yönetmen koltuğunda ise işlerine hayran olduğum Dilan Bozyel oturuyor. Kadir Kılıç kostümüyle klibe ayrı bir renk katan Kalben’e, dansıyla eşlik eden balet Erhan Güzel’in performansı da ‘Bilmiyor İçim’e bir başka güzellik eklemiş. Bu şarkının Kalben’e ne kadar iyi geldiğini, ona nasıl bir güç kattığını o gün gözlerinden gördüm. Kendi hikayesini, kendi dilediği şekilde ve hatta en yaratıcı şekilde ortaya çıkartmanın ona verdiği huzur bundan sonraki işlerinde de bize işleyeceğine adım gibi eminim. 

Barış Orkestrası ile ‘Yalnız Değilsin’

Farkı ülkelerden bir araya gelen 30 müzisyenden oluşan Barış Orkestrası tüm dünyada kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çekmek için bir şarkı hazırladı. Türkçe sözlerini Linet’in seslendirdiği ‘Yalnız Değilsin’ şiddetle karşı karşıya kalan kadınlara üç dilde (Türkçe, İbranice, Arapça) mesaj veriyor. Barış Orkestrası şefi olan ve birçok başarılı projeye imza atam Tom Cohen ile bu özel şarkı için kısa bir söyleşi yaptık. 

Bu projenin ortaya çıkışıyla ilgili hissettiklerini sorduğumda Cohen, bu şarkı aracılığıyla, kimliği ne olursa olsun herkesin üzerinde hemfikir olması ve sürekli olarak gelişmesi gerektiğine inandığı bir konuyu gündeme getirmenin kendisi için büyük önem taşıdığını belirtti. Şarkının hazırlık sürecinin ve farklı dillerde söylenmesi üzerine gelen yorumları merak ettim. Tom Cohen hem Türkçe hem de İbranice olarak söylenen şarkının aynı şeyleri ne kadar sevdiğimizi ve birlikte ne kadar güzel şeyler yaratabileceğimizi göstermek adına güzel bir iş birliği olduğunun altını çizdi. Şarkıya dünya çapında gelen olumlu tepkilerin onları çok mutlu ettiğini belirtirken, basının hem Türkiye’de hem de dünyada bu çalışmaya yer vermesinden ötürü büyük mutluluk duyduklarını da ekledi. 

Şarkıya hayat veren Linet’in bu projeye ayrı bir değer kattığının altını çizen Tom Cohen, böylesine ağır bir aranjmanı, bu kadar usta bir şekilde akıcı olarak birçok dilde söyleyebilmesinin müthiş bir yetenek olduğunu aktardı. Hem stüdyoda hem de klip setindeki çalışma süreçlerinde Linet’in profesyonelliğine hayran olduğunu belirten Tom Cohen, ortaya çıkan çalışmadan çok memnun olduğunu belirtti. Şarkının video klibinin usta yönetmen Or Ben Zrihen tarafından Akka şehrinde Fatih Akın’ın filmlerine bir saygı duruşu olarak çekildiğini belirten Tom Cohen, şarkı ve kliple sadece kadının toplumumuzdaki yerini tartışmayı değil, aynı zamanda kimlik ve aidiyetle ilgili soruları da gündeme getirmeyi amaçladıklarını belirtti. 

Barış Orkestrası haricinde kendi konser takvimi de çok yoğun olan Tom Cohen bu yıl Fas, Kanada, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde performanslarının olacağını belirtirken, Covid sebebiyle bu sene Türkiye’de verecekleri iki konserin iptal olmasından ötürü üzüntüsünü dile getirdi. 2022’de koşullar izin verirse bu konseri yapmak için tüm şartları zorlayacaklarını sözlerine ekledi. 

Gökhan Türkmen’den ‘Heyecan’

Bu yazın başında kariyerinin en dans dolu albümü olan ‘7’yi yayımlayan Gökhan Türkmen bu özel albümden yeni klibini ‘Heyecan’ şarkısına çekti.

Geçtiğimiz hafta yayımlanan ve Kapadokya’da çekilen ‘Heyecan’nın video klibinde Gökhan Türkmen yine yenilikçi bir işe imza atmış. Yaptığı her işe ayrı bir boyut ve zenginlik katan Türkmen yeni klibi için de bu mottoyu sürdürerek yeni ve evrensel bir çalışma ortaya koymuş. Ekip olarak yaptıkları her işte heyecan dolu olduklarını belirten Gökhan Türkmen herkesi yeni klibiyle bu heyecana da ortak ediyor.

Gökhan Türkmen, 7. stüdyo albümü ‘7’den ilk yayımlanan video klibi ‘Şerefine’nin yüksek enerjisinden sonra yine disko moduyla harmanlanmış ‘Heyecan’da da yakaladığı bu enerjiyi devam ettiriyor. Sözleri Mert Carim’e, bestesi kendisine ait olan şarkının düzenlemesi Genco Arı tarafından yapılmış. Fütüristik tarzı yansıtan bu özel klibin yönetmenliğini sanatçının önceki işlerinden de aşina olduğumuz Murat Joker üstlenmiş. Kalabalık bir ekip çalışmasının ürünü olan ‘Heyecan’da Gökhan Türkmen 1957 model kabinli bir motosiklet ile şehirden uzaklaşmak isteyen bir adamın hikayesini anlatıyor. Önceki video klip çalışmalarında da olduğu gibi bu klipte de Türkmen’in kıyafet seçimlerine bayıldım. Özellikle o disko topu ışıltılı ceketinde gözüm kaldığını itiraf etmeliyim. Pandemi sürecinde bile durmaksızın üreten Gökhan Türkmen’in özellikle iyiyaşa mottosuyla hayata geçirdiği ‘7’ albümünün serüvenini ve bundan sonraki kliplerini merakla takipteyim.

Hafta Sonu Karnavalı: Garden X Carnival

Bu hafta sonu İstanbul’da kaçırılmayacak bir etkinlik var. 26 Eylül Pazar günü Hilton İstanbul Bosphrous’un yemyeşil doğasında Garden X Carnival katılımcılarına özgün bir karnaval deneyimi yaşatmaya hazırlanıyor.  House müziğin dünyadaki önemli temsilcilerinden Alman ikili Tube & Berger’in sahne alacağı Garden X Carnival’da ayrıca Aksak, Hemi ve Ecem Seçkin’in DJ performanslarıyla harika bir Pazar günü yaşatacak. Birbirinden özel sokak lezzetlerinin ve nefis müziğin kol kola gezdiği bu karnavalda yazdan kalan son günleri hem de açıkhavada geçirmek için güzel bir alternatif olabilir.

X

Adele Geri Döndü!

2021’in en büyük müzik olaylarından biri Adele’in yeni şarkısıyla geri dönüşü oldu. 6 sene sonra yayımlanan yeni şarkısı ‘Easy On Me’ sanatçının 4. albümü ‘30’un da habercisi durumda. Yine bir yaş dönemini kapağa taşıyan İngiliz sanatçı aslında geçen yıl yayımlamayı planladığı albümü 1 senedir cebinde saklıyormuş. Corona virüs sebebiyle yeni albümünün yayınını 1 senedir bekleten sanatçı birkaç hafta önce Berlin, Roma, Londra gibi büyük başkentlerde duvarlara yansıtılan ‘30’ rakamıyla resmi tanıtım ipuçlarını yaymaya başlamıştı.

19 Kasım’da yayımlanacak olan ‘30’ albümü sanatçının 2 sene önce yaşadığı, hayatının belki de en çalkantılı dönemini resmediyor. 2019’da ayrıldığı ve bu senenin başında resmen boşandığı eşiyle yaşadığı bu zor dönemi şarkılarına yansıttığını belirten sanatçı, oğluna bu dönemi ilerde dinlediğinde anlaması için ‘30’ albüm ile anlattığını belirtmiş. Diğer yandan ‘30’ albümü ile kendisini yeniden keşfettiğini, katmanlarını azalttığını, bir anlamda kendisiyle de barıştığını söylüyor.

Albümden geçen hafta yayımlanan ilk şarkı ‘Easy On Me’ sevenlerinin ilk dinleyişte hemen benimseyeceği bir Adele şarkısı. Şarkının klibi de yine bir önceki albümünün çıkışı ‘Hello’ da olduğu gibi siyah beyaz çekimlerin ağırlıkta olduğu bir çalışma olmuş. Adele 6 sene sonra geri dönüşünü kendi bildiği yoldan yaparak yani duygularını en samimi anlatabildiği bir şarkıyla yapıyor. Bir önceki albümü ‘25’te birlikte çalıştığı Greg Kurstin, Max Martin, Shellback ve Tobias Jesso JR ile bu albümde tekrar bir araya gelen sanatçı Inglo ve Ludwig Göransson ile ilk defa bu albümde bir araya geliyor.

Albüme dair düet söylentilerini netleştiren sanatçı bu albümde bu tarz bir çalışma yapmadığını da geçtiğimiz hafta açıklamış. Muhtemelen albümün ruhuna uygunluğu ve tamamen kendi hayatını yansıtan konularla alakalı olmasından ötürü bir başka sanatçıyla düet yapmak istememiş. Adele’in yeni albüm yayınlayacak olması beraberinde bir dünya turnesi haberini de çağrıştırıyor. Ancak henüz dünyadaki pandemi koşulları istenilen düzeye gelmediği için şu an planlanan dev bir turne yok. Yüksek ihtimal ile özellikle de yıl sonuna doğru Adele’in canlı performansının bir televizyon kanalı üzerinden yayımlanacağı şimdilik dolaşan fısıltılar arasında.

Music Of The Spheres

Coldplay geçtiğimiz hafta 9. stüdyo albümü ‘Music Of The Spheres’ı yayımladı. Grubun Max Martin prodüktörlüğünde tamamladıkları ‘Music Of The Spheres’ geçtiğimiz Mayıs ayında ilk single olarak ‘Higher Power’ı yayımlamıştı. Yaz boyu biraz sessiz kalıp Eylül ayında esas albümün bombası olan BTS ile birlikte seslendirdikleri ‘My Universe’ teklisi bence albümün esas çıkışıydı. Albümün yayımlanması şerefine Selena Gomez ile birlikte seslendirdikleri ‘Let Somebody Go’yu kullanan grup ‘Music Of The Spheres’ ile belki de en pop türündeki albümlerini yayımladılar.

Aslında grubun yola ilk çıktıkları zaman yaptıkları rock albümlerinden sonra seneler içinde daha popüler bir müzik üretmelerine hem biraz üzülüyorum hem de zamanı yakalamalarından ötürü bunu bir anlamda başarı olarak görüyorum. Keşke birkaç tane daha ‘Yellow’ ve ‘Fix You’ yapsalar demeden kendimi alamıyorum ancak seneler içinde yaptıkları düetlerle ve gündemi yakalayan müzik türlerindeki çalışmalarıyla grubun kendi içinde tükenmeden bir şekilde üretebildiğini düşünüyorum.

‘Music Of The Spheres’ a gelirsek 12 şarkılık albümde deyim yerindeyse her telden biraz var. BTS, Selena Gomez düetleriyle gençleri yakınlarına çeken grup aralara serpiştirdikleri interlude çalışmalar ile albüme daha yenilikçi bir bakış getirmişler. ‘People of the Pride’ grubun 10 senedir üzerinde çalışıp bir türlü tamamlayamadığı bir şarkı olarak bu albümde Max Martin’in desteğiyle son haline gelmiş. Söz konusu şarkı hafiften Depeche Mode hissi verse de yine de albümün önemli şarkılarından biri olduğunu düşünüyorum. ‘Biutyful’ bu albümün bir diğer enteresan şarkılarından biri olmuş. Şarkıyı söyleyen kişi muhtemelen Chris Martin ancak kullanılan vokal tekniği ile daha çok uzaylı bir ses söylüyor gibi bir etki bırakıyor dinleyende. Benim için bu albümün incileri özellikle son iki şarkı oldu. Jon Hopkins ile birlikte yaptıkları vokalsiz olan ve sonsuzluk sembolü ile adlandırdıkları şarkı ‘Music Of The Spheres’teki en çok tekrara aldığım çalışması oldu. Oldukça karmaşık bir yolculuğu olan ‘Music Of The Spheres’in kapanışı ‘Coloratura’ adlı 10 dakikalık muhteşem bir şarkı ile tamamlanıyor.  Böylesine renkli ve hatta alışması biraz zaman alacak albümün kapanışı o kadar özel bir şarkı ile sonlanıyor ki, Coldplay’in senelerdir hafızalarda yer eden etkisinin büyüsünü sadece bu şarkıyı dinleyerek bile anlamak mümkün.

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Nilipek.’ten Nefis Yorum

Nilipek.’in geçen hafta yayımladığı ‘Bir Gün Beni Arzularsan Gel’ teklisi çıktığı andan beri kafamda sürekli tekrarda dönüp duruyor. Daha önce Banu Alkan’ın seslendirdiği ‘Bir Gün Beni Arzularsan Gel’in söz ve müziği Bülent Taşören’e ait.

Şarkının Nilipek. versiyonunun kaydı sanatçının evinde ve Şen Bakkal Stüdyoları’nda tamamlanmış. Yapımcılığını Nilipek., yardımcı yapımcılığını ve miksini Taner Yücel’in yaptığı şarkının mastering’i Görkem Karabudak’a ait. Teklinin kapak fotoğrafı ise Gizem Özçelik’in imzasıyla bize ulaşıyor.

Yeniden yorum aslında tam olarak nasıl olmalı sorusuna şahane bir cevapla gelen Nilipek. şarkıya da ayrıca nefis bir klip çekmiş. Yönetmenliğini Yiğit Hepsev’in üstlendiği, yapımcı olarak Sedef Yılmaer’in imzası olan klipte oyuncu olarak Sıdık Kayak rol almış. 

Resa Saffa Park’dan Türk Dinleyicilerine Mesaj Var! 

Netflix’in 2. sezonunu geçtiğimiz kış yayımladığı doğa üstü güçleri olan kahramanların yer aldığı dizisi Ragnarok’un hatırlamayanınız yoktur diye düşünüyorum. Ragnarok’un Saxa’sı nam-ı diğer Resa Saffa Park ile dün kısa bir video söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşiye koşa koşa yetiştiğini söyleyen Resa, şu sıralar Felsefe eğitimi alıyor. Pandemide hiçbir şey yapmadan oturmanın kendisine iyi gelmeyeceğini fark eden genç sanatçı, bu sürede hep istediği bir dalda eğitim almayı, bu zamanı bu şekilde değerlendirmek istemiş. Resa’ya ilk ne zaman müzik ile yakınlık kurduğunu sorduğumda, 5 yaşında Dubai’deki gittiği İngiliz okulunda kardan adam temalı bir filmde çalan şarkının (Walking In The Air) onda tarif edemediği bir his verdiğini söyledi. 10 sene önce bu şarkıyı tekrar söylediğinde ilk nerde duyduğunu hatırlayınca tüylerinin diken diken olduğunu ve hatta resmen çocukluğundaki o anıya gittiğini söyledi.

Küçükken şarkıları tam olarak bilmese de söylemekten keyif aldığını, hatta çoğu şarkıyı doğaçlama sözler uydurarak söylediğini ve bundan inanılmaz mutlu olduğunu belirten Resa, aklında o dönemden kalan şarkının ‘Over The Rainbow’ olduğunu belirtti.

Konu elbette pandemide neler yaptığına geldiğinde, Resa aslında ilk EP’sini tam da pandemi başladığında yayımladığını aktardı. Şarkıların nihayet dinleyicisiyle buluşmasından ötürü çok mutlu olduğunu söylerken, bir yandan da canlı performansların başlayacak olmasının kendisini biraz strese soktuğunu belirtti. Pandemi hayatımıza girince, sahne stresinden böylece uzunca süre uzak kalan sanatçı yayımladığı ‘Dumb and Numb’ albümünün tanıtım turnesini bu dönemde yapamamış. Günler özellikle pandeminin ilk aylarında hep evde devam ederken, hayata pek karışmadığı için şarkı yapamadığını söyleyen Resa, sonra bu kitlenmenin birden açıldığını ve yeni şarkılar yazdığını belirtti. Ve şimdi o şarkılardan ilki bu Cuma dinleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor.

Bu Cuma ‘Dandelions’ adlı yeni teklisini yayımlayacak olan Resa Saffa Park’nın bu yeni çıkışı aynı zamanda seneye şubat ayında çıkartacağı ‘Spaces’ EP’sinin ilk şarkısı olacak. Resa, ‘Dandelions’ta özlem duygusunun tersine çeviremediğinde aklını başka yöne çevirmek için gerekenleri anlattığını belirtti. ‘Spaces’ albümünün kelime anlamıyla hem hayatımızdaki boşlukları hem de 2 senedir hepimizin yaşadığı bu ilginç dönemde hayatta kaçırdıklarımıza dokunan şarkılarla dolu olduğunu belirtiyor.

Ragnarok dizisi sonrasında Türkiye’den yoğun şekilde dinlendiğini ve hayranlarının kendisine sürekli yazdığını belirten sanatçı şu sıralar Türk sanatçılardan en çok

Yazının Devamını Oku

Pandemi sonrası performans sahnesi

Pandemi boyunca özellikle eğlence sektörünün aldığı yara artık tartışma götürmez bir konu. Yasaklar kalktıktan sonra konserler ve etkinlikler kontrollü bir şekilde ve kurallar çerçevesinde yapılmaya başlanmış olsa bile geçirdiğimiz 1 buçuk yılın etkileri kolay kolay kapanacak gibi durmuyor. Özellikle kış sezonu da kapıda olduğu için kapalı mekanlarda etkinliklerin durumunu değerlendirmek için Jolly Joker Genel Müdürü Can Aydoğdu ile bir araya geldik.

Pandemi döneminde iş geliştirme anlamında çok çalıştıklarını söyleyerek söze başlayan Can, İstanbul’daki eğlence hayatı öğelerini bünyesinde barındıran Jolly Joker Pub projesini hayata geçirdiklerini belirtti. Jolly Joker Pub’da haftanın 3 günü canlı müzik perforansları ve bazı günler stand up’ların yer aldığı belirtirken, bir diğer heyecan veren işin de Jojo platformu olduğunu söyledi.  Özellikle büyük şehirlerdeki konserlere diğer şehirlerden katılmanın kimi zaman maddi olarak zorlayıcı olduğunun altını çizerken Jojo ile bu duruma bir çözüm sağladıklarını belirtti. Özellikle de pandemi döneminde müzikseverlerin sevdikleri sanatçıların konserlerine evlerinden hem de daha uygun bir fiyatla erişmesinin önemini aktardı. Yaz döneminde bir süreliğine ara verdikleri konserlere yakında yeniden başlayacaklarını belirten Can Aydoğdu, yeni sezonda dijital konser izleyicisinin daha da yoğun olacağını öngördüklerini belirtti.

Jojo Stage adıyla hazırladıkları yeni bir uygulamayla özellikle müzik sahnesine adım atmak isteyen amatör şarkıcı ve grupların imkân tanıyacak bir platform tasarladıklarını belirtti. Bu sahneden yükselen isimlerin zaman içerisinde Jolly Joker Pub’larda sahne alması ve bu ekosistemle gelişerek etkinlik sahnesinde kalıcı isimler olabilmelerine olanak sağlayacaklarını açıklayan Can Aydoğdu, bu yol ile ilerleyen isimlerin sonunda Jolly Joker sahnesine isim kazandırmak istediklerini söyledi.

Can’a geleceği özellikle de performans sahnesini nasıl gördüğünü sorduğumda gençlerin müziğe olan ilgisinin umut verici olduğunu söyledi. Özellikle etkinlikler için kendi bütçelerinde önemli bir dilim ayırdıklarını söyleyen Can Aydoğdu, yeni jenerasyonun fiziksel bir şeye sahip olmaktansa bir deneyime bütçe ayırmayı önemli bulduklarını, bunun da eğlence sektörü adına umut verici olduğunu söyledi. Pandemi sonrası etkinlikler kurallar çerçevesinde titizlikle devam ederken, Can Aydoğdu önümüzdeki dönemde Jolly Joker sahnesinde Türkiye’nin önemli isimlerini ağırlayacaklarını belirtirken, yabancı sanatçı planlamalarının da paralelde ilerlediğini aktardı.

Türkiye’yi Jemrai ve Jester Temsil Edecek 

Her sene dünyanın en iyi break dansçılarını belirlemek için düzenlenen Red Bull BC One’ın Türkiye Finali geçtiğimiz hafta sonu İzmir’de gerçekleştirildi. Yarışmanın birinciliğini B-Girl’lerde Cemre ‘Jemrai’ Ece Kozbay, B-Boylar’da ise Oğuzhan ‘Jester’ Karademir kazandı. Jürinin ve izleyenlerin tanık olduğu bu heyecan dolu finalden başarıyla çıkan Jemrai ve Jester 5-6 Kasım 2021 tarihlerinde Polonya’da gerçekleşecek finalde Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı. 

Yeni Çıkış

Mert Tunçmakas – Kara Bulut

Mert Tunçmakas’ın geçtiğimiz aylarda yayımladığı ‘Öyle Değildir’, ‘Çok Yakın Sonum’ teklilerinden sonra şimdi yeni şarkısı ‘Kara Bulut’ bizlerle. Gerçek bir sonbahar melankolisini bize getiren şarkıda Mert Tunçmakas bitmeye yüz tutmuş bir ilişkide tek taraflı çabayı kendine has anlatımıyla aktarıyor. Mert’in şarkılarında sözlerine verdiği önemin yanı sıra bestesi ve altyapısı için ne kadar titiz davrandığını biliyorum. ‘Kara Bulut’ için şarkının melodik alt yapısında davul, bas gitar, elektrik gitar ve klavye ile sade ama şarkının derinliğini net ortaya çıkartan bir çalışma görüyoruz. Avrupa Müzik etiketiyle yayımlanan, sözü ve bestesi Mert Tunçmakas’a ait ‘Kara Bulut’un klip yönetmenliğini Özge Akdik üstlenmiş.

Yazının Devamını Oku

Sonar İstanbul Zamanı!

Hafta sonu Zorlu PSM’de bu sene 5. kez düzenlenecek olan Sonar İstanbul’da iki güne yayılan müzik dolu bir program sizleri bekliyor. Elektronik müziğin dikkat çeken isimlerinin yer alacağı Sonar İstanbul’da Kerala Dust, Mouse on Mars, Christian Löffler & Ensemble, Weval II, Acid Arab, John Talabot, Dorian Concept, Pote ve SOHN sahne alacak. Sonar’ın heyecanı bir yana SOHN’un sahne alacak olması beni günlerdir sabırsızlandırıyor. SOHN ile Sonar İstanbul performansı öncesi bir araya geldik ve nefis bir söyleşi gerçekleştirdik.

Pandemi dönemini konuşmadan olmaz elbette, SOHN’un pandemideki hayatını sorduğumda o da herkes gibi ilk başlarda evde olmanın heyecan verici olduğunu söyledi. İspanya’daki Pirene dağlarındaki evinde iki oğluyla ve eşiyle birlikte huzurlu bir dönem geçirdiğini ekledi. Aynı dönemde eşi 3. çocuklarına hamile olduğu için ve doğumu bu dönemde yapacak olmasının hepsi için oldukça stresli olduğunu belirtmeden de geçmedi. Bir sanatçı olarak pandemiden en çok etkilenen gruplardan biri olduğunu söyleyen SOHN, konserlerin, turnelerin iptalinin kendisi için çok zor olduğunu, hele ki seyahat etmenin kendisi için ne kadar önemli olduğunu bildiği için bu iki sene boyunca daha önce yaptığı seyahatler için şükrettiğini söyledi. Konu bu dönemde yaratıcılık çarklarının nasıl çalıştığına gelince SOHN kendisi için zorlayıcı olduğunu söyledi. Melankolik bir karakteri olduğu için kendi işinin önemini sorguladığı, bu kafa karıştırıcı ve zor dönemde müziğine kimin ihtiyaç duyacağını, bunun önemi üzerine çok düşündüğünü belirtti. 

Sonar İstanbul’un pandemi sonrası yapılan ilk uluslararası etkinliklerden biri olmasından ötürü bu duygunun performans sanatçılarından biri olarak ona hissettirdiklerini sorduğumda SOHN aşırı heyecanlı olduğunu itiraf etti. Üstelik İstanbul’u daha öncesinde bir kere ve çok kısa ziyaret ettiği için, şimdi yine bir fırsatı olduğu için ve özellikle de pandemi ile birlikte artık her yaptığının belki de son kez yapabildiği hissini hep içinde taşıdığından, bu seyahatin ve performansın kendisi için öneminin çok büyük olduğunu aktardı. 

Şarkılarını renklerle ve resimlerle ilişkilendirdiğini bir söyleşide okuduğum için bunun detayını kendisine sormak istedim. Bunu açıklaması kendisi için zor olsa da bir şarkıyı ya da bir kaydı kafasında görene kadar tamamlayamadığını belirtti. Örneğin ilk albümü ‘Tremors’un renk olarak beyazı simgelediğini ve şarkılar ortaya çıktıkça albümün tamamlandığını, bir sonraki albümü ‘Rennen’in ise siyah ve kırmızıyı simgelediğini hissedince albümü daha hızlı tamamladığını açıkladı. Özetle müziği bitirmeden önce sanat eserinin kendisini bulduğunu belirten SOHN, gelecek yıl yayımlamayı büyük sabırsızlıkla beklediği yeni şarkıları için şimdiden gün saydığını ekledi. SOHN’u yakalamışken benim her dönem dinlemekten büyük keyif aldığım ‘Tremors’ albümü hakkında bir iki kelime etmeden bırakmak istemedim. SOHN ilk albümü olduğu için aslında kendisi için büyük bir adım olduğunu bilse de, albüm sonrası yayımlanan eleştiri yazılarından bir tanesinde denk geldiği negatif eleştiriden ötürü uzunca süre bu albüme dair kendisini yetersiz hissettiğini söyledi. Şimdi 7-8 sene geriye dönüp bakınca ‘Tremors’ için büyük gurur duyduğunu, albümü objektif olarak dinleyip kendisini tarifsiz mutlu ettiğini sözlerine ekledi. 

Geçtiğimiz yıl SOHN’un yayımladığı ‘Live With Metropole Orkest’ albümünü dinlediğinizde SOHN’un canlı performans etkisini çok net hissediyorsunuz. Bu kaydın detaylarını öğrenmek istediğimde prova sürecinin sadece 3 gün olmasının onu nasıl zorladığını, orkestra şefi ve orkestra ile geçen o provaların kendisi için korku dolu olduğunu söyledi. Ama sonrasında büyülü bir şey olduğunu, müziğin onun için anlamı olan haliyle bu süreci devraldığını hatta bir noktada bu büyük prodüksiyonu kontrol eden tüm bu bilgi ve deneyime sahip olduğumu fark ettiği bir tür beden dışı an yaşadığını aktardı. Özellikle o hissettiği an için ve ortaya çıkan bu iş için daha önce hiç hissetmediği bir gurur duyduğunu, bunu hiç unutmayacağını sözlerine ekledi. Kelimeler bence az kalır, SOHN’u büyüleyici performansıyla Sonar İstanbul’da bu hafta sonu kaçırmayın derim!
Mabel Matiz İle Büyülü Bir Harbiye Gecesi

Geçtiğimiz Cuma akşamı Harbiye Açıkhava sahnesinde 28. İstanbul Caz Festivali’nin kapanış konserine gittim. Mabel Matiz’in Hollandalı Niels Broos ile birlikte sahne aldığı bu eşsiz deneyim hala aklımda dönüyor duruyor.

Festival için özel olarak hazırlanan bu projede Mabel Matiz en sevilen şarkılarını Niels Broos ile birlikte yeniden düzenleyerek yepyeni bir hale getirmiş. ‘Mendilimde Kırmızı Var’, ‘Sarışın’, ‘Kahrettim’, ‘Alaimisema’, Gök Nerede’, ‘Gel’, ‘Ayrılık Buna Denir’, ‘Fırtınadayım’, ‘Toy’, ‘A Canım’ ve ‘Öyle Kolaysa’yı daha önce dinlediğimiz hallerinden bambaşka, yenilikçi kısacası çok özel düzenlemelerden oluşan nefis bir konser izledik. ‘Sarışın’, ‘Alaimisema’, ‘Gök Nerede’ ‘Fırtınadayım’ın yeni hallerine hayran oldum.

Pandemi dönemi boyunca Niels Broos ve ekibiyle şarkıların yeni düzenlemeleri için uzaktan bir şekilde harıl harıl çalıştıklarını belirten Mabel Matiz bu özel konserde henüz yayımlamadığı yeni şarkısı ‘Bilezikler’i de seslendirdi. Konserin enerjisinin en yükseldiği noktada seslendirdiği yeni şarkısı ‘Bilezikler’ öyle çabuk bizi kendisine bağladı ki, konserin kapanışında tekrar söylediğinde tüm Harbiye hep bir ağızdan eşlik ediyordu. Kendisi için de bu konserin büyük bir deneyim olduğunu çok kez dile getiren Mabel Matiz, müziği ve üretimi adına yepyeni bir dönemin başladığını müjdeledi. Benim gibi bu konseri tek sefer dinleyip doyamayanlar için dilerim bu performansın hem tekrarı olur hem de şarkıların bu yeni versiyonları gün olur bir albüm olur.

Yazının Devamını Oku

The Metallica Blacklist ile 4 Saat Müzik

Metallica’nın ‘Black Album’ olarak bilinen 1991 senesinde grubun adıyla yayımlanan albümünün 30. yılında özel bir formatla yeniden karşımızda. Böylesine kült bir albüm için oldukça detaylı bir çalışma yapan grup 53 şarkıyla albümü yaklaşık 4 saatlik dev bir projeye dönüştürmüş.

4 diskten oluşan bu dev albüm pop, indie, rock ve country türlerinde önemli isimlerin yeniden yorumlarıyla bize ulaşıyor. Blacklist’in ilginç kısmı bazı şarkılar defalarca yorumlandığı için arka arkaya 6 kere Enter Sandman veya 7 kere Sad But True dinlemek durumunda kalıyorsunuz. Böyle bakınca da aslında bir albüm dinleme halinden ziyade daha çok o şarkının ölümsüzleşmesine hizmet edilmiş gibi hissettiriyor. Dijital dünyanın nimeti olarak şarkılardan biri olmazsa diğeri algoritmalarda sevenlerine ulaşır diye de düşünmüş olabilirler. Kısacası ‘The Metallica Blacklist’ albümü bir nevi tribute albüm olsa da baştan sona dinlenebilecek bir albüm formatından epey uzak olmuş.

53 şarkının hepsi için güzel şeyler söyleyemeyeceğim. Kimi cover’lar bence biraz zorlama olmuş. Müzik türleri artık o kadar akışkan ve beğeniler bir o kadar farklılaştı ki, belki de grubun bu kadar zengin bir paletle şarkıların yeni yorumlanması buna bağlı bir stratejidir. İlk bakışta albümden tekrar tekrar dinleyebileceğim Miley Cyrus, Weezer, Sam Fender, Royal Blood, Dave Gahan, Phoebe Bridgers, St. Vincent cover’ları gerçekten beni etkilediğini belirtmeliyim. Albümün tümünü dinlemek biraz zor olsa da bitirdikten sonra 1991 senesindeki halini açıp dinleyin göreceksiniz net bir ferahlama geliyor.

Islandman ile Uzak Diyarlara Yolculuk

Tolga Böyük’ün 2010 yılında hayata geçirdiği Islandman projesini ilk günden beri büyük bir merakla takip edenlerdenim. İlk defa sanırım yine 2010 senesinde Babylon’da dinlediğimde bu müziği nerede bulurum daha sık dinlerim diye çok arandığımı hatırlıyorum.

İlk dönem bağımsız yayımladığı teklilerden sonra EP’ler ile müzikal yolunu zenginleştiren Islandman 2018’de ‘Rest In Space’, 2020 senesinde ise ‘Kaybola’ albümlerini Music For Dreams etiketiyle yayımlamıştı. Şimdi ise grup yine Music For Dreams etiketiyle geçtiğimiz hafta yayımlanan yepyeni albümleri ‘Godless Ceremony’ ile bizleri uzak diyarlara götürüyorlar.

10 şarkının yer aldığı bu özel albüm Afrika’dan Kuzey Hindistan’a ve hatta Ekvador’un tropik bölgelerine bizleri de kanadına alarak gezdiriyor. Elektronik, ambient, house türlerinin ustaca sentezlendiği ‘Godless Ceremony’ dinleyicisine mutluluğun küçük detaylarda gizli olduğunu fısıldıyor.

Godless Ceremony’nin hemen öncesinde İsveç, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de 10 konserlik bir turneye çıkan Islandman, Kasım ayındaysa İngiltere’de sahne alacak. Grup, 5 Kasım’da York’ta başlayacak İngiltere turnesini 9 konserin ardından 14 Kasım’da Oxford’da sonlandıracak. Grubun yeni şarkılarının performansını canlı canlı izlemek için şimdiden sabırsızlanıyorum.

Yıldızlar:

Yazının Devamını Oku

‘Donda’ Nihayet Çıktı!

Kanye West’in uzun süredir çıkması beklenen albümü ‘Donda’ geçtiğimiz Pazar günü ansızın dijital platformlarda yerini aldı. Sanatçının 1,5 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı ve annesinin adını verdiği albümü ‘Donda’ın çıkış tarihi bir türlü netleşemiyordu. Nerdeyse her yaptığı bir olay olan West, konu yeni albümü olunca ‘acaba şimdi ne yapacak?’ diye herkes gibi beni de bir merak almıştı.

Albümün yayımlanmasından önce stadyumlarda 3 kere özel dinleme partileri düzenleyen Kanye West, son dinleme partisinde çocukluğunda yaşadığı evin birebir aynısını saha ortasına konumlandırıp, eski eşi Kim Kardashian ile bir evlilik seremonisinin de yer aldığı enteresan bir şov ile dünya gündemine ilk sıradan girdi. Albümün bu çok ses getiren dinleme partisi ardından albü yayımlanır sanıyordum ama ertesi gün albüm çıkmadı. Bir kriz daha var galiba diye düşünürken geçtiğimiz Pazar günü albüm nihayet yayımlandı. Merakla bu albümü bekleyen büyük bir kitle albüme akın ederken Kanye West albümün kendi haberi olmadan plak şirketi tarafından yayımlandığı bilgisiyle yine dünya gündeminde kendisine en tepeden yer almış oldu. Yetmedi albümden kendi izni olmadan ‘Jail 2’ şarkısının da çıkartıldığı bilgisini de Instagram hesabından paylaştı. Aslında Kanye West’e müzisyenliğinden yaptıkları ve söyledikleriyle gündem işgali tavırları üzerinden bakınca söylediklerinin ne kadarı doğru ne kadarı doğru değil anlamak biraz zor. Bu arada ‘Jail 2’ şarkısına gelecek olursak, şarkı gerçekten albüm yayımlandığı anda dinlenebilir durumda değildi, ama şimdi şarkı yayında ve albümden en çok dinlenen şarkı olmuş. Kanye gerçekten bir konuya ilgi çekmek istiyorsa bunu nasıl yapacağını çok iyi bilen bir sanatçı.

Kanye West’in söz konusu 10. albümü ‘Donda’ya gelecek olursak 27 şarkılık dev bir albümden bahsediyoruz. Albümün toplam süresi neredeyse 2 saate yakın bir vakit alıyor. Kanye West, seveni olduğu kadar sivri tarzı ve medyadaki tutumundan ötürü bir o kadar da ciddi eleştiriler alan bir isim. Hal böyle olunca, yeni albümü sevenlerinin dinlediği kadar, eleştirmek üzere dinleyen de büyük bir kesim var. ‘Donda’ yayımlandığından beri interneti yakın takibe aldım. 2-3 günlük albüm değerlendirmelerine bakınca şimdilik 10 üzerinden 6.5 gibi zor bir notla sınıfı geçiyor gibi görünüyor. Genel kanı bu albümün 1,5 aydır yayınlanması üzerine basında koparttığı yaygaraya kıyasla müzikal anlamda beklentiyi pek karşılamaması yönünde. Bu eleştiriler bir yana bir kesim de ‘Donda’nın bu kadar kısa sürede değerlendirilecek bir çalışma olmadığını, biraz zaman verilerek demlenmesi gereken bir albüm olduğunu savunuyorlar. Ben henüz sevdim ya da sevmedim diyecek bir tarafta olamıyorum, gerçekten de albüme biraz zaman vermek en doğru karar bana göre de. Bu iki kutup kendini anlatadursun, ‘Donda’ 48 saatlik dinleme verileri üzerinden Olivia Rodrigo’nun elinde tuttuğu rekoru geçmiş durumda.

Yeni Çıkış

Burak Orhan – Kelepçe

Burak Orhan’ın yeni şarkısı ‘Kelepçe’ yaz biterken atlamamak gereken bir şarkı. Geçtiğimiz yıl yayımladığı ilk teklisi ‘Bi’ Şeyler’ ile müzik dünyasına hızlı bir giriş yapan Burak Orhan, sözü ve müziği Okan Albayrak’a ait ‘Kelepçe’de oyunculuk yeteneğini de dinleyicisiyle paylaşıyor.

Yönetmenliğini Ecem Gündoğdu, görüntü yönetmenliğini Veli Kuzlu’nun üstlendiği klipte Burak Orhan’a 6 dansçı eşlik ediyor. ‘Duygularını uçlarda yaşayan birinin aşkının tüm ruhunu hapsetmesi ve karşı tarafa 'kelepçe' gibi olan bağlılığını metaforik olarak anlatıyor’ sözleriyle ‘Kelepçe’yi özetleyen Burak Orhan, koşulsuz teslimiyetin ve sevginin mutlak huzurun kaynağı olduğunu ve bunu dile getirme cesaretinin önemini vurguluyor. 

Manitas – Kim?

Manitas üçüncü teklileri ‘Kim?’ ile yine alışılagelmişin dışında bir proje ile karşımızdalar. Yeni şarkı ‘Kim?’ dinleyeni nostaljik bir yolculuğa çıkartıyor. Sözleri Defne Angın, müziği Selin Dumlugöl’e ait şarkının prodüktörlüğünü Mert Kasap üstlenmiş. ‘Kim?’in düzenlemesi Mert Kasap, Mert Sever ve Onur Taşkan imzasını taşıyor. Selin Dumlugöl’ün yönetmenliğini üstlendiği klip ilk görüşte bir aşk hikayesini anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Bumaya

Geçtiğimiz hafta Kenan Doğulu yeni şarkısı ‘Bumaya’yı yayımladı.

‘Bumaya’ yaz biterken mevsimi tekrar başa sarıp, yeniden başlatacak enerjide nefis bir şarkı olmuş. Sözü ve müziğinde Kenan Doğulu, Ozan Bayraşa, Umur Doma ve Onurr imzası var. ‘Bumaya’nın düzenlemesi Ozan Bayraşa’nın hünerli ellerinden çıkmış, miks ve mastering’i ise Emre Kıral’a ait. Şarkının ilk bakışta direkt etkileyen nefis kapağı da Bülent Şengül’ün imzasıyla bize ulaşıyor.

Şarkının AfroBeat modu o kadar iyi olmuş ki, hele bir de klibi izleyince şarkının etkisi birkaç kat daha artıyor. Kenan Doğulu, 2018 senesinde yayımladığı ve yine o yaza büyük ses getiren ‘Vay Be’ albümünden sonra en son geçtiğimiz yıl ‘Bizimdir’ adlı duygusal şarkısıyla yüreklere dokunmuştu. Doğulu, ‘Bumaya’ gibi güçlü, dans dolu, yenilikçi ve son zamanlardaki pop janrasındaki çıkışlara yeni bir yön verecek bir şarkıyla bu yaza yeniden hareket kazandırdığını düşünüyorum.

Bazı şarkıların klipleriyle şarkı bir bütün olunca gerçekten etkisi başka bir kuvvetle çarpılıyor. ‘Bumaya’nın dans dolu, adeta bir film gibi olan nefis klibinin yönetmenliğini Ecem Lawton üstlenmiş. Klibin ilham kaynağı Edgar Allen Poe’nun 1842’de yazdığı ‘Kızıl Ölümün Maskesi’ adlı kısa hikayesiymiş. Söz konusu video klip Los Angeles’ta La Chateau Rose’da çekilirken, klibin kreatif yapımcılığını ve koreografisini Beyonce, JLO ve Dua Lipa gibi isimlerle çalışan Marvin Brown üstlenmiş. Kenan Doğulu’ya klipte Shyvon Campbell, Devin Walker, Triana Steward, Anna Santucci, Callum Sean Macdonald, Anjula Kelly’den oluşan altı kişililk bir dansçı ekibi de eşlik ediyor. Klibin dans sahneleri, maskeleri ve kostümlerin harikalığı derken gerçekten soluksuz izlediğimi belirtmeliyim.  Klipte yer alan ve her biri hayatın bir evresini temsil eden, Guvanch Agajumayev imzalı toplam 25 benzersiz kostüm, el yapımı olarak tasarlamasının yanı sıra Bumaya'nın vizyonunu benzersiz bir hale getirmiş.

‘Bumaya’, hayat, ölüm, zaman ve sihir temalarını renklerle sembolize ederek sorguluyor ve aşkın galip geleceğini nefis harmonisiyle dinleyicisine fısıldıyor. Şarkının sözü, müziği, düzenlemesi, klibi o kadar ince detaylarla dolu ki, içeriği böylesine zengin bir şarkıda Kenan Doğulu imzasını görmek bir dinleyici olarak beni fevkalade mutlu ediyor, devamında gelecekler adına daha da heyecanlandırıyor.

Yeni çıkış

Bengisu – Çocuk

Geçtiğimiz aylarda All Access Youtube kanalımda konuk ettiğim Bengisu’dan yepyeni, kıpır kıpır bir şarkı geldi. Bengisu’nun yere göğe sığmayan pozitif ve enerjik havasına çok yakışan, Garaj etiketiyle yayımlanan ‘Çocuk’ şarkısı enerjisini 90’lardan alıyor. Daha ilk dinleyişte dile dolanan ‘Çocuk’ta Bengisu yeni pop müziği bakışını Türk pop müziğiyle çok ustaca sentezlemiş. Yeni şarkı hayatta bile bile kalbimizi açtığımız anları ve çocukluklarımızı konu ederken diğer yandan da sizi ilk dinleyişte dansa teşvik edeceğine eminim.

Emre Aydın, Çağan Şengül – Beni Anla

Yazının Devamını Oku

28. İstanbul Caz Festivali’ne Yakından Bakış

Pandemi hayatı son 2 yıldır hayatımızın tam merkezinde yer alıyor. Birçok meslek kolu ve sektör bu durumdan doğrudan etkilenirken, eğlence sektörü belki de en çok yara alanlardan biriydi. Özellikle bu dönemde festival yapabilmek birçok açıdan zorluklar içerdiği için, bu senenin en önemli festivallerinden biri olan 28. İstanbul Caz Festivali’nin perde arkasına ışık tutmak amacıyla İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer ile bir sohbet gerçekleştirdik.

Her ne kadar aşı çıktığında herkes gibi festival ve organizasyon işlerinde çalışan birçok kişi sevinse de, tam da eski normale hemen dönemeyeceğimizi biliyorduk diyerek başladı Harun konuşmaya. Festivalin Temmuz’da olmasını istesek de doğru zamanın bu sene açısından Eylül olduğuna karar verip planlamaları bu dönem için yapmışlar. Garanti BBVA sponsorluğu ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenecek olan 28. İstanbul Caz Festivali’nin tamamı bu sene açıkhava sahnelerinde gerçekleştirilecek. Festivalin sürekliliğinin ve festival ruhunu yaşamanın öneminin altını çizen Harun İzer, izleyicilere olabildiğince günlük kaygılardan uzaklaşabilecekleri keyifli etkinlikler sunmak amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Pandemi döneminde her ne kadar izleyici alışkanlıkları değişmiş olsa da, yine de insanların önceden olduğu gibi sosyal hayatlarına kurallar çerçevesinde bile olsa devam etmek istediğini belirten Harun, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü hızlı aşılama programı sayesinde insanların daha güvenli bir şekilde etkinliklere katılabildiğinin altını çizdi.

Festival programında farklı ve yeni iş birliklerine yer vermek isteyen organizasyon ekibi bu sene 24 Eylül’de çok özel bir konsere ev sahipliği yapacak. Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde gerçekleştirilecek olan Mabel Matiz ile Hollandalı Niels Broos özel performansı muhtemelen önümüzdeki dönemde diğer önemli dünya festivallerini gezmeye aday bir proje olduğunu belirten İzer bu tarz iş birliklerine odaklanabildikleri için çok mutlu olduklarını belirtti.

Kenan Doğulu, Arlo Parks, Altın Gün, Karsu ,Angelique Kidjo ve Stefano Di Battista gibi büyük isimlerin yer aldığı 40’a yakın konserle İstanbul Eylül ayı boyunca Açıkhava sahnesine dönüşeceğini büyük bir heyecanla belirten Harun İzer, festivalin Parklarda Caz, Gece Gezmesi, #İstanbulBirSahne etkinliklerinin detaylarını paylaştı.

Her sene biletsiz etkinliklerin sayısını arttırmak için büyük çaba sarf ettiklerini belirten Harun, bu konuda 24 yıldır sponsor olarak Garanti BBVA’nın festivale katkısının çok önemli olduğunu belirtiyor. Festivalin Parklarda Caz bölümüne olan ilgilin her geçen sene giderek artmasının organizasyon ekibini de oldukça mutlu ettiğini söyleyen İzer, bu sene Parklarda Caz’ın 4 ilçede gerçekleşeceğini de sözlerine ekliyor. Festivaldeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kültür A.Ş. ile iş birliği yaptıkları #İstanbulBirSahne’nin de bambaşka bir platforma dönüştüğü için büyük mutluluk duyduklarını söylüyor. Pandemi döneminde zor durumda olan sanatçıları desteklemek adına başlatılan bu girişimin önümüzdeki senelerde de devam ettirmek istediklerini belirtiyor.

Festivalde geçtiğimiz yıllarda Kadıköy’ün birbirinden güzel mekânlarında düzenlenen Gece Gezmesi, farklı sahnelerde bu sene Beykoz Kundura’da hayat bulacağını söyleyen Harun, özellikle Beykoz Kundura’nın otantik havasının festivale ve burada düzenlenecek olan konserlere çok yakışacağı konusunda çok umutlu.

İstanbul Caz Festivali’nde konserler kadar beni bir o kadar heyecanlandıran bir diğer konu ise festivalin Genç Caz projesi olduğunu belirtmeliyim. 19 yıldır devam eden Genç Caz projesi bu sene Mehmet Uluğ Fonu ile daha da güçlü bir adım atıyor. Harun İzer, bu sene ilk defa Genç Caz konserlerine seçilecek isimlerin içinde yer aldığı özel bir albüm hazırlanacağını belirtti. Mehmet Uluğ Fonu desteğiyle, Sony Music Türkiye ve İKSV iş birliğiyle dijital platformlar yayımlanacak olan bu albümün Kasım ayında çıkması planlanıyormuş.

Yazın son günlerini yaşarken, Eylül’e çok fazla bir vakit kalmadı. Dopdolu programıyla 1-24 Eylül tarihlerinde İstanbul’un Caz dolu havasına katılmak için şimdiden sabırsızlanıyorum.

Can Baydar’dan Bir Yaz Güzelliği: ‘Yine’

Yazının Devamını Oku

Billie Mutlu Biz Mutlu!

30 Temmuz’da Billie Eilish’in ikinci stüdyo albümü ‘Happier Than Ever’ yayımlandı. Bu albümü gerçekten büyük bir merakla bekliyordum. Yayımlandığı gece yatmadan önce albümün dijital platformlara yansımasını resmen yeni yıla girer gibi saniyeleri sayarak bekledim. Aslında bu yazıyı geçen hafta büyük bir heyecanla yazmayı istiyordum. Ancak yangın gündemi ve o duman dolu ruh hali beni de herkes gibi çok derinden etkiledi, o yüzden de yazamadım. Aslında hala da geçmedi bu ruh hali. Yine de her zaman olduğu gibi kendimi, aklımı müzikle sakinleştirdim.

Billie Eilish ve Finneas yine o kadar nefis bir iş ile karşımızda ki, özellikle de ağabey kardeş olarak tüm dünyayı etkileyecek kadar güzel bir sanatla bir araya gelmeleri tarifi zor bir mutluluk veriyor. Yeni albümden ilk yazdıkları şarkı ‘My Future’ geçen yıl Haziran ayında yayımlanmıştı. Sanatçı bu şarkının kendisi için yepyeni bir başlangıcı da simgelediğini söyleşisinde belirtmiş. Ve aslında devamında yayımladığı şarkılar da bu yeniliğe bizi bir adım daha yaklaştırdı.

Billie, ikinci albümü ‘Happier Than Ever’ın baştan sona dinlendiğinde bir durumu ve duyguyu anlatmasını istemiş. Dahası ağabeyi Finneas ile birlikte canlı çalmaktan keyif alacakları bir albüm yapmak istemişler. İlk albümünün turnesi henüz biterken Covid-19 dünyayı sardığı için, konser verme hevesi yarıda kalan sanatçı yeni albümünü hayat normale dönünce doyasıya müzikle ve canlı performanslarla kutlamak istemiş.

Albümün genel konsepti, Billie’nin saçlarını sarıya boyaması ve styling’i şarkılar tamamlandıktan, albüm bittikten sonra Billie’nin tek tek ilgilendiği konular olmuş. ‘Happier Than Ever’ın Billie’nin ilk albümüne tek bağlanabilecek yanı, kendisine getirdiği bu büyük şöhreti nasıl sindirdiği ve buradan çıkarttığı yeni şarkılar olarak özetlenebilir.

Albümdeki dev başrolü Billie ile ağabeyi Finneas de paylaşıyor. Tüm şarkıları birlikte yapmaları bir yana ve albümün yapımcılığını ağabeyi Finneas’ın üstlenmesi, aslında bize gerçek Billie’yi duymamıza imkân veren kişi. Pandemi döneminde bir albüm yapmayı pek de düşünmeyen ikili, annelerinin önerisiyle yeniden şarkı yazma moduna girmişler. İlk albümden farklı olarak Finneas’ın ufak odasında değil, kendi evindeki stüdyosunda yeni şarkıları yapmışlar. İlk albümde korkularından bahseden Billie, bu albümde bence daha çok itiraf eder bir moda bürünmüş. 16 şarkılık albüm tür bakımından bence oldukça akışkan, bir önceki albüm kadar zengin ve dahası bence bu albümde Billie’nin vokal becerisi ilkine göre çok daha iyi.

‘Happier Than Ever’ yayımlanalı henüz 10 gün geçti, albümün fiziksel kopyaları 250 bin adetten daha çok satmış durumda. Özellikle plak satışı ile 1991 senesinden bu yana en çok satış yapan ikinci albüm ünvanını kazanmış. Ve tabi ki beklenen gerçekleşti, Billie Eilish’in ikinci albümü ‘Happier Than Ever’ Billboard 200 albüm listesinde bu hafta bir numaraya yerleşti.

Böyle dolu dolu bir albümle karşılaşınca gerçekten en ince ayrıntısına kadar öğrenmek istiyorum. Tüm şarkıları ayrı ayrı defalarca dinleyip, sözlerine daha da dikkat kesiliyorum. Albümün çıkışını müjdeleyen aynı isimli şarkı ‘Happier Than Ever’ kesinlikle benim için de birçok kişi gibi Billie’nin en özel şarkılarından biri olma mertebesine şimdiden erişti. Şarkının sakin açılışından sonra devamındaki alevli kapanışı o kadar çok hoşuma gidiyor ki, klibindeki yağmur altındaki Billie’nin haykırışlarına sanki benim için söylüyormuşçasına yükseliyorum. Keşfetmeye, dinlemeye doyamadığım, Billie Eilish’in kendi kariyerinde sağlam adımlarla ilerlemesine tanık olacağımız bu nefis albümü kaçırmamanız dileğiyle.

Yıldızlar: Oxytocin, NDA, Lost Cause, GOLGWING, Male Fantasy

Oscar’ımı Verdim Gitti:

Yazının Devamını Oku

49. İstanbul Müzik Festivali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla 18 Ağustos – 16 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan 49. İstanbul Müzik Festivali ile bu haftanın yazısını açmak istedim. İstanbul’un en güzel zamanı olan yaz konserleri, 49. İstanbul Müzik Festivali ile en keyifli açık hava mekanlarında gerçekleştirilecek.

İstanbul Müzik Festivali kendi tarihinde ilk kez tüm konser programını açık hava mekanlarında gerçekleştiriyor. Festival süresince 14 farklı mekânda Türkiye ve yurt dışından 30’un üzerinde solist, topluluk ve orkestra müzikseverlerle buluşacak.

49. İstanbul Müzik Festivali kapsamındaki konserlerde Tekfen Filarmoni Orkestrası, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Accademia Bizantina, Festival Orkestrası, Modigliani ve casalQuartet gibi toplulukların yanı sıra Fazıl Say, İdil Biret, Khatia Buniatishvili, Anna Vinnitskaya, Alexander Rudin, Hande Küden, Paul Meyer, Simon Ghraichy, Martynas Levickis ve Ufuk-Bahar Dördüncü gibi birçok büyük ismin performansları izlenebilecek.

Tüm konserlerin açık havada gerçekleşeceği 49. İstanbul Müzik Festivali bu yıl Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu, Sakıp Sabancı Müzesi Fıstıklı Teras, Maximum Uniq Açıkhava, Fransız Sarayı, Venedik Sarayı, ARTER Arka Bahçe, Rahmi M. Koç Müzesi, Four Seasons Hotel İstanbul at the Bosphorus ve Saint Benoît Fransız Lisesi Avlusu’nda pandemi önlemlerine uygun şekilde düzenlenecek.

Dolu dolu bu programa ek olarak İstanbul Müzik Festivali kapsamında Atatürk Kent Ormanı, Fenerbahçe Parkı ve Yıldız Parkı’nda düzenlenecek ücretsiz hafta sonu konserlerine tüm İstanbullular davetli olduğunun bilgisini de vereyim. Ayrıca festivalde çocuklara ve gençlere yönelik doğa yürüyüşleri, atölye çalışmaları yine ücretsiz olarak pandemi önlemlerine uygun olarak gerçekleştirilecekmiş.

49. İstanbul Müzik Festivali bu yılki teması “Başka Bir Dünya Mümkün” olarak belirlenmiş. Klasik müziğin evrensel ve birleştirici gücüyle ortak bir duyguda buluşmayı hedefleyen İstanbul Müzik Festivali, zengin ve özel programıyla 1 ay boyunca müzikseverleri bu özel dünyaya misafir edecek.

Yeni Çıkış

Nova Norda -Doya Doya

Yazının Devamını Oku

Her Dem Yeşil

Sertab Erener yepyeni bir projeyle karşımızda.

Aslında projenin başlangıcı Mayıs ayının sonunda oldu. Ben yazmakta biraz geciktim. ‘Her Dem Yeşil’ projesinden ilk yayımlanan şarkı ‘Sakin Ol’ oldu. Şarkı aynı zamanda Sertab Erener’in ilk albümünün de adını taşıdığı için bence önemli bir çıkıştı. Sözü Sezen Aksu’ya bestesi Sezen Aksu ve Uzay Heparı’ya ait olan ‘Sakin Ol’ Ozan Yılmaz düzenlemesiyle yeniden bize ulaşıyor.

‘Her Dem Yeşil’e açılış yapan ‘Sakin Ol’ aslında bizi önümüzdeki dönemde bu projeye dair nasıl sürprizlerle karşılaşacağımızı da gösteriyor. ‘Her Dem Yeşil’ ile yeniden hayat bulan ‘Sakin Ol’ tam da bu zamana ait, yeni çağın müziğine örnek bir yapıda yeniden, hiç unutmadığımız 90’lardaki ifadesinden de bir tutam alarak, yeni formuyla karşımızda.

‘Sakin Ol’dan sonra ne gelecek diye merakla beklerken, belki de benim için Sertab Erener favorilerim arasında ilk üçte yer alan ‘Ateşle Barut’ yeni düzenlemesiyle geçtiğimiz hafta yayımlandı. ‘Her Dem Yeşil’ albümünün ikinci çıkışı, sanatçının yine ilk albümü ‘Sakin Ol’dan bir diğer önemli şarkıya yepyeni bir soluk kazandırarak karşımızda. Sözü Aysel Gürel, bestesi Garo Mafyan’a ait bu efsane şarkının yine yeni düzenlemesi Ozan Yılmaz’a ait. 90’lar dans pistlerine tema olmuş ‘Ateşle Barut’ yeni düzenlemesiyle bence harika olmuş. Şarkıyı ilk defa dinleyenler eminim birçoğumuzun 90’larda yaşadığı heyecanı, zamanın ruhuna uygun bu yeni düzenlemesiyle hissedecekler.

Her Dem Yeşil’in devamında gelecek olan şarkıları ve düzenlemeleri, bu projeye dair merakımı özellikle ‘Ateşle Barut’ sonrası daha da kuvvetlendirdi. Sertab Erener’in geçmişi bugüne ustaca dönüştürüp, sanatını modern ve güncel bir şekilde devam ettirmesi bir dinleyicisi olarak beni her zaman heyecanlandırıyor.

İstanbul’un Yeni Sahnesi

Pandemi kısıtlamaları biter bitmez konserler birer birer duyurulmaya başlandı. Her şehirde, hatta her parkta nerdeyse bir konser var. Hem müzikseverler hem de sanatçılar pandemiyle geçen 1.5 yılın ardından bir arada olmayı, hep bir ağızdan şarkılar söylemeyi çok özledi.

İstanbul’da yaz konserleri her zaman özeldir. Yıldızlı Geceler de bu özel konserlerden biri olarak bu şehre imza atan etkinliklerdendir. Turkcell’in senelerdir düzenlediği Yıldızlı Geceler bu sene Vadi İstanbul’da kurulan Turkcell Vadi sahnesinde düzenlenecek.  30 Temmuz – 11 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek olan Yıldızlı Geceler’de sırasıyla Sertab Erener, Aleyna Tilki, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Berkay, Ceza – Anıl Piyancı – Sansar Salvo, Kenan Doğulu, MFÖ, Funda Arar, Haluk Levent, Ebru Yaşar müzikseverlerle buluşacak.

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Koltuk Senin!

Konserler birer birer başlarken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür AŞ ve kültür sanat sektörü el ele vererek harika bir faydaya imza atmışlar. Bu yaz Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda sahipleri tarafından kullanılmayan koltuklar boş kalması yerine 24 yaş altındaki İstanbullu sanatseverlere ücretsiz olarak sunuluyor.

Sanatseverler etkinliklerden 1 saat önce etkinlik alanının girişinde bulunan ‘Koltuk Senin’ masasına başvurarak HES kodu doğrulaması yapılmış İstanbul Kart ile sıra numarası alıyor. Etkinlik başlarken, alınan sıra numarasına göre genç sanatseverler görevliler tarafından konser alanına alınarak uygun koltuklara yönlendirileceklermiş. Ek olarak belirtmek gerek, bu kampanyadan 1 kişi 1 ayda 1 kez yararlanabilecekmiş. Uygulama açısından genç sanatseverlerin de bu konserlerden ücretsiz olarak imkanlar çerçevesinde faydalanacak olmasına çok sevindim.

Yeni Çıkışlar

Karsu – Sonunda

Karsu yeni teklisi ‘Sonunda’yı geçtiğimiz hafta yayımladı.

Şarkının sözleri Kalben, bestesi ise Karsu ile Mart Jeninga’nın birlikte imzasını taşıyor. Kalben ve Karsu’nun yeni bir şarkı için bir araya gelmesi fikri beni aşırı heyecanlandırıyor. Dilerim bu bir başlangıçtır ve bu iş birliğinin devamı daha gelir. Kalben’in sözlerini yazdığı ‘Sonunda’ Karsu’nun kendine has vokaliyle birleşince ortaya nefis bir şarkı çıkmış. Şarkının Paradiso çekilen klibi de ‘Sonunda’ya kesinlikle ayrı bir hava katmış.  

Simge Pınar – Cevap

2019 senesinde yayımlanan ‘Güzel Şeyler’ albümü ile Simge Pınar o günden beri merakla beklediğim bir isimdi. Önceki hafta ‘Cevap’ adlı yeni şarkısını Universal Music etiketiyle yayımlayan Simge Pınar nefis bir geri dönüş yaptı. Sözleri ve bestesi kendisine ait olan şarkının prodüktörlüğünü Efe Demiral üstlenmiş.

‘Cevap’ın introsunu kaç kere dinledim bilmiyorum, şarkıyı baştan sona defalarca dinleyip, introsunu en sonunda birkaç kere daha dinledim her seferinde.  Yeni şarkı aynı zamanda Simge Pınar’ın ikinci albümünden çıkan ilk şarkı. Simge, ikinci albüm yolculuğuna olan katkısından ötürü ve birlikte çalıştığı herkesin ruhundan bir parça taşımasından ötürü ‘Cevap’a ayrı bir sevgiyle bağlı olduğunu belirtmiş. İkinci albümü ve yeni şarkıları ‘Cevap’ın yayımlanmasından sonra daha büyük bir merakla bekliyorum.

Yazının Devamını Oku

Onurr dans ederek ağlatıyor

Pazar günü Onurr yeni albümü ‘Ağlak Disko’yu yayımladı.

Onur Özdemir’den yeni bir şarkı dinlemek zaten bence başlı başına bir mutluluk sebebi. 10 şarkılık ‘Ağlak Disko’ beni bu anlamda mutluluktan öte tam anlamıyla mest etti. Cumartesi gecesi resmen dakikaları saydım, saat gece yarısını geçince kulaklıkları takıp tek tek tüm şarkıları baştan sona dinledim. Bir albümün o ilk dinleme anı ve onun mutluluğu gerçekten tarif edilmez bir haz. Onurr’un ‘Ağlak Disko’ ile yarattığı bu mutluluk, dans ve hüzün üçgeni beni ziyadesiyle tatmin etti. 

Albümün açılışını geçtiğimiz hafta Cuma günü ‘Muamma’ya çekilen klip ile yapan Onurr ‘Ağlak Disko ’da bizi çok özel bir dans dünyasına götürüyor. 10 şarkılık albüm ismiyle yaşayan duygular treni diyebiliriz. ‘Ağlak Disko’daki 10 şarkının söz, müzik, düzenlemesinin tamamı Onurr’a ait. Şarkıların her aşamasına kendi imzasını atması belki de bu albümü bir bütün olarak daha özel kılıyor. Abartmayı istediği kadar, ulaşabildiği kadar, tamamen kendi canı istediği şekilde yaptığı için bu albüm daha da özel hissettiriyor dinledikçe. 

Onurr pandemide yaptığı albümün kayıtlarını dinledikçe danslarına gözyaşları da eşlik ettiği için albümün ismine ‘Ağlak Disko’yu uygun bulmuş. Albümde daha önce İrem Derici’ye verdiği ‘Güz Dönümü’ ve Gülşah Kömürcü’ye verdiği ‘Çok Mu Zor’u Onurr’un yorumuyla dinlemek ayrıca çok kıymetli. ‘Yorgun Sevda’, ‘Deniz Tuzu’ ve ‘Çok Mu Zor’ benim için ‘Ağlak Disko’nun incileri. Onurr’un müziğinin ve üretkenliğinin yenilikçi bakışı ile nefis uyumu ‘Ağlak Disko’da hayat bulmuş. 

Yıldızlar: Alemde Seyr-i, Deli Aşk, Güz Dönümü, İmkansızın Kenarı

Oscar’ımı Verdim Gitti: Yorgun Sevda, Deniz Tuzu, Çok Mu Zor 

Korhan Futacı ile Canlı Canlı! 

Korhan Futacı ile 30 Haziran Zorlu PSM konseri öncesi bir araya geldik. Pandemi kısıtlamalarının sonlarına gelmişken, konserler de yavaş yavaş başlarken bu söyleşi harika bir zamana denk geldi. 

Yaklaşık 1.5 senedir içinde olduğumuz bu dönemin üretim anlamında nasıl geçtiğini sorduğumda Korhan Futacı bu karmaşık döneme rağmen kendisine göre bir düzen kurmayı başardığını anlattı. Şartlar zorlayıcı ve tuhaf da olsa, duruma uyum sağlamaya başladıkça önünde farklı kapıların açıldığını ve bu sayede o da müzik adına üretmeye devam ettiğinin altını çizdi. Nova Norda ile yakın zaman önce yayımladıkları ‘Cehennem’ şarkısının çok hoşuma gittiğini, önümüzdeki dönemde başka nasıl çalışmaların yolda olduğunu sorunca güzel haberler aldım. Sanatçının State51 etiketiyle yayımlamak üzere hazırladığı 6 şarkılık bir enstrümantal albümün yolda olduğunu hatta hemen ardından da 9 şarkıdan oluşan vokalli bir albüm daha çıkartacağını söyledi. 

Yazının Devamını Oku

12 yıl sonra gelen albüm

Kings Of Convenience yeni albümleri ‘Peace or Love’ı geçtiğimiz hafta yayımladı.

Grubun ilk albümleri ‘Quiet Is The New Loud’ ile hayatımıza dokunuşlarının üzerinden 20 sene geçmiş. Zaman uçup gitse de Kings Of Convenience’in müziği ilk günkü gibi sağlam temellerle yerini muhafaza ediyor. Özellikle 12 sene sonra bir albümle dönmeleri, o albümün de böylesine içimize kapandığımız zor  bir döneme denk gelmesi gerçekten bir dev hediye gibi oldu. Bir iki ay önce yayımladıkları ilk single’ları ‘Rocky Trail’in sadece bir tekli olmayıp devamında bir albüme bağlanması sanırım bu sene aldığım en güzel müzik olaylarından biri oldu.

Yeni albümün kayıtları yaklaşık 5 sene sürmüş. Böyle düşününce grubun hayatı mümkün olabildiğince yavaştan alıp,  yeni şarkılarını kaydetmeleri ve özellikle de bu kayıtlara büyük önem vermeleri bu süreyi uzatmış. Eirik ve Erlend ‘Peace or Love’da genelde hakimiyet kurdukları sade olma ve şarkılarını basit bir dille anlatmaya daha da önem vermişler. Gruba iki şarkıda Feist’in de vokaliyle katılması ‘Peace or Love’ın bir diğer güzelliği olarak yer alıyor. Mırıl mırıl aşkı, sakinliği ve hayattan zevk almayı senelerdir bize kendi üsluplarıyla aktaran ikili 4. albümlerinde dinleyicisine mutluluğu garantiliyor. Yeni albüm konserler tarihlerini arka arkaya açıklayan Kings Of Convenience belki bu sene bir sürpriz yapar ve Türkiye’yi de turnesine dahil eder diye gözlerim turne haberlerinde.

Yıldızlar: Rumours, Fever, Rocky Trail, Song About It

Oscar’ımı Verdim Gitti: Catholic Country, Love Is A Lonely Thing

İstanbul Caz Festivali

1-24 Eylül arasında İstanbul’u Caz sarıp sarmalayacak.

Yaklaşık 2 sene sonra dopdolu bir programla bir festival haberi duymak eminim benim gibi tüm müzikseverlerin yüzünde bitmeyen bir gülümseme yaratıyordur. Açıkhava mekanlarında 40’a yakın konserle dopdolu bir programla 28. İstanbul Caz Festivali Garanti BBVA sponsorluğunda, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenleniyor.

Eylül ayına yayılan bu konser serüveninde

Yazının Devamını Oku

The Ringo Jets: Müzik yaparken çocuk gibi oluyoruz

Müziğe hayatında büyük yer veren herkesin eminim kendisine özel kalsın istediği birkaç grup ve sanatçı vardır. The Ringo Jets de benim için o gruplardan biri. Hayranlığımı ve sevgimi açık etmeyip, kimseler bilmeden, onlar da çok popülerleşmeden böyle kendi kendime dinlemek istediğim bir grup. Bakmayın böyle söylüyorum da bu hisler grup 10 sene önce çıktığında böyleydi, şimdi grubun hem büyük bir kitlesi var hem de yaptıkları nefis işler sadece Türkiye’de değil yurt dışında da alkışlanıyor.

Grup geçtiğimiz haftalarda yeni şarkıları ‘Fool’s Crown’ı yayımladıklarında bir söyleşi ihtimali yeşerdi ufukta. Tekli yayımlandığı zaman bir araya gelemesek de, geçtiğimiz hafta yayımlanan EP’leri Unlimited Lunch Pack için bir araya gelip konuşma fırsatı bulduk. Bilmeyenler için The Ringo Jets’in kısa tarihçesi; yaklaşık 10 sene önce Tarkan Mertoğlu’nun o dönem grubu olan Kraker’ın davulcusu askere gidince Lale Kardeş grup durmasın diye yardım etmek için gruba giriyor. Zaman içinde gruba ikinci bir gitarist olarak Deniz Ağan ekleniyor ve üçlü aslında bu şekilde ilk defa o dönemde çalıyorlar. Daha sonra Lale grubun bateristi askerden gelince görevini tamamlayıp ayrılıyor. Ama bu üçlünün yakaladığı enerji orada kalmıyor, birlikte çalmanın keyfini unutmayan ekip birlikte müzik yapmayı isteyip bir prova yapıyorlar ve oradan sonra da bugüne kadar çalmaya devam ediyorlar. Lale o dönemi anlatırken, 2011 yazındaki heyecanları neyse bugün de aynı şekilde devam ettiğini belirtmem gerekiyor. Türkiye’de özellikle de İngilizce Rock Müzik yapmak, bunu bugüne kadar getirmek aslında o kadar da kolay olmadığı için, geçen 10 seneyi düşününce ‘hayat insanı çok güzel tokatlıyor ve beklememeyi öğreniyorsun’ diye ekliyor Lale. ‘Müzik yaparken çocuk gibi oluyoruz’ diyen Lale, kendi ürettikleri her şarkıda ilk günkü gibi büyük heyecan duyduklarının altını çiziyor.

Grubun 2011 senesinde çıkarttıkları ilk EP’leri ‘The Lunchpack’in yayımlandığı dönemi anlatırken Lale, o albümü kendilerinin cd’ye kaydettiğini, jelatinlerinin hepsini tek tek elleriyle hazırlayıp sınırlı sayıda bastıkları posterle tanıtım yaptıkları o dönemi anlatırken ben dahil hepimiz o zamana ışınlandık. Şimdi aynı EP daha önce yayımlanmamış olan ‘Fool’s Crown’ ile birlikte dijital olarak karşımızda. Yeni yayımlanan EP, hem geçmişe bir merhaba, hem de geleceğe yeni bir adım anlamına geliyor. The Ringo Jets ‘Unlimited Lunch Pack’i her zaman yapmayı sevdiğini şeylere tekrar döndüklerinin gösteren bir sinyal olarak görüyor.  Özellikle yeni EP’deki ‘Tease’ grubun ilk yayınladığı orijinal hali olması belki de bu albümü en özel kılan detaylardan birisi.

Geçirdikleri 10 sene içinde neleri yapmak isteyip, neleri yapmak istemediklerini çok net anladıklarını belirten grup, geçtiğimiz kış onlarca şarkılık demo kaydettiklerini fısıldadılar.  Grup üyeleri kaydettikleri yeni demolar hakkında oldukça heyecanlı oldukları için, ben de bu şarkıların detayları hakkında ne söylerlerse pür dikkat onları dinledim. Özellikle 2 sene önce yayımladıkları ‘Yadigâr’ EP’lerinden sonra Türkçe şarkı yapma konusundaki motivasyonlarını sorduğumda yeni demoların yarısının Türkçe, yarısının İngilizce kayıtlarla dolu olduğunu belirttiler. ‘Sağ gösterip, sol vurmamız bizim alametifarikamız’ diyen Lale, albüme giden yolda neler olacağını kendilerinin de merakla beklediklerini ekledi. Yaz boyu yeni şarkıların kayıtlarıyla meşgul olacaklarını belirten The Ringo Jets yeni şarkılarını muhtemelen bu sene bitmeden dinleyicisiyle paylaşmayı hedefliyor. O zamana kadar da yeni EP’leri ‘Unlimited Lunch Pack’ bizi yeni şarkılara hazırlayacak.

Yeni Çıkış

Armageddon Turk - Anadolu Lo-fi

Geçtiğimiz hafta Garaj müzik etiketiyle nefis bir albüm yayımlandı: Armageddon TurkAnadolu Lo-fi. Armageddon Turk, Orkun Tunç ve Zag Erlat’ın yarattığı bir müzikal birliktelik. Albümün temeli pandeminin ilk günlerinde atılıyor. İstanbul ve Londra’daki evlerinde prodüksiyon üzerine çalışarak, Anadolu türküleri ve anonim eserlerin lo-fi hiphop, chillbeat tarzlarında yeniden yorumladıkları 10 şarkılık ‘Anadolu Lo-fi’ albümünü tamamlamışlar.  Albümün gitar kayıtlarında Kaan Çelik Metin, trompette Ege Cengiz, kemençede Nevbahar Özel, tarda Nevcivan Özel ve piyanoda ise Gonca Feride Varol eşlik etmiş.

Zag Erlat ve Orkun Tunç ile bu proje albüm için bir araya geldik ve detaylarını konuştuk. Bu albümü yapmayı hem Orkun, hem de Zag birbirlerinden habersiz bir şekilde her zaman isteklilermiş. Bir gün Orkun ekip arkadaşını arayıp aklındaki bu projeden bahsedince ikisi de gözlerinin önündeki hazineyi bulmuşçasına büyük bir heyecanla repertuar hazırlığına girişmişler.

‘Anadolu Lo-fi’daki müziklerin aslında biz olduğumuzun altını çizen Armageddon Turk, bizleri bir arada tutan, birbirimizi daha sıkı bağlayan melodiler olduğunun altını çiziyor. İkili bu projeyi yaparken bir yandan da bu melodilerin bir anlamda miras olduğunu vurgulayarak, bunun gelecek jenerasyonlara bir armağan olmasını istediklerini belirtiyorlar.

Yazının Devamını Oku

Mutluluklar

Barış Demirel’in ilk solo albümü ‘Mutluluklar’ Gülbaba Records etiketiyle geçtiğimiz hafta yayımlandı.

Albüm öyle tatlı, mırıl mırıl akıyor gidiyor ki, Barış Demirel ile bir araya gelerek biraz büyüteç tutup bunu konuşmanın en güzel zamanı dedik. Barış Demirel’in geçmişi müzikle dolu olan isimlerden. Lise yıllarında ve sonra da üniversite döneminde birlikte müzik yaptığı gruplarla birçok enstrüman çalmış ve vokal yapmış. Grupta trompet çalan birisinin iyi olacağını düşündüğü bir noktada trompet çalmayı kendisi öğrenmeye karar vermiş ve esas serüven de böylece başlamış.

Roxy Müzik Günleri’nden başlayan ‘Barıştık Mı’ mahlasıyla çıktığı yolda birkaç yıl sonra ‘T.E.A.R’ ve sonrasındaki ‘Fair Play’ albümleriyle devam ediyor. Katıldığı birçok yurtdışı festivallerinin yanı sıra, birçok isimle müzik yapmaya devam eden Barış Demirel, bir kenarda biriktirdiği hikayelerini kendi adıyla bir albümde yayımlamaya karar vermiş. Bir kenarda diyorum ama aslında bakmayın, yaklaşık 10 senedir bu şarkıları kısa notlar ve demolarla derlemiş, biriktirmiş.

‘Mutluluklar’ Barış Demirel’in baştan sonra kendi hayatının müzikal formu aslında. Yaşadıklarını şarkılarla anlatıp, bu anların onda bıraktığı güzellikleri müziğiyle süslemiş. Albümün adının nerden geldiğini elbette sordum. Barış Demirel, geçen yıl albümü yapmaya karar verdiğinde geçmişte yaşadığı, kendisine iz bırakan, öğreten, tecrübe kazandıran anılarıyla bir anlamda vedalaşıp bu duygulara ‘Mutluluklar’ dilediğini, albümün adının da buradan çıktığını belirtti.

‘Mutluluklar’ın prodüktörlüğünü Da Poet ile Barış Demirel birlikte üstlenmiş. Seneler içinde birlikte birçok iş yaptıkları için Da Poet ile olan uyumları bu albümde birlikte çalışarak daha güzel bir sonuca ulaşmış. Deniz Tekin ile yaptığı ‘Keyfim Senle Yerinde’ düeti üzerine konuştuğumuzda Barış’ın heyecanı sanki şarkıyı o ilk kaydettiklerindeki zaman olduğu gibi yüksekti. Deniz Tekin’in yeni bir şeyler deneme isteği ve bu anlamdaki cesareti onun çok hoşuna gittiği için birlikte bir şeyler yapmayı çok heyecanlı bulduğunu belirtti.  ‘Keyfim Senle Yerinde’yi yazdıktan sonra şarkıda sanki karşı tarafa bir söz vermek isteyen bir yer olduğunu hissettiğini belirterek Deniz Tekin’in dahil olmasını isteyip kendisiyle paylaşmış. Deniz Tekin de 1-2 saat içinde şarkıyı tamamlayıp demoyu Barış Demirel ile paylaşmış. Bu iş birliğinden aldığı keyfi ve şarkının Deniz Tekin’in de katkısıyla geldiği noktadan çok memnun olduğunu aktardı.

‘Mutluluklar’da bir başka sürpriz de Kadebostany iş birliğinin yer alması. Hem de bir değil iki şarkıda Kadebostany dokunuşu yer alıyor. Bir Ankara konseri sonrası Kadebostany ile aralarında doğan sohbet sonrasında Barış Demirel albümden bir şarkısına Kadebostany’nin remix yapmasını istiyor. Kadebostany şarkılar üzerinde çalışıyor ve tamamlayıp Barış Demirel ile paylaşıyor. Şarkıların yeni hali remix’ten bir adım daha öte olduğu için ‘Rework’ olarak yayımlamayı isteyen Barış Demirel, özellikle albümdeki Kadebostany’nin katkısından ötürü duyduğu gururu dile getirdi.

Pandemi döneminde sahneleri her müzisyen gibi çok özleyen Barış Demirel, her sabah kalktığında yüzünü yıkadıktan sonra ilk yaptığı şeyin trompet çalmak olduğunu söylüyor. Kendi motivasyonunu ancak enstrümanıyla ve ürettikleriyle ayakta tutmaya çalıştığını belirten Barış, yeniden sahnelere kavuşmak için gün saydığını da özellikle belirtiyor. Şu sıralar her ne kadar yeni albümü yayımlanmış olsa da, sanatçının Temmuz ayında prodüksiyonuna başlayacağı yeni bir EP çalışması için kolları sıvayacağının müjdesini vermek bu söyleşi vesilesiyle bana kısmet oluyor.

Yeni Çıkış

Gramafonia – Global Bando

Yazının Devamını Oku

Gökhan Türkmen ‘7’ İle dans ettirecek!

Bu Cuma Gökhan Türkmen 7. Stüdyo albümü ‘7’yi yayımlamaya hazırlanıyor.

Sanatçı bu albümde deyim yerindeyse bizi diskoya götürüyor. ‘7’ ile Gökhan Türkmen’in müzik kariyerinde yepyeni bir yanını keşfedeceğimizi düşünüyorum. Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru yayımladığı ‘Romantik’ albümü aslında henüz daha taze sayılacak bir yerdeyken, sanatçı pandemi döneminde durmaktansa yeni şarkılarla dinleyenlerini mutlu etmeyi tercih ediyor.  Bunu da daha pozitif ve dans dolu bir yorumla sunuyor.

Geçtiğimiz hafta sonu albümün basın lansmanında pandemi sebebiyle online olarak bir araya geldik ve yeni şarkıları dinledik. Gerçekten bu albümün lansmanını bir mekânda ilk defa dinleyip, o anın enerjisini Gökhan Türkmen ve ekibiyle birlikte yaşamayı çok isterdim. Evde laptop karşısında şarkılarda kendi kendime yükselme hali maalesef bu dönemin gerçeği oldu. 

Albümde 7 şarkı yer alıyor. Künyesine baktığımızda söz ve müziklerde Gökhan Türkmen ve Mert Carim imzası görüyoruz, düzenlemelerde ise Genco Arı yer alıyor. Geçen yıl tekli olarak yayımlanan ‘Deli’ bu albümün kapanışını yapıyor. 2020’nin sonunda yayımlanan ‘Romantik’ albümünde ‘Deli’ yer almamıştı. ‘Romantik’ albümün ruhundan ve havasından farklıydı ‘Deli’ şarkısı, meğer bu albümü bekliyormuş. Şimdi ‘Deli’ de kendisine yakın tarzdaki diğer arkadaşlarına kavuşarak ‘7’nin nefis kimyasını birlikte oluşturmuşlar. Tüm albümü dinledikten sonra kapanışın bu yolun başlangıcı olan ‘Deli’ ile bitiriyor olması da bence ayrıca kıymetli.

‘7’ disko ve funk soslu, içinde rocknroll hisleri barındıran kıpır kıpır tam bir yaz albümü olmuş. #iyiyaşa mottosuyla yaza başlangıç yapacak olan ‘7’ albümüyle Gökhan Türkmen dinleyicisini dansa kaldıracak derken abartmıyorum. ‘7’ ile gerçekten adımlar dansa dönüşecek. Albümden benim ilk dinleyişte 3 favorim var hangisi daha önde emin olamıyorum. ‘Nanay’, ‘Şerefine’ ve ‘İmza’ dinlediğimden beri aklımda tekrarlıyor. Sanırım ‘İmza’yı şu sıralar daha çok seviyorum.  Yeni albümden ilk video klip ‘Şerefine’ şarkısına çekilmiş. 7 Haziran’da yayınlanacak olan klibin yönetmenliğini Murat Joker yapmış. Gökhan Türkmen’in her yeni işinde yarattığı yenilik ve dinamik dokunuş bu albümde de kendisini gösteriyor. ‘7’ renkli, enerjisi yüksek, yaza ve hepimize gerçekten iyi gelecek bir albüm olarak 4 Haziran itibariyle tüm dijital platformlarda yerini alacak. 

Devir Değişti

90’lar Türk Pop Müziğine yön veren önemli isimlerden Çelik çok özel bir albümle geri döndü. 12 şarkılık ‘Devir Değişti’ albümü Fatih Erkoç, Emre Aydın, Cem Adrian, Pamela, Halil Sezai, Umut Kuzey, İskender Paydaş ve Orkestrası, Oğuzhan Uğur, Gülçin Ergül, Can Gox ve Rubato kariyerinde 35. Yılını deviren Çelik’in şarkılarını kendi yorumlarıyla bu albümde kaydetmişler.

Arpej Yapım etiketiyle geçen hafta yayımlanan ‘Devir Değişti’ albümünün müzik direktörlüğünü İskender Paydaş, süpervizörlüğünü ise Umut Kuzey üstlenmiş. Şarkıların yeni düzenlemeleri gerçekten de yakışmış. 90’lar trenini kaçıranlar için bu şarkıların yeniden hayata kazandırılması çok değerli. Şarkıların yeni düzenlemelerinden sonra dönüp bir de orijinal hallerini dinleyip o dönemlere gittim. Yeni düzenlemeler bir şekilde şarkıların ruhunu koruyarak, onlara yeni bir hava katmış.

Fatih Erkoç

Yazının Devamını Oku

Glasto üzdü, Eurovision sevindirdi

Geçtiğimiz Cumartesi gecesi uzun zamandır hiç olmadığı kadar müzikle doluydu. Glastonbury Festivali ilk defa dijital olarak yapılacağı için konser özlemiyle yanıp tutuşan büyük bir kitle bilgisayarlarının başında festivalin başlamasına kitlenmişti. Festivalin başlama vakti geldiğinde bilet sahipleri ellerindeki bilgilerle konseri izlemek için festival sitesine girdiklerinde beklenmedik bir sürprizle karşılaştılar.

İlk başlarda internet bağlantıma bahane buldum defalarca giriş yapmaya çalıştım ama olmadı. Bu denemeyi 1 saat kadar sürdürüp pes ettim. Meğer benimle birlikte bu sorunu neredeyse tüm dünya yaşıyormuş. Glastonbury yetkilileri sorunu çözmek için uğraştıklarını sosyal medyadan duyursa da, bu deneyim geç başlayan konser hissinden biraz daha moral bozucuydu. Yaklaşık iki saatlik bu gel git yaşandıktan sonra festival biletli biletsiz ayrımı yapılmaksızın herkesin izlenmesine açıldı. En azından bu kararın herkese iyi geldiğine eminim. Ancak 2 saat önceki performanslara geri dönüş sorunlu olduğu için konserin normal akışını sonraki gün daha rahat izlerim diye kendimi daha fazla yormamaya karar verdim.

Tüm bu kriz yaşanırken göz ucuyla bir yandan da Eurovision finalinin başlamasını bekliyordum. İtiraf etmeliyim ki Eurovision’dan çok ümitli değildim, Türkiye’nin artık katılımcı olmamasından sonra bir şekilde ilgim azaldı yarışmaya. Bu sene yarı finali de izlemediğim için genel anlamda katılımcılardan da haberdar sayılmazdım. Ancak Glasto krizi beni bir anda Eurovision’a bağladı.  Performanslar ve şarkılar o kadar beklentimin üzerindeydi ki, Eurovision’a kitlendiğim için Glastonbury’deki Coldplay’i yarım yamalak izledim.

Genel anlamda Eurovision finalindeki ülkelerin nerdeyse hepsi çok iyiydi. Pandeminin 1.5 seneyi aşan üzerimizdeki etkisinden mi bilmiyorum, Eurovision’un finalindeki şarkılar ve şovlar büyüledi beni. İzlanda, İtalya ve İsviçre favorilerimdi ama oylamadan bu şarkıların çıkacağı konusunda şüpheliydim. Performanslar bitip oylamaya geçildiğinde Eurovision’daki değişmeyen tek şeyin politik jüri oylamaları olduğunu görüp biraz keyfim kaçtı. İyi ki halk oylaması var da yarışmanın kaderi değişti. İtalya’nın birinci olmasına çok mutluyum, bu sonucun rock müziğin yeniden uyanışı vesile olacağına gönülden inanıyorum.

İtalya’nın Maneskin grubu birinci olup sahneye tekrar çıktığında grubun vokali Damiano ‘size söylediğimiz gibi rock’n roll hiçbir zaman ölmez!’ konuşması gecenin en güzel özetiydi. Pandemi gölgesinde geçen 2 yılın ardından seneye Eurovision’un Maneskin’in ev sahipliğinde İtalya’da nasıl olacağını şimdiden merak ediyorum. Bu arada grubun yakın zamanda yayımladığı albümleri ‘Teatro d’ira – Vol.1’ birkaç gündür fon müziğim oldu. Yerinde duramayan kıpır kıpır bir albüm olmuş, grubun Eurovision performansından etkilenen herkese öneririm. 

Melike Şahin’in ilk Albüm Konseri

Bu senenin en güzel olaylarından biri olan Melike Şahin’in ilk albümü ‘Merhem’ şimdilerde ilk konseriyle evlerimize konuk olmak üzere gün sayıyor. Sanatçının bu nefis albümünün ilk konseri 28 Mayıs’ta PSM Online’da gerçekleşecek.

İki ay önce Melike Şahin ile All Access Youtube kanalımda ‘Merhem’ üzerine yaptığımız söyleşide albümün ilk konser provalarına daha yeni başlamıştı. Hem hazırlıklar açısından, hem de yeniden konser vermekten ötürü çok heyecanlı olduğunu her seferinde dile getiren sanatçı şimdi konserine artık günler sayıyor. Özellikle albümden ‘Hepsi Geçti’, ‘Nasır’, ‘Öpmem Lazım’, ‘Bedelini Ödedim’ ve ‘Uykumun Boynunu Bükme’nin canlı performanslarını çok merak ediyorum. Uzun zamandır merakla beklenen ‘Merhem’in bu çok özel ilk konserinde sahnede 8 kişilik yeni orkestrasıyla ve bu akşama özel olarak hazırlanmış sahne tasarımıyla Melike Şahin 28 Mayıs’ta saat 21:00’da PSM Online’da olacak, kaçırılmayacak bir konser olacak bunu şimdiden hissedebiliyorum.

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Adna: Neşe ile Melankolinin Nefis Uyumu

Adna’nın dördüncü albümü ‘Black Water’ sonbaharda yayımlanacak. İsveçli sanatçının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hatırı sayılır bir hayran kitlesi var. Sanatçının yeni albümünden yayımlanan ilk single’ı ‘November’ sonrası kendisiyle yeni albümünü ve içinde olduğumuz pandemi dönemi üzerine konuşma fırsatı yakaladım.

Covid salgını döneminde bir albüm yapmanın nasıl olduğu üzerine konuşurken, Adna yeni albümünün genel sürecinin aslında önceki çalışmalarından çok da farklı olmadığını belirtti. Çoğunluğunu ev stüdyosunda kaydettiği şarkılarının yanı sıra, evde kaydedemediği diğer bölümleri de salgın öncesinde tamamladığı için aslında bu anlamda bir zorluk yaşamamış. Kayıtların devamındaki süreçte dosyaların yapımcıları arasında gezmesiyle şarkıların üzerinde çalışmışlar. Ama esas olarak bu dönemde, o da herkes gibi belirsizlik hissini yoğun şekilde yaşayarak geçirmiş günlerini.

Bir daha ne zaman canlı müzik performansı yapacağının bilinmezliğiyle hazırlamış bu albümdeki şarkılarını. ‘Black Water’ı dinleme şansım olduğu için Adna’nın geçmiş çalışmalarına dair bu albümde kendisinde hissettiği yeniliği merak ettim. Önceki albümlerinde kendini keşfetme yollarını arayıp bulurken, daha karanlık ve dramatik şarkılarla yol aldığını söylerken, son birkaç yılda bu durumu ağır bulduğunu ekledi. ‘Black Water’ da melankoliden nasibini alsa da bu sefer şarkılarını daha eğlenceli bir anlatım yoluyla aktarmayı denediğini söyledi.

‘November’ ile başlayan yeni albüm yolculuğu yakın zamanda yeni şarkısı ‘You Are’ ile devam edecek. ‘Black Water’da hangi şarkı senin için diğerlerinden daha özel dediğimde cevabı hiç düşünmeden verdi. ‘ ‘You Are’ bu albümde yapmak istediğim her şeyi tek şarkı olarak’ özetliyor dedi. Şarkının ilk yola çıktığı halinden bugünkü durumuna gelmesine kadar yaklaşık üç sene geçtiğini belirten Adna, son halinin onu çok mutlu ettiğini söylüyor. Dünyada aşılamalar ilerlese de, konserlerin eski hızına ve düzenine dönmesine hala vakit var gibi görünüyor. Online konserler hakkındaki hislerini sorduğumda Adna aslında bu durumun kendisi için iyi olduğunu belirtti. Kalabalık önünde konuşmak ve performans yapmanın onu genelde gerdiğini söyleyen sanatçı, geçen yıl hayat koşulları bize online konserleri mecbur kıldığı için bu duruma sıcak baktığını söylüyor. Ancak yine de kalabalık içinde, şarkıları seslendirirken insanların gözlerine içine bakabilmenin bir sanatçı için ne kadar değerli olduğunu belirtmeden geçmedi. ‘Pandemi dönemi yaratıcılık anlamında faydalı mıydı senin için? ‘ diye sorduğumda, başlarda belki de yeni albümün şarkılarını yazmayı yeni bitirdiği için yeni müzik üretmekte zorlandığını belirtti. Daha sonra yavaş yavaş çalışmaya başlasa da sonunda kesinlikle yalnız çalışmak istemediğini anlayıp ev stüdyosundan çıkmış. En yakın iki arkadaşıyla yeniden bir stüdyoya giren Adna, şimdi tek istediğim sürekli onlarla müzik yapmak diyor.

‘Black Water’ için heyecanını gizlemeyen sanatçı, Eylül ayına kadar albümden yeni şarkılar yayımlamaya devam edeceğini belirtiyor. Konserlerin en kısa sürede hayatımıza yeniden gireceğini, koşulların giderek düzeleceğine inandığını belirtirken, ‘dilerim bu döneme kadar bir sürü müzisyen ve grup müzik yapmayı bırakmaz’ diyor. Sanırım bu Adna’nın olduğu kadar hepimizin ortak dileği.  

Yeni Çıkış

The Ringo Jets – Fool’s Crown

Geçtiğimiz hafta The Ringo Jets yeni şarkıları ‘Fool’s Crown’ı Ferment Records etiketiyle yayımladı. Şarkının basın bülteninde ‘Fool’s Crown’ bir TRJ101 şarkısı diye tanımlanmış, çok hoşuma gitti bu ifade. Gerçekten de ‘Fool’s Crown’ grubun 10 senedir ürettiği müziğin konsantre hali gibi. İfadesi, enerjisi yerli yerinde. ‘Fool’s Crown’ ile The Ringo Jets’i ders gibi tekrar en baştan, en temelden dinlemeye başlayabilirsiniz. Grup 2019 senesinde yayımladıkları ‘Yadigar’ EP’sinden sonra ilk olarak ‘Fool’s Crown’ ile bizleri selamlıyor. Aynı zamanda söz konusu bu şarkı 11 Haziran’da çıkacak olan ‘Unlimited Lunch Pack’ EP’sinin de hem açılışını yapıyor, hem de albümü müjdeliyor.

Nuri Harun Ateş – Normal

Yazının Devamını Oku