Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorunu

HÜRRİYET Dünyası olarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin beslendiği ortamı etkisiz kılmak için bir çalışma başlattık.

Girişimimize okurlarımızdan ve sivil toplum kuruluşlarından büyük destek geldi.

Çalışmamızın özünü, Hürriyet Dünyası yayınlarında cinsiyet ayrımcı ifadeleri temizlemek oluşturuyor. Bu amaçla hazırladığımız ve kamuoyuna duyurduğumuz rehberimiz büyük ilgi gördü.

Bundan böyle Hürriyet Dünyası yayınlarında dilimize yerleşmiş cinsiyet ayrımcı ifadelere yer vermeyeceğiz. O ifadeler yerine rehberimizde önerilen cinsler arası ayrım yapmayan ifadeler kullanacağız.

TARİHİ BİR SORUN

Amacımız, bu yolla yeni nesillerin cinsel ayrımcı ifadeleri duymamaları, okumamaları, öğrenmemeleri, gelecekte ayrımcılıktan uzak temiz bir dil kullanmaları.

Bu rehberi hazırlayan meslektaşlarıma ve bize gönülden destek veren okurlarımıza, sivil toplum kuruluşlarına teşekkürlerimi sunuyorum.

Toplumsal cinsiyet eşitliği sorunu tarihi bir sorundur. Dünyanın hemen her yerinde asırlardan beri nesilden nesile aktarılmıştır. İzleri insan topluluklarının yerleşik yaşama geçtikleri milattan önceki bin yıllara kadar gider. Temelinde erkek egemen toplum yapısı ve onun üzerine inşa edilmiş devlet yapısı vardır.

Bu yapının dayandığı sosyolojik gerçek ise daha eşitlikçi olduğu bilinen anaerkil toplum düzeninden ataerkil toplum düzenine geçiştir. Erkek egemen toplum düzeninin oluştuğu bu süreçte, mülkiyet ortaya çıkmış ve kadın da erkek tarafından mülk haline getirilmiştir. Sorunun kökeninde yatan gerçek budur.

Ekonomik, teknolojik gelişme toplumsal yapıyı değiştirmişse de sanayi devrimi ve sonrasında oluşan kentleşme ve modern toplum içinde de bu sorun, varlığını korumuştur.

Bugün bilgi ve enformasyon toplumundan söz ediliyor olsa da toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorunu giderilmiş değil.

Bu eşitliği sağlamak sadece kadınların sorunu değil.

Toplumun diğer yarısını oluşturan erkeklerin de sorunu olmalı ve erkekler de kadınlarla toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için mücadele etmeli.

EĞİTİM SORUNU

Erkek egemen toplumsal düzen ve ona yaslanan devlet yapısı, eğitimden, sağlığa, güvenlikten yargıya kadar hemen her alanda eril bir yapı ve eril değer yargılarına dayanan bir yönetim anlayışına sahip durumda. Bu yapının sökülmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurulabilmesi için en önemli araç kuşkusuz eğitim. Bu eğitimin ailede başlaması gerekiyor. Aileye toplumsal cinsiyet eşitliği esas alınacak bir eğitim verilmesi ilk adım olmalı. Bu eğitimi almış anne ve babanın da çocuklarını böyle eğitip yetiştirmeleri; bu eğitimin kreşte, okulda, bütün eğitim hayatı boyunca devamının sağlanması gerekiyor ki, biz eşitliğe ulaşabilelim.

Anne ve babalar, erkek çocukları destekleyip kız çocukları baskılamaktan vazgeçerek, onlara fırsat eşitliği sağlayarak başlayabilirler.

FIRSAT EŞİTLİĞİ

Eğitim sistemi de cins ayrımı yapmadan bütün çocuklara fırsat eşitliği sunmalı ve devlet bunu desteklemelidir. Eğitim, cinsler arasında ayrım yapmamalı, ders kitapları toplumsal cinsiyet eşitliğini ve dilini gözeterek hazırlanmalıdır.

Asırlardan beri devam eden bu sorunla mücadele için bir yerden başlamak gerekiyor. Biz dilimizi temizlemekten başladık.

Başka alanlarda başlayanlar da oldu. Özellikle son yıllarda bu eşitliği sağlamak üzere kız çocukları ve kadınlar lehine fırsat yaratan birçok başarılı kampanya yürütüldü, yürütülüyor.

Hürriyet’in başlattığı dilde temizlik girişimi dâhil, bütün bu kampanyaları destekleyip güçlendirmeliyiz.

 

HABERLERLE TAKİPTEYİZ
Ömer Erbil, önemli bir çevre haberine daha imza attı. Ordu’da bir taş ocağının 2100 yıllık Kibele heykelinin yakınlarındaki kaya mezarlarını nasıl yuttuğunu fotoğraflı haberiyle duyurdu.

Fırat Alkaç imzalı haberle Hürriyet, İstanbul Şişli’deki Anadolu Lisesi binasının, yanı başında süren inşaat yüzünden kaydığını duyurmuştu. Bu haber üzerine valilik binayı boşalttı, çocuklar olası bir faciadan kurtuldu.

Çin’de son günlerde çok popüler olan, milyonlarca kez dinlenen ve içinde “Seni Romantik Türkiye’ye götüreyim” ifadesi geçen şarkıyı Türkiye, Ekonomi Müdürümüz Sefer Levent’in imzasını taşıyan haberle öğrendi. Şarkının bu kadar sevilmesi Türk turizminin tanıtımı açısından önem taşıyor.

İpek Özbey’le 360 Derece’de çok dikkat çeken bir röportaj vardı geçen hafta. Doç. Dr. Serhat Erkmen, PKK/PYD’ye katılan yabancı teröristlerle ilgili araştırmasının sonuçlarını Hürriyet okurlarına aktardı. Söyleşide, bu yabancı teröristlerin 4’te 1’inin ABD’den geldiği bilgisi vardı.

Kokular Kitabı’nı yazan Vedat Ozan’ın “İstanbul’un kokusu çay ve simit” açıklaması da çok konuşuldu. Haberde Cansu Şimşek imzası vardı.

Emre Özpeynirci Cenevre Otomobil Fuarı’ndaki yeni modelleri, dizelin tarih olma sürecinin nasıl başladığını, elektrikli otomobil devrimini okurlara tüm detaylarıyla gün gün aktardı.

En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını alan Gary Oldman’ın Kelebek’te Barbaros Tapan’a yaptığı açıklamalar ve “Atatürk sayesinde modern Türkiye’yi kurdunuz” sözleri, Hürriyet’in habercilikteki farkını bir kez daha ortaya koydu.

DERSİMİZ SIPA HAKLARI

Suudi Arabistan Prensi’nin Türk dizilerini bölgede yasaklamak için attığı adımları, “Prensin derdi Türk dizileri” başlığıyla manşetimize taşıdık.

Haftanın en dikkat çekici haberlerinden birini Esra Ülkar hazırladı. “Dersimiz Sıpa Hakları” başlıklı haberde, üniversitede ‘hayvan hakları’ dersine giren sıpa Çitlembik’in öyküsü vardı.

THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı’nın pilotluk eğitimi aldığı haberi, usta gazeteci Uğur Cebeci’nin Kokpit köşesindeydi.

Meltem Özgenç, verdiği müthiş mücadeleyle torununu uyuşturucu batağından kurtaran Hacer Teyze’nin hikâyesini, “Süper Babaanne” başlıklı manşetle aktardı okurlarımıza.

Zeynep Bilgehan ve Murat Şaka sınırdan gelişmeleri aktarırken, farklı özel haberlere imza attılar.

8 MART MANŞETİ

8 Mart Kadınlar Günü’nde manşetimizde çok önemli bir röportaj vardı. Anayasa Mahkemesi’nin ilk ve tek kadın başkanı Tülay Tuğcu, meslek hayatında şahit olduğu cinsiyet ayrımcılığını Oya Armutçu’ya anlatırken “Bitsin artık bu ikiyüzlülük” diyordu.

Şebnem Turhan ise Türkiye’nin ilk kadın çelik üretim işçilerinin öyküsünü haberleştirdi.

Nuran Çakmakçı, Şanlıurfa’da atandığı okulu tek başına baştan yaratan, lojmanını sanat atölyesine çeviren öğretmen Aysel Ösüz’ün hikâyesini yazdı.

Restore edilen Feriye Sarayı’nın tarihi binasında kepçeyle yıkım yapıldığına ilişkin haberde de Ömer Erbil imzası vardı.

Kültür-sanat dünyasında haber ve kulislerin ilk adresi olan Kültürazzi Köşesi yeniden açıldı. İhsan Yılmaz köşede, bu hafta Sadberk Hanım Müzesi’nin Haliç’e taşınacağını duyurdu.

Kardelen Koldaş, dünyanın yeni trendlerinden ‘e-spor’u oynayarak binlerce lira kazanan gençlerin hikâyesini, nasıl kamp yaptıklarını çarpıcı fotoğraf ve söyleşilerle aktardı.

Alkollü sürdüğü otomobille polisten kaçarken bir kişiya çarparak öldüren sürücüye verilen müebbet hapis cezasını, Mesut Hasan Benli imzalı manşet haberde okudunuz.

“Mor Devrim”i kapak yapan HÜRRİYET PAZAR’ın “Kadının Gücü Özel Sayısı” referans bir rehber niteliğindeydi.

 

EN YAKIN RAKİBE 2 KAT FARK
Türkiye’de önde gelen yayıncıların ve reklamverenlerin ölçüm için yetkilendirdiği tek bağımsız kuruluş olan Gemius’a göre hürriyet.com.tr geçen hafta her günü, sayfa görüntüleme sayısında en yakın rakibinin yaklaşık iki kat, ziyaret sayısında ise ortalama yüzde 62 önünde tamamladı.

Bir haftada 23.8 milyon hürriyet.com.tr okuru 52.8 milyon ziyarette 343 milyon sayfa görüntüledi.

Hürriyet TV’de ise yaklaşık 13 milyon video izlendi.

Geçen hafta 13.4 milyon kez tıklanan Hürriyet özel haberleri arasında okunma ve paylaşım sayısında zirveye, Gülden Aydın’ın çocuk yaşta cinsel istismara uğrayan S.G. ile yaptığı ve onun “Artık yeter” sözlerini gündeme taşıdığı röportajı oturdu.

Ankara büromuzdan Gizem Karakış’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Diyanet’e talimatını aktardığı haberi ve Atina Temsilcimiz Yorgo Kırbaki’nin darbeci askerlerin duruşmasından bildirdiği gelişmeler de en çok okunan özel içeriklerimiz arasındaydı.

 

CNN TÜRK
Gülşen Coşkun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk - İş ziyaretinin perde arkasını ekrana taşıdı.

Murat Pazarbaşı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti MYK toplantısında sözde ilahiyatçılara ilişkin rahatsızlığını gündeme getirmesini haberleştirdi.

Ünal Kaya ittifak ve seçim güvenliği düzenlemelerini içeren teklifin anayasa komisyonundaki görüşmelerini ekrana taşıdı.

Enver Kaptanoğlu teröristlerden temizlenen Deyr Ballut köyüne girdi. TSK’nın köy halkına ulaştırdığı yardımları haberleştirdi.

Fulya Öztürk kontak kapatan otobüs işletmecilerine mikrofon uzattı.

Cansu Karadan Kadir Has Üniversitesi ve TESEV Vakfı’nın ortaya koyduğu İstanbul’un sosyal haritasını haberleştirdi.

 

KANAL D HABER
Cem Tekel ve kameraman İsmail Özmeral, Afrin’de cepheden en sıcak çatışma anlarını ekrana getirdi.

Oğuz Şahin, Diyanet İşleri Başkanı’na, sözleri tartışmaya neden olan “sözde” ilahiyatçıları sordu.

Merve Görgün, okuldaki tacizci teknisyene tepkileri ekrana getirdi.

Özgen Bingöl, şeker pancarı tepkisiyle fenomen olan çiftçi Nihat Babaözlü ile konuştu.

Damla Turgutlu Soybaş, nişasta bazlı şekerin hastalıklara yol açtığı iddiasını uzmanlara sordu.

Yasemin Doğan, boşanmalarda neden artış olduğunu uzmanlarla konuştu.

Özay Erad, Hülya Avşar’ın, “Kadınlar evde otursun” sözlerine kadınların tepkisini haberleştirdi.

Ziver Sargınalp, inşaat işçilerinin Seda Sayan’a tepkisini ekrana getirdi.

Orkun Ün, bazı taksicilerin, müşteri gibi uber çağırıp dövdüğü ve tehdit ettiği şoförlerle konuştu.

Ertan Büyükahısha, Şişli’de heyelan nedeniyle boşaltılan okuldaki öğrencilerin korkusunu ekrana getirdi.

 

DAILY NEWS
Geçtiğimiz hafta Hürriyet Daily News okuyucusunun en çok ilgi gösterdiği haberler, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bazı ilahiyatçıların, özellikle kadınlara yönelik tepki toplayan sözleri üzerine, dinde içtihat güncellemesi hakkında yaptığı çıkış ve açıklamalar oldu.

Suriye-Afrin harekâtının seyrine dair haberlerde ilgi düşmesi olsa da bu konuda (özellikle ABD ile) diplomatik ve içerideki siyasi tartışmalar ve yorumlar çokça okundu.

İki askerin sınırda yakalanması başta olmak üzere Yunanistan’la ve Kıbrıs’la ilgili gelişmeler de HDN okurunun ilgi gösterdiği haberler arasındaydı.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 saatte ne oldu? (11.03.2018) 2 İşte 'Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeler, son 24 saatte yaşanan olaylar..

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Kimsesiz çocukların kimsesi olun

“BUGÜN 23 Nisan...” diye söze başlamak, “neşe doluyor insan” diye devam etmek ne güzeldir. Sadece çocukları değil, büyükleri de sevindirir. Onları da çocukluğuna götürür, çocuklaştırır. Güzeldir 23 Nisan...

Bütün dünya çocuklarının bayramı kutlu olsun. Çocuklara bir bayram hediye etmek Atatürk’ü, diğer dünya liderlerinden ayıran, üstün kılan yönlerinden biridir. Tıpkı, 1921 yılında Çocuk Esirgeme Kurumu’nu oluşturup, çocukları himaye eden kuruluşları güçlü bir çatı altında toplaması gibi...

CUMHURİYETİN TARİFİ

Cumhuriyeti en güzel kim tarif etmiştir derseniz, yanıt yine Atatürk’tür.

“Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir” diye tanımlar Atatürk cumhuriyeti...

Bu tanım, aynı zamanda bir görev ve sorumluluk da yükler...

Kimsesizlerin kimsesi olmak...

Cumhuriyetin yüklediği bu görevin ve sorumluluğun gereğini yerine getirmek bizlere düşüyor.

Yazının Devamını Oku

Üçlü saldırının Türkiye’ye etkileri

ABD, İngiltere ve Fransa’nın ortak hava harekâtıyla Suriye’de üç hedefi vurmaları, Esad üzerinden Putin’e bir mesajdı.

Son dönemde Rusya’nın Suriye’deki etkinliği artarken, ABD’nin gücü zayıflıyordu. ABD denklemdeki en etkisiz devlet konumuna gerilemişti. ABD, İngiltere ve Fransa’yı da yanına alarak giriştiği bu füze saldırısıyla güç gösterisi yaptı. Putin’e, “Beni hesaba katmadan hareket etme” mesajı verdi. Sahada yeniden etkili olabileceğini gösterdi.

Bu saldırı, İngiltere Başbakanı May’in de açıkça ifade ettiği gibi Esad’ı devirmeye, Suriye’deki rejimi değiştirmeye dönük bir amaç taşımıyordu. Sınırlı ve kontrollü bir harekâttı. Esad’a hedef olacak tesisleri boşaltacak süre de tanındı. Ayrıca Rus askerleri ve tesisleri hedef alınmadı. Rusya’nın karşılık vermesini gerektirecek hedefler seçilmedi. Esad, saldırı sabahında rahat şekilde çalışma binasına girerken görüntü verdi. Rusya, Suriye ve İran sert dille kınadı. Türkiye ise harekâtı olumlu buldu, desteklediğini açıkladı.

TÜRKİYE’NİN POZİSYONU

Türkiye, ABD’nin Suriye’yi vurmasını destekleyerek, Rusya ve İran’dan farklı bir tutum aldı. Son dönemde aynı eksende bulunduğu bu iki ülkeden ayrı bir tavır almasının, Türkiye’nin Suriye politikasına ve pozisyonuna etkileri neler olabilir?

Bu tutum Türkiye ile ABD arasında yakınlaşmaya yol açar mı? Türkiye, Rusya’dan uzaklaşıp ABD’ye yakınlaşır mı?

Türkiye’nin Rusya’dan uzaklaşması, Putin’in alacağı tutuma bağlı. Eğer Rusya, Türkiye’nin bu harekâtı olumlu bulmasını iki ülke arasında bir krize dönüştürürse Ankara, Rusya ile ilişkilerini yeniden düzenler. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında operasyon sonrasında kurulan temas ve gelen mesajlar şimdilik böyle bir olasılığı yok denecek kadar düşük gösteriyor.

Öyle anlaşılıyor ki Türkiye, ABD’nin operasyonunu desteklemekle birlikte bugünkü pozisyonunu koruyacak. Bu durum Türkiye’nin ABD ile yakınlaşması sonucunu doğurmaz. Türkiye ile ABD’nin Suriye sorununda farklı kamplarda olmasının nedeni Esad rejimine bakış değil, ABD’nin PKK ve türevleri olan PYD-YPG’yle hareket etmesidir. ABD bu politikasından vazgeçmedikçe, Türkiye’nin bu ülkeyle yakınlaşması mümkün değildir.

Türkiye, Esad rejiminin iş başından gitmesini istiyor. Bu konuda Rusya ve İran’dan ayrılıyor. ABD de başlangıçta Esad’ın devrilmesini istiyordu. Sonraki gelişmeler bu amacı öncelikli olmaktan çıkardı. Türkiye’nin de öncelikli amacı PKK’nın Suriye’nin kuzeyinde bir devlet yapısı kurmasını ve Akdeniz’e bir koridor açmasını önlemek. Ankara, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla bunu, bugün için önlemeyi başarmış durumda. Ancak, ABD destekli PKK-PYD-YPG tehdidi sona ermiş değil. Bu itibarla, ABD’nin Suriye’yi vurması, Türkiye’nin politikasını değiştirecek bir hamle değildir.

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’te yeni dönem

TÜRK medyasında 40’ıncı yılına girerken sektörden çıkma kararı alan Sayın Aydın Doğan ve ailesini geçen hafta içinde düzenlediğimiz törenlerle Hürriyet Dünyası’ndan uğurladık.

Bugün, Sayın Aydın Doğan ve ailesi ile Sayın Erdoğan Demirören ve ailesi arasında düzenleyeceğimiz devir-teslim töreniyle Hürriyet Dünyası’nda yeni bir dönem başlayacak. Aydın Doğan ve ailesine bundan sonraki yaşamlarında sağlık, mutluluk ve başarılar dilerken, Erdoğan Demirören ve ailesine Hürriyet Dünyası’na hoşgeldiniz diyoruz.

Türk basınının amiral gemisi Hürriyet gazetesi ve Hürriyet Dünyası’nı oluşturan diğer yayınlarımız geride bıraktığımız hafta da liderliğini korudu. Yeni dönemde de Hürriyet ve Hürriyet Dünyası’nın, seyir defterine yeni başarılar kaydedeceğine ve liderliğini sürdüreceğine inanıyoruz.

Hürriyet Dünyası’nın sevgili okurları, izleyicileri ve takipçileri: Geçtiğimiz hafta da gazetecilik adına çok özel haberlere imza attık.

ALARA’NIN HİKÂYESİ

Başarılı muhabirimiz Kardelen Koldaş, hocasının otel odasında asılı bulunan hukuk öğrencisi Alara’nın hikâyesinin peşini geçen hafta da bırakmadı. Cezaevinden torununun cenazesi için izinli çıkan Alara’nın anneannesi Hayriye Gündüz’ün Hürriyet’e özel açıklamaları, ısrarcı ve sorgulayıcı haberciliğin mükemmel bir örneğiydi. Ardından Alara’nın çok yakın üç arkadaşı da genç kızın hocası H.Atilla G. ile ilişkisini anlattı.

BU NASIL BABA

Bir erkek ve üç kız kardeşiyle öz babasının istismarına uğrayan genç kızın isyanını Mesut Hasan Benli haberleştirdi.

Yazının Devamını Oku

Ödüllü habercilik

Hürriyet’te bir süre önce hayata geçirdiğimiz ve bu köşede defalarca size aktardığımız haberciliğin en güzel meyvelerini geçen hafta topladık.

Hürriyet Dünyası, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden tam 8 ödül alarak çok büyük bir başarı elde etti.

Şüphesiz Türkiye’nin bu en prestijli ödüllerinin, açık ara fark yaratan Hürriyet haberciliğine gitmesi bir tesadüf değil.

Bu başarının altında, uzun zamandır Türkiye’nin çok yakından izlediği, gazetemizde yayınlandıktan sonra televizyonlara, internet sitelerine, sosyal medyaya damgasını vuran, gündem oluşturan ‘özel habercilik’ çabası yatıyor.

HAYATIN HER ALANINDAN

Bizleri bu noktaya ‘Hürriyet Takipte’, ‘Hayatın İçinden’, ‘Hürriyet Uyarıyor’, Hürriyet Çevreyi İzliyor’ gibi logolarla hayatın her alanından sizlere aktardığımız haberler taşıdı. ‘Ses Ver’ sayfamıza yansıyan konular, ekonomi sayfalarımızda hayat bulan tüketici odaklı haberler getirdi ödülleri bize.

Ödüle layık görülen arkadaşlarımız Mesude Erşan’ı, Ömer Erbil’i, Burak Coşan’ı, Gülistan Alagöz’ü, Emre Kızılkaya’yı, Selahattin Sönmez’i, Jale Özgentürk’ü, Nurettin Kurt’u ve özel haberleri üretip en güzel şekilde okurlara yansıtmak için gecesini gündüzüne katarak çalışan bütün Hürriyet ekibini kutlarım.

Hürriyet bu haberleriyle çıtayı daha da yükseltti.

 

Yazının Devamını Oku

Hürriyet Türkiye’nin ortak değeridir

Hürriyet bu yıl 70’inci yaşını kutlayacak.

Türkiye’de 70 yıllık kurumların sayıları çok fazla değildir.

Hürriyet, demokrasimizle yaşıt ve Cumhuriyetimizin 70 yılına kesintisiz tanık olan az sayıdaki yayın organından biri olmanın haklı gururunu yaşıyor. Hürriyet’in 70. yılını kutluyor ve nice yıllar diliyorum.

İKİ KÖKLÜ AİLE

40 yıldır medya sektöründe olan Aydın Doğan ve Doğan Ailesi, Hürriyet de dahil olmak üzere medyadaki bütün yayın kuruluşlarını Erdoğan Demirören ve Demirören Ailesi’ne satarak, sektörden çıkmaya karar verdi.

Demirören Ailesi ve grubu da medya sektörüne yabancı değil. Daha önce de Doğan Grubu bünyesinde bulunan, Türkiye’nin iki büyük ve etkili gazetesi Milliyet ve Vatan, Demirören Grubu’na satılmıştı. Milliyet ve Vatan gazetelerini grubuna katmadan önce de Erdoğan Demirören, gazeteler ve basın dağıtım şirketlerinde ortaklıkları bulunan, sektörü iyi tanıyan, deneyimli bir isim.

Türk medya ve iş dünyasının iki köklü ailesinin aldığı bu kararın, her iki gruba da hayırlı olmasını diliyorum.

YASAL İŞLEMLER SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

ABD’nin PKK’yla ortak hedefi

Dünyada, PKK kadar uluslararası desteğe sahip olmuş başka terör örgütü yoktur.

Başlangıç yıllarında komşularımız Sovyetler, Suriye ve Yunanistan’dan gördüğü silahlı ve siyasi destek, giderek Avrupa ülkelerine ve ABD’ye kadar yayıldı. Birinci Körfez Savaşı ve Çekiç Güç süresince ABD’nin verdiği üstü örtülü destek 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi ve Irak’ın işgali sonrası süreçte daha gözle görülür bir hale geldi. Washington, Suriye iç savaşı sürecinde ise PKK ve ona bağlı PYD-YPG’yi meşrulaştırdı, modern silahlarla donatılmış ve eğitilmiş bir orduya dönüştürme çabasına girdi. Bu çaba devam ediyor.

ABD, askeri yardıma ve işbirliğine paralel olarak, PKK’nın Suriye’nin kuzeyinde siyasi inşasına da destek oluyor. PKK-PYD-YPG cephesinin, siyasi, idari ve yargı otoritesi olması için de elinden gelen çabayı gösteriyor. Köy komünlerinden başlayarak, ilçe ve il meclisleri eliyle yerel yönetimleri PKK’nın yeniden inşa etmesine ve bölgede bir devlet yapısı ortaya çıkarmasına uygun ve güvenceli bir ortam yaratıyor. ABD’nin bu işbirliğini “DEAŞ’la mücadele” diye açıklaması ve inandırıcı olması mümkün değildir. ABD’nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK ve Suriye’deki uzantıları PYD-YPG ile dayanışmasını, onlara sağladığı askeri ve siyasi desteği, resmi ve açık bir şekilde yürütüyor olması Washington’ı tarihinde olmadığı kadar yanlış bir konuma sürükledi. ABD’nin bu konumu, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere NATO ve tarafı olduğu birçok uluslararası kurumdaki varlığıyla ve terörle uluslararası mücadele teziyle bağdaşmaz durumdadır.

Aldığı bu açık ve güçlü ABD desteğiyle, amacına en hızlı ve en kalıcı şekilde ulaşabileceği hesabını yapan PKK’nın sınır boyunca Kuzey Suriye’ye yerleşmesi ve Akdeniz’e uzanacak bir koridor oluşturma planı Türkiye’nin müdahalesiyle çökmüştür. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı, PKK’nın ABD destekli bir projesini durdurmuş durumdadır.

Bu gerçeği gören PKK bu hedefine ulaşamayacağını görmüş ve taktik değiştirerek Türkiye’yi yıpratma amacına kilitlenmiştir. PKK, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı Afrin’de veya başka bir bölgede silahlı bir çatışmayı kazanamayacağını bir kez daha anladı. Kobani koşullarından çıkardığı propaganda gücüyle Güneydoğu’da hendek ve silahlı sokak mücadelesine giren PKK bu mücadeleyi kaybetti. Aynı denemeyi Afrin’de de sahneye koymak istedi.

Afrin’de, önce kırsal kesimde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni durdurmak hatta geriletmek için yıllardır yaptığı hendek, tünel, yığınaktan oluşan hatlarda bir başarı elde edemedi. Bu kez Afrin merkezine Suriye’nin diğer yerlerindeki teröristlerini getirdi ve TSK’yı kent merkezinde şehir savaşına zorlayarak büyük kayıp verdirmeyi ve imaj açısından yıpratmayı hedefledi. Bu amaçla Afrin’de sivilleri kalkan olarak kullanmaya, kentten çıkışlarını engellemeye yöneldi. İHA’ların çektiği görüntülerde PKK’lı teröristlerin, kenti terkeden sivilleri nasıl durdurmaya çalıştığı, yollara nasıl el yapımı patlayıcılar yerleştirdiklerini bütün dünya görmüş oldu.

PKK aynı zamanda yalanla propaganda yapmaya, zaten inanmaya hazır Batı kamuoyunu etkilemeye çalıştı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, sivilleri ve çocukları öldürdüğü, Afrin hastanesini bombaladığı yalanı bunlardan birisiydi. Aynı anda ABD’deki Türk karşıtı lobilerin gazetelere verdikleri ilanların zamanlaması dikkat çekiciydi. Ancak, İHA’ların aldığı görüntüler bu yalana dayalı balonu anında söndürmeye yetti. Afrin hastanesinin sağlam olduğu ve hiçbir yerinde en küçük bir hasar bulunmadığı dünya kamuoyuna gösterilmiştir.

PKK, ABD’nin tüm desteğine ve bütün silahlı hazırlığına karşın, TSK karşısında Afrin’i boşaltmak zorunda kaldı. Türkiye ve TSK aleyhine dünya kamuoyunda yaratmaya çalıştığı algıyı oluşturamadı. PKK’nın,

Yazının Devamını Oku

Haber dilinde yeni bir dönem başlatıyoruz

Hürriyet olarak basındaki cinsiyetçi dilin yayınlardan temizlenmesi amacıyla öncü bir çalışmayı yaşama geçiriyoruz. Cinsiyetçi dile karşı rehberimizi sizlerle birlikte geliştireceğiz.Bu çalışmaya paralel olarak hurriyet.com.tr’nin yayınlarında da Vodafone’un geliştirdiği yapay zekâ teknolojisi kullanılarak cinsiyet ayırımcı dile karşı bir denetim mekanizması devreye girecek; bu teknoloji cinsiyet ayrımcı ifadeleri kırmızı çizgiyle işaretleyerek dikkate getirecek

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği evrensel bir sorun olarak varlığını sürdürüyor. Ataerkil toplumsal yapının ağırlıklı olarak hâkimiyetini sürdürdüğü Türkiye ve benzeri ülkelerde bu sorun daha belirgin biçimde gözleniyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin inşasında ve varlığını sürdürmesinde, kullanılan dilin önemli bir faktör olduğu, sosyologların ve antropologların görüş birliği içinde oldukları bir olgu.

Dilimize yerleşmiş eril söylem, erkeği yücelten, kadını ise aşağılayan bir işleve sahip. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesinde dilimizin bu ayrımcı yapıdan kurtulmasının çok önemli katkısı olacağına inanıyoruz.

Bu inançla Hürriyet olarak basın-yayın organlarındaki cinsiyetçi dilin yayınlardan temizlenmesi amacıyla öncü bir çalışmayı yaşama geçiriyoruz.

Yazının Devamını Oku

Suriye’deki çelişki Irak’tan keskin

TÜRKİYE-ABD ilişkilerinde bir dönüm noktası olan 1 Mart Tezkeresi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından reddedilmesinin üzerinden 15 yıl geçti.

15 yıl geçti ama olumsuz etkileri hâlâ sürüyor.

Türk-Amerikan ilişkilerinin olumsuz seyri ve bugün dip noktaya vurmuş olmasının en önemli nedenlerinden biri 1 Mart Tezkeresi’nin reddedilmesidir.

TBMM’nin bu kararından sonra ABD, Türkiye ile siyasi ve askeri ilişkileri bozdu ve iki ülke ilişkileri bir daha 1 Mart 2003 öncesine dönmedi, hep kötüye gitti.

1 Mart 2003 öncesinde de Türkiye ile ABD’nin Irak üzerindeki ulusal çıkarları çatışıyordu. 1 Mart Tezkeresi’yle hedeflerden biri de bu çıkar çatışmasını mümkün olduğu kadar küçültmek ve iki ülke amaçları arasında bir uyumlaştırma sağlamaktı.

ÇIKARLAR ÖRTÜŞMÜYOR

1 Mart Tezkeresi’nin ekini oluşturan mutabakat metni bu uzlaşmanın belgesiydi. Ancak tezkere reddedilince, mutabakat metni de TBMM Genel Kurulu’nda tartışılmadan rafa kalkmış oldu.

Şunu hatırlatmakta fayda var.

Bu mutabakat metninin ortaya çıkması çok çetin ve uzun müzakereler sonucunda oldu. O dönemde Türk heyetine başkanlık eden emekli Büyükelçi

Yazının Devamını Oku

ABD, Türkiye'yi durdurma peşinde

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Afrika gezisinin Cezayir ayağını tamamlayıp Moritanya’ya, oradan da Senegal’e geçti.

Gezinin Cezayir ayağında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Suriye konusunda Batı’dan gelen mesajlara yanıt verdi. 

Erdoğan’ın mesajlarını Vahap Munyar’ın haberinde bulacaksınız. 

Erdoğan’ın açıklamalarının satır araları ve heyetteki yetkililerle yaptığım görüşmelerden edindiğim izlenimi aktarayım.


Yazının Devamını Oku

Çocuklardan neler olmaz

ANTALYA ve Adana’daki iki çocuk istismarı olayı nedeniyle konu yeniden gündeme geldi.

Çocuk çocuktur ve çocuktan cinsel obje olmaz!

Çocuğa bu gözle bakılmaz.

Çocuğa baktığında cinsel obje gören normal değildir, sapıktır.

Maalesef son olaylarda görüldüğü gibi toplum içinde gezen böyle sapıklar var.

Alınması gereken önlem bu tiplerin tedavi edilmesidir. Tedavi edilmeden toplum içinde gezmelerinin önlenmesidir. Bu amaçla kastrasyon (kimyasal hadım etme) dâhil yeni önlemler içeren yasal düzenleme girişimi yerindedir. Bu önlemin bilim ne diyorsa ona göre ve zaman yitirilmeden alınıp hayata geçirilmesi gerekir.

GELİN OLMAZ

Çocuk çocuktur ve çocuktan gelin olmaz!

Çocukları evlendirmek suçtur. Bu suçu

Yazının Devamını Oku

İhtiyatlı iyimserlik

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Ankara’ya yaptığı ziyaretten sonra ortaya çıkan siyasi havayı “ihtiyatlı iyimserlik” olarak tanımlayabiliriz.

Tillerson’ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildiği görüşme, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da katılımıyla üçlü olarak gerçekleşti. ABD ve Türkiye dışişleri geleneğine uymayan bu üçlü görüşmenin Tillerson tarafından talep edildiği belirtildi. Bu görüntü, usul açısından hem ABD’de hem Türkiye’de eleştirildi. Usule ilişkin tartışma bir yana, bu ziyaret, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tarafından, Türkiye-ABD ilişkilerinin “Ya düzeleceği ya da tümüyle kopacağı” bir ziyaret olarak nitelenmişti. İki ülke ilişkilerinin dibe vurduğu düşünülürse, Çavuşoğlu’nun bu ziyaretin doğuracağı sonuçla ilgili yorumu önemliydi.

DÜZELME İHTİMALİ

Tillerson’ın ziyaretinin ikinci gününde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmeden sonra yayımlanan ortak açıklamadaki mesajlar ve iki bakanın gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar, ilişkinin kopmayacağı, aksine normalleşmesi için güven artırıcı adımlar atılacağı yönündeydi. Bu da yok olan güvenin yeniden tesisi için ortak hareket edilmesi konusunda tarafların irade gösterdiklerine işaret ediyordu. İlişkiler kopmamış, ihtiyatlı bir düzelme ihtimali ortaya çıkmıştı.

Ortak açıklamada yer alan; “Suriye’nin toprak bütünlüğünün ortak ve nihai hedef olduğu, Suriye içinde oldubittilere izin verilmeyeceği, DEAŞ, PKK, El Kaide gibi terör örgütleri ile terör örgütlerinin ‘uzantıları’ ile ‘mücadele edileceği’” mesajları Türkiye tarafında iyimserlik doğuran ifadelerdi. “Terör örgütlerinin uzantıları” ifadesi Ankara açısından PKK’nın uzantısı PYD-YPG anlamı taşıyordu. Bu ifadenin ortak açıklamaya konulmuş olması, Türkiye’nin “PYD-YPG’nin PKK’nın devamı olduğu” gerçeğinin, isimleri zikredilmeden kayda geçirilmesinin ABD tarafından kabul edildiğini gösteriyordu.

Türkiye tarafında iyimserlik uyandıran bir diğer ifade ise Tillerson’ın gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Bundan böyle ABD’nin başka, Türkiye’nin başka hareket etmeyeceği” mealindeki sözleriydi. Keza, ortak çalışma kararı ve mart ayının ilk yarısında oluşturulacak ortak mekanizmaların devreye girecek olması yönündeki bilgi de iyimserlik kaynağıydı.

MENBİÇ TEST OLACAK

İki ülke ilişkilerinin düzelmesi, Suriye’deki durumun DEAŞ öncesine dönüp dönmeyeceği konusunda Türkiye’nin ihtiyatlı yaklaşmasının nedeni ise ABD’nin somut adım atıp atmayacağının sahada görülmek istenmesiydi. ABD, daha önce başkan düzeyinde “YPG’nin Menbiç’ten çıkarılacağı ve Fırat’ın doğusuna gönderileceği” yönündeki sözünü tutmamıştı. Nitekim Tillerson, “Bazı taahhütlerimiz vardı. Onların hepsini bitiremedik. İlk çalışma konumuz Menbiç olacak” sözleriyle üstü kapalı olarak itirafta bulunmuş oldu.

Bu koşullarda, Türkiye’nin ABD’ye yeniden güven duyması ve ilişkileri normalleştirilmesi için Menbiç test işlevi görecek. ABD, söz verdiği gibi Menbiç’teki YPG’lileri Fırat’ın doğusuna geçirir, Türkiye’den bir heyetin bunu yerinde saptamasına olanak sağlar ve hatta Türkiye’nin önerdiği iddia edilen,

Yazının Devamını Oku

Gözün arkada kalmasın Mehmetçik

DÜNYADA askerine “Mehmetçik” gözüyle bakan başka millet yoktur.

Türk halkının gözünde Mehmetçik tek bir asker değildir.

Analar, babalar Mehmetçik derken bütün kutsallarını kasteder.

Vatanı, milleti, devleti, bayrağı, imanı, namusu, zaferi, kahramanlığı, şehitliği, gaziliği, analığı, babalığı, kardeşliği, sevgiliyi...

***

Bu kutsal değerlerin hepsini taşır Mehmetçik...

Vatan için şehit olmayı en yüksek mertebe sayar...

Analar bunun için eline kına yakarak gönderir oğlunu askere...

Yazının Devamını Oku

ABD’nin yanlış hesabı

ABD, Türkiye’yi Afrin’de durdurmak için Suriye’deki en üst düzey komutanı Korgeneral Funk’ı konuşturdu.

General Funk, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’den sonra Menbiç’e de gireceğini, Fırat’ın doğusu da dahil son terörist etkisiz kılınıncaya kadar mücadelenin devam edeceği sözlerine yanıt verdi. Funk’ın yanına aldığı gazetecilerle Menbiç’e gitmesi, YPG’lileri ziyaret etmesi, onların yanında röportaj vermesi, YPG’lilerden ‘kahraman’ diye söz etmesi, hepsi kuşku yok ki Washington’ın yazdığı senaryonun oynanmasıydı. Funk, bu mizansen içinde görüntülü ve sözlü olarak Türkiye’yi tehdit etti. “Bizi vurursanız, agresif şekilde karşılık veririz” dedi.

YÖNTEM YANLIŞI

Funk’ın dikkat çeken bir sözü de CNN International muhabirinin “en çok neden endişe ediyorsunuz” sorusuna verdiği yanıttı. ABD’li general bu soruya “Yanlış hesap” yanıtını verdi. Bu söz Türkiye’ye “Yanlış hesap yapmayın, karşınızda YPG değil biz varız” anlamı taşıyordu. Funk’ın konuşmasının zamanlaması da dikkat çekiciydi. General Funk, Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster ve Dışişleri Bakanı Tillerson’ın Türkiye yapacağı ziyaretten hemen önce konuştu. McMaster ve Tillerson’ın vereceği mesajların önden duyurulması ve Türkiye’nin tepkisinin ölçülmesine ve ABD’nin pozisyonunun duyurulmasına yönelik bir girişimdi.

Şunu ifade etmek gerekir ki, Ankara’nın muhatabı, Suriye’deki bir ABD’li korgeneral değildir. Onun muhatabı ancak Türk ordusundaki muadili olabilir.

ABD, McMaster ve Tillerson’ın ziyareti öncesinde bir mesaj vermek istiyorsa bunu Ankara’nın muhatap alabileceği düzeydeki bir siyasi sorumluya açıklama yaptırmalıydı.

Washington’ın yöntemi yanlıştı. Nitekim Ankara üzerinde bir etkisi olmadı.

Ankara daha önce açıkladığı pozisyonunda duruyordu.

ABD’li generalin,

Yazının Devamını Oku

TSK’nın başarısı ABD’yi sıkıştırıyor

Türkiye’nin, Zeytin Dalı harekâtı başarıyla sürüyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Fırat Kalkanı’nda olduğu gibi Zeytin Dalı’nda gösterdiği güç ve yeteneği bütün dünya izliyor. Bu süreçte PKK-PYD-YPG cephesinin yanında duran ABD de Türkiye’nin kararlılığını ve gücünü sahada gözledi.

ABD dahil bütün dünya biliyor ki, Mehmetçik, Afrin’i de terör örgütünden temizleyecek.

Cepheden gelen görüntüler gösteriyor; terör örgütü, sınıra yakın yerlerde kuleler, siperler, tüneller, kuyular, mayınlarla TSK ile bir oyalama savaşına hazırlanmış. Yine kuşku yok ki, Afrin’in içinde de tıpkı Güneydoğu’da yaptığı gibi hendekler, evden eve tüneller, tuzaklar, mayınlarla bir şehir savaşına hazırlıklı.

Bu tür bir hazırlığın TSK’yı durduramadığı Güneydoğu’da görüldü.

Burada da durduramayacaktır.

Terör örgütünün bu çatışmayı planlarken amacı Türkiye’yi dünyaya sivilleri öldürüyor diye şikâyet etmektir. Ama TSK harekâtın bu aşamasına kadar olduğu gibi ileri aşamalarında da sivilleri hedef almadığını ve çok özenli bir mücadele yürüttüğünü kanıtlayacaktır.

ABD İZAHTA ZORLANIYOR

TSK’nın başarısı, ABD’yi sıkıştırıyor. Afrin’den sonra daha da sıkıştıracak. TSK terör örgütüyle mücadele ederken, ABD’nin canlı bombaların yanında durmasıyla ilgili New York Times da sosyal medya hesabından ABD’yi, teröristlerin yanında

Yazının Devamını Oku

Zeytin Dalı, siyasi dengeleri etkiledi

Türkiye’nin Afrin’de yürüttüğü Zeytin Dalı harekâtı askeri dengeleri değiştirdiği gibi siyasi dengeleri de değiştiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı araması da, Afrin’de sıkışan YPG’nin Beşar Esad’a “Sınıra asker gönder, sınırı koru” diye çağrı yapması da, Fransa’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni, Almanya’nın NATO’yu toplantıya çağırması da Zeytin Dalı’nın siyasi sonuçlarıdır. ABD dahil bazı Batılı ülkelerin ve NATO’nun, “Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarını anlıyoruz” türünden açıklamalar yapmak zorunda olması da...

Türkiye’nin kararlı bir şekilde ve askeri güçle destekleyerek, Suriye topraklarında terör örgütleriyle mücadeleye girişmiş olması, sahada olduğu gibi uluslararası masada da yerini güçlendirdi.

GÜVENLİ BÖLGE

Hiç kuşku yok ki, ABD’nin ısrarla reddettiği Türkiye’nin güvenli bölge önerisini şimdi gündeme getirmesinin nedeni Zeytin Dalı harekâtıdır.

Anlaşılan ABD, Ankara’nın sürecin başında ısrarla talep ettiği güvenli bölgeyi şimdi kabul ederek Türkiye’yi durdurmaya çalışıyor. Bu da gösteriyor ki, Washington, Zeytin Dalı harekâtı ve devamından ciddi şekilde çekinmektedir.

Türkiye’nin, Fırat Kalkanı bölgesinde yaşama geçirdiği gibi, güvenli bölge önerisi başlangıçta kabul edilse ve uygulansaydı Zeytin Dalı harekâtına gerek kalmaz, sorunlar bu aşamaya gelmezdi. Ancak ABD, PKK-PYD-YPG cephesini korumak ve onlarla işbirliğini güçlendirmek için Türkiye’nin önerisine kulaklarını tıkadı.

ABD’NİN AMACI

Bu aşamadan sonra Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak güvenli bölge, Türkiye’nin çıkarlarına uygun mudur, değil midir; tartışılır.

Yazının Devamını Oku

Birlik olma zamanı

TÜRKİYE’nin Afrin’de yürüttüğü “Zeytin Dalı” harekâtı meşrudur.

Ankara, uluslararası hukuktan doğan bir hakkını kullanmıştır. Bütün uyarılara rağmen, PKK’nın Suriye’deki kolu olan YPG’nin Afrin’de üslenmesi, oradan Türkiye’ye saldırması karşısında, Ankara’ya askeri müdahale dışında bir seçenek kalmamıştır.

PKK-PYD-YPG’nin Türkiye’ye saldırıları Afrin’le de sınırlı değil. Sınırımız boyunca fırsat buldukları her an her yerden saldırdılar.

Terör örgütünün amacının Türkiye’yi bölmek olduğu da düşünüldüğünde Türkiye’nin askeri harekâtı, tartışmaya dahi açılamaz.

Türkiye’nin Suriye’nin de, Irak’ın da toprağında gözü olmadığı açıktır. Sadece bekasını düşünerek terör örgütleriyle mücadele ediyor. Bu nedenle Türkiye’yi, Suriye’de işgalci gibi gösterme çabaları da boşunadır. Türkiye işgalci değildir. Amacı terör örgütlerini etkisiz kılmaktır.

ULUSAL SORUN

Terör ulusal bir sorundur. Bu nedenle terörle mücadele de ulusal nitelikte bir mücadeledir. Bunun gereği, bu mücadeleyi birlik ve beraberlik içinde yürütmektir.

Terörle mücadele iç siyaset konusu, malzemesi yapılmamalıdır. Partiler üstü bir anlayışla yürütülmelidir!

Şimdi zaman, iktidarıyla muhalefetiyle birlik olma zamanıdır. 

Yazının Devamını Oku

Sonuç getiren habercilik

Biz gazeteciler için en büyük mesleki mutlulukların başında, hazırladığımız sayfalara yansıttığımız haberlerden kamu veya mağdur kişi yararına sonuç almamız gelir. Sözünü ettiğimiz bu haberler hayatın her alanında olabilir.

Gurur ve mutlulukla belirtmek isterim ki, son dönemde fark yaratan Hürriyet haberciliği çok önemli ve olumlu sonuçları da beraberinde getirdi.

“Türkiye’nin cennet köşeleri” denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri olan Bolu Gölcük’te imar yolunu açacak düzenleme yapıldığını ve ihaleye çıkılacağını kamuoyuna Aysel Alp imzasıyla Hürriyet duyurdu.

Bu haberin çıkmasından sonra gözler buradaki ihaleye döndü. Vatandaşlar Gölcük’ün imara açılmaması için yürüyüş yaptı.

Nihayetinde ihale iptal edildi.

Bakan da muhtemelen bir daha ihale açılmayacağını söyleyerek noktayı koydu.

Sonuç getiren habercilik için, bir süre önce hayata geçirdiğimiz, editörlerimizden Demet Bilge Erkasap yönetimindeki ‘Ses Ver’ sayfasını dikkatle izlemenizi tavsiye ediyorum.

Her pazar yayınladığımız bu sayfanın çıkış amacı, bir konuyu tüm detaylarıyla gündeme getirmek, ilgili kişilere gerekli çağrıları yaparak sonuca ulaşmaktı.

Yazının Devamını Oku

ABD ile ilişkiler düzelir mi?

Uluslararası ilişkilerde sürekli düşmanlık, sürekli dostluk yoktur.

Sürekli olan ulusal çıkardır.

İki ülke arasındaki ilişkiler ulusal çıkarların örtüştüğü dönemlerde iyi, çatıştığı dönemlerde kötü olur.

Türkiye ile ABD ilişkileri uzunca bir süreden beri kötü seyrediyor.

İki ülke 60 yıldır müttefik olmasına karşın çok ciddi bir sorun yaşıyor.

Bunun temel nedeni, ABD’nin, Türkiye’nin ulusal birliğini, toprak bütünlüğünü parçalamayı ve demokratik-laik rejimini değiştirmeyi hedefleyen iki terör örgütünü ısrarla desteklemesi. Bu terör örgütlerinden biri PKK, diğeri FETÖ’dür.

Türkiye’nin bütün taleplerine karşın ABD, bu iki terör örgütünü desteklemekten vazgeçmedi. Bu desteği bugün de sürüyor.

PKK’YA DESTEK NİYE?

Yazının Devamını Oku

Yeni yıl ve vedalar

YENİ yıl, Hürriyet için de önemli bir kilometre taşı.

Hürriyet, 1 Mayıs’ta tam 70 yaşına girecek. 94 yaşındaki Cumhuriyetimizin değerleriyle bütünleşerek, evrensel gazetecilik ilkelerini benimseyerek başarıyla, gururla kat edilmiş 70 uzun yıl...

Hürriyet’i, 70 yıldır her sabah fırından yeni çıkmış taze bir ekmek sıcaklığıyla ellerinize ulaştıran bir ekip var geride. Her ferdinin üzerine düşen işi olanca titizliğiyle yaptığı bir koca ekip. Hürriyet’i zirveye taşıyan hep orada tutan muazzam ekibin kimisi vitrindedir, okurlar onları bilir, tanır. Kimiyse görünmez kahramanlardandır, okurlar bilmez, tanımaz.

Hürriyet’in tarihine baktığınızda basın tarihine pırıltılı harflerle adını yazdırmış nice gazeteci, yazar, editör görürsünüz. Her biri Hürriyet’in gazetecilik yarışında bayrağı onurla, gururla taşımış, sonraki kuşaklara devretmiş onlarca, yüzlerce değerli isimle karşılaşırsınız.

TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ

O listeye yeni isimler katılıyor; gazetemize yıllarca emek vermiş bazı arkadaşlarımızla yollarımız maalesef ayrılıyor. Daha doğrusu bazı arkadaşlarımız bayrağı yenilere devrediyor.

Yollarımızı ayırdığımız bu arkadaşlarımıza Hürriyet’in teşekkür borcu var. Meslektaşları olarak bizim ise gönül borcumuz var. Haklarını bir nebze olsun teslim edebilmek için isimlerini tek tek anmalıyız. İçlerinde kimler yok ki?

48 yıl boyunca Hürriyet’in yönetiminde görev yapmış Fikret Ercan.

Yazı İşleri’nin kıdemli ismi ve bir dönem yazarlık da yapan

Yazının Devamını Oku