Uzaydaki sevgili dostumdan mesaj var

Aylarca süren hazırlıklardan sonra... Nihayet beklediği gün gelmişti.

Evde bir heyecan. 

Dr. Kathleen, önce çocukları öptü. 

Sonra eşine sarıldı:

Uzun bir seyahat olacak. Ama ne yapalım iş bu...” 

Elinde bavul kendisini almaya gelen araca bindi. 

Uzaydaki sevgili dostumdan mesaj var

Gece geç saatlerde uçağının kalkmasını bekliyordu. Az sonra havalandılar.

Uyuması lazımdı. Kapattı gözlerini. 

Ertesi sabah Kazakistan’daydı... Baktı Sergey onu bekliyor.

Sarıldılar...

Bir erken akşam yemeği... Güzel bir sohbet...

Ertesi gün öğleye doğru yine alandaydılar... 

Ve bu defa bir MS-17’ye bindiler.

Tam 3 saat sonra 6 ay boyunca onları ağırlayacak evlerine gelmişlerdi.

Nereye mi?

Yeryüzünden 400 kilometre yukarıda Uluslararası Uzay İstasyonu burası.

Pencereden bakıyorlar...

Aşağıda masmavi gezegenimiz parlıyor...


EVİMİZE İYİ BAKIN DÜNYA’DA GÖRÜŞÜRÜZ

- Kate ve Sergey’ler “yörünge evlerine” geldikten sonra 6 aydır orada olan arkadaşlarını uğurluyorlar. Nöbet değişimi yani. Turizm dilinde “devre mülk” gibi.

Uzaydaki sevgili dostumdan mesaj var

Kud-Sverchkov o anı biz dünyadaki dostlarına şöyle anlatıyor:

“Bugün biz de onları onurlandırıyoruz ve evdeyiz, istasyonda altı aylık çalışma bitti, mürettebat için en önemli anlardan biri Dünya’ya geri dönmek. Size iyi şanslar ve yumuşak inişler. Dünya’da görüşürüz...”

Arkadaşlar şu “Dünya’da görüşürüz” lafı beni öylesine etkiledi ki...

VE MESAJLAR…

Şu an istasyonda 7 astronot var. 4 ABD’li, 2 Rus ve bir Japon.

Ben bir süredir içlerinden Sergey Kud-Sverchkov’u takip ediyorum.

Uzaydaki sevgili dostumdan mesaj var

Sergey sosyal medyada çok aktif ve muhteşem fotoğraflar gönderiyor.

Biz de ona yazıyoruz. Dünyanın değişik bölgelerinden mesajlar alıyor.

Geçenlerde peş peşe mesajlar aldık:

Ayda günbatımı... Ve gündoğumu... İlk kez dışarı çıktık. İstasyon dışında bir sonsuzluk içinde çalışıyorsunuz. İlk olarak, çıkış kapağı açıldığında, çıkmaya başlarsınız ve sonsuzluğun tam anlamıyla önünüzde açıldığını görürsünüz.

İstasyona bağlısınız ama sonrası sonsuzluk. Kendimi sarp dağlara tırmanan mağaralara inen bir dağcı gibi hissettim, iplere bağlısınız. 120 kiloluk giysinizle yavaş ve adım adım hareket ediyorsunuz.

Sanıyorum, Sergey ülkelerden gelen mesajlara göre o ülkenin bir fotoğrafını yayınlıyor. Biz ona yazıyoruz, o ne kadar bizim isimlerimize yazıyor onu bilemem. Ama bildiğim biz ona, o bizlere yazıyor. Biz uzaya gönderiyoruz, o dünyaya cevap veriyor. O yüzden uzaydaki tek dostumdur.

Bu defa ben şöyle birkaç mesaj attım:

Uzaydaki sevgili dostum, Türkiye’den Ağrı Dağı fotoğrafını aldım. Çok teşekkür ederim. Şimdi bir İstanbul fotoğrafı bekliyorum. Ben de bir yelkenci olduğum için rüzgâr ve denizde süzülmeyi biliyorum. O nedenle sonsuzluktaki süzülüşünü biraz olsun hissedebiliyorum.”

HER SABAH DÜNYA’DAN BİR YER

- Sergey, yaklaşık her sabah bize bir mesaj gönderiyor.

Örneğin dün Fransa Bordeaux’dan (Bordo) bir fotoğraf gönderip altına Fransızca şöyle yazdı:

“Günaydın bayanlar baylar. Tarihin ve kültürün ve mimarinin bu eşsiz şarap merkezine hoş geldiniz.”

UZAYDA YAŞAMIN 20’NCİ YILI

Uzayda kesintisiz yaşam tam 20 yıl olmuş.

Evet insanoğlu 20 yıldır uzayda yaşıyor.

Sergey bu defa bu kutlamayı şöyle anlatıyor:

“Uzaydaki evimiz bugün 20 yaşına giriyor, şu anda 64’üncü uzun süreli keşif gezisi yapılıyor. Bu 20 yıl bize çok şeyler öğretti. Ben buradan Ay’a bakınca çok değil önümüzdeki yıl bitmeden insanların geldiği yeni istasyonları görüyorum. Rus istasyonu (Ay 25’i) görüyorum.” 

NASIL YETİŞİYORLAR

- Peki nasıl yetişiyorlar...

Arkadaşlar, tek tek bakınca muazzam insan hikâyeleri çıkıyor..

İşte Kathleen Rubins:

Dr. Rubins 1973 doğumlu bir bilim insanı. Biyolog. 

Stanford Üniversitesi’nden doktorasını aldıktan sonra ABD Ordusu Bulaşıcı Hastalıklar Tıbbi Araştırma Enstitüsü ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne giriyor. (Böyle bir merkez varmış demek ki. Hmmmmm...)  Hayvan modeli kullanarak “virüs ve konak” ilişkisini inceliyor. Yani şu anda dünyanın başına bela olan korona tipi virüsleri inceliyor. 

Biraz daha geriye gidersek. Dr. Rubins MIT’nin baş araştırmacı pozisyonunu kabul edip Ebola virüsüyle mücadele için Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne gidiyor... Tabii o bir anne...

Ve şimdi uzayda bu çalışmalarına devam ediyor...

SERGEY VE CASSDY

Evet her birinin hayatı gerçekten bir öykü.

İşte Chris Cassidy.

Chris uzaya çıkmadan önce ABD donanmasından bir özel kuvvet komutanı.

Afganistan-Pakistan sınırındaki Zharwar Kili Mağarası’nda dokuz günlük bir operasyona öncülük etmiş. ABD Başkanı kendisine bronz yıldız madalyası vermiş.

VE SERGEY KUD-SVERCHKOV

Bir uçuş mühendisi. Fizikçi. Dağcı. 

Uzaydaki sevgili dostumdan mesaj var

Tabii arkadaşlar astronot olmadan önce muazzam bir eğitim var. Sergey bunu anlatıyor.

ÜZERİMİZDEN NE ZAMAN GEÇİYORLAR

Onlar bize yukarıdan el salladığında. Onları göremesek de... Geceleri yıldız gibi parlayan bir ışığın üzerimizden geçtiğini görebiliyoruz.

Bunun için bir program da var. Hangi saat dünyanın neresinden geçtiği görülebiliyor. Siz de bulunduğunuz lokasyona göre görebilirsiniz.

Tabii görmek için önce bakmak gerekiyor.

Şehirlere, çok katlı apartmanlara, binalarla kuşatılmış sokaklara öylesine mahkûm edildik ki...

Gökyüzüne bakmak aklımıza bile gelmiyor.

Bari bu pazar. Her türlü belaya, krize, sıkıntıya, karantinaya, korkuya rağmen...

Kaldırın başınızı, gökyüzüne bakın” demek için yazıyorum bunları.

Derin bir nefes alıp gökyüzünü çekin içinize.

Dünyaya gelmiş olmanın şansını hissedin.

Bir gezegenimiz var... Bir o kadar da umuda ihtiyacımız var.

İyi pazarlar...

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Dört bakanın ölümden döndüğü gün

Nasıl güzel bir mayıs gelmişti...

Andok Dağı’ndan Makam Dağı’na, oradan Hasuni Mağaraları’na kadar gelincikler, papatyalar, yaban otları...

Kefrum Kalesi’nden buram buram kekik kokuları... Diyarbakır, Kulp, Ergani, Silvan baharla beraber uyanıyordu. Batman Çayı gürül gürül...

Güzel bir mayıs sabahıydı. Ve en güzeli de 1000 yıldır susuzlukla kırbaçlanan o topraklara, bir büyük hayalin müjdesi veriliyordu. Hasretle beklenen suyun temeli atılacaktı.

Sabah erken kalktı. Ankara’dan gelecek bakan arkadaşlarını beklemek üzere Batman Havalimanı’na geçti.

Az sonra uçak indi... Ama gecikmişlerdi...

Asırlardır su bekleyen topraklar için Silvan’da yapılacak temel atma törenini millet bekliyordu.

Karayolu 45 kilometre... 

Zorlu dağ yolları çok vakit alacaktı.

Yazının Devamını Oku

Eyvah! Lawrence geri dönüyor!!!

Bir dönem Suriye’nin kuzeyinde bir “kanton devlet modeli” kuran...

Irak ve Suriye kuzeyinde bir “Kürt ticari otonom bölgesi” planlayan...



PKK/YPG elebaşlarıyla toplantılar yapıp, Suriye yönetimini buna hazırlayan...

Ve o coğrafyada kimi kalemlerin “Lawrence” dediği Brett McGurk, bu defa yeni başkan Biden’ın “süvarisi” olarak Ortadoğu’ya dönüyor.

Hem de tam yetkili.

Yazının Devamını Oku

Bizden bakınca ‘barış havası’ oradan bakınca ‘oyun havası’

İki gündür Türkiye’nin başta Yunanistan olmak üzere, Akdeniz, Ege ve AB coğrafyası için verdiği “barış mesajlarını” yazıyorum.

2021 için umutlanıyoruz.

İşte Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderdiği “samimi” mektup...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “yeni dönemde barış” için gösterdiği olağanüstü çaba ve görüşme trafiği...

Son olarak Yunanistan’la 25 Ocak’ta yapılacak “istikşafi görüşmeler”den gelen umut...

Tabii ben bunu Ankara’dan aldığım mesaj ve kulislerle yazıyorum...

Ve gönlümden de böyle geçtiği için umuda doğru “pozitif” bir alfabe kuruyorum...

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

Ama bir de madalyonun öteki yüzü var.

Yazının Devamını Oku

Macron'un mektubundaki 'Değerli Tayyip'in anlamı

Gerilim dolu 2020’nin ardından, nihayet Doğu Akdeniz’de diplomasinin sakin sularına giriyoruz.

İşte:

Onca ağır sözlerden sonra Fransız Cumhurbaşkanı Macron’un Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a gönderdiği mektupta el yazısıyla yazdığı “Değerli Tayyip...” vurgusu... Biliyorsunuz böyle resmi mektuplarda el yazısı olmaz. İsimle hitap edilmez. Macron’un el yazısı, bir yeni dönemin işaretidir...

İşte:

Karşılıklı olarak büyükelçilikleri geri çektiğimiz Mısır. Sert açıklamalar. Keskin sözler. Ve iki ay önce başlayan “Bir adım sen, bir adım ben” anlamına gelecek yakınlaşmalar. 

Türkiye, Mısır’ın NATO’da askeri ataşe bulundurmasına engel oluyordu. Bir jest olarak bu engeli kaldırdı. 

Buna karşılık Mısır, İslam İşbirliği Teşkilatı’nda Türkiye’nin Kıbrıs ve Batı Trakya ile ilgili önerilerine karşı koyduğu vetoyu (engellemeyi) kaldırdı. 

Böylece iki ülke arasında “makul ilişki” zemini açılmış oldu.

Ve daha bunun gibi çok sayıda gelişme. Yunanistan, İsrail, Ermenistan, Suriye gibi gerilim yüklü ilişkilerde tansiyonu düşürecek adımlar atılıyor.

Yazının Devamını Oku

Ege’de yeniden bahar-Çavuşoğlu’ndan Yunan heyetine: ‘Gelin sizi Antalya’da ağırlayalım’

Diplomasinin iletişim hatları bazen öylesine hızlı işler ki...

Tek bir söz, muazzam gerilimleri, savaşın eşiğine gelen dengeleri değiştirir.

İşte örneği...

Yunanistan’ın üst üste Türkiye’yi kızdıran NAVTEX ilanları...

Ocak ayı başlarında Girit’teki Suda Hava Üssü’nde tatbikata hazırlanan savaş uçakları...

Derken...

- Sabah saatleri: 11 Ocak Pazartesi...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nu ağırlıyor.

Ve elbette konu Kıbrıs, Yunanistan ve Ege...

Yazının Devamını Oku

Aşı konusunda hayatımızı bağlayacak en zor soru

BBC’den CNN’e...

İngiltere’den Avustralya’ya kadar bir soru büyüyor:

Uluslararası seyahatlerde hangi aşı geçerli kabul edilecek? İngiltere, ABD, Avrupa, Pfizer/BioNTech aşısını oluyorsa... Türkiye, Afrika ve Asya’nın büyük bölümü Çin aşısı oluyorsa... Nasıl bir eleme yapılacak? Aşılar arasında bir ayrım mı olacak? Yoksa yalnızca antikora mı bakılacak?

Cevap: “Elbette antikor testlerine bakılacak.”

Yani her 6 ayda bir antikor testi mi olacak?

Daha iki gün önce Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü Margaret Harris şöyle dedi:

“DSÖ, aşı için bir onay makamı değildir. Aşılara her ülkenin aşı düzenlemeleriyle ilgili makamları karar verecek.”

Bu açıklama, önümüzdeki dönemde ülkeler arasındaki seyahatlerde bir “aşı izin krizi”nin habercisi olabilir mi?

Avustralya’nın en büyük havayolu şirketi Qantas, uçağa binecek yolculardan

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğrafta öylesine trajik bir şey gördüm ki

Saat 23.30...

Kongre binasına saldıran vandallar ortalığı kırıp dökerken, bir saldırgan doğruca Demokrat Temsilciler Meclisi’nin başkanı Nancy Pelosi’nin ofisine giriyor...

Ve işte dünya ajanslarına bu fotoğraf geçiyor.

Durdum, uzun uzun bu fotoğrafa baktım.

Her noktasını inceledim. O magandanın gözlerine baktım. 

Postallarını masaya uzatmış...

Hoyrat, külhan, ukala bir bakış...

Ve “Beni çekin” diyen bir şımarıklık..

Hepimize küfreder gibi poz veren bir maganda.

Yazının Devamını Oku

Darbeci bir terörist, Türk askerini tehdit ederse

Neler olacağını şöyle anlatayım:

Önceki hafta, Libya Kara Harp Okulu Komutanlığı’nın mezuniyet töreniyle başlayan çok önemli bir ziyaret gerçekleşti.

Harp okulu öğrencilerinin geçit töreninde, Libya Savunma Bakanı Selahaddin Nemruş, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Libya İçişleri Bakanı Fethi Başağa, Libya Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Halid El Meşri’yle birlikte selam veriyordu.



Burası darbeci Hafter’in saldırısıyla 34 Libya harp okulu öğrencisinin şehit edildiği yerdi.

Verilen birlik mesajı bu nedenle doğrudan

Yazının Devamını Oku

‘Sır adamlar’ın açık telgrafı

Yalnızca bulundukları ülkeyle Türkiye arasındaki ilişkileri, gizli görüşmeleri değil...

Türkiye’nin bölgesine göre en kritik, en hassas, devletin gizli bilgilerini içeren kriptolarını yazarlar.

Dahası o kriptoların içeriğini belirler, bir sonuca doğru değerlendirip siyasi iradeye gönderirler.

Ketumdurlar... Titizdirler... Çoğu zaman susarlar... Yüzlerinde hep o mütevazı ifade vardır.

“Sakin güçtür”ler...

Cumartesi günü yazdığım gibi...

Onlar, “tarafları rencide etmeden çözüm bulma uzmanı”dırlar.

Diplomatlardan söz ediyorum.

Önceki gün T24’ten

Yazının Devamını Oku

Efsane kupa Antalya'da

Önceki gün Anadolu Ajansı’ndan gelen şu fotoğrafa bakıyordum.

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesi...

İlçeye 90 kilometre uzakta, Sarıbal Mahallesi...

Toprağa kireçle çizilmiş bir tenis kortu. Poşu, şalvar, ellerinde raket. Tenis oynayanlar...

Muhteşem bir görüntü... 



Yazının Devamını Oku

Her şey bu gizli diplomasiye bağlı

Devletler arasındaki krizler kamuoyu önünde şiddetli bir gerilim olarak devam etse de...

Karşılıklı keskin ve suçlayıcı açıklamalar olsa da...

Savaş gemileri karşı karşıya gelse, radarlar birbirine kilitlense, jet uçakları kanat kanada gelse de...

Alt tarafta...

Diplomasinin engin, derin ve ıssız sularında bir temas vardır.

İşte budur gerçek olan...

Bu girişi şunun için yaptım.

Ankara’dan bizim Uğur Ergan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamalarını öylesine güzel aktardı ki...

Kısa... Net... Öz... Açık mesajlarla dolu bir sohbet...

Yazının Devamını Oku

Ve o telefon doğrulandı

Olay şu...

Vahşice katledilen Pınar Gültekin’in babası Sıddık Bey’e, bir CHP milletvekilinin telefon açtığı ve “şikâyetinden vazgeçmesi için” talepte bulunduğu iddialarını yazmıştım.

Pınar Gültekin’in babası bu talebi aynen geri çevirmiş.

Bu olayı ailenin avukatı Dr. Rezan Epözdemir’e soruyorum.

Aynen şu cevabı veriyor:

Evet, Fatih Bey, yazınız doğrudur. Müvekkil (Pınar’ın babası Sıddık Bey) kendisine böyle bir telefonun ve talebin geldiğini söyledi. Hatta telefon numarasını gösterdi, WhatsApp profilinden de baktık. Gerçekten bir milletvekili. Sıddık Bey, kendisine gelen bu talebi refüze ettiğini de söyledi. Ayrıca bununla ilgili kendisiyle başka temaslar da olmuş. Dolayısıyla yazınız içerik itibarıyla doğrudur. Fakat arayan milletvekilinin ismini kendisi 4 Ocak’taki duruşma sonrasında açıklayacağını söyledi. Bu konuda benden bir hassasiyet rica etti. O nedenle kendisi duruşma sonucunda uygun görürse açıklayacaktır. Görüşmenin muhatabı ben olsaydım, ismi çekinmeden açıklardım. Sonuçta kadın cinayetleri ve şiddet Türkiye’nin kanayan bir yarasıdır. Böyle bir teklif hangi siyasetçiden gelirse gelsin kabul edilemez. Gayri ahlakidir. Fakat isim konusunda muhatap müvekkil olduğu için kendisi açıklayacağını ifade ediyor. Biz de bu iradeye saygı duyuyoruz.”

ÖZGÜR ÖZEL’DEN TELEFON

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel aradı ve aynen şöyle dedi: “Fatih Bey, sabah erkenden yazınızı okuduk ve Sayın Genel Başkanımıza sunduk. Kendisi bu olayın bütün detaylarıyla araştırılmasını istedi. Tabii bizim için böyle bir şey kabul edilemez. Bu nedenle 4 Muğla milletvekillerimizle bir videokonferans yaptık. 3’ü aileyi hiç tanımadıklarını söyledi. Birisi ise Pınar’ın babasına telefon açtığını ve taziye maksadıyla olduğunu ama böyle bir konuşma yapmadığını söyledi.”

Bu noktadan sonra

Yazının Devamını Oku

CHP Muğla vekili eğer bu teklifi sen yaptıysan

Aslında bu yazının başlığı “İdealist bir avukatın bir canavarla mücadelesi” olacaktı.

Ama son dakika öyle bir haber geldi ki...

Tüylerim diken diken oldu. Herkes biliyor...

Muğla’da üniversite okuyan genç Pınar, eski sevgilisi Metin Avcı tarafından canlı canlı yakılıp üzerine beton dökülüp katledilmişti.

İşte tam onun hikâyesini yazıyordum ki...

Bir baktım CHP’nin bir Muğla milletvekili Pınar’ın babasını aramış.

Demiş ki:

- Tamam böyle bir şey yaşandı. O aile de perişan. Zaten cezasını çekecek. Gel sen davandan vazgeç... Zaten kamu davası devam edecek...

Babanın cevabı:

Yazının Devamını Oku

Fuat Oktay’dan önemli bir değişim sinyali

2021 bütçe maratonundaki konuşmalarına bakınca, önemli bir detay dikkatimi çekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın özellikle kapanış konuşmasındaki üslubu...

Muhalefetten gelen “sataşmalara” karşı, ilk kez bir “siyasi kıvraklık” göstererek keskin cevaplar veriyor.

Bir anlamda “teknokrat” yapısından “siyasi yapıya” evriliyor.

Fuat Oktay, daha önce muhalefetten gelen sataşmalara karşı istatistikler, tablolar, rakamlar göstererek cevap verirdi. 

Oktay, polemikten kaçınmak için cevap verirken parti ve isim vererek kişiselleştirmezdi. Şimdi doğrudan isim veriyor...

Hatta “Franco benzetmesi” gibi keskin siyasi cevaplar veriyor.

Bu nedenle...

Oktay

Yazının Devamını Oku

‘Allah razı olsun’ lafının en temiz halini görmek istiyor musunuz? İşte cevabı:

Bizim meslekte basın müşavirliği genellikle şöyle algılanır:

“Sayın Bakan dedi ki...”

“Sayın Başbakan dedi ki..”

“Aman şunu şöyle yazın...”

Ama işin aslı öyle değildir.

O basın müşaviri kardeşlerim ellerinden geleni yapar. Kimi zaman mutsuz olurlar, kimi zaman başarılı...

Sonuçta basın müşavirliği zor iştir. Hepsine saygım o nedenle sonsuzdur.

Ama bu defa farklı bir olayla karşılaştım.

Tarım Bakanlığı Basın Müşaviri

Yazının Devamını Oku

Korkutan harita

En yetkili ağızdan duydum... Prof. Birpınar: “Hortumlar, yağışlar artacak... Kuraklık tehlikesi var.”

İnsan nedense başına gelmeden çevre felaketini algılamıyor.

Sanıyorum o nedenle MGM bu haritayı ciddi bir uyarı olarak yayınladı.

Haritaya bakarsanız, Türkiye genelinde bir “kuraklık alarmı” var.

Elbette, bugünden yarına, “Öldük bittik, susuz kaldık” demiyorum. Ama risk var.

Dikkat edin...


Yazının Devamını Oku

Böyle cinayet ancak filmlerde çözülür

Mülayim Bey, Bursa’da bir parkta dinleniyordu.

Masmavi gökyüzü ve güneş vardı ve Mülayim Bey o an büyük bir keyifle çocuklarını bekliyordu. 

Güneşli bir günde çocuklarıyla sohbet edecek...



Ama nasıl olduysa oldu, Mülayim Bey, aniden masaya yığıldı kaldı.

Kısa bir şaşkınlık.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın en komik casusluk iddiası!

Haber, bir İsrail gazetesinde çıkıyor: “Yunanistan’da Türkiye için çalışan casuslar yakalandı.”

Vay be...

Nasıl yani?

Şöyle diyor haber:

Rodos ile Meis Adası arasında sefer yapan bir feribotta görevli olan bir kişi, seferler sırasında çektiği Yunan askeri gemilerine ait fotoğrafları, Rodos’taki Türk başkonsolosluğundan bir görevliye veriyordu.”

Böylece iki kişi gözaltına alınmış.

Casusluk iddiası bu...

Ama insan bunu okuyunca...

Biraz da Meis-Rodos-Türkiye arasındaki mesafeleri bilirse...

Yazının Devamını Oku

Şantiye şampiyonu

Salgın nedeniyle salon kapanınca, Ahmet çaresiz sokakta kalmıştı.

Oysa o salonda çalışıyor, o salonda uyuyordu. 

Eviydi yani...

Ama artık yatıp kalktığı, çalıştığı o salon da kapanmıştı.

Ahmet’in hayalleri vardı. 



Yazının Devamını Oku