"Fulya Soybaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fulya Soybaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fulya Soybaş

10 yaşındaki Atakan üzerinden Türkiye eleştirisi

Sosyal medyanın fitilini ateşlediği, yazılı ve görsel medyanın kuralsız iştahıyla beslediği Atakan Kayalar ‘dâhi’ iken bir gecede eleştiri oklarının hedefi haline geldi. Neyse ki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı konuya el attı. Peki, biz nerede yanlış yaptık? İşte yanıtı.

ÇOCUK HAKLARI İHLALİ

Burcu Meltem Arık, Eğitim Reformu Girişimi’nde eğitim gözlemevi koordinatörü. Atakan özelinde en başından bu yana bir hak ihlali işlendiğini söylüyor. Yani hata aslında en başında. “İyi niyetli olduğu söylenen bir video çekimi var ortada. O videoyu çeken kişilerin gerçekten çocuğu merkeze koyan bir yaklaşımı olsaydı daha farklı bir tutum içinde olmaları gerekirdi” diyor. Örnekliyor: “1- Çocuğun görüntülerini çekiyorsunuz. Ondan izin aldınız mı? 2- Videoyu çektiniz, paylaşırken ailesine sordunuz mu? 3- ‘Çocuğun mutluluğu için’ denilmiş. Nasıl ve nereden bileceğiz? Çocuk bir bireydir. Bireyin yararı gözetilmeden kimlik ve aile bilgileri paylaşılarak videonun yayıma sokulması hak ihlali ve çocuk istismarıdır.”

10 yaşındaki Atakan üzerinden Türkiye eleştirisi

ÖNCE DÂHİ, ŞİMDİ CANAVAR

Atakan başta olmak üzere birçok çocuğun özellikle sosyal medya eliyle benzer duruma düşürüldüğünün altını çizen Arık, bilinçsizce atılan her adımın çocukları sosyal medya gibi ‘güvensiz’ bir ortamda ekonomik/sosyal/cinsel/siyasi istismara açık hale getirdiğini söylüyor. Arık, “Bunu çeken kişi, çocuğun bu durumundan gerçekten etkilendiyse kamu kurum ve kuruluşlarıyla irtibata geçebilir, sivil toplum örgütlerinden ya da bir uzmandan yardım alabilirdi. Yaptığımız hareketin çocuğa zarar verip vermediğini özenle sorgulamadan asla adım atmamalıyız” diyor. Atakan’ın popülaritesinin artmasıyla doğru orantılı linç edilmeye başlandığını belirten Arık, “Çocuğun hakları, özgürlük alanı, onun da bir birey olduğu, özel ihtiyacı olduğu unutuldu gitti. Çocuk nesneleşti. Önce övüldü, şimdi canavarlaştırıldı. Atakan özelinde çocukların birey oldukları gerçeğini toplumun hatırlaması gerekiyor” diyor.

SOSYAL MEDYA NE DİYOR?

* Kristal ve indigo çocuklardan biriyse, ki ihtimal dahilinde, çok üzücü.

* Maalesef çok sağlıklı görünmüyor. Hayatın içerisinde uyum sorunu yaşayacak.

* Yurtdışında bu tür çocuklar özel eğitim alıyor. Biz dalga geçiyoruz. Coğrafya kaderdir.

* Neresi yetenekli? 2 kelime ezberlemiş, bize dâhi diye pazarlanıyor.

* Ne filozof çocukmuş arkadaş! Bizimkiler 10 yaşında 600 sayfalık Kuran’ın tamamını ezberliyor.

* Ah be çocuk, sen git top peşinde koş, arkadaşlarınla oyna.

KENDİMİZLE YÜZLEŞTİK

“Bir toplumda en çok neyin eksikliği hissediliyorsa, ona karşı yüklenen anlam da o kadar farklılaşabiliyor. Mesela başka bir ülkede 10 yaşındaki bir çocuğun ‘filozof’ olması olağan bir durum olarak algılanabilecekken, kitap okuma oranlarının hayli düşük olduğu Türkiye’de eksikliği yaşanan bu durum üzerinden insanlar kendisiyle yüzleşti. Zaten özgüvensiz ve yaralı bir toplumuz. Yetenek ya da akıl denilen şeyi ithal etmeye alışmışız. Bu çocuğun doğal yeteneği haliyle bizde kimlik sıkıntısı yarattı.”

BİZİ NEDEN RAHATSIZ ETTİ?

Çocuk ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Emel Tütüncü’ye göre temel problem Atakan’ın yakınları ve yakınındakiler tarafından bir eşya gibi ‘teşhir’ edilmesinde. “10 yaşındaki bir çocuk basın toplantısı yaptı. 2 gündür TV’lerde, röportajlarda. O yaştaki bir çocuğun bu kadar göz önünde olması sıkıntılı bir durum. Çocuğa verilen değer, pompalanan özgüven ve röportajlar sonrasında/sırasında çocuğun tutum ve davranışları insanları rahatsız etti” diyor. Atakan’ın çocuk olduğu gerçeğini unuttuğumuzu söyleyen Tütüncü, sağduyulu ve serinkanlı kalmayı başaramadığımızı belirtiyor ve ekliyor: “Zaten genel olarak bakacak olursak toplum genelinde ciddi bir nezaketsizlik durumu var. Çocuğa yüklenen ‘Büyüksün’ tutumu onun da bunu söylemleri ile desteklemesi havayı tersine döndürdü. Şu da bir gerçek ki, çocuğa yaşına uygun duygusal ve davranışsal yaklaşımlar öğretilmemiş. Çocuğun sosyalliği zayıf. ‘Tek başıma eğitim almak isterim’ gibi bir açıklaması vardı. Bu mesela narsistlik göstergesi. Yani şunu diyor bize ‘Öyle bir insan olacak ki, benden donanımlı. Hanginiz? Hadi bakalım.’ Bu meydan okuma olarak algılandı ve onu hedef tahtasına oturttu.”

AİLE VE ÇOCUĞA ÖZEL DESTEK ŞART

“3-5 video seyredip teşhis koymak aklı başında bir hekimin yapacağı bir şey değil” diyor psikiyatrist Tütüncü ve şöyle devam ediyor. “Kimilerine göre davranışları ‘enteresan’ olabilir. Açıklamalar sırasında muhabirlere karşı kullandığı dil, ailesinin, özellikle annesinin onu destekleme tarzındaki ‘gariplik’. O kadar ağır ki, bu durum çocukta çevresindeki tüm ilişkilere hükmetme isteği doğurmuş”. Ben “Bundan sonra yapılması gereken nedir?” diye soruyorum. Tütüncü bu konuda çok net: “Bir an önce medyadan elini ayağını çekmeli. Ailesi ile terapi almalı. Sosyal fonksiyonları açısından desteklenmeli. Zekâsı ve yaşı ile doğru orantılı sosyal ortamlarla pekiştirilmeli. Bunların hepsi de en az 10 yıl boyunca devamlı olmalı.”

 

X