Her şey insanda bitiyor

İnsan...

Haberin Devamı

İnsan... İnsan... Her şey insanda bitiyor. Gerisi lafügüzaf (boş laf).

Dünyanın en mükemmel kanunlarına da sahip olsanız, o kanunları yaşayacak-uygulayacak ve uygulatacak insandır. Diğer bir deyişle, insan, işin temelidir. Şu halde, insanı kapsayan temelleri sağlam atmak lazım.

Temelin sağlamlığı eğitimle olur. Sizin eğitiminiz erdemli, hakkaniyetli, bilim ve hakikat yolcusu ve vatansever insan yetiştiremiyorsa çıkaracağınız kanunlardan boşuna medet ummayın!

Malum, Balzac’a atfedilen bir söz vardır: “Kanunlar örümcek ağı gibidir. Büyük sinekler deler geçer, küçük sinekler ise takılır.” Söz gelimi, büyük sinekleri sigaya çekecek yasalar ve Molla Kasımlar mevcut olsa da, sinekleri oburlaştıran bataklıklar kurutulmadıkça adalet ve huzur temin edilemez.

Haberin Devamı

Hemen her devirde büyük sinekler olmuş ve melanetlerini işlemişlerdir. Bugün de varlar ve melanetlerini işlemekteler, yarınlarda da olacaklar. Lakin eğitimle, büyük sineklerin beslenip çoğaldıkları bataklıkları kurutmak elimizdedir.

Bataklıklar kurutulunca, ortalıkta kalan az sayıda büyük sinekle mücadele kolaylaşır ve böylece melanetlerin, toplumu sarmasının önüne geçilmiş olur.

Çünkü üzüm üzüme baka baka kararıyor. Ayrıca kötülükler, nefsin hoşuna gittiğinden, yayılmaları çok kolaydır.

Sittin senedir eğitimin zarfıyla uğraşıyor ve orada elde ettiğimiz başarılarımızla övünüyoruz. Oysa gaye, mazruftur yani zarfın içindekidir. Bina değil, binanın içindeki öğrencidir. Öğrencinin müfredat programıdır.

Devletimizi kuranların yetiştirildiği ve hatta kuruluşun ilk yıllarındaki (1940’lı yıllara kadar) derslere ve içeriklerine baktığımızda, hakikati ceket astarımızın içinde unuttuğumuzu görürüz.

Hemen her şeyde olduğu gibi, eğitimde de kolaycılığa kaçmış ve işi, ABD Büyükelçisi ve ABD’li uzmanlara havale etmişiz (Fulbright Anlaşması-1947) .

O günden günümüze ise, eğitim kelimenin tam anlamıyla yaz-boz tahtasına dönüştürülmüştür. Her gelen Milli Eğitim Bakanı pansuman önlemlerle işin üstünü kapatmaya çalışmış ama yara git gide derinleşmiştir.

Haberin Devamı

Köklü bir eğitim reformunu (her kademedeki eğitimin müfredatını) bir türlü gerçekleştiremedik.

Aklı ve bilimi önceleyen dinimizi, başka dinlerle karıştırarak dini bilimin karşıtı gösterdik ve böylece toplumu sarmalayan öğretmenle imamın arasını açtık ve toplumu böldük.

Bilimler tarihini yanlış (eksik) okutarak, nesillerimize aşağılık kompleksi aşıladık. Zira her şeyi Batılıların bulduğunu, bizim ve Müslümanların bir şey yapmadıklarını, yapamadıklarını söyleyip durduk.

Matematiği, cebiri, logaritmayı, trigonometriyi ve dünyanın döndüğünü, optik hesapları, Ay yılı (355 gün) ve Güneş yılı hesaplanmasını (365 gün, 5 saat, 46 dakika, 24 saniye-Battani), astronomiyi, fiziği, kimyayı, geometriyi, tıbbı, coğrafyayı, haritacılığı, denizciliği ve daha nicelerini Müslümanların bulup geliştirdiğini bu günkü nesiller biliyor mu?

Haberin Devamı

Müslümanların bu kitapları Latinceye ve Avrupa dillerine tercüme edildikten sonra, Avrupalılar bu bilimlerin farkına varıyor. Bu eserlerden öğrenerek yazdıkları, bize örnek oluyor ve biz de bunları Avrupalıların keşfi zannediyoruz.

Biruni Üniversitesi’nde okuyan gence, ‘Biruni kimdir?’ diye soruluyor, genç, bilmediğini söylüyor!

Bizim dinimiz, en üstün rütbenin ilim rütbesi olduğunu bildiriyor. Ve yarın kıyamet gününde şehitlerin kanıyla âlimlerin mürekkebi tartılacak, mürekkep daha ağır gelecektir.

İslamiyet, ‘iki günü müsavi (eşit) olan ziyandadır’ buyuruyor. Yani Müslümanların durmaya-yerinde saymaya bile hakları yoktur. Sürekli ileri gitmek zorundadırlar.

Haberin Devamı

Bu günkü halimize bakınca; öncelikle, üzerimizdeki şu ölü toprağının kaldırılması ve titreyip kendimize, kendi değerlerimize dönmemiz gerekiyor.     

Yazarın Tüm Yazıları