Bir gazinonun soyunma odasında en mahrem sahneler

Son yıllarda İzmir’in fuardaki çocukluk ve delikanlılık dönemimin eğlence hayatına, gazinolarına taktım.

Özellikle, geceleri evden kaçıp dışarıdan gizlice seyrettiğim “Mogambo ve Kübana” üzerine bir çalışma yapıyorum.

Bornovalı Nuri ismine o sırada takıldım.

Takılmama neden olan da Yeni Asır gazetesinden bir meslektaşımın, 2011 yılında onunla yaptığı bir mülakattı.

Bana göre Türk basın tarihinin en güzel mülakatlarından biridir.

Bir gazinonun soyunma odasında en mahrem sahneler

Gazeteci gazetecinin kurdudur. Bu mülakatı ilk okuduğumda biraz da kıskanmıştım yani...

O günlerde genel yayın yönetmeni olsam, hiç kompleks yapmam, bir pazar günü tak diye manşete koyardım.

Nasip bu güneymiş.

Artık genel yayın yönetmeni değilim ama böyle güzel bir köşem var...

Pazar günleri oradan neşe saçılsın, modernite fışkırsın, insanlar kahvaltıda “Aaa bak” diye okusun istiyorum...

*

Buyurun size İzmir’in Yeni Asır gazetesinde 2011 yılında yayınlanan bu harika mülakatın tıpkıbasımı...

Meslektaşım Şafak İnce’ye, bize İzmir eğlence hayatına ait böyle güzel bir belgeyi bıraktığı için teşekkür ediyor ve ilginize sunuyorum.

*

İşte size “son gazino kralının” evrak-ı metrukesi...

Bir gece kulübünün gizli penceresinden zamanın mega starlarının soyunma odası...

Ve orada yaşananlar...

KAHVEHANE ÇIRAKLIĞINDAN GAZİNOCULAR KRALLIĞINA 

Nasıl gazinocu oldunuz?

“Annem-babam Azerbaycan’dan İzmir’e gelmiş ve ben Bornova’da doğdum. Onları erken kaybettim, o tarihlerde kardeşlerim okuyordu, bu yüzden kahvelerde çalışmaya karar verdim, arkasından Alsancak’ta kumarhane açtım. 1967’de Ekici Över’in sahibi Hasan Ekici, Lunapark Gazinosu için bana ortaklık teklif etti, yüzde 35’lik hisse önerdi, yarı yarıya olması şartıyla kabul ettim. Sonra Göl Gazinosu’nun sahibi Osman Kavran ile ortak oldum ve 1975’te yola tek başıma devam ettim. Fahrettin Aslan ile tanışınca da Dalyan Gazinosu’nu aldım. Türkiye’de ne kadar artist varsa hepsini ben çıkardım, eften püften olanları da başkaları çıkardı.” 

GAZİNO HANEDANINI KAPATAN SON KRAL

1950’lerden itibaren İzmir Fuarı’ndaki gazinolar öyle büyük ilgi gördü ki Türkiye’nin eğlence hayatının adeta referansı haline geldi.

Birçok ünlü İstanbul’da doğdu, orada parladı.

Bazılarının ise doğum yeriydi fuar...

Kapalı gişe hizmet veren gazinolara girmek için binlerce kişi kapı önünde kuyruklar oluşturdu.

Bir ay boyunca Türkiye’nin magazin nabzı orada atardı.

O dönemin gazinocular kralı hiç şüphesiz Fahrettin Aslan’dı.

Ama o piyasanın 4 kralı daha vardı.

Hasan Ekici, Osman Kavran, Atalay Noyaner ve Nuri Yalçuk...

Nuri Yalçuk’un İzmir’deki lakabı Bornovalı Nuri’ydi.

Eski İzmir’in Lunapark Gazinosu, Dalyan Gazinosu, Golf Restoran ve Şifnede hizmet veren Kıyı Balık Restoran’ın kurucusu oydu.

Aynı zamanda o beş kraldan hayatta kalan tek kişiydi. Nuri Yalçuk da bu mülakatı verdikten
3 yıl sonra hayata veda etti.

Böylece “gazino hanedanı dönemi” kapandı...

Bir gazinonun soyunma odasında en mahrem sahneler

ZEKİ MÜREN GİBİSİ YOK 

İzmir Fuarı’na damgasını vuran sanatçı Zeki Müren’di. O nasıl bir insandı?  
“Bakın size şöyle söyleyeyim. Türkiye’ye bir daha öyle bir sanatçı gelmez. Fahrettin Aslan’dan Dalyan’ı ilk aldığımda burayı Zeki Müren ile açmak istedim. Şakir Öner Günhan (THM sanatçısı) ile Zeki Müren’in evine gittik, bir deste de kırmızı gül yaptırdık. ‘Ben Dalyan’ı aldım, ekimde seninle açmak istiyorum’ dedim. Zeki Müren’in o dönemde Fahrettin Aslan ile arası iyi değildi. Bana, ‘Fahrettin Aslan ile ortak mısın, değil misin?’ diye sordu. Olmadığımı söyleyince ‘O zaman benimle açma ama nisan ayında benimle kapat. Sen Emel Sayın’ı al’ dedi.” 

Siz isteyince Emel Sayın hemen geldi mi?

“Emel Sayın İstanbul Lunapark’ta çalışıyordu, işi de çok güzeldi. Gittik onunla konuştuk, o tarihte 10 bin lira yevmiyeye anlaştık. Ama Osman Kavran, Emel Sayın’ı bırakmak istemedi. Emel Sayın gidiyoruz deyince de Osman Kavran, kocası İsmet Kasapoğlu’na bir kül tablasıyla vurdu. Sonunda bize geldi. 38 gün çalıştık, gazinonun her gecesi doldurdu üstelik matine de hiç boş geçmedi.”

ZEKİ MÜREN DALYAN’IN KAPANIŞINA GELMEDİ AMA ÖYLE BİR ŞEY YAPTI Kİ

Dalyan’ın kapanışı nasıl oldu? Zeki Müren geldi mi?
“Dalyan’ın sezon kapanışı olacak ama Zeki Müren gelmedi. Hasta olduğunu söyledi, inanmadım. Telefon açtım, ‘Nuri abi Allah aşkına birini gönder, gelsin beni görsün’ dedi. Yine inanmadım, kardeşim gitti gördü, gerçekten yatak döşek yatıyormuş. Bu kez telefonda ‘Zeki, özür diliyorum’ dedim. Ama Zeki, sözünde durdu. Temmuzda ben Menekşe Çay Bahçesi’ni yapmaya başlamıştım. Bu sırada Efes Oteli’nin müdürleri geldi, ‘Zeki Müren, Ajda Pekkan, Orhan Boran’ı getiriyoruz. Bu iş için seni ortak alacağız’ dediler. Komik geldi, çünkü kadro zaten muhteşem, iş yapmaması mümkün değil. ‘Siz enayi misiniz? Neden beni ortak alıyorsunuz’ dedim. Öğrendim ki Zeki Müren onlara ‘Tek bir şartla gelirim, Nuri abiyi ortak alacaksınız’ demiş. Ortak olduk, Zeki Müren benim ortak olmamı sağlayarak böylece sözünde durmuş oldu, oradan aldığım parayla Menekşe’yi bitirdim.”

Bir gazinonun soyunma odasında en mahrem sahneler

İBO, HÜLYA’YI KOVMUŞ YERİNE SİBEL’İ GETİRTMİŞ

Çalıştığınız bir diğer isim İbrahim Tatlıses, diğer sanatçılarla arası nasıldı?
İbrahim Tatlıses gibi bir adam bir daha gelmez. Gelmiş geçmiş en güzel okuyan adam. Bana bir sürpriz yaptı ki inanılmaz. Fuar açılacak, Hülya Avşar ile İbrahim Tatlıses bizde çalışacak. Ben hanımla Çeşme’deki evdeyim. O dönem Yeni Asır’a da ilan veriyoruz, sabah gazeteyi alıp ilana baktım, programda İbrahim Tatlıses-Sibel Can yazıyor.

Şok geçirdim, acaba yanlışlık mı oldu diye gazinoyu aramak için telefona gittim.

Bu sırada İbrahim aradı. ‘Baba, sürprizimi beğendin mi?’ dedi. O gece Hülya’yı kovmuş, Sibel Can’ı almış. Halbuki Sibel Can, Fahrettin Aslan’da çıkıyordu. Sibel Can’ı almak için Fahrettin Aslan’a ‘Sen Sibel Can’ı bu gece gönderdin gönderdin. Göndermezsen bir daha senin gazinolarının hiçbirisine çıkmam’ demiş ve onu almış.”

BÜLENT ERSOY 200 BİN LİRA İSTEDİ, YARISINI VERDİM 32 GECE FUL ÇEKTİ

 Fuarın bir diğer önemli ismi Bülent Ersoy ile çalıştınız mı?

“Elbette, bir gün Bülent Ersoy’un annesi telefonla aradı, ‘Bülent Ersoy seninle çalışmak istiyor’ dedi. Kaç para istiyor dedim, 200 bin yevmiye 2 milyon avans dediler. Yarısına anlaştık. Onun gelişini hiç unutmam, Menekşe Çay Bahçesi’nde oturuyordum. Birden sandalyeler ayakkabılar havada uçuşmaya başladı. Fuarın açılışına henüz 4 gün var. Ne oluyor diye baktım, gördüm ki Bülent Ersoy gelmiş. Hemen biletleri satışa çıkardık, inanır mısınız 32 günlük biletleri bir günde sattım. Karaborsa yapsak büyük para kaldırırdık.”

Bir gazinonun soyunma odasında en mahrem sahneler

AJDA 750 LİRA ALIRKEN, FATMA GİRİK’E 5 BİN LİRA VERİYORDUM

Lunapark’a ilk kimi çıkardınız?

“İlk çıkardığım sanatçı Fatma Girik idi. Onunla başladık ve aldığı parayla gündeme oturdu. 5 bin lira yevmiye verdim, Türkiye ayağa kalktı.

O dönemde Emel Sayın 750, Ajda Pekkan 750 lira alıyordu. Fatma Girik 5 bin lira aldı ama gazino doldu. Tam 7 bin 300 kişilik salon ful çekti. Kaprisi yok, güzel mi güzel, kabadayı bir kızdı. Onun için ilk çıkmış son çıkmış hiç fark etmez, itiraz da etmezdi. Ancak parasını da alırdı.” 

Bir gazinonun soyunma odasında en mahrem sahneler

FİLİZ AKIN’A ‘SEN GİDERSİN AMA AHMET KALIR’ DEDİM

Lunapark’a ilk kimi çıkardınız?

“İlk çıkardığım sanatçı Fatma Girik idi. Onunla başladık ve aldığı parayla gündeme oturdu. 5 bin lira yevmiye verdim, Türkiye ayağa kalktı.

O dönemde Emel Sayın 750, Ajda Pekkan 750 lira alıyordu. Fatma Girik 5 bin lira aldı ama gazino doldu. Tam 7 bin 300 kişilik salon ful çekti. Kaprisi yok, güzel mi güzel, kabadayı bir kızdı. Onun için ilk çıkmış son çıkmış hiç fark etmez, itiraz da etmezdi. Ancak parasını da alırdı.” 

AJDA BİLEZİĞİNİ VERİNCE SEMRA ÖZAL NE YAPTI

Devlet büyükleri gelir miydi gazinolara?
“Gelirdi tabi, Semra Özal bir gün telefon açtı, ‘Suareye geleceğiz’ dedi. O zaman başbakan eşi ve Ajda Pekkan da bizde sahneye çıkıyor. Gazino hıncahınç dolu, sahneden inen Ajda Pekkan, Semra Hanım’a bir bilezik taktı.

Semra Hanım hemen sonrasında bana, ‘Derhal bileziği iade ediyorsun, yanlış anlamaya neden olabilir’ dedi.

Konser sonrası kulise Ajda Hanım’a gittim, o da ‘Benim içimden gelmiş verdim, ne var bunda’ diyerek şalını attı ve çıktı gitti.

Semra Hanım da kuliste ziyaret etmek istediği Ajda Pekkan’ın gittiğini öğrenince sitem etti.

Bir gazinonun soyunma odasında en mahrem sahneler

MUAZZEZ ABACI HANGİ FOTOĞRAFI GÖRÜNCE ‘BATSIN BU DÜNYA’ DEDİ

BORNOVALI Nuri Yalçuk’un hayat arkadaşı Zühre Yalçuk da o döneme ait çok güzel bir Muazzez Abacı hatırasını anlattı. Onun ağzından dinleyelim: “Muazzez Abacı, evde Orhan Gencebay’dan eserler seslendiriyordu ama sahnede tüm ısrarıma rağmen bunları söylemiyordu. Bir gece Yeni Asır’ın magazin muhabiri Güngör Öcal, ‘Sayın Abacı bir şey söylemek istiyorum’ dedi ve o günlerde birlikte olduğu Atilla Kurtbaş’ın bir başka kadınla olan evlilik fotoğraflarını gösterdi. Bunları gören Muazzez gözyaşına boğuldu, ‘Bu gece sahneye çıkmam’ dedi.

Teselli olsun diye içmeye başladık. İlerleyen saatte, ‘Sahneye çıkmazsam ayıp olur değil mi’ dedi.

Mikrofonu eline alınca salondakilere ‘İlk kez söyleyeceğim’ diyerek ‘Batsın Bu Dünya’yı seslendirdi. O gazino ne oldu biliyor musunuz? Yıkıldı, yıkıldı. Sahneye çıktım yanaklarından öptüm.”

X

Kendini Sharon Stone sanan ve kedilere bulaşan bir erkek

Bu hafta kayda geçirdiğim dizinin adı şu:

“Don’t F...k With Cats...”

“Kedilere Bulaşma: İnternette Katil Avı...”

*

Üç bölümlük dizinin girişinde ‘Buradaki kişiler hayal mahsulüdür’ diye bir yazı yok. Dizideki her kare gerçek...

Mekânlar gerçek.

Olaylar gerçek...

Ve en önemlisi...

Yaşanan bütün vahşet gerçek...

Yazının Devamını Oku

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku