GeriErtuğrul ÖZKÖK Bir arkadaşım daha genel yayın yönetmeni masasından kalkıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir arkadaşım daha genel yayın yönetmeni masasından kalkıyor

Dünya basın tarihine “Pentagon belgeleri” ve “Watergate skandalı” haberleriyle geçen Washington Post gazetesinin editörleri geçen salı günü çok önemli bir haberi bizzat onun ağzından işittiler.

Olay aynen şöyle cereyan etti.

*

Gazetenin editörleri, pandeminin başından beri her gün yaptıkları gibi saat 11.00’de online yazıişleri toplantısı için görüntülü konferans sisteminin başına geçtiler.

Gazetenin genel yayın yönetmeni günlük toplantıya başlamadan önce herkesi şaşırtan bir açıklama yaptı:

“28 Şubat günü itibarıyla genel yayın yönetmenliğinden ayrılıyorum...”

Bir arkadaşım daha genel yayın yönetmeni masasından kalkıyor

Aslında bu niyetini daha 1 yıl önceden hissettirmişti.

Trump’ın en azgın günleriydi.

Washington Post, ABD Başkanı’nın hedefindeki iki gazeteden biriydi.

Koskoca Başkan, attığı tweet’lerle her gün New York Times ve Washington Post’u, sahiplerini ve yöneticilerini hedef gösteriyordu.

Yani o dönemde ayrılması belki anlaşılır bir şey olabilirdi.

Ama şimdi hava bambaşkaydı...

*

Trump seçimi kaybetmiş ve gitmişti.

Yani özgürlükler konusundaki büyük savaşı
o kazanmıştı.

Gazetenin başında daha rahat bir dönem onu bekliyordu...

Ama o ayrılma kararından vazgeçmedi...

Bir arkadaşım daha genel yayın yönetmeni masasından kalkıyor
Kai Diekmann ve ben. İkimiz de genel yayın yönetmenliğinden ayrıldıkdan sonra Bayreuth Wagner Festivali’nde

Washington Post’un 9 yıldır genel yayın yönetmenliğini yapan dostum Marty Baron, 28 Şubat tarihi itibarıyla görevini bırakıyor.

Son yıllarda Davos’un “100 Medya Lideri Konseyi”nde her yıl bir araya geliyor, sohbet ediyorduk.

Ayrıca Dünya Yayıncılar Birliği Yönetim Kurulu toplantılarına da katılıyordu.

Böylece Bild’in eski genel yayın yönetmeni Kai Diekmann’dan sonra bir dostum daha bu koltuğu bırakıyor.

Belki de kâğıt gazeteler döneminin son büyük yönetici nesli böyle veda ediyor...

ASLINDA MARTY BARON YABANCI DEĞİL BİRÇOĞUNUZ DA İYİ TANIYOR

ASLINDA Marty Baron’u eminim bazılarınız da iyi tanıyor. Oscar alan “Spotlight” filmini seyrettiyseniz, filmin ana kahramanı oydu.

Hani Liev Schreiber’in
oynadığı genel yayın yönetmeni rolünün gerçek kişisi.

Boston Globe gazetesinin genel yayın yönetmeni olarak Katolik kilisesindeki çocuk tacizi olayını ortaya çıkarışlarını anlatıyordu.

Marty Baron işte o olayın üzerine giden cesur gazeteciydi.

Sonra Washington Post’un başına geçmiş ve 9 yıl içinde gazeteyi yeniden eski başarılarına döndüren değişimini yapmıştı.

Amazon’un sahibi Jeff Bezos gazeteyi satın aldıktan sonra iki kişiye dokunmadı.

Genel yayın yönetmeni Marty Baron ve gazetenin kurucu ailesinden olan eş editör Lally Weymouth...

O da Özal döneminden beri iyi dostumdu.

Hatta o günlerde Oray Eğin’le birlikte New York’ta Lally Weymouth’la buluşmuş ve bir yemekte bol bol Washington Post dedikodusu yapmıştık. Marty, gazetelerin birbiri ardına kapandığı bir dönemde haber kadrolarını iki katına çıkarmış ve New York Times’la yine rekabet kulvarına sokmuştu.

Trump’ın en nefret ettiği gazetecilerden biriydi. Duruşu, giyim tarzı, konuşma biçimi ile sıradan bir insandı.

Gazeteciliği de klasikti, ama bir özelliği vardı.

Cesurdu ve klasik gazeteciliği çok iyi biliyordu.

Onunla son sohbetimde Boston Globe’daki çocuk tacizi konusunu da konuşmuştuk.

O günler için “Bu benim değil, gazeteciliğin zaferi” demişti.

Bir arkadaşım daha genel yayın yönetmeni masasından kalkıyor
(Soldan) Ben Bradlee, First Lady Jacqualine Kennedy, Bradlee’nin eşi ve Başkan Kennedy.

İKİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ İKİ GAZETECİ VE ÜÇ DE FİLM

WASHINGTON Post efsane genel yayın yönetmenleri tarafından yönetilmiş bir gazete...

Düşünebiliyor musunuz iki genel yayın yönetmeni üç büyük filminin ana kahramanı oldu.

Marty’i anlatan “Spotlight” filminin dışında iki film daha var.

1976 yılında gösterime giren Alan J. Pakula’nın filmi “Başkanın Bütün Adamları” Watergate skandalını ortaya çıkaran iki gazeteciyi ve genel yayın yönetmenini anlatıyordu.

İki gazeteci Carl Bernstein ve Bob Woodward, genel yayın yönetmeni ise Ben Bradlee idi.

2017 tarihli Steven Spielberg’in “The Post” filmi. Ben Bradlee’yi Tom Hanks oynamıştı.

Gazetenin en parlak dönemlerinde 24 yıl genel yayın yönetmenliğini yapan Ben Bradlee’nin ayrıca çok güzel bir belgesel filmi de yapıldı.

Ben Bradlee 2014 yılında öldüğünde dünyanın bütün ciddi gazetelerinde haber olmuştu.

2 Ocak 2010 günü Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmenliği koltuğundan ayrılırken arkadaşlarıma “That was a good life” demiştim.

Güzel bir hayattı...

O cümleyi
Ben Bradlee’den almıştım.

Emekliyle ayrıldıktan sonra yazdığı kitabın adı
“A Good Life”dı...

Gazetecilikte rol modelimdi.

Bir arkadaşım daha genel yayın yönetmeni masasından kalkıyor
‘Spotlight’ filminde genel yayın yönetmeni rolünü oynayan Liev Schreiber (solda) ve gerçek Marty Baron

SON GÖRÜŞMEMİZDE KAŞIKÇI BANTLARINI KONUŞMUŞTUK

Marty Baron’la son defa 2019 Ocak ayında Davos’ta görüşmüştük.

“Spotlight” filmi, Trump ve Washington Post’un başına geçmesi dolayısıyla Davos’un o yıl en yıldız medya mensubu oydu.

Kongre Merkezi’nde bir panelde konuşmacıydı. Panelin konusu “Kriz dönemlerinde basın hürriyeti”ydi. Tabii ki burada Kaşıkçı olayı da açıldı.

*

“Kaşıkçı olayının iki büyük kahramanı var. Biri Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, öteki de sizsiniz. Tebrik ederim bu olayı çok iyi araştırdınız, takip ettiniz, aydınlanmasına yardımcı oldunuz. Mükemmel bir gazetecilikti” dedim.

*

Sonra kafamdaki asıl soruyu sordum:

“Türk hükümetinin Amerikan yönetimine verdiği konsoloslukta cinayet anında kaydedilen bantları dinleme imkânınız oldu mu?”

Cevabı şu oldu:

“O bantlar tabii ki çok önemli. Ancak o bantlar bize verilmedi, dolayısıyla dinleme imkânım olmadı.”

*

“Sizin bu konudaki şahsi kanaatiniz nedir” diye sordum.

Ona da şu cevabı verdi:

“Bantları dinlememe bile gerek yoktu. Elimizdeki bütün veriler, yaptığımız araştırma şunu açıkça ortaya koydu. Lamı cimi yok adamı öldürdüler, parçaladılar.”

SON DAVOS’TAKİ O TOPLANTI, ESKİ MEDYANIN VEDA SEREMONİSİ MİYDİ

O gün Marty Baron’un da katıldığı ve benim de üyesi olduğum “Dünya Medya Konseyi” toplantısında klasik gazeteciliğin en ağır topları vardı.

*

Reuters: Dünyanın en önemli haber ajansının başkanı Stephen J. Adler.

New York Times: Dünyanın en önemli gazetesinin yayıncısı Arthur Gregg Sulzberger, en önemli köşe yazarı Thomas L. Friedman ve Andrew R. Sorkin.

Washington Post: Genel yayın yönetmeni Marty Baron ve eş editörü Lally Graham Welmouth.

CNN: En ünlü programcısı Christiane Amanpour ve yorumcusu Fareed Zakaria.

Financial Times: Genel yayın yönetmeni Lionel Barber ve dış politika yorumcusu Gideon Rachman.

Wall Street Journal: ‘Editor-at-large’ı Gerard Baker.

BBC: Genel direktörü Lord Anthony William, Baron Hall of Birkenhead.

Le Monde: 
Genel yayın yönetmeni Sylvie Kauffmann.

Süddeutsche Zeitung: Genel yayın yönetmeni 
Wolfgang Krach.

Economist, Time, Bloomberg, Wired, Business Week, Forbes, Fortune, Harvard Business Review, Der Spiegel, Scientific America, New England Journal of Medicine gibi çok ünlü dergilerin genel yayın yönetmenleri.

*

O gün o salonda yeni medyadan da iki isim vardı:

Huffington Post: Genel yayın yönetmeni Lydia Polgreen.

BuzzFeed: 
Genel yayın yönetmeni Ben Smith.

*

Ertesi yılki Davos’a katılamadım.

Bu yıl da pandemi dolayısıyla yapılamadı.

Kim bilir belki de eski medyanın son gövde gösterisiydi o Davos... Salondaki iki yeni medya temsilcisine gelince...

Kim bilir... Belki onlar da medyanın kapanan bir dönemine tanıklık için oradaydı...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku