Zamanında onu çiçekle karşıladım, bu seçimden sonra makul çizgiye gelir

Dün ‘cumhur ittifakı’nın Ankara adayı Mehmet Özhaseki ile yaptığım sohbeti aktardım.Bugün sıra Ankara’nın ‘millet ittifakı’ adayı Mansur Yavaş’ta...Onunla da İstanbul’da konuştum.Özhaseki gibi o da sakin bir sesle konuşuyor.Rakibi hakkında ağır ifade kullanmaktan özenle kaçınıyor.İşte onunla yaptığım sohbetin çarpıcı yanları...

MUHALEFETTE 6.5 YIL TAYYİP BEY’DEN BEŞİR VE CEMİL BEY’DEN PARA ALDIM

En “Babala” sorudan başlayayım. Cumhurbaşkanı size karşı çok sert bir kampanya sürdürüyor ama siz aynı sertlikle cevap vermiyorsunuz. Seçimi kazanırsanız merkezi hükümetle ilişkileriniz nasıl olur?

“Ben bunun sorun olacağını zannetmiyorum. Tayyip Bey’in hakkımda bu kadar ağır ve önyargılı konuşmasına rağmen seçim bitince bunların ortadan kalkacağına inanıyorum. Tekrar ediyorum, ben o konuda zorluk çıkacağını sanmıyorum. Çünkü Ankara’da hayat durduysa, Türkiye’de de durur. Hayat durduğu zaman da sadece bana oy verenler için durmuyor. Ona oy verenler için de duruyor.”

Neye dayanarak söylüyorsunuz bunu?

“Hatırlarsınız 2009’da ben adayken Tayyip Bey Beypazarı’na geldi. Gidip çiçekle karşıladım onu. O dönemde 6.5 yıl muhalefette olduğumuz halde hükümetten para aldım. Tayyip Beyden de para aldım. Beşir Atalaydan aldım, Cemil Çiçekten aldım.”

PARAYI HÜKÜMETTEN ALDIYSAM BUNU VATANDAŞA DA SÖYLERİM

Aldığınız parayı nasıl kullandınız?

“Şöyle yaptım: Yaptığım ihale için Beşir Atalay’ın bakanlığından para aldıysam, bunu vatandaşa da söyledim. Hükümetten aldığımız parayla yaptığım işleri ve onlar hakkındaki gazete haberlerini aldım Beşir Bey’e götürdüm. Sizin sayenizde oldu dedim. Benim bu konuda hiçbir kompleksim, siyasi endişem yok. Parayı merkezi iktidardan alıp bununla iş yaptıysam, bunu ne halktan ne onlardan saklarım. O yaşları geçtik artık.”

Zamanında onu çiçekle karşıladım, bu seçimden sonra makul çizgiye gelir

YILLARDIR SANDIK SANDIK DEYİP SANDIĞI KABUL ETMEMEK OLUR MU

Görevden alma, kayyım tayin etme gibi bir şey bekliyor musunuz?

“İyi de bugüne kadar hep sandık sandık derken, o sandıktan çıkacak iradeye ters bir şey yapmak olur mu? Ben şahsen yapacaklarına inanmıyorum. Bunları seçim ortamı içinde söylenmiş sözler olarak kabul ve tahmin ediyorum. Ayrıca neden kayyım tayin edecek? Onun için bir sebep lazım. Bu seçimi bütün dünya izliyor şimdi. Yani Mansur Yavaş’ın önünü keseceğim diye ülkeye çok zarar verirsiniz.”

BİR SİYASİ HIRS UĞRUNA BU ADAMIN KUYRUĞUNA TAKILMAYA DEĞER Mİ

Hakkınızda iddialarda bulunan kişi hakkında ne diyorsunuz?

“Bunu kullananlara şunu diyorum. Bu ne ya Allah aşkına. Bu ne hırstır. Bir çocuk istismarcısı bulmuşsun onun kuyruğuna takılmışsın. Bugün duruşma vardı, adam mahkemeye bile gelmedi. Bana yükleneceksen bari itibarlı bir insan bul. Adam sizi elinde oynatıyor. Kullanacak başka bir adam bulamadınız mı? Maalesef medyanın bir kısmı çok insafsız bir tavır içinde. Hiç düşünmüyorlar, bizlerin de çocuklarımız, ailelerimiz var, sevenlerimiz var. Bir seçim uğruna bu hallere düşmeye, bu kadar aşağılara inmeye değer mi?”

ADAMIN AYNI MONTLA GÖRÜNTÜSÜ VAR... VERDİK... SAVCI BAKMADI BİLE

‘ADAM bugünkü belediyenin başkan yardımcısı. Gidiyor duvara aleyhimize yazı yazıyor. Sahte afiş asıyor. Kim olduğu apaçık belli, apartmana girerken, çıkarken görüntüleri var. Üzerindeki mont, afiş asan adamın üzerindekinin aynısı. Bütün bunları savcıya veriyoruz. ‘Yok teşhis edemedim’ diyor. Üstelik alay eder gibi en küçük incelemeye bile gerek duymaksızın iki dakikada karar veriyor. Yani medyanın bir bölümü yargısız infaz yaparken, bu tarafta da savcısı-hâkimi yargılı infaz yapıyor.’

SAKLAYIN BU GÖRÜNTÜLERİ YALANSA BİR GÜN GÖSTERİN 

“ADAM yemin ediyor vallahi billahi 20 bin işçi çıkaracak diye. Ben de vallahi billahi çıkarmayacağım diyorum. Belediyede çalışan o insanlara sesleniyorum. İşte televizyonlarda yaptığım konuşmalar ortada. Saklayın bu görüntüleri. Verdiğim sözü tutmazsam koyun önüme.”

NE KORUMAM VAR NE DE KORTEJİM TEK BAŞINA HALKIN ARASINDAYIM

BİZ bu görevlere halkın seçimi ile geliyoruz. Seçimi kazanmak kadar kaybetmek de vardır. Herkes buna saygı göstermeli. Ben iki seçim kaybettim. Ama bakın ne korumam var, ne arkamda kortej. Halkın içinde göğsümü gere gere dolaşıyorum. Allah’a şükür bugüne kadar AK Partililer de dahil kötü hiçbir şeyle karşılaşmadım.

MELİH GÖKÇEK’İN YAPTIĞI PARKLAR TIKLIM TIKLIMSA

PARKLARA bakıyorum, mesela Gökçek’in yaptığı Mavi Göl, Göksu ve Gölbaşı’nın etrafı var, kalabalıktan gidemiyorsunuz. Her kesimden insan var, orada buluşuyor. Daha ne kadar yeşil alan yapsak dolacak demektir. Dolayısıyla bu tür alanları çoğaltırsanız buluşmayı ve kaynaşmayı da sağlarsınız.

Zamanında onu çiçekle karşıladım, bu seçimden sonra makul çizgiye gelir

BEKA SORUNU

BU AY-YILDIZI YAKAMA DAHA DÜN TAKMADIM

HER seçimde bir şey çıkarıyorlar. Geçen seçimde ülkenin istikbali demişlerdi, şimdi bekası diyorlar. Niye bir beka sorunu olsun ki? Yakasında ay-yıldızlı rozet taşıyan bir insanım. Ben o ay-yıldızı oraya dün takmadım. Önceki gün de takmadım. Kendimi bildiğimden beri yakamda ve gönlümde. AKP’li bir belediye başkanı değil de ben olursam niye bir beka sorunu çıksın... Geldiğim köken belli. Milliyetçi bir insanım ben. Yanlış şeyler bunlar. Zaten halk da itibar etmedi.

ŞU SON OLAYLAR OLMASAYDI ÇOK GÜZEL BİR ORTAM VARDI - KUTUPLAŞMA 1

“ŞU son dakikada çıkarılan şeyler olmasaydı, Ankara’da son derecede güzel ve uzlaşmacı bir hava vardı. İnşallah seçimden sonra yumuşar. Böyle bir gerginlikten hiçbirimiz hoşnut değiliz. Toplumun da hoşnut olduğunu sanmıyorum. ‘Ben MHP seçmeni, AKP seçmeni, CHP, İYİ Parti seçmeni’ diye bir ayrım yapmıyorum. Oy verecek bütün insanlara sesleniyorum. Herhangi bir partiyi hedef alacak bir siyaset yapmıyorum. Karşınızdaki insanları siyasi kimlikle değil de insan olarak görürseniz siyaseti de rahat yapıyorsunuz. O nedenle diyorum ki bu zihniyetteki belediye başkanları ülkede yukarıda oluşmuş bu kutuplaşmayı tabanda ortadan kaldırabilir.”

KUTUPLAŞMAYI ÖNLEMEK İÇİN ENCÜMENE AKP’Lİ DE ALACAĞIM - KUTUPLAŞMA 2

“KUTUPLAŞMAYI önlemek için ilk adımı da ben atacağım. Seçimden sonra şöyle iyi bir şey olacak: Ankara’da gerçekten demokratik bir yapı oluşacak. Birlikte yöneteceğiz bu şehri. Encümene AK Partili de alacağım. Zaten olacak. Olmasa da alacağım.”

BENİM SİYASİ GÖRÜŞÜM ŞUYMUŞ BUYMUŞ KİME NE - KUTUPLAŞMA 3

“BENİM siyasi görüşümden kime ne? Başbakan, Cumhurbaşkanı bir şey söylüyor, gazeteciler gelip bana soruyorlar: ‘Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?’ Ne önemi var benim ne düşündüğümün? Ayrıca ben şöyle düşünüyorum diye bütün Ankaralı da böyle mi düşünecek? O nedenle ben ‘Boş verin benim ne düşündüğümü, siz bana belediye ile aldığınız hizmetle ilgili soru sorun’ diyorum.”

BAŞKAN ‘PARTİM ŞUNU İSTİYOR’ DEYİP YASAKLAR KOYMAMALI - KUTUPLAŞMA 4

“KİMSEYE hayat dayatmıyoruz diyorlar ama dayatıyorlar. Belediye başkanları politik olmamalı diye düşünüyorum. Politik olmazsanız, kimsenin hayat tarzına müdahaleniz de olmaz. Bizdeki yanlış şu: Biri belediye başkanı oldu mu ‘Partim şöyle istiyor’ diye kendi yasaklarını getiriyor. Bu doğru bir anlayış değil. İnsanları özgür bırakmak lazım.”

BELEDİYE BAŞKANLARININ YETKİSİ FAZLA, AZALTILMALI

ŞİMDİ size şaşırtıcı gelebilecek bir şey söyleyeceğim. Belediye başkanlarının yetkisi çok fazla. Ben buna karşıyım. Bu yetkiyi kullanıp kullanmama meselesi değil bu. Fazla diyorum çünkü bu yetki yanlış kullanılabilir. Çetin Altan’ın bir sözü vardır. ‘İyi bir başkan şehrini ihya edebilir, kötü başkan ise imha eder’ diyor. Ben bu yetkiyi ilçe başkanları ile paylaşarak kullanacağım.

BİR ZAMANLAR İLBER HOCA’SI, ATTİLÂ İLHAN’I BU ŞEHİRDEYDİ

Ankara eğlenceli bir şehirdi ama şimdi sanki üzerine muhafazakâr bir şal örtüldü gibi. Rakibiniz bile “Gelen hemen kaçmak istiyor” diyor.

“Muhafazakâr şal demek yanlış. Ölü toprağı serpildi demek lazım. Doğru. Ankara’da canlı bir müzik ortamı vardı. Spor ortamı vardı. İlber Ortaylı, Enis Batur, yaşarken Yusuf Atılgan, Attilâ İlhan bu şehirde otururdu. Rakibim haklı, şehrin entelektüel hayatı öldürüldü. Maalesef böyle bir şehir oldu. Hâlâ çok sayıda aydını var ama onlar da mutsuz. Müziği, sporu, eğlenceyi ve özgürlüğü bu şehre geri getirmeliyiz.”

EN BÜYÜK BAŞARIM BEYPAZARI KADININI DÜKKÂNA SOKMAKTI

“BEYPAZARI’nda başardığımız en büyük olay kadınların çalışmasını sağlamaktı. Beypazarı muhafazakâr bir kasaba. Bunu nasıl yapacağız dedik. Ama şimdi gidip bakın Beypazarı’na. Kadın-erkek herkes dükkânlarında çalışıyor. İnsanlar sosyalleşirse, bugün hepimizin şikâyet ettiği şu kutuplaşma, ayrımlaşma da kalkacaktır.”

BEN PARA BULAMAZMIŞIM, RAKİBİM PARA MI BASACAK - EKONOMİ 1

RAKİBİM benim için ‘O paraları bulamaz’ diyor. Peki ben bulamadım diyelim. Rakibim ne yapacak? Para mı basacak? Böyle şey olur mu? Elbette bütçemize bakacağız, gelirimiz neymiş, giderimiz neymiş bakacağız. Ama biz önce şunu konuşalım: Ankara ekonomisi çok kötü. İnsanlar işsiz. Dükkânlar kapanıyor. Bizim ilk işimiz istihdamı arttıracak projeler. Biz 100 günde 100 proje diyoruz. Onlara öncelik vereceğiz tabii ki.

ANKARA’NIN BÜTÜN YERLEŞİMİ ARAZİSİNİN SADECE YÜZDE 3’Ü - EKONOMİ 2

İsterse yapar. İsterse şehrini zengin edebilir. İşinsanının önünü açarsınız... İnsan yatırım yapacak ama arsa paraları çok yüksek. Öyleyse siz arsa üretin, yer gösterin. Size bir rakam vereyim: Ankara’nın bütün yerleşimi şu an sahip olduğu arazinin yüzde 3’ü. Ama herkes aman yerim İstanbul yolunun üstünde olsun, havaalanı yolunda olsun, İzmir yolunda olsun istiyor. Böyle bir şey yok ki. Oraları pahalı tabii.

1 MİLYAR DOLAR HARCANAN SUYU AKITMAZSAK O BORULAR BOZULUR - EKONOMİ 3

ANKARA’da Kızılırmak’tan gelen su var. Bu su aslında 2050 yılında gelecekti, malum şeylerden dolayı öne alındı. 1 milyar dolara mal oldu. O suyu akıtmazsanız borular kullanılmaz hale gelecek. İşte bu suyu kullanmak üzere büyük bir proje geliştirdik. Gölbaşı ile Bala arasında 1000 kilometrekarelik bir alanda aşağı yukarı 250-300 bin dönüm civarında sulu tarım yapılacak hale gelecek. Sebze ekilirse 4 ile 7 milyar arası gelir sağlanacak.

ANKARA BİLİŞİM VADİSİ GÖLBAŞI’NA KURULACAK - EKONOMİ 4

BİZ bu şehrin parlak beyinleri ile 2050’yi planlayacağız. Ankara’da parlak beyin çok. 200 bin üniversite öğrencisi var. Ama üniversiteyi bitiren burada durmuyor. Bu insanları burada tutmanız lazım. Bunun için bilişim vadisini Gölbaşı’na yapıyoruz. Manzarası güzel, yeşiller içinde çalışacak. O insana çalışma duygusu verecek bir ortam hazırlayacağız.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 saatte ne oldu? (21.03.2019) 2İşte Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeler, son 24 saatte yaşanan olaylar..
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

İki kadeh viski askeri sivil darbeyi önler mi

Madem ışıkları yanan Anayasa Mahkemesi tartışılıyor, ben de tarihimizin gizli kalmış bir darbe önleme hikâyesini anlatayım.

Olay 1973 yılında, yani 12 Mart ara rejiminin yıllarında Ankara’nın Çankaya semtinde bir gazetecinin evinde geçiyor...

*

O yıl cumhurbaşkanlığı seçimi var ve bu konu ordu ile siyaset arasına kara kedi gibi girmiş...

Askerler bir süre önce emekliye ayrılmış olan Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’i cumhurbaşkanı seçtirmek istiyor.

Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki partilerin büyük bölümü buna karşı.

Türkiye hâlâ 12 Mart  ara rejiminin etkisinde.

Bir askeri darbenin kara bulutları rejimin üzerinde.

*

Yazının Devamını Oku

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

Evet

Yazının Devamını Oku