GeriErtuğrul ÖZKÖK Yoksa yeni normal çok sıkıcı bir şey mi olacak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yoksa yeni normal çok sıkıcı bir şey mi olacak

Bugünlerde benim gibi “gece kuşlarını” ikiye bölen bir dizi var.

Adı “Normal People”... Yani “Normal İnsanlar”...

Yoksa yeni normal çok sıkıcı bir şey mi olacak

Televizyon alanında tam bir trend avcısı olan kızım Gülümsün, “Baba bu olağanüstü bir dizi. Bana göre önümüzdeki dönemin trendleri konusunda ipuçları veriyor” dedi...

Son yıllarda onu en çok etkileyen dizi olmuş.

*

O söylemese, adı “Normal People” olan bir diziyi seyredeceğimi pek sanmıyorum.

Çünkü hayatım boyunca hep “normal olmayanı”, “fantastik olanı” aradım.

Sırf kızım istedi diye önceki gece seyretmeye başladım.

*

Birinci bölüm son derece sıradan bir okul ve genç ilişkisi...

Bizim “Love 101” bunun yanında insanı sürükleyip götüren bir dizi...

İkinci bölümün neredeyse tamamı yatakta geçiyor.

Son derece sıradan, son derece normal, hatta erotik bile denemeyecek bitmeyen bir sevişme sahnesi...

*

İkinci bölüm bitince gece yarısı Haber Türk yazarı Oray Eğin’i aradım.

Bu diziyi ikinci bölüme kadar seyretmiş ve yazmıştı. Ona göre sıradan, sıkıcı bir okul dizisiydi.

Kızın “arıza” karakteri, “Love” dizisindeki “Mickey Dobbs” karakterinin yanında çok sönük...

*

Oray şunu söyledi:

“Bu film benim arkadaş grubumu ikiye böldü. Bir bölümü benim gibi sıkıcı bir dizi olarak görüyor. İkinci grup ise Gülümsün gibi ‘Bu yüzyılın draması’ olarak kabul ediyor. Devamını izleyeceğim.”

*

Bense izlemeye devam ettim.

Üçüncü bölümden itibaren sıkılmamaya başladım.

Dördüncü bölümde “Bana bir şeyler mi oluyor” dedim.

Çünkü ilişkiler son derece sıradan, terk etmeler son derece sıradan.

Koskoca Trinity Üniversitesi’nde bir tek LGBT insanı ve ilişkisi yok.

Evet gerçekten “normal, hatta çok normal insanlar”...

Sonra yavaş yavaş fark ettim ki derinde çok özlediğimiz bir şey var.

Sıradan insan teması...

Basit, normal mimikler...

Normal tepkiler...

Normal hüzünler...

Normal düş kırıklıkları...

Normal arkadaşlıklar...

*

Hayatımda beni en büyük ikilemle karşı karşıya bırakan bu diziyi izliyorum şu an... Altıncı bölümdeyim ve kendi kendime sormaya başladım.

Acaba korona sonrasının “yeni normal”i, lise yıllarında kaybettiğim masumiyeti, o “çok eski normal”i özlemek mi olacak...

*

Bekleyin...

Bitireyim, son kararımı yazacağım.

NORMAL ÜSTÜ TEK ŞEY BU ŞARKI

Dizide ‘normal dışı’ tek şey müzikler. İşte onlar bana uyar. Özellikle de ikinci bölümdeki disko sahnesinde çalan harika şarkı ve ritim. London Grammar topluluğunun 2013 şarkısı ‘Hey Now’ (Arty Remix) kulaklık ve yüksek volümde tavsiye ederim.

ADAYA GİREMEMEK Mİ YOKSA ÇIKAMAMAK MI DAHA ACITICI

Dün Büyükada’da yaşayan bir arkadaşım aradı. Doğma büyüme oralı.

Kaymakamlık iki hafta önce bir karar almış, adaya giriş ve çıkışları yasaklamış.

Bunun için de ikamet belgesine bakıyorlarmış.

*

“Burada yaşayan birçok insanın ikameti İstanbul’da görünüyor. O nedenle buraya evlerine gelemiyorlar. Biz de çıkamıyoruz” dedi...

Düşündüm...
Böyle bir durumda adaya gidememek mi yoksa oradan çıkamamak mı daha ağır bir baskı oluşturur insanın üzerinde...

*

Aklıma bilimkurgu roman ve filmleri geldi. O filmlerde insanlar girdikleri evden veya bir adadan kaçmak isterler ama bir türlü dışarı çıkamazlar.

Eve veya adaya giremeyen insan filmi veya romanı pek bilmiyorum.

Acaba çıkamamak mı daha klostrofobik bir duygu?

‘YÜRÜYEN ADAM’DA BOY VE ADIM KRİTERİ

KORONA günlerinde evde “yürüyen adam” tartışması büyüyor...

Rıfat Ababay dün “Bizimki koparma, tek parçada yürüyüş, onlarınki ‘silkme’, iki-üç parçada. Dolayısıyla liderlik yarışının koparma dalında olması gerekir” dedi ya...

Dün sabah Cavit Çağlar aradı ve sabah rakamını belgesiyle iletti:

“Tek parçada üç saatte 23 bin adım...”

Ababay “Benimki de ona yakın” deyince Çağlar yeni bir performans kriteri daha getirdi.

“Bir: O 65 altı, ben 65 plus.

İki: Onun boyu 1.80, benimki 1.68. Dolayısıyla adım boylarımız farklı.

Bu kriterleri dikkate alırsanız, ben Rıfat’a tur bindiriyorum.”

*

Dün bu tartışma sürerken Hürriyet Başyazarı Osman Müftüoğlu’nun sessizliği dikkati çekti.

KORONA YENİKLERİ

BU ‘YOUTUBE MEVLİDİ’ INSTAGRAM’DA DA OLMALI

BU akşamüzeri saat 17.30’da İstanbul Dolmabahçe Bezmiâlem Valide Sultan Camisi’nde bir ilk gerçekleşecek.

Türk Eğitim Vakfı her yıl ramazan ayında, vakfın kurucuları ve bağışçıları için İstanbul ve vakfın şubelerinin bulunduğu şehirlerde mevlit düzenliyor.

Bu yılki mevlidin duasında bir de yeni unsur var.

Koronada hayatını kaybeden insanlar ve sağlık çalışanları için de dua edilecek.

Tabii asıl yenilik mevlidin YouTube kanalı üzerinden canlı yayınlanması olacak.

Bence mevlidi Instagram üzerinden de yayınlamak iyi olurdu.

Bu dönemin yükselen medyası o...

*

Bu arada, Türk Eğitim Vakfı ayrıca korona ile mücadelede hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının çocukları için bir “Korona Kahramanlarına Vefa Burs Fonu” oluşturdu.

Bu kahraman insanların çocuklarına 3 yaşından itibaren bütün eğitim hayatları boyunca burs verilecek.

Yoksa yeni normal çok sıkıcı bir şey mi olacak

KORONA SANATI

‘SESSİZ OLUN’ DİYEN KADINDAN BANKSY’NİN SÜPER KAHRAMANINA

DÜNYANIN en ünlü ve en esrarengiz duvar sanatçısı Banksy yaptığı bir tabloyu İngiltere’de bir hastaneye bağışladı.

Bunu ilk işittiğimde gözümün önüne hastane duvarlarındaki eliyle ‘sus’ işareti yapan hastabakıcı kadın imajı geldi.

“Acaba bundan hareketle bir şey mi tasarlar” diye düşündüm. Çok yanılmışım.

Hastabakıcıdan harika bir “super hero” (süper kahraman) portresi çıkarmış.

Geleceği temsil eden bir çocuğun elindeki “süper hemşire”...

Banksy yine farklı...

Yoksa yeni normal çok sıkıcı bir şey mi olacak

KARANTİNA YILDIZLARI

KARANTİNADA YÜKSELEN BİR TÜRK RİCHARD BRANSON’I

Magic Life gibi turizmde yepyeni bir konsepti kurmuştu.

Yenilikçiliği ve maceraperestliği ile benim gözümde Türk turizminin Richard Branson’ıydı.

Sonra birtakım talihsizlikler oldu, bir süre kenara çekildi. Geçen yıl bir motosiklet kazası geçirdi. Günlerce yoğun bakımda kaldı...

Ve korona günlerinde evinde öyle bir Instagram medyası kurdu ki...

İşinsanları ile konuştu... En çarpıcı konuları gündeme getirdi.

Bu arada, oturup tek başına Türk turizminin açılışı için detaylı ve yenilikçi bir plan hazırladı.

Herkes, “Oteller mutfak ve hizmet personelini azaltmalı” derken, o “Hayır tam aksine iki katına çıkarılmalı” dedi.

“Patagonya tedarik kuralları” gibi hiç bilmediğimiz kavramları ortaya attı...

Cem Kınay, benim gözümde “karantina döneminin yükselen yıldızlarından biri”...

X

Bu karedeki tek farkı bulun çünkü tarihi işte o insan yazdı

Geçen çarşamba Berlin’in Tempelhof Havaalanı’nda açılan olağanüstü bir sergiyi geziyorum...

Ama size önce bu serginin açıldığı mekânı anlatayım.

Tempelhof Havalimanı bugün boş ve neredeyse metruk devasa bir bina...

1923’te inşasına başlanmış ama Hitler döneminde totalitarizmin anıtsal bir binası haline gelmiş. Yani Nazi ruhunun dolaştığı hayalet bir hangar burası...

İşte burada “Diversity United” isimli, Türkçe’ye “Birleşik Farklılık” olarak çevrilebilecek bir sergi açıldı.

Daha doğrusu sınırlı bir bienal diyebilirsiniz.

*

Avrupa’nın 34 ülkesinden 90 sanatçının eseri sergileniyor.

Aralarında

Yazının Devamını Oku

Aziz Nesin’in, Cem Yılmaz’ın ülkesi neden artık gülmüyor

1) Öyle bir çağdayız ki artık duygusal planlama yapmak mümkün değil...

Dün Türkiye, yanan ormanlarına, kaybolan canlarına, çaresiz hayvanlarına...

Ve bir de o ormanlar, oradaki canlılar için hayatını feda eden genç çocuğumuza ağlarken, ben Almanya’nın Bayreuth şehrinde Wagner’in “Die Walküre” (Valküreler) operasını seyrediyordum...

*

Türkiye’den ayrılırken, ülkem tatil yapıyordu...

Ve bir anda o duygusal tatil bitti...

Operanın her arasında insanlar bir önceki sahneyi konuşurken, ben Türkiye ile konuşuyordum...

Dün geceden beri o görüntüler gözümün önünde...

Bir de

Yazının Devamını Oku

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku