GeriErtuğrul ÖZKÖK Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti

Bugün size yerel kıyafetleri içinde hapishane demirlerini kıran bu genç kızın hikâyesini anlatacağım.

Bunu çizen kızın adı Sara Barakzay...

Afganistan’ın ilk kadın çizgi romancısı...

Adını ilk defa dün Guardian gazetesinde gördüm.

Ben onun hakkındaki bu haberi okurken, Türkiye’de gazetelerin, internet haber sitelerinin, haber televizyonlarının bir numaralı gündemi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Reform Paketiydi...

İkisinin aynı güne gelmesi benim için çok anlamlı bir sürpriz oldu.

Çünkü bu çizginin Türkiye’ye uzanan bir ucu var.

Nedenini anlatayım.

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti

Sara Barakzay, Afganistan’ın Taliban yönetimi altındaki bölgesinde doğmuş bir kız...

Doğuştan işitme engelli....

Babası konuşmayı öğretmek için çok uğraştığı halde başaramamış.

Ama başardığı başka bir şey var.

Ailesini ve çocuklarını alıp Taliban işgali dışındaki bir bölgeye göç etmiş.

Ve orada kız çocuklarını da okula göndermiş.

*

Sara 15 yaşında okulu bitirince önüne hiç beklemediği bir fırsat geliyor.

Türkiye’de bir üniversiteden burs alıyor.

İşte orada Taliban yönetiminde doğmuş bir Afgan kızı için akla bile gelmeyecek bir mesleğe hazırlanıyor.

Çizgi roman...

*

Türkiye’de sadece bunu öğrenmiyor.

Ama asıl öğrendiği şey, kadın özgürlüğü ve eşitliği olmuş.

Genç kadın bu sanatı Türkiye’de öğreniyor ve ülkesinin ilk kadın çizgi roman çizeri oluyor.

Ve Guardian gazetesi de dün bu sanatçıyı işte demir parmaklıkları kıran bu kadın çizimi ile tanıtıyor.

Yani aynı zamanda Türk eğitiminin de zaferidir bu...

*

İnsan hakları paketinin açıklandığı gün, bu güzel tesadüfü şundan yazdım.

Bu paketin gerçekten ve tavizsiz uygulanması Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına yüz akıyla girmemizi sağlayabilir.

Müslüman bir Afgan kızına verdiğimiz bu hak ve özgürlük eğitimi ve duygusunu bütün kızlarımıza da vermeliyiz....

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti


‘ŞİRİNLER’LE ÖĞRENİLEN TÜRKÇE VE BİR KONUŞMA YETENEĞİ

 Sara televizyonda seyrettiği “Smurfs”, yani “Şirinler” dizisi sayesinde önce Türkçeyi öğreniyor. Sonra da konuşma yeteneği kazanıyor. Aynı zamanda İngilizce ve Almancayı da öğrenmiş. Anadolu Ajansı, Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde, “Film ve Animasyon” eğitimi aldığını yazmıştı....

Ancak üniversiteye sorduğumda kendilerinde bu isimde bir öğrencinin okumadığını söylediler.

Sara İstanbul hayranı imiş. Zaten çizimlerinde Kız Kulesi gibi mekânlar var.

PANDEMİ EĞİTİMİ

MÜZİĞİN İLBER ORTAYLI’SINDAN ŞARKILI TARİH DERSLERİ ALMAYA BAŞLADIM

ÜNİVERSİTEYİ 1969 yılında bitirdim.

Bu hesapla 52 yıl sonra yeniden öğrenciliğe dönüyorum.

Okulumun adı “Neoskola”.

İnternet üzerinden eğitim veren dijital bir okul.

Çok ilginç bir müfredatı var...

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti

Benim aldığım dersin adı: “Şarkılarla Türkiye Tarihi...”

Hocam Murat Meriç...

Gerçek anlamda bir Türkiye’nin müzikli tarihçisi...

Ona müzik tarihinin İlber Ortaylı’sı da diyebilirsiniz.

Türk müzik tarihini Osmanlı ve Cumhuriyet’in marşlarıyla başlatıyor.

Sonra halk ozanları, Almanya’ya göç, Türk popu, Türk rock’ı ile devam ediyor.

Renkli, akıcı, ilginç örneklerle çok öğretici bir ders.

*

Yüz yüze eğitime geçemeyen bir 65 plus olarak hocamdan çok memnunum.

Tek eksiklik, görsel ve sessel malzemenin azlığı...

Çünkü anlattığı 45’likleri gösteriyor ama insan onları kısaca dinlemek de istiyor.

Mesela o dönemde  “Muhammed Ali’ye övgü” 45’likleri çıkmış. Çok merak ettim.

Şimdilik bu eksikliğimi Spotify’da bulabildiğim örneklerle kapatmaya çalışıyorum.

Bir de bu anlatıma, döneme ait sosyal ve kültürel görüntülerle sosyolojik bir zenginlik de katılabilir.

ONLINE ÖĞRENCİ

TUĞRUL HOCANIN HANGİ DERSLERİNE GİRMELİYİM

NEOSKOLA gerçekten ilginç bir girişim. Öğretim üyesi kadrosu çok zengin ve renkli.

Kendime bir program hazırladım bile...

Murat Meriç’in derslerinden çıkınca, Cem Bozkuş’tan “Baristalık” eğitimi alacağım.

Sonra Engin Ataman’dan “Koçluk, liderlik”, Oğuz Türkkan’dan “viski, yeme içme”, Galip Yorgancıoğlu’ndan “Yöneticilik” dersleri gelecek.

Prof. Asaf Savaş Akat ve Prof. Deniz Ülke Arıboğan’ın derslerine de gireceğim.

Karar veremediğim tek hoca, Upper Cihangir sakini Tuğrul Eryılmaz...

“Gazetecilik” dersleri veriyor...

Programına bakacağım.

Sadece klasik gazetecilikse bana fazla etik ve sıkıcı gelebilir.

Ama “Seviyeli magazin” varsa yoklamayı kaçırmam...

PHOTOSHOP’LANMIŞ BİR DENİZ RENKLENDİRİLMİŞ BİR PARKA

16 Mart günü, Deniz Gezmiş’in Sivas’ta yakalanışının 50’nci yıldönümü olacak. 

Geçen hafta Sözcü gazetesinde Emin Özgönül’ün köşesinde okudum.

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti

Deniz Gezmiş’in akrabası Enver Gezmiş, 1971 yılında yakalanıp Ankara’ya getirildiğinde çekilen fotoğrafları renklendirip bugünün teknikleri ile restore ettirip yeniden yayınlamış...

Yani bir anlamda Atatürk’ün eski fotoğraflarına uygulanan teknoloji uygulanmış.

Bu arada o güne ait hiç yayınlanmamış bazı fotoğraflar da ortaya çıkmış.

*

O fotoğrafları gazeteci Ergin Konuksever çekmişti.

Konuksever’in söylediğine göre Gezmiş o gün kendisine, “Yakalandığımda Mehmetçik’e silah çekmedim, askere kurşun sıkmam” demiş. Fotoğraflara bakarken 50 yıl sonra tarihin nasıl yazıldığını bir kere daha gördüm.

O gün “Terörist” denilen bir insan bugün photoshop’lanmış, renklendirilmiş fotoğrafları ile efsaneleşiyor ve tarihe
neredeyse bir kahraman olarak geçiyor.

*

Bu arada üzerindeki yeşil parkayı Bedri Baykam’ın geçtiğimiz yıllarda İstanbul Piramid Galerisi’nde düzenlediği 68 Mayısı sergisinde görmüştüm.

Parka avukat Halit Çelenk’in kızının evindeymiş.

Sergi için özel izinle alınıp getirilmiş ve sonra tekrar Ankara’ya dönmüş.

*

Diyeceğim o parka bile bugün artık Türk yakın siyasi tarihinin bir “kutsal emaneti” gibi görülüyor.

BEDRİ VE ‘D3’ EKİBİNE  KÜÇÜK BİR ‘2D’ SORUSU

BEDRİ Baykam yerinde duramayan bir sanatçı...

Dün de bazı eski CHP’lilerle birlikte bir “3D”, pardon “D3 Hareketi Manifestosu” yayınladılar.

*

Kadroya baktım....

CHP’de son yıllarda kenarda kalmış eski tüfekler...

Bir tek “Deniz Baykal’ın kızını genel başkan yapmak” isteyen siyaset dehası ekipten kimse yok.

*

Programın 2 ana hedefi var:

BİR: Partinin genel başkanı ve bütün yöneticileri bütün üyeler tarafından seçilmeli.

İKİ: İki defa seçim kaybeden genel başkan çekilmeli...

Ben de eski tüfek “3D’cilere”, basit bir “2D” soru sorayım.

*

Arkadaşlar günümüz demokrasilerinde hangisi daha acil ve önemlidir?

İki defa kaybetmek mi?

Yoksa iki defadan fazla seçilmek mi...

*

Bir düşünün... Amerika’da bir başkan neden iki defadan fazla seçilemiyor?

Yani başkanlık niye 8 yılla sınırlı...

*

P.C: Bedri kardeşim bu arada, CHP meselesine birkaç gün ara verip şu Fenerbahçe’ye bir 3D çözüm bulsan...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Eyüp Serbest
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku

Şenol Hoca ve takımı önceki gece Avrupa'da neyi yıktı?

Avrupa’da belki de son 4 Dünya Kupası’nda tanık olduğumuz manzara şudur: Ülkelerin milli takımları, kulüp takımları kadar iyi futbol oynayamıyor. Şenol Hoca ve takımı son 2 maçta işte bu yerleşik Avrupa inancını yıktı. Milli takım, Türkiye’deki bütün kulüp takımlarından daha iyi futbol oynuyordu.

Bu yazıyı, epeydir milli takım maçlarını seyretmeyen bir futbol izleyicisi olarak yazıyorum.

Seyretmememin de nedeni vardı. Avrupa’da milli maçlar zevksiz geçer. Söylemek istediğim tek cümle var:

“Şenol Güneş Hoca önceki akşam ve ondan önceki maçta, Avrupa’da belki son 16 yıldır hüküm süren bu futbol yargısını yıktı.”

Nedir bu, anlatayım...

57’NCİ DAKİKADA SAHADA GÖRDÜĞÜM MANZARA ŞU

Maçın 57’nci dakikası...

Milli takım Norveç savunması önünde inanılmaz üçlü ve dar paslaşmalar yapıyor.

Bir La Liga tutkunu olarak, bilmesem karşımda Barcelona oynuyor sanacağım.

Yazının Devamını Oku

23 Haziran'da bu paranın üzerinde bu 'muamma' çocuğun resmi olacak

Kendini mahallenin ağır abisi sanan bir meczubun, “eşcinsel” diye işitme engelli bir çocuğu sokak ortasında dövüp, sonra bu görüntüleri göğsünü yumruklaya yumruklaya sosyal medyada paylaştığı gün...

Yani geçen cuma...

İşte tam o gün dünya başka bir konuyu konuşuyordu.

*

Bundan 3 ay sonra...

Tam tarihiyle 23 Haziran günü İngiliz Merkez Bankası 50 pound’luk yeni bir banknot çıkaracak.

Bunun bir tarafında İngiltere Kraliçesi’nin resmi olacak...

Öteki tarafında ise Alan Turing isimli birinin fotoğrafı...

Yanda çocukluk resmini gördüğünüz insanın 41 yaşındaki halinin bir fotoğrafı olacak...

Yazının Devamını Oku

Gönüllü istihbaratçı... Üzerinde çift ay işareti yok diye şunları hafife almayın

25 Mart 2021 Perşembe günü...

Yani önceki gün, biz Türkiye’de TBMM Başkanı’nın “Tek imza ile Montreux’den bile çekilebiliriz” açıklamasının yarattığı depremi yaşarken...

Atina’da çok önemli bir şey oldu...

Atina Büyükelçiliğimiz ve MİT’in yazdıkları raporlarda şu ayrıntılar var mıydı bilmiyorum...

Ama ben şahsi istihbaratımı yaptım ve yazıyorum...

İstihbarat dediğim de öyle gizli kapaklı bir şey değil...

Açık ve herkesin önünde olup biten şeyler.

Önce bir Google araması, sonra da Hürriyet’in Atina büro şefi Yorgo Kırbaki ile sohbet...

Bence herkesin dikkatle okuması gereken Atina raporumu sunuyorum...

Yazının Devamını Oku

Son 24 saatte ne oldu da bu kadar safça umutlandım

1) Sadece dün değil... Epey bir süredir Türkiye’de parti kongreleri beni hiç ilgilendirmiyor...

Açıkça söyleyeyim, parti mitingleri de, parti kongreleri de bana artık eskimiş bir siyaset anlayışının nostaljik kalıntıları gibi görünüyor.

Ancak son 24 saatte iki ayrı partide iki ayrı gelişmeye baktım ve yazmaya karar verdim.

*

AKP kanadında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir cümlesi: Ve arkasından yeni AKP yönetimine giren bazı isimler bana umut verdi.

*

Öğleden sonra ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması...

“Gelin helalleşelim ve yeni bir Türkiye kuralım” mesajı... “Herkes hata yapabilir. Yeni bir siyaset anlayışını birlikte inşa edebiliriz” sözleri... Son günlerin en önemli cümleleri bunlar...

Hayal mi kuruyorum...

Yazının Devamını Oku

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık? İşte hesabı

Son dönemde ekranlarda ve gazetelerde, kilo alanları gördükçe aklıma şu soru geliyor:

Acaba pandemi sırasında mı aldılar bu kiloları...

Ve kaç kilo aldılar...

Herhalde her evde her hafta en az birkaç kere, kendimizle de ilgili bu konuyu konuşmuşuzdur. Özellikle de daha çok eve kapanan 65 plus’lar...

Hürriyet başyazarı Prof. Osman Müftüoğlu hep bir “pandemi obezitesi”nden söz ediyor.

Ama şurası kesin...

Bu dönemde hepimiz daha kolay kilo aldık.

*

Yazının Devamını Oku

Anayasa'daki 'Andımız' bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Dün önüme Aksoy şirketinin yaptığı yeni bir araştırmanın sonuçları geldi.

Örneklem alınan insanlara şu soruyu sormuşlar:

“Siz olsanız her gün okullarda ‘Andımız’ı okutur muydunuz?”

*

Sonuçlar ilginç.

CHP seçmeninin yüzde 96’sı...

İYİ Parti seçmeninin yüzde 92.9’u...

MHP seçmeninin yüzde 83.8’i...

AKP seçmeninin yüzde 74.9’u...

Yazının Devamını Oku

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi

O gün merak etmemiştim, ama bugün ediyorum...

Tam 10 yıl önce...

Türkiye Büyük Millet Meclisi 24’üncü dönem ikinci yasama yılı...

Tarih 24 Kasım 2011 Perşembe....

TBMM o gün tarihinin en önemli sözleşmelerinden birini onaylamak için toplanıyor.


Temsili fotoğraf

Milletvekillerinin oyuna sunulan kanunun tam adı şu:

“Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanun...”

Yazının Devamını Oku