Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Bu Müslüman kadın 9 Şubatta çok önemli bir işi başaracak

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı Sarah al-Amiri...

*

Mars’ın yüzünden 20 bin ile 43 bin metre yükseklikte bir yörüngede dolaşacak olan aracın amacı gezegendeki meteorolojik değişimleri incelemek... BAE daha önce de uzaya 3 tane yer gözlem uydusu göndermişti.

Ayrıca geçen yıl Rusya’nın Soyuz roketine ilk Arap astronotu da koydu.

*

Peki bir Arap ülkesinin Mars’ta ne işi var?

Proje yöneticilerinden biri şöyle diyor:

“Mars’a gidiyoruz ama amacımız Mars’a gitmek değil...”

Ne öyleyse?

“Asıl amacımız okul çocuklarına uzay bilinci vermek, esin kaynağı olmak...”

*

Aslında BAE’nin bu aracı uzaya gönderecek roketi yok.

Onun için Japon Mitsubishi şirketinin H-HA modeli bir roketini kullandı.

Yapılması ve atılması 200 milyon dolarda mal oldu...

Yani vizyonu, parasal maliyetinden çok yüksek bir proje bu...

Boğaziçi Üniversitesi rektörünü tartıştığımız şu günlerde gözden kaçmasın diye yazıyorum...

BU YIL SEKİZ METEOR YAĞMURU OLACAK

NEW York Times, dün 2021 yılının uzay takvimini verdi.

Barajları dolduracak yağmur pek yok ama bu yıl dünya meteor bakımından çok yağışlı geçecekmiş...

12 ayda 8 meteor yağmuru yaşayacakmışız...

21 Nisan: Lyrid Meteor yağmuru.

4 Mayıs: Eta Aquarids meteor yağmuru.

28 Temmuz: Güney Delta Aquaridis meteor yağmuru.

11 Ağustos: Perseids meteor yağmuru.

19 Ekim: Orionids meteor yağmuru.

16 Kasım: Leonids meteor yağmuru.

13 Aralık: Geminidis meteor yağmuru.

21 Aralık: Ursids meteor yağmuru.

Bu Müslüman kadın 9 Şubatta çok önemli bir işi başaracak


İNSANSIZ HAVA ARAÇLARINDAN SONRA İNSANLI UÇAN ŞEFLERDE TÜRK DAMGASI

GEÇEN yılın son ayının bana en heyecan veren haberi ABD’den geldi...

Dünyanın en büyük havayolu şirketi Delta, uçaklarındaki yemek servisi için Do&Co şirketiyle anlaşmış.

Yani sahibi Türk olan bir catering şirketi ile...

Attila Doğudan Delta’nın yemek servisi ihalesini kazanarak adını havacılık sanayinin zirvesine yazdırdı...

*

Düşünebiliyor musunuz, Delta’nın 1.380 uçağında artık ilk konsepti Türk Hava Yolları’nda oluşturulan bir yemek servis başlayacak.

Bu şirketin sadece Atlanta şehrinde günlük 400 uçuşu var...

Bu aynı zamanda Türk Hava Yolları’nın da bir başarısı sayılmalı.

THY Do&Co ile havacılık sektöründe “uçan şefler” konseptini kuran şirket. Sektöre ikinci armağanı ise “taze pişirilmiş yemek” sunmaktı.

*

Do&Co bugün artık dünyaca ünlü 60 uçak şirketine hizmet veriyor.

Havacılığın en büyük catering şirketi haline geldi.

Türkiye son yıllarda SİHA’ları, yani insansız uçak teknolojisi ile havacılığa adını yazdırdı.

Şimdi insanlı uçan şef konsepti ile de yazdırıyor.

*

Bu haberi okuduğumda şunu düşündüm.

THY iki yıl önce Do&Co ile anlaşmasını feshedip işi Singapur Havayolları’nın catering şirketine vermeyi tartışıyordu.

Görüyor musunuz nasıl büyük bir tarihi yanılgının eşiğinden dönülmüş....

*

Tebrikler Attila Doğudan...

Seninle gurur duyuyoruz.

SEVGİLİ ABDULKADİR ‘HALK’ KAZANDI, BEN ÇEKİLİYORUM

SEVGİLİ köşe komşum Abdulkadir Selvi dün bana güzel bir hiza vermiş:

Diyor ki “Haddini aşma”...
Mesajı aldım...

Söz...

Bundan böyle aşmayacağım...

*

Çünkü sevgili arkadaşım...

Sen ki arkanda koskoca bir halk...

Ben ki köşemde yapayalnız...

Sen ki halktan tam yetkiyi almışsın...

Ben ki elinde kendi ehliyeti bile olmayan...

Sen ki arkanda bir izdiham, dayanmışsın köşemin kapısına...

Ben ki “evde tek başına”...

*

Kazanamam bu savaşı... Kimse “halkın karşısında” duramaz...

Tartışmayı kesiyorum, tartışmayı kesiyorum, yediğim bu meydan dayağı ile kamu meydanından çekilip süklüm püklüm köşeme sığınıyorum...

Ve bildiğim, o mütevazı, nazik, beyefendi Abdulkadir Selvi’yi beklemeye başlıyorum.

KÖŞEME ÇEKİLİRKEN KÜÇÜK BİR GÖZLEM

SEVGİLİ Abdulkadir...

Yaşadığım tecrübelere dayanarak, köşe yazarlarını tuzağa düşürmek için pusuda bekleyen azmanlaşmış bir ego tehlikesine dikkati çekmek istemiştim...

Demek ki derdimi biraz olsun anlatabilmişim...

Bak, ilk yazında, Kılıçdaroğlu’na karşı “halktan aldığın yetkiyle üst perdeden” hiza verirken...

Dünkü yazında tevazu çıtasını biraz yükseltip, daha alt perdeden konuşmuş ve kendini “Halk adına soru sorma” çizgisine indirmişsin...

Bu bile iyi...

Senin için küçük..

Ama mesleğimiz için büyük bir adım...

GALATASARAYLI FUTBOLCUNUN GÖZÜYLE İLGİLİ SON RAPOR ŞU

PAZAR günü aklıma takılan bir soruyu sormuştum:

Konu, elinde fişek patlayan Galatasaraylı futbolcu Omar Elabdellaoui ile ilgiliydi.

Göz gibi ihtisas konularında böyle bir kaza olduğunda bir ihtisas hastanesine mi götürmek daha doğrudur, yoksa sponsor olan hastaneye mi?

Sorunun konusu Galatasaraylı futbolcuydu ama hepimiz için geçerliydi...

Böyle durumlarda bir hasta acil en yakın yere mi götürülmeli yoksa en uzman yere mi...

Herhangi bir suçlama veya imada da bulunmadım.

O nedenle hastane adı da vermedim.

Ayrıca o günkü yazımda da belirttiğim gibi başarılı bir hastane.

Geçmişte o hastane yöneticileri ile kadınlara yönelik sosyal proje yapmayı bile konuşmuştuk.

Bu Müslüman kadın 9 Şubatta çok önemli bir işi başaracak

Yazının çıktığı gün, önce hastanenin grup başkanı aradı.

Ardından Galatasaraylı bir yönetici ile konuştum.

O geceyi anlattılar.

Ama önce hastane yönetiminden dün aldığım bilgilerle Galatasaraylı futbolcunun son durumunu aktarayım:

“Yüzünde 2. derece yanık var.

Sağ gözü diğerine göre daha hasarlı. Oyuncunun sol gözünde görme yetisi bulunuyor....

Gerek yanık gerekse gözlerindeki durumla ilgili tedavi planı sürüyor. Hastanın gelişimi için sadece zamana ihtiyaç var.”

*

Bu bilgiye göre işin rengi biraz değişiyor. Çünkü futbolcunun sorunu sadece göz değil...

Ciddi cerrahi müdahale gerektiren yanık konusu da var.

Dolayısıyla bu tür müdahaleleri de yapabilecek donanımda bir yer olması normal.

O GECE HASTANEDE İLK ANDA NELER YAŞANDI

GALATASARAYLI futbolcunun tedavi gördüğü hastanenin grup koordinatörü söze şu cümlelerle başladı:

“Herhangi bir hasta geldiğinde ilk işimiz, hastaya en iyi hizmeti biz mi veririz, yoksa başka bir uzmandan yardım istemeli miyiz diye bakarız.

Göz konusunda hastanemiz pek çok sağlık kuruluşuna nazaran çok iyi bir ekibe ve altyapıya sahip. Bu türde vakalara daha önce de müdahale ettik. Üstelik kök hücre laboratuvarımız var.

Galatasaray oyuncusu Omar Elabdellaoui’nin bize geleceğini haber aldığımızda hemen bir ekip oluşturduk.

Müdahaleyi her biri kendi alanında uzmanlaşmış 4 kişilik bir ekip yaptı. Oyuncunun tedavisini üstlenen Prof. Dr. Vedat Kaya kornea vakalarında ve ileri ön segment göz hastalıklarında ülkemizin yetiştirdiği çok yetkin ve vaka sayısı ile deneyimi yüksek bir hekimdir.

Ameliyata, ön segment cerrahisi alanında uzman göz hekimi Dr. Belma Karini, plastik  cerrahımız Prof. Dr. Zeynep Sevim, göz doktorumuz Dr. İlhan Yılmaz Vedat da katıldı.”

*

Araştırdım. Söylediği isimler gerçekten göz alanında tanınmış, başarılı insanlar.

O yazıyı yazmamın nedeni isimler değildi...

Bu açıklamadan soruma tatmin edici bir cevap almış bulunuyorum.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Her evli kadın hayatında en az bir defa şunu düşünür

Cümle eksik... Eminim “Neyi düşünür” diye merak etmişsinizdir. Açıklayacağım ama yazının sonunda...

Önce bu cümleyi nerede gördüğümü anlatayım...

*

Önceki akşam, Mira Nair’in beni çok etkileyen ünlü “Kama Sutra” filminden beri en iyi Hint filmlerinden birini seyrettim.

Adı “7 Koon Maaf...”

Hindistan’ın en ünlü starı Priyanka Chopra’nın oynadığı filmin konusu 6 kere evlenip her kocasını öldüren bir “Femme Fatale”in hikâyesi.


Yazının Devamını Oku

Erbil stadyumunda ilginç bir Papa selfie'si

Bu pazar günü, yani yarın, sınırımızın biraz ötesinde, Erbil şehrinin “Franso Hariri” stadyumunda bir pazar ayini yapılacak...

Ayini Papa Françis yönetecek.

Irak’ın Kürdistan Özerk Bölgesi’den yapılan ilk büyük Hıristiyan ayini olacak...

*

Bu stada adını veren Franso Hariri, Irak Kürdistan özerklik hareketinin önde gelen simalarından biriydi. Yani Papa, işte böylesine sembolik bir Kürt bağımsızlıkçısının adını taşıyan statta yapacak bu ayini...

*

Bu fotoğrafı dün New York Times gazetesinde gördüm.

Yazının Devamını Oku

Ombudsman kardeşim biraz geri çekil reklam yapacağım

Reklam yapacağım ama reklam olmasın diye şirketin adını vermeyeceğim...

Nasıl olsa bir yerde görürsünüz...

*

Şöyle başlıyor...

Bir evde genç bir çift...

Bir kutu tonbalığı konservesi açıp harika görünen bir salata yapıyorlar...

Sonra genç adam konserve kutusunu gösterip konuşuyor:

“Yaaa hakikatten çok güzel... Adamlar yapmışlar...”

Yazının Devamını Oku

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti

Bugün size yerel kıyafetleri içinde hapishane demirlerini kıran bu genç kızın hikâyesini anlatacağım.

Bunu çizen kızın adı Sara Barakzay...

Afganistan’ın ilk kadın çizgi romancısı...

Adını ilk defa dün Guardian gazetesinde gördüm.

Ben onun hakkındaki bu haberi okurken, Türkiye’de gazetelerin, internet haber sitelerinin, haber televizyonlarının bir numaralı gündemi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Reform Paketiydi...

İkisinin aynı güne gelmesi benim için çok anlamlı bir sürpriz oldu.

Çünkü bu çizginin Türkiye’ye uzanan bir ucu var.

Nedenini anlatayım.

Yazının Devamını Oku

Kendini Sharon Stone sanan ve kedilere bulaşan bir erkek

Bu hafta kayda geçirdiğim dizinin adı şu:

“Don’t F...k With Cats...”

“Kedilere Bulaşma: İnternette Katil Avı...”

*

Üç bölümlük dizinin girişinde ‘Buradaki kişiler hayal mahsulüdür’ diye bir yazı yok. Dizideki her kare gerçek...

Mekânlar gerçek.

Olaylar gerçek...

Ve en önemlisi...

Yaşanan bütün vahşet gerçek...

Yazının Devamını Oku

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatih'te neler oluyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılına kadarki görünümünü kökten etkileyebilecek “reform tasarısı”nı bugün açıklayacak.

Adalet, demokrasi ve insan hakları reformu...

Tabii bu reform aynı zamanda ifade ve haber alma özgürlüklerinin de çerçevesini çizecek...

İşte böyle bir günde ben de size Türkiye’nin “haber coğrafyasını” anlatan bir çalışmadan söz edeceğim.

*

Hürriyet İnternet’in eski yöneticisi Emre Kızılkaya dün ilginç bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı.

Kızılkaya ve arkadaşları 2 hafta boyunca Türkiye’de yayınlanan 1.1 milyon haberi inceleyip analizini yapmışlar.

Türkiye’de 19 ulusal, 165 ise yerel TV kanalı var...

Devlet kontrolünde ise 13 TV kanalı bulunuyor...

Yazının Devamını Oku

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku