Koca Yusuf'un mezarı oradaysa bize düşen memlekete getirmektir

1960’lı yılların en büyük pehlivan tefrikacısı Murat Sertoğlu öylesine inanmıştı ki...

Haberin Devamı

Eline geçen Amerikan Güreş dergisi Wrestling’deki yazıyı okuyunca daha da ümitlenmişti..

Dergideki araştırmacı şöyle yazıyordu:

“Fransız bandıralı La Bourgogne transatlantiği Portekiz’e 933 mil uzaklıkta bulunan Azor adası açıklarında batmıştı. Bir süre sonra Azor adası kıyılarına 20 yakın ceset vurmuştu. Cesetler arasında 2 metre civarında boyu, belinde uzunca bir kuşak bulunan bir kişi daha vardı. Bu kişi Amerika’da güreşle ünlenen Koca Yusuf olabilirdi. Bu cesetlerin adanın kilisesinin bahçesine gömüldüğü söyleniyor...”

Koca Yusufun mezarı oradaysa bize düşen memlekete getirmektir

Sertoğlu o dönemde çıkan Yıllar Boyu tarih dergisinde bir yazı yazdı ve çağrıda bulundu:

Haberin Devamı

Koca Yusuf gibi büyük bir cihan pehlivanının kemikleri memleketine getirilmelidir.”

1964’TE İLK DENEME

Sertoğlu’nun çağrısı 1964’te yankı bulur. Cumhurbaşkanlığı’ndan Genel Sekreter Büyükelçi Semih Akbil, Sertoğlu’nu arar ve Cemal Gürsel’in davet ettiğini söyler. Ankara temsilcisi Şemsi Kuseyri ile giderler. Gürsel, mezarın bulunmasını ve memlekete getirilmesini sağlayacağını söyler. Ancak Gürsel bir süre sonra vefat eder.

Mezarın taşınması olayı da böylece kalır.

40 YIL SONRA BUGÜN AYNI ÇAĞRI

1993 yılında ben Hürriyet gazetesinin Ankara temsilcisiyken...

Genel yayın müdürü Ertuğrul Özkök’le bir karar almıştık...

Uzakdoğu’nun parlayan yıldızı Tokyo’da bir Ankara temsilciliği açmak...

Böylece orayla bağlantısı olan muhabir Erdal Güven’i Tokyo temsilcisi yaptık...

İşte o Erdal yıllar sonra Türkiye’ye döndü ve şimdi Yıllar Boyu Tarih dergisini satın alıp yeniden yayın hayatına soktu.

Ve ilk sayısının başlığı da şu oldu:

Koca Yusuf’un mezarını Türkiye’ye getirelim”.

Gerçekten de eğer Koca Yusuf gibi bir cihan pehlivanının mezarı Azor Adası’nda bir kilise bahçesindeyse, o mezar mutlaka Türkiye’ye gelmeli.

Koca Yusufun mezarı oradaysa bize düşen memlekete getirmektir


SUNAY AKIN’IN MUHTEŞEM BENZETMESİ

Haberin Devamı

Tabii içinden şiir geçen insanların tarihe bakışı da farklı cümlelerle oluyor.

Sunay Akın da Koca Yusuf’un mezarının Azor Adası’nda bir kilise bahçesinde olduğunu yazıyor ve şöyle diyor:

“Koca Yusuf’un kemikleri neden yurda getirilmesin. Böylece Koca Yusuf’un sırtı hak ettiği yerde yere gelir.”

OKYANUSTAYSA EĞER YÜZÜSTÜ YATIYORDUR

Koca Yusuf öylesine yenilmez bir pehlivan ki... Ölüm haberini alan pehlivan arkadaşı şöyle diyor:

“Eğer o şimdi okyanusun dibine gittiyse. Orada sırtüstü değildir. Yüzüstü yatıyordur. Sırtı yere gelmez o yiğidin.”

SARI SAÇLI MAVİ GÖZLÜ BİR DEV

Dergide bu araştırmayı yazan Engin Demir çok önemli bir bilgiyi de paylaşıyor.

Koca Yusuf denilince, insanın aklına kara kaşlı, kara gözlü, yeniçeri bıyıklı bir yiğit geliyor.

Haberin Devamı

Ama Demir araştırmış ve bunun tersini yazıyor:

“Koca Yusuf’un kestane rengine yakın sarı saçları ve bıyıkları ile koyu mavi gözleri Avrupa’da ve Amerika’da özellikle kadınların çok ilgisini çeken bir pehlivan.” Doğrusu Engin Demir’in verdiği bu bilgi beni de şaşırttı.

Acaba daha geniş bir arşiv çalışması yapılamaz mı?

Spor Bakanlığı hem mezarı araştırsa hem de Koca Yusuf için kapsamlı bir çalışma yapsa...

Koca Yusufun mezarı oradaysa bize düşen memlekete getirmektir

AMERİKALI GÜREŞÇİYİ RİNGİN DIŞINA FIRLATTI

Koca Yusuf Avrupa’da önüne çıkanı yendiği için ünü sınırları aşmıştı.

O tarihlerde dünyada futbol, basketbol henüz popüler değildi. Güreş ve boks ilgi çekiyordu.

Koca Yusuf’un şöhreti Amerika’ya ulaşınca menajerler konuşmaya başladı.

Haberin Devamı

Koca Yusufun mezarı oradaysa bize düşen memlekete getirmektir

Amerika’da halk kahramanı gibi görülen ünlü dövüşçü Roeber’le karşılaşacaktı.

3 Mart 1989 akşamı New York’un ünlü salonu Madison Square Garden’da yaklaşık 15 bin kişi toplanmıştı. 

Herkes gazete manşetlerindeki “Korkunç Türk”ü merak ediyordu...

Çünkü RoeberKoca Yusuf için çok ağır sözler söylemişti...

O Türk’ün kolunu bacağını kırıp göndereceğim” diyordu.

AMAN YUSUF PADİŞAHIMIZ NE DER

Bu manşetler çıkınca Osmanlı’nın Washington elçisi Naum Paşa pek ziyade telaşlanarak Koca Yusuf’u çağırmış ve demiş ki:

Yusuf bu adam ileri geri konuşuyor. Gel sen bir hastalık bahane et. Padişahımız efendimizin başpehlivanı bir Amerikalıya yenilirse ne duruma düşeriz. Padişahımız ne der?”

Haberin Devamı

Koca Yusuf cevap verir:

Olmaz öyle şey paşam. Ya padişahın başpehlivanı meydandan kaçtı derlerse. O daha kötü değil mi?”

Ve işte o hırsla çıkar Koca Yusuf ringe. 

Ve daha çıkar çıkmaz Roeber’i tuttuğu gibi havaya kaldırıp ringin dışına fırlatır...

O MEZAR BULUNURSA

EVET, 40 yıl sonra Yıllar Boyu Tarih dergisini yeniden görüyoruz.

Ve ilginç bir çağrıyla...

Bugün en büyük askeri gemimize adını verdiğimiz cihan pehlivanı Koca Yusuf ve Türk güreşi için önemli bir çağrı.

Ve anlaşılıyor ki Koca Yusuf yalnızca kasları güçlü bir dev değil.

O günlerde Avrupa’da ringlere çıkmış, Fransa’da menajer tutmuş. PİAR’ı bilen bir profesyonel...

Belki de bizim ilk profesyonel sporcumuz...

Umarım Spor Bakanlığı bu çağrıya bir cevap verir...

Türk güreşi için bir Koca Yusuf anıtı yapılır...

Koca Yusufun mezarı oradaysa bize düşen memlekete getirmektir

AHHHH ALÇAKLAR... AHHHH HAİNLER YAKALANACAKSINIZ

HATAY’dan gelen acılı görüntüleri izliyorsunuz...
İçimiz yanıyor. Canımız yanıyor... Ve anlıyoruz ki PKK’lı alçaklar yapmış...
Adım gibi biliyorum, yakalanıp hesap vereceksiniz...

Yazarın Tüm Yazıları