GeriFatih ÇEKİRGE Son fıkrayı o anlatmıştı: 'Şimdi fıkra sırası bende'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Son fıkrayı o anlatmıştı: 'Şimdi fıkra sırası bende'

ANAP’ın en tartışmalı günleriydi.

Ara seçimler yapılacaktı...

Genel Başkan ve Başbakan Yıldırım Akbulut neredeyse iki ateş arasında kalmıştı...

Muhalefet de parti içi muhalefet de kaybetmesini bekliyordu. 

Eğer kaybederse parti içi muhalefet, genel başkanlıktan düşürmeyi planlıyor...

Muhalefet de kaybedince genel seçimlere gitmeyi hedefliyordu.

Akbulut, sakin cevaplarıyla tanınırdı. 

Kolay kolay sinirlenmezdi.

İşte o günlerde bir “Fıkra furyası” başlatılmıştı. “Akbulut fıkraları...”

Her gün bir fıkra. Bir köşe yazarında, bir gazetede, bir haberde, kulislerde “Akbulut fıkra”ları eksilmiyordu. 

Dünyada ne kadar fıkra varsa, Akbulut’a göre uyarlanıyordu.

Seçim meydanlarında, afişlerde Akbulut fıkraları.

Amaç Yıldırım Akbulut’u seçmen gözünde çaresizleştirmekti...

Hürriyet’in Ankara temsilcisiydim. 

Hem rahmetli Özal’la hem de rahmetli Akbulut’la sık sık görüşüyordum.

Özal, Akbulut aleyhinde tek kelime etmiyordu.

Akbulut da yağmur gibi yağan bu fıkralara karşı susmakla yetiniyordu...

Birkaç kez Yıldırım Bey’e, “Sayın Başbakanım bu fıkralara bir cevap vermeyecek misiniz?” diye sordum.

Her defasında gülüp geçiyordu... Ama içten içe kızdığını da biliyordum.

Zaman geçti. Seçim günü geldi.

Akşama doğru seçimler neredeyse netleşmişti.

Yıldırım Akbulut seçimleri kazanmıştı...

İç ve dış “Fıkracılar” şaşkındı.

Tabii İstanbul’da yazıişleri haber bekliyordu.

En önemli haber de Akbulut’un ne söyleyeceğiydi...

Gazetenin baskı saatine çok az kalmıştı. 

Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök aradı: “Ne yapalım?

Öyle gidip uzun uzun röportaj yapacak zaman da yoktu. 

Aslında ben kafamda bir manşet kuruyordum... “Fıkracılara” cevap gibi bir manşet...

Başbakanlığı aradım. Akbulut’la ilgili “fıkra furyası”na katılmadığım gibi iyi sohbetler de yapmıştık. 

Zaten bir Ankara temsilcisi herkesle, her kesimle iyi geçinmek zorundadır. 

Çünkü görevi İstanbul’a en doğru kulisi ve haberi geçmektir.

Akbulut’la ilişkimiz de bu boyutta olduğu için özel kalem geri döndü:

Sayın Başbakan sizi bekliyor.”

Hemen Özkök’ü aradım:

- Şimdi aradılar, ben Başbakan’a gidiyorum... Kafamda da bir manşet var ama...

- Nedir kafandaki?

- Vallahi Akbulut’a şimdi “fıkra sırası bende” sözü yakışır...

Özkök bu lafı duyunca “İşte bu!” diye bağırdı...

Aslında Akbulut’un “fıkracılara” karşı “fıkra anlatmak” gibi intikamcı bir karakteri yoktu... Ama ben sohbet sırasında şöyle dedim:

Sayın Başbakanım, size karşı uydurmadık fıkra bırakmadılar, hiç sesinizi çıkartmadınız.”

“Evet... son gülen...” dedi ve gülümsedi...

“Vallahi ben ‘fıkra sırası bende’ diye düşünmüştüm...”

Yıldırım Bey güldü:

“O da aynı anlama gelir. Fıkra sırası bende ama ben onlar gibi anlatmam” dedi.

Ertesi gün Hürriyet Gazetesi; “ Şimdi fıkra sırası bende” manşetiyle çıktı...

Belki Akbulut fıkra anlatmıyordu ama bu sözü her şeyi anlatıyordu.

Siyasette negatif olmak, arkadan dolanmak, sinsice hesaplar yapmak belki kısa vadede sonuç getirebilir. Ama ahlaklı, samimi, sade ve dürüst olan hep kazanır...

Akbulut’un bu sözü siyasi hayatımızda bin fıkraya bedeldi...

Ertesi sabah Başbakan Akbulut’la manşeti konuşup gülmüştük.

Aynı zamanda bürodaki arkadaşlarla manşetin keyfini çıkartıyorduk. 

Çünkü diğer gazetelerden çok farklı ve anlamlı bir manşet atmıştık...

Tabii o tarihte Cinnah No:8’de efsane bir Hürriyet Ankara Bürosu vardı.

Gece yarılarına kadar çalışan bir büro. Sabah verdiğimiz manşeti öğlen değiştirir; öğlen manşetini de akşam yıkardık.

O büroda o arkadaşlarla çalışmaktan her zaman gurur duydum...

İşte o büro:

Serdar Turgut, Muharrem Sarıkaya, Saygı Öztürk, Emin Özgönül, Enis Berberoğlu, Hayri Birler, Kemal Saydamer (rahmetli), Emin Koç, Nuriye Akman, Aziz Utkan (rahmetli), Yeşim Ersoy, Neriman Saraçoğlu Delen, Nükhet Aşkın Büyükyıldırım, Adnan Gerger, Uğur Şefkat, Saffet Korkmaz, Çetin Çetiner, Süleyman Demirkan, Oya Armutçu, Okan Müderrisoğlu, Sezai Şengün, Erdal Güven...

İsmail Küçükkaya, Şehriban Ağırbaş (Oğhan), Ersin Bal...

Spor: Yusuf Ziya... Erol Yaşar Türkalp, Cihangir Şahin... 

Fotomuhabirleri: Sökmen Baykara, Ümit Turpçu, Selçuk Şenyüz, Fahir Arıkan, Vedat Özkeleş...

Ve sevgili Melih Yalman’ın müthiş desteği... (Hatırlamadıklarım varsa affola.)

Yıldırım Akbulut’un rahmetine dönersek;

En fazla üzerine geldikleri günlerde, fıkra yağmuruna tutulduğu dönemde bile kimseyi kırmadı. Sesindeki sükûnet hiç eksilmedi. 

Aşırı hırs ile kadere inanmak arasındaki dengeyi hep özenle korudu.

Güle güle Sayın Başbakanım...

28 yıl sonra bugün rahmetle andığımız Özal’la birlikte mekânınız cennet olsun...

X

BM Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır'ın dünya sahnesindeki tarihi mesajı

BM’nin 75’inci Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır, önceki gün Güvenlik Konseyi toplantısında çok önemli bir konuşma yapıyor.

Bu konuşma, BM tarihinde bir genel kurul başkanının BM Güvenlik Konseyi’ne hitap ettiği 8’inci toplantı oluyor...

Bu nedenle de ayrıca önemli.

Zoom üzerinden yapılan toplantıya daimi üyeler olarak ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa dışişleri bakanları ile geçici üyeler katılıyor.

Ve açılışta ilk konuşmayı genel kurul başkanı Volkan Bozkır yapıyor...

Bozkır, TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanlığı ile AB bakanlığı da yapmıştı.

Ama nedense, bunca yıllık dostluğumuz içinde o benim için hep bir “diplomat” olarak kaldı.

En sıkıntılı anlarda bile soğukkanlılığını kaybetmeyen, en zorlu sorunlara kuyumcu işi çözümler bulan bir diplomat...

Yazının Devamını Oku

Birisi gül veriyor diğeri yüz güldürüyor

Bu pazar “gül” diyorum. Ama “gül”ün her anlamında diyorum. O yüzden sayfamızda iki kadın konuğumuz var. Gülşah ve Oya. Birisi hayatımıza “gül” veriyor. Diğeri hayatlarımızın sonuna doğru yüzümüzü “gül”dürüyor. Anlatayım.

GÜLŞAH GÜRKANIsparta’nın en önemli gül üreticisi bir ailenin üçüncü kuşağı.

Gelin hayatından bir kareye bakalım.

İşte 6 yaşında Gülşah. Dedesi Mustafa Gürkan ona “Uğurum” diyor.

Adını da öyle koymuş.

Ve işte bir mayıs ayı... Ve her mayıs ayındaki gibi bir “gül hasadı”.

İşte küçük Gülşah... Dedesi onu gül havuzunda yuvarlıyor.

Böyle başlamış Gülşah.

Mühendislik okumuş. Yurtdışında master... 

Yazının Devamını Oku

Turizmde 'kâr' yılı değil, 'ar' yılı olsun

Başlıktaki bu sözün anlamını Bülent Bülbüloğlu şöyle açıklıyor:

Kredileri krediyle kapatmaya çalışan bir sektör. Kârdan vazgeçtik. Batmayalım, namusumuzla ayakta kalalım...”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kısa bir süre önce turizmin sektör temsilcilerini Külliye’ye davet ediyor...

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, GETOB Başkanı Bülent Bülbüloğlu, TAV’dan Sani Şener, TÜROFED Başkanı Sururi Çorabatır ve isimlerini alamadığım diğer sektör temsilcileri.

Cumhurbaşkanı herkesi tek tek dinliyor ve not alıyor.

Genel mesaj şu:

Sayın Cumhurbaşkanım, bu şekilde giderse çok sıkıntı olacak. Vaka sayılarının mutlaka düşmesi gerekir. Turizmci, geçen yıl aldığı krediyi yeni krediyle kapatmaya çalışıyor...

Ve Cumhurbaşkanı o toplantıda hemen kısa çalışma ödeneğini uzatıyor...

Sanıyorum, kapanma kararı ve arkasından gelen bazı ülkelere COVID-19 testinin kaldırılması kararının arkasında bu toplantı var.

Yazının Devamını Oku

Cenevre’de masayı donduran belge

Herkes soruyor: - Ne oldu da, Rum lider Anastasiadis birden bire Türkiye’ye hakaret yağdırmaya başladı?

Biraz araştırınca gördüm ki...

Perde arkasında bu sorunun çok keskin bir cevabı var.

Anlatayım.

Cenevre’de kritik bir görüşme...

Kıbrıs için sayısız kere kurulan masalardan birisi daha...

Toplantıyı BM Genel Sekreteri António Guterres yönetiyor.

Rum yönetimi lideri

Yazının Devamını Oku

Adalet Bakanı Gül: "Mesele siyasi parti meselesi değil insan hakları meselesidir"

İnsan Hakları Eylem Planı’yla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’le konuştum...

Söylediklerinden mutlu oldum...

Çünkü daha ilk cümlede şöyle dedi:

“Fatih Bey bu herhangi bir siyasi partinin değil, insanlarımızın yasası olacak.”

Sonra devam etti:

“Mesele iktidar muhalefet polemiği değil. Bu ülkede yaşayanların hakları meselesidir...”

Sorulara devam ettim:

“Ama sayın bakanım tartışmalar var.”

Gülerek cevap verdi:

Yazının Devamını Oku

Ben bu insan hakkı belgesinin altına imzamı atarım

Adalet Bakanlığı dün İnsan Hakları Eylem Planı belgesini yayınladı...

146 sayfalık belgeyi satır satır okudum...

Ve ben bu eylem planının ana omurgasını oluşturan:

- 11 temel ilkenin;

- 9 amaç zincirinin;

- 50 hedef tablosunun;

- Ve 393 faaliyetin altına imza atarım...

Okurken heyecanlandım çünkü:

Her birimizin içine

Yazının Devamını Oku

Çevre eylemleri tarihinde bir ilk - Kovan barikatı

Fotoğrafa baktım...

Bir tarafta jandarma sıralanmış...

 Önünde birtakım sandıklar...

Nedir bu?

Sanıyorum çevre eylemleri tarihinde bir ilktir bu sandıklar...

Rize’nin İkizdere Vadisi köylüleri yapmış...

Dünyaca ünlü deli balın üretildiği vadiye “taş ocağı” açmak için getirilen iş makinelerinin önüne arı kovanlarını koymuşlar.

Arılardan barikat yani...

Yazının Devamını Oku

Akademisyeni hıçkıra hıçkıra ağlatan Vali

Başlığı görünce hemen negatif düşünmeyin.

Çünkü hikâye derin...

Birkaç gün önce bir mail aldım. 

Şanlıurfa Harran Üniversitesi’nden bir akademisyen göndermiş. Belli ki olayın yaşandığı o an...

Duygusallıkla yazmış...

Şöyle başlıyordu:

Fatih Bey, ben ve eşim Harran Üniversitesi’nde akademisyeniz.

Eşim tıp fakültesinde profesör... Ben de mühendislik fakültesindeyim. 

Bundan 11 yıl önce ormana bitişik 1700 metrekare bir yer aldık. Arkamız orman olduğu için çok sevinmiştik. Ta ki, bundan 5 yıl öncesine kadar. Birileri ormana komşu yaklaşık 2000 metrekare yeri işgal etti. Ben de yaklaşık 1 yıl boyunca BİMER üzerinden şikâyetlerimi yaptım. Fakat kurumlar o kadar ilgisizdi ki...

Yazının Devamını Oku

Uçmaya sevdalı 5 kuşak bir ailenin öyküsü... Gökyüzünde korkusuz bir anne

Düşman yakıp yıkıp Sivrihisar’a doğru ilerliyordu.

1- Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşı İsmet Bey’e haber gönderdi:

“Sivrihisar’a geliyorum. Sizde kalırım. Hem konuşur hem de dertleşiriz..”

İsmet Bey, Sivrihisar’ın hatırı sayılır isimlerindendi. Kuva-yı Milliyeciydi...

Atatürk her geldiğinde oturur uzun uzun sohbet ederlerdi.

O günlerde Ankara’da Milli Meclis...  

Anadolu’da Türk ordusu işgale direnmek için hazırlanıyordu. 

Sivrihisar ahalisi de taşı toprağı silah yapıyordu. Ama ne yazık ki Türk ordusunun hava gücü yok denecek kadar azdı. 

İşte o günlerde Sivrihisar ahalisi ve

Yazının Devamını Oku

Buzları eriten Kanal telefonu

Suveyş Kanalı’nın tıkandığı günlerde...

Dünya lojistik sektörünün krize girdiği haftada...

Mısır’ın kanal geçişinden büyük zararlar ettiği bir dönemde...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükrü’yü arıyor.

Ve aralarında şöyle bir diyalog geçiyor:

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU: Sayın Bakan çok geçmiş olsun... Umarım bir an önce kanal açılır. Bu arada bizim yapabileceğimiz bir şey var mı diye sormak istedim. Bizim donanımlı kurtarma gemilerimizden yardım için gönderebiliriz.

SAMİ ŞÜKRÜ: Sayın Çavuşoğlu. Nazik teklifiniz için çok teşekkür ederim. Şimdi değerlendiriyoruz. İhtiyaç olursa sizi mutlaka arayacağım...

Ve önceki gün Mısır Dişişleri Bakanı Şükrü, Bakan Çavuşoğlu’nu arıyor:

- Sayın bakan size yardım talebiniz için çok teşekkür etmek istedim. Neyse ki sorun çözüldü. Bu vesileyle mübarek ramazan ayınızı tebrik etmek istedim...

Yazının Devamını Oku

Yeter artık yahu!

Geçenlerde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanlarıyla Kayseri’deydim.

Orada TSK’nın lojistik gücüne büyük katkı yapacak dev uçakların yenilenme ve bakım hangarlarının son halini gezdik...

Sohbetler ettik...

Akar, Türkiye’nin uluslararası bir güç olarak kendi bekasını koruması için nasıl fedakârca çalışıldığını anlatıyordu.

Suriye’den Libya’ya, Azerbaycan’dan Somali’ye kadar başarılı bir ordu.

Hain darbe girişimine rağmen, kendi sınırları dışında dünyanın en zor harekâtlarını başarıyla yapan bir ordu...

Erciyes manzarasına doğru sohbet ederken “Ölürsek şehit, kalırsak gazi” diyordu...

Akar her fırsatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğini vurguluyordu.

Bunları konuşmuştuk.

Yazının Devamını Oku

Mavi yolculuk rehberi

Yazılması 3 yıl sürdü. Gökova’dan Kekova’ya körfezler, kıyılar, adalar binlerce mil seyir yapıldı...

PANDEMİ... Virüs... Karantina... Yasaklar... Korku... Ölümler... Artan vaka sayıları... Kapanan işyerleri... Derken...

Geçen yaz, korku dolu bir yazdı... İşte yine yaz geliyor. 

Ve ben içine düştüğümüz bu karantinalı günlere inat...

Bu yaz başındaki karamsarlığımızı, “masmavi bir umutla” delmek istedim.

Yılların denizci/yazarı dostum Ali Boratav’ın çıkardığı “mavi yolculuk rehberi”ni koyuyorum önümüze...

İçinden martı çığlıkları geçen ve lacivert sulardan gelen bir rehber...

Yazının Devamını Oku

Bir tarih çığlık atıyor: 3 bin yıllık mezarlar 60 yılda ölüyor

Önceki gün dünya mirasına aday Kaunos kenti için hazırlanan bir rapor elime geçti.

İlk olarak rapordan bir cümle aktarıyorum:

“Kaunos kaya mezarları, kayaçlarındaki bozulma nedeniyle gün geçtikçe yapısal bütünlüğünü kaybetmekte, hatta yok olma tehlikesi ile de karşı karşıyadır.”

Bu çarpıcı tespitten sonra şimdi detaylara girebilirim.

Düşünün ki...

Pers işgallerinden, Bizans ordularından, Roma baskınlarından kurtulmuş bir tarih.

Şimdi ilgisizliğin sinsi işgali”nden kurtulamıyor.

Yazının Devamını Oku