GeriGüzin Abla Kızım Yonca’ya ithafen
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kızım Yonca’ya ithafen

Sevgili okurlarım, bir yandan koronavirüs salgını, her akşam paylaşılan tabloda gördüğümüz vefat sayıları, bir yandan da bu kış geçirdiğim kalp krizi bana ciddi ciddi ölümü düşündürmeye başladı.

Çünkü daha önce de söz ettiğim gibi, insanın yaşamı birkaç dakikaya bağlıymış, öğrenmiş oldum.
Paranın pulun, şık giysilerin, takıların, bu birkaç dakika içinde yok olup gideceğin için maalesef bir öneminin kalmayacağını anlıyor insan.
Oysa yaşıma rağmen ben pek öyle ölüme kafasını takan biri değildim. Hani derler ya, “Öleceğini bileceksin ama ölmeyecekmiş gibi yaşayacaksın” diye, işte öyle bir şey... Ancak bu art arda gelen hayati tehditler, ister istemez sıklıkla ölümü düşündürüyor.
Ve o zaman biraz çevrene bakıyorsun, “Aman Allah’ım, neler biriktirmişiz evimizde.
Ne gereksiz, ne aşırı, hiç ihtiyaç olmayan, saçma sapan ve belki de hiç kullanmayacağımız eşyalar” diyorsun.
Bir anda yok olup, çekip gittiğinde bunların arkanda kalacağını, ailene ve yakınlarına nasıl da yük olacağını düşünüyorsun...
O eşyalar üstüne üstüne gelmeye başlıyor. Bunlardan bir an önce kurtulman gerektiğini anlıyorsun.
İşte tam da bu ruh hali içindeyken, önüme bu nefis yazı çıktı. Benim bütün bu duygu ve düşüncelerimi yansıttığı için, sizlerle paylaşmak istedim.
Bu yazıyı biraz da beni bu konuda sürekli uyaran Kızım Yonca’ya ithaf ediyorum.
Eminim sizin de arkanızdan sızlanacak çocuklarınız vardır...

ÖLMÜŞ EV

3 adet ölmüş ev gördüm. Bu sebeple evimdeki lüzumsuz her şeyi vaktiyle dağıtmanın yoluna bakıyorum.
Sizin için değerli olan şeylerin başkaları için son derece değersiz olabileceğini bu sayede öğrendim. Vaktiyle dağıtın yoksa geride bıraktıklarınıza çok yük oluyorlar.
Siz hiç ölmüş bir evde kaldınız mı?
Tabaklarının dolaplarında öldüğü, en güzel fincanlarının, gümüş tepsilerinin, kristal bardaklarının raflarında can verdiği bir evde?
Bir ev, içinde yaşayan öldüğü anda ölmez, evin ölümü daha uzun sürer, onun ölümü illa ki daha yavaş ve daha acılıdır.
Açılmaya başlanan çekmeceler ve içindekiler ölür önce... Gümüş çatal bıçak takımları ve kutu kutu dantel sehpa örtüleri ölür.
Hiç kullanılmamış olsa bile o çekmecelerde, o kutularda yaşayan örtüler, evin sahibi öldükten sonraki “göz atılmalar” sırasında, büyük bir acıyla ölürler... Çekmecesiyle birlikte ölürler; çekmecenin ferforje kulbu, topuzlu anahtarı, üzerindeki camlı büfesi, bir, iki “bakılmadan sonra” ölür...
Sonra yerdeki Hereke’ler, Bünyan’lar vardır sırada...
Yıllarca üzerinde gezen sahibinin terlik topukları delmez de, ondan sonra gelenlerin “acaba ne yapsak bunları” bakışları, kurşuna dizmiş misali deler, öldürür onları... Masalar ölür “ah nasıl taşıyacağız bunları” laflarını duyunca, biblolar ölür “kime vereceğiz bunları” sözleri üzerlerinde uçuşunca...
Onca yıl yaşanan evdeki ayna sırları düşmüştür, kenarı kırılmıştır, çerçevesi solmuştur, ölmemiştir ama şimdi yabancı baktığı gibi ona, oracıkta ölmüştür...
Yatak bazası altındaki hurçta misafir takımları, banyodaki hasır kutuda lavanta keseleri, yıllardır el değmemiştir, ölmemişlerdir de, “Ne yapacağız bunları” diye değen ilk el, öldürür onları... Bakılmayan fotoğraflar, bakılmadıkları yerlerde yaşarlar, nereye koyacağız şimdi bunları, diye bakan ilk kişinin ellerinde ölürler.
Tüm eşyalar iç geçirirler son nefeslerinde “En azından o gün, elbiselerle biz de gitseydik, acı çekmeden ölüp bitseydik” diye...
Aynadaki sır değildir ki bu, herkes bilir. Evin ruhu şimdi, tuvalet dolabındaki tuz ruhu olsa daha değerlidir.
Siz hiç ölmüş bir evde kaldınız mı? Kalmayınız... Ölmezsiniz ama ağır yaralanırsınız.
Burak Akkul (Sunucu, yazar)

X

Pandemi ormandaki canları da vurdu hiç yiyecekleri kalmadı

Ormanların isimsiz kahramanı Barış’tan mesaj var. Barış, pandemiden dolayı ormandaki hayvanların mamalarının bitmek üzere olduğunu duyurdu. Ona yardım eli uzatmak bizim elimizde...

2013 yılından beri İstanbul’daki Kuzey Ormanları’nda, buralara atılmış, terk edilmiş köpek ve kedilerle yaşayan Barış isminde bir hayvansever var. Barış, ormanların derinliklerinde sahipsiz hayvanlar için barınaklar kuran, kulübeler yapan aktivist bir kardeşimiz.
Barış, yıllardır ormanlarda bulduğu, hasta ve sakat hayvanları tedaviye alıp iyileştirmeye çalışması ile ünlü aynı zamanda.
Yıllardan beri gerek orman içindeki barınaklarda, gerek otoyol kenarlarında 400 civarında köpek beslemekte. Ayrıca 200 civarında da kedi de onun desteğini alıyor.



Barış, bu canlarımızla birlikte yaşamakta, yıllardır onlarla yatıp onlarla kalkmakta...
Belki ülkemizde ormanlara atılmış binlerce cana fedakarca bakmaya koşan birçok gönüllü hayvansever var. Ama Barış, onlardan çok farklı. O gecesini gündüzünü, tüm yaşamını onlara adamış bir genç adam... Hasta olduklarında yanlarında, öldüklerinde yine yanlarında...

Yazının Devamını Oku

Sevgilim eski eşinden kopamıyor

Sevgilim, çocukları olduğu için hâlâ eski eşiyle görüşüyor. Fakat onunla konuştuğu her şeyi de bana anlatıyor. En son eski eşi benim için “Onunla evlenirsen çocuğunu asla sana göstermem” dedi.

4 yıllık bir ilişkim var. 4 yıl önce benimle birlikteyken boşanmak üzereydi... Ve sonunda 2 yıl önce boşanabildi. Boşanmadan önce bana imam nikâhıyla evlenme teklifi etti. Ama asla kabul etmedim.
Boşanma gerçekleştiğinde ise karşımda ağladı. Sonrasındaysa benimle görüşmek istemedi. Bana “İmam nikâhını kabul etsen bile seni istemiyorum artık” dedi.
Ben de ister istemez, onu bıraktım. Ama 1 ay geçti geçmedi araya tanıdıklarını soktu ve barışmak istedi.
Diller döktü, “Çocuğum için çok üzüldüm, bu yüzden öyle davrandım” dedi. Ben de bir şekilde ikna oldum. Yeniden başladık.
Eski eşinin bana ve arkadaşıma ulaşması bitmedi, tükenmedi, sürekli bir şeyler yaptı.
Şu anda da sevgilimi mahkemeye verdi. Karşılıklı sorunları bir türlü bitmiyor. En son çocuk için iletişime giriyorlar...
Ve o sırada eski eşi, sevgilime benim için “Onunla evlenme de kiminle evlenirsen evlen. Onunla evlenirsen çocuğunu asla göstermem sana” diyor.

Yazının Devamını Oku

Eşim yüzünden kendime güvenim kalmadı

Eşimin, sosyal medyada başka bir adamla yazışmalarını yakaladım. Bu olayın üzerinden 2 yıl geçti ama hâlâ unutamıyorum. Kendime güvenim kalmadı...

Ben, 7 yıllık evli bir erkeğim. Eşim öğretmen. 2 yıl önce Sevgililer Günü’nden hemen önce eşimin, telefonumdan ve Facebook’tan okulundan bir öğretmenle yazıştığını gördüm, haliyle yıkıldım... Olay boşanmaya kadar gitti ama 2 çocuğumuz olduğu için vazgeçtim ve sabretmeye karar verdim.
Belki çok büyütülecek bir mesele değildi çünkü sadece yazıştıklarını biliyorum. Ama ne kadar anlatırsa anlatsın kafamda bir sürü cevapsız soru var ve ikna olamıyorum.
Bu konuyu eşimle defalarca konuştuk ama nafile... “Zamanla unutulur” dedim ama neredeyse 2 yıla yaklaştı, hâlâ aklıma geliyor ve hayata küsüyorum. Her gün neredeyse eşime fark ettirmeden geceleri ağlıyorum. Kendimi çok kötü hissediyorum.
Zaman zaman intihar etmeyi düşünüyorum ama sonra vazgeçiyorum.
Artık erkekliğimden bile şüphe eder duruma geldim. Bir ara eşimle aile psikoloğuna gittim ve antidepresan kullandım.
Ama hâlâ kendime güvenim, eşime olan inancım ayaklar altında. O ise sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyor...
O kadar özgüvene sahip ki aklım almıyor.

Yazının Devamını Oku

Sevgilim “bekârım” dedi fakat evli çıktı

Beraber olduğum adam “bekârım” dedi. Daha sonra eşiyle sarmaş dolaş fotoğraflarını gördüğümde perişan oldum. İkimizle de ilişkisini sonlandırmıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum...

Size yazacaklarım, 25 yaşında 2 çocukla terk edilip yıllarca işçi olarak çalışarak, yalnız başına mücadele veren bir kadının hikayesi... “Aşk nasıl bir şeymiş?” derken 8 yıl önce rüyalarımın prensi çıktı karşıma...
Aşkı, sevgiyi, tutkuyu, her duyguyu onda yaşadım. Bana, “bekârım” dedi ama ve eşiyle sarmaş dolaş fotoğraflarını gördüğümde perişan oldum, yatağa düştüm.
Yine de özlüyor görüşmek istiyordum, o da beni bırakmadı.
Her seferinde barıştık. Çok gözyaşı ve acılı 8 yıl yaşadım.
Karısı beni buldu, herkese söyledi. İlişkimizi bitirdi. Sonra aralarında sorunlar yaşadılar. Kadın, birkaç defa boşanma davası açıp daha sonra geri çekti. Defalarca adamı darp etti, karakola düşürdü. Adam dayanamayıp evi ayırdı, beni çağırdı.
“Bu sefer bitirecek. Artık benimle evlenecek” diye düşünüyordum. Çünkü “Kesin boşanacağım” diyordu. Bir de ne göreyim, tekrar barışmışlar, birbirlerinin koynuna girmişler. Pes ettim.
8 yıl boyunca onu unutmak için hayatıma birilerini sokmaya çalıştım. Ama herkeste onu gördüm...

Yazının Devamını Oku

Görücü usulü evlilik yapmalı mıyım

Ailem avukat, yakışıklı ve kibar bir gençle beni görücü usulü evlendirmek istiyor. Aşka önem veren biri olarak bu evliliği yapmalı mıyım?

Ben, aşka önem veren biriyim. 22 yaşındayım ve bir defa sevgilim oldu. Bundan 4 yıl önce yani 18 yaşımdaydım. Önce tanıyıp âşık oldum sonra birliktelik yaşadım. Hatta uzun süre peşimden koştu.
En sonunda sevdim ve artık tam bir aşk yaşıyordum. Bana şiirler bestelerdi. Sürekli ilgilenirdi. Ama birlikteliğimin ne yazık ki sonu, beni aldatmasıyla bitti. Benim de aşka olan inancım bitti.
Ailem de bu durumu biliyor. Şimdi bana görücü usulü bir genç buldular.
Avukat, 24 yaşında, yakışıklı, boylu poslu ve muhafazakar biri.
Yani her kızın aradığı ne varsa onda var. Ben de beğendim. Daha âşık değilim ama konuşuyoruz.
Benim sorunum şu:
Hem onun hem de benim ailem henüz tanışalı 2 hafta olmasına rağmen nişan, düğün muhabbetleri yapmaları. Kendimi baskı altında hissediyorum.

Yazının Devamını Oku

Duygulandıran hikaye

Birkaç ay önce bir okurunuz size “Ölmüş ev” diye bir yazı göndermişti. Yazıyı okuyunca çok duygulanmış ve hatta ağlamıştım. Sizden ricam eğer mümkünse o yazıyı tekrar yayınlar mısınız? Eğer yayınlarsanız ben de kızım Didem Gürkan Güneş’e armağan etmek isterim. Sevgi ve sağlıkla kalın. (Zöhre Varol)

ÖLMÜŞ EV

3 adet ölmüş ev gördüm. Bu sebeple evimdeki lüzumsuz her şeyi vaktiyle dağıtmanın yoluna bakıyorum. Sizin için değerli olan şeylerin başkaları için son derece değersiz olabileceğini bu sayede öğrendim. Vaktiyle dağıtın yoksa geride bıraktıklarınıza çok yük oluyorlar.
Siz hiç ölmüş bir evde kaldınız mı?
Tabaklarının dolaplarında öldüğü, en güzel fincanlarının, gümüş tepsilerinin, kristal bardaklarının raflarında can verdiği bir evde?
Bir ev, içinde yaşayan öldüğü anda ölmez, evin ölümü daha uzun sürer, onun ölümü illa ki daha yavaş ve daha acılıdır.
Açılmaya başlanan çekmeceler ve içindekiler ölür önce...
Gümüş çatal bıçak takımları ve kutu kutu dantel sehpa örtüleri, rahibe işi masa örtüleri ölür. Hiç kullanılmamış olsa bile o çekmecelerde o kutularda yaşayan örtüler, evin sahibi öldükten sonraki “göz atılmalar” sırasında, büyük bir acıyla ölürler... Çekmecesiyle birlikte ölürler; çekmecenin ferforje kulbu, topuzlu anahtarı, üzerindeki camlı büfesi, bir, iki “bakılmadan sonra” ölür...

Yazının Devamını Oku

Kız arkadaşım evlenme teklifi edecekken ayrıldı

Ailemin sorunlarıyla ilgilenmekten kız arkadaşıma yeterince vakit ayıramadım. Tam ona evlenme teklif edeceğim zaman benden ayrıldı. Ama ben onu hâlâ çok seviyorum...

Uzun bir süreden sonra gerçekten birini sevdim.10 aylık bir ilişkimiz oldu. Onunlayken çok mutluydum.
Kız arkadaşımla çok uyumlu olduğumuzu düşünüyordum ve çok seviyordum. Son zamanlarda ailemin sorunlarıyla ilgilenirken ona fazla zaman ayıramadım, farkındaydım.
İstediği sıklıkta buluşamıyorduk, onu her gün arayamıyordum...
Ona ayrıntı vermemiştim ama beni anladığını düşünüyordum ki bir gün moralinin bozuk olduğunu hissettim. “Neyin var” diye sordum, “Bir şeyim yok” dedi. Fakat akşam mesajlaşırken, “Senin bana davrandığın gibi davranıyorum” dedi ve sonrasında benden ayrılmak istediğini söyledi.
Oysa benden ayrılmasaydı 15 gün sonra yani 14 Şubat’ta bundan sonraki ömrünü benimle geçirmesini isteyecektim.
Mesajında “Kararlıyım” dedi ve bitirdi. Ben yine de ikinci bir şans istedim. En azından son defa yüz yüze konuşmak istedim ama o reddetti.
Üstelik beni, ona ulaşabileceğim her kanaldan engelledi. Bütün bunlar gerçekleşeli tam 2 ay olacak.

Yazının Devamını Oku

Benden yaşça büyük sevgilimden ayrıldım

Benden yaşça büyük ve evlenip boşanmış biriyle sevgiliydim. Birbirimizi çok sevmiştik. Ama ayrıldık. Kendimi boşlukta hissediyorum.

22 yaşında hem üniversite okuyan hem de çalışan bir öğrenciyim. Hayatım zorluklarla geçti. Kendimi hep güçlü görürdüm ama anladım ki güçlü olmak diye bir şey yokmuş. Sadece bazı şeylere sabretmekmiş bu güçlü olmanın anlamı.
27 yaşında evlenmiş, boşanmış bir sevgilim oldu. 3 gün önce ilişkiyi bitirdik çünkü son zamanlarda ufak şeylerden kavga ve tartışmalar yaşamaya başladık.
Daha önce de denedik ayrılmayı ama bir şekilde barıştık.
Aynı yerde farklı saatlerde çalışıyoruz. Kendisi benim gibi aile baskısına çok maruz kalan, onlardan kaçmak için genç yaşta berbat bir evliliğe razı olan ve her şeye rağmen kendisini kurtarmış bir insan.
Hâlâ da aile baskısı, geçim sıkıntısı gibi sorunlarla uğraşıyor.
Biz bu ilişkide birbirimizin eksik yönleri tamamlıyorduk.
Hiç kimseyi birbirimizi sevdiğimiz kadar sevmedik. Her şeyin fazlası zarardır, bizi bitiren de bu muydu bilmiyorum...

Yazının Devamını Oku

Ben hamileyim, eşim bekar hayatını özlüyor

Ben 6 aylık hamileyim. Eşim ise çocuk sevinci yaşamak yerine başka heyecanlar peşinde. Gençliğini yaşayamadığını evli olmasaydı neler yapabileceğini anlatıyor. Kendimi çok kötü hissediyorum.

Merhaba Güzin Abla, ben 7 aylık evli, genç bir kadınım. Şu anda da 6 aylık hamileyim.
Severek evlenip, çok isteyerek hamile kaldım. Bebeğimizi benim gibi çok isteyen bir eşe sahibim. Her şey çok yolundayken eşim son 1 aydır değişti.
Sürekli “Evlenmeseydim şunları yapardım, her günümü farklı bir kızla geçirirdim” gibi sözler söylüyor.
Bu da beni çok üzüyor.
Zaman zaman da “Mesleğe atılır atılmaz evlendim, bir genç erkek olarak bütün istediklerimi yapamadım” gibi pişmanlık sözleri duyuyorum.
İlişkimizde cinsel veya duygusal yönden hiçbir ilgiden mahrum olmamasına rağmen bana sürekli etraftaki kızların ilgisini çektiğini söylüyor.
Daha 22 yaşındayız. Birbirimizi uzun yıllardır tanıyoruz. Şimdi tam bebeğimiz olacakken, böyle birden değişmesi beni çok üzüyor. Hem beni sevip hem de şimdi başka bir hayata heveslenmesi, başka kızlara ilgi duyduğunu söylemesi de ayrı bir mesele.

Yazının Devamını Oku

Yuva yıkan kadın konumuna düşmek istemiyorum

Bana eşinden ayrıldığını söyledi. Ama onu biraz araştırınca gördüm ki 1 yıl kadar önce ikinci evliliğini yapmış.

Güzin Ablacığım, derdimi kimseye anlatamıyorum, “yuva yıkan kadın” konumuna düşerim diye...
Ben 41 yaşında, yurtdışında yaşayan, eşinden 7 yıl önce uyuşturucu ve kumar bağımlılığı yüzünden ayrılmış bir kadınım.
Bu ağır sürecin getirdiği yalnızlık duygusuyla, 2016’nın sonbaharında yaşadığım yerde biriyle tanıştım.
Bana eşinden ayrıldığını söyledi. Ama onu biraz araştırınca gördüm ki 1 yıl kadar önce ikinci evliliğini yapmış. Evli olduğunu öğrendikten sonra ondan sürekli kaçtım. Evimin önünde sabahladı, içkili kapıma geldi.
Bir türlü peşimi bırakamadı. Bir yerden sonra ben de dayanamayıp onu kabul ediyordum. 2 sene önce eşi beni öğrenmiş. Sevdiğim adam, ilişkimizi ona benim söylediğimi düşünerek “Şimdi senin yüzünden ona katlanıyorum, her şeyi ayarlamıştım, sen bozdun” dedi ve sessizce gitti.
Sonuçta ben de onu her yerden engelledim.
Ama yine de bana ulaştı. Yeniden bir araya geldik...

Yazının Devamını Oku

Her gün babamdan dayak yiyorum

Ben, 19 yaşında bir genç kızım ve her gün ailemden dayak yiyorum. Öyle günler oluyor hepsinden aynı anda şiddet görüyorum. Yaşadığım her şeyi yazmak istiyorum ama kelimeler yetmez, gerçekten hiç iyi değilim.

Dicle Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü, 1. sınıf öğrencisiyim. Daha 14 yaşındayken babam “Kızımı istemiyorum” diye beni karakola ve kimsesizler yurduna bile götürmeye kalktı.
Beni kimse sevmiyor. Polise gidemiyorum, herkes kötü gözle bakacak, ailesizlik ileriki hayatımı etkileyecek. Kaldı ki kayıtlarıma sığınma evinde kalmış biri olarak geçsin istemem. 2 kez saçımı eğri büğrü kesip bacağıma bıçak batırdılar.
12’nci sınıftayken, okulda dövdü. Daha neler yaşamadım ki...
Üniversite sınavında ilk 13 bine girdim ve Türkçe öğretmenliği kazandım. Yeteneklerimi engelledi, ortaokulda sesim için yarışmaya sokmaya kalkan öğretmenlerime izin vermedi.
Bir sevgilim oldu, onunla da iki ay önce bitti. Kimseyi de istemiyorum, sadece ailem tarafından sevilmek, okumak, mesleğimi almak istiyorum.
Bana, “Çık git” diyorlar. Annem de bana vuruyor... Gidecek yerim yok, biliyorum. Kaç kez attı beni evden... Kaza orucumu tuttum, akşam yemeği yiyecektim fakat eve gelince beni yine dövdü.
Ben de korkmadığımı söyledim, yumurtalıklarıma tekme attı. Nefes alamıyorum. Annemin de babamın da sevgisini tadamadım.

Yazının Devamını Oku

Ben bu kadar yükü taşıyamıyorum

Kızıma hissettirmeden yürütmek zorunda olduğum ve kağıt üzerinde kalan bir evliliğim var. Diğer taraftan da hayatıma giren ama sonunu kestiremediğim bir insan... Ben bu kadar yükü taşıyamıyorum.

11 yıllık evliyim ve 7 yaşında bir kızım var. Eşimle anlaşamıyoruz ve 2 yıldır da ev arkadaşı gibi yaşıyoruz.

Buna sadece kızım için katlanıyorum. Eşimle de konuştuk, kızımızın yanında hiçbir şey belli etmiyoruz. Konuştuğum pedagoglar boşanma sürecinin çocuğu daha az etkilemesi için birkaç sene daha beklemem gerektiğini söyledi. Ama ben artık daha fazla dayanamıyorum. 38 yaşındayım ve arkama dönüp baktığımda kızım hariç hayatımda beni mutlu eden bir şey yok.

Hayattan soğudum, hiçbir şeyden zevk almıyorum ve bu şekilde yaşamanın da gereksiz olduğunu düşünmeye başladım.

Bu kadar sene eşime haksızlık etmemek için hayatıma başka kimseyi almadım. Son 1 aydır biri var. O da evli ve benimle aynı yaşta çocuğu var. Malum o da eşiyle sıkıntılı zamanlar geçiriyor.

Ara sıra birbirimizle dertleşirken nasıl olduğunu anlamadan hayatıma girdi. Hâlâ yanlış bir şey yapıp aldatan erkek olmadım.

Fakat karşımdaki kişinin de ilgi ve sevgi gibi eşinde görmediği eksiklerini benimle tamamlıyormuş olmasından endişeleniyorum.

Evet, bazen ileriye dönük programlar yapıyoruz. Gün geliyor benimle çok iyi oluyor, gün geliyor sanki başka biri olup çıkıyor. Bu konuyu kimseyle konuşamıyorum.

Bir taraftan kızıma hissettirmeden yürütmek zorunda olduğum kağıt üzerinde kalan bir evlilik, diğer tarafta hayatıma giren ama sonunu kestiremediğim bir insan var. Ben bu kadar yükü taşıyamıyorum.

Yazının Devamını Oku

İnsanın anne babası bile evlatlarını kandırabilir mi?

Ablam ve ben, evleninceye kadar maaşımızı babamıza verdik. Fakat onlar tüm yatırımı erkek çocuklarına yaptı. Hatta miras kaçırarak, üzerlerindeki her şeyi erkek kardeşimize devretti. Bundan da hiç pişman olmadılar...

Merhaba Güzin Abla, ben 3 çocuğu olan bir ailenin ortanca kızıyım. Ablam ve erkek kardeşim var. Ablam hemşire, 4 yıl boyunca evleninceye kadar maaşını babamıza verdi. Ben de öğretmenim, 9 yıl boyunca yani evleninceye kadar maaşımın büyük bir kısmını babamıza verdim.
Babam bizden bu paraları alırken, “Hepiniz adına yatırım yapıyorum” diyerek evler aldı.
Erkek kardeşim okumadı, babam işte bu parayla ona iş kurdu. Daha sonra babam üzerindeki her şeyi erkek kardeşime satış yoluyla devretti. Kısacası miras kaçırdı.
Ben de şimdi hakkımız olanı alamamanın, kandırılmanın büyük bir kırgınlığını ve üzüntüsünü yaşıyorum.
Üstelik, anne ve babamızın bu duruma hiç üzülmemesi, “Zaten biz oğlumuza yatırım yapıyorduk” diye cevap vermeleri biz iki kız kardeşi yeteri kadar yaralıyor. Anne ve babamız hastalandıklarında, doğal olarak bizden yardım alıyorlar. Fakat ben, anne ve babamı gördükçe öfke duyuyorum ve çok sinirleniyorum. Çünkü onların hiç pişmanlıkları yok.
Bazen yüzlerini görmek dahi istemiyorum. “Sonuçta onlar benim ailem” diyorum, yardımlarına koşuyorum. Sonra büyük bir pişmanlık duyuyorum. Sevgimizi, saygımızı hak etmeyen bir anne ve babamız var.
Sözün özü yaşadığımız toplumda kadın çalışsa da çalışmasa da hep eziliyor sömürülüyor. Hatta bizim durumumuzdaki gibi zaman zaman onları sömüren en yakınları olabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Boşanma süresince zulme uğrayan bir erkeğim

Eşim benden ayrılmaya karar verdi. Ardından boşanma sürecini başlatıp tedbir nafakasıyla maaşıma haciz koydurdu. Bu durum erkeklerin yaşım hakkını elinden alıyor.

Merhaba Güzin Abla, kadını önceleyen topyekûn bakış erkeklerin yaşam hakkını elinden alıyor.

Müsaade ederseniz kısaca hikayemi sizinle paylaşıyorum.

Eşimle 1.5 yıl evli kaldık.

Çocuğumuz yok.

Eşim üniversite mezunudur. Ben de kamu kurumunda çalışmaktayım.

Eşim çalışmıyor. 28 yaşındayım, o da 26 yaşında.

Bu kısa bilgiden sonra size boşanma sürecimi anlatmaya çalışacağım.

Eşim evi terk etti. Terk ettiği gün 6284 sayılı kanun müsaade ettiği için darp raporu (beyan esaslı geçici rapor) alarak hakkımda evden uzaklaştırma talebinde bulundu.

Yazının Devamını Oku

Erkeklere güvenim kalmadı

İlk kez bir sevgilim oldu. İlişkiyi onun istediği şekilde yaşamayınca beni terk etti, bu da yetmedi benimle alay etti. Erkeklere olan tüm güvenim yok oldu. Şimdi hayatıma kimseyi alamıyorum.

Sevgili Güzin Abla, ben 23 yaşındayım. Bu yaşıma kadar biriyle sevgili olmak, karşı cinsle muhabbet kurmak bana pek doğru gelmiyordu.
Yani yaşım itibarıyla cahilce davranıp yanlış yola düşebilirim diye hep dikkat ettim. Bir gün bir gençle tanıştım. Hayatımda ilk defa biriyle görüşmeyi kabul ettim ama aşırı tedirgin ve şüpheciydim.
Tam 2 ay boyunca bu genç, ilişkiye önem verdiğini, beni kaybetmek istemediğini, benimle ciddi düşündüğünü söyledi durdu. Hatta o kadar dürüst davrandı ki, “Ben kirli bir insanım. Senin gibi temiz birini hak etmiyorum” gibi sözler söyleyip beni kendine inandırdı.
Başta hep kaçtığım için sürekli kovalandım. Ama aradan 1 ay geçti, ben de onu sevmeye, kıskanmaya başladım. Yine de ona hiçbir zaman inanmadım, güvenmedim çünkü bana geçmişini anlatmıştı. Ondan her vazgeçmeye karar verdiğimde, beni kendine döndürmeyi başardı. Bu böyle 9 ay sürdü.
Ama bu 9 ay boyunca evine de, onunla sessiz bir yere de gitmedim. Elini bile tutmadım, asla öpüşmedim.
Bana defalarca beni öpmek istediğini söyledi, ben kabul etmeyince sonunda beni tüm sosyal medya hesaplarından engelledi.
Bu da yetmedi, bir sabah bir kızla internetten konferans yapıp beni aradı. Kıza “Bak aşkım bu kız namussuz” diyerek benimle alay etti.

Yazının Devamını Oku

Çanakkale Savaşı’nın efsane aşk öyküsü

Çanakkale Savaşı’nda birçok kahramanlık öyküsü anlatıldı. Ama böyle eşsiz bir sevgiyi belki de benim gibi sizler de ilk kez okuyacaksınız...

Ragıp, Selanikliydi. Mustafa Kemal’le akrandı, 1881 doğumluydu. Askeri tıbbiyeden mezun oldu, hekim yüzbaşıydı...

Eğitim için Almanya’ya gönderildi. Görev yaptığı hastanede Erica’yla tanıştı. Hemşireydi, beline kadar örgü sarı saçlı, tipik Alman güzeliydi.

Ragıp’ın aklı başından gitti. Kaçamak bakışlarla kendisini süzen o mavi gözlere kelimenin tam manasıyla vurulmuştu.

Doğrusu Erica da ilk günden gönlünü kaptırmıştı ama mantığı engel oluyordu.

Alman gerçekçiliği ağır basıyordu çünkü ailesi bir Türk’le, bir Müslüman’la evlenmesine asla müsaade etmezdi.

Ayrıca kendisi koyu bir Hristiyan sayılmazdı ama din değiştirmek istemiyordu.

Ragıp dedi ki, “babanı sen bana bırak, dinlerimiz konusunda ise düşündüğün şeye bak. Ben seni böyle sevdim, sen beni böyle sevdin. Birbirimizi neden değiştirelim ki?” Sonra gitti, bir buket çiçekle kapıyı çaldı.

Erica’yı istedi, “Sizi ikna etmek için ne demem gerektiğini günlerce düşündüm, inanın bulamadım. Sadece şunu söyleyebilirim, kızınıza âşığım” dedi.

Yazının Devamını Oku

Bana şiddet uygulayan eşimden kurtulamıyorum

10 yıldır evliliğim boyunca eşimden her türlü işkenceyi gördüm. Artık katlanamıyorum. Evden ayrılıp ondan kurtulmak istiyorum...

10 yıldır evli ancak bütün bu evliliği boyunca eşinden sürekli dayak yiyip işkence gören bir kadınım. Eşim evlilik hayatımı cehenneme çevirdi. Bana sürekli psikolojik ve fiziksel şiddet uyguluyor.
Cinsel hayatımız ise bir felaket çünkü bana bu sırada akıl almaz işkenceler ve dayatmalarla inanılmaz acılar çektiriyor. Ama artık katlanmak istemiyorum.
Çocuklarım yeterince büyüdü, onların hatırı için bugüne kadar her şeye katlandım. Artık evden ayrılmak istiyorum.
Ama benden asla ayrılmayacağını, ayrılmaya kalkışırsam, iftira atacağını ve herkese rezil edeceğini söylüyor. Bunu yapar da eminim...
Bir yandan da ne yapacağımı, nasıl yaşayacağımı da bilmiyorum. Herhangi bir işte çalışabilirim. Yeter ki ondan kurtulayım.
Bir insanın bu kadar gaddar olabileceğini düşünemezsiniz.
Eğer ben bu adamdan kaçıp kurtulamazsam sonunda katil olacağım. Zaman zaman gazetelerde kocalarını öldüren kadınlarla ilgili haberler çıkıyor.

Yazının Devamını Oku

Sevgilimle çok mutluyduk, ta ki eski sevgilisi bizi bulana kadar

Sevgilimle 5 yıldır çok mutlu bir birlikteliğimiz vardı. Ta ki eski sevgilisi beni bulup mesajlaşmalarını gösterene kadar... Hatta sabıkası olduğunu da öğrenmemi sağladı.

20 yaşındayım ve 5 yıldır biriyle beraberim. Sevgilim de 25 yaşında. Henüz liseyi bitirmedim. Ruhsal sorunlarım ve ailemdeki kayıplar yüzünden devam edemedim.

Dışarıdan okuyorum. Çok sıkıntıdayım Güzin Abla...

Sevgilimle çok mutluyduk. Ta ki eski sevgilisi beni bulana ve aklımı karıştırana kadar.

Yabancı madde bulundurmaktan sabıkası olduğunu öğrendim. Sonra onun açıklama yapmasına izin bile vermeden ayrıldım.

Aradan 4 ay geçtikten sonra beni aradı. Çok kötü olduğunu, bensiz yapamadığını ve onu dinlememi rica etti.

Ve dinledim...

Üzerinde yabancı madde olmadığını, sadece o ortamda bulunduğunu ve haberi olmadığını söyledi.

Mahkemeye bile çıkmamış, sicili temizmiş. Eski sevgilisi, eski mesajları yeni mesaj diye gösteriyormuş. Buna gerçekten inandım. Çünkü tarih yazmıyordu. Sadece mesaj kayıtları vardı ve kızdan tekrar istediğimde sildiğini söylemişti. Çelişkili gelmişti ama sevgilimden o kadar çok nefret etmek istiyordum ki ne duysam inanmaya hazırdım.

Yazının Devamını Oku

Ailem sevgilimi bana uygun bulmuyor

Sevgilim üniversite mezunu olmayan bir esnaf. Ailem, bu yüzden onunla evlenmemi istemiyor. Ayrılmam için her türlü baskı, tehdit ve zorbalığı uyguluyorlar. Ne yapacağımı bilemiyorum?

Üniversite mezunu genç bir kızım... Çok sevdiğim biri var ve 2 yıldır görüşüyoruz.

Ancak ailem onu eğitim durumu ve işinden dolayı istemiyor. Sevdiğim, lise mezunu bir esnaf.

Ailem bir kez bile “kızımız sevmiş, bir tanıyalım” demedi. Onun yerine “el alem ne der”in derdine düştüler.

Ayrılmam için her türlü baskı, tehdit ve zorbalığa maruz kaldım.

Şu an sevgilimle görüşmediğimi sanıyorlar. Ancak biz buluşamasak da sosyal medya sayesinde görüşüyoruz.

27 yaşındayım fakat yeri geliyor evden tek başıma bile çıkamıyorum, artık çok bunaldım. Bir işe girmek istedim, ona da sırf onlara karşı gelirim ve bağımlı kalmamam korkusundan izin vermediler. Ama artık ruhen iyice bunalmış haldeyim.

Aileme bu hislerimi söylemek istiyorum. Ama daha önce yaşadıklarımı düşününce cesaretim, kendime olan güvenim azalıyor. Çünkü o dönem fiziki ve psikolojik olarak şiddet görmüştüm.

Kimseyle konuşamamaktan akıl sağlığımı kaybedeceğim. Ya kendi başıma gidip evleneceğim ya da çare bulamayıp intihar edeceğim. Bulunduğum psikolojik durumu anlatmaya kelimeler asla yetmiyor.

Yazının Devamını Oku