Defile ve podyuma veda mı ediyoruz

Geçtiğimiz hafta moda ve giyim sanayinde 48 saat arayla iki çok önemli gelişme oldu.

Üç gün önce dünyanın en önemli moda evlerinden biri olan Dior 2020-2021 sonbahar/kış koleksiyonunu tanıttı...

Korona sonrası ilk koleksiyon sunumuydu.

Görünüşe göre normal bir şeydi...

Evet normaldi ama “yeni normal”di...

Defile ve podyuma veda mı ediyoruz

İkincisi ise Amerika Birleşik Devletleri’nde “casual” denilen, gündelik giyim modasını yaratan 200 yıllık Brooks Brothers şirketinin iflasını istemesiydi.

Defile ve podyuma veda mı ediyoruz

Önce Dior’dan başlayayım.

Moda dünyasının bugünkü fashion show anlayışı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Nina Ricci’nin oğlu tarafından atılmıştı.

Bu ilk defilelere “Theatre del mode” (Moda tiyatrosu) adı verilmişti.

Modaevleri bu gösteride yeni sezon kreasyonlarını 16 santim boyunda oyuncak bebeği andıran dummy’lere (cansız manken) giydirir ve sergilerdi.

Sonra bu oyuncak bebekler dünyanın başka ülkelerine gönderilirdi.

Daha sonraları bunun yerini gerçek genç kızlar ve gerçek boyutlarla yapılan defileler almıştı.

*

Dünyanın moda ekonomisine hükmeden en büyük markalarından biri olan Dior 75 yıl sonra yeniden bu geleneğe dönüyor.

Ama çok radikal bir değişiklikle...

Modada “postkorona” dönemini açan bu olayı size anlatmak istiyorum.

NARNİA GÜNLÜKLERİ’NDE AÇILAN YENİ BİR DÖNEM

DİOR’un baştasarımcısı Maria Grazia Chiuri, şirketin Paris’teki Montaigne Caddesi’ndeki merkezine davet ettiği az sayıda moda editörüne defile yerine 10 dakikalık bir film gösterdi.

Filmin İtalyan yönetmeni Matteo Garrone’ydi...

Film harika bir müzikle başlıyor. Önce elle dikim yapılan geleneksel bir terzi atölyesi görüyoruz.

Sonra otel bellboy’u kıyafetli iki kişi, Dior’un ilk binasının büyük valiz şeklindeki maketini taşıyor.

Oradan bir ormana gidiyoruz. Artık “Narnia Günlükleri” atmosferinde bir Yunan mitolojik evrenindeyiz...

Su perileri, denizkızları, ağaçlar arasında birbirine sarılmış genç ve erkekler sizi tam bir masal âlemine sokuyor. Bu arada 2 bellboy, dev valizin içinde 40 santim boyunda minyatür mankenlerin üzerindeki Dior’un yeni kreasyonlarını filmin kahramanlarına defile sunar gibi gösteriyor.

Yıllardır “fashion” sektörünü izleyen bir sosyolog olarak şunu söyleyebilirim.

Giyim sektörünün postkorona döneminin ilk işareti bu sunumdur.

Bu sunum, “defile”, “podyum”, “manken” kavramlarının sonu...

“Fashion show” kavramının ise bambaşka bir şeye dönüştüğünü ilan etmektedir.

Defile ve podyuma veda mı ediyoruz

8 DAKİKADA 300 KİŞİYE Mİ, 10 DAKİKADA 3.5 MİLYON MU

ESKİ adıyla “defile”, yeni adıyla “fashion show”un kamuoyunca pek bilinmeyen bazı özellikleri vardır.

Bir defile ortalama 8 dakikadır... Bilemediniz 10...

Tasarımcılar ve modaevleri yılda en az 4 defile veya fashion show yapar...

Tasarımlarını sergileyecekleri bu şovlar için muazzam paralar harcarlar...

Ve bu şovların, devlette bile görülmeyen çok katı protokol psikolojileri vardır.

Şovu izleyecek moda yazarları ve seçkin seyirciler için birinci sırada oturmak tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir prestij meselesidir.

Dior yeni sezon tanıtım filmini kendi web sitesine koydu.

Ayrıca YouTube’a yükledi.

YouTube’da 48 saat içinde 400 bin kişiye yakın insan seyretti.

Filmin yönetmeni Matteo Garrone de bunu kendi Instagram sayfasına koydu. Orada 136 bin kişi görüntüledi.

Ayrıca Dior’un resmi Instagram sayfasının 31.5 milyon takipçisi var.

Yani artık defile ve podyuma ihtiyaç yok.

Defile ve podyuma veda mı ediyoruz

RAHMİ KOÇ’U GİYDİREN MARKA NEDEN İFLAS ETTİ

200 yıllık bir şirket...

“Casual” kavramını onlar icat etti diyebiliriz.

İşyerinde de giyilecek rahat elbisenin kanunlarını onlar yazdı.

1950’li yılların “Madmen” dizisine konu olan reklamcıların çoğu onun kreasyonlarını giyiyordu.

Türkiye’de Rahmi Koç, Kemal Derviş, Sedat Ergin, Murat Yetkin onun sadık kullanıcılarıydı...

Kravat denince ondan başka kravat tanımazlardı...

İşte o şirket battı.

*

Gösterilen sebep şu:

Koronanın başladığı mart ayı ile haziran sonu arasında casual erkek giyim satışları yüzde 74 düşmüş...

Evinden çalışan insanın gündeminde artık ceket, pantolon, kravat, gömlek yok...

*

Bana göre ise bu finansal kriz bahane...

Brooks Brothers daha 15 yıl önce vizyon olarak iflas etmişti. Son iki yılda yeni bir vizyon aradılar...

Ama artık çok geçti...

*

Markanın kendisi ve kullanıcıları birer Kafka kahramanı gibi hüzünlüler... Ama ne yazık ki 21’inci yüzyıl gerçeği bu...

Yenilenemeyen gidiyor.

ADALET ŞİMDİ

NBA OYUNCULARININ SIRTINDA 29 SLOGAN

AMERİKAN Basketbol Federasyonu NBA 6 gün önce oyuncuların playoff’lar sırasında formalarıyla toplumsal mesaj vermelerine kapıyı açtı.

Oyuncular formalarının arkasında, isimleri yerine şu sloganları yazdırabilecekler:

“Siyah hayatlar değerlidir”, “Adını söyle”, “Nefes alamıyorum”, “Oy kullan”, “Adalet”, “Barış”, “Eşitlik”, “Özgürlük”, “Yeter”, “Adalet... Hemen şimdi”, “Si se puede” (İstersen başarabilirsin), “Bizi gör, bizi dinle, bize saygılı ol, bizi sev”, “Ayağa kalk”, “”Irkçılığa hayır”, “Susma Konuş”.

BANA EN UYGUN 4 CUMA HUTBESİ

Türkiye’nin en yaratıcı reklamcılarından biri olan Uğurcan Ataoğlu’nun “52 Cuma Hutbesi” adlı bir kitabı var.

Size oradan bazı cümleleri aktarmak istiyorum:

*

“Tembellik yapabilmek için çok çalışın...”

Bana en uygunu işte bu cümle oldu.

*

“Tasarladığımız şeyler bizi çoğaltır, tek kişilik bir cemaat oluruz.”

Geçmişte “Tek Kişilik Tarikat” isimli bir CD çıkarmıştım.

Bu cuma hutbesi de bana uyar.

*

“Aradığın fikir aklında yoksa kalbine bak...”

Zaten hayatım boyunca oraya baktım.

Bu da çok uygun.

*

“Bu harfler hâlâ çok sıcak, yazan çok uzağa gitmiş olamaz...”

Güzel bir şey okuduğumda kuvvetle hissettiğim bir duygu.

Bu da tam bana göre...

O DUVAR RESİMLERİNDE İKİ İSMİ UNUTMUŞUM

GEÇEN hafta Ordu şehrinin duvarlarına mural sanatının örneklerini çizdiren projenin küratörlüğünü Uğurcan Ataoğlu’nun yaptığını yazmıştım.

O projede çok önemli iki isme haksızlık etmişim.

Tabii ki birincisi şehre bu vizyonu getiren Belediye Başkanı Hilmi Güler... “Teşekkürler Başkan” demişim de adını yazmayı unutmuşum.

İkincisi ise o akordeonlu kadın deseni çok sevdiğim çizer Gürbüz Doğan Ekşioğlu tarafından yapılmış.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Eyüp Serbest
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Metin Akpınar'a bu defa Erbakan Hoca'yı sordum

TRT bir Necmettin Erbakan dizisi hazırlıyor.

Beni de konuşmacı olarak davet ettiler.

Çok sevinerek katıldım.

Çünkü zamanında hocanın yüzüne söylemek isteyip de söyleyemediğim şeyler vardı, onları söyleme imkânım oldu.

*

Dün Üsküdar Belediyesi’nin harika kültür merkezinde kayıt yaparken Erbakan’ı yıllar boyunca nasıl gördüğümü de düşündüm.

Onu siyasi hayatında önce öğrenci olarak gördüm.

Yazının Devamını Oku

Pop tarihinin 'yaradılış' hikâyesi bu vadide yazıldı

1960’lı yıllarda, Batı dünyasında birtakım insanlar sanki ilahi bir emir almış gibi Los Angeles şehrinin sınırlarındaki bir bölgeye göç ettiler.

“Pop kültür dininin” “Exodus” ve “Yaradılış” hikâyesi de burada yazıldı.

*

Pop müziğin “kutsal toprakları” sayılan bu yerin adı Laurel Canyon’du...



Los Angeles’ın Hollywood Hills denilen yerinde bir bölgedir

Yazının Devamını Oku

Lady Gaga milli marşı söylerken ben o günkü soruyu hatırladım

Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı Biden önceki gün yemin ederek göreve başlarken o törenin süperstarı hiç kuşkusuz Lady Gaga’ydı...

Lady Gaga, ABD’nin en güçlü ve cesur LGBT hakları savunucularından biridir.

Milli marşı söylerken gözümün önünde şöyle bir tablo vardı.

ABD’nin, konsolosluk ve büyükelçilik binalarında LGBT bayrağı asılmasını yasaklayan, bugüne kadarki belki en büyük LGBT düşmanı başkanı arka kapıdan Beyaz Saray’ı terk ederken, ön tarafta bir LGBT militanı Amerikan milli marşını söylüyordu.

Bence değişimin ilk ve çok çarpıcı sembolizmi buydu...

*

Peki Lady Gaga kendisi bir LGBT insanı mı?

“Poker Face”

Yazının Devamını Oku

Ocak sonuna kadar 'Dry kalmak' için dört adımlık bir rehber

İçkici terminolojisini bilmeyenler için önce “Dry kalmak” ne demek ona bakalım.

İngilizce “Kuru kalmak” gibi bir anlamı var ama asıl manası “İçki içmemek”...

*

Aralık ayı içki ayıdır.

Genellikle ocağın ilk haftası da devam eder...

Sonra “Bir duralım” duygusu basar insanı...

Ama istim üzerinizde, hız almışsınız, hatta sırılsıklamsınız...

Bir de 65 plus eve kapatılmışsınız...

Nasıl duracaksınız?

Yazının Devamını Oku

Arsenal forması ile atılan son iki mesaj

Fenerbahçe’nin büyük transferi Mesut Özil önceki gece Koç Holding’e ait “KOC10” kuyruk numaralı Falcon uçağı ile İstanbul’a inerken bir pandemi dönemi rekoru kırıldı...

Sadece rekor kırılmadı, aynı zamanda çok önemli sosyal gelişmeler yaşandı.

Uçak havadayken “Flightradar24” uygulamasından 312 bin insan İstanbul’a gelişinde 4 saat boyunca uçağı dakika dakika izledi.

Bir karşılaştırma yapabilmeniz için şu bilgiyi vereyim.

Aynı saatlerde dünyada havada en çok izlenen öteki uçuşları izleme sayıları şöyleydi:

İKİNCİ SIRADA: TK6346 Barcelona-İstanbul uçuşu: 9 bin 820 kişi.

Gece boyunca en çok izlenen üçüncü uçak ise ilginç.

“No callsign”

Yazının Devamını Oku

12 boş tabut ve avluda faili meçhul bir ceset

Bugünkü hikâyemiz son zamanlarda streaming platformlarda çok moda olan bir “Unsolved Mysteries...”

Yani “Çözülmemiş esrarengiz olaylar” kategorisinden...

Yaşanmış bir polisiye...




Yazının Devamını Oku

Fikri Bey kardeşim bu kareye bir de sen bak

Önceki gün çekilen bu fotoğraf karesinde ne görüyoruz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan aşı oluyor...

*

Tamam güncel olan o...



Ama gözümüzü hafifçe sağa ve sola çevirince ne görüyoruz...

Yazının Devamını Oku

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Bugün ayaktaysa kendisi ve bu iki insan sayesinde

Dün Posta gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Ebru’nun zaferi”...

Aslında, bu başlığı Adnancı çetenin mahkûm olduğu gün ben atmalıydım...

Ama Posta’yı kutluyorum...

Benim 25 yıldır takip ettiğim bir olaydı bu...

Adnancı zalimlerin “Adnan Hoca” olduğu günlerde, herkesin ondan korkup sindiği günlerde, onun zulmüne uğrayıp da tek başına mücadele eden bir kadın vardı.

Adı Ebru Şimşek...

Bu çete ona yapmadığı zulmü bırakmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...


Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku