GeriErtuğrul ÖZKÖK Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Kültür ve Turizm Bakanlığı işte o tarihi binayı 2 yıl gibi rekor bir sürede restore etti...

İşte o harika binanın açılış töreni vardı.

Açılışı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan yaptı...

*

Davetliler bir gün önce Vahdettin Köşkü’nde kurulan sağlık merkezine giderek COVID testi yaptırdılar.

Buna karşılık kapıda HES kontrolü yapılmadı. Çünkü herkesin sonucu önceden bildirilmişti.

*

Bu açılış benim açımdan da bir açılıştı.

Neredeyse bir yıla yakın süredir ilk defa yeniden bir kırmızı halıda yürüyordum.

Bunun için ilk defa takım elbise giydim, kravat taktım.

Ve kırmızı halı üzerindeki bu şahsi açılışımın, bütün 65 plus’lara umut verici hatırasını da sizinle paylaşıyorum.

*

Türkiye’ye ve İstanbul’a gerçekten harika bir müze kazandırıldı.

Restorasyonu çok beğendim.

Salon çok etkileyici olmuş.

O nedenle Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’u bu kadar kısa sürede bunu başardığı için de kutluyorum.

Şimdi Beyoğlu tarihinin bu önemli akşamı ile ilgili gözlemlerimi aktarıyorum.

SÜRPRİZ KONUKLAR
1- ‘KILL BILL’ VE ‘PULP FICTION’IN YAPIMCISI DA SALONDAYDI

AÇILIŞIN
üç de sürpriz konuğu vardı.

- “Snatch” ve “Sherlock Holmes” gibi efsane filmlerin yönetmeni Guy Ritchie ile eşi Jacqui Ainsley...

- Snatch filminin baş aktörlerinden ünlü aksiyon oyuncusu Jason Statham...

- Hollywood’un en büyük yapım şirketlerinden biri olan Miramax’ın CEO’su Bill Block...

Miramax nedir size şöyle anlatayım:

“Pulp Fiction”, “Kill Bill”, “The Gentleman”, “Can Dostum”( Good Will Hunting), “Malena”, “Reservoir Dogs”, “The Crying Game”, “Piano”, “The Crow”, “Pret-a-Porter”, “Il Postino”, “Trainspotting”, “English Patient”, “The Talented Mr. Ripley”, “Birdget Jones’un Günlüğü”, “Chocolat”, “Gangs of New York” gibi sinema tarihinin büyük filmlerini yapan şirket.

Guy Ritchie’nin Antalya stüdyolarında çektiği yeni filmini de onlar yapıyor.

MÜZE
2- HAFIZA HAVUZUNDA KAÇ FİLM, KAÇ SİNEMACI VAR

BİZLER
Atlas’ı bir sinema salonu olarak biliyoruz.

Oysa orası koskoca bir bina...

Ve bu bina şimdi gerçek anlamda bir sinema kompleksi haline gelmiş.

İçinde Türkiye’nin en modern ve büyük sinema müzesi kurulmuş.

Beyoğlu aynı zamanda Yeşilçam’ın mahallesi... Dolayısıyla buraya “Yeşilçam’ın belleği” de diyebiliriz.

Müzede “Türk sinemasının hafıza havuzu” diye bir bölüm var.

Burada dijital bir masada sinema tarihinin tamamını gezebiliyorsunuz.

- 8 bin 406 film.

- 31 bin 106 oyuncu, yönetmen, senarist, yapımcı ve sinema çalışanının ‘Kim Kimdir’i var.

3- HAVUZ BELGESELİNDE GÖRDÜĞÜM İSİMLER

AÇILIŞ
töreninde harika bir “Türk sinema tarihi” belgeseli gösterildi.

Başlangıçtan itibaren bugüne kadar Türk sinemasına emeği geçmiş herkes ekranda gözümüzün önünden geçti.

Bu belgeseli pürdikkat izledim.

Şunu sevinerek gördüm.

Türk sinema tarihinin önde gelen isimleri herhangi bir politik ayrım yapılmadan önümden geçti.

- Kazada öldüğü gün beni ağlatan, Türk sinemasının efsane “kötü adamı” Ahmet Tarık Tekçe vardı.

- Ayhan Işık, Süleyman Turan, Eşref Kolçak vardı.

-  Öldüğü güne kadar bugünkü iktidara muhalif olan Tarık Akan birçok sahnede vardı. Öldüğü güne kadar bu iktidara muhalif olan Ayşen Gruda da vardı.

- İktidar medyasının pek hazzetmediği Cem Yılmaz da iki ayrı filmiyle oradaydı.

- Çözüm sürecinin akil insanı Kadir İnanır da vardı.

- Çiçek Abbas filmi de vardı. Dolayısıyla bu iktidara muhalif İlyas Salman...

Ama gözüm üç ismi daha aradı...

4- GÖZÜM BU HARİTADA VE O HAVUZDA ŞU 3 İNSANI ARADI

FİLMDE bir de çok güzel bir Türkiye haritası vardı.

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Haritanın içine her bölgenin sinemacısı özenle yerleştirilmişti.

Hem “Milli Hafıza Belgeseli’nde” hem bu milli haritada üç ismi göremedim.

- Biri Cannes Film Festivali’nde büyük ödülü alan Yılmaz Güney...

- Öteki büyük komedyen, kolektif hafızamızın büyük ismi Metin Akpınar...

Tabii o olmayınca Zeki Alasya da yoktu...

- Bir de Neriman Köksal...

Türk sinemasının ilk vamp kadın rollerinin sanatçısı....

Tabii böylesine güzel duygularla hazırlanmış bir “Türk sinema tarihi müzesinde” bu isimleri görmemek aklıma takıldı.

“Herhalde unutkanlıktır” diye düşündüm.. İçimden “Gönlüm bizzat Cumhurbaşkanı’nın bu insanları o haritaya yerleştirmesini arzuluyor” diye geçti.

Kendimi tutamayıp Bakan Ersoy’a sordum. Öğrendim ki...

Yukarıdaki dijital hafıza havuzunda her ikisi de varmış.

Bakan Ersoy “Hatta Yılmaz Güney’in bazı eşyalarını bile koymak istedik” dedi.

Bir de şunu  ekledi:

“Unuttuklarımız varsa onları da ekleriz...”

5- DUVARDA ‘YILANLARIN ÖCÜ’ VE BAŞKA HANGİ AFİŞLERİ GÖRDÜM

ATLAS
sinema salonu girişindeki koridorun duvarına bazı film afişleri asılmıştı. O koridorda gördüğüm film afişleri şunlardı:

- “Yılanların Öcü...”

- “Vurun Kahpeye”

- “Gurbet Kuşları”

- “Battal Gazi’nin İntikamı”

6- ATLAS MÜZESİNE TANIDIK VE SÜRPRİZ BİR İŞLETMECİ

ATLAS
Sinema Müzesi gerçek anlamda bir kültür kompleksi.

Dolayısıyla bunun işletmesinin de aynı modernite ile yapılması gerekiyor.

Kültür Bakanı’na “Kim işletecek” diye sorduğumda beni şaşırtan bir isim verdi.

Mars Sinemaları’nı kuran ve Cem Yılmaz’ın filmlerinin yapımcılığını üstlenen Muzaffer Yıldırım almış işletmesini...

Daha doğrusu ona “görev olarak” verilmiş. Çünkü öyle kâr etmesi kolay olmayan bir kültür işletmesi orası.

Ama şurası da kesin, ancak onun gibi bir insan ve özerk zihniyet orayı modern işletmecilikle yürütebilir.

Yani bence çok doğru ve liyakate göre yapılmış iyi bir görevlendirme olmuş.

7- ARTTIRILMIŞ GERÇEKLİKLE ‘MUHSİN BEY’İ SEYRETMEK

MÜZEDE
teknolojinin imkânlarıyla çok yaratıcı ve ilginç uygulamalar yapılmış. Mesela “Arttırılmış Gerçekçilik” (Augmented Reality) teknolojisiyle “Muhsin Bey” filminden sahneler seyredebiliyorsunuz.

Aynı şekilde “Neşeli Günler” ve “Süt Kardeşler” filmlerinden de bazı seçilmiş bölümler var.

8- ÜÇ BOYUTLU BİR İNEK ŞABAN, GÜDÜK NECMİ, BADİ EKREM

BİR
ilgi çekici yenilik de 3D yani “üç boyutlu” filmler.

Hepimizin hayatında çok önemli bir yere sahip olan “Hababam Sınıfı”nın da bazı bölümleri üç boyutlu hale getirilmiş. Aynı şekilde “Üç Tekerlekli Bisiklet”in bazı sahneleri de üç boyutlu hale getirilmiş.

Hababam haytalarını üç boyutlu seyretmek çok eğlenceli.

KALICI KOLEKSİYON 1
9- ONUNCU YIL NUTKU’NU ÇEKEN KAMERA MÜZEDE

görüntü bütün Türk milletinin hafızasına bir daha çıkmamak üzere yerleşmiştir.

29 Ekim 1933...

Ankara Hipodromu...

Atatürk “Aziz milletim... Az zamanda çok işler başardık” diye başlıyor...

Onuncu Yıl Nutku’dur bu...

Cumhuriyet’in onuncu yılı...

O yılı hepimizin dilindeki “Onuncu Yıl Marşı” ve bu nutukla hatırlıyoruz hep.

İşte o görüntüyü çeken kamera da müzede...

KALICI KOLEKSİYON 2
10- BUSTER KEATON VE LUMIERE KARDEŞLERİN DE KAMERASI

İSTANBUL
Sinema Müzesi’ni gezerken karşıma beni şaşırtan iki tarihi tanık çıkıyor.

- Biri sinemanın ilk dâhileri Lumiere kardeşlerin ikonik kamerası...

Hani hep ilk film sayılan o tren sahnesinin çekildiği kamera...

İşte o kamera da bu müzede.

- İkincisi ise Paris’te okurken keşfettiğim ve sinematek salonunda bütün filmlerini seyrettiğim dünyanın Şarlo’dan sonraki en büyük komedyeni Buster Keaton’un “Kameraman” filmiyle özdeşleşmiş “Prevost” kamerası...

- Ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nın tüm dramatik sahnelerinin çekildiği “Moys&Bastie” kamerasının bir örneği...

KULİS
11-ÜST KATTA PASTA KESİLİRKEN SALONDA KİMLER VARDI

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm


ÖNCEKİ
akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaş günüydü.

67 yaşına girdi...

Salondaki toplantıdan sonra üst kattaki müzeye çıkıldı...

Orada bir salonda Cumhurbaşkanı’na küçük bir yaş günü pastası kesildi... Şapkalı, yelekli iki görevli pastayı getirdi. İlginç bir pastaydı.

Üzerinde kurdela şeklinde çikolatalar vardı. Mum yoktu.

Yanlarında Emine Hanım, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile Guy Ritchie, Jason Statham ve Miramax’ın CEO’su vardı.

Karşılarında da küçük bir davetli grubu oturuyordu.

Pastayı Cumhurbaşkanı keserken eşi Emine Hanım da elini tutarak yardım etti.

KULİS
12-PASTA KESİLİRKEN RITCHIE VE YANINDAKİLER NE DEDİ

ÜST
katta pasta kesilmeden önce sohbet edildi.

Guy Ritchie ve yanındakiler Cumhurbaşkanı’na Antalya’daki film çekimi hakkında bilgi verdi.

Guy Ritchie stüdyolardan ve Antalya’dan çok memnun olduklarını söyledi.

“Bizim için hem çalışma hem tatil oluyor” dedi.

O nedenle bazı koşullar da sağlandığı takdirde Antalya’da yerleşik bir düzene geçip, film çekimini sürekli hale getirmeyi planladıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı da bu konuyu Kültür Bakanı ile konuşabileceklerini söyledi.

Bu arada İngiliz sinemacıların Antalya’ya getirdikleri dev TIR evler de gecenin konusuydu.

CUMHURBAŞKANI’NIN TEK KELİME SİYASET OLMAYAN KONUŞMASI

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’
ın açılışta yaptığı konuşma tamamen İstanbul ve kültür üzerineydi.

İstanbul söz konusu olunca Erdoğan daha tutkulu oluyor.

Galataport’u anlatırken, “Burası benim mahallem. Burada doğup büyüdüm. O nedenle heyecanlandırıyor” dedi.

Konuşmasında tek kelime siyaset yoktu.

Muhalefete yönelik tek kelime etmedi.

Ben bu “Siyasetsiz, partisiz Cumhurbaşkanı profilini” sevdim.

X

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku