Güzin Abla

Güzin Abla

guzinabla@hurriyet.com.tr

İki eşli bir erkeğim ve böyle çok mutluyum

Sevgili Güzin Ablacığım; size biraz sitem etmeliyim çünkü birden fazla evli, ya da evli biriyle beraber olanları hep "Ya seni bir gün bırakırsa" şeklinde uyarıyorsunuz.

Ben 13 yıldır evliyim. İlk eşimle 18’imde görücü usulü evlendim. Ama mutlu değildim; eşim bana soğuk davranıyor, hiç sevgi göstermiyordu. Sorduğumda ise "Ben böyle yetiştim, elimde değil" diyordu. Ve olan oldu; bir hanımla tanıştım, evli olmama rağmen beni şartsız sevdi. Ben de onu sevdim ve şu an iki ayrı evde, iki eşim var.

Çalışıyorum; şükürler olsun halim vaktim iyidir. Ama sizin fikrinize göre benim kesinlikle ilk karımı boşamam lazımdı. Ama yapamadım; zaten ikinci eşim de istemiyor. O öksüz büyümüş; benim de iki oğlum var. Onlar öksüz kalmasın diye ben de zaten karımı boşamayı hiç düşünmedim. Çocuklarıma neden iki evlilik yaptığımı kavrayacakları yaşa geldiklerinde anlatabilirim, ama onları terk edip bu koca dünyada neden yalnız bıraktığımı anlatamazdım. Bana yakışmazdı.

Gerçek şu ki nice evliliklerde çoluğunu çocuğunu bırakıp, tek kuruş nafaka ödemeden ortalıktan kayboluyorlar. Peki soruyorum imam nikahı ile resmi nikahın arasındaki garanti nedir, fark nedir? Bence hiç fark yok. Ben ikinci

eşimin de geleceğini düşünüyorum tabii ki. Size bu konuda tavrımı bildirmek istedim. Ben böyle çok mutluyum. Ben ikinci eşimle de rahatlıkla tatile gidiyor, rahatlıkla dolaşıyorum. Size tüm çevremdekilerin eşlerini aldattığını söyleyebilirim. Onlar da evli, ama bir kağıda imza atmakla evlilik olmuyor. Siz maalesef olaylara objektif bakamıyorsunuz. Taraflı davranıyorsunuz, bu da onca insanın güvenip iç dünyasını anlattığı Güzin Ablama yakışmıyor.

Ama ben erkekçe saklanmadan, ben buyum diyorum. Ben her şeyimi tırnaklarımla başardım. Eğer ölürsem, ikinci eşime hayat sigortam yeter. İlk eşim de aylığımla geçinir. Ben çoluğumu çocuğumu ortalıkta bırakamam, eşimi onunla bununla görmeyi, çocuklarımın bir gün başka birine baba demelerini kaldıramam. Hayatın bazen de mutsuzluklar içinden mutluluklar doğurduğunu unutmayın.

l RUMUZ: ALMANYA’DAN LİBAH


Sevgili okurum, belki mutsuz bir evlilik yapmış olmanız ve bu şanssızlığınız sizi mantıklı düşünmekten alıkoyuyor, ama hiç kendinizi ikinci hanımın yerine koydunuz mu?

İki evim var diyorsunuz, ama ne kadarını o hanıma ayırabiliyorsunuz. Toplum içinde o hanıma ne gözle baktıklarını elbette bilirsiniz. Ya onun da bir çocuk isteyebileceğini hiç düşünmüyor musunuz? Çocuğu olsa da, o çocuğa isim vermeniz bile bir sorun yaratacaktır. O çocuk toplum içinde, örneğin okulda ne ciddi sorunlar yaşayacaktır. Ama bence siz "Ben böyle de mutluyum" diyerek müthiş bir bencillik içindesiniz. Ve imam nikahı altındaki eşinize, öteki kadar iyi baktığınızı söylerken, o ikinci hanımın gerçek bir yuva ve gerçek bir aile, bir eş isteyebileceğini hiç aklınıza getirmiyor musunuz?

Eğer eşinizden memnun değilseniz, erken yaşta boşanırdınız. Çocuklarınıza da bakar, onları ihmal etmezdiniz. Ya ilk eşiniz, o da acaba bu ikili yaşamdan memnun mu? Ama erkekler için böyle bir yaşam sanki çok doğal. Beni üzen de bu. Bana samimiyetle söyleyebilir misiniz? İlk eşinize hiç mi elinizi sürmüyorsunuz? Her ikisini de birbirleriyle aldatmış olmuyor musunuz? Elbette ben olayı bir kadının bakış açısıyla inceliyorum. Size de kolay gelsin demekten başka çare göremiyorum.

Çocuklar için obezite kampları düzenleniyor

Acıbadem Sağlık Grubu, yaz tatili boyunca "Çocuklar İçin Obezite Kamp"ları düzenliyor. Kampta, 10-15 yaş grubu obez çocuklara, fazla kilolarından kurtulmalarının da ötesinde uzun vadeli sağlıklı bir beslenme alışkanlığının ve egzersizin önemini aşılayarak, eğitilecekler. Çocuklar, gün boyu beslenme-diyet uzmanı ve sağlık personelinden oluşan bir medikal ekiple birlikte olacak ve obezite ile ilgili her konuda bu ekibe danışabilecekler. Her çocuğa özel olarak hazırlanacak beslenme programının yanı sıra, eğlence, animasyon etkinlikleriyle de çocukların eğlenerek öğrenmesi hedefleniyor. Bilgi için,

Alo Acıbadem: (0212) 444 55 44.


İstanbul’un ağaçları yanlış budamayla elden gidiyor

Mutlaka fark etmişsinizdir, İstanbul’un çeşitli semtlerinde canım ağaçlar belediye tarafından hunharca budandı. Yeniköy, Etiler Nispetiye Caddesi ve Nişantaşı’nda kimi 70-100 yıllık, senelerdir budanmadan gayet güzel duran ağaçlar büyük bir seferberlikle birkaç haftada manasızca budandı, caddeler sanki kel kaldı.

Bilgisine, tecrübesine güvendiğim İtalyan peyzaj mimarı Ermanno Casasco, bu yapılan budama faaliyetinin tamamen gereksiz ve hatta ağaçlara zararlı olduğunu söylüyor. İşi alan şirket için de oldukça karlı bir durum, çünkü budama işine bir kez girişince her sene tekrarlamak gerek. Üstelik bu işlem sonucu ağaçlar ters açmış şemsiye şeklinde birçok yeni dal sürecekler, bu şekil bozukluğu ise kışın kesinlikle ağaçlara zarar verecek. Tabii zarar gören ağaçları gerekirse değiştirmek yine aynı şirkete düşecek.

l RUMUZ: S.G


Ne kadar haklısınız, Tüm Kadıköy ve Bağdat Caddesi, Moda’daki ağaçlar da bu zamansız ve yanlış budamadan nasiplerini aldılar. Ayrıca insanlar artık yeşile ve ağaca bile katlanamaz oldular. Dileyen kapıcısına para verip manzarasını engelleyen ağacı kestiriyor, yetmedi dibine kezzap döküp kökünü çürütüyor.

Ben bu budama işinin bilgisiz kişiler tarafından yapıldığını düşünüyorum. Bu karar bir ziraat mühendisi tarafından alınmalı değil miydi? Siz hiç nisan sonunda budama yapıldığını duydunuz mu? Ağaçlar tabii ki yeşillenmedi, yaprakları açmadı. Yazın gölge verecek, serinlik verecek tek bir ağaç bile kalmadı Kadıköy’ümüzde (tabii tüm İstanbul’da da)... Bu ağaçların büyük bir kısmı ölüme mahkûm bana kalırsa.
Yazarın Tüm Yazıları