Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Bu Müslüman kadın 9 Şubatta çok önemli bir işi başaracak

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı Sarah al-Amiri...

*

Mars’ın yüzünden 20 bin ile 43 bin metre yükseklikte bir yörüngede dolaşacak olan aracın amacı gezegendeki meteorolojik değişimleri incelemek... BAE daha önce de uzaya 3 tane yer gözlem uydusu göndermişti.

Ayrıca geçen yıl Rusya’nın Soyuz roketine ilk Arap astronotu da koydu.

*

Peki bir Arap ülkesinin Mars’ta ne işi var?

Proje yöneticilerinden biri şöyle diyor:

“Mars’a gidiyoruz ama amacımız Mars’a gitmek değil...”

Ne öyleyse?

“Asıl amacımız okul çocuklarına uzay bilinci vermek, esin kaynağı olmak...”

*

Aslında BAE’nin bu aracı uzaya gönderecek roketi yok.

Onun için Japon Mitsubishi şirketinin H-HA modeli bir roketini kullandı.

Yapılması ve atılması 200 milyon dolarda mal oldu...

Yani vizyonu, parasal maliyetinden çok yüksek bir proje bu...

Boğaziçi Üniversitesi rektörünü tartıştığımız şu günlerde gözden kaçmasın diye yazıyorum...

BU YIL SEKİZ METEOR YAĞMURU OLACAK

NEW York Times, dün 2021 yılının uzay takvimini verdi.

Barajları dolduracak yağmur pek yok ama bu yıl dünya meteor bakımından çok yağışlı geçecekmiş...

12 ayda 8 meteor yağmuru yaşayacakmışız...

21 Nisan: Lyrid Meteor yağmuru.

4 Mayıs: Eta Aquarids meteor yağmuru.

28 Temmuz: Güney Delta Aquaridis meteor yağmuru.

11 Ağustos: Perseids meteor yağmuru.

19 Ekim: Orionids meteor yağmuru.

16 Kasım: Leonids meteor yağmuru.

13 Aralık: Geminidis meteor yağmuru.

21 Aralık: Ursids meteor yağmuru.

Bu Müslüman kadın 9 Şubatta çok önemli bir işi başaracak


İNSANSIZ HAVA ARAÇLARINDAN SONRA İNSANLI UÇAN ŞEFLERDE TÜRK DAMGASI

GEÇEN yılın son ayının bana en heyecan veren haberi ABD’den geldi...

Dünyanın en büyük havayolu şirketi Delta, uçaklarındaki yemek servisi için Do&Co şirketiyle anlaşmış.

Yani sahibi Türk olan bir catering şirketi ile...

Attila Doğudan Delta’nın yemek servisi ihalesini kazanarak adını havacılık sanayinin zirvesine yazdırdı...

*

Düşünebiliyor musunuz, Delta’nın 1.380 uçağında artık ilk konsepti Türk Hava Yolları’nda oluşturulan bir yemek servis başlayacak.

Bu şirketin sadece Atlanta şehrinde günlük 400 uçuşu var...

Bu aynı zamanda Türk Hava Yolları’nın da bir başarısı sayılmalı.

THY Do&Co ile havacılık sektöründe “uçan şefler” konseptini kuran şirket. Sektöre ikinci armağanı ise “taze pişirilmiş yemek” sunmaktı.

*

Do&Co bugün artık dünyaca ünlü 60 uçak şirketine hizmet veriyor.

Havacılığın en büyük catering şirketi haline geldi.

Türkiye son yıllarda SİHA’ları, yani insansız uçak teknolojisi ile havacılığa adını yazdırdı.

Şimdi insanlı uçan şef konsepti ile de yazdırıyor.

*

Bu haberi okuduğumda şunu düşündüm.

THY iki yıl önce Do&Co ile anlaşmasını feshedip işi Singapur Havayolları’nın catering şirketine vermeyi tartışıyordu.

Görüyor musunuz nasıl büyük bir tarihi yanılgının eşiğinden dönülmüş....

*

Tebrikler Attila Doğudan...

Seninle gurur duyuyoruz.

SEVGİLİ ABDULKADİR ‘HALK’ KAZANDI, BEN ÇEKİLİYORUM

SEVGİLİ köşe komşum Abdulkadir Selvi dün bana güzel bir hiza vermiş:

Diyor ki “Haddini aşma”...
Mesajı aldım...

Söz...

Bundan böyle aşmayacağım...

*

Çünkü sevgili arkadaşım...

Sen ki arkanda koskoca bir halk...

Ben ki köşemde yapayalnız...

Sen ki halktan tam yetkiyi almışsın...

Ben ki elinde kendi ehliyeti bile olmayan...

Sen ki arkanda bir izdiham, dayanmışsın köşemin kapısına...

Ben ki “evde tek başına”...

*

Kazanamam bu savaşı... Kimse “halkın karşısında” duramaz...

Tartışmayı kesiyorum, tartışmayı kesiyorum, yediğim bu meydan dayağı ile kamu meydanından çekilip süklüm püklüm köşeme sığınıyorum...

Ve bildiğim, o mütevazı, nazik, beyefendi Abdulkadir Selvi’yi beklemeye başlıyorum.

KÖŞEME ÇEKİLİRKEN KÜÇÜK BİR GÖZLEM

SEVGİLİ Abdulkadir...

Yaşadığım tecrübelere dayanarak, köşe yazarlarını tuzağa düşürmek için pusuda bekleyen azmanlaşmış bir ego tehlikesine dikkati çekmek istemiştim...

Demek ki derdimi biraz olsun anlatabilmişim...

Bak, ilk yazında, Kılıçdaroğlu’na karşı “halktan aldığın yetkiyle üst perdeden” hiza verirken...

Dünkü yazında tevazu çıtasını biraz yükseltip, daha alt perdeden konuşmuş ve kendini “Halk adına soru sorma” çizgisine indirmişsin...

Bu bile iyi...

Senin için küçük..

Ama mesleğimiz için büyük bir adım...

GALATASARAYLI FUTBOLCUNUN GÖZÜYLE İLGİLİ SON RAPOR ŞU

PAZAR günü aklıma takılan bir soruyu sormuştum:

Konu, elinde fişek patlayan Galatasaraylı futbolcu Omar Elabdellaoui ile ilgiliydi.

Göz gibi ihtisas konularında böyle bir kaza olduğunda bir ihtisas hastanesine mi götürmek daha doğrudur, yoksa sponsor olan hastaneye mi?

Sorunun konusu Galatasaraylı futbolcuydu ama hepimiz için geçerliydi...

Böyle durumlarda bir hasta acil en yakın yere mi götürülmeli yoksa en uzman yere mi...

Herhangi bir suçlama veya imada da bulunmadım.

O nedenle hastane adı da vermedim.

Ayrıca o günkü yazımda da belirttiğim gibi başarılı bir hastane.

Geçmişte o hastane yöneticileri ile kadınlara yönelik sosyal proje yapmayı bile konuşmuştuk.

Bu Müslüman kadın 9 Şubatta çok önemli bir işi başaracak

Yazının çıktığı gün, önce hastanenin grup başkanı aradı.

Ardından Galatasaraylı bir yönetici ile konuştum.

O geceyi anlattılar.

Ama önce hastane yönetiminden dün aldığım bilgilerle Galatasaraylı futbolcunun son durumunu aktarayım:

“Yüzünde 2. derece yanık var.

Sağ gözü diğerine göre daha hasarlı. Oyuncunun sol gözünde görme yetisi bulunuyor....

Gerek yanık gerekse gözlerindeki durumla ilgili tedavi planı sürüyor. Hastanın gelişimi için sadece zamana ihtiyaç var.”

*

Bu bilgiye göre işin rengi biraz değişiyor. Çünkü futbolcunun sorunu sadece göz değil...

Ciddi cerrahi müdahale gerektiren yanık konusu da var.

Dolayısıyla bu tür müdahaleleri de yapabilecek donanımda bir yer olması normal.

O GECE HASTANEDE İLK ANDA NELER YAŞANDI

GALATASARAYLI futbolcunun tedavi gördüğü hastanenin grup koordinatörü söze şu cümlelerle başladı:

“Herhangi bir hasta geldiğinde ilk işimiz, hastaya en iyi hizmeti biz mi veririz, yoksa başka bir uzmandan yardım istemeli miyiz diye bakarız.

Göz konusunda hastanemiz pek çok sağlık kuruluşuna nazaran çok iyi bir ekibe ve altyapıya sahip. Bu türde vakalara daha önce de müdahale ettik. Üstelik kök hücre laboratuvarımız var.

Galatasaray oyuncusu Omar Elabdellaoui’nin bize geleceğini haber aldığımızda hemen bir ekip oluşturduk.

Müdahaleyi her biri kendi alanında uzmanlaşmış 4 kişilik bir ekip yaptı. Oyuncunun tedavisini üstlenen Prof. Dr. Vedat Kaya kornea vakalarında ve ileri ön segment göz hastalıklarında ülkemizin yetiştirdiği çok yetkin ve vaka sayısı ile deneyimi yüksek bir hekimdir.

Ameliyata, ön segment cerrahisi alanında uzman göz hekimi Dr. Belma Karini, plastik  cerrahımız Prof. Dr. Zeynep Sevim, göz doktorumuz Dr. İlhan Yılmaz Vedat da katıldı.”

*

Araştırdım. Söylediği isimler gerçekten göz alanında tanınmış, başarılı insanlar.

O yazıyı yazmamın nedeni isimler değildi...

Bu açıklamadan soruma tatmin edici bir cevap almış bulunuyorum.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku

Dün Metin Akpınar'ı arayıp şu soruyu sordum

Önceki gün Metin Akpınar’ın mahkeme koridorundaki fotoğrafı çok dokundu bana...

Bir bankın ucunda yapayalnız oturuyordu...

1970’lerin terör yıllarına döndüm...

Sonra 1980’li yıllara...

12 Eylül’ün o karanlığında bile siyasi hicivleri, mizahı ile bizi gülümseterek, kahkahalar attırarak dayanma gücümüzü nasıl arttırdıklarını hatırladım...



Yazının Devamını Oku

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

Sizce Türkiye’nin en büyük içki gruplarından birinin CEO’su hangi şehirden bir insandır?

İzmir? İstanbul... Antalya... Edirne...

Yanıldınız...

Dünyanın en büyük iki içki grubundan biri olan “Pernod-Ricard”ın Türkiye, Afrika ve Ortadoğu (MENAT) bölgesinden sorumlu CEO’su Selçuk Tümay, Karaman doğumlu...

Yani eskiden Konya Karaman diye bildiğimiz şehirden...

O zaman geleyim ikinci soruya...

Pernod-Ricard grubunun, daha çok Müslüman ülkeleri kapsayan “Ortadoğu, Afrika ve Türkiye” bölümünün yönetim kurulunda sizce kimler vardır?

Sakın “İçmeyi seven erkekler” demeyin...

Yazının Devamını Oku