Her 100 Türk'ten kaçı cami imamına güveniyor

Önceki günden beri önümde çok çarpıcı bir araştırma duruyor.

Dünyanın en büyük araştırma şirketlerinden Ipsos 23 ülkede yapmış bu araştırmayı.

*

Araştırmanın konusu “Dünyanın en güvenilen meslekleri”...

Bu araştırma pazartesi günü açıklandı.

Dün baktım sadece bir gazetenin arka sayfasında yer almış.

*

Listenin üst sıraları beni şaşırtmadı... İlk üç sırada doktorlar, bilim insanları ve öğretmenler var.

Sonra gözüm alt sıralara, hatta en alt sıralara takıldı...

Orada da beni şaşırtmayan meslekler var.

Mesela gazeteciler...

*

Ama daha da alta, dibe inince gözüm hayretten fal taşı gibi açıldı.

Çünkü bütün dünyada en az güvenilen mesleklerden biri “din görevlileri”...

*

Araştırma yapılan 23 ülkenin ortalamasına bakıldığında...

Bu ülkelerde 100 insandan sadece 21’i din görevlilerine güveniyor.

Bütün dünyada din görevlilerine güven gazetecilerle aynı sıraya inmiş.

Gazetecilere de güven yüzde 21...

DÜNYADA KİMLERE ZERRE KADAR GÜVENİLMİYOR

Peki dünya güvenilmez meslekler listesinin en dibinde kimler var dersiniz?

Bingo...

Bankacılar, reklamcılar, hükümet bakanları, politikacılar...

Evet din görevlileri en güvenilmezler listesinde ilk 5’te ama en dipte değil. Peki ülkemizde, Türkiyemizde durum ne?

Sıkı durun...

Çünkü orada felaket bir durum var.

Dünyadan çok daha beter bir durum...

Her 100 Türkten kaçı cami imamına güveniyor

90 BİN CAMİ, 144 BİN İMAM VE VAİZLE BİZİM DURUMUMUZ NE

ÜLKEMİZDE din görevlilerinin durumu maalesef şu:

Her 100 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşından sadece 12’si din görevlilerine inanıyor...

Yani insanlarımız, camilerdeki imam ve vaizlere, çocuklarımıza Kuran kursu veren görevlilere zerre kadar güvenmiyor bile diyebilirsiniz.

Yani din görevlilerine duyulan güvensizlik, Hıristiyan, Budist ve Hindu inancından insanların iki katı fazla...

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde rakamlara göre 2018 yılı itibariyle Türkiye’de...

100 bin imam, müezzin

20 bin kadrolu Kuran kursu öğretmeni

20 bin geçici Kuran kursu öğretmeni

3 bin vaiz

1250 müftü

5 bin imam hatip ortaokulu ve lisesi, 1 milyon 400 bin imam hatip öğrencisi var.

Bence toplum olarak üzerinde çok dikkatle düşünmemiz gereken bir sosyolojik sorun bu.

Her 100 Türkten kaçı cami imamına güveniyor

TELEVİZYONLARDAKİ DİN İNSANI KILIKLI SOYTARILAR OLABİLİR Mİ

O zaman...

Türkiye’nin meşru sınır ötesi harekâtlarını bile müfredat kitaplarına “cihat” diye sokan Milli Eğitim Bakanlığı’na...

Her gün her konuda fetva yayınlayan, Diyanet İşleri Başkanlığı’na sormak hepimizin görevi...

*

BİR: Türkiye’de halkın din görevlilerine zerre kadar güvenmemesi neden kaynaklanıyor?

*

İKİ: Türkiye’de din görevlisine karşı en dibe inen bu güvensizlik, inancımıza ne kadar zarar veriyor?

*

ÜÇ: Acaba bunda, son yıllarda caminin siyasete, siyasetin camiye çok fazla sokulmasının, televizyonlarda her gece konuşan din insanı kılıklı soytarıların da etkisi olabilir mi...

DİN GÖREVLİSİNE GÜVENMEYEN TÜRKİYE KİME GÜVENİYOR

ARAŞTIRMANIN en ilginç sonuçlarından biri de bu.

Türkiye, vatandaşları bilim insanlarına en çok güvenen 5 ülke arasında yer alıyor.

Her 100 Türk’ten sadece 12’si din görevlilerine güvenirken, 70’i bilim insanlarına tam güveniyor.

Bu bakımdan Rusya, Arjantin ve Meksika’dan sonra dördüncü sırada Türkiye, beşinci sırada İtalya var.

Bu da gösteriyor ki artık Türkiye’de “cami cemaati siyaseti” çökmüştür.

GYY’LER FİLİSTİN’İ MERAK ETMEDİ Mİ

CUMHURBAŞKANI Erdoğan geçen pazar günü gazetelerin genel yayın yönetmenlerini topladı.

Bu arada çok da olumlu ve bana umut veren bir adım attı ve Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmenini de ilk defa davet etti.

Bu toplantıda çok merak ettiğim konulardan biri Arap Birliği’nin Türkiye’yi kınayan bildirisiydi.

O bildiriye Filistin de imza atmıştı.

Ertesi gün planlanan toplantı ise iki ülkenin vetosu nedeniyle yapılamadı. Veto eden iki ülke de Katar ve Somali’ydi.

Yani Filistin yine Türkiye’ye karşı bir tavır almış ve Türkiye lehine davranıp o toplantıyı veto eden iki ülkeye katılmamıştı.

Galiba soru sorulmuş ama cevabını bir yerde göremedim.

Merak ettim acaba Cumhurbaşkanı bu konuda ne düşünüyordu?

Acaba gariban ülke diye dikkate almadılar mı...

Her 100 Türkten kaçı cami imamına güveniyor

BU ÜÇ KADINI AYNI KAREYE TACİZCİ GAZETECİ TOPLADI

DÜN sabah uyandığımda bütün Hollywood menşeli sitelerde bu fotoğraf vardı.

Sinemanın üç büyük kadını Nicole Kidman, Charlize Theron ve Margot Robbie yan yana poz vermişti.

Bu üç büyük kadın aynı filmde oynamıştı.

“Bombshell” (Skandal) adlı filmin ön gösterimi önceki gece yapıldı.

Dün bütün yorumlarda aynı gözlem vardı.

Charlize Theron bu filmdeki rolüyle ikinci Oscar’ını alabilir.

Filmde oynadığı rol ise Fox News’un eski yöneticisi Roger Ailes’in tacizine uğrayan kadın televizyon sunucusu Megyn Kelly...

Anlayacağınız Hollywood’un bu üç dev kadınını, tacize uğrayan bir gazeteci ve ona tacizde bulunan haber kanalı yöneticisi bir erkek bir araya getirdi.

 CAZ SEVENLERE ÜÇ YENİ ŞARKI

The Cooltrane Quartet & Luca Giacco: “Hold on My Heart.”

Jeff Goldblum & Mildred Snitzer Orchestra: “Make Someone Happy.”

Van Morrison: ““Days Gone By.”

FRANK SİNATRA SEVENLERE TAM SONBAHARLIK ALBÜM

Geçen hafta streaming platformlarına Frank Sinatra’nın yeniden düzenlenmiş bir albümü kondu.

Adı “Sinatra Sings Alan&Marilyn Bergman”.

Bir kısmı 1960’lardan kalmış şarkılar.

Benim tercihlerim:

“Nice ‘N’ Easy”

“Sentimental Baby”

“Love Looks So Well On You...”

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

Evet

Yazının Devamını Oku

Bugün savaş olan o bölgede 3 yılda 4 büyük olay gördüm

Komünizm duvarlarının yıkılmasından bir yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında, yani 1988 ile 92 arasında Kafkasya’da 4 olayın tanığı oldum.

Hürriyet’in hem Ankara hem de Moskova temsilcisiydim.

*

Birinci olay: Sovyetler Birliği döneminde 26 Ermeni’nin öldürülmesinden sonra bütün dünyaya kapatılan Sumgait şehrine girmesine izin verilen ilk iki gazeteci rahmetli Mehmet Ali Birand ve bendim...

Sumgait olayları hâlâ karanlıktır.

*

İkinci olayı 1989’da yaşadım. Yanımda Sovyet Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ile birlikte Bakü’deydim.

Orada Azeri Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir basın toplantısındaydım.

Bir ara gözüm yan tarafta sessizce izleyen zayıf sakallı bir adama takıldı.

Yazının Devamını Oku

Müzikte müzayede tarihinin rekoru işte burada kırıldı

Baştan uyarayım.

Siz de “Memleketin bunca meselesi varken sen nelerle uğraşıyorsun lobisi”ndenseniz bu yazıyı atlayın.

Çünkü bugünkü konum, 1970’ler ve sonrasının en efsane rock gruplarından birinin gitarları olacak.



*

İlgilenenler okumuştur. Geçen yıl yine bir pazar günü Pink Floyd grubunun gitaristi

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en gizli kapaklı ve en açık magazincileri kimlerdir

Pandemi sırasında magazinin önemini bir kere daha anladım. Setler, sahneler, kulüpler kapanınca magazin de en büyük kaynağını yitirdi. Zaten grileşmiş hayatımızın rengi iyice kaçtı. Eve kapandığım günlerde magazinin önemini daha da iyi anladım. Oturup küçük ve şahsi bir “Magazin ansiklopedisi” yaptım. İşte magazinde Türkiye’nin enleri...

MAGAZİN ÂLEMİNİN KURUCU BABALARI

En renkli ve en eski siyasi magazinci: Müşerref Hekimoğlu... 1970’lerde Ankara yıllarımın en renkli ve güzel gazetecisiydi. Cumhuriyet gazetesinde ve ANKA Ajansı’ndaki yazılarının hastasıydım.

En korkulan magazinci: Hiç kuşkusuz rahmetli Çetin Emeç ve başında olduğu Hafta Sonu gazetesi... Magazin haberi ile bakan deviren gazeteci olarak tarihe geçti.

Magazine en sınıf atlattıran fahri magazinci: Banko Hıncal Uluç. Sanat, edebiyat, kültür ve daha birçok alanı magazin coğrafyasına o soktu.

En edebi magazinci: Selim İleri. 70’li ve 80’li yıllarda hazırladığı kültür sanat sayfalarında edebiyat, sinema ve sanat dünyasının ünlü simalarının evlerini ve dedikodularını öyle harika bir tarzla anlatırdı ki, benim magazinci olmamda çok etkisi oldu.

Cihangir fısıltı magazininin en derin babası: Sabiha Deren ve Yeni Sabah gazetesindeki köşesi “Fısıltı”... Hiç şüphesiz bugün “Düzeyli magazin” denilen Cihangir magazinciliğinin kurucu babası o. Gerçek adı da Hakkı Devrim.

Babıâli’nin en yazmayan magazincisi: Ergil Tezerdi.

Yazının Devamını Oku

Bana ve Beatles'a siyah dik yaka kazak giydiren kadın

İzmirli bir delikanlı olarak bana “varoluşçuluğun siyah dik yaka kazağını” giydiren kadındı o...

Sadece bana değil, 1963 yılında Beatles’a da siyah dik yaka kazağı giydirip “With The Beatles” kapağına bu kazaklarla poz verdiren kadın yine oydu...

Adı Juliette Greco’ydu...

Fransa’da Saint Germain semtinin egzistansiyalizmin başkenti olduğu yıllarda, o sol entelektüel mahallenin kraliçesiydi...

Onun ilk fotoğraflarını, İzmir Namık Kemal Lisesi bahçesinde, Varlık Yayınları’ndan Sartre, Camus ve Gide’i okurken görmüştüm.

Ben, egzistansiyalizmin ne olduğunu öğrenmeden önce egzistansiyalist olan bir neslin çocuğuyum...

*

Beatles

Yazının Devamını Oku